Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 17 Oca 2008

Anne Babaya Asi Olanlar Cennet Kokusu Alamaz

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2008

123 Anne Babaya Asi Olanlar Cennet Kokusu Alamaz,Günahkarım anne

Anne Babaya Asi Olanlar Cennet Kokusu Alamaz

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e gelerek soruldu:
Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin”
(2) diye cevap verdiler.
Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
“Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır.”(3)
Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
“Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!”(4)

ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ


Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
“Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!”(5)
Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ’ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
–Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
–Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
Kasap da tebessüm ederek:
–Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam’i evine davet etti.
Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
–Bu kadın kimdir? diye sordu.
Kasap da:
–Annemdir, diyerek cevap verdi.
Musa Aleyhisselam:
–Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
–O, devamlı olarak şu sözü söyler: “Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa’ya arkadaş yap” işte bu söylediği söz onun duasıdır.
Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
–Sana müjdeler olsun! Ben Musa’yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur”(6)
Ashab–ı Kiram’dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme’nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame’nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e anlattılar. Sahabeler, Alkame’nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame’nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz’in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
–Oğlun ile dargın mısın?” diye sordu.
Kadın:
–Dargınım ya Resulullah)!” diye cevap verdi.
Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
–Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et” dedi.
Kadın:
–Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
–Nefsim yed–i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
Daha sonra sahabelere Alkame’yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
–Bırakın oğlumu! Allah’ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
Bunun üzerine Alkame’nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
“Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah’ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez.”(7)

ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
* Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
* Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
* İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
* Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
* Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
* Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
* Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala’dan dilemek.
* Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
* Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
* Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
* Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
* Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
* İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
* Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
* Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
* Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
* Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
* Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
* Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
* Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
* Çağırdıkları zaman edeple “Buyur” deyip, hemen yanlarına gitmek.
* Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
* Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
* Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
“Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!”

Dipnotlar:
1– İsra Suresi 23–24
2– Mecmaul Adab
3– Beyhaki, İhya
4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
5– Taberani, İhya
6– Mecmaul Adab
7– Mecmaul Adab

Posted in Ana - Baba Hakkı, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İlginç | 1 Comment »

BILIYOR MUSUN SEN KIMSIN?..

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2008

Fatih sultan

BILIYOR MUSUN SEN KIMSIN?..

SEN,

Sen insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmetsin, iyiligi emreder, kötülükten vazgeçirmege çalisirsin..
çünkü Allaha inaniyorsun.. Fermaninin sahibisin!..

SEN,

Alemlere rahmet olarak gönderilen ve dehsetli mahser günü herkesin Nefsi! Nefsi! diye çirpinacagi bir zamanda, secdelere kapanip; ümmetimi isterim Ya Rab!..
ümmetimi bagislamadikça kalkmam diye feryad edecek olan Habib-i Kibriyanin ümmetisin!..

SEN,

Resulullahin ashabina; Orduya yardim ediniz dedigi zaman, bütün servetini alip getiren ve Peygamberin çocuklarina ne biraktin?.. sorusuna; Allahi ve Resunu biraktim Ya Resullullah! cevabini veren Hz. Ebubekirin yolundasin!..

SEN,

Devlet reisi oldugu halde, içi su dolu bir tulumu sirtina yüklenerek halk içinde dolasan ve oglunun; Babacigim, niçin böyle yapiyorsun? sorusuna; Oglum! Nefsimi biraz begenir gibi oldum..
Onu zelil etmek, gururumu kirmak istiyorum diyen Koca “ömerin” izindesin!

SEN,

Müslümanlar arasinda açligin ve kitligin hüküm sürdügü bir zamanda Samdan kendisine ait zeytinyagi, üzüm ve bugday yokla olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden “Hz. Osmanin ardindasin!..”

SEN,

Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açikça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve Allah Resulu Neden böyle yaptin ?sualine Belki Allah bunlarin birini olsun kabul eder düsüncesiyle diyen “Hz. Aliyi takip edensin!”

SEN,

Allah yolunda cihada çikan ve karsisinda ATLAS Okyanusunu görünce, devesini dizlerine kadar denize sürerek, kilicini çekip; Ya Rabbi! Sahid ol! “neme su uçsuz bucaksiz derya çikmasaydı senin sanini daha ileriye götürürdüm! diyen “mücahidlerin” pesindesin!..

SEN,

40 sene yatsi abdestiyle sabah namazini kilan Imam-i azamlarin, Malazgirt Ovalarinda Allah Allah sesleriyle at kosturan ve Anadolu kapilarini müslüman Türklere atan “Alp Arslanlarin” arkasindasin!..

SEN,

Misafir kaldigi evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; Biz Kuranin bulundugu odada ayaklarimizi uzatip yatmaktan haya ederiz diyen “Osman Gazilerin torunusun!”..

SEN,

Resullullahin müjdesine nail olup, küfrün dogu kalasini, istanbulu fethederek Islama teslim eden, yeni bir çag atlatan Fatihlerin, dünyayi müslümanlardan baskasina dar gören “Yavuzlarin, karalarin- denizlerin hakani Kanunilerin neslisin!”..

SEN,

Istanbulda okumaya basladigi Ezan-i Muhammediyeyi, çaldiran ovalarinda bitiren, Tunada aldigi abdestin namazini Afrika çöllerinde kilan, Hazer kiyilarinda getirdigi tekbir seslerinin yankilarini Viyana kapilarinda duyan “kahramanlarin evladisin!..”

SEN,

Vatanini, mukaddestini müdafaa ederken düsman kursunlarinin darbeleriyle bagirsaklari delik-desik disariya firlayan ve bir eliyle onlari karnina iterken, diger eliyle gögsünden bir baska kursunu eliyle çikarip, yaninda bulunan arkadasina; Al arkadasim! Sag olur da dönersen, su kursunu ogluma ver! Ve Ona de ki; Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve Oda ayni sekilde ogluna aktarmazsa hakkimi helal etmem! dedi diye ulvi ruh örnekleri veren “sehitler kafilesinin çocugusun!..”

ISTE SEN BUSUN!..

Bu altin halkalara eklenebilecek daha binlerce halka içerisinde;

Senin cevherin, aslin astarin, esasin budur iste!..

Sen bu kapilar disinda baska bir kapini insani,

Bu altin halkalar disinda baska bir halkanin esiri olamazsin!

Namazsiz, niyazsiz, maneviyatsiz, ruhsuz, köksüz, kozmopolit, satilmis olamazsin!

Allahsiz, Peygambersiz, Kitapsiz olamazsin!

Bana dokunmayan bin yil yasasin!Neme lazim Evimden uzak

Her koyun kendi bacagindan asilir gibi yahudi sizlerini agzinin sakizi yaparak, mücadele ve hizmet azmini yitiremezsin!

Komsun aç iken, sen tok gezemezsin!

selamin yasak kildigi günah yuvalarinda vaktini ldaremez, aile fertlerini batinin kokusmus hayat tarzina uyduramazsin!
Yavrularini çagdas asrin zihniyetine terkedip, cehenneme talip olamazsin!

Sen kainatin en üstün varligi olarak yaratildin, buna layik olarak cennet bahçelerine talip olmalisin..

Hem burada… Hem orada..

inşallah bu temiz ecdadımızın izinden gidenlerden oluruz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Leave a Comment »

EZAN OKUYANIN VE DİNLEYENİN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2008

2ezan,minare,minarat,adhan,

EZAN OKUYANIN VE DİNLEYENİN DİKKAT EDECEĞİ HUSUSLAR

Ezan okuyanın dikkat edeceği hususların yanında dinleyenin de uyması gereken hususlar vardır:

1) Ezan okunurken konuşulmaz. Hattâ Kur’ân-ı Kerîm okuyan bir kişi ezan başladığında okumayı bırakıp ezanı dinler.

2) Ezan’ı dinleyen müslüman, müezzinin okuduğu ezanı tekrar eder ve böylece o da ezan okunmuş olur. “Hayya ala’ssalâh” ve “Hayya alalfelâh” cümlelerinde “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur)” der. Sabah ezan’ında müezzinin “essalâtü hayrün mine’n-nevm” cümlesine “sadakte ve berirte (doğru söylüyorsun)” diye karşılık vermesi sünnettir.

3) Ezanı işiten kişi cünüp de olsa yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirir. Ancak hayızlı ve nifaslı olan kadınlar bunun dışındadır.

4) Ezanın bitiminde dinleyen kişi ezan duasını okur.

Allahumma Rabbe hezihi’d-da’ vati’t-tamme ve’s-salati’l-kâime âti seyyidina Muhammeden el-vesilete ve’l-fazilete ve’b-ashû makamen mahmuden ellezi vaadtehu inneke la tuhlifu’lmi’ad.

“Ey bu üstün çağrının ve hazır namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed ‘e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu kendisine vadetmiş olduğun övülmüş makama eriştir. Zira sen vaadinden dönmezsin “

Bunların dışında ezan hakkında şu hususları belirtelim:

Cuma namazında bir dış bir de iç ezan okunur diğer namazlarda her vakit için bir defa ezan okunur.

Ezan ile kametin arasını biraz uzatmak gerekir ki namaza geç kalanlar cemâate yetişebilsin.

Caminin dışında bir yerde de ezan okunabilir, ikamet getirilerek cemâatle namaz kılınabilir.

Kaza namazları için de ezan okunabilir, ikamet getirilebilir. Bayram, Vitir, teravih ve cenaze namazları için ezan okunmaz.

Ezan Vacib derecesinde sünneti müekkeddir.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Fetvalar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye | 4 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: