<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>GÖYNEM  ( BEYSEHiR )</title>
	<atom:link href="http://yukarikayalar.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yukarikayalar.wordpress.com</link>
	<description>İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Nov 2009 01:11:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='yukarikayalar.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/9d4d32afd7ca30095913c4232ed5f7de?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>GÖYNEM  ( BEYSEHiR )</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Dilenmenin hükmü !</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/22/dilenmenin-hukmu/</link>
		<comments>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/22/dilenmenin-hukmu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 01:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[DiGER  KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[DiNi KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMSUZ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İktisadında Helal Kazanç]]></category>
		<category><![CDATA[dilenci]]></category>
		<category><![CDATA[dilenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Dilenmenin hükmü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=3382</guid>
		<description><![CDATA[Dilenmenin hükmü !
Muhtaç durumda olan, şayet kazanmaya muktedir ise, o zaman kendisinin kazanması gerekir. Başkasından istemesi helâl olmaz. Rasûlullah (sas) den şöyle dediği rivayet olunuyor: &#8220;Kim zengin olduğu halde, diğer insanlardan isterse, Kıyamet günü yüzü tırmalanmış, soyulmuş ve örselenmiş olarak gelir.&#8221;229
Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) zekât mallarını dağıtıyorlardı. Ondan istemek üzere iki erkek geldi. Rasûlullah [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3382&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wp-caption alignnone" style="width: 550px"><a href="http://img25.imageshack.us/img25/3743/dilencih.jpg"><img title="Dilenmenin hükmü" src="http://img25.imageshack.us/img25/3743/dilencih.jpg" alt="Dilenmenin hükmü" width="540" height="521" /></a><p class="wp-caption-text">Dilenmenin hükmü</p></div>
<h2><span style="color:#ff0000;">Dilenmenin hükmü !</span></h2>
<h3>Muhtaç durumda olan, şayet kazanmaya muktedir ise, o zaman kendisinin kazanması gerekir. Başkasından istemesi helâl olmaz. Rasûlullah (sas) den şöyle dediği rivayet olunuyor: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Kim zengin olduğu halde, diğer insanlardan isterse, Kıyamet günü yüzü tırmalanmış, soyulmuş ve örselenmiş olarak gelir</span>.&#8221;229</h3>
<h3>Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) zekât mallarını dağıtıyorlardı. Ondan istemek üzere iki erkek geldi. Rasûlullah (sas) başını kaldırıp onlara baktığında, ikisinin de güçlü kuvvetli olduğunu gördü ve onlara dedi ki: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Mamafih sizin bunda hakkınız yok. Fakat şayet isterseniz, size de verey</span>im.23° Bunun manası, yani size dilenmek caiz değildir. Bir başka hadisde de şöyle buyuruluyor: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Zengin, güçlü kuvvetli ve azaları düzgün olanın zekât alması, helâl olmaz</span>.&#8221;251 Yani kuvvetli ve kazanmaya muktedir olanın dilenmesi helâl olmaz. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Dilenmek, kulun başvuracağı en son kazançtır</span>.&#8221;22 Ancak biri ister, diğeri de verirse, bunu alıp yemesi helâl olur. Zira Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyor: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Eğer isterseniz, ikinize de vereyim</span>.&#8221; Şayet almak helâl olmasaydı, Allah Rasûlü (sas) böyle demezdi. Çünkü Allah Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;<span style="color:#0000ff;">Zekâtlar fakirler içindir</span>&#8230; &#8220;233 buyuruyor. Kazanmaya muktedir olan da bir şeyi olmadığı zaman fakirdir. Şayet kazanmaktan âciz olur da, evinden çıkıp kapıları dolaşmaya muktedir ise, dolaşır ve ister. Çünkü ona da bu farzdır. Bunu yapmaz da helak olursa, fukahaya göre, günahkâr olur.</h3>
<h3>Meselenin kabuğunda kalmış bazıları dediler ki; dilenmek ruhsat tariki ile mubahtır. Şayet dilenmeyi terkeder de ölürse, günahkâr olmaz. Çünkü bu durumda o, azimete yapışmış olur. Hasan b. Ziyad&#8217;dan (rh) nakledilen şu mesele de garibtir: Yolculuk esnasında, bir&#8217;kimsenin arkadaşının yanında suyu olsa, kendi yanında da o suyun bedeli olmasa, arkadaşlarından suyu istemesi gerekmez. Şayet suyu istemeksizin teyemmüm etse de, namazını kılsa, ona göre caizdir. Fakat bize göre caiz değildir.</h3>
<h3>Onların görüşlerinin delilleri şöyle: İstemekte zillet vardır. Mü&#8217;minin ise kendisini zilletten koruması gerekir. Bunun açıklaması da Hz. Ali&#8217;den (ra) nakledilen şu beyitlerdir:</h3>
<h3>&#8220;<span style="color:#0000ff;">Dağların tepelerindeki büyük kayaları nakletmek,</span></h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">Bana insanların minnetlerini çekmekten daha iyidir.</span></h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">İnsanlar bana, &#8216;Çalışıp kazanmada aşağılanma vardır. diyorlar,</span></h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">Ben de onlara derim ki: Asıl utanma dilenme zille-tindedir &#8216;</span></h3>
<h3>Dilenmekten dolayı gelen zillet yakînen biliniyor. Fakat ona bağlı olan menfaat ise mevhumdur. İstediği kimse ise bazan verir, bazan da vermez. İstemek onun için hak kazanılmış bir ruhsattır. Çünkü mevhum olan, kesin olana denk olamaz. Bizim bu meseledeki delilimiz de şudur: İstemek insanın vücudunu ayakta tutan ve onu ibadet için kuvvetlendiren şeye ulaştırır. Kesbe muktedir olsun veya olmasın insan buna hak kazanır. Bu durumda istemenin zilleti kaldırılmıştır. Sen görmez misin ki, Allahü teâlâ Hz. Musa ve onun rehberi hakkında ihtiyaç ânında istemek ile ilgili olarak şöyle buyuruyor: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Yine yola koyuldular. Sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler&#8230;&#8221;</span>234 Âyette geçen &#8220;İstifam&#8221; kelimesi, yiyecek istemek manasınadır. Bunda bir karşılık ta yoktur. Yine görmez misin ki, âyetin devamında şöyle buyuruluyor: &#8220;&#8230;<span style="color:#0000ff;">Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin, dedi</span>.&#8221;2^5 Bu da gösteriyor ki, buradaki bir iyilik ve hediyye kabilindendir. Zekâtın bizim Peygamberimizden başka diğer peygamberler için helâl olup olmadığı meselesinde ihtilâf vardır. Meseleyi şu şekilde açıklayabiliriz:</h3>
<h3>Aynı şekilde Rasûlullah (sas) de ihtiyaç ânında istiyor ve ashabından birisine şöyle diyordu: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Yanınızda yiyebileceğim bir şeyiniz var mı?&#8221;</span>236 Rasûlullah (sas) bir topluluğa şöyle diyordu: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Yanınızdaki su kırbasında su var mı? Eğer yoksa, dereye ağzımızı dayayıp içeceğiz.</span> &#8220;237 Bir adamdan koyunun ön ayağını istedi ve dedi ki: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Ön budunu bana ver</span>.&#8221;2^8 Hadisin devamı epeyce uzundur. İhtiyaç ânında istemekte bir zillet olmuş olsaydı, bunu Rasûlullah (sas) yapmazlardı. Çünkü onlar hiç şüphesiz zillete düşmekten insanların en uzakta olanlarıdır. Diğer taraftan, insanın açlığını giderecek kadar başkasının malından alması onun hakkıdır. İnsanın hak sahibi olduğu bir şeyi istemesinde bir zillet manası yoktur. Hak sahibi olduğu şeyi istemesi gerekir.</h3>
<h3>Ancak muhtaç kimse kazanmaya muktedir ise, dilenmek onun için bir hak olamaz. Kazanıp elde ettiği şey hak-kıdır. Kazandığını yemesi, insanlardan bir gey istememesi gerekir. Fakat Hz. Musa&#8217;nın (as) yaptığı gibi Rabbinden isteyebilir: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Hz. Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi</span>: <span style="color:#0000ff;">&#8216;Rabbim, doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım</span>.&#8217; <span style="color:#0000ff;">dedi</span>.&#8221;239 <span style="color:#0000ff;">biz sununla emrolunduk</span>: &#8220;&#8230;<span style="color:#0000ff;">Allah&#8217;tan, Onun lûtf u inayetinden isteyin&#8230;&#8221;</span>240 Rasûlullah (sas) de şöyle buyuruyorlar: &#8220;<span style="color:#0000ff;">Allah&#8217;tan ihtiyaçlarınızı isteyiniz. Hatta tencereleriniz için tuz ve nalınlarınız için tasma olsa bile</span>.&#8221;241</h3>
<p><strong><em>İmam Muhammed Şeybani &#8211; İslam İktisadında Helal Kazanç</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak:<span id="more-3382"></span></p>
<p>226.  Bakara (2): 195.</p>
<p>227.  Hadîd (57): 11.</p>
<p>228.  Camiu&#8217;s-Sağîr, II, 22, 23-</p>
<p>229.  Ebû Davud, Zekât, 23, H. No: 1626, II, 277, Tirmizî, Zekât, 22, H. No: 650, III, 31, İbn Mâce, Zekât, 26, H. No: 1840,1, 589.</p>
<p>230.  Ebû Davud, Zekât, 23, H. No: 1633, II, 285.</p>
<p>231.  Ebû Davud, Zekât, 85, H. No: 1634, II, 285, Tirmizî, Zekât, 23, H. No: 652.</p>
<p>101</p>
<p>232. Bkz. İbn Kutlûbugâ, Tahrîcü&#8217;l-Ehâdis, vr. 202/a. 233- Tevbe (9): 60.</p>
<p>102</p>
<p>234.  Kehf (18): 77.</p>
<p>235.  Kehf (18): 77.</p>
<p>236. Tirmizî, Et&#8217;ime, 35, H. No: 1841, IV, 279, İbn Kutlûbugâ, vr. 202/b.</p>
<p>237.  Dârimî, Eşribe, 21, II, 120.</p>
<p>238. Ahmed b. Hanbel, IV, 484, 485-</p>
<p>103</p>
Posted in DiGER  KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İslam İktisadında Helal Kazanç Tagged: dilenci, dilenmek, Dilenmenin hükmü <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yukarikayalar.wordpress.com/3382/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yukarikayalar.wordpress.com/3382/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yukarikayalar.wordpress.com/3382/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yukarikayalar.wordpress.com/3382/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yukarikayalar.wordpress.com/3382/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yukarikayalar.wordpress.com/3382/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yukarikayalar.wordpress.com/3382/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yukarikayalar.wordpress.com/3382/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yukarikayalar.wordpress.com/3382/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yukarikayalar.wordpress.com/3382/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3382&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/22/dilenmenin-hukmu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ee6a10b002ab7e568364fb0e566d97ec?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">Site - Yönetici</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img25.imageshack.us/img25/3743/dilencih.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Dilenmenin hükmü</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/21/harun-resid-ve-sufyan-i-sevri/</link>
		<comments>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/21/harun-resid-ve-sufyan-i-sevri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 00:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[DiGER  KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[DiNi KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[DİNİ HİKAYELER]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=3380</guid>
		<description><![CDATA[Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri
Birgün, Halife Harun Reşid’in temsilcisi, Kûfe camiinde arkadaşlarıyla birlikte ders yapmakta olan Süfyan’ı bulup, halifenin mektubunu teslim etti. Süfyan, halifenin mektubunu görünce titredi ve bir yılandan uzaklaşır gibi mektuptan uzaklaştı. Sonra elini cübbesinin kollarına sokarak mektubu aldı, çevirip baktı. Arkadaşlarından birine uzattı:“Alınız, biriniz şunu okusun; çünkü bir zalimin eliyle yazılmış mektuba [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3380&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wp-caption alignnone" style="width: 551px"><a href="http://img17.imageshack.us/img17/8127/kissavk.jpg"><img title="Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri" src="http://img17.imageshack.us/img17/8127/kissavk.jpg" alt="Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri" width="541" height="415" /></a><p class="wp-caption-text">Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri</p></div>
<h2><span style="color:#0000ff;">Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri</span></h2>
<h3>Birgün, Halife Harun Reşid’in temsilcisi, Kûfe camiinde arkadaşlarıyla birlikte ders yapmakta olan Süfyan’ı bulup, halifenin mektubunu teslim etti. Süfyan, halifenin mektubunu görünce titredi ve bir yılandan uzaklaşır gibi mektuptan uzaklaştı. Sonra elini cübbesinin kollarına sokarak mektubu aldı, çevirip baktı. Arkadaşlarından birine uzattı:“Alınız, biriniz şunu okusun; çünkü bir zalimin eliyle yazılmış mektuba elim dokunmasın” dedi. Arkadaşlarından biri mektubu açıp okuduktan sonra Süfyan:“Kağıdın arkasına söyleyeceğim sözleri yazınız” dedi. Arkadaşları:“Temiz bir kağıda yazsak daha iyi olmaz mı?” diye itiraz ettilerse de Süfyan kabul etmedi:</h3>
<h3>“<span style="color:#0000ff;">Hayır! Zalime, mektubunun arkasına yazınız. Mektubun kağıdını helalden kazandıysa ne ala. Haramdan kazandıysa cezasını çekecektir. Bir zalimin kağıt parçası bile yanımızda kalmasın</span>.”</h3>
<h3>Sonra şu mektubu yazdırdı:</h3>
<h3>“Allah’ın günahkar kulu Süfyân-ı Sevri’den, imanın zevkinden mahrum, geçici emellerin verdiği gurur ile başı dönmüş Harun Reşid’e:</h3>
<h3>“<span style="color:#0000ff;">Seninle her türlü alakayı kestiğimi, dostluğu terkettiğimi beyan etmek için bu mektubu yazdırıyorum. Çünki sen, mektubunda müslümanların hazinesine tecavüz ederek onların mallarını haksız yere dağıttığını açıkça söylüyorsun. Sanki bu tecavüzün yetmiyormuş gibi, yazdığın mektubunla beni de kötü işine şahit tutuyorsun. Binaenaleyh, ben ve benimle beraber mektubunu dinleyen arkadaşlarım, yarın ilahi huzurda senin hakkında şehadet edeceğiz. Ey Harun, Müslümanların rızası olmaksızın onların hazinelerine nasıl tecavüz ettin?.. Acaba senin bu tecavüzüne memnun olan bulundu mu?!.. Senin bu hareketinden, mücahidler, gaziler, alimler, yetimler, bütün iyi insanlar ve halk, memnun mudurlar</span>?”</h3>
<h3>Bu mektubu okuduğu zaman Harun Reşid’in gözleri yaşarmış ve ölünceye kadar her namazı müteakib bu mektubu okumaya devam etmiştir.</h3>
<p>(Ebu’l-Kelamazâd,Ölümsüz Müdafaa)<span id="_marker"> </span></p>
Posted in DiGER  KONULAR, DiNi KONULAR, DİNİ HİKAYELER, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yukarikayalar.wordpress.com/3380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yukarikayalar.wordpress.com/3380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yukarikayalar.wordpress.com/3380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yukarikayalar.wordpress.com/3380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yukarikayalar.wordpress.com/3380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yukarikayalar.wordpress.com/3380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yukarikayalar.wordpress.com/3380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yukarikayalar.wordpress.com/3380/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yukarikayalar.wordpress.com/3380/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yukarikayalar.wordpress.com/3380/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3380&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/21/harun-resid-ve-sufyan-i-sevri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ee6a10b002ab7e568364fb0e566d97ec?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">Site - Yönetici</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img17.imageshack.us/img17/8127/kissavk.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Harun Reşid ve Süfyan-ı Sevri</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Duanın kabul edildiği bazı mekanlar</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/20/duanin-kabul-edildigi-bazi-mekanlar/</link>
		<comments>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/20/duanin-kabul-edildigi-bazi-mekanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 00:27:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[BUNLARI  BiLiYORMUYDUNUZ]]></category>
		<category><![CDATA[DiGER  KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[DiNi KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR]]></category>
		<category><![CDATA[TAVSİYELER]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=3373</guid>
		<description><![CDATA[Duanın kabul edildiği bazı mekanlar 

Dua için, kabul edilmesinin umulduğu bazı mekânlar (yerler) vardır. 
  a) Mescid-i Haram 
b) Mescid-i Nebevi 
c) Mescid-i Aksa 


Mesela: 
1- Kâbe görüldügü ân, 

2- Üç büyük mescid görüldüğü ân, 
3-En&#8217;am suresinin 124 cü ayetinde bulunan iki lafzatullah arasında durulup dua edildiği zaman. 

4-Tavafta yapılan dua 
5- Mültezemde ( Kâbenin kapısında) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3373&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wp-caption alignnone" style="width: 574px"><a href="http://img39.imageshack.us/img39/3469/duaf.jpg"><img title="Duanın kabul edildiği bazı mekanlar " src="http://img39.imageshack.us/img39/3469/duaf.jpg" alt="Duanın kabul edildiği bazı mekanlar " width="564" height="404" /></a><p class="wp-caption-text">Duanın kabul edildiği bazı mekanlar </p></div>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">Duanın kabul edildiği bazı mekanlar </span></strong><strong><br />
</strong><strong><br />
</strong><strong><span style="color:#993366;">Dua için, kabul edilmesinin umulduğu bazı mekânlar (yerler) vardır. </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#993366;"> </span></strong><strong> </strong><strong><span style="color:#993366;">a) Mescid-i Haram </span></strong><strong><br />
<span style="color:#993366;"><strong>b) Mescid-i Nebevi </strong><br />
<strong>c) Mescid-i Aksa </strong></span><br />
</strong><strong><br />
</strong></p>
<p><strong><span style="color:#993366;">Mesela:</span> </strong><br />
<span style="color:#0000ff;"><strong>1- Kâbe görüldügü ân, </strong></span></p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong></strong></span><span style="color:#0000ff;"><br />
<strong>2- Üç büyük mescid görüldüğü ân, </strong></span></p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>3-En&#8217;am suresinin 124 cü ayetinde bulunan iki lafzatullah arasında durulup dua edildiği zaman. </strong></span></p>
<p><span style="color:#0000ff;"><br />
</span><strong><span style="color:#0000ff;">4-Tavafta yapılan dua </span></strong></p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>5- Mültezemde ( Kâbenin kapısında) yapılan dua </strong></span></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">6- Zemzem kuyusunun yanında </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">7-Zemzem suyunu içerken </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">8- Safâ ve Merve tepeleri üzerinde </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">9- Safâ ile Merve arasında sa&#8217;y yaparken </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">10- Makamı İbrahimin arkasında </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">11- Arafatta </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">12- Müzdelifede </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">13- Minada </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">14- Üç cemerâtta; Haccda üç yerde şeytana taş attıktan sonra </span></strong></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">15- Peygamberler (a.s.) Hazretlerinin kabirlerinin yanında okunan dualar makbuldür. </span></strong></p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>16- Salihlerin kabirlerinin yanında okunan dualar. </strong><br />
</span><strong><span style="color:#0000ff;">Ehlince bilinen şartlara riayet edildiği zaman, Salihlerin ( Evliyanın) kabirleri yanında yapılan duaların kabul olduğu tecrübeyle sabittir.</span> </strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Ruhu-l Beyan Tefsiri Tercümesi cild 2 sahife 364-365</strong></p>
Posted in BUNLARI  BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER  KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yukarikayalar.wordpress.com/3373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yukarikayalar.wordpress.com/3373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yukarikayalar.wordpress.com/3373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yukarikayalar.wordpress.com/3373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yukarikayalar.wordpress.com/3373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yukarikayalar.wordpress.com/3373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yukarikayalar.wordpress.com/3373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yukarikayalar.wordpress.com/3373/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yukarikayalar.wordpress.com/3373/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yukarikayalar.wordpress.com/3373/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3373&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/20/duanin-kabul-edildigi-bazi-mekanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ee6a10b002ab7e568364fb0e566d97ec?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">Site - Yönetici</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img39.imageshack.us/img39/3469/duaf.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Duanın kabul edildiği bazı mekanlar </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de Kâfir Kelimesinin Manaları</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/19/kuran-i-kerimde-kafir-kelimesinin-manalari/</link>
		<comments>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/19/kuran-i-kerimde-kafir-kelimesinin-manalari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 00:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[BUNLARI  BiLiYORMUYDUNUZ]]></category>
		<category><![CDATA[DiGER  KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[DiNi KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR]]></category>
		<category><![CDATA[TAVSİYELER]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=3370</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de Kâfir Kelimesinin Manaları
Kâfir kelimesi Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de dört şekilde kullanılmak-tadır.
Birincisi: Kâfir, mü&#8217;minin zıddıdır. Cenâb-ı Allah bu manada şöyle buyurdu:
&#8220;İnkâr   eden   (kâfir)lerin   ve   Allah   yolundan   alıkoyanların amellerini Allah, boşa çıkarır.&#8221;
İkincisi: Bilerek inkâr eden ve karşı gelen manasınadır.
Ona bir yol bulabilenlerin Beyti haccetmesi Allah&#8217;ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden gani [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3370&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wp-caption alignnone" style="width: 565px"><a href="http://img199.imageshack.us/img199/5231/kufurpw.jpg"><img title="Kur'ân-ı Kerim'de Kâfir Kelimesinin Manaları" src="http://img199.imageshack.us/img199/5231/kufurpw.jpg" alt="Kur'ân-ı Kerim'de Kâfir Kelimesinin Manaları" width="555" height="410" /></a><p class="wp-caption-text">Kur&#39;ân-ı Kerim&#39;de Kâfir Kelimesinin Manaları</p></div>
<h2><span style="color:#0000ff;">Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de Kâfir Kelimesinin Manaları</span></h2>
<h3>Kâfir kelimesi Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de dört şekilde kullanılmak-tadır.</h3>
<h3>Birincisi: Kâfir, mü&#8217;minin zıddıdır. Cenâb-ı Allah bu manada şöyle buyurdu:</h3>
<h3>&#8220;<span style="color:#0000ff;">İnkâr   eden</span>   (kâfir)<span style="color:#0000ff;">lerin   ve   Allah   yolundan   alıkoyanların amellerini Allah, boşa çıkarır</span>.&#8221;</h3>
<h3>İkincisi: Bilerek inkâr eden ve karşı gelen manasınadır.</h3>
<h3>Ona bir yol bulabilenlerin Beyti haccetmesi Allah&#8217;ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden gani (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtacadır.   Yani haccin farziyetini inkâr ederse demektir.</h3>
<h3>Üçüncüsü: Kâfir kelimesi, şâkir&#8217;in (şükredicinin) zıddıdır. Yani küfür, nankörlük manasınadır.</h3>
<h3>-&#8221;O halde beni zikredin ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.   Burada küfür nankörlük manasınadır.</h3>
<h3>Dördüncüsü: Küfür, teberri etmek, yüz çevirmek, uzaklaşmak, ilgiyi kesmek ve tanımamak demektir.</h3>
<h3> (İbrahim onlara) dedi ki: &#8220;Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has sevgi uğruna Allah&#8217;ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer Cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur.Burada küfür, tanımamak, uzaklaşmak ve yüz çevirmek manasınadır.  </h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">Küfrün Çeşitleri</span></h3>
<h3>Bağâvi: Küfür dört vecih üzeredir, dedi.</h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">1 -  Küfr-iinkârî</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">2 -  Küfr-i cuhûdî,</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">3 -  Küfri- inâdî</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">4 -  Küfr-i nifâkî</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">Küfr-i inkârî:</span> <span style="color:#0000ff;">Asla Cenâb-ı Allah&#8217;ı bilip tanımamaktır ve bunu itiraf etmemektir.</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">Küfr-i cuhûdî:</span> <span style="color:#0000ff;">Kalbiyle Allah&#8217;ın varlığını ve birliğini bilip tanıdığı halde bunu diliyle ikrar etmemesidir. İblisin (ve Yahudilerin) küfrü gibi. (Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin hak peygamber olduğunu erkek evlâtları kadar bilen ve tanıyan Yahudilerin sırf kıskançlıklarından dolayı O yüce Rasûlü inkâr etmeleri de küfr-i cuhûdidir. Yahudiler için Cenâb-ı Allah, şöyle buyurdu:</span></h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">Yanlarındakini (Tevrat ve incili) tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara (müşriklere) karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah&#8217;ın laneti kâfirleredir. </span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">Küfr-i inâdî:</span> <span style="color:#0000ff;">Kalbiyle Allah&#8217;ı tanıdığı halde, diliyle ikrar etme¬mesi ve o hak dini, din olarak kabul etmemesidir. Ebû Tâlib&#8217;in küfrü gibi. Ebû Tâlib bir şiirinde şöyle diyordu:</span></h3>
<h3><span style="color:#0000ff;">Gerçekten biliyorum ki, Muhammed&#8217;in dini Yeryüzünün en hayırlı dinlerinden bir dindir. Eğer beni kınamasalar ve dil uzatmalarından korkmasam, Açıkça müsamaha ettiğimi (o dine girdiğimi) görürdün.</span></h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">Küfr-i nifâkî:</span> <span style="color:#0000ff;">Diliyle ikrar edip; kalbiyle inanmamaktır</span>.</h3>
<h3><span style="color:#ff0000;">Küfrün bütün bu çeşitleri aynıdır. Bunlardan herhangi biriyle Allah&#8217;ın huzuruna varan (ölen) kişi bağışlanmaz. </span> </h3>
<p><em><strong>Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – cilt &#8211; 1</strong></em></p>
Posted in BUNLARI  BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER  KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yukarikayalar.wordpress.com/3370/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yukarikayalar.wordpress.com/3370/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yukarikayalar.wordpress.com/3370/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yukarikayalar.wordpress.com/3370/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yukarikayalar.wordpress.com/3370/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yukarikayalar.wordpress.com/3370/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yukarikayalar.wordpress.com/3370/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yukarikayalar.wordpress.com/3370/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yukarikayalar.wordpress.com/3370/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yukarikayalar.wordpress.com/3370/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3370&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/19/kuran-i-kerimde-kafir-kelimesinin-manalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ee6a10b002ab7e568364fb0e566d97ec?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">Site - Yönetici</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img199.imageshack.us/img199/5231/kufurpw.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kur'ân-ı Kerim'de Kâfir Kelimesinin Manaları</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır</title>
		<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/18/veren-el-alan-elden-daha-hayirlidir/</link>
		<comments>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/18/veren-el-alan-elden-daha-hayirlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 02:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
				<category><![CDATA[DiGER  KONULAR]]></category>
		<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[YORUMSUZ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İktisadında Helal Kazanç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yukarikayalar.wordpress.com/?p=3367</guid>
		<description><![CDATA[Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır
Her ne kadar alan kendisine farz olan bir şeyi yerine getiriyorsa da, veren alandan daha hayırlıdır. Bu meseleyi üç kısımda işleyeceğiz:
a) Birincisi: Veren bir vacibi edâ ediyor. Alan ise aslında kesbe muktedir, fakat muhtaçtır. Burada ulemânın ittifakı ile, veren alandan daha faziletlidir. Çünkü o, vermekle bir farzı işliyor. Alan ise [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3367&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div class="wp-caption alignnone" style="width: 574px"><a href="http://img696.imageshack.us/img696/22/verenelalaneldenustundu.jpg"><img title="Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır" src="http://img696.imageshack.us/img696/22/verenelalaneldenustundu.jpg" alt="Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır" width="564" height="431" /></a><p class="wp-caption-text">Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır</p></div>
<h2><span style="color:#0000ff;">Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır</span></h2>
<h3>Her ne kadar alan kendisine farz olan bir şeyi yerine getiriyorsa da, veren alandan daha hayırlıdır. Bu meseleyi üç kısımda işleyeceğiz:</h3>
<h3>a) Birincisi: Veren bir vacibi edâ ediyor. Alan ise aslında kesbe muktedir, fakat muhtaçtır. Burada ulemânın ittifakı ile, veren alandan daha faziletlidir. Çünkü o, vermekle bir farzı işliyor. Alan ise almakla bağışı kabul ediyor. Aslında bunu almayıp kazanması da mümkündür. Farzı edâ etmenin derecesi ise, diğer ibadetlerde olduğu gibi, bağışı kabul etmenin derecesinden daha üstündür. Farz olan ibadeti edâ etmedeki sevab, nafileleri edadan daha faziletlidir. Buna delil ise, şudur: Farzı işleyen kendi nefsi için işliyor. Teberruyu kabul eden ise, başkası için işliyor. Bir kimsenin kendisi için olan ameli, daha faziletlidir. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyor: &#8220;Kendi nefsinden başla.&#8221;242 Bunun manası şudur: Bir kimsenin kendi nefsi için olan edası, kendisini borçtan kurtarır. Dolayısıyle sadece kendi nefsi için işlemiş olur. Alan ise, bizzat almakla, kendi nefsine bir faide sağlayamaz. Belki de aldıktan sonra verme şansı doğar. Verinceye kadar durup durmayacağı da bilinmez. Bunun için de zengin için, fakir üzerinde sadakayı aldığından dolayı bir minnet yükü yoktur. Çünkü bunun neticesinde zengin için hasıl olan, fakir için hasıl olanın fevkindedir. Çünkü zengine, şu anda ihtiyaç duymadığı, fakat ileride, âhirette ihtiyaç hissedeceği bir şey teklif edilmiştir. Zenginin, şu andaki maksadının hasıl olması, yani zekâtının düşmesi için buna muhtaçtır. Şayet fakirler zekât almamak üzere anlaş-salar, bundan dolayı günaha girmezler; aksine bunun için övünürler. Fakat zenginler, farz olan zekâtı vermemek üzere anlaşsalar, günahkâr olurlar. Bundan anlıyoruz ki, minnet, yani başa kakma, zenginin değil, fakirin hakkıdır.</h3>
<h3>b) İkincisi: Veren de, alan da, her ikisi de mesuliyetten kurtulmuştur. Alan kesbe muktedir olduğu halde bile, veren sevab işlemiş olur. Burada aynı zamanda veren daha faziletlidir. Çünkü o, vermesiyle zenginlikten kurtulup; fakirliğe meylediyor. Alan ise, almakla zenginliğe meylediyor. Fakirliğin derecesinin zenginliğin derecesinden daha yüksek olduğunu açıklamıştık. Kim ameli ile fakirliğe meylederse, daha yüksek derecede olur. Şüphesiz ibadetler imtihan için konulmuştur.</h3>
<h3>Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: &#8220;O, hanginizin daha güzel amel edeceğini imtihan etmek için ölümü de, dirimi de yaratandır. O galib-i mutlaktır, bağışlayandır. &#8220;243 Âyette geçen &#8220;ibtilâ&#8221;nın manası almaktan çok vermekle ortaya çıkar. Çünkü imıiharL nefsin istemediği amelde olur. Herkesin nefsinde verme değil de, alma arzusu vardır. Bunun için de Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyor: &#8220;Muhakkak Müslüman, bir dirhem tasadduk etmesinde, yetmiş şeytanın arzusunu kırmağa muhtaçtır.&#8221;244 Vermekte imtihan manası daha açık olunca, fazileti de daha fazladır. Çünkü Rasûlullah (sas)e amellerin en faziletlisi-den sorulduğunda, &#8220;en ağır olanı&#8221;245 şeklinde cevab verdiler. Yani bedene en meşakkatli olanıdır. Yine sadakanın en faziletli olanı sorulduğunda da şöyle cevab verdiler: &#8220;Gücü az olanın, imkânı nisbetinde gayret göstererek verdiğidir.&#8221;246</h3>
<h3>Sadakayı alan için nefsinin arzula/ına cevab verme imkânı doğuyor. Veren için ise, mülkünden çıktığı için, nefsin arzularını yerine getirme gibi bir durum yok. Derecelerin en yükseği de nefsi, arz&#8217;ularını yerine getirmekten menetmektir. </h3>
<h3>c) Üçüncüsü: Veren teberru kabilinden veriyor, alan da farzı işliyorsa, meselâ alan kasbden âciz olur, açlığını giderecek kadar bir şey almağa muhtaç durumda bulunursa, fukahaya göre, yine veren daha faziletlidir. Ahmed b. Han-bel (rh) ve İshak b. Râhaveyh (rh) gibi ehl-i hadise göre ise, burada alan daha hayırlıdır. Çünkü fakir, almakla yapılması gereken bir farzı yerine getiriyor. Veren ise nafile işlemiş oluyor. Yukarıda açıkladık ki, farzı yerine getirmek, nafileyi işlemekten daha yüksek bir derecededir. Bu durumda alan, almaktan kaçınsa, günahkâr olur. Veren ise vermekten kaçınsa günahkâr olmaz. Çünkü burada vermesi üzerine farz olan bir başkası da bulunabilir. Sevab da cezanın derecesine göredir. Görmez misin ki, Allahü teâlâ, Rasûlullah&#8217;ın (sas) hanımlarını, diğer kadınları tehdit ettiği şeyin iki katı ile tehdit ediyor: &#8220;Ey Peygamberin hanımları, sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah&#8217;a kolaydır.&#8221;247 Sonra onlar itaat ettiklerinde sevablarının da diğerlerinin iki katı olduğunu belirtiyor: &#8220;Sizlerden Allah&#8217;a ve Rasûlüne boyun eğip salih amel işleyenlere ecrin iki katını veririz. Ona cömerçe rızık hazırlamışızdır.&#8221;248 Burada günah, almadığı zaman verene değil de, alana olduğuna göre, alan için verenden daha çok sevab vardır.</h3>
<h3>Fakat bunların hepsi selâmı alma meselesinde değişiyor. Selâm vermek sünnettir. Selâmı almak ise farzdır. Fakat bununla beraber, selâmı vermek, selâmı almaktan daha faziletlidir. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: &#8220;Selâmı verene yirmi sevab, selâmı alana ise on sevab vardır.&#8221;249</h3>
<h3>Bazıları da diyorlar ki: Alan bir nefsi ayakta tutmak isti yor. Veren ise, nefsi güzelleştirmek için veya malı çoğaltmak için gayret ediyor. Nefsi ayakta tutmak, malı çoğaltmaktan daha yüksek derecededir.</h3>
<h3>Bu meselede bizim delilimiz de Rasûlullah&#8217;tan (sas) rivayet edilen şu hadistir: &#8220;Üstteki (veren) el alttaki (alan) elden daha hayırlıdır.&#8221;250 Hadiste, edâ edilen şeyin nafile veya farz oluşu arasında bir fark gözetilmemiştir.</h3>
<h3>Denilse ki: Burada<span id="more-3367"></span> &#8221;üstteki el&#8217;den maksad, fakirin elidir. Çünkü o, Şeriat&#8217;ın eli yerine kaimdir. Tasadduk eden, kendi malını mülkünden çıkarıp, sonra onu Allah katında kendisine fayda vermesi için fakire vermekle, malını sadece Allah yolunda harcamış oluyor. Fakir ise zenginden malı almakla Şeriat&#8217;ın vekili oluyor.</h3>
<h3>Bunun izahı da şu âyet-i kerimededir: &#8220;Allah&#8217;ın kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakaları aldığını, Allah&#8217;ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?&#8221;251 Rasûlullah (sas) de şöyle buyuruyorlar: &#8220;Sadaka Rahmân&#8217;ın katına düşer. Allah onu sizden birinizin tayı büyüttüğü gibi büyütür. Neticede öyle büyür ki, Uhud dağı gibi olur.&#8221;252</h3>
<h3>Bunlarla anlaşı&#8217;dı ki, hadiste geçen &#8220;üstteki el&#8221;, verenin elidir. Veren bağışlamakla kirden temizlenir. Alan ise kirlenir. Bunun izahı da şu âyet-i kerimededir: &#8220;Mallarınızın bir kısmını, kendilerini temizleyip, arıtacak sadaka olarak al&#8230;&#8221;25^ Bu âyetten anlıyoruz ki, sadakanın edasında temizlenme ve tezkiye manası vardır. Almada ise kirlenme vardır. Rasûlullah (sas) sadakayı, &#8220;insanların kiri&#8221;, veya &#8220;yıkanan şeyden çıkan kir&#8221; olarak isimlendirdiler ve buyurdular ki: &#8220;Ey Benî Hâşim topluluğu, Allahü teâlâ sizin insanların ellerinin kirini almanızı kerih görmüştür.&#8221;254 Yani bundan murad, sadaka, yani zekâttır. Bunun delili de şudur: Rasûlullah (sas) verme işine bizzat kendileri iştirak ediyorlardı. Halbuki kendilerinin almaları haramdı. Bir hadisde şöyle buyuruluyor: &#8220;Sadaka, (zekât), Muhammed&#8217;e ve Muhammed&#8217;in âline (yakınlarına) helâl olmaz.&#8221;255</h3>
<h3>Diğer Peygamberler (as) hakkında ise değişik görüşler bulunmaktadır: Bazılarına göre, aynı şekilde diğer peygamberlerin de zekât almaları helâl değildi. Fakat onların akrabalarına helâl idi. Sonra Allah, Rasûlullah&#8217;ın (sas) yakınlarına da zekât almayı haram kılarak onu diğerlerinden üstün kıldı. 256 Böylece onun faziletini ve bu hükümde onun yakınlarının diğer peygamberlerin derecesinde olduğunu ortaya koymuş oldu.</h3>
<h3>Diğer bir görüşe göre ise, zekât almak diğer peygamberlere helâl idi. Bu hüküm sadece Rasûlullah&#8217;a (sas) mahsustur. O halde nasıl olur da &#8220;Peygamberimizin derecesinin yüksekliği hususunda, zekât almasının haram kılınmış olmasından bir ikram manasının bulunduğunu ve bu durumun ona mahsus olduğunu söylemek&#8221; caiz olmaz? Şayet almak, vermekten her hâl ü kârda daha faziletli olsaydı, ona ve onun ehl-i beytine zekât almalarının haram olmasında bir hususîlik ve keramet olmazdı.</h3>
<h3>Buna karşı şöyle denildi: Şeriat herkesi tasadduka teşvik ediyor. Aynı zamanda herkese de isteme konusunda sakınmayı tavsiye ediyor. Rasûlullah (sas) sahabeden Sevbân (ra)a şöyle diyor: &#8220;Sana ister versinler, ister vermesinler, insanlardan bir şey isteme.&#8221;257 Rasûlullah (sas) Hakîm b. Hizâm&#8217;a (ra) şöyle dediler: &#8220;İster versin, is-ter vermesin, sakın hiç kimseden bir şey isteme.&#8221;258</h3>
<h3>Sevbân (ra) rivayet ediyor: Rasûlullah (sas) şöyle buyurdu: &#8220;Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğini tekeffül ederse, ben de ona, Cennet&#8217;i tekeffül ediyorum.&#8221; &#8220;Ben&#8221; dedim ve ondan sonra da hiç kimseden bir şey istemedim.&#8221;</h3>
<h3>Bu sözü Rasûlullah (sas) den işittikten sonra hiç kimseden bir şey istemedi. Hiç kimseden de bir şey almadı. Hatta Hz. Ömer (ra) kendisine verilen bir hisseyi ona teklif etti. Şöyle diyerek almadı: &#8220;Rasûlullah (sas) bana bu sözleri söyledikten sonra hiç kimseden bir şey almam.&#8221; Hz. Ömer (ra) kendi hakkı için onu şahid göstererek şöyle diyordu: &#8220;Ey insanlar, onun hakkında sizi şahid gösteriyorum. Ben kendi hissemi ona teklif ettim, kabul etmedi. &#8220;259</h3>
<h3>Bütün bunlar gösteriyor ki, vermek, almaktan daha faziletlidir. Kur&#8217;an&#8217;da şöyle buyuruluyor: &#8220;&#8230;Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır.. &#8220;26° Buradaki utanma, istemekten ve almaktan utanmaktır. Rasûlullah (sas) de şöyle buyuruyorlar: &#8220;Kim kötülükten sakınmak isterse, Allah ondan berî kılar. Müstağni olanı da Allah, zengin yapar. Kim kendisine bir tane isteme kapısı açarsa, Allah ta ona yetmiş tane fakirlik kapısı açar.&#8221;2^1 Almaktan kaçınmak böyle olunca, bu durumda olmaya teşebbüs etmek te, kötülükten sakınmayı terketmek oluyor. Böylece veren de alandan daha faziletli olmuş oluyor. Hasılı her ikisinde de hayır vardır.</h3>
<h3> </h3>
<p><em><strong>İmam Muhammed Şeybani &#8211; İslam İktisadında Helal Kazanç</strong></em></p>
<p>Kaynak:</p>
<p>239.  Kasas (28): 24.</p>
<p>240. Nisa (4): 32.</p>
<p>241.  Câmiu&#8217;s-Sağîr, IV, 110.</p>
<p>242.  Câmiu&#8217;s-Sağîr, I, 74.</p>
<p>104</p>
<p>243.  Mülk (67): 2.</p>
<p>244.  Değişik bir lâfızdan bkz. Câmiu&#8217;s-Sağîr, II, 36, v.d.</p>
<p>245.  Bkz. en-Nihâye, I, 440, el-Harbî, Garîbu&#8217;l-Hadîs, II, 480, Keşfu&#8217;l-Hafâ, I, 155.</p>
<p>246.  Ebû Davud, Zekât, 40, H. No: 1677, II, 312, Câmiu&#8217;s-Sağîr, II, 36.</p>
<p>105</p>
<p>247. Ahzab (33): 30.</p>
<p>248. Ahzab (33): 31.</p>
<p>249.  Câmiu&#8217;s-Sağîr, IV, 151.</p>
<p>106</p>
<p>250.  Müslim, Zekât, 95, H. No: 1034, Ebû Davud, Zekât, 28, H. No: 1648, Buhârî, Zekât, 18,11, 117.</p>
<p>251.  Tevbe (9): 104.</p>
<p>252.  Câmiu&#8217;s-Sağîr, II, 361.</p>
<p>253.  Tevbe (9): 103-</p>
<p>254.  Müslim, Zekât, 167, H. No: 1072, Neseî, Zekât, 95.</p>
<p>107</p>
<p>255.  Müslim, Zekât, 161, H. No: 1069, Tirmizî, Zekât, 25, H. No: 657, III, 37.</p>
<p>256.  Ebû Davud, Zekât, 29, H. No: 1650, II, 298, Tirmizî, Zekât, 25, H. No: 657.</p>
<p>257.</p>
<p>(Ebû Davud, Zekât, 27, H. No: 1643, II, 295) Hayatı için bkz. Mustafa Baktır, İslâm&#8217;da tik Eğitim Müessesesi Suffa Ashabı, İstanbul, 1984, s. 182, v.d.</p>
<p>258.  Câmiu&#8217;s-Sağfr, VI, 397.</p>
<p>108</p>
<p>259.  İbn Hacer, el-İsâbe, I, 349.</p>
<p>260.  Bakara (2): 273.</p>
<p>261.  Buhârî, Zekât, 50, II, 129, Möslim, Zekât, 124, H. No: 1053, Ebû Davud, Zekât, 28, H. No: 1644, II, 259, Tirmizî, Birr, 76, H. No: 2024, IV, 373, Ahmed b. Hanbel, III, 3, Neseî, Zekât, 85, Dârimî, Zekât, 18, Muvatta&#8217;, Sadaka, 7.</p>
<p>109</p>
Posted in DiGER  KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ, İslam İktisadında Helal Kazanç  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yukarikayalar.wordpress.com/3367/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yukarikayalar.wordpress.com/3367/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yukarikayalar.wordpress.com/3367/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yukarikayalar.wordpress.com/3367/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yukarikayalar.wordpress.com/3367/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yukarikayalar.wordpress.com/3367/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yukarikayalar.wordpress.com/3367/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yukarikayalar.wordpress.com/3367/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yukarikayalar.wordpress.com/3367/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yukarikayalar.wordpress.com/3367/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yukarikayalar.wordpress.com&blog=749787&post=3367&subd=yukarikayalar&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/11/18/veren-el-alan-elden-daha-hayirlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ee6a10b002ab7e568364fb0e566d97ec?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">Site - Yönetici</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img696.imageshack.us/img696/22/verenelalaneldenustundu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Veren El, Alan Elden Daha Hayırlıdır</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>