Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 13 Ağu 2007

Zindandan mehmede mektup

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2007

Zindandan Mehmede Mektup,necip fazil,a-zindan-aka-prison-circa-1907-1915 copy

Zindandan Mehmede Mektup

zindan iki hece mehmedim lafta
baba katiliyle baban bir safta
birde geri adam boynunda yafta
halimi düşünüp yanma mehmedim
kavuşmak mı belki daha ölmedim

avlu.. bir uzun yol tuğla döşeli
kırmızı tuğlalar altı köşeli
bu yol da tutuktur hapse düşeli..
git ve gel ..yüz adım.. bin yıllık konak
ne ayak dayanır buna ne tırnak!

bir alem ki gökler boru içinde!
akıl olmazların zoru içinde
üst üste sorular soru içinde
düşün mü konuş mu sus mu unut mu
buradan insan mı çıkar tabut mu?

bir idamlık ali vardı asıldı
kaydını düştüler mühür basıldı
geçti gitti birkaç günlük fasıldı
ondan kalan boynu bükük ve sefil
bahçeye diktiği üç beş karanfil

müdür bey dert dinler bu gün maruzat
çatık kaş hükümet dedikleri zat
beni allah tutmuş kim eder azat
anlamaz yazısız, pulsuz, dilekçem
anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

saat beş dedi mi bir yırtıcı zil
sayım var maltada hizaya dizil
tek yekün içinde yazıl ve çizil
insanlar zindanda birer kemmiyyet
urbalarla kemik mintanlarla et…

somurtuş ki bıçak nara ki tokat
zift dolu gözlerde karanlık kat kat..
yalnız seccademin yününde şefkat;
beni kimsecikler okşamaz madem
öp beni alnımdan sen öp seccadem

çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
dakika düşelim senelik paydan
zindanda dakika farksızdır aydan
karıştır çayını zaman erisin;
köpük köpük duman duman erisin!

peykeler duvara mıhlı peykeler:
duvarda başlardan yağlı lekeler,
gömülmüş duvara baş baş gölgeler…
duvar katil duvar, yolumu biçtin
kanla dolu sünger ….beynimi içtin…

sükut…kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
tek nokta seçemez dünyada nazar.
yerinde mi acep ölü ve mezar?
yeryüzü boşaldı habersiz miyiz
güneşe göç varda kalan biz miyiz?

ses demir su demir ve ekmek demir…
istersen demirde muhali kemir
ne gelir ki elden kader bu emir…
garip pencerecik küçük daracık;
dünyaya kapalı allaha açık.

dua dua eller karıncalanmış
yıldızlar avuçta gök parçalanmış
gözyaşı bir tarla hep yoncalanmış
bir soluk bir tütsü bir uçan buğu
iplik ki incecik örer boşluğu.

ana rahmi zahir şu bizim koğuş
karanlığında nur yeniden doğuş
sesler duymaktayım davran ve boğuş
sen bir devsin, yükü ağırdır devin
kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!

mehmedim sevinin başlar yüksekte!
ölsekte sevinin eve dönsekte
sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
yarın elbet bizim elbet bizimdir!
gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!

necip fazıl kısakürek

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Necip Fazil, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Leave a Comment »

Halk Böyle istiyor Oğlum !!

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2007

20120603_194237 copy.jpgf67

Halk Böyle istiyor Oğlum !!

‘Bir babanın doğum gününde
oğluna mektubudur… Görülmüştür.’

Sevgili oğlum
Bugün tam on yedi yaşındasın
Görüyorum ki artık
Her şeyin farkındasın
Ama ne zaman ararsam seni
Ya diskoda
Ya barda
Ya da televizyon karşısındasın

Haklısın oğlum
Devir artık bu devir
Sen de çemberini çağına göre çevir
Senin neyine
Resim roman şiir
Senin neyine
Sanat vesair
Ne diyor meşhur televizyon büyükleri
Vur patlasın çal oynasın
Devir artık bu devir

Nasılsa
Son düğmesi de koptu insanlığın
Vefa can çekişiyor arka sokaklarda
Umut mendil sallıyor giden trenlerin ardından
Onur, adres arıyor mezarlıklarda
Dostluklar çöp tenekelerinde sahipsiz
Ve anahtar teslimi aşklar satılık köşe başlarında
Hem de üç kuruş mutluluklara…

Ama sen de haklısın
Sana mı kaldı
Kurtarmak vatanı
Sana mı kaldı
Uyandırmak yatanı
Sana mı kaldı
Duvara yapıştırmak
Bu memleketi satanı
Anasını ağlatanı….

Gel gör ki oğlum
Senin de kurtuluşun yok bu gidişten
Ne etsen- ne yapsan
Bir düğün
Bir bayram
Bir lale devri
Hangi ekrana baksan

Kim kiminle evleniyor
Kim kiminle çıldırıyor
Kim kime daldan dala
Gelinim olur musun diyor

Kimisi sahte gelin
Kimisi zengin bir prens
Kimisi de insanlıktan bir yudum bir nefes
Bekliyor da bekliyor

Bak her gün ayrı bir kanalda
Bambaşka bir ‘ünlüler çiftliği’
Her kanalda şöhret olmanın dayanılmaz hafifliği
Ve işte böyle
Pazara dökülüyor bir bir
Herkesin yumak yumak ipliği
Yıllar var ki oğlum
Birileri işte
Bizi hep böyle gözetliyor…
Ve sen de görüyorsun ki
Bu sahneler
Bizi ne de güzel özetliyor

Kimin umurunda yarınlar
Kimin umurunda çocuklar
Kimin umurunda bu isyankar çığlıklar
Bir kavgadır
Bir yarıştır
Bir rezalettir gidiyor.
Kime sorsan
Cevaplar dünden hazır
Halk böyle istiyor oğlum
Halk böyle istiyor
Gel gör ki
Bir reyting uğruna
Ne ‘güneşler batıyor’ oğlum
Ne güneşler batıyor….

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Şiir | Leave a Comment »

Tağut Kimdir?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2007

Tağut Kimdir?

Kur’an da “tağut” diye birinden söz ediliyor… kimdir, necidir… ne gibi özellikleri var?
Günümüzde de benzerleri var mı.. ?

Tağut, “azgın, sapkın, imansız, ilah gibi say­gı gören, sapan ve saptıran” anlamında bir te­rim. Bir kişi adı değil elbette. Bir cansız mad­de, bir ağaç, bir hayvan, bir put da olabilir, bir insan da. her ne ki kişiyi Allah’tan uzaklaştırıyor. inkara götürüyor, cehenneme sürüklü­yor, o tağuttur. özellikle kimi insanlar …
Ne tür insanlar bunlar? Ortak yönleri var­dır bunların … Allahı tanımazlar … nefislerine uyar, onun isteklerini yapar, herkesi de ken­dine benzetmeye çalışırlar… iman edenleri engellerler…

Buyruklan altındaki insanlann hayatlannı kendileri düzenlemek ister, Vİc­danlara bile baskı yaparlar … yani tirandırlar, diktatördürler. .. sınırsız egemenlikleri vardır, başkasının işe kanşmasına asla izin vermez­ler … Onun fikrine uygun olmayan fikirler söylemekbüyük hatadır. KibirlidirIer, ken­dilerini herkesten büyük görürler … İlkeler, kurallar, yasalar koyar, herkesi bunlara uy­maya zorlarlar, kendileri uymazlar… Ölü­münden sonra bile hükümleri yürüsün, dü­şünceleri kalıcı olsun isterler … Her yerde ol­mak, her şeyi denetim altında tutmak gibi bir tutkulan vardır … bu yüzden resimlerini, heykellerini yaptırır, yaygınlaştırırlar … canları ne isterse onu yapar, kimseye hesap ver­mek istemezler … eleştiriye kapalıdırlar … övülmekten hoşlanırlar, bu yüzden çevreleri dalkavuklarla doludur … kendilerine uyanlar için yalancı cennetleri, uymayanlar için de cehennemleri vardır … ·- İbrahimleri ateşlere atarlar. .. zalimdirler, haklan çiğner, sınır ta­nımazlar … onun her sözünü buyruk sayan kullan vardır … eğitim, öğretim, yeni kullar yetiştirmek anlamına gelir …

Düşüncelerini, uygulamalannı yapay bir din haline getirirler … bunun için kimi yerleri, zamanları, kişileri kutsallaştırırlar … yanı başlarında da elçileri vardır … yardımcılar bulundururlar firavunun veziri “haman” tipinde … zenginle­ri vardır “karun” tıynetinde … şimdi günü­müze bak … özellikle yakın tarihlere … nice ti­ranlar, dikta meraklıları, sınırsız egemenler, din yıkıcılar gelip geçmedi mi dünyadan … şim­di de yok mu böyleleri … eskiden fıravunlar, nemrutlar. şeddatlar vardı. .. bunlardan yal­nız tarih bilgisi vereyim diye söz etmiyor Kur’an … birer “tip”ti bunlar … her dönemde ben­zerleri olmuş. oluyor, olacak … onları tanıma­mızı istiyor bizden … peygamberlerin. ermiş­lerin önündeki en büyük engeller … Allahın emirlerini. yasaklarını, kendi egemenlik ala­nına yönelmiş birer tehdit gibi gördüler. gö­rüyorlar … bu yüzden engel oldular dine, ken­di kullarını yitirmemek için …

Onlardan geriye ne kaldı? dev gibi heykel­ler, koca piramitler, birer yıkıntıya dönüşen saraylar … kendileri silinip gittiler … yalnız kötü namları kaldı belleklerde … şimdi var olanlar da gidecekler … kabir onları gözlü­yor … cehennem pusuda … “Allah iman eden­lerin dostudur. onları karanlıklardan nura çıkarır, inanmayanların ise dostu tağuttur. onları nurdan karanlıklara çıkarırlar, onlar

İşte ateş sahipleri. hep orada kalacaklardır” diyor ayet … fazla söze ne hacet …

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Soru Ve Cevaplar, Tağut Kimdir ?, Türkiye, İbretlik | Leave a Comment »

EY OĞUL! – Şeyh Edibali’nin Osman bey’e nasihatıdır

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2007

Şeyh Edibali’nin Osman bey’e nasihatıdır

EY OĞUL! – Şeyh Edibali’nin Osman bey’e nasihatıdır

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar akşam ezanında ölürler.

Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın.

Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.

Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.

Bütün fethedilememiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.

Ananı, Atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme

Sevildiğin yere sık gidip gelme, itibarin kalkar değerin olmaz.

Üç kişiye acı:

Cahiller arasındaki alime,

Zenginken fakir düşene,

Hatırlı iken itibarını kaybedene,

Unutma ki! yüksekte yer tutanlar, Aşağıdakiler kadar emniyetli değildir.

Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki ! atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler…

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Nasihat, Osmanlılar, Yorumlar | Leave a Comment »

“Allah!” demenin hesabı…

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2007

 Allah muhammed,

“Allah” demenin hesabı…

Abdülkadir Geylâni hazretleri bir mecliste va’z ediyordu. Bir ara öylesine derin mevzulara girdi, öylesine esrarlı şeyler söyledi ki, cemaat kendinden geçer gibi oldu. İşte bu sırada kubbeyi çınlatan bir ses işitildi: “Allah!” diye feryad ediyordu biri.

Abdülkadir Geylânî hazretleri durakladı. Sonra, “Allah!” diye feryad eden adama doğru dönerek şöyle dedi:

— Allah’ın huzuruna vardığında, bu “Allah” demenin hesabını vereceksin! Kimileri anladı bunun mânâsını, kimileri de anlamayıp hayretle sordu:

— Bu nasıl iş? Allah demenin de hesabı olur mu? o izah etti durumu:

— Evet, bu “Allah!” feryadının da hesabı vardır. Bakalım kalbinden mi dedi, yoksa ağzından mı? İrâdesi dışında mı oldu, yoksa bir maksada müteveccih mi?, Yani, bununla itibar kazanıp menfaat elde etmek mi var niyette?.. Yoksa Allah için mi?..

Evet, mesele burada; İhlâsla mı attı nârayı, yoksa gösteriş için mi? Bu bakımdan zikirler ağızda kalmamalı, gönüle inmeli; lafta kalmamalı, hayata inkılab etmelidir…

.

Posted in Abdülkadir Geylani, Allah, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye | 5 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: