Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 10 Eyl 2007

Mevlana’nın Namaz Hareketlerine Süper Yorumu…

Posted by Site - Yönetici Eylül 10, 2007

namaz (2)

Mevlana’nın Namaz Hareketlerine Süper Yorumu…

Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır.

Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk” demektir. (Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da ‘Allah’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır, Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir.
Başı rükû’da iken “Hakk’ın suallerine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir. Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır. Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüz üstüne kapanır.

Ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker. Sağa verir; peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, ancak dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti…
Sola verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez…

Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, herkesten ümidimi kestim. Kuluna yardımcı ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Mevlana, Namaz, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Tevbe, İlginç | Leave a Comment »

Ramazan ayına ne kadar hazırız?

Posted by Site - Yönetici Eylül 10, 2007

4

Ramazan Ayına Ne Kadar Hazırız?

Recep, Şaban derken aylardır yolunu beklediğimiz aziz misafirimiz Ramazan ayı da evlerimize gelmek üzere.

Önümüzdeki çarşambayı perşembeye bağlayan gece sahura kalkıyoruz. Şimdilerde evlerde tatlı bir telaşe var. Annelerimiz, ablalarımız, yengelerimiz yoğun bir şekilde Ramazan için hazırlık yapıyorlar. Hurmaların ve çayların en iyileri satın alınarak marketlerden gerekli ihtiyaçlar için alış-verişler yapılıyor. Bereketli iftar sofraları için yufkalar açılıyor, baklavalar hazırlanıyor, turşular kuruluyor, reçeller yapılıyor. Evlerin her köşesi silinip temizleniyor ve evler, Ramazan’ı en güzel şekilde karşılamak için hazır hale getirilmeye çalışılıyor. Bütün bunlar, Ramazan için yapılan maddi hazırlıklar. Acaba manevi dünyamızı da Ramazan’a hazırlıyor muyuz?

GÖNÜL EVİNİZİ DE TEMİZLEYİN

Ramazan, Cenab-ı Hakk’ın nimet ve lütuflarının sağanak sağanak yağdığı zamanın en kıymetli dilimi. Allah, vicdanlarımızın uyanması, kalblerimizin metafizik gerilime geçmesi ve duygularımızın köpürerek coşması adına bu günleri bir fırsat olarak önümüze koyuyor. Peki bütün benliğimizle bu ufku yakalama ve ruh dünyamızı Ramazan’a hazırlama adına neler yapabiliriz? Evvela bu kutlu günler, öze dönme günleridir. Bu sebeple günahlarla kirlenmiş bedenimizi temizleyip özümüze dönme adına tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Nasıl ki evlerimizi Ramazan’a hazırlarken temizliyoruz, aynen bunun gibi öncelikle gönül evimizi temizlemeliyiz. Bunun yolu da günahlarımızın affı adına tövbeleri kabul eden rahmeti sonsuz Rabbimize yana yakıla tövbe etmekten geçiyor. Rahat bir şekilde okuyabilmemiz için büyük boy bir Kur’an alarak, Ramazan’daki mukabelelere hazırlık adına şimdiden günde okuyabildiğimiz kadar Kur’an okumaya başlayabiliriz. Peygamber Efendimiz’in ifadesiyle az da olsa devamlı yaparak Kur’an’dan günlük belirli bir sayfa takip edebilir ve arkasından da okunulan sayfanın anlaşılması adına mealini okuyabiliriz.

TERAVİHİ İHMAL ETMEYİN

Malum olduğu üzere Ramazan’a has bir namazımız var: Teravih namazı. Ramazan’ın rahmetinden istifade etme adına yirmi rekat olarak kılınan bu namazı da ihmal etmemeliyiz. Her akşam olmasa bile bazı gecelerde eşimizi ve çocuklarımızı da alıp mahallemizin camisine veya bize yakın olan büyük camilerimize giderek burada teravih namazlarını kılabiliriz. Bu sadece bizim içimizde değil eşimiz ve çocuklarımızda da kulluk şuurunu mayalayacak ve Rabbimize gösterdiğimiz kulluğumuz ayrı bir enginlik kazanacaktır.

İFTARA ÖNEM VERİN

İftar, insanların birbirlerinden her geçen gün daha da uzaklaştığı günümüzde, birbirimizle kaynaşma adına bulunmaz bir fırsattır. Dinimiz iftar etmeye, iftar vermeye ve iftar vaktine büyük bir kıymet veriyor. Bu konuyla alakalı isterseniz Allah Resulü’nün şu müjdeli haberini okuyalım: “Bir kimse Ramazan ayında bir oruçluya iftar verirse, günahları af olur. Cenab-ı Hak onu cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir. Ashab-ı kiram dediler ki: Ya Resulallah! Her birimiz bir oruçluya iftar edecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurdu: Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ayda bir oruçluya su veren kimse kıyamet günü susuz kalmayacaktır.” Biz de bunu bir fırsat bilip elimizdeki imkanlar nispetinde iftar vermeye özen göstermeliyiz.

ORUÇ MANEVi AÇIDAN iNSANA NELER KAZANDIRIR?

Orucun insan hayatına ve sosyal hayata pek çok katkısı vardır. Orucun bedeni dinlendirme ve hastalıklara karşı koruma gibi, beraberinde getirdiği kazançların yanı sıra, onun bir ferde kazandırdığı en önemli şey, insanın ruhunda meydana getirdiği devrimlerdir. Şimdi bunların neler olduğuna genel bir bakalım: 1. Oruçlu kişinin her saati ve her saniyesi Allah’ı ve Allah’ın nimetlerini hatırlatması ve netice itibarıyla da en büyük nimet olan Allah’a kavuşma nimetini hatırlatması bakımından çok kıymetlidir. 2. Oruç tutan bir mümin, sabahtan akşama kadar yemeyip içmemesiyle, şehvetine hakim olmasıyla, gıybet ve zulümden kaçınmasıyla adeta melekvari bir keyfiyet kazanır.

ORUÇ, TERBİYE EDER

3. Çeşitli nimetler içinde yüzen insan, oruçla onların kıymetini ve ehemmiyetini anlar, şükrünü eda etmeye çalışır. 4. Oruç, insana iktisat etmeyi öğretir. İstediği şeyi aklına geldiği zaman hiçbir sınırlama getirmeden yapmaya alışan kişi, oruçlu olduğu zaman mecburen onu yapamayacaktır. 5. Oruç bir alıştırmadır. Kişide cismani arzulara karşı koyma duygusunu geliştirir. İnsan oruçlu olduğu anlarda her türlü negatif istek ve meyillere engel olmaya güç yetirdiği gibi, kazandığı bu dirençle oruçlu olmadığı zamanlarda da bu tür istek ve meyillere engel olmaya güç yetirebilir. Zira oruç sadece midenin aç bırakılması demek değil, aksine mide gibi bütün duygulara; göze, kulağa, kalbe, hayale ve sair insan azalarına da oruç tutturmak, onları haramdan çekmek ve her birisine mahsus bir ibadete sevk etmektir. Bu şekilde oruç tutan bir insan, hep “helal” dairesinde bir hayat yaşar. Kısacası dini kontrol altında tutmanın en etkili yolu oruçtur. 6. Oruç, vefa duygusunun açığa çıktığı en güzel bir ibadettir. Çünkü oruç, Allah ile kul arasında yapılmış bir sözleşmedir. Oruçlu insan, belirli zaman dilimlerinde nefsi için hoş gelen bazı şeylerden vazgeçerek, bu hareketiyle verdiği sözde vefalı olduğunu gösterir.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Türkiye, İbadet | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: