GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘SİYASET’ Kategorisi için Arşiv

Misyoner, Papaz Samuel Zwemer’in arkadşlarına nasihati !

Posted by Site - Yönetici Mart 6, 2009

Papaz Samuel  Zwemer

Papaz Samuel Zwemer

Misyoner, Papaz Samuel  Zwemer’in arkadşlarına nasihati !

Bir müslüman’a dinini bırak desek, onların islam’ı bırakması asla mümkün degildir. Nitekim 25 yılda ancak 25 Müslüman’ı Hristiyan yapabildik. Onlar buna karşılık her gün en az 25 Hristiyan’ı Müslüman yapıyorlar.

Biz Müslümanlara :

‘’ Sizin dininiz olan İslamiyet, mücevher yüklü çok kıymetli bir gemiye benziyor. Ama bu geminin yükü taşınamıyacak kadar çok fazla, çok agır. Gemi bu yükü taşıyamıyor. Geminin ve yolcuların karşı kıyıya batmadan ve sag salim geçebilmesi için, bu yüklerin  bir bölümünü denize atmamız gerekir  demeliyiz. Böylece mubahlardan, müstehaplardan,sünnetlerden başlayarak, vaciplere, farzlara gelinceye kadar onlara geminin bütün yüklerini boşalttırmalıyız. Böylece gemi karşıya geçse de boş geçmeli ’’.

 

İbret alınacak bir vesika,günümüzde maalesef bazı Müslümanlar mubahlardan, müstehaplardan,sünnetlerden vazgeçmişler, vaciplere ve farzları inkara kadar gitmişler Müslümanların kafalarını karıştırmayı az da olsa başarmışlardır.Hz. Allah bütün Müslümanlara uyanıklık ıhsan eylesin.

 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, SİYASET, TARİH, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | » yorum bırak;

Tayyip erdoğan, israil cumhurbaşkanını yerin dibine soktu …

Posted by Site - Yönetici Ocak 30, 2009

Tayyip erdoğan, israil cumhurbaşkanını yerin dibine soktu …

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, SİYASET, TÜRKİYE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

MUSTAFA

Posted by Site - Yönetici Kasım 13, 2008

Turkun yeni amentusu

Turkun yeni amentusu

MUSTAFA

Can Dün­dar, Ata­türk’ü an­la­tan bir film ha­zır­la­mış: İs­mi: MUS­TA­FA. Ben o fil­mi he­nüz gör­me­dim; ama mut­la­ka git­mek ve gör­mek is­ti­yo­rum. Can Dün­dar’ı, bir TV prog­ra­mın­da din­le­dim. Di­yor­du ki: “Ben bu film­le in­san Ata­türk’ü an­lat­mak is­te­dim!”


2008 yı­lın­da, Tür­ki­ye’de “in­san Ata­türk’ü” an­lat­mak ko­lay de­ğil­dir. Ba­zan, dağ­la­rı de­vir­mek ka­dar zor bir iş­tir. Ata­türk üze­ri­ne ya­zı­lan sek­sen ki­tab oku­du­ğum, Ata­türk’ü bi­raz ta­nı­dı­ğım için böy­le ya­zı­yor; böy­le dü­şü­nü­yo­rum. Çün­kü Tür­ki­ye’de, ba­zı çok et­ki­li ve çok yet­ki­li kim­se­le­rin ve çev­re­le­rin “in­san Ata­türk’ü” din­le­me­ye ve din­let­me­ye ta­ham­mül­le­ri yok­tur. On­lar, mil­le­ti­mi­zin kar­şı­sı­na, hep bir, “ilâh Ata­türk” koy­muş­lar­dır. Bu çok yan­lış bir uy­gu­la­ma­dır.


21. yüz­yıl­da, Ata­türk ko­nu­sun­da, ar­tık biz de, da­ha doğ­ru, da­ha me­de­nî öl­çü­ler içe­ri­sin­de dü­şün­mek, yaz­mak, ko­nuş­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­yiz.
Me­se­lâ ben, bir kim­se­nin, ak­la, man­tı­ğa, müs­bet ilim­le­re da­ya­na­rak, Ata­türk’ü sa­at­ler­ce ten­kid et­me­si­ne kat­la­na­bi­li­rim. Hat­ta o ki­şi­yi zevk­le din­le­ye­bi­li­rim Ama ay­nı kim­se­nin, Ata­türk’e bir­kaç ke­li­mey­le ha­kâ­ret et­me­si­ne ta­ham­mül ede­mem. Ata­türk ko­nu­sun­da, dev­le­ti­mi­zin res­mî gö­rü­şü­ne de ka­tiy­yen ka­tı­la­mam. Dev­le­ti­miz “in­san Ata­türk” ye­ri­ne, çok yan­lış, çok lü­zum­suz bir inat­la, bi­ze “ilâh Ata­türk” da­yat­ma­sın­da bu­lun­du­ğu için, Ata­türk’e dev­le­ti­mi­zin gö­züy­le ba­ka­mam. Çün­kü aziz dev­le­ti­miz, biz­zat için­de bu­lun­du­ğum ba­zı res­mî tö­ren­ler­de, yüz­ler­ce ki­şi­yi ba­ğır­ta ba­ğır­ta, Ata­türk’ü şöy­le an­la­tı­yor­du:
1- Ata­türk en bü­yük in­san­dır! 2- Ata­türk en bü­yük Türk’tür! 3- Ata­türk en bü­yük ku­man­dan­dır! 4- Ata­türk en bü­yük dâ­hi­dir! 5- Ata­türk en bü­yük öğ­ret­men­dir! 6- Ata­türk en bü­yük in­kı­lâp­çı­dır! 7- Ata­türk en bü­yük teş­ki­lat­çı­dır! 8- Ata­türk en bü­yük li­der­dir! 9- Ata­türk en bü­yük dev­let ada­mı­dır! 10- Ata­türk en bü­yük si­ya­set ada­mı­dır!
Ol­du mu şim­di? Be­ğen­di­niz mi? Doğ­ru­su, Ata­türk bu 10 tes­bi­tin hiç­bi­ri­sin­de yok­tur. Yok­tur, çün­kü dün­ya ya­ra­tıl­dı ya­ra­tı­la­lı, bu on özel­li­ği ken­di bün­ye­sin­de top­la­yan bir kim­se, da­ha ana­sın­dan doğ­ma­mış­tır. Aca­ba bu 10 mad­de­nin ba­şın­da­ki (en) za­mir­le­ri­ni kal­dı­ra­rak Ata­türk’ü an­lat­sak ne olur? “Ol­ma­aaa­az!” O za­man kar­şı­mı­za “in­san Ata­türk” çı­kar di­yen­ler var.
Beş-on man­ka­fa, beş-on ruh­suz, kök­süz, iman­sız dı­şın­da kim­se­ye “ilâh Ata­türk’ü” sev­di­re­me­yiz, ka­bul et­ti­re­me­yiz! Bu yan­lış­tan, vaz­geç­me­li­yiz. Bi­ze, “in­san Ata­türk’ü” ta­nıt­ma­ya ve sev­dir­me­ye ça­lı­şan Can Dün­dar’ı teb­rik edi­yo­rum.

MUS­TA­FA fil­mi do­la­yı­sıy­la, âde­ta kü­çük kı­ya­met ko­pa­rıl­dı. Ga­ze­te­ler­den, rad­yo­lar­dan, te­le­viz­yon­lar­dan, müt­hiş bir yay­lım ate­şi var. Bir ke­re da­ha gö­rül­dü ki: “İlâh Ata­türk”, zih­ni­ye­tiy­le ye­ti­şen­ler “in­san Ata­türk”ü gör­me­ye, din­le­me­ye, oku­ma­ya… ka­ti­yen ta­ham­mül ede­mi­yor­lar. Bu deh­şet­li ta­as­sup, sa­nı­yo­rum ki da­ha bir el­li se­ne de­vam ede­cek­tir. Ya­ni biz her­hal­de 2058 yı­lın­da Ata­türk’ün de bir in­san ol­du­ğu­nu, ye­di­ği­ni, iç­ti­ği­ni, öf­ke­len­di­ği­ni, sö­vüp say­dı­ğı­nı, kork­tu­ğu­nu, bir­ta­kım za­af­lar­la yük­lü bu­lun­du­ğu­nu… ra­hat­lık­la ko­nu­şa­bi­le­ce­ğiz. Ya­ni, da­ha me­de­nî bir ül­ke­de ya­şa­ma­ya baş­la­ya­ca­ğız.


Yal­nız şu hu­su­su, bil­has­sa be­lirt­mek is­ti­yo­rum: “İlâh Ata­türk” saf­sa­ta­sı­nın ya­yıl­ma­sın­da, uy­gu­lan­ma­sın­da… Ata­türk’ün bir gay­re­ti ol­ma­dı. “İn­san Ata­türk”ü, et­ra­fın­da­ki dal­ka­vuk­lar ilâh­laş­tır­ma­ya ça­lış­tı­lar. Bu­nun yüz­ler­ce ör­ne­ği var. Me­se­la CHP Edir­ne Mil­let­ve­ki­li Şe­ref Ay­kut KA­MA­LİZM isim­li bir ki­tap yaz­dı. Ka­ma­liz­mi dik­kat­le oku­dum. Ş. Ay­kut di­yor­du ki: “Ka­ma­lizm, bü­tün din­le­rin fev­kin­de bir ya­şa­mak di­ni­dir!” Son­ra CHP’nin al­tı oku­nu, Ka­ma­lizm di­ni­nin al­tı te­me­li ola­rak açık­lı­yor­du. Cum­hu­ri­yet dev­ri­mi­zin, Ne­cip Fa­zıl, Yah­ya Ke­mal, Fa­zıl Hüs­nü… dı­şın­da ka­lan şa­ir­ler top­lu­lu­ğu, Ata­türk’ten ya pey­gam­ber, ya tan­rı, ilâh, Al­lah ve­ya put ola­rak bah­se­den şi­ir­ler yaz­dı­lar. Me­se­la CHP mil­let­ve­ki­li Ke­ma­let­tin Ka­mu’ya gö­re, ar­tık bi­zim Ka­be­miz Çan­ka­ya ol­ma­lıy­dı:


Ne örüm­cek ne yo­sun/Ne mu­ci­ze ne fü­sun.
Kâ­be Arab’ın ol­sun/Çan­ka­ya bi­ze ye­ter…


Bir baş­ka müf­rid CHP’li olan Beh­çet Ke­mal Çağ­lar, Pey­gam­be­ri­miz için ya­zı­lan Sü­ley­man Çe­le­bi mev­li­di­ni, baş­tan so­na ka­dar Ata­türk için de­ğiş­ti­ri­yor çık­tı­ğı kür­sü­ler­de ye­ni mev­li­di­mi­zi oku­yor­du:


“Ol Zü­bey­de Mus­ta­fa’nın âne­si
Doğ­du on­dan ol gü­neş dür­da­ne­si.
Gün ge­lip ol­du Rı­za’dan ha­mi­le
Vakt eriş­ti haf­ta vü ey­yam ile.
Kim di­ler­siz, bu­la­sız od­dan ne­cat
Ata­türk’e Ata­türk’e es­se­lat!”


Muh­te­şem dal­ka­vuk­la­rı­mız­dan Edip Ayel, ay­nı şii­rin için­de, Ata­türk’ü hem pey­gam­ber hem de Al­lah, ola­rak gös­te­ri­yor­du:


“Zin­dan ke­si­len ruh­la­ra bir nur gi­bi doğ­dun,
Türk ır­kı­nın en son ulu pey­gam­be­ri ol­dun.
Öl­mez bi­ze cen­net­le­rin uf­kun­dan inen ses,
İn­san­lar ölür; Türk­lü­ğe Al­lah olan öl­mez!”


İs­la­mın Amen­tü­sün­de, ima­nın al­tı şar­tı mı açık­la­nı­yor­du, kap­ka­ra yüz­lü, kap­ka­ra ruh­lu mo­dern yo­baz­lar da, der­hal TÜRK’ÜN AMEN­TÜ­SÜ’nü ha­zır­lı­yor, onu on bin­ler­ce bas­tı­ra­rak Müs­lü­man hal­ka da­ğı­tı­yor­lar­dı. O ye­ni amen­tü­de di­yor­lar­dı ki: “Kah­ra­man­lık ör­ne­ği olan ve va­ta­nın is­tik­ba­li­ni yok­tan var eden Mus­ta­fa Ka­mal’a, onun cen­ga­ver or­du­su­na, yü­ce ka­nun­la­rı­na, mü­ca­hit ana­la­rı­na ve Tür­ki­ye için ahi­ret gü­nü ol­ma­ya­ca­ğı­na iman ede­rim!..”
Be­ğen­di­niz mi? Eğer Tür­ki­ye’de bir­ta­kım çev­re­ler, Ata­türk’e uzak du­ru­yor­lar­sa ve­ya onu sev­mi­yor­lar­sa, is­te­mi­yor­lar­sa, se­bep­le­rin ba­şın­da, bu mo­dern Ata­türk yo­baz­la­rı­nın, bu ruh­suz, iman­sız, vic­dan­sız gü­ru­hun Ata­türk’ü ilah­laş­tır­mak ah­mak­lı­ğı var­dır.
Din ve dün­ya iş­le­ri­ni bir­bi­rin­den ayır­mak is­te­yen Ata­türk’e, ta­ma­men di­nî bir hü­vi­yet ka­zan­dır­ma­ya ça­lış­mak “gaf­let­tir, da­la­let­tir ve iha­net­tir!” Ki­me? Mil­le­te, dev­le­te, Ata­türk’e!

Yavuz Bülent BÂKİLER – 10 Kasım 2008 Pazartesi – Turkiyegazetesi

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, SİYASET, TARİH, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | » yorum bırak;

MOSSAD NEDİR – İSRAİL’İN ULUSLARARASI CİNAYET ŞEBEKESİ

Posted by Site - Yönetici Mayıs 3, 2008

İSRAİL’İN ULUSLARARASI CİNAYET ŞEBEKESİ: MOSSAD

Mossad; dünya genelinde faaliyet gösteren, en gizli, en bilinmeyen istihbarat örgütüdür. Çoğu kimse İsrail gibi “küçük” bir devletin niçin ve nasıl böyle bir organizasyona sahip olduğunu anlayamaz. Süper güç ABD’nin CIA’i dışında dünyada bu kadar etkin tek istihbarat örgütünün İsrail’e ait olması aslında oldukça dikkat çekicidir.Mossad’ın kurulmasından önce İsrail Devleti’nin istihbaratı SHAI isimli örgüt tarafından sağlanıyordu. Mossad’ın kurulmasıyla bambaşka bir yapılanma ve dünyanın en tehlikeli cinayet şebekesi oluşturuldu. Bu cinayet şebekesi pek çok ülkede mafyayı, terör örgütlerini ve kontrgerillayı örgütledi.

İtalyan Panorama dergisi, İsrail’in uluslararası cinayet şebekesi Mossad’ı bu kapakla tanıtmıştı.

Mossad’dan önce, onun görevini üstlenen SHAI isimli örgütün görünümü ise şöyleydi:

“SHAI, Sherut Yediot baş harflerinden oluşan bir kısaltma. İbranice’de Bilgi (istihbarat) Servisi anlamına geliyor. Haganah’ın istihbarat kolu. İsrail Devleti’nin kurulmasıyla Haganah, İsrail ordusunun içinde eriyor ve SHAI da yerini altı hafta sonra yeni kurulacak İsrail İstihbarat Servisine bırakıyor. SHAI servisinin en son Başkanı Isser Beeri.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.16)

“Isser Beeri SHAI üyeleriyle yaptığı son toplantıda, Ben Gurion’un isteğini açıklıyor: SHAI’nin dağıtılması ve bu üyelerin yeni kurulacak istihbarat servisini şekillendirmesi. Bu sadece SHAI’nin isim değiştirmesi olayı değildi. İsrail’de dört tane yer altı istihbarat grubunun oluşması anlamına geliyordu.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.17)

Mossad, 1 Nisan 1951′de kurulmuştur. İbranicesi ‘Ha-Mossad Le-modiin Ule-tafkidim meyuhadim’, yani özel konular ve istihbarat örgütüdür.

“Mossad’ın ilk Başkanı bir hahamın oğlu olan Reuven Shiloah’dır. Shiloah, başkanlığı çok kısa sürmesine rağmen teşkilatın temel kurallarını belirleyen kişi olmuştur.” (Israel’s Most Secret Service Mossad, Ronald Payne, sf. 27)

“Shiloah, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Siyonist liderlere yazdığı gizli raporda yabancı istihbaratlarla ilişkiye geçeceklerini özellikle CIA’e bildirmişti. Shiloah tüm dünyadaki Yahudilerle, Yahudi Devleti arasında kurulacak sağlam ilişkinin öneminin farkına varmıştı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.30)

Mossad’ın bölümleri

Mossad, çalışmalarını farklı alanlarda uzmanlaşmış 4 ayrı bölümle yürütür. Bunlar: Askeri İstihbarat, Yerli Gizli Servis, Yabancı İstihbarat Servisi ve Aliyah Beth.

Birinci bölüm: “Askeri İstihbarat”

“Mossad’ın askeri istihbarat bölümü, ‘Aman’ olarak tanınır. İbranice adı ‘Agaf ha-Modi’in’dir. Bunun tercümesi, “istihbarat kanadı”dır. Görevi Müslüman ülkeler hakkında bilgi toplamaktır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 17)

“Aman” çok iyi organize edilmiş bir askeri birliktir. Altı bölümden oluşur. Özellikle iki bölüm tarafından yönetilir: Toplama ve Prodüksiyon. Toplama bölümü, sınır ötesine ajanlar göndermek, radyo kanallarını ele geçirmek, genellikle ülkelerdeki telefon konuşmalarını dinlemekten sorumludur. Prodüksiyon bölümünde, “Aman”lı 7.000 kişinin 3.000′i çalışır. Konuları, dış ülkelerden çalınan belgelerin ve bilgilerin analizidir. Bu analizler politikacıların karar vermesinde yardımcı olur. “Aman” basına verilen bilgileri de kontrol altında tutar. (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.207-208)


Mossad’ın Tel Aviv’deki binası.

“Aman’ın sınır ötesi harekatlar için oluşturduğu çok gizli komando birliğinin adı Sayeret Matkal’dır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 182)

“30 Haziran 1954′te Aman’ın gizli kolu Unit 131 Mısır’da bir operasyon düzenliyor. ‘Operation Susannah’ adlı operasyon bir sabotaj. Bombaların hedefi Mısır askeri örgütleri değil; İngiliz ve Amerikan enstitüleri, tiyatrolar ve postaneler. Bundaki amaç Washington ve Londra’nın Mısır aleyhinde bir politika geliştirmelerini sağlamak. Bu iş için Alman Yahudisi Avraham Seidenwerg seçiliyor. Kibbutz’da Avri El-Ad adını alıyor. Daha sonra Mısır’a Paul Frank adında zengin bir Alman iş adamı karakterinde gidiyor.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf. 56)

“Aman’a bağlı ‘Gadna’da değişik bir eylem grubu: “Gadna yarı askeri bir gençlik grubudur.” (Kader Üçgeni, Noam Chomsky, sf.229)

Yerli Gizli Servis”
“(Domestic Secret Service) Yeril Gizli Servis; başına Isser Harel getiriliyor. Bu servis “Shin-Beth” adında. Genel Güvenlik Servisi anlamında. İbranicesi Sherut-ha-Bitachon ha-Khali.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon,, sf.7)
“Shin Beth, Destek ve Operasyon olmak üzere iki bölüme ayrılıyordu. Destek bölümünde, sorgulama teknolojileri, koordinasyon ve operasyonlar için lojistik destek vardı. Operasyon bölümü ise üçe ayrılıyordu: 1- Koruma ve güvenlik: İsrail elçiliklerini, Başkan’ı ve İsrail savunma sanayinin korunması, 2- Müslüman ülkelerle ilişkiler, 3- Müslüman olmayan ülkelerle ilişkiler.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.50)

Üçüncü bölüm: “Yabancı İstihbarat Servisi”
Bu servisin ilk Başkanı Boris Gurtel’dir.
“Yabancı istihbarat servisi Varash’ın toplantı saati, yeri hiçbir zaman bilinmez. Dikkatlice saklanır. Varash, halka hiç açıklanmamıştır. Varash’ın görevi, çeşitli gizli servisler arasında bağlantı kurmaktır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 26)


Mossad şefleri: Isser Harel (1952-63), Meir Amit (1963-68), Zwi Zamir (1968-74) ve İzak Hofi (1974-82)

“Politika Şubesi, adına rağmen, İsrail istihbaratının denizlerarası kolunu oluşturur. Bu şubenin ajanları diğer gizli servislerle bağlantı kurarlar. Politika Şubesi ajanları Londra, Roma, Paris, Viyana, Bonn ve Cenevre’de İsrail konsolosluklarında diplomasi kisvesi altında operasyonlarını yapıyorlardı. Böylesi daha avantajlıydı, çünkü diplomatların dokunulmazlıkları vardı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.26-27)

Dördüncü bölüm: “Yer altı Gizli İşleri Servisi”

“‘Aliyah Beth (Yer altı Gizli İşleri Servisi). Bu bölüm yer altı gizli işlerine devam edecekti. Orijinal görevi Yahudilerin Filistin’e kaçmasını sağlamak ve bu işi yasal hak haline getirmekti. 1937′de Haganah tarafından kuruldu. Bu bölümün başında Saul Meyeroff, takma adlı Shiloah, vardı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.18)

Mossad’ın Yahudileri Göç Ettiren Kolu: “Aliyah Beth”

Yahudileri Filistin topraklarına göç ettirme görevini Mossad’ın özel bir bölümü üstlenmiştir. Bu iş için kurulmuş olan Aliyah Beth isimli alt örgüt, dünyanın pek çok yerinde düzenlediği provokasyonlarla sahte bir Yahudi aleyhtarı hava estirmiştir.

“Aliyah Beth, ‘Sihirli Halı Operasyonu’ (Operation Magic Carpet) adı altında bir operasyon düzenledi. Bu operasyonda Near East Air Transport Corporation adında, İsrail hükümetiyle gizli bağları olan bir şirket kullanıldı. 1948 ve 1949′da bu şirket Yemen ve Aden’li 50 bin Yahudiyi gizlice İsrail’e taşıdı.”


1964-72 Aman şefi Aharon Yariv, 1950-55 Aman şefi Binyamin Gible

(Soldan sağa)1972-74 yılları arası Eli Zeira, Aman’ın 1974-79 yılları arasındaki şefi Shloma Gazit ve 1986′dan sonra Aman şefliğini yürüten Amnon Shahak.

“Irak’ta 1950 Martı’nda, meclisten çıkan yasayla, isteyen bütün Iraklı Yahudilerin Irak’ı terk edip İsrail’e gidebileceği açıklandı. Tek şart Irak vatandaşlığından vazgeçmeleriydi. Bu sürpriz açıklamanın altında, Irak Başbakanı Tevfik el-Sawidi’ye İsrail ajanları tarafından verilen rüşvetler yatıyordu. Tevfik el-Sawidi aynı zamanda Irak Tur’un başkanıydı ve bu turizm şirketi Near East Air Transport’un bir bölümüydü. Tevfik el-Sawidi değildi. Daha sonra Başbakan olan Nuri as-Said de İsrailli ajanlar tarafından faydalandırılmıştı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.36)


İsrail eski Cumhurbaşkanı Haim Herzog 1949-50, 1959-62 yılları arasında askeri istihbarat servisi Aman’ın şefliğini yaptı. Bir dönem İsrail Başbakanlığı da yapan Ehud Barak ise, 1983-85 yılları arasında Aman’ın şefliğini yapmıştı.


(Solda) Menahem Begin 1974-81 arasında Shin Beth şefliği yapan Avraham Ahituv’la beraber. (Ortada) 1953-63 arası Shin Beth şefi olan Amos Manor. (Sağda) Yosef Harmel 1964-74 ve 1986-88 yılları arasında Shin Beth şefliği yapmıştır.

“Düzenlenen operasyonları Ben-Porat yönetiyor. 150 binden fazla Yahudi Irak’tan İsrail’e götürülüyor. Ben-Porat Irak istihbaratı tarafından tutuklanıyor. Daha sonra Israil’e kaçıyor. Yehudah Tajar da, Ben-Porat’la çalışan ve tutuklanan ajanlardan; Haganah’ın elit tabakasından. Politika Şubesi tarafından Irak’a gönderiliyor. Tajar, Irak istihbaratı tarafından tutuklanıyor ve ömür boyu hapse mahkum ediliyor. Irak istihbarat servisinin başına Albay Abdel Kerim Quassem geçince Mossad’la antlaşma yapılıyor. Tajar serbest bırakılıyor. İsrailli ajanların yargılanırken suçları arasında Bağdat’taki Masouda Shemtou Sinagogu’nun Yahudiler duadayken bombalanması da sayılıyor. İsrail ajan ağının bir sinagogu bombalaması Iraklı Yahudileri kaygıya düşürdü.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.37)
Dünyanın birçok yerinde sinagog bombalama gibi eylemleri bulunan Mossad, daha sonraki yıllarda da bu tip faaliyetlerine devam etti. Mossad’ın kendi düzenlediği bu sahte antisemitik hareketler, çoğu zaman Siyonistler tarafından da takdirle karşılanmıştır. Mossad’ın tarihini anlatan Every Spy a Prince kitabının yazarları da Aliyah Beth’e operasyon nedeniyle teşekkür edenlerdendir.
“Aliyah Beth’nin gizli ajanlarına teşekkürler, kuruluşunun ilk 4 yılında İsrail nüfusunu 2 katına çıkardılar. Aliyah B., İsrail’in en güçlü servisiydi. Bir yer altı seyahat ağı kurmuştu.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.38)
“Aliyah Beth ajanları liderlerle doğrudan ilişkiye geçerlerdi. Bunun örneği sadece Irak Başbakanı değil, aynı zamanda Macar politikacılar, İran Şah’ı gibi kişiler de bunlardandı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.39)

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, KİM KİMDİR, SİYASET, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | Etiketler: | 2 Yorum »

Barzani İmralı’ya konulmalı

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2007

 

Barzani İmralı’ya konulmalı

ABD Dışişleri Bakanlığı eski Irak Direktörü, terörün sonu için adres verdi;

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski İran ve Irak direktörü Michael Rubin, PKK terörünün sona erdirilmesi için Kuzey Irak yönetimini adres gösterdi.

Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani’nin kendine “tehlikeli” denilebilecek derecede güvendiğini söyleyen Rubin, “Kuzey Irak’ta çok izole bir hayat yaşıyor ve etrafı ona sadece duymak istediklerini söyleyen Amerikalı danışmanlarla çevrili” ifadesini kullandı.

“Barzani’nin Kuzey Irak’ta teröristlere sağladığı korumanın sona erdirilmesi ABD’nin görevi” diyen Michael Rubin, “Bu güvenli bölge varolduğu sürece terörizm sürecek ve Türkiye büyük bir krizden sadece bir bomba veya bir saldırı uzakta olacak” diye konuştu.

BARZANİ İMRALI’YA KONULMALI

Rubin, “Dürüst olmak gerekirse, ben, Kuzey Irak kaynaklı terörün Barzani İmralı’da Abdullah Öcalan’a katılıncaya veya Kuzey Irak’ı terk edinceye kadar sona ereceğini sanmıyorum” dedi.

(CNN)

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, SON DAKiKA HABERLERi, SİYASET, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

O DA BiR CUMHUR BASKANI

Posted by Site - Yönetici Haziran 6, 2007

O DA BiR CUMHUR BASKANI

YORUMSUZ 

Yazı kategorisi: GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, SİYASET, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Şimdi Pişer

Posted by Site - Yönetici Mayıs 20, 2007

 

Şimdi Pişer

Hz. Ömer (r.a.). Halife… Devlet Başkanı…. Sık sık kıyafet değiştirerek halkın arasına girer. Bir gece dolaşırken şehrin dışında küçük bir ışık pırıltısı görür. Mutlaka orada bir yaşayan vardır diyerek, ışığın parladığı yere ulaşır. Bakar, orada yaşlı bir kadın, üç çocuğu ile eski bir çadırda barınmaktadır.

Çocuklar :
- Anne açız… Yemek…
İhtiyar kadın çömleğin içine doldurduğu su ve bir kaç taşı karıştırırarak:

- Şimdi pişer, sabredin çocuklar.

Hz.Ömer (r.a.) selam vererek:
- Çocuklar neden ağlıyor?

Kadın:
- Yoksuluz evladım. Kimsemiz yok. Bugün yiyeceğimiz kalmadı. Çocuklar açlıktan ağlıyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Çömleğe su ve taş koyup karıştırıyorum ki onları avutup susturayım. Halife bizim halimiz görmüyor. Allah’ın huzurundfa ondan davacı olacağım.

Hz.Ömer (r.a.) duygulanarak :
- Siz Halifeye söylemezseniz sizin bu halinizi nereden bilecek?

Kadın :
- Halife, idaresi altında bulunanların hallerini soracak, ihtiyaç içinde kıvrananların yardımına koşacaktır. Yoksa Allah ondan bu perişan halimizi sorar.

Bunun üzerine Hz.Ömer (r.a.) pür telaş Medine’ye dönüp bir çuval un ve bir miktar yağ alıp bizzat kendi sırtıyla taşır. Sonra hemen sıcak bir çorba hazırlatıp çocuklara yedirir. Daha sonra onların huzur içinde uyuduklarını görünce Allah’a hamdeder.İhtiyar kadına kendisinin Halife olduğunu bildirir ve onu Beytülmal’dan maaşa bağlar.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GÜNCEL, GENEL, H.Z ÖMER, SİYASET, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | » yorum bırak;

Hep aynı şarkı!!

Posted by Site - Yönetici Mayıs 13, 2007

Ekonominin ırzına geçilirken, askere çuval giydirilirken, batık bankalardan milyonlar hortumlanırken tehlike yok ama birden ne oluyorsa ülkede aniden bazı şeyler değişiyor plak çalmaya başlıyor!

Hep aynı şarkı!

Hep aynı nakarat!

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, RESiMLER, SON DAKiKA HABERLERi, SİYASET, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »

Muhsin Yazıcıoğlu kükredi

Posted by Site - Yönetici Mayıs 13, 2007

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkan CHP lideri Deniz Baykal ile YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e sert tepki gösterdi.

Yazıcıoğlu: Meclis’e seçtirmiyor, halka güvenmiyorsun ne istiyorsun sen?

Kriz ve darbe tehdidinde bulunan bu isimlerin Türk milletine güvenmediğini belirten Yazıcıoğlu, “Meclis seçsin, seçtirmiyorsun. Halka götürelim, güvenmiyorsun; ne diyorsun o zaman sen? Millet size mahkum mu? İlle sizin kalıplarınıza döktüğünüz şekildeki insanlar mı ülkeyi yönetecek?” dedi. Partisinin genişletilmiş il divan toplantısında konuşan BBP lideri, Anayasa paketine destek verdi. Bazı kesimlerin ‘millete rağmen milleti idare etmeye çalıştığını’ vurgulayan Yazıcıoğlu, “Bunlar vatandaşın içinde hiçbir zaman sofraya bağdaş kurmamış tipler.” ifadesini kullandı.
Yazıcıoğlu, özellikle YÖK Başkanı Teziç’e yüklendi: “YÖK Başkanı’nın korkusunu ben biliyorum. Onlar halktan korkuyorlar. Milletin değerlerinden korkuyorlar. Yasaklarlarla örgülenmiş duvarların arasında bilimsellikten uzak, milletin değerlerinden kopuk uzaylı gibi yaşıyorlar.” Tandoğan ve Çağlayan’ın ardından İzmir’de düzenlenecek Cumhuriyet mitinglerini de değerlendiren Yazıcıoğlu, mitinglerin düzenlenmesini demokrasinin göstergesi olarak yorumladı. Herkesin meydanlara çıkma hakkının bulunduğuna dikkat çeken Yazıcıoğlu, ancak bu tür toplantıların örtülü yapılmasına karşı çıktı. Yazıcıoğlu, “Cumhuriyet mitinglerine H ve P harfi eklenmeli. CHP adınaysa muğlak olmamalı. Organizatörler açıklanmalı.” ifadelerini kullandı.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, SON DAKiKA HABERLERi, SİYASET, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

İsrail’in uykularını kaçıran proje!!

Posted by Site - Yönetici Mayıs 13, 2007

İsrail’in uykularını kaçıran proje!!

S.Arabistan’ın Tebuk kenti yakınlarındaki Ras Hamid ile Mısır’ın turistik kenti Şarm el Şeyh arasında kurulacak köprü, İsrail’de rahatsızlığa sebep oldu. Peki neden?

3 yılda bitirilecek ve 3 milyar dolara mal olacak proje İsrail’i tedirgin etti. Bu projenin gerçekleşmesiyle İsrail’in hayata geçirmek istediği Eilat Limanı ile Akdeniz kıyısındaki Ashdod Limanı arasındaki demiryolu hattı da büyük darbe yiyecek. Bu proje Süveyş Kanalı’nın en büyük alternatifi olacak

KAHİRE

İstanbul’daki iki köprüyle Avrupa’ya bağlanan Asya kıtası, Mısır ve Suudi Arabistan arasında inşa edilecek köprüyle Afrika’ya bağlanacak. Dünyanın en uzun köprüsü olarak planlanan proje, üç yılda bitirilecek ve üç milyar dolara mal olacak.

Suudi Arabistan’ın Tebuk kenti yakınlarındaki Ras Hamid ile Mısır’ın turistik kenti Şarm el Şeyh arasında kurulacak 50 km uzunluğundaki köprüyle iki ülke arasındaki ulaşım mesafesi 30 dakikaya inecek.
Akabe Körfezi üzerinde inşa edilecek köprünün sadece hac ve turistik amaçlar için kullanılmayacağını vurgulayan Mısırlı yetkililer, köprü ile Suudi Arabistan’da çalışan yaklaşık bir milyon Mısırlı ile her yıl Mısır’ı ziyaret eden yaklaşık 500 bin Suudi’ye de havayoluna alternatif bir yol açılmış olacağını belirtiyor. Yetkililere göre köprü aynı zamanda iki ülke arasındaki politik, sosyal ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine de katkıda bulunacak.

3 MİLYAR DOLARA MAL OLACAK

Halen dünyanın en uzun köprüsü Amerika’nın güney eyaletlerinden Louisiana’daki Mandaville ve Metairie kentlerini bağlayan Second Lake Pontchartrain Köprüsü. Fakat Bahreyn ile Katar arasında 3 milyar dolara mal olması beklenen 40 km uzunluğundaki köprünün 3 yıl sonra bitirilmesiyle ABD’deki köprü ikinciliğe düşecek. Halen Bahreyn ile Suudi Arabistan arasında faaliyet gösteren 25 km uzunluğundaki Kral Fahd Köprüsü şu anda dünyanın en uzun ikinci köprüsü durumunda bulunuyor.
Temeli önceki gün Suudi Arabistan Kralı Abdullah tarafından atılan proje ile Akabe Körfezi’ne dikilecek ayaklar üzerinden yükselecek yol Mısır açıklarındaki Suudi adası Tiran üzerinden Mısır’ın Şarm el Şeyh kentine ulaşacak. Suud basınına göre nispeten sakin olan Akabe Körfezi’nde ayaklar üzerinde yükselecek köprü uzun ve kalın zincir halatlar gerektirmeyecek.

Son yılların en büyük hayali olan projenin bitirilmesiyle Mısır ve Kuzey Afrika ile Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri arasındaki karayolu ulaşımı çok rahatlamış olacak. Havayolu dışında Mısır’dan Arabistan Yarımadası’na ulaşım araba vapurlarıyla sağlanıyor. Bu durum ise zaman zaman çok acı kazalara sebebiyet veriyor. Geçen yıl Mısır ile Suudi Arabistan arasında yolcu ve araç taşıyan bir geminin Mısır’ın Hurgada turistik kenti yakınlarında batması sonucu dünyanın en büyük trajedilerinden biri yaşanmış, 1000′den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Mısır’la Arabistan Yarımadası arasındaki diğer bir deniz ulaşım rotası ise Ürdün’ün Akabe kenti ile Mısır’ın Nuveybe Limanı.

İsrail projeye karşı

Projeye karşı çıkan İsrail, köprü ile İsrail’in Akabe Körfezi’ndeki tüm faaliyetlerinin kısıtlanacağını, ayrıca Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki askerî faaliyetlerin de köprünün sağlayacağı avantajlarla kendileri için daha da tehlikeli bir hal alacağını öne sürüyor. İsrail’e göre Eilat Limanı’na da büyük gemilerin giriş çıkışı iyice zorlaşacak.

Bu projenin gerçekleşmesiyle İsrail’in hayata geçirmek istediği Eilat Limanı ile Akdeniz kıyısındaki Ashdod Limanı arasındaki demiryolu hattı da büyük bir darbe yiyecek. İsrail kaynaklarına göre yaklaşık 1 milyar dolara mal olacak bu proje, ucuz olmasıyla Süveyş Kanalı’nın en büyük alternatifi olacak. İsrail’in planına göre özellikle Rusya gibi ülkelerden gelen petrol ve diğer mallar, Ashdod Limanı’nda boşaltılarak demiryolu ile Eilat Limanı’na aktarılacak ve oradan da dünya pazarlarına açılacak. Günlük ortalama büyük tonajlı 40 geminin geçtiği Süveyş Kanalı’ndan Mısır yıllık ortalama 3 milyar dolar gelir elde ediyor.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HABERLER, SON DAKiKA HABERLERi, SİYASET, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers