Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İLK PUTÇULUK

Posted by Site - Yönetici Aralık 11, 2007

İLK PUTÇULUK

İnsanlığın ilk devirlerinde, sanıldığı gibi insanlar putperest değillerdi. Saf ve duru bir yaratıcı inancları vardı. Zamanla bu inanış dejenere olmuştu. Hazret-i Âdem’den Hazret-i Nuh’a kadar olan dönemde putperestlik yaygın değildi. Ancak, Nuh kavminde işler değişti. Bu kavmin dindarlıkta temayüz etmiş; Vedd, Suva, Yeğus, Yeuk ve Nesr isminde beş önemli şahıs vardı. Bunlar bin nakle göre İdris aleyhisselamın eshabıydılar. Birbiri ardınca vefat etmeleri büyük üzüntü meydana getirdi. Geride kalanlar da onların hatırasını canlı tutmak amacıyla onlara benzeyen beş heykel yaptılar. Zaman zaman heykelleri ziyaret eder, o Sâlih insanların nasihatlerini birbirlerine anlatırlardı. Ne var ki bir kaç nesil sonra gelenler, sözkonusu heykelleri putlaştırarak tanrı ilan ettiler. Artık putperestlik bu topluluğun resmi dini olmuştu. İnanç sapkınlığı ahlaki ve sosyal çözülmeyi di beraberinde getirince Allahü teala Nuh aleyhisselamı peygamber olarak onlara gönderdi.

H.Z NUH`UN PEYGAMBERLİĞİ


Nuh aleyhisselam işte bu topluluğun içinde doğmuş ve yetişmiş birisiydi. O, yeryüzüne gönderilmiş ilk Resuldür. Gerçi peygamberlik müessesesinden haberdar olan ve kendilerini ibadete verip peygamberlik beklentisinde olanlar vardı. Fakat bu şerefin bir rivayete göre marangoz olan ve mütevazi bir hayat süren Nuh aleyhisselama verilmesi, ilahi gayeyi kavrayamayan o insanları da tepkiye sürükledi. Bununla da kalmayarak putperestlerin safına geçmişlerdi. Öyle ki hanımı ve öz oğlu da Nuh aleyhisselama inanmıyorlar ve onu yalancılıkla itham ediyorlardı.

Böylece tüm halk Nuh aleyhisselamı yalanlamakla kalmıyor, onu horluyorlardı. Çocuklara taşlatıyorlar, Nuh aleyhisselamı dövdürüyorlardı. Bu topluluğun içinde bulunan ve Hazret-i Nuh’a inanan 80 kadar mü’mine de çeşitli işkencelerde bulunuyorlardı. Böyle davrandıkları takdirde ilahi gazapla karşılaşacakları ihtar edildiğinde ise; “Bunca senedir seni yalanladığımız halde her hangi bir azap gelmediğine göre sen yalancının birisin. MÂdem ısrar ediyorsun, korkuttuğun azabı getir” diye açıkça meydan okuyorlardı.

Nuh aleyhisselam, peygamberliğin verdiği engin şefkat ve merhametle mütecavizleri yatıştırmaya çalışıyor, “Allahü teala dilerse o azabı başınıza getirir. Siz bu konuda Rabbimi engelleyemezsiniz. Yine onun izni olmadan, size ne kadar nasihat etsem de faydasızdır. O sizin Rabbinizdir. Mutlaka ona döneceksiniz” diye nasihat ediyordu.

Nuh aleyhisselamı davasından vazgeçiremeyeceklerini anlayan topluluk, bu sefer işi öldürme tehtidine kadar vardırdı. Artık iyice artan baskılar karşısında Hazret-i Nuh Rabbine yalvardı; “Rabbim, yeryüzünde inkarcı bırakma. Dorusu bu inkarcıların, sana inanan bir avuç insanı da yoldan çıkarmasından korkuyorum. Rabbim, beni, annemi, babamı ve sana inanan erkek ve kadınları bağışla. Yalnızca zalimleri yok et.”

GEMİNİN İNŞASI

Nuh kavmi Nuh’a demiş; Gemin kızakta kalır Devran göstermiş ki; kimler tuzakta kalır.
Yapılan duaların akabinde Allahü tealanın emirleri gelir; “Ey Nuh, önceden sana iman edenlerden başka, kavminden hiç kimse iman etmeyecek. O halde sana yapılanlara kederlenme … Bizim vahyimizle bir gemi yap. Zulmedenler hakkında da şefkate kapılıp azabın kaldırılması için sakın dua etme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”

Bu emirler üzerine, Nuh aleyhisselam hemen harekete geçer. O zamana kadar görülmemiş boyutlarda olan geminin planlarını bizzat Cebrâil aleyhisselam bildiriyor, Nuh aleyhisselam da kendisine iman edenlerle beraber gemiyi inşa ediyordu. Kur’ân-ı Kerîm’in buyurduğu şekliyle gemi; elvahlı ve düsurlu idi. Elvah; levhin çoğuludur. Levh de tahta gibi yassı şeylere verilen isimdir. Düsur ise; disarın çoğuludur. Geminin parçalarını birbirine bağlayan nesne (çivi, halat, perçin vb.) anlamlarına gelmektedir. Müfessirler bu bilgilerden geminin, birbirine raptedilmiş tahta plakalardan inşa edildiğini söylemişlerdir.

Geminin inşası hızla sürerken putperest topluluk müminlerle alay ediyorlardı. Bu kadar büyük bir geminin yüzemeyeceğini iddia ediyorlardı. Bununla da kalmayıp geceleri geminin içine girip ihtiyaçları gidermek suretiyle pisletiyorlardı.

Hazreti Nuh’un Gemisi Nasıldı?

Peygamberler, göstermiş oldukları mucizelerle hem dâ­valarını ispat etmişler, hem de maddî terakkinin rehberi ol­muşlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de peygamberlerin muci­zelerine yer verilmekte, insanlara o mucizelerin benzerlerini yapmaları için yol gösterilmekte, teş­vik edilmektedir, insanoğlu, zamanla peygamberlerin mucizelerinin benzerlerini taklit etmişler, ama hiçbir zaman mucizelerin aynısını yapmaya güç yetirememişlerdir. Hazret-i Musa’nın (a.s.) asasını yere vurmak suretiyle fışkırttığı suyu, insanlar sondaj aletleriyle çıkardılar; ancak kuru bir ağaçla bunu yapmayı henüz başaramadılar, başarmaları da mümkün değildir.

Hz.Nuh’un (a.s.) gemisi de bir kudret mûcizesidir. Bilin­diği üzere Cenâb-ı Hak, Hz.Nuh’u (a.s.) putperest olan kavmini imana davet etmesi için peygamberlikle vazifeli kılmış, ancak kavminin bunu kabul etmemesi üzerine bir gemi yapmasını emretmişti.

Daha önce hiçbir gemi yapılmamış olduğundan, bu ilk gemiyi yapmak Hazret-i Nuh için çok zordu. Ancak Ce­nâb-ı Hak, ona nasıl yapacağını vahyetti ve Hz.Cebrail’i de “yardımcı” olarak gönderdi.

Hazret-i Nuh, Hz.Cebrail’in (a.s.) ve kendisine inanan mü’minlerin yardımıyla iki veya dört yıl içinde geminin ya­pımını tamamladı.1 insanoğlunun yapmış olduğu bu ilk ge­miyi Cenâb-ı Hak, Hz.Nuh’un (a.s.) eliyle insanlığa hediye etti.2

. Hz.Nuh’un (a.s.) yaptığı bu geminin büyüklüğü hakkın­da çeşitli rivayetler vardır. Doğrusu, Hz.Nuh’a inanan sek­sen mü’minle bunların ihtiyaç maddelerini ve orada mev­cut olan hayvanlardan birer çift alabilecek büyüklükte oldu­ğudur. Bunun yanında geminin üç katlı olduğu da rivayet edilir.3

Ama bu gemi için asıl mühim olan husus, onun alelade yelkenli bir gemi olmayıp, buharlı bir vapur olduğudur.

Asrımız müfessirlerinden Elmalılı Hamdi Yazır, “Niha­yet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakit” 4 mealindeki âyet-i kerimede geçen “tennur” ve “feve­ran” kelimelerinden hareketle bu geminin buharlı olduğu­nu söylemektedir.

Âyette geçen “tennur” kelimesine müfessirler, çeşitli mâ­nâlar vermişlerdir. Pekçok müfessir, “tandır” mânâsına ge­len “tennur” kelimesini hakiki mânâda kullanmışlardır. Tandır, meşhur manâsıyla üstü kapalı ocak demektir. Bu “tandır”in Hz.Nuh’a ait olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Havva validemizin ekmek pişirdiği tandırdır, diyenler de bulunmaktadır.5

Elmalık Hamdi Yazır ise, “tennur” ve şiddetli kaynamak ve fışkırmak mânâsına gelen “feveran” kelimesini ele ala­rak farklı bir yorum getiriyor ve şöyle diyor:

Bir gemiden bahsederken, tam ocak feveran ettiği sıra­da ‘yürü emri’ verildiğini işittiğimiz zaman, o geminin ha­rekete hazır vaziyette olduğunu anlamakta hiç tereddüt et­meyiz. Lâkin gemiyi görmemiş olanlar, buna intikal ede­mezler ve ‘Acaba bu ocak feveranı ne demektir? Bu olsa olsa bir işarettir’ seklinde düşünmekte mazur olurlar.” 6

Geminin yelkenli olmayıp buharlı olduğuna işaret eden diğer bir delil de, “gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgaların arasından akıp gidiyordu.” 7 mealin­deki âyet-i kerimedir. Bu âyetten, dağlar gibi dalgalar ara­sında aylarca yol alan bir geminin alelade bir gemi olma­yacağı anlaşılıyor.

Netice olarak; Hz.Nuh’un (a.s.) yaptığı geminin buharlı olması hiç de akıldan uzak değildir. Daha önce de belirtti­ğimiz gibi, peygamberlerin mucizeleri, hem onların dâva­larına bir delil olması, hem de insanları maddeten yüksel-, meye teşvik etmesi için verilmiştir. Cisim ve cismânî olma­dığı için, zaman ve mekânın kaydı altına girmeyen Cenâb-ı Hakk’ın Hz.Nuh’a (a.s.), değil buharlı bir va­purun plânını vermiş olması; insanoğlu mucizeye yetişemeyeceğine göre, kıyamete kadar keşfedile­cek olan en modern gemiden daha mükemmel bir geminin plânını vermiş olması dahi elbette müm­kündür, ü

KAYNAKLAR:

1. Hud Sûresi, 26-39; Hülâsatü’1-Beyan, 6: 2338.
2. Sözler, s. 236-237
3. Hülâsatü’l-Beyan, 6:2338
4. Hud Sûresi, 40
5. Fahreddin Râzî, Tefsir-i Kebir, 17: 225
6. Hak Dini Kur’ân Dili, 4:2780-2781
7. Hud Sûresi, 42

Bir Yanıt “İLK PUTÇULUK”

  1. Resul said

    Gerçekten çok güzel bir site yapmışsınız elinize saglık

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: