GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘TEVBE’ Kategorisi için Arşiv

Öyle Bir Tevbe Yaptı ki…

Posted by Site - Yönetici Ocak 21, 2011

Öyle Bir Tevbe Yaptı ki...

Öyle Bir Tevbe Yaptı ki...

Öyle Bir Tevbe Yaptı ki…

Hz. Büreyde (r.a.) anlatıyor:

Resûlullah (s.a.s.)’a, Mâiz İbnu Mâlik el-Eslemî (r.a.) gelerek:

- Ey Allah’ın Resûlü, ben nefsime zulmettim, zinâ fazihasını işledim, beni  temizlemeni istiyorum” dedi. Resûlullah (s.a.s.) onu reddetti , geri çevirip meselenin üzerine gitmedi..

Ancak Mâiz ertesi gün tekrar geldi. Yine:

- Ey Allah’ın Resûlü, ben zinâ fazihasını irtikab ettim!” diye ikinci sefer itirafta bulundu. Adamı ikinci sefer geri çeviren Resûlullah (s.a.s.) adamın kavmine birisini yollayarak:

-Onun aklında bir noksanlık biliyor musunuz, normal bulmadığınız bir davranışına rastladınız mı?, diye tahkik ettirdi.

Ancak hep beraber:

-Biz onu gördüğümüz kadarıyla, aramızdaki sâlih kişilere denk akıl sahibi biliyoruz” dediler.

Mâiz üçüncü sefer müracaatta bulundu. Hz. Peygamber (s.a.s.) onlara yine birini göndererek adam hakkında sordurdu. Yine ne kendinde, ne aklında bir kusur olmadığını söylediler.

Adam dördüncü sefer müracaat edince, ona bir çukur kazdırdı. Taşlanmasını emretti ve taşlandı.

Gâmidiye adında bir kadın da gelerek:

- Ey Allah’ın Resûlü, beni niye reddediyorsun. Görüyorum ki, beni de Mâiz gibi geri çevirmek istiyorsun. Allah’a kasem olsun ben hamileyim de!, dedi.

Hz. Peygamber (s.a.s.):

-Öyle ise hayır. Sen git ve çocuğu doğurunca gel,dedi.

Kadın gitti çocuğu doğurunca, bir beze sarılmış olarak çocukla geldi.

-İşte çocuk, doğurdum!,dedi.

Resûlullah (s.a.s.):

-Git, sütten kesinceye kadar emdir, sonra gel!” buyurdu.

Kadın gitti, o çocuğu sütten kesince çocukla birlikte geldi. Çocuğun elinde bir ekmek parçası vardı.

-Ey Allah’ın Resûlü, işte çocuk, sütten kestim, yemek de yedi” dedi.

Resûlullah (s.a.s.) çocuğu alıp, Müslümanlardan birine teslim etti. Sonra bir çukur kazılmasını emir buyurdu. Göğsüne kadar derinlikte bir çukur kazıldı. Bundan sonra halka taşlamalarını emretti. Herkes taşladı. Hâlid İbnu Velid (r.a.) elinde bir taş ilerledi, başına attı. Kan yüzüne fışkırmıştı, kadına küfretti. Resûlullah (s.a.s.) Hâlid’in kadına küfrettiğini işitince:

-Ey Hâlid ağır ol!, dedi ve ilâve etti:

- Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e kasem olsun, bu kadın öyle bir tevbe yaptı ki, şâyet alış-verişte sahtekârlık yapanlar aynı tevbe ile tevbe yapsalardı, onların bile mağfiretine yeterdi !

Sonra Resûlullah (tekfın) emretti. Kadının üzerine namaz kıldırdı ve defnedildi.

——————————————————————————–

Kaynak : Müslim, Hudud 22, (1695); Ebü Dâvud, Hudud 24, 25, (4434, 4441).

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TEVBE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

NASUH TEVBE

Posted by Site - Yönetici Kasım 30, 2010

NASUH  TEVBE

NASUH TEVBE

NASUH  TEVBE

Büyük arif Ebu Talib el-Mekkî (k.s) 386/996) tasavvuf ve ahlâk sahasında yazdığı “Kutu’l-Kulub” isimli meşhur eserinde der ki:

Kulun, tövbesinin tam olarak gerçekleşmesi, Allah’a dönüşünün güzel olması ve günahları iyiliklere çevrilen kimselerden sayılması için, gerçekten eski hâlini değiştirmesi ve yeni hayatı benimsemesi gerekmektedir. Eğer insandaki bu değişme dünyada olursa, kötü ameller iyi amellere çevrilmektedir. Bunu şu ayetten anlıyoruz:

Gerçek şu ki insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez.” Ra’d, 13/11

Demek ki insanlar, içlerindeki bir kötülüğü iyiliğe çevirdiklerinde, kötü halleri iyiliklere çevrilmiş olur ve bu durumda şu ayetin müjdesi gerçekleşir:

Ancak tövbe ve iman edip salih amel işleyenlerin Allah, kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok affedici ve çok acıyandır.” Furkan 25/70.

Gerçek pişmanlık, önceki kötü duruma dönmemek ve eldeki vakitleri boş yere harcamamaktır.

Ariflerden Ebu Süleyman ed-Dârânî (k.s), der ki:

Akıllı bir kimse, kalan ömründe, sadece daha önceki ibadet ve taatsız geçirdiği vakitlerine ağlasa, bu onu ölene kadar hüzün içinde ağlatmaya yeterdi. Kalan ömrünü, önceki gibi cehalet ve gafletle geçiren kimsenin hâli nasıl olur, düşünün!

Tövbe eden kimse, boşa geçen günlerine üzülmeli, kalan ömründe de ilahî emirlere ciddi olarak sarılıp yasaklardan uzaklaşmalıdır. Bunların tamam olması ancak, her işinde sağlam ilme göre hareket etmesi ve salih amellere sarılmasıyla mümkündür. O zaman, Allahu Teala’nın övdüğü şu kimselerden olur:

Kötülüğü iyilikle giderirler” Ra’d, 13/22 Yani, daha önce yapmış oldukları kötülükleri, işledikleri yeni hayırlarla giderip temizlerler. Bu durumla ilgili olarak, Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, Ebu Zerr’e hitaben şöyle buyurmuştur:

Bir kötülük işlediğin zaman, ondan sonra hemen bir iyilik yap. Gizli günaha karşı gizlice, açık olana karşı da açıkça hayır yap ki onu temizlesin.” Ahmed, K. Zühd, No: 27; Münâvî, Feyzu’l-Kadir, No: 763.

Rasulullah (s.a.v), Muaz b. Cebel’e (r.a) yaptığı bir vasiyyetinde de:

Kötülüğün peşinden bir iyilik yap ki, onu temizlesin.” Tirmizî, Birr, 55; Dârimî, Rikak, 74; Ahmed, Müsned, V, 153, 158 buyurmuştur.

Yukarıda saydığımız vasıfta tövbe eden bir kimse, salihler arasına girer. Nitekim Allahu Teala, bir ayet-i kerimede:

İman edip salih ameller işleyenleri, hiç şüphesiz, salihlerin arasına katarız.” Ankebut 29/9 buyurmuştur.

Sonra tövbe eden kimseye gücü yettiği kadar, daha önce elinden kaçırdığı fırsatları ve zayi ettiği vakitlerini telafî için hayırlarda koşması ve bu şekilde salihlerden olmaya çalışması gerekir. İşte bu makama çıktığında, Mevla’sının huzuruna layık bir kul olur. O zaman Allahu Teala, onu muhafaza ve himayesine alır. Nitekim, ayet-i kerimede:

O, salihleri dost edinip işlerini üstlenir.” A’raf 7/196 buyrulmuştur.

Tövbede kula gereken şeyler özetle on şeydir

1-Allahu Teala’ya isyan etmemenin kendisine farz olduğunu bilmek.

2-Bir günaha düştüğünde onda ısrar etmemek.

3-Günahtan Allah’a tövbe etmek.

4-İşlediği günaha pişman olmak.

5-Ölene kadar istikamet üzere itaat içinde yaşamaya azmetmek.

6-Günahın cezasından korkmak.

7-Mağfireti ümit etmek.

8-Günahı itiraf etmek.

9-O günahı Allahu Teala’nın takdir ettiğine ve onun Allah tarafından bir zulüm değil sadece adalet olduğuna inanmak.

10-İşlediği kusura bir keffaret olması için, Rasulullah’ın (a.s): “Kötülükten sonra bir iyilik yap ki onu temizlesin” hadisine uyarak, günahın peşinden salih amel yapmak.

Denilmiştir ki: Ölüm meleği kula gözüktüğü zaman, ona, ömründen çok az bir zaman kaldığını ve artık ölümün bir göz yumup açma müddeti kadar bile gecikmeyeceğini bildirir. O zaman kulda bir esef ve hasret meydana gelir. Öyle ki, eğer bir baştan öbür başa bütün dünya kendisinin olsa, son saatine bir saat daha katıp tövbe etmek veya o andaki hükmü değiştirmek için hepsini verirdi. Fakat buna imkan yoktur. Bu duruma, şu ayet-i kerimede işaret edilmektedir:

Kendileriyle istedikleri şeyler arasına engel çekilir.” Sebe 34/54

Ayetteki istenen şeyin, tövbe etmek olduğu söylenmiştir. Ayrıca ömrün uzamasını veya güzel bir ölümü istemek olduğu da söylenmiştir. Ancak, kendilerinden önce geçen kimselere yapıldığı gibi, onların bu arzularına engel olunur. Aslında kulun geçirmiş olduğu her saat bu son saat gibi kıymetlidir. Sahibi anlayacak olsa, her saati bütün dünyadan kıymetlidir. Bunun için denilmiştir ki: “Kul, Allahu Teala’nın kullarına dilediği şekilde tecelli ettiğini ve bunun bir hikmetle gerçekleştiğini yakinen bilince, artık kalan ömrünün hiçbir kıymeti kalmaz.”

Allahu Teala’nın: “Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen, demeden önce.” Munâfikûn. 63/10 ayetinde geçen “yakın vakte kadar” ifadesi hakkında, şöyle denmiştir:

Kul gözünden perde kalkıp ahiret hallerini görünce, ölüm meleğine:

-Ölümü bir gün tehir et de Rabbime kulluk edeyim, günahıma yanayım ve nefsim için salih bir amel hazırlayayım, der. Melek kendisine:

-Bütün günlerini boş yere tükettin, artık sana hiçbir gün yok, der. Kul:

-Bir saat olsun mühlet ver, der. Melek de:

Bütün saatlerini harcadın, artık bir saat olsun vakit yok, der. Ruh boğaza ulaşır, gırtlağa gelince hançerede tutulur. Artık tövbe kapısı kapanır. Kulun dünya ile irtibatı kesilir, ameller son bulur. Böylece, vakitler gitmiş ve bitmiş olur. Nefesler yükselir, ahiret perdesinin açılmasıyla o tarafı seyretmeye başlar. Bundan sonra kulun gözü her şeyi net olarak görür. Son nefesine sıra gelince nefesi zorla çıkar. Kul, saadet ehlindense önceden kendisine takdir edilen saadet hükmü üzerinde tecelli eder ve ruhu tevhid üzere çıkar. İşte bu, güzel sondur. Yahut kula ezeldeki şekavet hükmü tecelli eder ve ruhu şek ve şüphe içinde çıkar.

Bu kimsenin hâli ayet-i kerimede şöyle anlatılmıştır.

Kötü işleri yapıp dururken kendisine ölüm gelince: ‘Ben şimdi tövbe ettim’ diyen kimsenin tövbesi makbul değildir.” Nisa 4/18

İşte bu, kötü akıbettir. Bu durumdan Allah’a sığınırız. Bu kimsenin, münafık olduğu söylenmiştir. Ayette anlatılanın, günahta devam ve ısrar eden kimse olduğu da söylenmiştir.

Allahu Teala, kimin tövbesini kabul edeceğini şöyle beyan buyurur:

“Allah’ın kabul edeceği tövbe ancak, cahillikle bir kötülük yapıp da çok geçmeden tövbe edenin tövbesidir.” Nisa, 4/17

Bu tövbenin, ölümden önce ve ahiret alametleri zuhur etmeden, son nefes gelmeden yani can boğaza dayanmadan önce yapılan tövbe olduğu söylenmiştir. Çünkü Allahu Teala, ahiret alametleri zuhur ettikten sonra tövbenin kabul edilmeyeceğini bildirmiş ve hükmünü şöyle vermiştir.

Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, önce inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık o andaki imanı bir fayda sağlamaz.” En’am 6/158

Ayette geçen hayrın tövbe olduğu söylenmiştir. Çünkü tövbe, imanın kazancı ve hayırların temelidir. Ayette geçen hayrın, salih ameller olduğu da söylenmiştir. Çünkü salih ameller imanın artmasını temin eder ve yakîn alametidir.

Ariflerden birisi demiştir ki:

Allahu Teala’nın kuluna ilham yoluyla söylediği iki tane sırrı vardır: Bunlardan birisi şudur: Kul, annesinin karnından çıkıp doğunca Allahu Teala kendisine: “Ey kulum! Seni temiz ve nezih bir şekilde dünyaya çıkarttım, sana ömrünü emanet ettim ve seni onu emniyetle koruman için görevlendirdim. Artık bu emaneti nasıl koruyacağına ve huzuruma ne şekilde geleceğine bak.

Diğeri de kulun ruhu çıkarken olur. O zaman Allahu Teala kula: “Ey kulum! Sana verdiğim emanetimi nasıl kullandın? Bana kavuşuncaya kadar seninle yaptığım ahde riayet ederek onu korudun mu? Eğer onu korudu isen ben de senin bu vefana karşılık olarak ecrini veririm. Eğer onu zayi etti isen sana hesabını sorar cezanı veririm.”

Kulun, üstlendiği emanete sahip çıkması ve Allahu Teala’nın kulundan onun muhafazasını istemesi, şu ayetlerde ifade edilmiştir:

“Onlar, emanet ve ahidlerini korur gözetirler.” Müminûn, 23/8

Bana verdiğiniz sözü yerine getirin, ben de size vadettiklerimi vereyim.” Bakara, 2/90

Kulun ömrü, kendisine verilmiş bir emanettir; eğer onu hak yolda geçirerek korursa, emanetini yerine getirmiş ve sahibine güzelce iade etmiş olur. Eğer onu küfür ve isyanla zayi ederse, Allahu Teala’nın emanetine hainlik yapmış olur. Hiç şüphesiz Allah hainleri sevmez.

İbnu Abbas (r.a), bu konuda demiştir ki: “Kim, Allah’ın farzlarından birisini terk ederek veya ihmal ederek zayi ederse, Allah’ın korumasından çıkmış olur. Kul nasuh bir tövbe edince, kötülükleri temizlenir ve cennete girmeye hak kazanır.” (Buraya kadar verdiğimiz bilgiler için bkz: el-Mekkî, Kutu’l-Kulûb, I, 179-181.)

Tövbe eden bir kimse, üzerindeki hakları ödemelidir. Bu haklar, Allah’ın hakları ve kulların hakları olmak üzere iki kısımdır.

Geçmiş namaz borcu varsa kaza etmeli, vermediği zekatlarını ödemeli, hac farz olmuş ise yerine getirmelidir. Ayrıca, malını çaldığı veya hile ile aldattığı kimselerin malını ve hakkını geri verip, kendisiyle helalleşmelidir. Eğer hak sahibi ölmüş ise, ona ait malı varislerine vermelidir. Varisi yoksa, o malı onun adına fakirlere sadaka olarak dağıtmalıdır.

Gıybetini ettiği, haksız yere kötülediği kimselerle helalleşmeli, bir daha yapmayacağını söylemeli, haksız suçlama, alay ve hakaretlerine keffaret olarak onu övmeli ve iyi sıfatları ile anmalıdır.

Allah ile kul arasında kalan günahlara karşılık olarak, onların zıddı olan hayırları yapmalıdır. Meselâ; haram çalgı ve türküye karşılık olarak, Kur’an dinleyip zikir meclislerine katılmalıdır. İçki içmesine karşılık olarak, insanlara su dağıtıp hayır yapmalıdır. Günahların yayılması için yapılan harcamaların yerine, hayır hizmetlerine ve vakıflara yardımcı olmalıdır. Kötü amelleri ve çirkin halleri anlatmanın karşılığı olarak, güzel ve hayır şeyleri anlatmalı, Allahu Teala’nın nimetlerini zikretmeli, insanlara O’nu sevdirmeye çalışmalıdır.

İki insanın veya ailenin arasını bozmaya karşılık olarak, küskünleri barıştırmalı, insanların hoşuna gidecek haberleri yaymalı, her müminin selameti için hayır dua etmelidir. Harama bakmanın yerine, Kur’an’a, salihlerin yüzüne ve ibretle kainata bakmalıdır. Ayrıca, fakir ve yetimlerle oturmalı, onlara şefkatle bakmalı ve hizmetlerini görmelidir.

Zina ve namusla ilgili suçları kimseye açmamalıdır. Onlara güzelce tövbe edip bir daha yapmamaya kesin söz vermeli ve o işlerin muhitinden uzaklaşmalıdır.

Anne ve babaya karşı yapılan kusurlardan tövbe ettikten sonra, kendilerinden özür dilenmeli, artık onlara karşı saygı ve hizmette kusur etmemeli, kendilerine yumuşak ve güzel sözlerle hitap etmelidir.

Ailesine karşı yaptığı haksız ve kaba hareketlerin yerine, muhabbet ifade eden sözler söylemeli, edepli, adaletli ve mert olmalıdır.

İmam Gazalînin (rah.) belirttiği gibi, (Tövbe konusunda geniş bilgi için İmam Gazalî’nin “İhyau Ulûmi’d-Dîn” adlı eserinin dördüncü cildine bakılmalıdır.) her hastalık zıddı ile tedavi edilmelidir. Çünkü, kalbi kaplayan günah kirleri, ancak onun zıddı olan ilâhî nur ile temizlenir. Bu nur ve rahmet de ancak Allahu Teala’nın razı olduğu ibadet ve hayırlarda bulunur.

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TAVSİYELER, TÜRKİYE, TEVBE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | Etiketler: | » yorum bırak;

Tevbenin Kabul Edilmesinin Şartları

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2010

Tevbenin Kabul Edilmesinin Şartları

Tevbenin Kabul Edilmesinin Şartları

Tevbenin Kabul Edilmesinin Şartları

Kuldan tevbe’nin tamam olması, için şu şartlar aranır:

1 - Yaptıklarına pişman olmak,

2- Şu anda günahları terketmek

3- İleride asla günaha dönmemeye niyet etmek,

4- Kullardan zulmedilenlere hakkını vermek,

5- Hasımlara haklarını eliyle vermekle onları memnun etmek,

6- Ve diliyle onlardan özür dilemekle tevbe tamam olur. Âyet-i kerime de, Âdem Aleyhisselâm’ın zikriyle iktifa etti.

Çünkü Hazreti Havva hükümde ona tâbi idi. Bundan dolayı Kur’ân-ı Kerimin bir çok yerlerinde ve hadîs-i şeriflerde kadınların zikri (erkeklere tâbi olmak suretiyle) dürüldü.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

..

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TEVBE, YORUMLAR | » yorum bırak;

Allah Tevbeleri Kabul Edendir

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2010

Allah Tevbeleri Kabul Edendir

Allah Tevbeleri Kabul Edendir

Allah Tevbeleri Kabul Edendir

Muhakkak O! Allah Tevvâb’tir (Tevbeleri çok kabul edendir)”

İbnü Abbas (r.a.) buyurdular: Âdem Aleyhisselâm ile Hazreti Havva kaçırmış oldukları cennet nimetleri için tam yüz sene ağladılar. Kırk gün yemediler, içmediler. Adem tam yüz sene Havva’ya yaklaşmadı.

Şehr bin Havşeb buyurdu:

Bana ulaştı ki, Âdem Aleyhisselâm, yeryüzüne indiğinde, üçyüz yıl kaldı. Allahü Teâlâ’dan haya ettiği (utandığı) için başını hiç kaldırmadı. Dediler ki: Yeryüzü ehlinin bütün göz yaşlan bir araya gelse, Davud Aleyhisselâm’ın zellesinden dolayı akıtmış olduğu göz yaşları kadar olamaz. Davud Aleyhisselâm ile bütün yeryüzü ehlinin göz yaşları bir araya toplansa, cennetten çıkarıldığı için ağlayan Âdem Aleyhisselâm’ın göz yaşları kadar olamaz.

Küçük günahlardan bile daha küçük bir zelle işleyenin hali bu olunca, “İsyan Denizine dalanın hali nasıl olur? (Nasıl olmalıdır?) Tevbe, sabun’un yerindedir. Sabun zahirî kirleri giderdiği gibi, tevbe de bâtınî kirleri temizleyip giderir. Bir kul, günah ve kötülükten dönüp halini düzelttiği zaman, Allah’da onun şanını düzeltir. Geçmiş ve kaçırmış olduğu nimetleri ona geri verir.

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1


Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TEVBE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

TEVBE HAKKINDA – VAAZ – SEYFETTİN ALKAN

Posted by Site - Yönetici Şubat 1, 2009

TEVBE HAKKINDA – VAAZ – SEYFETTİN ALKAN

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, SEYFETTİN ALKAN - VAAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, TEVBE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

KIYAMET HAKKINDA – VAAZ – Seyfettin Alkan

Posted by Site - Yönetici Ocak 10, 2009

KIYAMET HAKKINDA – VAAZ – Seyfettin Alkan

KIYAMET hakkinda muhtesem ve cok guzel bir vaaz,  Cok etkileyici, Dinlemenizi gercekten TAVSIYE ederim.

Yazı kategorisi: CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KIYAMET, MAHŞER, NASİHAT, SEYFETTİN ALKAN - VAAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, TEVBE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | 4 Yorum »

SEYFETTİN ALKAN SURE-İ MÜLK. VAAZ – istanbul

Posted by Site - Yönetici Eylül 11, 2008

SEYFETTİN ALKAN SURE-İ MÜLK. VAAZ – istanbul

Saygi deger hoca efendi, Allah dostu, son zamanlarin en buyuk alimlerinden ve eski istanbul vaizlerinden  olan Seyfettin Alkan Hoca efendi`nin vaazlarini sizler ile paylasmak istiyorum, Bu vaazlar yaklasik 30 senelik, bunlar zamaninda Teyp kasetlerine aldirilmis ve bizlerde bu kasetlerden bilgisayara aktardik tabiatiyla uzun zaman gectiginden  bazi yerleri yipranmis,ama cok net bir konusma var, Bu ilk vaaz, eger talep ve istek olursa diger vaazlarida sizler ile paylasmaya calisirim. Hayirli ramazanlar.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, SEYFETTİN ALKAN - VAAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, TEVBE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ | 18 Yorum »

TAŞ KESİLEN İNSANLAR – İBRETLİK – POMPEİ

Posted by Site - Yönetici Eylül 7, 2008

TAŞ KESİLEN İNSANLAR – İBRETLİK – POMPEİ

İtalya’da Pompei şehrinin tüm halkı günümüzden 1929 yıl önce taş kesilerek öldü… Vezüv yanardağı hepsinin üzerini lavla örtmüştü… Şehir haritadan silindi…

Tarih 23 Ağustos 79… İtalya’da Napoli’nin güneyindeki Pompei’de Roma İmparatorluğu hüküm sürmekte……

Şehrin “edepsizliğe” düşkünlüğü nedeniyle tarihten silindiğine inanç çok büyüktür. Hatta bazılarına göre Pompei de, Sodom ve Gomore gibi Allah tarafından cezalandırılan şehirlerden biridir.

İmparator Caligula zaten kendi kızkardeşine aşık olarak en büyük günahı işliyordu. Halkın ise ondan geri kalır yanı yoktu. Bir ticaret şehri olan Pompei’nin dört bir yanı genelevlerle çevriliydi.

Dil bilmeyen gemiciler bu genelevleri bulmakta zorluk çekmesinler diye binaların üzerinde penis şekilleri vardı. Ayrıca eşcinsellik de normal karşılanıyordu.

Nüfusun yüzde 60’ı asil halktan, yüzde 40’ı köleden oluşuyordu. Asiller müthiş bir zenginlik içindeydi. Rivayete göre önce yemek yer, daha sonra yediklerini kaz tüylerini kullanıp kusarlardı. Nedeni ise daha fazla yemek yiyebilmek, yemek zevkinden sonuna kadar faydalanmaktı…

Felaket günü şehirde normal hayat devam ediyordu. O gün hava her günkünden biraz daha boğucuydu… Üstelik çok hafif de bir deprem olmuş, ama önemsememişlerdi.

Biraz sonra kül yağmuru başladı. İnsanlar önce umursamadı. Belli ki yaşlı Vezüv daha önce de böyle faaliyetlerde bulunmuştu… Ama bu seferki geçmedi, bitmedi…

Paniğe kapılanların bazıları limana doğru koşmaya başladı, bir kısmı ise kendini evine kapadı…

Limana doğru koşanları kötü bir sürpriz bekliyordu… Deniz kabarmıştı, azgın dalgalar gemileri lavlara doğru atıyordu. Zaten gökten de iri kum taneleri şeklinde kızgın taşlar yağmaya başlamıştı…

Evlerine sığınanlar ise, yoğun kükürt dumanından boğulmamak için kendilerini dışarı atmakta, bu defa da üzerlerine yağan taşlarla helak olmaktaydılar.

İlk kayıplar yere düşen gaz yüklü siyah taşların patlamasıyla verildi. Gökyüzü kararmıştı, göz gözü görmüyordu.

Tüm şehrin yok olması birkaç saat sürdü. Korkunç felaketten kimse kurtulamadı. 18 kilometrelik bir alan içerisindeki Pompei lavlar altında kalmıştı.

Pompei’nin 16 bin kişilik nüfusunun büyük bir bölümü taş olmuştu. Vezüv öylesine kuvvetli püskürmüştü ki, kül bulutları, felaketi haber verircesine Anadolu, Suriye hatta Mısır’a kadar uçuşmuştu.

Lavlar Pompei ve komşu şehirleri öylesine aniden yok etmiş ve taş kesmişti ki; bugün o insanların günlük yaşayışlarını, yeni kurulmuş bir film seti gibi görebilmekteyiz.

Ocaktan indirilmemiş bir domuz, fırından çıkarılamamış ekmekler, sırtlarındaki mücevher çuvalıyla sokak kapısını açmaya çalışırken yığılıveren kadın ve erkekler…

Kiminin başı ellerinin arasında, kimi çocuğuyla kaçma derdinde…

Bir yanda, şehir kapısı önünde üst üste yığılmış cesetler… Öte yanda, bir zengin evinde cenaze şölenine katılan ve yerlerinden kalkmaya bile fırsat bulamadan ölen insanlar…

İsis tapınağı, tiyatro… Hepsinin de yaşadıkları son anları dondurulmuş bir şekilde duruyor. Yazıcı dükkânındaki balmumu tabletler, kitaplıktaki papirüs tomarları, hamamlarda kaşağılar, meyhane tezgâhlarında kadehler ve son müşterilerin bıraktıkları paralar…

Ev ve dükkân kapılarında sahiplerinin isimleri, umumi tuvaletlerdeki pislik bulaşıkları bile aynen duruyor.

Tüm zenginlikler, makamlar, güzelliklerle birlikte Pompei’nin insanları taş oldu. O insanlar bugün İtalya’da açık hava müzesinde görülebilir…

Jeologlara göre halkın ölüm sebebi kükürt gazı. Taşa dönmelerinin sebebi ise yanardığın püskürttüğü volkanik tozun sertleşmesi… Bu lavlar kalıp oluşturmuş, zamanla içerdeki vücut çürümüş fakat kalıp aynı kalmıştır..

Sonuçta insan şeklinde boşluklar oluşmuş, kazıyı yapanlar bu boşluklara alçı döküp ölen insanların heykellerini elde etmişlerdir.

 

 

ALINTI :  İNTERNETHABER = www.internethaber.com

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DÜNYA TARiHi, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TARİH, TAVSİYELER, TEVBE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | 7 Yorum »

Musab bin Umeyir (cizgi film)

Posted by Site - Yönetici Ağustos 9, 2008

Musab bin Umeyir (cizgi film)

Yazı kategorisi: ÇOCUKLAR İÇİN DİNİ ÇİZGİ FİLMLER, DiGER KONULAR, DiNi - FiLMLER, DiNi KONULAR, GENEL, TAVSİYELER, TEVBE, ViDEO, YORUMSUZ, İBRETLİK | 7 Yorum »

Cocuk`tan ibretlik sözler

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2008

Cocuk`tan ibretlik sözler

Malik bin Dinar Hazretleri, bir gün, bir sabiye ( kücük cocuga ) rastladi.

Cocuk toprak ile oynuyordu. Bazen gülüyor ve bazende agliyordu .

Malik bin Dinar buyurdu :

- Icime O cocuga selam vermek dogdu. Nefsim kibirlenip selam vermekten vazgecti.

Ben nefsime şöyle seslendim : Ey nefsim ! Peygamber efendimiz S.A.V. Hazretleri kücük ve büyük herkese selam verirdi. Sende bu cocuga selam ver !

Ve O cocuga selam verdim,

Cocuk

-Ve aleykümüsselam ve rahmetullahi ve berekatuhu ,

Ey Malik bin Dinar.

Sordum

- Beni nereden tanidin? Daha önce beni görmüslügün yoktu ?

Cocuk

- Melekut aleminde ruhum, senin ruhunla karsilasti. Ölmeyen ve sürekli hayy olan Allahi Teala bizleri tanistirdi.

Ben ona sordum

- Akil ile Nefsin arasindaki fark nedir ?

Cocuk

-Nefsin ,seni bana selam vermekten alikoyandir. Aklin ise seni selam vermeye tesvik eden ve zorlayandir.

Yine sordum

-Senin halin nedir ? Niye bu toprakla oyniyorsun ?

Cocuk

- Cünki biz Topraktan yaratildik; yine ona döndürülecegiz !

Yine sordum

- Bazen gülüyor ve bazende agliyorsun ?

Cocuk

-Evet ! Rabbimin azabini hatirladigimda agliyorum; rahmetini hatirladigimda ise gülüyorum.

Ben sordum

- Evladim ! Senin ne günahin var ki ?

Cocuk

-Ey Malik bin Dinar ! Böyle söyleme ! Görmüyormusun büyük odunlari tutusturmak icin, önce kücük odunlari tutusturuyorlar !

Ruhulbeyan tercümesi cild.1 sahife 426

Yazı kategorisi: ÇOCUK, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DÜŞÜNDÜREN SÖZLER, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, TAVSİYELER, TEVBE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , , , | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers