Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 21 Ağu 2007

Kimdir bu Sabatay Sevi

Posted by Site - Yönetici Ağustos 21, 2007

Sabatay Sevi

Kimdir bu Sabatay Sevi

Sabatay Sevi, mesihligini ilan ettikten sonra dünyadaki tüm Yahudiler arasinda büyük bir yanki uyandirmis ve Yahudi din adamlari yogun tepki göstermislerdi. Osmanli yönetimi basgösteren kargasayi gidermek için Sabatay Sevi’nin önüne iki tercih koydu; ya hayati ya da Müslüman olup kurtulmasi. Sevi, Müslüman olmayi kabul ettigini açikladi ve Mehmed Efendi ismini alarak Sarayda bir süre maasli memur olarak çalismaya basladi. Bu dönem ve daha sonra taraftarlari ile birlikte Selanik ve diger birtakim sehirlerdeki ikameti boyunca zahiren Müslüman görünmekle birlikte, gizlice kendi yorumuyla Yahudilikten evirme yeni bir inanç sistemini dar bir taraftar toplulugu arasinda yaydi.

Sabataycilar ya da dönmeler olarak bilinen ve bu Yahudi mesihine inananlar tarafindan günümüze kadar sürdürülen inançlar manzumesi; adet, gelenek ve göreneklerinin neler oldugunu bu bölümde ele alacagiz. Ancak, Sabataycilar tamamen kapali ve gizli bir topluluk oldugundan tüm yönleriyle ortaya koymak epey zor. Birçok konu ve özellik gizli kalmaya, esrarini sürdürmeye devam decektir.

Osmanli’dan günümüze Sabataycilar Yahudi haham Sabatay Sevi’nin 1648 yilinda Mesih’ligini ilan ettikten sonra Yahudiler arasinda büyük çalkantilar meydana geldi. Çünkü, Ispanya’dan sürülme ve dogu Avrupa’da yasadiklari sikintilar üzerine basgösteren bunalimlar bu dini topluluk arasinda bir Mesih beklentisi yaygin bir hal almisti. Fakat Sevi’nin 1666’da Müslüman olmasi üzerine, Yahudilerde bir rahatlama görülmesiyle birlikte, Sevi’nin bu yeni durumunu tevil ederek bagliliklarini sürdürenler de oldu. Bunlarin basinda Gazze’li meshur haham Nathan gelmektedir. Nathan, yeni din yorumu ve Sabatay’in fikirlerinin kabul görmesinde etkin bir rol oynamistir.

Sabatay Sevi’nin Müslüman olmasindan sonra eski inançlarini ve Mesih’lik iddialarini birakmadigi, gizlice kendisine bagli dini bir cemaat olusturma yoluna gittigi birçok kaynakta belirtiliyor. Ancak Osmanli yönetimi onlari Ôihtida etmis’, Ôhidayete ulasmis’ yani Müslüman kabul ettigi için tarih belgelerinde haklarinda pek bilgi yer almiyor. Sabatay Sevi’nin görünürde Müslüman olduktan sonra, Yahudi mistizminin kaynagi Kabbala’yi kendi yorumladigi biçimiyle bir nevi yeni bir mezhebi insa ettigi günümüzde yasayan Sabataylilar tarafindan da belirtilmektedir. Ibrahim Alaettin Gövsa, Sabatay Sevi isimli eserinin 68. sayfasinda bir olayi anlatiyor:

Sabatay Sevi’nin (Mehmed Efendi adi ve Müslüman kiyafeti ile) Istanbul’da yine eski müritlerinden bir kismini toplayarak ayinler yaptigini, Girid seferinden dönen Sadriazam Fazil Ahmed Pasa’ya haber verdiler. Sadriazam kendini çagirtarak Bu ne istir? Sen hala uslanmadin mi? diye tenbih ettigi zaman Sabatay agiz kalabaligina basladi ve meshur olan kurnazligi ile Aman Sultanim, ben birtakim akrabami, dostlarimi Müslüman yaptigim gibi bunlari da dini celil Islam’a celb ve davet etmege ugrasiyorum yolunda cevaplar verdi ve bu sözlerle bir müddet takibden kurtuldu. Sadriazamin adamlari onu bir gün Bogaziçi’nde Kuruçesme’de müridleriyle birlikte Ibrani bir dua okurken buldular. Bu hadise üzerine Izmirli Mesih kendisini unutturmak ve izini kaybettirmek için Kuruçesme’yi birakarak Kagithane civarinda issiz bir köseye çekildi. Fakat müridlerinin bir müddet sonra orada da etrafina toplanip ayinler yapmaga devam ettikleri görüldü. Is tekrar Sadriazam’a haber verilince Fazil Ahmed Pasa kizdi ve onun adamlari ile birlikte Arnavutluk’taki Berat kasabasina sürülmesini emretti. Sabatay Sevi, orada asil adi Yoheved olan Selanikli bir Musevi kadin ile evlenmistir ki Sabatayligi kabul eden bu kadina da Ayse Hanim adi verilmistir. Kayinbiraderi Josef Kerido da Abdullah Yakup ismini almistir.

Prof. Ilber Ortayli, Selanik sehrinin, cemaatin baslica yerlesme yeri oldugunu, Osmanli Imparatorlugu’nun son döneminde özellikle egitime önem verdiklerini belirtiyor. Osmanli arsivlerinde ve tarih kaynaklarinda pek bir bilgiye rastlanmadigini belirten Ortayli, Osmanli’nin son döneminde modernlesmenin önemli tasiyicilarinin Sabataycilarin arasinda çiktigini belirtiyor. 19. yüzyilda Selanik’de bu cemaatin iktisadi ve kültürel bakimdan bütün diger topluluklardan üstün olduklari anlasiliyor. Nitekim Mayis 1901’de Selanik’e vali olan Mehmet Tevfik Bey, hatiralarinda, Fevziye Mekteplerinin (mektepleri bu cemaatin kurdugunu zikretmiyor ve belki bilmiyor) diger mekteplerin fevkinde oldugunu ve iyi memur yetistirdigini belirtmektedir. Bu okullar hakkinda önemli bir noktayi belirtelim; Selanik sosyal hayati içinde, bu okullar genis kabul gördüler.

Sabatayci gençleri egitmeyi amaçlayan bu okullar, nihayet kurucularinin da ideoloji ve dünya görüsü degisikligi geçirmesine sebep oldu. Artik bütün Osmanlilari, bilhassa Müslüman Türk çocuklari egitmekten memnun oluyorlardi. Nitekim çocuk Mustafa Kemal (Atatürk) modern egitim veren böyle bir ilkokula giden Müslüman Türklerdendir. Kendisinin anlattigina göre annesi geleneksel bir Kur’an okuluna, babasi ise Semsi Efendi’nin kurdugu bir okula gitmesini istemisti. Semsi Efendi Sabatay’cidir. Kapanî grubundan oldugu söyleniyor. Fakat Karakas grubu ile isbirligi yapiyor ve egitimle bu rakip iki dönme grubunun birligini saglamak istiyormus. (Ilber Ortayli, Alevi Kimligi, S.120)

Sabataycilarin özellikle Mevlevi tarikati çatisialtinda örgütlenmeleri de dikkat çekici. Esin Eden ve Nicholas Stavroulakis tarafindan yazilan ve su anda Türkiye’de de piyasada satilmakta olan Salonika, A Family Cookbook ÔSelanikli Bir Ailenin Yemek Kitabi’ isimli eserde Sabatayci ailelerin Mevlevi tarikatini benimsedikleri belirtiliyor ve kendi aile fertleri hakkinda da bilgi veriliyor. (Sayfa 15-49) Laiklik ve Ittihadçiligin öncüleri Sabatayci Selanik’li Sabataycilarin bilinen tek yayini olan Gonca-i Edep’te Mevlevilik’ten övgüyle bahsedildigini belirten Ortayli, dergide egitim konusuna özel bir ilgi gösterildigini vurguluyor:

Sabataycilarin, batililasma ve egitim yoluyla, durumlarini düzeltme ve özgürlesme konusunda Musevilerin önüne geçtigi açikça görülüyor; bir anlamda Bati Avrupa’da Musevilerin kendi cemiyetlerine yaptiklari kültürel katkiyi, Türk cemiyetinde Sabataycilar yaptilar. Nitekim bir müddet sonra kurularak Fevziye ve Terakki gibi gerçek anlamdaki gymnasium’lar laik egitime önem vermistir. Onlarin bugünkü devami olan Isik Lisesi de (Istanbul) kanuni zorunluluk olan din derslerini laik bir retorik ile sürdürmektedir.(…) Selanik Sabataycilar’i Istanbul’a göç ettiklerinde benzer mektepler kurdular ve laik-ulusalci bir Türk egitim sisteminde öncü oldular. Kendisi de Sabatayci bir aileye mensup Ilgaz Zorlu da, Evet, Ben Selanikliyim isimli kitabinda bu okullarin ÔIttihad ve Terakki Hareketi’nin ortaya çikmasinda önemli rol aldigini ve Ittihadçilarin bir çogunun bu okullarda yetistigini belirtiyor. (S.115)

Osmanlinin son döneminde Sabataycilarin devlet bürokrasisinde etkin konuma geldiklerini görüyoruz. Yabanci dil bilmelerinden de kaynaklanan arti yeteneklerle dis ticaret ve hariciyede kilit noktalara kadar yükselen Sabataycilarin bu alanlardaki etkinligi günümüzde de sürmektedir. Bu arada dönme denen Sabataycilar laik bir ulusalciligi benimseyen grup olarak Jön Türk hareketi ve Ittihat Terakki içinde de yer almislardir. Nitekim imparatorlugun ünlü Maliye Naziri Mehmed Cavid Bey -ki ayni zamanda kuvvetli bir iktisatçi idi- Sabataycidir. Diger bir maliye naziri olan Nüzhet Faik, dahiliye nazirlarindan Mustafa Arif, maarif müstesari ve hukuk profesörü Muslihiddin Adil, Sabatayci kökenliydiler. Türk matbuatinin önemli simasi, Vatan gazetesi sahibi Ahmed Emin (Yalman) da Sabatayci idi ve bu konuda ilk tefrika 1924 Ocak ayinda onun gazetesinde yayimlandi. Orduda, matbuatta ve Ittihat ve Terakki çevrelerinde Sabataycilar vardi. (Ilber Ortayli, Alevi Kimligi, S.123) Gelecek bölümde varliklari günümüze kadar uzanan Sabatayci firkalar ve Cumhuriyet döneminde etkin olan Sabataycilari ele alacagiz.

Dönmelerin inanç ve ritüelleri Sabatayciligin temel dini inanç kaideleri, Yahudiligin mistik ekollerinden Kabbalistik metodun Levi yorumundan olusmaktadir. Gerek ayinler ve gerekse ritüeller tamamen gizli tutuldugundan bilimsel arastirmalara kaynaklik edebilecek bilgileri elde etmek imkansiz gibi. Sabatayci din adamlarinin açiklamalari bu konuda yapacaklari açiklamalar toplumun aydinlanmasina yardimci olabilir ancak. Ilgaz Zorlu, Kabbala’nin esaslarini anlattigi kitabinda, Yahudiligin mistik yorumlarini özetledikten sonra sunlari belirtiyor: Genellikle iddia edildigi üzere Sabatayci hareket Yahudilige karsi ve ondan kopuk bir yapida da degildir, sadece mistikYahudiligin vazgeçilmez yapisi onu ister istemez farkli kilmistir. Günlük dua ve ritüellerde Yahudiligin temel prensipleri korunmakla birlikte, özellikle gece yarisi sonraki zaman araliginda bunlar daha da arttirilmistir. (Zorlu, Ben Selanikliyim, S.112)

Sabatay Sevi’nin taraftarlarina inanç esaslari olarak 18 maddelik bir nizamname biraktigi çesitli kitaplarda yer almaktadir. Ibrahim Alaettin Gövsa’nin Sabatay Sevi isimli eserinde Avram Galante’nin Ibranice’den Fransizca’ya terüme ettigini belirttigi bu ilkelerden bazilarini özetliyerek buraya aliyoruz:
Iste Efendimiz, kralimiz ve Mesihimiz Sabatay Sevi’nin on sekiz emri bunlardir.
Serefi müzdad olsun!
*Halikin birligine dair iman muhafaza olunsun.
*Mesihin hakiki Mesih olduguna, ondan baska halaskar (kurtarici) bulunmadigina, efendimiz, kralimiz, Sabatay Sevi’nin Davud neslinden geldigine iman edilsin.
*Ne Tanri’nin, ne de Mesih’inin adina yalan yere yemin edilmesin. Çünkü Tanri’nin adi da onda mündemiçtir.
*Mesih’in sirrini anlatmak için içtimadan içtimaya gidilsin.
*Davud’un Mezamiri hergün gizli olarak okunsun.
*Türklerin adetlerine, onlarin gözlerini örtmek maksadi ile, dikkat edilsin. Ramazan orucunu tatbik için sikinti gösterilmesin.
*Onlarla (yani Müslümanlarla) nikah akdedilmemesi lazimdir. (Alaettin Gövsa, Sabatay Sevi, S.59-61)

Sabataycilarin bayramlari

Gövsa bunun disinda Sabataycilarin bayramlari da oldugunu belirtiyor. Bunlar yilin çesitli günlerinde ve her biri ayri bir anlam tasiyan 16 tanedir.

Bunlarin içinde en ilginci ise Mart 22’de yani baharin birinci gününde kutlanan Kuzu Bayrami, Dört Gönül Bayrami veya diger bir deyisle Mum Söndü diye bilinen gizli bayram. Bu kuzu bayrami hakkinda Sabatay zümresi mensuplarindan Karakaszade Rüstü, 1924 tarihinde Vakit gazetesi muharririne su izahati vermisti: Kuzu bayrami 22 Adar’da (Mart) yapilir. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebeti ile ve hususi merasimle yenir. Bu merasimde en asagisi ikisi erkek ikisi kadin olmak sartile evli dört kisinin bulunmasi lazimdir. Bu çiftlerin sayisi artirilabilir. Kadinlar iyi giyinmis ve elmaslar ile süslenmis olduklari halde sofra hizmetinde bulunurlar. Yemekten sonra biraz eglenilir ve muayyen zamanda isiklar söndürülerek karanlikta kalinir… Bu bayram vesilesi ile dogacak çocuklar bir nevi kudsiyeti haiz taninirlar. Ona (Dört Gönül Bayrami) adi verilir. (Gövsa, Sabatay Sevi, S. 64)

Sabataycilarin kendilerine has 16 bayram ve ritüelden ayri olarak diger Musevi’lerle müsterek birtakim bayram ve yortular da sözkonusu. Bunlar, Yusuf Bayrami, Meyva bayrami, Fecir bayrami gibi isimlerle anilir. Ayrica Sabatayci her grubun da kendi içinde gelistirmis oldugu bayramlar da var. Bunlardan Osman Aga bayrami en önemlilerindendir. Karakaslar grubunun kurucusu Osman Aga, (daha sonra soyadi kanunu çikinca bu aile fertleri Ogan soyadini almislardir) için bu ritüel düzenlenir.

Shema Israel, Adonai Elohenou, Adonai Ehad Duy ey Israil! adona tanrimizdir ve tanri birdir (Yahudi-Sabatayci sehadet kelimesi.) Izmir’li Yahudi hahami Sabatay Sevi’nin görünürde din degisitirerek Müslüman oldugunu ilan etmesinden sonra kendi ögretileri dogrultusunda bir cemaat olusturmasi görünürde Müslüman ama inanç ve yasam boyutlarinda Yahudi olan yeni bir topluluk ortaya çikarmis oldu.

Yazimizin geçen bölümlerinde Sevi’nin hayati, inanç temelleri ve ölümünden sonra cemaatinin geçirmis oldugu evreleri özetlemistik. Benzet-benzeme ilkesi geregi kendilerini hep gizlemis olan bu dini cemaat mensuplarinin, Osmanli dönemindeki etkinlikleri diger bir husus. Özellikle Osmanli’nin son dönemindeki olaylarda çok etkin rol oynamis olmalari da dikkat çekici. Jön Türkler, Ittihad Terakki, Mesrutiyet gibi bugünümüzü de etkileyen olaylar zincirinde Selanik hep merkez olmus ve Selanik’in bu etkinligi de Sabataycilarin siyasi, askeri, fikri alanlarda hep basi çekmelerinden kaynaklanmistir.

Konuyu arastirmaya basladigimizda böylesine derin bir toplumsal ve siyasal tablo ile karsilasacagimizi dogrusu biz de tahmin etmiyorduk. Ancak uzun bir arastirmadan sonra karsilastiklarimiz bizi sasirttigi gibi bir çok gerçegin bu gizlilikten dolayi bilinmezligini sürdürdügünün de farkina vardik. Elbette simdilik kamuoyuna yanitilmasinda mahsur gördügümüz noktalar da söz konusu. Amacimiz dini bir toplulugu kötülemek, sansasyon yaratmak degil. Toplumumuzu derinden etkileyen bu cemaat mensuplarinin kimler oldugu, neler yaptiklari, bugüne kadar nasil bir seyir izlediklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bunlari bilmek halkimizin hakki. Gizem her zaman merak uyandirmistir. Fakat dogrularin ve gerçeklerin kapali kalmasinin da bir anlami yok. Ileride daha kapsamli arastirmalarin yapilacagini ümit ediyoruz.

Gizlilik, baskalarinin merakini daha da kamçilayacagindan, bu alandaki gerçeklerin oldugu gibi halkimiza yansitilmasi alaninda görev, en çok, bu cemaate mensup kisilere düsmektedir. DERGAH + LOCA + SINAGOG = IKTIDAR Ulasabildigimiz kaynaklardan elde ettigimiz bilgiler, Sabatayci veya dönme denilen bu toplulugun hala Yahudi mistizizminin ögretileri dogrultusunda dini ritüellerini gizlice sürdürdükleri, adet, gelenek ve göreneklerini koruduklari, bir nevi masonik yapilarini devam ettirdiklerini gösteriyor.

Arastirmada ilgimizi çeken diger bir husus ise gizli yahudi tarikati mensuplarinin ekonomiden, politikaya ve egitime kadar birçok alanda etkin olmalarinin yanisira Islam’in mistik yorumu kabul edilebilecek Sünni ve Alevi tarikatlarinin içine sizmis olmalari. Özellikle Mevlevi, Melami ve Bektasi tekkelerinde 19. yy’dan itibaren seyh, mürsid, dede, dedebaba gibi en üst makamlara kadar ulastiklarini görüyoruz. Sabatayci seyh ve müritler Sevi müslüman olduktan sonra baglilarina müslümanlarin görünürdeki adet ve geleneklerine riayet etmelerini ögütlemistir. Bu da onlarin kendilerini en rahat ifade edebilecekleri çesitli tarikatlarin dergah, hanekah, tekke ve zaviye gibi mekanlara ragbet etmelerine yol açmis. Merkezi Selanik olan bu cemaatin Selanik’teki özellikle Mevlevi ve Bektasi dergahlarinda yogunlastiklarini görüyoruz.

Ilgaz Zorlu, Sabatayci cemaatlerin Islam mutasavviflariyla iliskilerinin özellikle Istanbul, Izmir ve Selanik’te yogunlastigini belirtiyor. (Bkz. Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.40-41) Istanbul’de Yenikapi Mevlevihanesi, Kasimpasa Mevlevihanesi, Aziz Mahmud Hüdai’nin Üsküdar’daki dergahi Sabataycilarin etkin oldugu dergahlar olarak dikkat çekmektedir. Yahudi mistizizmi olarak tanimlanan Kabbala ögretisine dayanan Sabatayci yorum, Islam’in gevsek mistik yorumu olarak Mevlevilik, Bektasilik ve Melamilik ile paralellikler arzeder ve ortak bulusma noktalari bulur. Yunan asilli Sabatayci yazar Starolakis, Salonika, jews and dervishes isimli kitabinda Yahudi-Sabatayci kökenden olup Selanik’teki dergahlarda etkili olan ve hatta bir kisminin uzantilari Istanbul’a kadar gelen dönme seyhlerden bahsediyor. Bunlardan biri de su anda Amerika’da yasayan müflis isadami Halil Bezmen’in dedesi Esad Efendi’dir. Esad Efendi 1920’lerde Kasimpasa Mevlevihanesi’nin seyhidir. Ankara Bektasi Dergahi’nin su andaki Dedebaba’si yani seyhi de Sabatayci. Yine Dedebabalardan Bedri Noyan da Yahudi dönmesi. Kardesi Engin Noyan da bir tv’de program yapimci ve sunucusu.

Sabataycilar ve Masonlar Osmanli döneminde etkin konumdaki masonlarin arasinda Sabataycilarin önemli bir yekün tutmasi da dikkat çekmektedir. Osmanli topraklari içindeki ilk mason locasinin Selanik’te kurulmasi tesadüf olmasa gerek. Avrupa’daki gelismeleri yakindan takip etme imkanina sahip Sabataycilar bu alandaki gelismelere de öncülük etmisler. Hem mason hem de Sabatayci olan ünlülerden sadece birkaç ismi burada zikrediyoruz. Bunlar, son Maliye Naziri Cavid Bey, Yeni Asir gazetesinin kurucusu Fazli Necip Bey, bir dönem bakanlik yapmis olan Faik Nüzhet… Zorlu, Türkiye’deki Hür ve Kabul Edilmis Mason Locasi’nin üstadi azam’i ya da büyük amir’inin hep Kapancilar cemaatine mensup bir aileden geldigini belirtiyor. Mason Locasi’na üye diger ünlüler ise sunlar: Osman Adil, Faik Nüzhet, Talat Ismail ve Mehmet Servet. (age.S.58)

Günümüz mason localarinda da Sabatayci çok ünlü kisilerin varligi devam etmektedir. Su anda Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi’nin Büyük Üstadi Sahir Talat Akev de Sabatayci. Mimar Sinan Locasi’nin eski üstadi muhteremi Resat Atabek, yine üstadi azamlardan Cumhur Ferman da Sabataycilardan. Resat Atabek’in Masonluk Üzerine adli kapsamli eseri Masonluk hakkinda önemli bilgiler ihtiva ediyor. Sabatayci ünlü gazeteci Ahmed Emin Yalman’in ve Cavid Bey’in ayni zamanda Mason da olduklarini Loca’nin disa açilirken açikladigi isimlerden ögreniyoruz.

Selanik+Istanbul+Israil = Ankara-Washington Israil’in kurulus döneminde ve su anda ülkemizin Israil ile tarihde görülmemis sicak iliskiler içine girmesinde Sabataycilarin önemli rol aldiklarini görüyoruz. Sabatay Sevi birçok yahudi tarafindan siyonizmin kurucusu olarak bilinir. Çünkü Sevi, mesihligini ilan ederken bütün yahudileri Kudüs’te toplayip Büyük Israili kuracagini vadetmisti.

Ittihad Terakki ve mason localarinda etkin olan Sabataycilar’in Israil’in kurulusunu da desteklediklerini belirten Zorlu, 1924 mübadelesi sonuu Türkiye’ye getirilen alilerden bir kisminin 1948’de kurulusundan itibaren Israil’e gittiklerini söylüyor. Bunlarin en meshuru ise Israil’in ikinci Cumhurbaskani Izak Ben Zwi’dir. Prof. Yalçin Küçük, Aydinlik gazetesinde yayinladigi makalelerinde, Türkiye’nin tamamen Israil ve Amerika rotasina girdigi bu dönemde Sabatayci Ismail Cem’in Disisleri Bakani olmasina dikkat çekiyor. Küçük, ayrica Israil’in Hospro firmasi vasitasiyla Türkiye’ye hibe ettigi silahlarla ilgili bir ayrintiya daha dikkat çekiyor. Bilindigi gibi Susurluk skandali ile ortaya çikan iliskilerde bu silahlarin kayip oldugu iddia edildi. Kayip silahlar Susurluk Çetesi olarak nitelenen ekip tarafindan kullanilmisti. Bu silahlari teslim alan kisi ise Ertaç Tinar. Yalçin Küçük, Tinar’in Sabatayci oldugunu belirtiyor ve Mossad’in dönmelerle is tutmasinin tehlikesine dikkat çekiyor. Dönmeler Dönmezler aksiyonu geçerli ise bu bulgu ürperticidir diyor, Küçük. (Y. Küçük, Nasil Görüyorum-3, Aydinlik, 14 Mart 1999)

Tarikat-Siyaset-Medya-Sermaye alanlarinda etkili olan Sabataycilar hakkinda bilgiler dizi yazimizin gelecek bölümlerinde yer alacaktir. Sabataycilarda cinsel hayat ve saplantilar, ayrica Sabatayci mezarliklari gelecekte ele alacagimiz konulardan birkaçi.

GIZLI AMA IÇIMIZDE; DÖNMELER Benzet-benzeme prensibi geregi görünürde müslüman ama aslinda yahudi olan Sabatayci cemaat mensuplari, bu kamuflaj sayesinde ülkenin kaderinde belirleyici olmayi özellikle son yüzyilda becerebilmis bir topluluk olarak yer almaktadirlar. Kendilerine has yemekleri, kendilerine ait egitim kurumlari, gizli tapinaklari, kendilerine özgü ibadet, inanç ve adetleri olan bu cemaatin bazi mensuplari, resmi ideolojinin olusumu ve bugünkü jakoben-din düsmanligi üzerine kurulu yapisini sürdürmesinde etkin olmuslardir. Bu dini akimin merkez üssünün Selanik olmasi da enteresan. Mesrutiyetten günümüze, tüm siyasi olusumlarda adina sikça rastladigimiz Selanik’in bu etkinligi bir tesadüf mü? Elbette hayir. 19. yy biterken batililasmanin rüzgarinin bu sehirden esmesinin temel etnik bir etkeni vardi: Sabataycilar.

Türkiye’de ilk mason locasi Selanik’te kurulmus, Abdülhamid yönetimine karsi baslayan baskaldiri burada tasarlanmis, Sultan iktidardan indirildikten sonra buraya gönderilmis, ilk özel Türk okullari burada kurulmus (unutulmamalidir ki, Galatasaray Lisesi Sultan’in himayelerinde kurulmustur ancak Feyziye ve Terakki mektepleri Sabatayci cemaat okullari olarak burada kurulmuslardir), ilk kadin hareketleri burada sekillenmis, Hareket Ordusu’nun merkezi (padisahi tahttan indirip, Ittihad ve Terakki firkasini iktidara tasiyan ordu. S.K.) Selanik olmus ve en önemlisi Türkiye’nin önde gelen kuruculari hep Selanik kökenli olmuslardir. Bunlari birer rastlanti olarak görme egilimi ne yazik ki çok baskindir. Halbuki bu kente bu önemi yükleyen Sabatayci kökenli kisilerdir. (Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.166)

Sabataycı mezarlıkları

Sabataycilar gerek ilk dönemde yogun olarak yasadiklari Selanik’de, gerek daha sonralari Türkiye’nin basta Istanbul olmak üzere izmir ve Bursa gibi sehirlerine yerlestikten sonra ölülerini ayri mezarliklara defnetmeyi tercih etmislerdir. Selanik’te mahalle olarak da diger dinlere mensup insanlardan ayri bir yerlesim düzeni kurmuslar. 1924 ahali mübadelesi geregi geldikleri Türkiye’de de belli merkezlere yogun olarak ilgi göstermis ve içe kapanik bütünlüklerini böylece korumaya çalismislardir. Ancak zamanla farkli mahalle ve sehirlere yerleserek bir nevi fiziki asimilasyona ugramakla birlikte cemaat yapilarini koruduklari görülmektedir.

Istanbul’da, Karakaslar cemaatinin mezarligi, Üsküdar Bülbülderesi’nde yer aliyor. Sabatayciligi sürdürme konusunda diger cemaatlerden daha aktif oldugu belirtilen bu cemaatin mezarlik konusunda da hassas davrandigi görülmektedir. Bülbülderesi mezarliginda az sayida da olsa bazi Kapancilar’in yer aldigi belirtiliyor. Yakubiler ise Maçka’daki mezarliga ölülerini defnetmektedirler. Yakubiler’in yogun olarak Izmir’de yasadiklari belirtiliyor. Medya patronlarindan Bilgin ailesi bu gruba mensuptur. Kapancilar cemaatinin ise Feriköy mezarliginda satin almis olduklari ayri bir bölüme ölülerini defnettikleri biliniyor. Sabataycilarin mezar sekli ve taslarin islemesi tamamen farkli. Genellikle seramik üzerine çikartma resim bu mezar taslarinda yer alir. Yazilarin üslubu da farklilik arzediyor. Dikkat çeken nokta ise Ey zair diye baslamasi. Sekil olarak da dönem dönem farklilik arzetse de kendilerine özgü çiçek islemeler ve müslüman mezarlarindan farkli geomektrik sekil vermeler dikkat çekmektedir.

Ibadethanelerinin ayri, mezarliklarinin ayri olmasinin yanisira bu cemaat mensubu ailelerin zengin ve farkli bir mutfak kültürleri sözkonusu. Esin Eden, Yunanistan’da Ingilizce olark yayinlanan Bir ailenin yemek kitabi isimli eserinde, kendilerine özgü yemeklerden bahsediyor ve ailesi Türkiye’ye geldikten sonra da biraraya gelerek adet ve geleneklerini yasatmaya çalistiklarini belrtiyor. (a.g.e. S.42) Ilgaz Zorlu da bu yemeklerin salt Akdeniz veya Yahudi mutfagindan oldukça farkliliklar arzettigini belirtiyor.

Sabataycılıkta cinsi sapıklıklar

Sabataycilarin sikça gündeme getirilen bir bayrami var: Kuzu Bayrami. Mesih Sevi’nin dogum günü olduguna inanilan, Mart’in 21. gününü 22’ye baglayan gecesi mum söndü olarak nitelenen kutlama, bir yönüyle toplu seks olarak degerlendirilmektedir. Bu Kuzu Bayrami’nin artik kutlanmadigina dair iddialar varsa da Alaettin Gövsa kendi sahid oldugu bir örnegi Sabatay Sevi isimli kitabinin 97. sayfasinda anlatmaktadir. Ilgaz Zorlu ise bu konunun üzerine, çok fazla ele alindigini belirttigi kitabinda, toplu seks ve mum söndü olayinin Tanah’taki birtakim dualardan kaynaklandigini da vurgulamaktadir: Ancak surasi bir gerçektir ki Sabatayci dua kitaplarinin özellikle bugün Israil’de bulunan nüshalarinda serbest seksin Tanah’a dayandirilan ayetlerle desteklendigi bilinmektedir. (Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.51)

Sabataycilarla ilgili eserlerin, özellikle dua ve Kabbala yorumlarinin Israil’e götürülüp özel bir mekanda gizlendigini belirten Zorlu, bu kaynaklarin arastirmacilarin incelenmesine açik olmadigini da vurgulamaktadir. Türkiye’de yasayan bir cemaate ait dini kaynaklarin Israil tarafindan kaçirilmasi konuyla ilgili esrar perdesini daha da dikkat çekici kilmaktadir. Israil devletinin bunlari gizlemekte ne gibi çikarlari oldugunun arastirilmasi gerekmektedir. Toplu seks ve hatta ensest iliskiler dini kaynaklarda mesrulastirici yorumlarla ele alinmaktadir: … bazi Sabatayci din adamlarinin Lut örneginden hareketle ensest iliskiyi mesru kabul eden kararlar verdiklerini bilmekteyiz… (Zorlu, a.g.e.S.62)

Günümüzde de mum söndü ritüelinin uygulandigina dair bir cemaat üyesi tarafindan açiklama yapildigini da Zorlu belirtiyor. Zorlu, bütün cemaatlerde ayni uygulamanin var olup olmadiginin belgelenemedigini ve bu konunun istismar edildiginden de yakinmaktadir. Dini yorumlar tarafindan mesru gösterilen bir uygulamanin o dini benimseyen kisilerce sürdürülmesi kadar dogal bir sonuç olamaz. Ne derece yaygin oldugunun da elbette arastirilmasi gerekiyor.

Internet’te Sabataycilik

Sabataycilik-dönmelik ve Türkiye’deki Sabataycilar üzerine, çogu Amerika ve Israil menseli onlarca makale ve arastirmanin internet sitelerinde yer almaktadir. Internet sitelerinde konuyla ilgili yazilarin yer aldigi bazi yayin organlari: Jarusalem Post, Forward, Jewish Exponend, The New Republic, The Journal of the American Oriental Society, Canadian Geographic, Baltimore Jewish Times…

Genellikle Yahudi Kabbalizmi -mistisizm- üzerine yazilmis bu makaleleri görünce, varliklari Türkiye’de olan ama Türkiye’de tartisilip konusulmayan Sabatayciligin, dünyada a’dan z’ye her boyutuyla arastirilmasindaki gariplik net olarak önümüze çikti. Ilgaz Zorlu’nun kitabinda birkaç yerde vurguladigi korku tek sebep olabilir mi? Böyle bir bahanede haklilik payi olsa bile kesinlikle inandirici gelmiyor.

Bu gizli yahudi cemaatinin veremeyecegi hesap mi sözkonusu? Internet sitelerinde yer alan yazi ve arastirmalar incelendiginde ortaya birkaç önemli nokta çikmaktadir: Birincisi, Türkiye disinda bu konu, gerek üniversitelerde ve gerekse medyada etraflica arastiriliyor ve arastirmalar kamuoyuna sunuluyor. Sadece son bir yil içerisinde internet sayfalarinda yer verilen arastirma ve belge sayisi yüzün üzerinde. Bu alanda yazilmis ellinin üzerinde kitabin ismi geçiyor bu yazilarda.

Buna karsilik Türkiye’de bir iki kitap ve üç dört makale disinda kaynak bulmak imkansiz. Ikincisi, Sabatayciligin Yahudiligin özellikle mistik yorumu olarak görülen Kabbala anlayisindan kopuk olarak anlasilmasinin mümkün olmadigi. Bütün ritüeller, bayramlar, ilahiyat anlamindaki anlayislari Yahudiligin bir parçasi. Üçüncüsü ise özellikle Israil menseli yazilarda Sabatayciligin yahudiligi tahrif ettigi iddialari öne çikmaktadir. Netice olarak Sabataycilik müslüman kisvesi altinda, yahudiligin kabbalistik yorumu’nun hayata geçirilisi olarak karsimiza çikmaktadir. Yazi dizimizde de bunun kaynaklara dayali örneklerinden böyle bir sonuç çikmaktadir.

BITTI Forward’in ilginç iddiasi Amerika’da Yahudilerin 1897’den beri yayinladigi Forward dergisinin Subat 99 sayisinda Mustafa Kemal Atatürk hakkinda ilginç bir makale yayimlandi. Ayni zamanda derginin internet sitesinde yer alan makalede, Sabataycilikta cinsellik’ konusuna da kisaca deginiliyor.

Makalenin yazari, derginin bir dönem Israil temsilciligini de yapmis olan Amerika’nin yahudi kökenli ünlü arastirmaci yazarlarindan Hillel Halkin. Halkin, makalesinde M.Kemal’in yahudi kökenli oldugunu ve hatta Sabatay Sevi’nin neslinden geldigini iddia ediyor ve Mum söndü olarak bilinen Kuzu Bayrami’ni söyle anlatiyor:

Senede bir kez (Dönmelerin yillik kuzu bayrami esnasinda) Sabatay Sevi’nin dogum günü gecesi, çilgin danslar esligindeki aksam yemegi sirasinda, mumlar söndürülür, hanimlarin degistirilmesi seansiyla (orgies, toplu sex) ayinler gerçeklestirilir… Bu tür birlesmelerden dogan çocuklarin kutsal sayilacagina inanilir. (Hillel Halkin, When Kemal Ataturk Resited Shema Yisrael: It’s My Secret Prayer, Forward Subat 1999, New York)

ILK TEPKILER

Bu arastirmayi yayimlamaya basladigimizda menfi-müsbet birtakim tepkilerin olabilecegini düsünmüstük. Toplumumuzun, siyasi, ekonomik ve diger bir çok hassas alanlarinda özellikle son yüzelli yillik dönemde etkinlik saglamis bu gizemli dini cemaat hakkinda yayimlanan bir arastirmanin yanki bulmasi da normal karsilanmalidir. Okurlarimizdan gelen olumlu tepkiler ve böyle bir konuyu açtigimiz için gelen tesekkür mesajlari bizleri elbette memnun etti. Çogu insan, hayretini de ifade etmekten geri kalmadi. Anlasildigi kadariyla çogu insan birçok meseleden haberdar degil. Böylece önemli bir boslugu doldurucu hayirli bir hizmeti de baslatmis olmaninmemnuniyetini paylasiyoruz. Öte yandan kökeni itibariyla Sabatayci ailelere mensub bir kaç kisi de özellikle böyle bir diziyi yayimlamamizinamacinin ne oldugunu anlamaya çalismak için aradi. Gazetemizde verilen bilgilere, hiç birinin bir iki ayrinti disinda itirazlari olmadi. Bizler de kendilerine toplumsal bir gerçek olarak konunun bir gazetecilik olayi oldugunu anlatmaya çalistik.

Ileride daha detayli ve ayrintili yazilarin da yayinlanacagini belirttik. Ismini burada açiklamayi uygun görmedigimiz ama siyaset alaninda etkin bir kisinin söylediklerinden, bu cemaat mensubu olanlarin geçmisten gelen derin bir korku psikolojisi içinde olduklari anlasiliyor. Fakat, Türkiye’de yakin tarihte yasadiklarimiz ülkeyi derinden etkileyen Selanik ve dönmeler faktörünün bilimsel olarak net bir sekilde orataya konmasini gerektirmektedir. Bu alanda en çok da sorumlulugun Sabataycilara ait oldugunu ilk bölümde belirttigimiz gibi yine tekrarliyoruz. Arastirmalarimiz devam etmektedir. Bu dizi ile tarihsel süreci ve günümüze dair bir iki noktayi okuyucularimiza duyurmayi amaçlamistik ve bunun da hasil oldugunu görüyoruz.

Gayri resmi rakamlara gelince… Türkiye’de bu konu üzerine pek çok araştırma yapan ve yayınlayan en önemli kişi Yalçın Küçük olduKüçük isimlerden yola çıkarak kimlerin Sabetaycı olduğunu “deşifre” etti.
İŞTE KÜÇÜK’E GÖRE SABETAYCI OLAN İSİMLER…

İSMAİL CEM,HÜLYA AVŞAR,

KEMAL DERVİŞ
“Derviş ailesi Sabetayistlerin Kapanî kolunun lideridir.”,

CEM BOYNER,BEHİCE BORAN,MAZHAR ALANSON,GÜLBEN ERGEN,DİNÇ BİLGİN,TANSU ÇİLLER,YAŞAR KEMAL

SAMİ KOHEN
(Küçük’e göre Sami isimliler çoğunlukla Sabetayist’tir),

DENİZ AKKAYA,

NAİM TALU
Küçük, Talu için, Cumhuriyet Türkiye’sinde Başbakanlık koltuğuna oturabilmiş ilk Sabatiyst diyor.,

ALTAN ERBULAK,YUNUS NADİ,SEDAT SİMAVİ,VİTALİ HAKKO,YILMAZ ERDOĞAN,AYŞE ARMAN,

SERTAP ERENER
“Işık Lisesi öğrencisi Sertap Erener, Sabatayist basının dünyaca meşhur ettiği bir şarkıcıdır.”

ÇEVİK BİR,RAHŞAN ECEVİT

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tarih, Türkiye | Leave a Comment »

YOK OLUR GİDERSİN!…

Posted by Site - Yönetici Ağustos 21, 2007

 26 10 2014 - 1 copy

YOK OLUR GİDERSİN!…

Kapılma kardeş nefs-ü hevana,
Gayya çukuruna düşer GİDERSİN!…
Uyma asra, zaman ve mekana,
Bir an hiçliğe dalar GİDERSİN!…

Güvenme mala, mülke, servete,
Düşme ucub, kibir, şehvete,
Kem bakma fakir, miskin, yetime,
Sonra muhtaç olur GİDERSİN!…

Vaktini ganimet bil boş durma,
Sakın gençliğini etmeyesin heba,
Dünya fanidir demedi mi Mevla?
Bir gün eyvah der GİDERSİN!…

Belin bükülür, saçların ağarır,
Kol ve bacakların birbirine dolanır,
Dilin tutulur, dudakların yalanır,
Bir damla suya hasret GİDERSİN!…

Kabir hem karanlık, hem cefalı,
Hünker nekir olur deme vefalı,
Cevapsız bırakırsan eğer suali,
Kabrini ateşe çevirir GİDERSİN!…

Hani nerede kaldı ecdadın?
Hala almadın mı dünyada muradın?
Bırakmadınsa hayırla anacak evladın?
Amel defterini kapatır GİDERSİN!…

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Leave a Comment »

YÜREKTEKİ YANIK

Posted by Site - Yönetici Ağustos 21, 2007

 149345_875683555788616_8689789903794348712_n

Yürekteki Yanık

Genç kız, el aynasında makyajını kontrol etti; “-Gayet iyi.” dedi. Güzelliğinden emindi. Çevresindeki erkeklerin pervane olmasından zaten biliyordu güzel olduğunu. Hayatın tadını çıkaran, rahat yaşayan biriydi.
Cep telefonu çaldığında, akşam arkadaşlarıyla hangi eğlence yerine gideceğine karar vermeye çalışıyordu. Telefondaki numaraya baktı, arayan annesiydi.
– Alo kızım, nasılsın ?
– İyiyim anne. Ne oldu *
– Sana bir surprizim var.
– Surpriz mi ?
– Evet. Çok eski bir arkadaşım, dostum şehrimize gelmiş.
– Eee kimmiş.
– Kim olduğu surpriz. Fakat, onu senin almanı istiyorum.
– Ben mi ?
– Evet, senin iş yerine yakın olan parkı biliyormuş. Parka gitmesini ve seninle buluşmasını söyledim. Senin de parka gidip onu almanı istiyorum.
– Anne, ben böyle şeyleri sevmem, kendin halletsen.
– Kızım 1-2 saatlik bir işim var. Ayrıca seni bebekliğinden tanıyan bir arkadaşım. Seni görünce mutlaka çok sevinecektir.
– Amaaan. Peki peki! Nasıl tanıyacağım.
-Evden çıkarken üzerine giydiklerini tarif ettim.O parkta bazı oturaklar piknik masası şeklinde. Parkın sinema tarafı girişindeki ilk piknik masasına otur. O gelince seni bulacak.
-Tamam anne.. tamam!
– Kızım senden her gün mü bir şey istiyorum.Üniversiteyi bitireli, hele de işe gireli bir fatura yatırmaya bile göndermedim.
– Hemen darılma, tamam dedim ya!
– O nasıl tamam demekse! neyse, hadi o zaman, izin al da çık, bekletme. Ben de işlerimi bitirip hemen geleceğim.

**** **** **** **** **** **** ****

Genç kız , izin alıp çıktı.Kısa bir yürüyüşten sonra parka vardı. Bu parkta daha önce hiç oturmadığını farketti. Arkadaşlarıyla hep paralı,lüks eğlence yerlerine giderlerdi.Annesinin tarif ettiği, girişteki ilk masayı buldu, boş olan kısmına oturdu. Masanın diğer tarafında bir köylü kadınla, küçük kız oturuyordu. Onlarla aynı yerde bulunmaktan utandığını hissetti. “-Annemin arkadaşı çabucak gelse de, şunlardan kurtulsam” diye düşündü.

Köylü kadın çekinerek seslendi;
– Afedersin kızım, bir şey sorabilir miyim ?
“Kızım” diye seslenmesi iyice sinirlerini bozdu.
– Ne var, adres mi soracan !..
Sert çıkış karşısında kadın sesini alçalttı:

Hayır kızım, başka bir şey soracaktım.

– Sizin gibi cahiller ya adres sorar, ya para ister.

Köylü kadının kızaran yüzüne aldırmadı bile. O sırada şık ve lüks giyimli, orta yaşlı bir kadının uzaktan yaklaştığını gördü. “-Nihayet.” diye düşündü. Ayağa kalkıp kadını karşılamaya çalışırken, kadın yanlarından geçip gitti. Somurtarak geri oturdu.
Yanındaki küçük kıza daha sıkı sarılmış köylü kadının gözünden bir damla yaşın süzüldüğünü gördü. Kadın gözyaşını saklamak için diğer tarafa dönünce bir yüzündeki büyük yanık izi göründü. Genç kız manalı manalı güldü;
– Bak kolayca gözyaşı dökebiliyorsun, yüzünde de çirkin bir yanık izi var. Burda ne bekliyorsun geç bir köşeye aç mendilini ağla! Fakat ağlamaylayla benden bir şey koparacağını sanma, tamam mı?
Kadın dayanamadı;
– Cahil deyip duruyorsun. Ne cahilliğimi gördün. Tanımadığım bir kadına, torununun yanında hakaret mi ettim?
– Oooo… laf yapmayı da biliyormuş
-Anlaşıldı kızım, sen üniversite bitirmiş, çok şey öğrenmiş olabilirsin ama insanlıktan sınıfta kalmışsın. Torunumu okutmak için uğraşacaktım. Fakat seni görünce vazgeçtim.
Yaşlı kadın, küçük kızı alıp masadan kalkarken, boşalan yere doğru şık giyimli bir kadın yaklaştı. Cevap vermek için hazırlanan genç kız zengin giyimli, şık kadını görünce uzaklaşan yaşlı kadına cevap vermekten vazgeçti. Yaşlı kadın geriye bakmaya çalışan küçük kızın başını eliyle engelledi.

**** **** **** **** **** **** **** **** **** ****

Bir süre sonra, genç kızın annesi parkta yanına geldi.
– Merhaba kızım, Zeynep teyzen nerde ?
– Kimse gelmedi anne. En son bir bayan geldi, yanıma oturdu. O da sadece dinlenmek için gelmiş biriymiş.
– Allah Allah !… giyindiklerini çok iyi tarif etmiştim, seni nasıl bulamadı anlamadım. Yanında küçük bir kız olacaktı.
Genç kız bir an durakladı.
-Küçük bir kız mı ?
– Evet
– Anne !. biz zengin, kültürlü insanlarız. Herhalde arkadaşın da zengin, kültürlü biridir, değil mi ?
– Kültürsüz değil ama zengin değil.
– Sakın bana köylü bir kadın olduğunu söyleme.
– Köyden gelen kadına ne denir ki !..
– Oh! iyi iyi, köylü kadınları karşılamaya beni gönderiyorsun.
– Kızım, o kadına bir borcumuz vardı. O zamanlarda borcumuzun karşılığı bir şey veremedik. ” – Gün gelir, bir ihtiyacım olduğunda, ben kapınızı çalarım”. Dedi ve işte bu gün kapımızı çaldı.
– Ne istiyormuş ?
– Torununu okutmamızı istiyor. Baban şimdi arabayla gelip hepimizi alacak, kayıt için okula götürecek.
– Anne, o köylü kadına ne borcun olabilir ki, anlayamadım ?
Annesi, kızının öfkeli ses tonuna dayanamadı;
– Kızım, sen bebekken biz köydeydik.
– Eee!
– Sana yıllar önce bahsetmiştim, köydeyken evimiz yandı, biz de inekleri, atları, tarlaları neyimiz varsa hepsini satıp köyden göçtük, demiştim.
– Evet, hatırladım.
– O yangınla ilgili bir ayrıntıyı, seni üzülebilir veya seni evde yalnız bıraktığımız için darılabilirsin korkusuyla anlatmamıştık.
– Herhalde şimdi anlatacaksın!
– Baban evde yoktu, ben de su doldurmaya köy pınarına gitmiştim. Lodos mu ne diyorsunuz, işte o rüzğar bazen ters esiyormuş, yukardan aşağı filan. Sen beşikte uyuyorken rüzğar bacadan içeri esince közler ocaklıktan tahtalara sıçramış, yangın başlamış. Pınar yerinden dumanları görüp koştuğumda alevler heryeri sarmıştı. Birazdan yıkılacak gibi görünen eve yine de girmek için atıldığım anda Zeynep teyzen kucağına seni almış olduğu halde dışarı fırladı. O sahneyi hiç unutamam; onun kucağından seni aldığımda o çığlıklar atıyordu!
– Niçin ?
– Seni kurtarırken, sağ tarafı yanmıştı. Gelince görürsün sağ yanağında ağır bir yanık izi var. Çok acı çekti çook. Dur ağlama, seni bu kadar üzeceğini bilmiyordum. Tamam kızım, bak makyajın akıyor, ağlama. Hah !.. baban da geldi. Fakat Zeynep teyzen hala bizi bulamadı!

Ahmet Ünal ÇAM
Çankırılı (Kendince) Şair-Yazar

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Yorumlar, Şiir | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: