Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 31 May 2007

Münafıkın Gözü olmasaydı

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2007

münafıkın gözü olmasaydı,nazar,isabet,cin,seytan,,hz ebubekir,animated-candle-gif-18

Münafıkın Gözü olmasaydı

Bir gün öğle nemâzından sonra, Cebrâîl aleyhisselâm yetmişbin melek ile gelerek, En’âm sûresini getirdi. Resûlullah hazretleri o gece bütün Eshâb-ı kirâmı Âişe ‘radıyallahü teâlâ anhâ’ hazretlerinin evinde topladı. Kandil yakıp, Sûre-i En’âmı okudular. Kandil ışıksız oldu.
Resûlullah hazretleri Ebû Bekr hazretlerine buyurdular ki,
– Yâ Ebâ Bekr, kandili ışıklandır.
Bir sâat sonra yine karardı.
Hazret-i Resûl-i ekrem yine buyurdu.
– Yâ Ebâ Bekr, kandilin ışığını çoğalt..
Hazret-i Ebû Bekr, kandili ışığını çoğaltmak için kalkdı. Bakdı ki kandilin yağı tükenmiş.
Dedi ki,
– Yâ Resûlallah! Kandilde yağ kalmamış. Bu gece yağ almak imkânımız da yokdur. Kandil bize lâzımdır, kelâm-ı Rabbilâlemîni okuyalım.
Hazret-i Resûlullah buyurdular ki,
– Bir mikdâr kendi ağzının tükrüğünden kandile damlat.
Âişe-i Sıddika hazretleri buyurur ki,
– Babam bir mikdâr ağzının suyunu, Resûlullah hazretlerinin emr-i şerîfi ile kandile damlatdı. Kandilin ışığı çoğaldı. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin emr ve fermânı ile şiddetli bir ışık oldu ki, Eshâb-ı kirâmın gözlerini kamaşdırdı.
Server-i âlem ‘sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem’ hazretleri buyurdu ki:
– Bu kandili söndürmeyiniz!
Kırk gün kırk gece o kandil, Âişe-i Sıddîka hazretlerinin evinde yandı.
Bir münâfık hazret-i Âişenin evine geldi. O kandili gördü.
– Ne acâib kandil, kırkgün kırk gecedir sönmez, dedi.
O sâatde o kandil söndü. Cebrâîl aleyhisselâm geldi ve dedi:
– Yâ Muhammed! Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri buyurur:
“Ben çeşm-i bed [fenâ bakışlı] kullar da yaratdım. Eğer o münâfıkın gözü olmasaydı, kıyâmete kadar o kandil; Ebû Bekrin ‘radıyallahü teâlâ anh’ ağzının suyunun bereketi ile sönmez idi.”

Posted in Diger Konular, Din, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ebu Bekir, İlginç, İslam | Leave a Comment »

MELEKLER YIKADI

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2007

11 copy (6)

MELEKLER YIKADI

Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala’nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud’a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.
Harp sona erince Müslümanlar Medine’ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı.

Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen hazreti Hanzala’nın dul hanımı da vardı.Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili peygamberimiz”aleyhisselâm” cevaplıyordu. En son olarak soru sorma sırası, şehit olan Hanzala’nın hanımına gelmişti. Resûlullah Efendimize yaklaşarak:
-Ey! Allahın Resûlu! Hanzala nerede, demesi üzerine sevgili peygamberimiz cevabında:
-”Hanzala şehit oldu”, buyurdu.
Bunun üzerine Hanzala’nın hanımı:
-Yâ Resûlullah, şu anda söyleceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Kocam Hanzala, sizin mübârek emrinize uyarak boy abdestini alamadan harbe katıldı. Bildiğiniz gibi şehit oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz yarı hüzünlü bir şekilde (sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala’yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm) buyurdu.Bunun üzerine bütün sahâbiler Uhud yolunu tuttu ve herkes Hanzala’yı aramaya başladı. Daha sonra sahâbiler Hanzala’nın henüz vücûdu kurumamış ve ıslak bir şekilde buldular. Sevgili peygamberimizin müjdesini bizzat gözleriyle gördüler. Bunun için O’na ”Gasilül- melâike” yani (Meleklerin gusül ettirdiği Hanzala” denir. Bu evlilikten Eshâbın büyüklerinden hazret-i Abdullah dünyaya geldi.

Posted in Ashab-ı Kram, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Din, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İlginç, İman, İslam, İslam Alimleri | Leave a Comment »

Mevlana Celaleddin-i Rumi hz.nin oğluna vasiyeti

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2007

İmam-ı Gazali,Mevlana Celaleddin-i Rumi hz.nin oğluna vasiyeti,Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi hz.nin oğluna vasiyeti

Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için, dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!
Senin düşmanını sevmeni, düşmanında seni sevmesini istemen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur; Çünkü (gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.)
Allah’ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allah buyurdu ki:
Ey kullar, kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri
durmayın.
Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allah’ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur.
Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz..

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, H.z Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, İlginç, İslam, İslam Alimleri | Leave a Comment »

İstanbul’un Fethinin “Manevi” Boyutu

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2007

İstanbul’un Fethinin Manevi Boyutu

İstanbul’un Fethinin “Manevi” Boyutu

Hoca Muhammed Kasım (ks) anlatıyor: Bir gün Hâce Ubeydullah Ahrar hazretleri Semerkand’da perşembe günü öğleden sonra otururken şöyle dedi: “Filân atımı eğerleyip getirin.” Getirdiler. Müridlerinden bir kısmını da beraberinde alarak binip gitti. Şehrin bağlarından çıkmak üzere idiler ki, müridlerine: “Sizin gelmenize ihtiyaç yok, dönünüz” dedi. Hepsi döndüler. Ubuydullah Ahrar hazretleri, Abbas Çölü (Deşt-i Abbas) diye bilinen sahraya yöneldi. Edebe riayet etmeden bir miktar daha Hoca’nın ardından yürüdüm. Ubuydullah Ahrar hazretlerinin binmiş olduğu atla bir o yana bir yana seğirtmeye başladığını gördüm. Ubuydullah Ahrar hazretleri bazen görünüyor, bazen de görünmüyordu. Daha sonra evlerine döndüler. Yine küstah bir tavırla o halinden kendisine soruldu. Şöyle buyurdular. Anadolu padişahı Sultan Mehmed kâfirlerle karşı karşıya gelip bizden yana müteveccih oldu, bizden yardım istedi. Ona yardım etmemiz icab etti. Allah’a hamdolsun mansur ve muzaffer oldu.”

Hoca Muhammed Kasım şöyle devam ediyor: Babam Abdülbaki, Anadolu’ya gelip Sultan Bayezid bin Sultan Mehmed ile buluştuktan sonra bize şöyle bir şey nakletmişti: Sultan Bayezid benden Hoca’nın nasıl bir elbise giydiğini, mübarek simalarının nasıl olduğunu, boz bir atının olup olmadığını sordu. Ben de anlattım. Bunun üzerine şöyle buyurdular:

“Babam Sultan Mehmed hazretlerinden işittim ki filan zamanda, öğle­den sonra filân yerde kâfirlerle karşılaştık. Kâfirlerin ordusunu galibiyete yakın görünce Hoca Ubeydullah hazretlerine teveccüh ettim. Ve sizin anlattığınız elbise ile aynı sima ve at ile bir velinin zuhur ettiğini gördüm. Bana şöyle dedi: “Ey Sultan Mehmed, korkma!” Ben: Nasıl korkmayayım ki kâfirlerin ordusu çok kalabalık deyince. Bu sefer mübarek yenlerini açıp: “İçeri bak” buyurdu. Baktım, büyük bir sahra içinde, hadsiz hesabsız Müslüman askeri. İlâve etti: “Bunların hepsi sana yardımcıdır. Şimdi şu tepenin üzerine çık, dur. Davula üç defa vur. Orduna savaşmalarını emret. Sultan Mehmed şöyle diyor: Vezirlerim, o esnadaki halimi, düşman askerlerinin çokluğu sebebiyle söylendiğimi, hayretimi ifade ettiğimi zannettiler. Çünkü onlar Hoca’yı görmüyorlardı. Buyurdukları gibi yaptım. Ubuydullah Ahrar hazretlerinin at sürdüğünü gördüm. Düşman hezimete uğrayınca Hoca’dan hiçbir eser görmedim.”

Fatih devrindeki esnaf ahlâkı

Fatih, zaman zaman tebdil-i kıyafet eder ve halkının arasına karışırdı. İstanbul’un fethinden önce yine bir gün, kıyafet değiştirerek halkın arasında dolaşmaya başladı. Rastladığı ilk dükkana girdi ve bir okka tuz, bir okka şeker ve bir okka da sabun istedi. Dükkan sahibi bir okka tuzu tartıp Fatih’e verdi ve dedi ki: “Lütfen diğer istediklerinizi de karşıdaki komşumdan alın. Zira, komşum henüz sabah siftahını yapmadı.” Memnun bir edayla dükkandan çıkan Fatih, öbür dükkana girdi ve iki kalem mal istedi. O bakkal da malı verdi ve dedi ki: “Diğer istediğinizi de yandaki komşumdan alınız. Çünkü o daha siftah etmedi.” Sultan’a o bakkal da aynı şekilde davranınca Fatih’in gözleri dolmuş ve böylesine üstün bir ahlaka sahip olan halkın hükümdarı olmaktan büyük mutluluk duymuştu: Şükürle, “Ben böyle bir halkla, değil İstanbul’u dünyayı dahi fethederim” demekten kendini alamamıştır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç, İslam | Etiketler: | 1 Comment »

Fatih Sultan Mehmet, Zehirlenerek Öldürüldü

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2007

Fatih sultan

Fatih Sultan Mehmet, Zehirlenerek Öldürüldü

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, daha önce bazı tarihçilerin dile getirdiği Fatih Sultan Mehmet’in zehirlenmesiyle ilgili iddiaların doğru olduğunu söyledi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Fatih Sultan Mehmet’in hastalığı vardı; ama o hastalıktan değil, zehirlenerek öldü.” dedi. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Ahmet Rıfat Ökçün’ün girişimi ile düzenlenen, ‘Türkiye tarihinde Balkanlar-Kültürel Yaklaşım’ isimli konferansa konuşmacı olarak katıldı.

Ortaylı, tarih boyunca bölgede yaşanan toplumsal gelişmeler ve devletler arası ilişkiler konusunda önemli açıklamalar yaptı. Osmanlı padişahları arasında Fatih Sultan Mehmet’in dehası ve ileri görüşlülüğü ile müstesna bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ortaylı, konferansın sonunda dinleyicilerden gelen soruları cevaplandırdı.

Dinleyicilerden birisinin Macarların Kanuni Sultan Süleyman’a anısı için bir büst yaptırdığı, Osmanlı padişahlarının büstlerinin neden Türkiye’de de yapılmadığı yönündeki soruya Ortaylı, “Biz Türkiye’de bırakın büstlerini, Osmanlı hükümdarlarının kabirlerine sahip çıkamamışız. Şu an kabri açık olan hükümdar sayısı çoktur.” cevabını verdi.

Fatih Sultan Mehmet’in zehirlenerek öldürüldüğü iddialarının hatırlatılması üzerine İlber Ortaylı, “Evet Fatih Sultan Mehmet, yönü belli olmayan bir sefere çıkarken zehirlenerek öldürülmüştür. Tarihî veriler bu seferin İtalya üzerine olduğunu gösteriyor ve İtalyanlar o dönemde zehir konusunda çok uzmanlaşmış bir milletti. Fatih Sultan Mehmet’in hastalığı vardı; ama o hastalıktan ölmedi, zehirlenerek öldü.” dedi. Tarihçi Ahmet Almaz da, ‘Fatih Sultan Mehmet Nasıl Öldürüldü?’ adlı kitabında padişahın, Venedik ajanı doktoru Yakup Paşa tarafından zehirlendiğini iddia etmiş.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: