Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 31 Tem 2007

SAKARYA

Posted by Site - Yönetici Temmuz 31, 2007

SAKARYA,goynem,BuyukTaarruzPanoramasi2

SAKARYA

insan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

insan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

NECiP FAZIL KISAKüREK

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Leave a Comment »

TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)

Posted by Site - Yönetici Temmuz 31, 2007

1029Talha bin ubeydullah,

TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)

Talha b. Ubeydullah b. Osman b. Amr b. Sa’d b. Teym b. Mürre b. Katb b. Lüeyy b. Gâlib el-Kurasî et-Teymî. Künyesi, Ebu Muhmmed’dir.

Talha, Cennetle müjdelenen on kisiden biri, Islâm’a giren Ilk sekiz kisiden ve Hz. Ebubekir araciligiyla müslüman olan bes kisiden biridir. Ayrica, halife seçimini gerçeklestirmeleri için olusturulan alti kisilik Ashab-i ,Surâ arasinda yer almis meshur bir sahâbdir. Annesi, es-Sa’be bint Abdillah b. Mâlik el-Hadramiyye’dir (Ibn HIsam, “es-Sîretü’n-Nebeviyye”, I, 251, Misir 1955; el-Askalânî, “el-Isâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe”, III, 290;Ibnü’l-Esîr, “Üsdü’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe”, III, 85 vd. 1970).

Rivayete göre, Talha b. Ubeydullah, Busra panayirinda bulundugu bir sirada, oradaki bir manastirin rahibi: “Sorun bakayim, bu panayir halki arasinda, ehl-i Harem’den bir kimse var mi?” diye seslenir. Talha da: “Evet var! Ben Mekke halkindanim” diye cevap verir. Bunun üzerine rahip: “Ahmed zuhur etti mi?” diye sorar. Talha: “Ahmed de kim?” der. Rahip: “Abdullah b. Abdulmuttalib’in ogludur. Bu ay O’nun çikacagi aydir. O, peygamberlerin sonuncusudur. Haremden çikarilacak; hurmalik, taslik ve çorak bir yere hicret edecektir. Sakin O’nu kaçirma” der.

Rahibin söyledikleri Talha’nin kalbine yer eder. Oradan alelacele ayrilarak Mekke’ye döner ve yakinda herhangi bir olayin meydana gelip gelmedigini sorar. Abdullah’in oglu Muhammedü’l-Emîn’in peygamberligini ilan etmis oldûgunu ve Ebubekir’in de O’na tabi oldugunu ögrenir. Hemen Ebubekir’in yanina vararak rahibin anlattiklarini haber verir. Sonunda her Ikisi birlikte Resulullah (s.a.v.)’a giderler. Talha oracikta müslüman olur. (Ibn Sa ‘d, “et- Tabakâtü’l Kübrâ”, III, 215, Beyrut; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).

Birçok müslüman gibi, Talha b. Ubeydullah da Islam’a girdikten sonra müsriklerin eziyetlerine maruz kalmis, ama yolundan dönmemistir. Islâm’in azili düsmanlarindan Nevfel b. Huveylid, Talha’nin müslüman oldugunu duyunca, Ebubekir’le onu bir iple biribirlerine baglamis, uzun süre iplerini çözmemis, Teymogullari da bu duruma seyirci kalmislardir. (Ibn Hisam, a.g.e., I, 709; el-Askalânî, a.g.e., III, 291; Ibnü’l-Esîr, a.g.e., III, 86).

Talha ile Zübeyr müslüman olunca, Resulullah (s.a.v.) onlari kardes ilan etti. Hicretten sonra da Medine’de, Talha ile Ubeydullah b. Ka’b’i, baska bir rivayete göre ise Talha ile Saîd b. Zeyd’i kardes ilan etmisti.

Talha, Bedir savasina istirak etmemesine ragmen Resulullah (s.a.v.) kendisine ganimetten pay vermistir. Kimi rivayetlere göre, bu sirada ticaret için Sam’da bulunuyordu. Akla daha yatkin olan bir baska rivayete göre ise, Kureys kervani hakkinda bilgi toplamak üzere, Resulullah (s.a.v.) tarafindan Sam yoluna gönderIlmisti. Nitekim, dönüste Talha’nin ganimetten pay Istemesi bunu gösteriyor (Ibn Sa’d, a.g.e., III, 216; Ibnü’l-Esîr, a.g.e., III, 86).

Bedir’den sonraki birçok savasa katIlmistir. Uhud günü Peygamber (s.a.v.)’i kahramanca müdafaa etmis, O’na bir sey olmasin diye atilan oklara, indirilen kiliç darbelerine karsi vücudunu siper etmistir. Sonuçta birçok kiliç ve ok yarasi almis, aldigi yara neticesi bir kolu çolak kalmis, yine Resulullah’i müdafaadan geri durmamistir (Ibn HIsam, a.g.e., II, 80; Ibnü’l Esîr, a.g.e., III, 86; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).

Hz. Osman’in sehid edIlmesinden sonra, müslümanlarin büyük bir kisminin Hz. Ali’ye bey’at ettigini biliyoruz. Bu bey’atte bulunanlardan biri de Talha b. Ubeydullah’tir. Ancak, bey’atten kIsa bir süre sonra, Talha ile Zübeyr Ibnü’l-Avvam’in, Hz. Ali’ye karsi çikan Hz. Âîse’nin yaninda yer almislardir. Neticede ez-Zübeyr, Hz. Ali’ye karsi çiktigina pisman olarak savas meydanini terketmistir. Talha ise mücadeleye devam etmis, nihayet Cemel günü (h. 36), Mervan b. Hakem tarafindan öldürülmüstür. Vefat ettigi zaman tahminen 60-64 yaslarindaydi (Ibn HIsam, a.g.e., 1, 251; Ibn Sa’d, a.g.e., III, 224; Ibnü’l-Esir, a.g.e., 111, 87; el-Askalânî, a.g.e., 111, 292; Ibn Cerîr, Tarîhü’l-Ümemi ve’lMülûk, XI, 50′ Beyrut).

Talha, Peygamber Efendimizin bacanagiydi. Hanimlarindan dört tanesi Resulullah (s.a.v.)’in zevcelerinin kiz kardesleriydi. Bunlardan Ümmü Gülsüm, Hz. Âîse’nin; Hamne, Zeynep bint Cahs’in; el-Fâria, Ümmü Habibe’nin ve Rukiyye, Ümmü Seleme’nin kizkardesi idi (el-Askalânî, a.g.e., III, 292).

Talha b. Ubeydullah’in, onbiri erkek, Ikisi kiz olmak üzere onüç çocugu vardi. Erkek çocuklarin herbirine bir peygamber ismi vermisti. Bunlar: es-Seccâd diye bilinen ve Cemel vak’asinda babasiyla birlikte öldürülen Muhammed, Imran, Musa, Ya’kub (Harre günü öldürüldü), Ismail, Ishak, Zekeriyyâ, Yusuf, Isâ, Yahya, Salih idi. Kizlari ise Aise ve Meryem idi (Ibn Sa’d, a.g.e., III, 214; Ibn HIsam,.a.g.e., 1,-307).

Talha, dogrudan Resulullah (s.a.v.)’dan rivayette bulundugu gibi, Hz. Ebubekir’le Hz. Ömer’den de hadis nakletmistir. Kendisinden de, ogullari; Yahya, Musa ve Isa ile Kays b. Ebi Hâzim, Ebu Seleme b. Abdirrahman, el-Ahnef, Mâlik b. Ebî Âmir ve baskalari rivayet etmislerdir (Ibn Sa’d, a.g.e., III, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 290).

Talha; orta boylu, genis gögüslü, genis omuzlu ve iri ayakli idi. Esmer benizli, sik saçli fakat saçlari ne kIsa kivircik ne de düz ve uzundu. Güler yüzlü, ince burunlu idi. Saçlarini boyamazdi. Yürüdügü zaman sür’atli yürür, bir yere yöneldigi vakit tüm vucudu ile dönerdi (Ibn Sa’d, a.g.e., 111, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 291).

Ashâbin zenginlerindendi. Zengin oldugu kadar da cömertti. Cömertligi sebebiyle kendisine “el-Fayyâd” denirdi. Vefat ettigi zaman, miras olarak bir hayli gayrimenkul, nakit para ve degerli esya birakmistir. Rivâyete göre gayri menkullerinin tutari otuz milyon dirhem, nakitlerinin tutari Iki milyon Ikiyüz dirhem ve Ikiyüz bin dinar idi. Sadece Irak’tan gelen yillik geliri yüzbin dirhem civarindaydi (Ibn Sa’d, a.g.e., 111, 221 vd.; Ibnü’l-Esîr, a.g.e., 111, 85).

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Talha, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: