Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 16 Eki 2007

Ziyaretin önemi

Posted by Site - Yönetici Ekim 16, 2007

23qm2on8 copy

Ziyaretin önemi

Sual: Kimleri ziyaret gerekir? Ziyaretin önemi nedir?
CEVAP
Ziyaretler yalnız Allah rızası için olmalıdır! Önce ana-baba ve daha sonra diğerleri ziyaret edilir.

1- Kâfir olan ana-babaya da hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şey yaptıracaklarsa, ziyaretlerine gidilmez.
Ana-baba ölmüşse kabirlerini ve dostlarını ziyaret etmeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]

(Ana-babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, iyiliklerin en iyisini yapmış olur.) [Müslim]

2- Günah işlemeye sebep olacak akrabayı ziyaret gerekmez. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sıla-i rahm, gelmeyen akrabayı arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberani]
Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemeli, uzak şehirde ise mektupla, telefonla gönlünü almalıdır!

3- Salih arkadaşları, din kardeşlerini, komşuları ziyaretin önemi de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Arkadaşını Allah rızası için ziyaret edene, bir melek, (Ne güzel oldu, Cenneti hak ettin) der. Allahü teâlâ da, (Kulum beni ziyaret etti. Ağırlaması bana aittir. Ona, Cennetten başka bir ziyafete razı olmam) buyurur.) [İ. Ebiddünya]

(Din kardeşini, arkadaşını Allah için ziyaret edene, bir melek, `Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun` der. Allahü teâlâ da buyurur ki: ”Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.”) [E.Ya`la]

(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim”) [Bezzar]

(Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]

(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]

(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [E.Nuaym]

(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberani]

(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]
(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlmihali]
(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]

(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]

(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ, (Benim için birbirini sevene veya benim için birbirini ziyaret edene muhabbetim haktır) buyuruyor.) [Taberani]

(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Bir melek ona der ki:
– Böyle nereye gidiyorsun?
– Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
– Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun?
– Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
– Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun.) [Hakim]

(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden kimselerin, elleri ayrılmadan, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul ilmihali]

4– Her müslümanı ziyaret önemli ise de, bilhassa âlimi ve fakiri ziyaret daha önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevaba kavuşur.) [Taberani]
(Zengini ziyaret eden kimseye, saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden kimseye ise, fi sebilillah cihad sevabı verilir, her adımı, Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]
[Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda]

5- Ziyaret aralıklı olmalıdır! Hikmet ehli, (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme, senden bıkarlar) diyor. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ziyareti aralıklı yapınız ki, sevgiyi artırasınız!) [Bezzar]

6– Ev sahibinden izin almadan kalkmamalıdır! Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Ziyarete gelen kimse, izin almadan kalkıp gitmesin!) [Deylemi]

Davet edilince gitmemek günah mı?
Sual: Ziyafetlere, davetlere, mesela düğün yemeğine gitmek vacip mi, sünnet mi? Davet edilince, gitmemek günah mıdır?
CEVAP
(Buhari)deki hadis-i şerifte, (Davete icabet etmeyen, Allah ve Resulüne isyan etmiştir) buyuruluyor. Âlimler bu hadis-i şerifi açıklamış, her çeşit davete icabet etmenin vacip değil, sünnet olduğunu bildirmişlerdir. (Menahic-ül-ibad)

Düğün yemeğine çağırılınca gitmek de sünnettir. Bazı âlimler vacip demişlerdir.
Yalnız, günah işlenmiyorsa gitmek sünnettir. Şartlardan biri noksan olan ziyafete gitmek sünnet değildir.

Mesela, yemek riya ve şöhret için değilse, helal maldan hazırlanmışsa, içki, çalgı ve benzeri günah olan şeyler yoksa, zengin-fakir ayrımı yapılmadan herkes davet edilmişse, böyle davete, sünnet olduğunu düşünerek gitmeli, karın doyurmayı ve başka şeyleri düşünmemelidir.

Süfyan-ı Sevri hazretleri buyuruyor ki:
(Allah rızası için niyet etmeden yemeğe davet edene, bir günah yazılır. Böyle niyet etmeden gidene de, iki günah yazılır)

Düğünde, fakir-zengin ayrımı yapmadan davet edilmelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yemeklerin en fenası, zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemekleridir.) [Buhari]

Akrabayı ziyaret
Sual: Akrabayı ziyarete gitmemek, günah mıdır?
CEVAP
Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret vacip değildir. (Berika)

[Zi rahm-i mahrem demek, erkek için anne, bacı, hala, teyze gibi, kadın için, baba, kardeş amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.]

Evlenilmesi haram olan salih akrabayı ziyaret vacip; terki büyük günahtır. Hiç değilse, selamla, mektupla gönüllerini alarak bu günahtan kurtulmalıdır. Mektupla, sözle veya para ile yardımın zamanı, miktarı yoktur. Lüzum ve imkana göre yapılır. (Hadika)

Sıla-i rahm, akrabayı ziyaret etmek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah`a ve Kıyamet gününe inanan sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahmi kesen, Cennete girmez.) [Buhari]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki, “Ben Rahmanım, rahmi yarattım, ona kendi ismimden isim verdim. Akrabasını gözeteni gözetirim. İlgisini kesenle de ilgiyi keserim.”) [Buhari]

(En üstün amel, senden uzaklaşmış olan akrabana sıla-i rahmde bulunmak, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Hakim]

(İçinde sıla-i rahmi kesen kimse bulunan bir topluma rahmet melekleri gelmez.) [Taberani]

(Allah`tan en çok korkan kimse mahremlerini en çok görüp gözeten ve en çok emr-i maruf ve nehy-i münkerde bulunandır.) [Taberani]

(Mükafatı en tez verilen iyilik, sıla-i rahmdir. Bir ev halkı, kötü olsa bile, sıla-i rahm sayesinde malı çoğalır, nüfusu da artar.) [Beyheki]

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bir kadın, bir yakını için (İnfakta bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(İki sevap olur. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahm sevabı.) [Buhari]

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Senden yüz çeviren akrabana verdiğin sadaka daha faziletlidir.) [Taberani]
(Yakın akraba veya komşuya verilen sadakanın sevabı 2 misli fazladır.) [Taberani]

(Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarfedin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!) [Müslim]

(Amcasının oğlu yardım istediği halde, gücü yettiği halde vermeyen kimse, Kıyamette Allahü teâlânın fazlından mahrum kalır.) [Taberani]

Akrabayı ziyaret etmeden onlara çeşitli yardım yapmak, gönüllerini almak, sıla-i rahm yerine geçer. Çünkü sıla-i rahm, yalnız akrabayı ziyaret değildir. Her ne şekilde olursa olsun onları memnun etmektir. (Hadika)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sıla-i rahm demek, ahbap ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik etmek değil, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]

Dine uymayan akraba
Sual: Yakın akrabalarım, hatta kardeşlerim ve anam babam, benim namaz kılmama ve tesettüre riayet etmemle alay ediyorlar. Dinimizin emirlerini gericilik olarak görüyorlar. Bunları ziyarete gitmem şart mıdır?
CEVAP
Müslümanlıkla bağlarını kopardıkları için, ziyaretlerine gidilmez, akrabalık hakkı diye mesul olunmaz. Tam İlmihalde diyor ki:

İslamiyet’e uymaya gericilik diyen, ibadet yapmayı ve haramlardan sakınmayı beğenmeyen ana babanın evine gidilmez. Böyle olan akrabanın evine de gitmek caiz değildir.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Güncel, Gündem, Soru Ve Cevaplar, Türkiye | Etiketler: , | Leave a Comment »

Ben Ona aşık oldum

Posted by Site - Yönetici Ekim 16, 2007

 Ben Ona Aşık Oldum

Ben Ona Aşık Oldum

* Kur`an-ı kerimi okurken, Peygamber efendimizin ismi geçince hemen o mübarek ismi sevgiyle, saygıyla öpmeli. Çok nimete kavuşulur.

Musa aleyhisselam zamanında hiç kimsenin sevmediği, günahkâr bir kimse vardı. Bu öldü. Bu da adam mı diye çöplüğe attılar. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama emretti, benim falanca çöplükte bir evliya kulum var, onu oradan çıkar, temizle, namazını kıl ve defnet. Musa aleyhisselam adamı çöplükten çıkardı, güzelce yıkadı, kefenledi, namazını kıldı, bu arada ahali şaşırdı, Allah`ın Resulü bunların çöpe attığı adamı temizliyor, kefenliyor, namazını kılıyor.

Definden sonra Musa aleyhisselam adamın evine geldi;
– Ey hatun, bu adam ne yaptı, hangi hayırlı ameli yaptı?

Kadın dedi ki:
– Ya Resulallah, bu hiç kimsenin sevmediği, herkesin kendinden kaçtığı birisi, bunun iyi bir ameli yoktu.
– İyi düşün, bunun hayırlı bir ameli, iyi bir işi var.

Kadın yine;
– Hiç bir iyiliği yoktu, hep günah işlerdi dedi.

Üçüncü defa sordu:
– Bunun mutlaka bir şeyi var ki, Allahü teâlâ bana bunu defnetmemi söyledi.

Kadın dedi ki:
– Bir gün Tevrat okuyordu, okurken Muhammed (aleyhisselam) diye bir isim geçti. Bu ne güzel isim dedi, tekrar okudu, yine bu ne güzel isim dedi. Sonra, ya Rabbi, ismi böyle güzel olanın kim bilir kendisi ne kadar güzeldir, ben ona aşık oldum, dedi ve ismini öptü.

Musa aleyhisselam da tamam, anlaşıldı buyurdu.

Böyle bir Peygambere ümmet olmak en büyük nimettir.

* Bir kimse inanarak Muhammed aleyhisselamı bir defa görse, yandan hatta arkadan görse, eğer a`ma ise bir kere sesini işitse, bütün ilimler [fen ve din bilgileri ve bütün yükseklikler] ona verilir, bu, boyaya batırılan kumaşın boyayı emmesi gibidir. Bütün üstünlükler ve ilimler böyle ona geçer. Bu yüzden Eshab-ı kiramın hepsi müctehiddi, onların derecesine hiç kimse ulaşamaz, bu üstünlük onlara mahsustur.

* İslamiyet ağaç gibidir. Kökü imandır, gövdesi ameller ibadetlerdir. Ağaçtan maksat, meyvedir. Ağacın meyvesi de tasavvuftur, sevgidir, ihlastır. Ağaçsız meyve olmaz, havadan kiraz toplanmaz. Meyveyi yemek için ağaç lazım. Ağaçtan maksat meyve ama, ağaç olmazsa meyve de olmaz.

* Sevgi itaattir. Tam seven, tam uyar.

* Bu dünya öyle de geçer böyle de geçer, son durak bizi bekler.

* Çalışmak ibadettir. Çalışan Allah`ın dostudur. Boş durmamalı. Onun dostu olmak, rızasını kazanmak için boş durmamalı. Bir gün, Peygamber efendimiz, bir yerden geçerken, boş duran birisine selam vermedi. Dönünce aynı adama selam verdi. Eshab-ı kiram, (Geçerken selam vermediniz, dönünce niye selam verdiniz) diye hikmetini sordular. Buyurdu ki:
(Giderken hiçbir iş yapmıyordu. Boş duranı Allah sevmez. Allah`ın sevmediğine ben niye selam vereyim. Dönünce ise bir çöple olsa bile yeri karıştırıyordu. Yani bir şeyler yapıyordu. Onun için selam verdim.)

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, H.z Muhammed ( s.a.v ), Türkiye, İbretlik, İlginç | 2 Comments »

En Zor İş

Posted by Site - Yönetici Ekim 16, 2007

11 Hayvanlara Merhamet,)

En Zor İş

* Dünyada en zor iş, karar vermektir. Yani, peki demek mi, hayır demek mi? Eğer Allah korusun, peki denecek yerde hayır denirse, hayır denmesi gereken yerde de peki denirse küfre girilebilir Büyük bir zata, (Hep hocanızdan bahsediyorsunuz, hocanız size ne öğretti ki hep ondan bahsediyorsunuz?) diye sormuşlar. O zat da; (Hocam bana, nerde peki denir, nerde hayır denir, kim sevilir, kim sevilmez onu öğretti. Bu da bana yetti) buyurmuş.

* Allah için istişare edince, Allahü teâlâ en iyisini karşınıza çıkarır. İstişare etmek, sormak nefsi kırar. Sormamak nefsi azdırır. Hiç kimse ilminin çokluğuyla iftihar etmemelidir. Çünkü ondan daha çok bilen vardır. Şeytan meleklerin hocasıydı. İlmi onu kurtarmadı. Neden? Çünkü bizim dinimizin üç safhası vardır: İlim, Amel, İhlâs.

İlim tek olarak, insanı kurtarmaz. Eğer bir insan, bildiği ile amel etmezse, (Bildiğin halde niye yapmadın?) sorusuna cevap veremez. Hiç bilmemek var, bir de bildiğini yapmamak var. İlim tamam, amel de yapılmış, güzel, ama diyecekler ki, bunu niçin yaptın? İnsanlar takdir etsin, aferin desin diye mi? Allah takdir etsin, Allah beğensin diye mi. Allahü teâlâyı unutarak, insanlar beğensin diye iş yapanlar, hem dünyada hem ahirette perişan olurlar.

* Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir. İyi arkadaş seçen kurtulur, kötü arkadaş seçen, iflah olmaz, mahvolur. Her taraf tuzak, bu tuzaklara düşmek çok kolaydır. Bu tuzakları bilen bir rehber olursa, korkmamalı.

* Şeytan ilk önce din kardeşinin aleyhinde konuşturur, kötületir. Eğer böyle bir dedikodu olursa, o ateşi hemen söndürmelidir. Başlangıçta söndürmeli. Dinlemek artarsa, çok felaket olur. Büyükler buyuruyor ki:
(Yanında din kardeşi kötülendiğinde, ona sus diyene, yüz şehid sevabı vardır.)

* Mümin toprak gibidir, mütevazıdır. Ne şikâyet eder, ne şikâyet edilir.

* Allahü teâlâ kullarının dünyada ve ahirette mesut olması için din gönderdi. İslamiyet, Allah`a giden yoldur, dinin emir ve yasaklarına uyan dünya ve ahirette mesut olur.

* Hiç kimse, Kur`an-ı kerimi kendi aklına göre tefsir edemez. Kur`an-ı kerimin tefsiri Peygamber efendimizin yaşayışı ve anlattıklarıdır. Eshab-ı kiram tefsiri gördü, En iyi eshab-ı kiram anlar, Onlar da talebelerine anlattılar, Buna da mezhep denildi, Mezhepler sonradan çıkma değildir, eshab-ı kiramın hepsi müctehid idi.

* Rast gele çok kitap okumak tehlikelidir, doğru kitabı çok okumak gerekir

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

ONLAR EŞLERİNE NASIL HİTAP EDİYORDU?

Posted by Site - Yönetici Ekim 16, 2007

ONLAR EŞLERİNE NASIL HİTAP EDİYORDU

ONLAR EŞLERİNE NASIL HİTAP EDİYORDU?

İşte İslam büyükleri ve Kanuni`nin eşlerine sevgi sözcükleri:
Sevginin, insan psikolijisine olumlu katkı yaptığını vurgulayan Mevlânâ Hazretleri aşk ve sevginin benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselttiğine dikkat çekiyor. ”Onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. Tamah ise alçaltandır. Sevgi ve şefkat insanın, öfke ve şefkat ise hayvanın temel hasletleridir. Sevgi güneştir; ama kusurları örtmede gece gibi olun!” şeklinde özetler aşk ve sevgiyi.

Osmanlı İmporatorluğu`nun en şaşaalı döneminde yaşamış ve koca imparatorluğun bir anlamda kaderine hükmeden kararlara etki eden birisi olarak Hürrem Sultan`ın bu anlamda Kanuni Sultan Süleyman`a yazdığı mektup ve ona hitapta kullandığı ifadeler çok önemli;
”Ayağınızın bastığı toprağı yüzlerce defa öptükten sonra, benim güneşim ve saadetimin sermayesi sultanım.”

”Eğer siz, bu ayrılık ateşi ile yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap olmuş, gözleri yaşla dolmuş, gecesini gündüzünden ayıramayacak kadar hasret denizinde boğulmuş biçareyi; aşkınızla, Ferhat ve Mecnun`dan beter olmuş âşık kölenizi sorarsanız, sultanımdan ayrı olduğumdan beri bülbül misâli âhım ve feryatlarım dinmemiştir. Öyle bir hale düştüm ki, bu hasretin verdiği kahrı ve acıyı, Rabbim düşmanlarıma vermesin.”

Saraya bir esir olarak getirilen Hürrem Sultan`ı görür görmez Kanuni Sultan Süleyman Han`ın da bir anda âşık olduğunu haber verir kaynaklar. İnsan bir kere de âşık olunca artık onu anlatmayla geçer bütün vakti. Hürrem Sultan`ın Kanuni`ye yazdığı o sözlerden sonra şimdi gelin hep birlikte Kanuni Sultan Süleyman`ın onun için neler yazdığına bakalım:

”Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ay`ım, can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım. Hayatımın, yaşamımın sebebi cennetim, kevser şarabım. Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm. Sevinç kaynağım, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meşalem. Turuncum, narım, narencim, hayatımın aydınlığı. Gönlümdeki Mısır`ın sultanı, varlığımın anlamı, İstanbul`um, Karaman`ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevdiğim.

İbrahim Hakkı Hazretleri`nin eşlerine yazdığı mektuptan şefkat, sevgi ve aşk dolu ifadeler de şöyle:
”İzzetli, hürmetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asilli, usullu, akıllı, izanlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun boylu ince belli, ayıpsız hatunum, helalim Firdevs Hatun huzuruna, derun-i dilden ve can u gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual ederiz, Huda`nın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yar-ı gamgusârım. Benim şenliğim, şöhretim, benim sevdiğim, keyfim, benim canım Firdevsim! Neylersin n`işlersin, ne keyftesin, ne fikirdesin, ne haldesin, ne demdesin? Benim güzelim, garip gönlünü ne ile eğlersin? Benim güzel keyfim, senden ayrılmak ne çetin ahval imiş bilmezdim.”

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Evlilik, Güncel, Gündem, Osmanlılar, Türkiye, İlginç | 5 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: