Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 20 Eki 2007

SAKIN ALLAH’A ( Haşa ) BABA DEMEYİN

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Allah'tan Başkasının Adına Yemin

SAKIN ALLAH’A ( Haşa ) BABA DEMEYİN

İslam dininde en büyük günah Allah’a baba demektir. Baba deyince birde ananın olması gerekir. Baba, karısı olup çocuğun doğmasına sebep olan kimseye ve hayvana denir. Bu anlamda Allah’a baba demek en büyük günah ve küfürdür.

Ülkemizde insanın babası olmayanlara da baba demesi alışkanlığı bulunmaktadır. Onlarda babadır, ama başkalarının babasıdır. Onların da karıları ve çocukları vardır. İnsanlar bir saygı ifadesi olarak onlara mecazi anlamda baba demektedir. Fakat yanlıştır…

Bizim basın ve yayın organlarında, bazı insanların zaman zaman kullandığı “Allah baba” ifadesi tamamen Hristiyan kültyüründen geçmedir.

Kur’an-ı Kerim, Allah’a baba demenin ne kadar büyük bir günah olduğunu anlatır.

“Pek merhametli olan Alalh’ın oğlu olduğu kötü sözü söylemelerinden dolayı az kaldı gökler paramparça olacak, yeryüzü yarılacak ve dağlar çökecekti. Oysa Allah’ın oğlu olmaz, göklerde ve yer yüzünde her şey onun mülkü ve herkes Onun kuludur.”(Meryem Suresi 88 – 93)

“Allah, çocuk edinmemiş ve hükümranlığında ortağı yoktur.” (İsra Suresi :77)

“Şüphesiz Allah tektir çocuğu olmaktan münezzeh ve yücedir” (Nisa Suresi : 171)

“Gökleri ve yeri yaratan Allah’tır. Karısı olmadığı halde çocuğu nasıl olabilir? Her şeyi O yaratmıştır”(Enam Suresi :101)

“Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, karı da, çocuk da edinmemiştir.” (Cin Suresi . 3)

“Allah bir tektir, doğurmadı ve doğmadı. Hiç bir şey O’na denk değildir.” (İhlas Suresi: 1-4)

Kaynak:
1)Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Posted in Allah, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Nasihat, Türkiye | 2 Comments »

Köpek Beslemek

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Köpek Beslemek,kopek_beslemek

Köpek Beslemek

Resûl-i Ekrem (sav) şöyle buyuruyor: “Av, tarla, bahçe, sürü köpekleri müstesna olmak üzere köpek besleyen kimsenin sevabından her gün bir miktar eksilir.”(1)
Köpek bulunan eve melek girmediğini bildiren hadislerde göz önünde bulundurulduğunda, koruma ve avlanma gibi bir ihtiyaç bulunmadan evlerde köpek beslemek İslamda menedilmiştir.
Çünkü;
a) Köpek besleyecek kadar imkanı olanların bakım ve harcamalarına yoksul ve kimsesiz insanlar daha layıktır.
b) Tıbbın kesin açıklamalarına göre köpeklerden insanlara geçen birçok hastalık vardır.
c) Köpek yoldan gelip geçeni, misafiri korkutur, rahatsız eder.

(1)Buhari, Ez-Zebaih, 6; Müslim, El-Müsakat, 46,50,56-58

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem | Etiketler: | 11 Comments »

Bir Tefekkür Ve İbret Dersi

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Bir Tefekkür Ve İbret Dersi,ebudderda selami farisi, ibretlik,dini hikayeler,hadisler.tefekkur,takva,edep,haya,islam,

Bir Tefekkür Ve İbret Dersi

Ebu’d-Derdâ hazretleri bir tefekkür ve ibret insanıydı… Kendi düşünüp ibret aldığı şeyleri halka da anlatır, onların da faydalanmasını arzu ederdi. Bir defasında Şam halkına şöyle hitap etmişti: “Hiç çekinmiyor musunuz ki yiyemeyeceğiniz şeyleri biriktiriyor, duramayacağınız evler yapıyor, elinizin yetişemeyeceği, uzun ve sonu gelmeyen emeller besliyorsunuz? Sizden öncekiler çok servetler yığdı, sağlam ve ihtişamlı binalar yaptılar. Fakat gelin görün ki yığdıkları servetler boşa gitti ve yaptıkları hesapları birer aldanmadan ibaret kaldı. Evleri ise kabirler hâline geldi.
İşte Ad kavmi… Aden’den Umman’a kadar uzanan, mal-mülk ve çoluk-çocukla dolu bir hayat. Şimdi ise, onlardan kalıp da alabileceğiniz 2 dirhemlik bir şey dahi mevcut değil.”

Efendimiz (sas) Ebu’d-derdâ ile ile Selmân’ı manevî kardeş ilân etmişti. Yıllar sonra Ebu’d-derdâ, Selman’a yazdığı baştan sona samimî hislerle dolu tavsiye mektubunu sona erdirirken şu can alıcı ifadeyi kullanıyordu:
“Canım kardeşim. Allah Resûlü’nün (sas) ashabı olmak sakın seni gaflete düşürüp aldatmasın. Çünkü biz O’ndan sonra da yaşadık. Ne hatâlar yaptığımızı ve ne günahlar işlediğimizi de ancak Allah bilir.”

O, Selman’a yazdığı bu tavsiyeyi adetâ ona değil de, asırlar sonra gelip, Allah Resûlü’nün (sas) kokusunu dahi alamadığı halde günah ve daha da kötüsü imansız gitme endişesi ortada dururken kendinden gayet emin(!) yaşayan günümüz Müslüman’ına yapmış gibidir.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Nasihat | Leave a Comment »

Günümüzün Sümeyra’larına..

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Sunbul

Günümüzün Sümeyra’larına…

Sahabe hanımlarından birisidir Sümeyra. Uhud’da Efendimiz’in öldüğü haberi yayılır. O ne babasını, ne çocuklarını arar. Aradığı tek kişi Allah Resulü’dür.
Uhud, fedakarlığın, sadakatin ve samimiyetin adıdır. Orada insanın içini dağlayan zincirleme hadiseler cereyan eder. Nebiler Nebisi’nin başı yarılır, dişi kırılır, mübarek vücuduna giydiği zırh parçalanır ve halkaları vücuduna saplanır.
Onu çıkarayım derken dişleri kırılanlar olur. Uhud’un en çetin anlarında Resul-ü Ekrem’in vefat ettiği haberi yayılır. Aslında bu haber Müslümanların moralini bozmak ve dirençlerini zayıflatmak için yayılmıştır. Ama hiç de öyle olmamıştır. Efendiler Efendisi vefat ettikten sonra hiçbir sahabi yaşamak istemez. Onun için hepsi ölümü göze alırlar ve “Burada ölelim. O’nun olmadığı dünyayı ne yapalım.” diyerek mücadelelerine devam ederler.

Bu haber yıldırım süratiyle Medine ufkunda da dalgalanmaya başlar. Bütün kadınlar ve çocuklar duyarlar ve etrafa hüzün bulutları yayılır. Bu kadınlar içinde Sümeyra isminde bir hanım vardır. Hz. Sümeyra o gün babasını, kardeşlerini ve eşini de Uhud’a göndermiş ve onlara şu tembihte bulunmuştur:
– Bakın! Nebiler Nebisi’ne birşeyler olur ve siz geriye dönerseniz, yüzünüze bakmam. Nitekim O bizim hayatımızın hayatıdır. O dinin tebliğcisidir. O olmadıktan sonra ben güneşsiz cihanı neyleyeyim…

Hz. Sümeyra Uhud’a doğru yol alır
Allah Resulü’nün ölüm haberini alan Sümeyra, atına biner ve süratle Uhud’a doğru yol alır. Uhud’a vardığında oradakilerden birisi, “Sümeyra! Çocukların işte burada şehit oldu.” der. Ama o hiç duymaz bu sesi. Dudaklarından dökülen söz şudur:

– Resulullah nerede? Bana O’ndan haber verin.
Az daha ilerlediğinde bu sefer de babasının naaşını gösterirler. O yine, “Resulullah nerede?” der. Nihayet birisi çıkıp da, “Merak etme, endişelenme Sümeyra! Resulullah hayattadır.” dediği an dünyalar Hz. Sümeyra’nın (r.anha) olur. Allah Resulü’nü gözleriyle görmek ister.

Efendimiz’in yanına kadar gider ve İki Cihan Güneşi’ni gördükten sonra dudaklarından tarihin durup dinleyeceği, insanlığın kulağına küpe yapacağı şu sözler dökülür:

– Küllü musîbetin ba’de zâlike celel Ya Resulallah! – Bundan sonra bütün musibetler bana pire ısırması gibi hafif gelir Ya Resulallah! Gök şak şak olup yarılsa ve başıma dökülse, yer parçalanıp beni yutsa, evladım ve babam ölse gam yemem, değil mi ki sen hayattasın… (Bkz. Buhari, I/458; Taberani, II/230)

İşte Ashab-ı Kiram, Peygamber Efendimiz’i bu ölçüde seviyordu. Günümüzün Sümeyra’ları bu muhabbet ve aşkla mamur evlatlar yetiştirdikten sonra yeni yeni ufuklar açılacak, inşallah makûs kaderimiz değişecek, ağlayan gözlerin ağlamaları dinecek ve mahzun gönüllere sürur gelecektir..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, İbretlik, İslam Tarihi | Leave a Comment »

Başörtülü Yarı Çıplaklar

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Başörtülü Yarı Çıplaklar

Başörtülü Yarı Çıplaklar


Etraf başörtülü yarı çıplaklardan geçilmiyor.
Tesettürle başkaları değil ama başörtülüler fena halde dalga geçmekte.
Arkadaş zor geliyorsa çıkar kafandaki örtüyü.
Sana zorla taktıran mı var?
Bir salaşlık, bir derbederlik.
Sanki kafasındaki iki kılı kapatınca hatun kişi, bütün vazifelerini tamamlamış gibi vücudunu orta yere saçıveriyor.
Acaba Müslüman kadının sadece saçı kıymetli, en mahrem vücut azaları çok mu değersiz diye düşünmekte insanlar. Göbekler, göğüsler, kalçalar orta yerde.
Kadıncağız adeta amazon gibi sokağa fırlamış.
Önceki gün ziyaretime gelen üç bayan yazarla oturup konuştuk. Örtülerini bayağı modernleştirmişlerdi. Belli ki bana akıl vermeye gelmişlerdi. “Biz de zamanında bu tesettürü amma abartmışız” deyince bayağı şaşırdım. Arkadaşlarım iyi eğitimli ve sevilen kalem sahipleri idi ama değil pardösü, ceket bile giymeyerek incecik elbiselerle ne büyük devrim yaptıklarını anlatmaya uğramışlardı.
En baştakilerdeki bozulma bütün toplumu etkilemekte. VIP kadınlardan başlayan bir dezenformasyon.
“Özür dileriz cumhurbaşkanlığı sitesinde hanımefendinin bir düğünde çekilmiş resmi çıkmış, düzelteceğiz”.
“E evladımın düğününde bile, şöyle etrafa endamlı bir kadın nasıl olurmuş göstermeyeyim mi? Hem bizi zevksizlikle, demodelikle suçlayan laiklere biraz zarafet dersi vermeyelim mi?” iyi niyetinizi yüzünüzden okuyorum da.


Düğünlere katılan binlerce erkeğin meraklı bakışlarını bir kalemde yok saymanız da size ilahi bir artı getiriyor mu acaba?
Ya da dinin şöyle bir kuralı mı var? Düğünlere katılan erkekler namahrem sayılmaz. Zaruret miktarıdır. Gecelik gibi elbiselerle göbeği göğsü etrafa dağıtıp salon sahibeliği yapmanız da bir mahzurat yok mudur?
Büyük başlarımız böyle yapınca; halk çocukları da nereden bulsunlar cici salonları, şık avizeleri, pahalı kostümleri; onlar da sokaklarda soyunmaya başladılar.
Tamam, bizim kızlar yeni örtünüyor biraz hoşgörü de, altmış yaşındaki büyük hanımlarda da mendil kadar başa yapışan örtüler ve göbek göğüs hatları olabildiğince belli eden dar kostümler.
Acaba Müslüman modacılar ellerindeki makasın hakkını nasıl verecekler? Pardösü değil de atletizm mayosu biçiyorlar sanki. Bütün vücut azaları ortada.


Tanıdığım pek çok başı açık laik bayan; bizim başı örtülü pek çok kadınımızdan daha kapalı giyinmekteler. Yaz sıcağında diz altı eteği üzerine ceketini ya da hırkasını giymeden dışarı çıkmayan, neneden atadan görgülü, terbiyeli çok insan tanıyorum.
Lakin bizim cephede bir amazonluk, bir yarı çıplaklık almış başını gidiyor. Arkadaşlar zor geliyorsa takmayıverirsiniz şu örtüyü olur biter.
Ama Rabbimizin Müslüman kadınlara hediye ettiği tesettür tacını, toza kire bulayıp ayağa düşürmeyin lütfen.
Allah sonumuzu hayreyleye ama durum hiç iç açıcı değil. Aşağılık kompleksleri ile acınacak durumdayız.
Hem bu konuda sadece kadını suçlamam da yersiz.
En büyük suçlu insanın erkek cinsi yine.


Geçen gün baktım anlı şanlı delikanlı, kolundaki eşi yarı çıplak. Dapdar bir pantolon, neredeyse bağırsaklarının başlangıç ve bitiş yeri ortada. Üzerinde uzun bir ceket yok. Derisine yapışmış bir mini bluz. Ve bu trajik tabloya arsızca bir de baş bağlamış. Bu görüntüyü veren kadından çok erkeğe baktım. Acaba oğlan kör mü diye. Aval aval ağzını açmış etrafı seyreden delikanlı, yanındaki kadının yarı çıplaklığını göremeyecek kadar aptaldı.
Tesettürün bozulmasında en büyük suçlu erkekler.
Onlar açık bayanlara, televizyonun edepsiz çıplaklarına hayranlıkla bakarken, hanımları da; o aptal beylerini ellerinde tutabilmek için açılma yarışına girdiler. Bizim pek çok kadınımız niçin kapanmıyor sanıyorsunuz, ya da böyle yarı çıplak dolaşıyor derseniz; kocaları yüzlerine bakmaz diye.
Rabbimiz setr olma hususunda cümlemizin kalbine güzel ilhamlar versin.

.
Mine Alpay Gün / Milli Gazete

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç | 4 Comments »

Evlilik Kurtaran Reçeteler

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2007

Evlilik Kurtaran Reçeteler

Evlilik Kurtaran Reçeteler

2. Yıl Krizi

Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma, evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan, uyum ve sevgiden ödün vermeyen çiftlerin bir ömür boyu birlikte olma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

1981 yılında evlenen 156 çifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini, tavırlarını mercek altına alan ekip, “Çiftin boşanıp boşanmayacağı, ilk 24 ayda belli oluyor” diyor.

Uzmanlar, birlikteliğin ilk günlerindeki heyecanı, tutkuyu yakalamak için şu önerilerde de bulunuyor:

***Sizin için yaptıklarını bir hatırlayın

***Eşinize nasıl davranıyorsunuz? Ona, herhangi bir tanıdığa gösterdiğiniz ilgi ve sevecenliği gösteriyor musunuz?

***Eğer takdir ve teşekkürün yerini ilgisizlik ve talepler aldıysa, tehlikeli bir noktadasınız demektir. Bu durumda yapılacak şey, eşinizin sizin için yaptığı şeyleri yapmaya mecbur olmadığını düşünmek.

***Eşinizin sizin için her gün yaptığı şeylerin bir listesini çıkarın ve sonra kendi kendinize, bunların kaçı için ona teşekkür ettiğinizi bir sorun.

***Basit bir teşekkürün birçok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

***Tahmincilik Yapmayın

***Eşinizin düşündüğü ve duyduğu şeyleri tahmin etmekten vazgeçin çünkü hata yapabilir ve gereksiz yere kavgaya sebebiyet vermiş olursunuz.

*** Kaç kere karşımızdakinin hareketlerinden yanlış sonuçlar çıkardığımızı, gerçeği tevafuken veya çok zaman sonra anladığınızı bir düşünün.

***Çoğu kez eşimize, doğru olmayan istekler yükleriz. Mesafeli duran bir eş sorunlu veya üzgün olabilir, unutmayın.

***Suçlamayın

***”Senin suçun” demek ne kadar da kolay! Yolunda gitmeyen bir olayda kendi suçunu aramaktan çok daha kolay kuşkusuz.

***Suçlamak sorunları çözmez, çözmediği gibi birbiri ardına yeni suçlamalar getirir. Suçlamalar gerçeği görmeyi engeller ve istemeden de olsa incitici hakaretler doğurabilir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Evlilik, Güncel, Gündem, Kadın - Bayanlar İçin, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: