Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 13 Eyl 2007

Oruç : Sevabı Sonsuz, Emsali Olmayan Bir İbadet ve Kârlı Bir Ticaret

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

Allah rab

Oruç : Sevabı Sonsuz, Emsali Olmayan Bir İbadet ve Kârlı Bir Ticaret

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

“Âdemoğlunun işlemiş olduğu her iyilik ve ibadet, sevap bakımından on katından yedi yüz katına, Allah’ın dilediği sayıya kadar artar.

Allah buyuruyor ki: ‘Ancak oruçlu böyle değildir. Çünkü oruç sırf Benim rızam için tutulmuştur, Bana aittir. O zevkleri ve yemesini Benim için bırakır.’

Oruçlu için iki sevinç vardır: Birinci sevinci iftar vaktindeki sevincidir. Diğeri de, Rabbine kavuşup mükâfatını aldığı zamanki sevincidir.

Allah’a yemin ederim ki, oruç tutanın ağzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” (İbni Mâce, Sıyam: 1)

Mü’min, orucu sırf Allah emrettiği için tutar. O’ nun rızaını kazanma düşüncesini taşır. Akşama kadar bekler, bir şey yiyip içmez. Rabbine olan kulluk derecesini gösterir. Akşamleyin sofraya oturduğu zaman da Yaratıcısının “Buyurun” emri gelmeden elini uzatamaz. Cenab-ı Hakkın şefkat ve merhamet dolu nimetlerine geniş ve umumi bir ibadetle karşılık vermeye çalışır.

Oruç ibadetinde gösteriş, riya yoktur. İnsan gerçekten oruçlu olduğunu sadece Yaratıcısına, kendisini besleyip büyütene, türlü türlü nimetlerle ihtiyacını giderene gösterir, arz eder. Kimsenin görmediği bir yerde orucunu bozabilecekken bozmaması, Allah için tuttuğunun en güzel ifadesidir.

İşte bunun için Cenab-ı Hak, “Oruç, Benim rızam için tutulmuştur. Bana aittir, mükâfatını da Ben vereceğim” buyuruyor.

Her iyiliğin ve ibadetin karşılığında verilecek sevap, âyet ve hadislerle bildirilirken, orucun sevabı için bir had-hudut konmamış, belli bir sayı ve miktar belirtilmemiştir.

Demek ki, ihlâsla yapılan ibadetlerin zevki, manevî karşılığı, uhrevî mükâfatı sonsuz olacaktır.

Ebu Ümame Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Dedim ki: “Ya Resulallah, bana hayırlı bir amel tavsiye eder misiniz?”

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Oruç tut, çünkü oruca denk bir ibadet yoktur” buyurdu.

Tekrar sordum: “Bana güzel bir iş yapmamı tavsiye eder misiniz?”

“Oruç tutmaya bak. Çünkü Allah yanında onun kadar sevaplı bir ibadet yoktur” buyurdular. (Nesâi, Sıyam: 43)

Ali ibni Ebi Talib Radiyallâhu Anhın rivayetine göre, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

“Oruç, içinin çektiği yiyecek ve içeceklerden kimi alıkoyarsa, Cenab-ı Hak ona Cennet meyvelerinden yedirir ve sularından içirir.” (Kenzü’l-Ummal, 3:329)

Mübarek Ramazan ayı, âhiret ticareti için kurulmuş kârlı bir sergi ve pazara benzer.

Ramazan, âhirette derlenecek ürünler için ekim yapılacak uygun ve verimli bir zamandır. Amel ve ibadetleri bereketlendiren, sevaplarını artıran bir Nisan yağmuru gibidir.

Oruç tutan mü’min yiyip içmeyi bir süre için geçici olarak bırakmakla bir çeşit “âhiret adamı” olur, Cenab-ı Hakkın sıfatına aynalık eder.

“Evet, Ramazan-ı Şerif bu fani dünyada, fani ömür içinde, kısa bir hayatta daimi bir ömür ve bâki bir hayatı içine alır, kazandırır.”

Burada geçici olarak bıraktığı yiyecek ve içecekleri daimi bir şekilde Cennette yer, içer.

İbadetin kapısı oruç

Damra ibni Habîb Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuşlardır:

“Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur.”
(Kenzü’l-Ummâl, 8:447)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Türkiye, İbadet | Leave a Comment »

Oruç bedenin zekâtıdır

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

 Oruç bedenin zekâtıdır

Oruç bedenin zekâtıdır

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh rivayet ediyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

“Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur.”
(İbni Mâce, Sıyam: 44)

Zekât sadece maldan verilmez. Allah’ın ihsan ettiği her nimetin kendine göre bir zekâtı vardır. İlmin zekâtı bildiğini başkalarına öğretmek, ömrün zekâtı namaz kılmak, malın zekâtı hakkını vermek, bedenin zekâtı da oruç tutmaktır.
Oruç tutan insan, vücudunun da, sahip olduğu nimetlerin de kendi malı olmadığını, istediği zaman yiyip içemeyeceğini anlar. Oruçla onların kendisinde emanet bulunduğunu, hakiki mal sahibinin kim olduğunu idrak eder. Onun emri ol-madan yiyemez, içemez.

Böylece, gerçek nimet sahibi olan Mün’im-i Hakikiye, Hakiki Nimet Veren Rabbine teşekkür eder. Nimetlerin doğrudan doğruya Ondan geldiğini bilir. Vücut nimetine karşı teşekkürünü, onun zekâtı olan oruçla yapmaya çalışır.

Zaten zekât bir çeşit şükürdür. Oruç ise, “halis, hakiki, büyük ve umumi bir şükrün anahtarı” hükmündedir. Oruç sayesinde mü’min, gözle görülür şekilde kendisine verilen nimetlerin kıymetini düşünme fırsatı bulur.

Zekâtın bir manası da temizliktir. Maldan verilen zekât onun temizlenmesine, çoğalmasına, bereketlenmesine sebep olduğu gibi, oruç da bedenin maddî ve manevî temizlenmesine, sağlık ve bereketin artmasına sebeptir.

Zekât veren insan malını kir ve günah pisliklerinden temizlediği gibi, oruç tutan da vücudunu günahlardan öyle temizlemiş sayılır. Ter temiz bir vücut ve ruha sahip olur.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Zekat | Leave a Comment »

Bizim Tercihimiz Müzik Dinlememekten Yana İse

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

tasavvuf muzigi,muzikli ilahiler,musiki,muzik,RUHUN DEĞİL NEFSİN GIDASI MÜZİK!

Bizim Tercihimiz Müzik Dinlememekten Yana İse

Ebu Hureyre’den rivayetle:

Biri Resulullah Aleyhisselam Aleyhisselam Efendimizin huzuruna geldi ve şöyle sordu.
– Ben güzel sesi seven bir kimseyim ; cennettede güzel ses var mıdır?
Resulullah Aleyhisselam Efendimiz şöyle buyurdu:
-Evet vardır. Nefsimi kudret elinde tutan Yüce Allah’a yemin ederim ki Yüce Allah cennette bulunan bir ağaca şöyle vahyeder :
-Buradaki kullarım, dünyada iken bana ibadetle meşgul oldular, zikrime daldılar. Orada ne bir çalgı dinleyebildiler, ne de saza gittiler. Şimdi onlara güzel nameler dinlet…

Bundan sonra o ağaçtan , Yüce Rabbı tesbih ve takdis eden güzel sesler çıkmaya başlar. O sesin benzerini mahlukattan hiç kimse duymamıştır.

Kaynak: Günyetü’t Talibin / Abdülkadir Geylani

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Müzik - Musiki, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Bir soru bir cevap ( Diş kanaması ve oruç )

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

20oruc , oruc bozulurmu,dis kanamasindan oruc bozulurmu,

 Bir soru bir cevap ( Diş kanaması ve oruç )

Oruçlu iken dişimiz kanarsa ne yapmalıyız.

Değerli Kardeşimiz;

Oruçluyken dişin kanaması orucu bozmaz.

Ama bu kanı yutmak orucu bozar.

Dişi kanayan bir kimse bunu dışarı atmalıdır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cinler hakkında genel bilgi

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

Cinler hakkında genel bilgi

Cinler hakkında genel bilgi

İslam’a göre cinler; akıl, idrak, irade ve şuur sahibi varlıklardır. Bu sebeple Allah’a iman etmek, Onun emirlerine itaat ve ibadet etmekle mükelleftirler. Bu Kur’an-ı Kerim’de Cin Suresinde ve diğer ayetlerde bildirilmektedir.
Cinler hem Peygamberimize hem de Hz. Musa ve diğer peygamberlere muhatap olup tebliğlerini dinlemişler ve bir kısmı iman edip bir kısmı da inkar etmişlerdir.

Müslim’in rivayet ettiği bir hadisi şerifte, “Her insanın meleklerden ve cinlerden bir yoldaşı bulunduğu” bildirilmiştir.(1) Cabir’den nakledilen bir hadisi şerifte Peygamberimiz (s.a.v); “Yanlarında kocaları bulunmayan kadınları ziyaret etmeyin. Çünkü şeytan, herhangi birinizin damarlarında, kan nasıl akıyorsa o şekilde dolaşmaktadır.” Buyurmuştur. Bunun üzerine ashab: “Seninde mi?” diye sordular. Hz. Peygamber: “Benim de, fakat Allah, şeytana karşı bana yardım etti de, o bana teslim oldu (veya Müslüman oldu) buyurmuştur.(2) Hadiste parantez içinde verdiğimiz “Müslüman oldu” ifadesi tercih edilen bir başka anlamdır. Ancak hadisçiler, şeytanın Müslüman olmasının söz konusu olmadığını söyleyerek, “teslim oldu, boyun eğdi” anlamına kullanmanın daha doğru olacağını söylemişlerdir.(3) Burada kastedilenin kafir bir cin olduğunu düşünmek, problemi çözer. Nitekim cinlerin kafirlerine şeytan denilmektedir.

Evlenip çoğalmaları ve ömürleri

Cinler, erkeklik ve dişilikleri olan, insanlar gibi nikah yoluyla evlenen, insanlar gibi üreyip çoğalan, doğup büyüyen ve ölen varlıklardır. Ancak ne var ki ömürleri insanlarınkinden çok daha fazla uzundur. Bu konuda cinlerin 1000 ila 1500 seneye kadar yaşayabilecekleri söylenmektedir. Çünkü cinler farklı bir zaman boyutunda yaşamaktadırlar. Orada zamanın akışı da farklıdır. Buna bağlı olarak, cinler yoluyla alındığı iddia edilen haberlerin gaybi bilgiler değil, yaşa ve tecrübeye dayanan bilgiler olduğu ortadadır.

İman ve küfür bakımından durumları

Mümin, münafık ve kafirleri bulunan cinlerin, kafirlerine şeytan denilmektedir. Cinler de bu dünyada imtihan oluyorlar ve ahirette hesaba çekilip, cennete ya da cehenneme gideceklerdir. İnsanlarda olduğu gibi, iman edip salih amel yapan, hayırlı işler işleyenler cennete; inkar edip kafir olanlar, iman ve tevbe etmeden ölenler de cehenneme gidecekler ve ceza göreceklerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

“Andolsun ki, Cehennem için de birçok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri vardır ama anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta yol bakımından daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”(7:179; 72:5)

Cinleri inkar etmenin hükmü

Cinlerin varlığı Kur’an ve Sünnetle sabit olduğundan varlıklarını inkar etmek küfür sayılmıştır.

Eskiden tespit edilemeyen pek çok şey bugün bilimsel yollarla ispat edilmektedir. İnsanların onları görememesi yok olduklarına delil olmaz. Çünkü insan, sadece cinleri değil, daha pek çok şeyi de görememektedir. İnsanın görmesi, duyması, anlaması sınırlıdır. Özellikle varlıkların milyonda beşini ancak görebildiğimiz ve ağrı, sızı, sevgi, nefret, korku, akıl, elektrik, rüzgar vs. gibi, görmediğimiz şeylerin pek çoğuna inandığımız da düşünülürse, cinlerin görünmemesi onların olmadığı anlamına gelmez.

Cinlerin meskenleri

Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları, buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v); evlerde bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.(4) Hz. Peygamberin İslam’daki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen cinler gibi, görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli hastalıklara sebep olabileceği hakkında da bazı alimler görüş beyan etmişlerdir. Çünkü bazı hadislerde cin kavramıyla mikropların kastedildiğini de söylemişlerdir. Ayrıca, Sahabe ve Tabiin döneminde, cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir. Bununla ilgili bir hadisi şerif şöyledir:

Abdullah b. Sercis (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v), (Yeryüzündeki haşarat) deliklerine idrar yapmayı yasakladı.” Bunun sebebi müfessirlerden Katade’ye: “Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?” diye sorulmuştu. O da şu cevabı verdi: “Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”(5)

(1) Müslim, Münafikin, 69.
(2) Tirmizi, Rada, 17/1172; A. H. Müsned, III, 309; Darimi, Sünen, II, 320, Rikak, 66.
(3) Tirmizi, Rada, 17/1172; İ. Cevzi, Telbisü İblis, s. 34.
(4) Abdurrezzak, Musannaf, XI, 32.
(5) Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29)

Cinler gaybı bilemezler.
(Sebe, 34/14)

Allah’ın peygamberlerine bildirdiği şeyleri öğrenemezler:

“Şüphe yok ki onlar (meleklerin sözünü) işitmekten kat’i surette azledilmişlerdir. ”
(eş-Şuarâ, 26/212)

Cinler insanlardan önce yaratılmışlardır,
Kur’an-ı Kerîm’de çok zehirli bir ateşten yaratıldıkları haber verilir:

“Cânnı da, daha önce çok zehirli ateşten yarattık. ”
(el-Hicr, 15/27)

Cinlerin erkek ve dişi olanları vardır.
Evlenirler, çoğalırlar, yerler, içerler.
İhtiyarı, genci vardır.
Cinler de mükellef olup insanlar gibi Allah’ın emir ve yasaklarına uymak zorundadırlar:

“Ben cinleri ve insanları ancak ibadet etsinler diye yarattım. ”
(ez-Zariyat, 51/56).

Cinlerin yaratılışları türlü şekillere girmeye, ağır işler görmeye elverişlidir.
Nitekim Kur’an’da ifade olunduğuna göre

(en-Neml, 27/39)
Hz. Süleyman Belkıs’ın tahtını Yemen’den getirmek isteyince, bir cin, daha sen makamından kalkmadan ben sana onu getiririm, benim herhalde buna yetecek gücüm var demiştir.
Süleyman (a.s.) Kudüs’te, getirilecek taht Yemen’deydi.
Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve güce sahip olmak demekti.
Süleyman peygamber, cinleri ağır ve güç işlerde çalıştırmıştır.

“Süleyman (a.s.)’ın önünde, Rabbı’nın izniyle iş gören bazı cinler de vardı.
İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azabdan tattırdık. ”
(Sebe, 34/12)

Şeytan da cinlerdendir.

Allahu Teâlâ kendisini Hz. Adem (a.s.)’e secde etmekle mükellef tutmuş;
şeytan ise, kendisinin ateşten, Adem’in topraktan yaratıldığını ileri sürerek secde etmemiştir.

Bunun üzerine Allahu Teâlâ onu rahmetinden kovmuş o da kâfir olmuştur
(el-Bakara, 2/24)

Şeytanların amiri durumundaki şeytana İblis denir.
Şeytan, insanları azdırmak için çeşitli yollara başvurur.
Ondan sakınmak gerekir:

“Ey Ademoğulları, Şeytana tapmayın.
Çünkü o sizi Rabbınız’dan ayıran bir düşmandır, diye size emretmedim mi?”
(Yasin, 36/60)

“Şeytan sizin için yaman bir düşmandır.
Bu sebeple siz de onu düşman edinin. ”
(el-Fatır, 35/6)

Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuşlardır:

“Allah sizden her biri için, bir cinni arkadaş kılmıştır.”
Ashab:
“Size de mi yâ Rasûlallah?” diye sorduklarında, Rasûlullah:
“Bana da ancak Allah ona karşı bana yardım etti de, o (cin) müslüman oldu,
artık o, bana ancak hayır emrediyor. ” buyurdu.
(et-Tâc, V, 233).

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | 14 Comments »

Kainatın En Mükemmel İnsanı.

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

1,Kainatın En Mükemmel İnsanı.

Kainatın En Mükemmel İnsanı.

HZ. RESUL HAKKINDA BATILI AYDINLARIN BAZI SÖZLERİ:

Thomas Carlyle: İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir.’

Prof.Dr.H. Mones: O’nun her sözü bir vecizedir.’

Jane Pelo: O’nun davasında heyecanı asildi.’

Aleksi Lovazon: O Allah tarafından gönderilmiş bir hak peygamberdir.’

G’la Faytt: Ey şanlı arap!Aşk olsun sana….Adaletin ta kendisini bulmuşsun.’

Raymons Leronge: 14 asır geçmesine rağmen Hz. Muhammed bu zamanın tek rehberi,tek hidayet resulüdür.’

Sosyolog V.D.Eratsen: Ben şahsen Hz. Muhammed’in hayranıyım.’

Prof.Jules Masserman: Bütün zamanların en büyük lideri Muhammed idi.’

Prof.Dr. Michael Hart: Muhammed tarihte dini ve dünyevi açılandan en üstün başarıya ulaşmış tek kişidir.’

Tolstoy: Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.

Gibson: Hz. Muhammed’i sevmeyenler onu yeterince tanımayanlardır.

Dostyoyevski: Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.

B. Smith: Büyük liderlerin hayat ve karakterleri ile yapılan eleştiriler İslâm Peygamberi için yapılamaz.

Prens Bismark: Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm Ey Muhammed. Kur’an Allah’ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygı ile eğilirim.

Geothe: Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir.

Shebol: Hz. Muhammed insan olması itibari ile bütün insanlık onunla övünür. Biz Avrupa’lılar 2000 sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek en mesut ve en bahtiyar nesiller oluruz.

Bernard Shaw: Ben bu hayret uyandırıcı insanın hayatını inceledim. Benim görüşüme göre onu insanlığın kurtarıcısı olarak tanımamız lâzımdır.

Lamartine: İnsan büyüklüğü hangi ölçüyle ölçülürse ölçülsün acaba ondan daha büyük bir insan bulunur mu?

Knematirul: Herkesin itiraf etmekten çekindiği şeyi ben haykırıyorum. Hz. Muhammed hiç kimse ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir devrimcidir.

YUKARIDAKİ BATILI AYDINLAR KADAR İSLAM PEYGAMBERİNE OBJEKTİF YAKLAŞABİLSEK VE O’NU ÖRNEK ALABİLSEK YETER … !

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Muhammed ( s.a.v ), Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İbretlik Bir Vasiyet

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2007

İbretlik Bir Vasiyet,Nasihat ve Öğütler

İbretlik Bir Vasiyet

Câfer-i Sâdık -rahmetullahi aleyh- Hazretleri’nin, oğlu Musa Kâzım için yaptığı şu vasiyet ve nasihatı çok ibretli ve mânâlıdır.

Buyurur ki:

“Ey oğlum! Vasiyetimi iyi dinle, söylediklerime çok dikkat et. Eğer dikkat edecek olursan, saâdet içinde yaşar, hamd ile ölürsün.

Ey oğlum! Allah’ın senin için takdir ettiği rızka râzı ol. Allah kendi rızkına râzı olanı başkasına muhtaç bırakmaz. Gözü başkasının malında olan ise fakir olarak ölür.

Taksimatı ilâhîye râzı olmayan; Allah’ı kaza ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur.

Kendi kusurlarını küçük gören başkalarının küçük bir kusurunu büyültmüş olur.

Her zaman için kendi kusurlarını büyük gör. Başkasının kusurunu küçük görenin gözünde, kendi kusuru büyük görünür.

Başkalarına isyanla kılıç çeken, o kılıçla öldürülür.

Başkasının kuyusunu kazan, kazdığı kuyuya kendisi düşer.

Beyinsiz ahmak insanlarla düşüp kalkan değerini yitirir ve horlanır, hakarete uğrar. Âlimlerle düşüp kalkan hürmet ve saygı görür.

Kötü yerlere girip çıkan töhmete uğrar.

Lehinde de aleyhinde de olsa, daima hakkı söyle.

Koğuculuk yapmaktan sakın, çünkü koğuculuk insanların kalplerine kin ve düşmanlık tohumları eker.”

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: