Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 04 Ara 2007

HZ. SÜLEYMAN

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2007

HZ. SÜLEYMAN

Peygamberler içerisinde hem manevi bakımdan peygamber,hem de maddi bakımdan hâkimiyet süren tek peygamber Süleyman peygamberdir.[1]

Süleyman peygamber insanlar,cinler,şeytanlar ve hayvanlar üzerinde hakim idi. 40 sene maddi ve manevi bir saltanat sürmüştür. Kendisine inanmayan cin ve insanları meşakkatli işlerde çalıştırırdı. Dediğini yaptırırdı.

Cinler gaybı bildiklerini iddia ederlerdi. Cenâb-ı Hak onlara bilmediklerini bildirmek üzere,onlar işlerinde çalışırken Süleyman peygamber de asasına dayanmış onlara nezaret etmekteydi. Bu durumda iken vefat eder. Bu vaziyette birkaç gün geçmesine rağmen öldüğünden haberdar olmazlar. Ancak bir ağaç kurdunun âsa-yı,bastonu kemirmesiyle düşmesi sonucu öldüğünü anlar,kendi kendilerine hayıflanarak,Süleyman peygamberin çoktan ölmüş olmasına rağmen gereksiz yere birkaç gün çalışıp yorulduklarını ifade ederler. Böylece gaybı bilmediklerini anlamış olurlar.

Kendisinden sonra oğlu yerine geçer.

Mu’cizeleri ise:

1) Vasıtasız olarak havaya binerek iki aylık yolu bir saat da alırdı. Bununla insanların böyle bir şeyi yapıp en uzak yerleri yakınlaştırabileceklerinin mümkün olduğu mesajını vermiş olmaktadır.

2) Bakırı eriterek bir çok şey yapardı. Zamanımızda da bakırın bir önem arz edip gerek süs eşyası,gerekse de bir çok alanlarda kullanılmış olması o peygamberin sanatının bildirilmesi onu hala canlı tutmaktadır.

3) Kuş dilini bilmiş olması. Kuşlardan istifade cihetinin mümkün olduğu ve onlardan yararlanılabileceğini de hatırlatmış olmaktadır.

4) Cin,şeytan ve kötü ruhları zor işlerde çalıştırması da,insanlarca onların kendi işlerinde kullanılabileceğinin mümkün olduğunu ifade eder.

5) Kendisi Filistin yöresinde bulunup Yemen’den Belkıs adındaki kraliçenin tahtını aynıyla bir anda göz açıp kapayıncaya kadar gibi bir zaman süresi içerisinde getirtmesi ve Kur’anın bu olayı bize haber vermesiyle ona inanan,onu kendine örnek alan insanların da en uzak bir yerdeki cismi görüntüyle getirdikleri gibi,aynıyla da getirebileceklerinin mümkün olduğu işaretini vermiş olmaktadır.

12-5-1997 Mehmet ÖZÇELİK


[1] Nisa.163,En’am.84,Enbiya.78,81-82,Neml.15-44,Sebe’.12-20,Sad.30-40,Yusuf.54-56.bAK.Maarif.22.

Posted in H.z Süleyman, Peygamberler | 1 Comment »

Peygamberliği ve Tevhidî Mesajı, Efsâne ve Masal Ögelerinin Gölgelemesi – 3

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2007

Peygamberliği ve Tevhidî Mesajı, Efsâne ve Masal Ögelerinin Gölgelemesi – 3

Hz. Süleyman kıssası ile ilgili sayılamayacak kadar uydurma rivâyetler vardır. Bunların tümünü nakletmek belki yüzlerce sayfalık roman kaleme almak olacaktır. Başka bir örnek daha verelim ve bazı masalcıların uydurduklarını sahâbenin ileri gelenlerinin rivâyeti olarak sunarak, bir taşla birkaç kuş birden vurduklarını veya onları da akılsız ve dini bilmeyen veya bildiği halde hurâfelere sarılan, vahye ters düşen kişiler gibi gösterdiklerini belirtmiş olalım:

İbn Abbas, Hz. Ali, Said İbnu’l Müseyyeb ve Zeyd bin Eslem gibi kişilerden rivâyete göre Hz. Süleyman, yüzüğünü parmağına takınca şeytanlar, cinler, insanlar, kuşlar, vahşi hayvanlar ve rüzgâr hemen kendisine gelip baş eğdiler. Bir gün, nasılsa Süleyman (a.s.)’dan yüzüğü almış (çalmış) olan şeytan da kaçıp deryanın ortasındaki bir adaya sığındı. Hz. Süleyman onu yakalatmak gayesiyle emrine âmâde olan diğer şeytanları gönderdi. Şeytanlar “biz onu yakalayamayız, yalnız haftada bir gün adada mevcut bir kaynağa su içmeye gelir. İşte o vakit sarhoş ederek yakalamak mümkündür” dediler. Süleyman (a.s.) pınarın suyunu boşalttırıp yerine şarap koydurdu. Şeytan belli gününde pınara geldi; baktı ki şarap akıyor. “Vallahi ben biliyorum ki sen güzel ve hoş bir içkisin; lâkin içilince yumuşak huylunun aklını başından alır, hırçınlaştırırsın; câhilin de cehâletini artırırsın” dedi. Bir hayli gezip dolaştıktan sonra tekrar geldi ve yine aynı şeyleri söyledi. Çok susamış olduğu için eğilip içti ve sarhoş oldu. İşte tam bu sırada kendisine Hz. Süleyman’ın yüzüğü gösterildi. Yüzüğü görünce “başüstüne!” deyip boyun eğdi. Hz. Süleyman’a getirdiler. Hz. Süleyman onu bağlattırıp bir dağa sürgün etti. Rivâyete görü sürgün yeri “Cebelü’d-Duhan (Duman Dağı)’dır. Ve yine rivâyete göre, bu dünyada görülen duman ve sisler bu şeytanın nefesidir; dağlardan çıkan sular da idrarı (küçük abdesti)dir. İsmi Âsaf ve Habkık olarak bildirilen bu şeytanın yakalandıktan sonra demir bir sandığa konulup kapağının kilitlendiği ve mühürlenip denize atıldığı ve kıyâmete kadar denizde kalacağı söylenmiştir (en-Nesâî, Tefsir; Taberî, Tarih; ez-Zemahşerî, Tefsir; Kurtubî, Tefsir; İbn Kesir, Tefsir).

Hz. Süleyman’ın yüzüğünün şeytanın eline geçmesi ve muayyen müddet için mülkünde tasarruftan menedilmesi yolundaki rivâyetleri tamamlar nitelikte olan bu rivâyet de itimada şâyân değildir. Eğer rivâyetin İbn Abbas ve Hz. Ali gibi kişilere ait oluşu doğru ise (ki böyle kabul etmek, onları tanımamaktır), bunlar, haberi ehl-i kitaptan almışlar demektir. Ehl-i kitap da besbellidir ki, Hz. Süleyman’a yalan nisbet ediyorlar (İbn Kesir, Tefsir). Her ne kadar İbn Cerîr et-Taberî bu rivâyetlerden bazısını kuvvetli bir isnadla Nesâî tarafından tahriç edildiği gerekçesiyle takviyeye taraftar ise de buna da itibar edilmez. Zira bu gibi mühim konularda sadece senedin kuvvetli olması yeterli değildir (el-Kasımî, Tefsir). Hadisin muhtevâsını da düşünmek gerekir. Yazının devamını oku »

Posted in H.z Süleyman, Peygamberler | 1 Comment »

Peygamberliği ve Tevhidî Mesajı, Efsâne ve Masal Ögelerinin Gölgelemesi – 2

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2007

Peygamberliği ve Tevhidî Mesajı, Efsâne ve Masal Ögelerinin Gölgelemesi – 2

Hz. Süleyman’ın Kürsüsüne Atılan Ceset: “Andolsun Biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik, sonra o, yine eski haline döndü.” (38/Sâd, 34). Kürsüye atılan “ceset” konusu müfessirleri çok meşgul etmiş ve buna dair birçok değişik izahlara ve Bin bir gece masalları”nı aratmayacak masalımsı unsurlara yer verilmiştir:

a- Rivâyete göre Hz. Süleyman’ın Cerâde isimli bir hanımı vardı. Günün birinde bu kadının akrabalarından biri ile bir başkası arasında dâvâ konusu bir mesele ortaya çıktı. Hz. Süleyman, kendisine arzedilen bu dâvâda tarafsız davranmakla birlikte Cerâde’nin akrabasının haklı çıkmasını arzu etti. Kalben de olsa bu iki kişi hakkında tarafsız davranmadığı için cezaya çarptırıldı. Allah vahiy yoluyla kendisine: “Yakında sana bir belâ gelecektir” dedi. Hz. Süleyman bu belânın kendisine gökten mi, yerden mi geleceğini bilmiyordu.

b- Hz. Süleyman’ın hanımları arasında Cerâde’nin seçkin bir mevkii vardı. Bu hanım bir gün Hz. Süleyman’a: “Kardeşimle falan kimse arasında bir dâvâ vardır. Senin, kardeşim lehinde hüküm vermeni arzu ediyorum” şeklinde bir teklifte bulundu. O da: “Peki” dedi. Fakat, hanımına söz vermekle birlikte yine de tarafsız davrandı. İşte Hz. Süleyman bu konuda söylediği “söz” sebebiyle belâya uğradı.

c- Hz. Süleyman, Cerâde’yi, yaptığı bir savaş sonunda esir etmiş ve kendine hanım olarak almıştı. Bir kral kızı olan bu kadın, Hz. Süleyman’ın eşi olduktan sonra müslüman olmuş, yani Hz. Süleyman’a iman etmişti. Yalnız gece gündüz devamlı ağlar ve ağlaması bir türlü bitmezdi. Süleyman (a.s.) ona bir gün niçin ağladığını sordu. O da: “Babamı ve onunla beraber olduğu anları düşünüyorum. Ne olur, şeytanlara emretsen de, evimin içinde babamın heykelini yapsalar, ben de onunla teselli bulsam” dedi. Hz. Süleyman bu isteği kabul etti ve heykel yapıldı. Hz. Süleyman evden çıkınca Cerâde ve hizmetçileri bu heykele taparlardı. Hz. Süleyman’ın evinde bu hal 40 gün devam etti. Hz. Süleyman işin farkına vardıktan sonra heykeli kırdı ve hanımını da cezalandırdı. Sonra da evinde cereyan eden bu halden dolayı Allah’a tevbe ve istiğfarda bulundu. Bu hâdiseden sonra şeytan Hz. Süleyman’ın yüzüğüne musallat oldu ki, olay Vehb bin Münebbih’e göre şöyle cereyan etmiştir:

Haberi olmadan evinde puta tapılmasını müteâkip Hz. Süleyman temiz elbiseler istedi. Kendisine, ipleri bâkirelerce eğrilmiş, aybaşılı ve lohusa olan kadının eli değmemiş elbiseler getirildi; bunları giyip tek başına bir çöle gitti. Emri ile çölün belli bir yerine kül serpildi. Allah’a tevbe etmek kasdıyla küle yatıp yuvarlandı. Ağladı, duâ etti, istiğfarda bulundu. Ve “Yâ Rab, Dâvud hânedanına Senden bakasına ibâdet etmek yakışmaz; evlerinde Senden başkasına el açılmaz!” dedi. Bu hal akşama kadar devam etti. Akşam vakti evine döndü. Hz. Süleyman’ın Emine isminde bir hanımı vardı. Abdest bozmak icap ettiği veya hanımlarından biriyle yalnız kalmak istediği zaman, ayak yolundan dönüp tekrar abdest alıncaya veya cünüplükten temizleninceye kadar yüzüğünü (mührünü) bu hanımına bırakırdı. Yazının devamını oku »

Posted in H.z Süleyman, Peygamberler | 1 Comment »

Hz. Süleyman (as)

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2007

Hz. Süleyman (as)

İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud’un oğlu, O’ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi “akl-ı selim” ve “nazik” manalarına gelen “selim”in eş anlamlısı.

Kitab-ı Mukaddes’e göre Hz. Süleyman, israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur’ân-ı Kerim, Hz. Süleyman’ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O, bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi, Ken’anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin etmiş; böylece ülkenin daha iyi idaresini sağlamıştır. 12 eyalet olmasının sebebi her bölgeye yılda bir ay devlete karşı mükellefiyetler koymasındandır.

Hz. Süleyman, saltanatlı ve azametli bir peygamberdir. O’nun krallığı bu günkü Filistin, Ürdün’ün tamamı ve Suriye’nin bir kısmını içine almakta idi. Hz. Süleyman’ın eserleri arasında, memleketin savunması için inşa ettirdiklerini ilk sırada saymak lâzımdır. Asker sevki için seçilen kilit noktalarda yaptırılan istihkâmlar bu bakımdan çok önemlidir.

Hz. Süleyman’ın en mühim eseri , Siyon dağı’na inşa ettirdiği Mâbed’tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed’i, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman, Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için, her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs’te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman’ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat, I. Krallar, X, 22). Hz. Süleyman’ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.

İsrailoğulları Hz. Süleyman zamanında sosyal ve medenî açıdan en üst düzeyde bir gelişme sergilemişlerdir. Tarihçiler Hz. Süleymanı âlim, imarcı ve saltanat seven bir kişi olarak tasvir eder (A. Refik, Tarih-i Umumi, İstanbul 1328, I, 266). Hz. Süleyman, babasından devraldığı büyük devleti daha da güçlendirerek, idaresi altındaki bütün toprakları askerî açıdan kontrol altına almayı başarmıştır. Yazının devamını oku »

Posted in H.z Süleyman, Peygamberler | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: