Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 01 Eki 2007

Güler yüzlü olmanın mükâfaatı

Posted by Site - Yönetici Ekim 1, 2007

12Güler yüzlü olmanın mükâfaatı

Güler yüzlü olmanın mükâfaatı

Peygamberimiz Efendimizin müjdelerinden biri de şudur:

İki mü’min karşılaşıp musafaha ettikleri (tokalaştıkları) zaman, aralarında yetmiş mağfiret (Allah’ın rahmeti ile lütfu) taksim edilir. Bunun altmış dokuzu güler yüzlü (mütebessim) olanındır.” (Gazali. İhya: C/2. Sf: 179)

Bu Allah’ın bir lütfudur. Güler yüzlü olmayı bile mükâfaatlandırıyor Rabb’ım. Güler yüzle davrananı sadaka vermiş gibi sevaplandırıyor.
Birine verdiğin selâmdan, sorduğun hatırdan mükâfaat alıyorsun.
Güler yüz, gülleri açmış bir bahçe gibidir. Seyredenlere bir güzellik verir.
Aile hayatında güler yüzün önemi inkâr edilebilinir mi? İnsan evindeki huzuruna göre topluma huzur katar. Evinden güler yüzle uğurlanmış bir erkek, sabahtan akşama kadar etrafındakilere tebessüm saçar. Bir gülümsemenin çok boşanma teşebbüslerini önlediğine hepimiz şâhit olmuşuzdur.

Asık surat, sert söz yuvaları çekilmez, hâle getirir. Samimiyeti kaldırır. İnsanların kâlblerini karartır. İyi fikirler beslemekten uzaklaştırır.
İnsan günün bütün yorgunluğunu kendisini karşılayan eşinin güler yüzünde unutabilir. Onun tatlı sözü ile dinlenebilir. Bundan dolayı aile hayatında güler yüzlü olmak kadın ve erkek için çok önemlidir.
Müslüman güler yüzlü, tatlı dilli olmalıdır. Çünkü Peygamberimiz kimseye karşı yüzünü ekşitmemiştir. Herkese mütebessim davranmıştır. Abese suresi de bize, herkese karşı nasıl tavır takınmamızı telkin eder.

Mütebessim olmakla çok dostluklar elde etmiş oluruz. Gönüllere taht kurarız. Günahkâr da olsa herkese iyi davranmamız gerekir. Kendimizi sevdiremediğimiz insanlara inancımızı hiç sevdiremeyiz.
Müridi, Ebu’l-Vefa Hazretlerine sorar:
” Siz, büyük-küçük demeden herkesle sofraya oturuyorsunuz. Ehil olsun-olmasın, herkesle sohbet ediyorsunuz. Salih-fasık herkesi sohbetinize alıyorsunuz. Bu nasıl oluyor?
Ebu’l-Vefa bu müride der ki:
” Fatiha suresini oku!
Mürid, sureyi yarıya kadar okuyunca Ebu’l-Vefa işaret ederek durdurur. Der ki:
” Şimdi söyle bakalım. Surenin başında Rabbil alemiyn mi yoksa Rabbis-Sâlihiyn mi beyan edilmiş.
” Rabbil âlemiyn…
” Şimdi anladın mı neden böyle davrandığımı?
Mürid gerekli cevabı almış.
Günahkârlarla ilgi kesilmemeli. Onlara uyulmamalıdır da. İyiler onları kendilerine uydurmanın çalışmasını yapmalıdırlar. Ebu’l-Vefa’nın yaptığı gibi iyi muamele gösterilmelidir.

Hz. Ali (r.a.) ne güzel söylemiş:
“- Öyle bir ömür geçirin ki, düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar.
Hz. İsa Aleyhisselâm irşad ediyor, Yahudiler de ona kötü sözle mukabele ediyorlardı. Biri İsa Aleyhisselama dedi ki:
” Onlar sana çirkin sözler söylüyor, sen ise onlara duâ ediyorsun.
Hz. İsa cevap verdi:
Canı olan gönül sahibi, nesi varsa onu harcar

Ne güzel söz. Herkes malını satar. İnsanda iyilik varsa iyilik gösterir. İçi kin ve nefretle dolu ise kötü davranır.
Yüzümüz de sözümüz de güzel olmalıdır. Çünkü biz şefkat ve merhamet Peygamberinin ümmetiyiz. Böyle olmak bize çok şey kazandırır.

<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<->>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Dip NOT :

Amerika`da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyi sorup, başarısının sırrını
söylemesini istiyorlar. Çok ilginç bir cevap veriyor;

-Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından
süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni
dövmedi, kızmadı.
-Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?
dedi. Bir süre oynadıktan sonra annem; Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi
toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?
diye sürdürdü konuşmasını.

Elimden geldigince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin,
düşürmeden naşıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır.

Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşerse izi kalır. ( H. Jinott )

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Ebul Vefa Hazretleri, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

FITIR SADAKASI ORUÇLUNUN HATALARINI TEMİZLER

Posted by Site - Yönetici Ekim 1, 2007

1 copy

FITIR SADAKASI ORUÇLUNUN HATALARINI TEMİZLER

Rahman Rahim Allahin adi ile…
Allaha hamd olsun.
Selam olsun onun secmis oldugu kullarina.

FITIR SADAKASI ORUÇLUNUN HATALARINI TEMİZLER

Fıtır, orucu açmak mânâsına gelen bir kelimedir. Fıtır sadakası ise, Allahın insana Ramazan ayını idrâk etme, yaşama onun bereketinden istifâde etme imkânı vermesine karşılık bir şükran olarak verilen sadaka demektir. Türkçemizde bu kelime, öteden beri fitre olarak kullanılır. Fitrenin arapça aslı olan fıtra ise yaratılış, fıtrat mânâlarına gelir. Bu yönüyle fitre yani fıtır sadakası, Allahın bizleri kâinatta en yüce varlık olarak yaratmasına karşılık teşekkürün ifâdesidir.

Fitre, Efendimiz(s.a.v.)in Medîneye hicretlerinden iki sene sonra orucun farziyetiyle beraber vâcip kılınmış bir ibâdettir.

Fitre hakkında İbni Abas (r.a.). Resûlüllah (s.a.v.), fıtır sadakasını oruçluyu faydasız söz ve fiillerden, çirkin ve ölçüsüz lafların (pisliğinden) temizleyici, fakirlere de yiyecek olmak üzere vâcip kıldı.(Ebû Dâvud, Zekât 17 İbni Mâce, Zekât 21) buyurmaktadır.

Buradan hareketle fitrenin kazandırdıklarını ferdî ve ictimaî olmak üzere iki ayrı açıdan ele alabiliriz. Şöyle ki; oruç tutan kişi, beşeriyeti îcabı kendisine ve hele hele oruçlu bir insana yakışmayacak davranışlarda, konuşmalarda, hatta düşüncelerde bulunabilir. Bunlar oruç ibâdeti adına bir eksikliktir. Bu eksikliklerin telâfi edilmesi, ibâdetin kâmil ve mükemmel olması için şarttır. Bilindiği gibi sehiv secdesi, namazda yanılma neticesi meydana gelen kusuru telâfi eden bir ameldir. İşte bu açıdan fitre de, orucu mükemmeliyete taşıyan bir ibâdettir.

İctimaî açıdan ise fitre, cemiyetin fertlerinin dertleri ile dertlenme ve onları çözme adına atılan küçük bir adımdır. Fitre zenginden fakire sevgi, fakirden zengine de hürmet ve saygı adına kurulan bir köprüdür. Fitre, vermenin zevkini tatma, veren el olma adına bir vesîledir.

Her şeyden önce fitre, Allah Resûlünün inananlara emridir. Fitre hâssaten bayram günlerinde fakir fukaranın sofrasının zenginleşmesine, üzerine daha güzel elbiseler alıp giymesine vesîle olacaktır.

Ebû Muhammed Ebherînin açıklamasına göre mânâsı, yaratılışın zekâtı demektir. fıtır Sadakası, âdeta bedenin zekâtıdır, denilmiştir. O bakımdan bazıları, sadakai fıtra, baş sadakası ve bedenin zekâtı denildiğini nakletmişlerdir. (ReddülMuhtâr, AledDürrilMuhtâr, 4/201)

Salebe bin Suayr (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah (s.a.v.) ramazan bayramından bir veya iki gün önce irad buyurdukları hutbelerinde şöyle buyurmuşlardır:

Her hür ve köle için, her küçük ve büyük için sadaka olarak; buğdaydan yarım sa veya hurmadan yahut da arpadan bir sa nisbetinde veriniz. (İmam Serahsî, elMebsût, 3/101)
——————————————————————–
SÂ:
Hanefî mezhebinde 3500 grlık veya 4.2 litrelik ölçü birimi. Bu miktar diğer mezheblerde farklıdır.

—————————————————————————-
Bu hadîsi şerifi esas alan Hanefî müctehidleri, Sadakai fıtr vâciptir; çünkü haberi vâhidle sâbit olmuştur (İ. Mergınânî, elHidâye Şerhu BidâyetilMübtedî, 1/115) hükmünde ittifak etmişlerdir.

Yine sadakanın Ehemmiyeti ile ilgili Buhârî (rh.)nin rivâyet ettiği bir hadîsi şerifte, iki cihan güneşi, ins ve cinnin peygamberi, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

* Her Müslümanın sadaka vermesi lâzımdır. Ashâbı kirâm sordu:

* Ey Nebiyyallah! Ya verebilecek sadakası yoksa? Resûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

* Eliyle çalışıp hem kendi faydalansın, hem de başkalarına sadaka versin. Ashâbı kirâm tekrar sordu:

* Buna da gücü yetmezse? Resûlüllah (s.a.v.):

* Düşküne, ihtiyaç sahibine yardım etsin! cevabını verdi. Ashâbı kirâm yine:

* Ya böyle bir ihtiyaç sahibi bulamazsa? diye sordu. Resûli Ekrem (s.a.v.):

* Hayrı ve iyiliği emretsin! buyurdu. Ashâbı kirâm:

* Ya bunu da yapamazsa? deyince, Resûlüllah (s.a.v.):

* Kötü bir şeyi yapmak veya söylemekten kendini alıkoysun; zira bu hareket, onun için bir sadakadır, buyurdu.

Bu itibarla nisâba mâlik olan hür bir Müslüman, hem kendisi için, hem de fakir olan matuh (bunamış), mecnûn veya küçük çocuğu için ve hizmetinde bulunan köle veya câriyesi için sadakai fıtr vermekle mükelleftir. Bu hususta efendinin ehliyetine bakılır. (Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm., s. 362)

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimizin, Böyle bir günde (bayramda) siz, miskinleri dilenmekten müstağnî kılın (kurtarın) hadîsi şeriflerini esas alan Hanefî âlimleri, Sadakai fıtrın bayram namazından önce verilmesi müstehaptır hükmünde ittifak etmişlerdir. (Molla Hüsrev, DürerulHukkâm, fî Şerhi GurerilAhkâm, 1/195)

Bilindiği gibi sadakai fıtr, ramazan bayramının ilk günü ikinci fecrin yani sabah namazı vaktinin girmesiyle vâcip olur. Fakat daha önce de verilebilir. Her fıtranın bir fakire verilmesi vâciptir; bir fıtranın bölünerek iki fakire verilmesi câiz olmaz.

Çünkü nass (hadîsi şerif) ile beyan edilen, fakiri veya miskini dilenmekten müstağnî kılmaktır. Halbuki bir fıtradan azı ile, yani verilecek bir fıtranın ikiye bölünmesiyle bu maksat hâsıl olmaz. (Molla Hüsrev, DürerulHukkâm, fî Şerhi GurerilAhkâm, 1/196)

Gerçi bugünkü şartlarda bir fitre ile de ne gibi bir ihtiyacın giderilebileceği ayrıca düşünülmesi gereken bir husustur. O bakımdan bu noktayı da dikkatten uzak tutmayıp ona göre hareket etmenin daha isâbetli olacağını hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Selam, Hudaya ittiba edenlere

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Oruç, Ramazan-ı Şerif | Leave a Comment »

Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?

Posted by Site - Yönetici Ekim 1, 2007

Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir

Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:

“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” (Kadir Suresi)

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

“Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”

“Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.”

Müminlerin annesiHz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :
-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:
– Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur’ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü’l-Muhtâc’da der ki:
“Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ’nın bildirdiği kimseler nail olur.”

Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?

Kadir gecesinin, Ramazanı şerifin 20.sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dair müteaddit hadis şerifler varid olmuştur. Birinden itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyüklerimiz de vardır.

İmamı Şa’rani Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazanı şerifin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir. İmamı Şarani Hazretleri 30 sene Kadir gecesiyle bu tarife göre müşeref olmuşlardır. Bir çok Allah dostuda bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.

Pazar günü girerse 29.gece, Pazartesi girerse 21.gece, Salı girerse 27.gece, Çarşamba girerse 19.gece, Perşembe girerse 25.gece, Cuma girerse 17.gece, Cumartesi girerse 23.gece.

Bir hatırlatma: Günler gece ile başlar. 2007′de Mübarek Ramazan Perşembe günü teşrif ediyor.

Kadir Gecesinin 27.Gecedir Diyenlerin Delilleri

Ulemanın ekserisi “Leyle-i kadir ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir.” demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: “Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir“

Kadir Gecesi Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Hava berrak ve güzel olur. O gece herşey Allah’a secde eder. Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

Kadir gecesini görmek ne demektir?

Onu görmek demek, ona mahsus olan nurlar ile meleklerin inmesi gibi özelliklere, ilmi ifade eden alametleri görmek yahut öyle bir ilmi ifade eden ve hakikati ancak ehlince bilinen bir keşfe ermektir.

Kadir Gecesi Geçmişmidir Yoksa Tekrar Etmekte midir?

Kadir gecesi, meşhur olduğu üzere, Kur’ân’ın nazil olduğu veya sabahında Bedir zaferinin vuku bulduğu gece olduğuna göre o bir defa olmuş geçmiştir. Her sene Ramazan’da olacak olan onun şeref ve hatırasıdır, demek olur. Nitekim bazıları onun bir defa olup kalktığını kabul etmişlerdir. Fakat Kadir gecesi onlardan dolayı değil, onlar Kadir gecesine rastlamış olduğuna göre de Kadir gecesi bütün sene içinde gizli olup, en çok Ramazan’da ve en çok son onunda ve en çok yirmi yedinci veya sonuncu gece olması ihtimali en galip bulunan mübarek bir takdir gecesi olarak tekrar eder ki, bilinen, çoğunluğun görüşü de budur.

En Mübarek Gece Hangisidir?

Ve “bin aydan hayırlıdır” âyetinden ortaya çıkan da bu gecenin “günlerin efendisi” olan cuma ve arefe gecelerinden de daha faziletli olmasıdır. Bununla beraber bunda da hayli münakaşa edilmiştir. Bu âyet gereğince bunun Mirâc gecesinden de daha faziletli olması gerekir. Fakat yukarıda da geçtiği üzere Resulullah hakkında Mirac gecesi daha faziletli, ümmet hakkında da Kadir gecesi daha faziletli olduğu söylenmiştir. Fakat Kadir gecesi, sene içinde dönen gizli bir gece olduğuna göre bu büyük olayların hepsi birer Kadir gecesine tesadüf etmiş olması, bütün ihtilafı kaldıracak olan en güzel bir şekil olmuş olur. Bunlar içinde Kur’ân’ın ilk nazil olduğu Kadir gecesi ise, hepsinden en faziletli olan yegane Kadir gecesi olması gerektir ki, her Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi, bunun her sene devretmiş olma şerefiyle gizli olan Kadir gecesine isabeti en çok düşünülen bir gece olduğu cihetle çoğunluğun görüşü burada toplanmıştır. Bunun gündüzünde de gecesi gibi dua ve ibadet ile mücahede sünnet olur. Ki bunda çeşitli mütâlaalar sebebiyle meydana gelen farklılıklar da ortadan kaldırılmış olur. Zira bilinmektedir ki yer üzerinde bir yerde gece olurken, diğer bir yerde gündüz olur. Her iklimde bulunan kendi gecesini ihya etmek suretiyle aynı hayır ve selametten faydalanırsa da gündüzüyle beraber hesap edilmesi, icabet için daha ihtiyatlı demektir.
Bütün bu açıklamadan sonra sûrenin kendisinden sonrasına bağlanmasından çıkacak olan mânâ da şu olur: O okunması emredilen Kur’ân’ı böyle bir Kadir gecesinde indiren biz büyük şan sahibi olan Rabbin olduğumuz için ancak bize secde et ve yaklaş. Bu mânâda ise Mirac gecesinin daha yüksek oluşunu anlamak mümkün olur. Cenab-ı Allah biz kullarını da Kadir gecesinin hayır ve faziletine eren salih kullar zümresine soksun. Alûsî’nin kaydettiği üzere Sofiyye ıstılahında Kadir gecesi, Allah yolunu tutanın, sevilen Hakk’a oranla kıymet ve mertebesini tanıyacağı özel bir tecelliye erdiği gecedir ki, o gece hak yolcusunun aynı toplantıya ve marifette yetişkinler makamına ilk girdiği vaktidir. Nitekim İbnü Farıd bu mânâda şu beyti ne güzel söylemiştir:

“Eğer o sevgili yaklaşırsa bütün geceler Kadir gecesidir, Nasıl ki bütün kavuşma günleri Cuma günüdür.”

Her geceyi kadir, her gördüğünü Hızır bilmek

Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır.

Kaynaklar :

1) Elmalı Tefsiri
2) Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen Dua ve İbadetler, Fazilet Neşriyat, 1983
3) Kürsiden Mü’minlere Sohbet ve Nasihatler, 1.Cild, Mehmed Emre, Erhan Yayınları, 1998

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kadir Gecesi, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 3 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: