Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

H.Z LUT ( a.s ) HELAK ANSIZIN GELiR

Posted by Site - Yönetici Eylül 24, 2007

H.z Lut - Helak Ansızın Gelir ...,pompei-halkc4b1-lut-kavmi-ile-aync4b1-sona-uc49fradc4b1

H.z Lut – Helak Ansızın Gelir …

LUT aleyhisselam “O ŞEHİRLER, İŞLEK YOLLAR ÜZERİNDE HALA DURMAKTADIR. BUNDA İNANANLAR İÇİN İBRET VARDIR.” Hicr; 77-78

Kur’ân-ı Kerîm’de kıssaları anlatılan toplumlardan birisi de “Lût Kavmi”dir. Bu isim, Lût aleyhisselamın o kavme peygamber olarak gönderilmesinden dolayı verilmiştir.

Lût aleyhisselam, çevresindeki insanları uzun süre hak yola davet ettiği halde, iki kızı hariç, hiç kimse, hatta karısı dahi kendisine inanmamıştı. Öylesine sapıtmışlardı ki, o zamana kadar hiç bir toplumda görülmeyen fenalıkları açıkça yapıyorlardı. Snuçta; Lût aleyhisselam ve iki kızından başka hepsi helak edildiler. Kur’ân-ı Kerîm’de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında el mü’tefika diye bahsedilmektedir. Bu kelimenin çoğulu “el mü’tefikat” olup, Tevrat’ta geçen mahpeka ile eş anlamlıdır.

Hazret-i Lût, İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. Enbiya suresinde, “İlim ve hikmet sahibi iyilerden ve Allahü tealanın rahmete erdirdiklerinden birisi” olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca En’am suresinde bir ayet-i Kerîmede “dünyalara üstün kılındığı” buyurulmaktadır.

LÛT KAVMİNİN ÖZELLİKLERİ

Kadı Beydavi’nin bildirdiğine göre, Lût aleyhisselam, amcası Hazret-i İbrahim’in tavassutu ile Sodom şehrinin bulunduğu Ğor diyarına gider. Buranın ahalisi, dünyanın en şerli insanlarıydılar. Hiçbir toplumun yapmadığı kirli işleri yapmakla kalmıyor, yoldan gelip geçenlere de Mûsâllat oluyorlardı. Hâzin ve Medârik tefsirlerinde; “Yol kenarına oturup, gelip geçene yolculara çakıl taşları atarlardı. Taş kim değdi ise, onu atan, diğerlerinden daha fazla sarkıntılık etmeye hak kazanırdı. Yani çakıl sahibinin hissesine isabet etmiş nasibi olarak görülürdü.” A’raf ve Neml surelerinde de, bu kavmin erkeklerinin kadınları bırakıp, hem cinslerine meyleden cinsi sapıklar olduğu bildirilmektedir.

Lût aleyhisselam bu topluluğun arasında yıllarca mücadele verir. Onlara, Allah’tan korkmalarını, Ona itaat etmelerini söyler. Ancak Lût Kavmi de, öbür örneklerde olduğu gibi, peygamberlerini yalancılıkla suçlarlar. Bununla da yetinmeyip, kendisini şehirden kovmakla tehdit ederler. Lût aleyhisselam, Allahü tealanın azabı ile ikaz ettiği zaman ise Onunla alay ederek; “Azabı bir an evvel getir de görelim” derler.

Lût aleyhisselam, çok ağır şartlar altında, bir nakle göre 40 sene mücadele verir. Kavminin yaptığı baskı, artık dayanılmaz boyutlara ulaştığı zaman da Allahü tealaya sığınarak; “Beni ve ailemi bu azgın topluluğun elinden kurtar” diye dua eder. Yıllarca kavminin huzuru için çalışmış ama kendisine iki kızından başka kimse iman etmemiştir. Hanımı dahi, azgın kavmin tarafını tutmuştur.

HELAK ANSIZIN GELİR

Allahü teala tarafından helak için görevlendirilen bir kaç melek, Lût aleyhisselama misafir olurlar. Hepsi de bu sapık toplumun dikkatini çekecek bir şekle bürünmüşlerdir. Hatta Lût aleyhisselam onların melek olduğunu önce anlayamamıştır. “Sizler tanınmamış kimselersiniz”, “Bu, çok çetin bir gündür” diyerek misafirlerini ağırlamaya çalışırken karısı vasıtasıyla bazı insanların olaydan haberi olur. Hep birlikte koşup gelirler. Öyle ki; Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle birbirlerini ite kaka seyirterek evin kapısına yığılırlar. Lût aleyhisselam, “Bunlar misafirimdir. Onlara karşı beni mahçup etmeyin … İçinizde aklı başında kimse yok mu?” diye onları sakinleştirmeye çalışsa da kuduran topluluk; “Biz seni alemin işine karışmaktan menetmemişmiydik?” “Doğrusu ne istediğimizin farkındasın” diyerek bahçe kapısından içeri girerler. Allahü teala bu dehşetli ortamı şöyle bildirmektedir; “Ey Muhammed, senin hayatına yemin olsun ki; onlar sarhoşluk içerisinde azgın bir haldeydiler.”

Lût aleyhisselam öylesine bunalmıştır ki, peygamberlere has zelle denilen hataya düşeceğini gören melekler duruma müdahale ederler; “Ey Lût, bizler Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana ilişemeyecekler … Biz, şüphe edip durdukları azabı getirdik … Bu kasaba halkına yaptıklarından dolayı gökten muhakkak azab indireceğiz … Geceleyin aileni yola çıkar. Sen de arkalarından git, hiçbiriniz arkasına bakmasın … Karının dışında kimse geri kalmasın, çünkü onların başına gelen onun da başına gelecektir. Vadesi gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?”

Sapık güruh son bir kez kapıya yüklenirlerse de bir anda hepsinin gözleri kör edilir. Kadı Beydavi ve Fahreddin-i Râzî; “Meleklerden birisi Cebrâil aleyhisselam idi. Topluluk kapıyı kırıp içeri girdiklerinde, bir hareketle hepsinin gözünü kör etti. Panik içerisinde kapıyı dahi bulup kaçamadılar. Hatta, Lût aleyhisselam onları kollarından tutarak dışarı çıkarmıştı” demektedir.

Nihayet Lût aleyhisselam, kızları ve hanımını da alarak şehirden uzaklaşır. Geride kalan topluluğun nasıl imha edildiğini Kur’ân-ı Kerîm şöyle anlatmaktadır; “Onlara azap emrimiz gelince o ülkenin altını üstüne getirdik. Üzerlerine ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.”

ARKEOLOJİ NE DİYOR?

Lût aleyhisselam kıssası, Tevrat’ta da geçmektedir. Ancak Tevrat, tahrif edilmiş olduğundan, hıristiyan ve yahudi dünyasında ona dayandırılarak yapılan arkeolojik araştırmalar gittikçe güvenilirliğinin kaybolmasına sebep olmuştur. Buna karşılık Kur’ân-ı Kerîm’in doğruluğu ve İslam alimlerinin de muhteşem kapasitelerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Kur’ân-ı Kerîm ve Tevrat’ta helak edilen beldenin yeri bildirilmemiştir. Buna rağmen Kur’ân-ı Kerîm’i tefsir eden bazı alimler, ayetlerden hareketle neredeyse adres tarif eder gibi öylesine isabetli bilgiler vermişlerdir ki, hayran olmamak mümkün değildir.

Bir ayet-i Kerîmede “Can yakıcı azaptan korkanlar için o beldede bir işaret bıraktık” buyurulmaktadır. Fahreddin-i Râzî, Lût kavmini anlatan ayet-i Kerîmelerin Mekke müşriklerine hitaben indirildiğini hatırlatarak ve “O şehirler, işlek yollar üzerinde hala durmaktadırlar. Bunda inananlar için ibret vardır.” ayet-i Kerîmesinden yola çıkarak; Mekkeliler ticaret için genellikle Şam şehrine giderlerdi. Şam yolu, Lût gölünün tam güneyinden geçerdi. Bu sebeple Lût kavminin kalıntılarını burada aramak gerekir diye yazmaktadır.

Bilim adamları İbrahim aleyhisselamın MÖ. 2000 yılları civarında yaşadığını tahmin etmektedirler. Lût aleyhisselam da aynı yıllarda yaşamıştır. Bu noktayı gözönüne alırsak ilgi çekici bazı noktalara rastlayabiliriz. Arkeolog Albright tarafından yapılan bir keşif, helak edilen beldenin yeri hakkında bize biraz olsun ışık tutabilmiştir. O dönemin şehirlerinden biri olan Bab el Dhara’nın kalıntıları MÖ. 2300-1900 tarihleri arasındaki bir periyoda sahip olup Sodom ve Gomorra şehirleriyle yaşıttır. Yapılan bütün kazılar MÖ. 2000 yıllarında Bab el Dhara ve yakın şehirler aniden terkedilmişlerdir. Hem de her biri bir medeniyet merkezi iken… Bütün bu buluntular, Lût aleyhisselamın kavmiyle çağdaş olan ve onlara komşu olan şehirlere aittir. Herşeyin olduğu gibi bırakılıp göç edilmesinin sebebini şu ana kadar açıklayabilen çıkmamıştır. Belki de Lût kavminin dehşetli helakine şahid olan komşu şehirlerin insanları, aynı akibete uğramaktan korktukları için panik içinde kaçmışlardı. Arkeologların yoğun araştırmaları, yok edilen şehirlerin yerlerini bulmaya yetmemiştir. Tesbit edebildikleri tekşey, Lût gölünün güneyinde bir yerlerde olduklarıdır. Yapılan milyonlarca dolarlık harcama sonucu ancak bu bilgi elde edilebilmiştir. Günümüzden 1000 sene önce İslam alimleri de aynı tespiti yapmışlardı.

Hz. LÛT (a.s)

Kur’ân-ı Kerim’de geçen peygamberlerden biri Lût (a.s) ile birlikte Hz. İbrahim’in kardeşi Hârân’ın oğludur. Lût (a.s), İbrahim (a.s) ile birlikte Harran’dan Filistin’e göç etti. Burada kıtlık baş gösterince Lût ve İbrahim (a.s.) beraberce Mısır’a gittiler. Bir süre sonra Mısır kralının verdiği mal ve sürüleri yanlarına alarak birlikte tekrar Filistin’e döndüler. Zamanla yerleştikleri bölge, sürülerini almaz oldu. Hz. Lût bunun üzerine, amcası İbrahim (a.s.)’ın bölgesinden ayrılıp Sedom şehrine yerleşti. Daha sonra bu şehre peygamber olarak gönderildi. Sedomlular bozuk ahlâklı, kötü niyet insanlar idi. Yol keserler, yolcuların elinde avucunda ne varsa alırlardı.

Sedom halkı dünyada daha önce kimsenin yapmadığı sapık işleri, ahlaksızlıkları yapıyor, eşcinsel davranışlarda bulunuyor, azgınlıkta birbirleriyle yarış ediyorlardı. Hz. Lût, kavmini doğru yola davet ettiyse de aldırmadılar. Yaptıkları kötü işleri devam ettirdiler. Karısı da ona inanmayanlardandı.

Hz. Lût, “âlemlerden hiç kimsenin sizden önce yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz” (el-A’raf, 7/80-81); “evet, siz cahil bir milletsiniz” (en-Neml, 27/55); “yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?” (el-Ankebût, 29/29) diyerek onları doğru yola davet etti, içinde bulundukları delâlet ve cehaletten kurtarmağa çalıştı.

Hz. Lût’un yaptığı ikazlara aldırmayan Lût kavmi de peygamberi yalanladı. Kardeşleri Lût onlara; “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak âlemlerin rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz”dedi (eş-Şuara, 26/160-166). Bunun üzerine kavmi de ona cevaben. “Ey Lût! Bu sözlerinden vazgeçmezsen, mutlaka kovulacaksın” (eş-Şuara, 26/167). Doğru sözlü isen bize Allah’ın azabını getir” (el-Ankebût, 29/29) diyerek Hz. Lût ve kendisine inananlarla alay ettiler ve şehirden çıkarmak istediler (el-A’raf, 7/82), Lût Peygamber, kavminin azgınlıklarına karşı Allah’tan yardım istedi. “Rabb’im şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” (el-Ankebut, 29/30); “Rabb’im, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar” (eş-Şuara, 25/169) diye dua etti.

Bunun üzerine Allahü Teâlâ, Hz. Lût’un öğütlerine ve davetine uymayan kavmini yok etmek üzere “elçiler” (melekler) görevlendirdi. Melekler, önce Hz. İbrahim (a.s)’a uğradılar ve orada Hz. Lût’un kavmini cezalandırmak üzere geldiklerini söylediler. “Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lût’un ailesi (Hz. Lût’a inananlar) bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk” (el-Hicr,15/58-60). “Biz bu kasaba halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir. İbrahim: “Ama Lût oradadır” dedi. Elçiler (melekler): “Biz orada olanları daha iyi biliriz, onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız” dediler” (el-Ankebût, 29/31-32).

Melekler, Hz. İbrahim’den ayrıldıktan sonra Hz. Lût’un bulunduğu Sedom şehrine geldiler. Melekler gelince, Hazreti Lût onları tanıyamadı. Melekler ona. “Biz sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik, sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz” (el-Hicr, 15/63-64) diyerek kendilerini tanıttılar. Melekler geldiğinde Hazreti Lût çok sıkıldı. “Bu çetin bir gündür” (Hûd 11/77) dedi. Sıkılma sebebi, melekleri insan zannetmesi idi. Çünkü melekler genç ve yakışıklı erkekler suretinde gelmişlerdi. Hz. Lût, kavminin yaptığı ahlâksız hareketleri ve kötü huylarını biliyordu. Korkusu bundandı. Misafirlerin geldiğini duyan “şehir halkı sevinerek geldiler” (el-Hicr, 15/67).

“Lût’un konukları olan melekleri elde etmeye (onlara tecavüz etmeye) kalkıştılar” (el-Kamer, 54/37). “Hz. Lût onlara: “Bunlar benim konuklarımdır; onlara karşı beni rüsvay etmeyin. Allah’tan korkun, beni utandırmayın” dedi” (el-Hicr, 15/68-69). Misafirlere dokunulmaması için. Ey milletim işte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir (size nikahlayabilirim). Konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur? dedi” (Hûd, 11/78). Sedom halkı sapıklıktan başka bir şey düşünmüyordu. “Andolsun ki senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun: Doğrusu ne istediğimizin farkındasın” (Hûd, 11/79) diyerek bunu reddettiler. Hz. Lût, bu defa: “Keşki size yetecek bir kuvvetim olsa ve ya sağlam bir yere sığınsam” dedi (Hud, 11/80). Hz. Lût iyice sıkılmıştı. Bunun üzerine melekler; “Ey Lût! Biz rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemeyecekler” (Hûd, 11/81) diyerek kimliklerini açıkladılar ve onu teselli ettiler.

Artık Allah Teâlâ’nın Lût kavmine takdir ettiği azabın vakti gelmişti. Melekler, Hazreti Lûta: “Geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık. Karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelenler onun baçına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?” (Hîd, 11/81). “Bu kasaba halkının yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten elbette bir azap indireceğiz” (el-Ankebût, 29/34). Sabahleyin Sedom müthiş bir zelzele ile sarsıldı. Halkın üzerine kime isabet edeceği yazılı taşlar yağdırıldı. Böylece ahlâksızlıklarının cezasını görmüş oldular (Abdulfettah Tabbara, Ma’al Enbiya’ Fil-Kur’an, s, 142-146; Muhammed Ahmed Cad, Kısasu’l-Kur’ân, 68-76).

Bundan sonrası da Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“Buyurduğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine de Rabbinin katından işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiç bir zaman uzak olmayacaktır” (Hûd, 11/82-83).

“Tanyeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi. Memleketlerini alt üst ettik; üzerlerine sert taş yağdırdık. Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır. O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hâlâ durmaktadır. Bunda inananlar için ibret vardır” (el-Hicr, 15/73-77).

“Bunun üzerine onu (Lût’u) ve ailesini kurtardık. Yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk. Geride kalanların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılan, fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi” (en-Neml, 27/57-59).

“And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi. Âzabımı ve uyarılarımı dinlememenin sonucunu tadın” dedik (el-Kamer, 54/38-39).

Görüldüğü gibi, Lût’un kıssasındaki en büyük özellik onun eşcinsellikle yaptığı mücadeledir. Eşcinsellik İslâm’da en büyük günahlar arasındadır. Eşcinselliğe livata * yada lûtilik * denmesi, bu çirkin fiili ilk olarak bu kavmin işlemesinden dolayıdır. Yine görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim, bu iğrenç fiili yapanları kınamakta ve faillerinin dünya ve ahirette büyük azap göreceklerini ifade etmektedir.

LUT aleyhisselam“O ŞEHİRLER, İŞLEK YOLLAR ÜZERİNDE HALA DURMAKTADIR. BUNDA İNANANLAR İÇİN İBRET VARDIR.” Hicr; 77-78

Kur’ân-ı Kerîm’de kıssaları anlatılan toplumlardan birisi de “Lût Kavmi”dir. Bu isim, Lût aleyhisselamın o kavme peygamber olarak gönderilmesinden dolayı verilmiştir.

Lût aleyhisselam, çevresindeki insanları uzun süre hak yola davet ettiği halde, iki kızı hariç, hiç kimse, hatta karısı dahi kendisine inanmamıştı. Öylesine sapıtmışlardı ki, o zamana kadar hiç bir toplumda görülmeyen fenalıkları açıkça yapıyorlardı. Snuçta; Lût aleyhisselam ve iki kızından başka hepsi helak edildiler. Kur’ân-ı Kerîm’de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında el mü’tefika diye bahsedilmektedir. Bu kelimenin çoğulu “el mü’tefikat” olup, Tevrat’ta geçen mahpeka ile eş anlamlıdır.

Hazret-i Lût, İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. Enbiya suresinde, “İlim ve hikmet sahibi iyilerden ve Allahü tealanın rahmete erdirdiklerinden birisi” olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca En’am suresinde bir ayet-i Kerîmede “dünyalara üstün kılındığı” buyurulmaktadır.

Ahmet ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: