Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 05 Oca 2008

Robert Kolej’in yeri kimindi, kimler niçin satın aldı?

Posted by Site - Yönetici Ocak 5, 2008

 

Robert Kolej’in yeri kimindi, kimler niçin satın aldı?

 

Fâtih Sultan Mehmed Hân (kuddise sırruh) hazretleri, İstanbulu fetih için ilk adımı şimdiki Rumelihisarının bulunduğu yeri almakla atmıştır.

Rivâyete göre Bizans Kralı Konstantin‘den bir manda derisi kadar yer istemiş. O muvâfakat edince de, irice bir mandanın derisini saraçlara ince bir sicim şeklinde kestirip bir uçtan diğerine Rumelihisarı arâzisini ölçerek sözünde durmuş.

Garip tecellîdir ki, asırlar sonra İstanbul‘da Hıristiyanlar’ın hususi mülkü olan yer de yine bu arâzîdir. Osmanlı’nın son dönemlerinde Hisar çevresindeki bu bölge, tamamen Ahmet Vefik Paşa‘nın arâzîsi imiş. Hatta bu yüzden oraya Vefik Paşa Mahallesi diyenler bile çıkmıştır. Robert Kolej‘in açılması için izin çıkınca bazı adamlar, o zaman Paris’te sefîr olarak bulunan Vefik Paşa’yı ziyaret ile Rumelihisarı’ndaki arâzîsine büyük ücretler teklif etmişler. Ancak o, gayret-i dîniyye ve milliye ile, burayı yabancıya satmayacağını söylemiş. Abdülhak Şinâsi Hisar‘ın Geçmiş Zaman Fıkralarına göre Paşa, sefâretten dönüp de İstanbul’da baba mirası olan konağı harâb olunca buraya taşınmış… Yazın Hisar’a bitişik konağında, kışın da sâhildeki yalısında kalmaya başlamış. Eşyası eski, boyası dökülen bu konak ve yalıda yıllarca oturan Vefik Paşa, ömrünün sonlarında ciddî biçimde maddî sıkıntılara düşünce, papazlar yine kapısını çalıp arâzîyi kendilerine satması teklifini tekrarlamışlar.

Paşa, bu sefer teklifi geri çevirememiş ve şimdiki Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu arâziyi, sâhilden taa Hisar’ın sırtlarına kadar Robert Kolej’e satmaya râzı olmuştur.

İstanbul‘a Robert Kolej‘i açmak isteyen papaz ve rûhanî liderlerin, bu arâzî için ısrarcı davrandıkları ve Osmanlılar Bizans’ı ilk defa buradan başlayarak elde ettiler; biz de aynı yerden başlayarak Osmanlı’yı ele geçireceğiz dedikleri de rivâyetler arasındadır.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Türkiye | Leave a Comment »

Kadınlarla El Sıkışmak

Posted by Site - Yönetici Ocak 5, 2008

Kadınla Erkeğin Tokalaşması Caiz Midir

Kadınlarla El Sıkışmak

Peygamberimiz kadınlarla el sıkışmamıştır. Kendisine her hususta uyup itaat edeceklerine dair biat eden erkeklerle müsafaha yapmış, fakat kadınların ellerine dokunmamıştır.
Onlardan sadece dilden almış ve bir kaba su koydurarak, kadınlara o kabın içine ellerini sokmalarını söylemiştir. Onlar o kabın içine sokmuşlar, Peygamberimiz de onların ellerini soktukları kaba ellerini sokmuştur. Sözleşme alması böyle olmuş ve asla kadınların ellerine dokunmamıştır.
Allah Resülü kadar nefsine hakim olacak kimse bulunmadığı halde, o yüce Peygamber kadınlarla musafaha yapmamış (el sıkışmamış) ümmetlerine en doğru ve herkesin ortak
olacağı yolu göstermiştir. Aklı olan ibret alır, nefse uyan, yolda kalır.

Bazı kimseler, kalblerinin temiz olduğunu ileri sürerek, Resülüllah efendimizin yapmadığı işleri işlemeye devam etmektedirler. Bu iddianın sahipleri için iki ihtimal mevcuttur:

Ya bu gibi laflarla asıl maksatlarını gizleyip, nefsani arzularının devamını istemektedirler.
Bu ihtimalde, hem elin zinası, hemde dilin yalanı vardır.

Veya erkeklik duygusundan mahrumdurlar. Bunun üçüncü ihtimali yoktur.

Bir elektrik sobasının fişi prize takıldığı zaman, tellerde kopukluk yok cereyan da varsa, muhakkak ocakta kızma ve çıtırdamalar başlayacaktır. Bunun aksini düşünmek, gündüze
gece demek kadar abestir.

Kadın sahabilerden Ümeyme binti Rukayka anlatıyor:
Bir kaç kadın, biat etmek üzere Resülüllah (s.av.)’e geldik.
Bizden, Mumtehine süresi, ayet 11 de sayılan maddeleri kabul etmemizi istedi. Biz de kabul ettiğimizi söyledik. Bize “Elinizden geldiği gücünüzün yettiği kadar, bunları yerine getirin,” dedi. Biz de Allah ve Resülü, bizi bizden daha çok kayırıyor, dedik ve ” Ya Resülallah, elimiz sıkmayacak mısın?” dedik. Resülüllah ” Ben, kadınların elini sıkmam,
bir kadın için ne demişsem yüz kadın için de aynıdır,”buyurdu.

Her yönüyle izdivaç ve mahremiyetleri

Ali EREN

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Peygamber Aşığı İmam-ı Busirî

Posted by Site - Yönetici Ocak 5, 2008

İmam-ı Busirî Kimdir,The Maqam of Imam al-Busiri (q.s.) copy

Peygamber Aşığı İmam-ı Busirî

İmâm-ı Bûsirî Hazretleri, mîlâdî 1296’da vefat etmiş, fesâhat ve belâgatta eşsiz büyük bir şâirdir.

Bir gün evine giderken yolda nûr yüzlü bir ihtiyara rastlar. Yaşlı zât ona:

“-Yâ İmam! Bu gece rüyanda Rasûlullâh’ı gördün mü?” diye sorar. İmam-ı Bûsirî:

“-Hayır görmedim” diye cevap verir.

Bu konuşmadan sonra, İmâm-ı Bûsirî’nin gönlüne Hazret-i Peygamber’in aşk ve muhabbeti düşer. O gece rüyasında Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-‘i görür ve uyanınca içinin neşe ve huzurla dolduğunu fark eder.

***

Daha sonraları vücudunun yarısı felç olur. Yürüyemez ve hareket edemez duruma düşer. O zaman Peygamber Efendimiz’i metheden meşhur “Kasîde-i Bürde”sini yazar. Bu kasîdesi hürmetine Cenâb-ı Hak’dan şifâ diler. Kasîdeyi bitirdiği gece, yine rüyasında Hazret-i Peygamber’i görür ve kasîdeyi O’na okur.

Tamamı 161 beyitten ibâret olan Kasîdenin 51. beytini okuduktan sonra, ikinci mısrayı hatırlayamayarak takılır kalır. Bunu üzerine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:

“-Oku yâ İmâm!” diye buyurur. İmâm Bûsirî:

“-İkinci mısrayı hatırlayamadım yâ Rasûlallâh!..” der. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ikinci mısrayı ona okuyarak hatırlatır.

İmâm-ı Bûsirî kasîdeyi okurken, Peygamber Efendimiz mübarek vücutlarını sağa sola hareket ettirerek muhabbetlerini izhâr buyuruyorlarmış.

Kasîdenin tamamen okunmasından sonra Rasûlallâh -sallallahu aleyhi ve sellem- mübarek elleriyle İmâm-ı Bûsirî’nin felçli uzuvlarını mesh eder. Ne derin bir muhabbetin eseridir ki, İmâm-ı Bûsirî uyandığı zaman, hastalıktan kurtulup şifâya kavuştuğunu görür ve Allâh’a şükreder.

O gecenin sabahında sıhhatine kavuşmuş olarak ve sürûr içinde camiye giderken, yolda Şeyh Ebû Recâ Hazretleri’ne rastlar. Şeyh Ebû Recâ ona:

“-Yâ Bûsirî! Fahr-i Âlem’i medh ettiğin kasîdeyi getir.” der. İmâm-ı Bûsirî:

“-Rasûlallâh Efendimizi medh eden kasîdelerim pek çok. Hangisini istiyorsunuz?” diye sorar. Bunun üzerine Şeyh Ebû Recâ:

Selem yârânını sen yâdına aldın da mı?
Gözlerinden akan yaşa karıştırırsın demi?..”

diye başlayan kasîdeyi istiyorum. Çünkü sen onu rüyanda Hazret-i Peygamber’in huzurunda okurken ben de dinliyordum ve Hazret-i Peygamber’in çok memnun olduğunu gördüm.” der.

Bu kasîdeden daha hiç kimsenin haberi olmadığını bilen İmam-ı Bûsirî, hayretler içinde kalır ve kasîdesini büyük bir hürmetle Şeyh Ebû Recâ’ya takdîm eder.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslam Alimleri | Etiketler: | 4 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: