Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Raks ve Coşmak – Def İle Ney İle Çalgı İle Zikir Ve İlahi Caizmi ?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2014

Raks ve Coşmak - Def İle Ney İle Çalgı İle Zikir Caizmi

Raks ve Coşmak – Def İle Ney İle Çalgı İle Zikir Caizmi ?

(Sevap adına) raksetmek ve kendinden geçmeyi (coşmayı), ilk ihdas eden (dünya tarihinde ilk uyduran) kişi kimdir ?

Alttaki yazıyı okumanızı Tavsiye ederim…..

Kurtubî hazretleri , Turtûşî (r.h.) [1] hazretlerinden naklettiler.

Kendisine soruldu:
-“Bir kavim (bir topluluk), bir yerde toplanıyorlar. Kur’ân-ı kerimden bir şeyler okuyorlar. Sonra da, onların söyleyeni kendilerine şiir (ilâhî, kasîde, na’t ve benzeri) şeyler söylüyor. Raksediyorlar. Coşuyorlar, Def [2] çalıyorlar ve (yollarının büyüklerini) medhediyorIar...(Ney ve kaval gibi aletleri üflüyorlar [3] Böyle bir toplulukla hazır olmak ve onlarla beraber olmak helal mi değil mi?

Tarsûsî (r.h.) hazretleri buyurdular:
-“(Böyle yapan sevap ve ibâdet niyetiyle def çalan, methiyeler okuyan ve coşan) sofiyyenin yolu,
1- Betâlet (boş şeylerle meşgul olmak),
2- Cehalet ve,
3- Dalâlettir. (Yani sapıklıktır…)

islâm dini, Allah’ın kitabı (Kur’ân-ı kerim) ve Resûlüllah (s.a.v.) hazretlerinin sünnetinden başka bir şey değildir.
(Sevap adına) raksetmek ve kendinden geçmeyi (coşmayı), ilk ihdas eden (dünya tarihinde ilk uyduran) kişi Sâmiri’nin arkadaşlarıdır. (Sâmirinin yapmış olduğu buzağıya tapan Yahudîlerdir…)
Onlar, buzağı sesi gibi böğürmesi olan buzağı heykelinden bir ceset edindikleri zaman; ayağa kalktılar ve onun çevresinde raksetmeye başladılar. Ve kendilerinden geçtiler. İşte bu (raksetmek ve kendinden geçip coşmak) kâfirlerin dinidir.
Buzağıya tapan müşrik Yahudilerin dinidir .

Raks ve Ashâb?

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ve ashabı ise (hâşâ raksetmek, kendinden geçmek ve coşmak şöyle dursun), onlar, başlarında uçacak kuş varmışçasına vakar ve sükûnetle otururlardı

Raksedenlerin Yerleri?

Sultan ve sultanın naibine (idarecilerine) gereken vazife, (def çalarak rakseden, oynayan, coşan ve kendisinden geçenlerin) mescidlerde hazır olmalarına ve başka yerlerde toplanmalarına mâni olmaktır .
Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir kişiye, onların meclisinde hazır olmak helâl değildir. Onların bâtıl işlerinde onlara yardım etmesi kesinlikle helâl değildir

Bu gün inkıtâya uğrayan tarikatların câhil halkı kendisine çekmek ve cezb etmek için, def çalmak, kendi şeyhlerinin medhiyyelerini okumak, raksetmek, dönmek, coşmak ve benzeri islâm dışı, Kur’ân-ı kerim ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetiyle ilgisi olmayan sapık faaliyetler içinde oldukları bir vakıadır.
Ve işin kötüsü bu sahte şeyhler, “Çırağlık” adı altında halktan aynî ve nakdî yardımlar toplayarak bu İşlerini devam ettirmektedirler.
Halkın çoğu onlara zekat ve sadakalarını vermektedir.
Halkın bunlara yapmış olduğu yardım da haramdır.
Günümüzde inkıtâya uğrayan tarikatları takip ettiklerini söyleyen kişilerin tek sermâyeleri, def çalmak, medhiyye okumak, raksetmek, yılan tutmak, yalan-yanlış muska yazmaktır.
Bu tür İnsanların âkibeti de gerçekten çok kötüdür.

Siverek’te özellikle bizim çevrede Sofi ibrahim’in unutulmayan bir hikâyesi vardır. Bir çok kitaba da geçen Sofu İbrâhimin hikâyesi sapık tarikat ehlinin en güzel Misâlidir.

Anlatırlar: Sofu İbrahim diye birisi vardı. 1930ların başlarında bu adam köylerde dolaşır, el defi çalar, beyit ve kasideler söyleyerek insanları başına topladıktan sonra kendisine şiş vurup, milleti etkileyerek dilenirdi. Onun nazarında halk, din adamlarını ve evliyayı haşa def çalan, rakseden, oynayan, coşan, kendisine debbûs (şiş) vuran ve sonra da kendi nefsi için dilenen aşağılık ve rezil kişiler sanıyordu.
Hatta onun bu tutumu bir çok kişinin dinden soğumasına sebep oluyordu. Orada bulunan eski eşkiyâlardan Osmanlı hapishanelerinde yatmış hapiste Kur’ân-ı kerimi öğrenerek tevbe etmiş bir zat, Sofu İbrâhimin hareketlerinin Kur’ân-ı kerim ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetiyie bağdaşmadığım İslâm dininin bu tür şeylerle asla bir ilgisinin olmadığını halka anlattı. Ama kimse ona inanmadı. Sofu İbrahim yine Fırat nehrine yakın bir köye gitti. El defini çıkarttı. Def çaldı. Halkı, kadın-erkek, kız oğlan, çocuk büyük bütün köylüyü başına topladıktan sonra, coştu. Kendi şeyhlerinin üzerlerine medhiyeler okudu. Sonra da debbûs edilen özel şişler çıkarttı. Kendisini orada herkesin gözünün önünde şişledi. Şişleri çıkarıp demledi. Sonra da halktan yiyecek ve para dilenmeye başladı. Köylüden topladığı eşyasını merkebine yükledi. Köyden dışarıya çıktı. Orada bir ağaç vardı. Dut ağacının altına oturdu. Merkebini ağaca bağladı. El defi ve diğer malzemelerini de yanına koyarak istirahata çekildi. Uyudu, Sonrasını Sofu İbrahim şöyle anlatır:
“-Köylerde dilenmekten yorulmuş, dinlenmek ve istirahat etmek için köyün kenarında bir ağacın altında uzanmıştım. Uyku ile uyanıklık arasında idim. Çok geçmedi. Baktım ki 1800’lerin sonlarında o civarlarda yaşamış olan “Deli seyyid” adında bir zat rüyama girdi. Savaşa gider gibi kuşanmıştı. Elinde kılıcı vardı. Büyük bir haşmet ve azametle üzerime geldi ve bana;
-Ey Sofu İbrahim! Sofu ibrahim! Sofu ibrahim!” diye bağırdı.
Onun sesinin korkusundan dudaklarım uçukladı. Konuşmasına devam etti.
-“Ümmeti Muhammed (s.a.v.) Allah’tan, Resûlullah’tan kitabullah’tan ve Din-i Mübîni İslâm’dan habersiz ve câhil bir şekilde yaşarken ve bilgiye muhtaçlar iken, sen sofu olduğunu söylüyorsun, tasavvuf ehli olduğunu İddia ediyorsun, onlara islâm dinini öğreteceğine onların dini duygularını istismar ediyorsun? Neden Allah’ı, kitabı, Resûlüllah’t dini ve İslam büyüklerini alet ederek dileniyorsun?
Dilencilik haram değil mi?
Senin dini istismar ederek halktan bir şeyler alman haram değil mi?
Senin yaptığın bu hareketinle bir çok kişinin dinden soğumasına, evliya ve gerçek sofu ve tasavvuf ehline düşman olmasına yol açıyorsun?…” Ben de;
-“Efendim zorla almıyorum! Halk kendi istek ve arzusuyla seve seve bana veriyorlar!” dedim… Daha da kızdı:
-Halk seni evliyâullah sanarak, hâl sahibi ve ermiş bir kişi olduğunu zannediyor. Halbuki sen Allah’ın düşmanısın! Ümmeti Muhammed (s.a.v.)’e acıyacağına, onlar için göz yaşı dökeceğine ve onların hidâyeti için çalışacağına sen insanları kendi maddî çıkarlarına alet ediyorsun?” Bu halinle sen bir zındıksın!” diye bağırdı. Bana kızdı. Ve kılıcını çekti. Karnıma vurup sırtımdan çıkarttı.
“Kim ahiret amel (iş)i ile dünya (malı kazanmayı) dilerse yüzünün güzelliği değişir, zikir (ve vird)i iptal edilir. Ve ismi (cehennem) ateş (in)de sabit kılınır.” Hadisi şerifini okuyarak gitti. Giderken de Ziya Paşanın şu beyitlerini mırıldanıyordu. “Lanet ola ol male ki, tahsiline anın Ya din ola, ya ırz-u namus ola alet”

Uyandığım zaman büyük bir ağrı ve sancı hissettim. Karnımda sanki, bir kılıç yarası vardı. Kılıç – vurulan yer kıpkırmızı olmuştu. Dilenmiş olduğum bütün eşyaları, el defini ve şişlerimi orada bırakıp yollara düştüm. Derdime çare aradım. Gitmiş olduğum bütün kapılar yüzüme kapandı. Kime derdimi ve ağrımı anlatıysam çare bulunamadı. Çok geçmeden Sofu İbrahim bağıra bağıra can verdi. Ölürken,
İlmi’ manevivâti ve mukaddesatı dünyaya alet etmeyin!
El defi çalmak, debbûs vurmak! Medhıye söylemek, coşmak ve raksedip kendinden geçmek Keramet değildir. İslâm diniyle alâkası yoktur. Kur’ân-ı kerim ve sünnetle ilgisi yoktur. Ben hatâ ettim… Bana bu yolu öğretenler benden daha çok hatalıdırlar!” diye haykırıyordu. Çok feci bir şekilde can verdi. Allah taksiratını bağışlasın. Çünkü onun hayatı sebebiyle bazı gerçekler gün yüzüne çıktı.[ Mütercim - İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri ]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/249.

Dipnotlar :

[1] – Turtûşî: İmam Ebû Bekir Turtûşîdir. Asıl ismi Muhammed bin El-Velid, bin Muhammed bin Halef bin Süleyman, Ebû Bekir et-Tartûşî (veya Turtûşî’dir…) 1059 (h.451) tarihinde doğdu. İyi bir eğitim gördü. Hadis, tefsir fıkıh ilimlerinde büyük bir âlim idi. İskenderiyyede zengin bir hanım ile evli olduğu için hanımının parasıyla bir medrese inşa etti. O medresede yıllarca ilim okuttu. Zâhid, verâ sahibi evliya bir kişiydi. Bir çok kitap yazdı.
1- Muhtasarü’t-Tefsirü’s-Salebî Tartûşî tefsiri” diye meşhurdur.
2- Ed-Dua,
3- Siracü’l-Mülûk,
4- El-Havâdisü vel-bed’u,
5- Et-Tahrîmu’s-Simâ,
Özellikle sirâcü’l-Mulûk isimli kitabı her idarecinin mutlaka okuması gereken bir kitaptır. Tartûşî 1126 (h. 520) yılında Iskenderiyye’de vefat etti.

[2] – Def: Madenî küçük ziller takılmış deri gergili kasnaklı bir vurmalı çalgı âletidir.. Batı Müziğinde karşılığı
Tamburin”dir… Günümüz defleri dâire şeklinde yuvarlıktırlar. Eski deflerin 4 veya 8 köşeli olanları vardı.
Bu gün inkıtaa uğrayan bir çok tarikat erbabı bu çalgı aletiyle zikir yapmaktadırlar. Ve çalgı aleti olan defe kutsiyet vermektedirler. Def çalmakla sevap kazandıklarını zannetmektedirler. Mütercim.

[3] – “Ney ve kaval gibi çalgı aletlerini üflemek ibaresi, Ruhu’l-Beyanm kaynağı olan Hayâtü’l-Hayevânü’l-
Kubrâ kitabında bulunduğu için burada parantez içinde aldım. Bakınız: Hayâtü’l-Hayevânü’l-Kübrâ: c.
1,8.458, Demirî.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Müzik - Musiki, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Gusül Abdestinde Ölçü-Kadınların Saç Örgüleri ve Saçlarını Tıraş

Posted by Site - Yönetici Temmuz 18, 2014

Gusül Abdestinde Ölçü-Kadınların Saç Örgüleri ve Saçlarını Tıraş

Gusül Abdestinde Ölçü

Tekellüf ve temizlikte mübalağa ancak bedenin bütün zahirini (dışını) yıkamakla olur. Hatta tırnak altlarında hamur kalsa ve onlar da suyun bedene ulaşmasını önleseler, gusül abdesti caiz olmaz. Çünkü su onun altına ulaşmamış oluyor.
Kir kalmış olsa gusül abdesti caizdir. (Çünkü toprak cinsi o-lan kirler, altına su geçirirler…)

Ancak suyun kendisine ulaştırılması zor ve mazeretli olan yerler müstesna (meselâ) gözün içi gibi yerler gusül abdestinde yıkanmanın dışında olup düşerler…
Burun ve ağız içi böyle değildir. (Gusül abdestinde burun ve ağız içinin mutlaka yıkanması lazımdır.) Çünkü bunları (burun ve ağız içini) yıkamak mümkündür. Burun ve ağız içini yıkamakla bu azalar hiçbir zarar görmezler. Bundan dolayı gusül abdestinde burun ve ağız içini yıkamak vaciptir (yani farzdır).
Gusül abdestinde vücûdu yıkarken ovalamak farz değildir. Çünkü yıkamanın mütemmimi (tamamlayıcısıdır) ve müstahabtır…
(Kirlenme ve yıkanmada) beden elbise gibi değildir. Necaset elbisenin içine sirayet ederek nüfuz eder; beden böyle değildir. (Bedene bulaşan necaset sadece bedenin dışında kalır, içine geçmez.)

Guslün Farzları

Guslün farzları,
1- Ağzı yıkamak,
2- Burnu yıkamak,
3- Bütün bedeni yıkamaktır…

Guslün Sünnetleri

Gusül abdestinin sünnetleri:
1- Sileri yıkamak. Çünkü eller temizliğin âletidir.
2- Fercini (avret yerlerini) yıkamak. Çünkü necasetin asıl kaynağı ve en çok olduğu yer odur.
3- Hakikî necaseti yıkamak… Eğer diğer bedenin üzerinde necaset varsa, Önce onları yıkar ki, gusül anında suya i-sâbet etmesinler ve temizlenen yerleri kirletmesinler diye…
4- Namaz abdesti gibi bir abdest alır. Ancak eğer yıkandığı yerde ayaklan gusledilen suyun içinde kalıyorlarsa, “Ma-i müste’me den kaçınmak için ayaklarının yıkanmasını en sona bırakır. (Gusül abdestini bitirip çıkacağı zaman ayaklarını yıkar….
5- Yıkamayı üçer kere yapar… (Her tarafina üçer kere su döker…) Bütün bedenini kaplama yıkar. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin gusül abdesti böyle anlatıldı….

Su Dökmede Sıra

Bedenine su dökme işinde esas olan;

1- Sağ omuzundan başlar,
2- Sol omuz, sonra
3- Başına döker.

Kadınların Saç Örgüleri

Kadınların üzerine saç örgülerini bozmaları (açmaları şartı) yoktur; ve (yine kadınların) saç örgülerinin içlerini ıslatmaları da gerekmez. Belki sadece saç örgülerinin köklerini ıslatır. Çünkü bedende saçların olması kökleri itibariyledir. Kadında sadece saçlarının diplerini yıkamakla iktifa eder. Saç örgülerini bozup yıkamak zorlaştığı zaman…. Saç örgülerini açmada zorluk olmadığı zaman ise, kadın bütün bedenini (ve saçlarını yıkar), fitil şeklinde yapılan saçlarda olduğu gibi… Çözülmüş olan saçların hükmü böyle değildir. Mutlaka suyun çözülmüş olan saçın her tarafına ulaştırılması ve bütün saçın yıkanması lazımdır.
Erkeklerde, suyun bütün saçlara ulaştırmaları ve saçlarını tamamen yıkamaları farzdır.

Kadınların Saçlarını Tıraş

Şu farkla ki:
Saçları tıraş etmek kadınlar için “müsle” dir. Erkekler için değil… Erkeklerde zorluk def edilmiştir. Kadınların saç örgüleri böyle değildir… [ Müsle lugatta, bir kişinin kulağı, burnu ve benzeri bir uzvunu kesmektir. Kadınlarda saç bir uzuv menzilesinde olduğu için, musannif hazretleri, kadınların erkekler gibi traş olmalarını müsle olarak beyân ettiler. Doğrusu da budur... Müsle hakkında Ruhul-Beyân tercümemizin c. 5. s. 677'e bakınız. ]

Gusülde Suyun Miktarı

Rivayet olundu: “Efendimiz (s.a.v.)
hazretleri, bir sâ`(4 kilo) ile gusleder ve bir müdd (800 Gıram) ile de abdest alırdı.
Sonra müddün sâ’da olduğu ve gayri olduğu konusunda ilim ehli İhtilâf ettiler. Bu takdîr lazım ve gerekli olan değildir. Kişi abdestini ve gusül abdestini bu takdirlerin (su ölçülerin) dışında güzel yapabiliyorsa caizdir. Gusülde belirtilen bir sâ’dan fazla su kullanırsa, israf etmediği müddetçe caizdir. İsraf mekruhtur.
“El-İhtiyâr Şerhüi-Muhtâr” isimli fikih kitabında da böyledir

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/286-287.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Gusül Abdesti, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Abdestin Fazileti – Abdest Rızkı Celbeder

Posted by Site - Yönetici Temmuz 16, 2014

Abdestin Fazileti

Abdestin Fazileti

Hadis-i şerifte varid oldu:
-“Muhakkak ki kul, yüzünü yıkadığı zaman onun yüzünden hatâları çıkar; hatta onun göz kapaklarının altından bile hatâları çıkar.” (-“Kim ki abdest alır; mazmaza ve istinşak ettiğinde, o kişinin ağzından ve dilinden (bu azalarla yapmış olduğu) hatâlar çıkar (dökülürler). Yüzünü yıkadığı zaman o kişinin yüzünden hatâları dökülür; hatta göz kapaklarının altında (olan hatâları) bile çıkar.
Kişi, elini yıkadığı zaman, ellerinden hatâları dökülür. Başını meshettiği zaman, başından hatâları dökülür. Hatta o kişinin (kulaklarıyla işitmiş olduğu) hatâlar bile çıkar. Ayaklarını yıkadığı zaman, hatâları dökülür ve hatta ayaklarının tırnaklarının arasında bulunan hatâları bile çıkar. O kişinin namazı ve mescide gitmesi de nafile olmuş olur.”

Ibni Mace: 278,)

Osman bin Affân (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdu: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kim abdest alır, abdestini güzel (sünnet ve adabına riâyet ederek) alırsa o kişinin
cesedinden bütün hatâları dökülür. Hatta parmaklarının arasından bile hatâları Çıkar. Müsned-i Ahmed: 446,
-“Sizden herhangi biri abdestine yaklaşır (abdest almaya başlar), sonra mazmaza ve istinşak ederse ve ağzını ve burnunu temizlerse, muhakkak ki onun ağzından ve burnundan su dökülürken bütün hatâları çıkar. Sonra yüzünü Allâhü Teâlâ hazretlerinin emrettiği gibi yıkadığında, elbette yüzünde bulunan hatâlar sakallarının etrafında dökülen su ile beraber dökülürler. Sonra dirsekleriyle beraber ellerini ve kolunu yıkar. Mutlaka onun parmak uçlarından ve çevresinden hatâları dökülür. Sonra başını mes-hettiğinde muhakkak ki su ile beraber saçının etrafından hatâları çıkar. Sonra topuklarına kadar ayaklarını, Allâhü Teâlâ hazretlerinin emrettiği şekilde yıkadığından elbette ayaklarının hataları dökülür ve su ile beraber parmaklarının etrafından hatâları çıkar. Sonra ayağa kalkar ve Allâhü Teâlâ hazretlerine layık olan kelime ve dualarla Allâhü Teâlâ hazretlerine hamd-ü sena eder. Sonra iki rek’at namaz kılar. Muhakkak ki o kişi annesinden doğduğu günkü şekilde bütün günahlarından çıkar. (Bütün hatâ ve günahları bağışlanır…)
Müsned-i Ahmed: 17405,

Abdestle Günahlar Bağışlanır

Diğer bütün azalarda da hüküm böyledir (yani abdest ile günahlar bağışlanır)

Abdest Azaları

Denildi:
(Abdestte) bu azaların yıkanması “Ümmet-i Muhammed”e mahsus kılındı ki, (diğer bütün) ümmetlerin arasında yüzleri ay¬dın (nurânî) nişan ve farklı özelliğe sahip olsunlar diyedir.
Rivayet olundu:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, kabristanlığa geldi. Ve:
-“Ey Müminler cemaatinin diyarı! Allah’ın selâmı üzerinize olsun! Allâhü Teâlâ hazretleri dilerse biz de sizlere katılacağız!” (diye selâm verdikten sonra devam ettiler:)
-“Kardeşlerimizi görmüş olsaydık ne kadar sevinirdim!” Sahabeler:
-“Bizler senin kardeşlerin değil miyiz ya rasûlallah?” dediler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Sizler benim sahabelerimsiniz! Kardeşlerimiz ise henüz gelmediler, bizden sonra gelecek olanlardır!” Sahabeler sordular:
-“Henüz gelmemiş olan ümmetini nasıl tanıyacaksın ya resûlüllah (s.a.v.)?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Şayet bir adamın alnı ak ve ayaklan sekili bir atı olsa, tamamen siyah ve alacası olmayan at sürüsü arasında kendi atını tanımaz mı? Bana haber verin!” Sahabeler:
-“Evet! Ya rasûlallah (tanır)” dediler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri,
-“Onlar da abdestten alınları ak; elleri ve ayakları parlak (ve nurânî) olarak kıyamete gelecekler. Ben havzımın başında onların öncüsü olacağım!” buyurdular.

Bir Abdestle Beş Vakit Namazın Kılınması

Bil ki:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri her namaz için yeni abdest alırdı. Fetih gününde beş vakit namazı bir abdestle kıldı. Hazret-i Ömer (r.a.) sordular:
-“Ya Resûlallah (s.a.v.)! Daha önce hiç yapmadığın bir şeyi yaptınız?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Bunu bilerek yaptım, Ya Ömer!”
Yani bir abdestle beş vakit namaz kılmanın caiz olduğunu beyân etmek için böyle yaptım, demektir.

Abdest Tazelemek

Ancak, her farz namaz için abdest tazelemek müstahabtır. Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“Kim temizlik (abdest) üzerine abdest alırsa, Allâhü Teâlâ hazretleri ona on (kat) hasenat yazar.”
Abdest tazelemenin bâtını nurlandırmacla zahir (ve apaçık) bir tesiri vardır.

Abdest Bir Nûr

Bazı ehlüllah, gıybet, yalan ve gadap anında hemen abdest alırlardı. Nefsin galebesinin zahir olması ve şeytanın tasarrufunun ortaya çıkmasından dolayı (abdest nuruna sarılırlardı.)
Abdest bir nurdur. Şeytan ve nefsin zulümâtmın kendisi sebebiyle izmihlale uğrayıp mağlup edildikleri bir nur…
Yine onların bazılarının yüzünde yara vardı. Su kendisine zarar verdiği için tam on iki sene mendil kullanmadılar. Bununla beraber; her farz namaz anında abdest tazelemeyi terk etmediler.
Bazılarının gözüne siyah su indi. “Kuhhâl” gözlere sürme çekenler (ve göz doktorları) birkaç gün (bir süre) abdest almayı (gözlerini ıslatmayı) terk etmen lazım; yoksa gözlerin ilâç kabul edip iyileşmez, dediler. Onlar, abdesti terk etmektense gözlerinin görmesinin gitmesini tercih ettiler.

Abdest Rızkı Celbeder

Taharet (ve abdeste) devam etmek rızkın celbedilmesine sebeptir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdukları gibi:
-“Taharete devam et; rızkın senin üzerine genişler…”
-“Abdest üzerine abdest almak, nur üzerine nurdur.”
Keşfü’1-Hafa: 2998,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/273-274.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Günahlardan arınmış bir halde Allâhü Teâlâ hazretlerine kavuşmak istiyorum?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 15, 2014

Günahlardan arınmış bir halde Allâhü Teâlâ hazretlerine kavuşmak istiyorum

Günahlardan arınmış bir halde Allâhü Teâlâ hazretlerine kavuşmak istiyorum?

(Şeyh Celâleddin-i Suyûtî (r.h.) buyurdular:
Şeyh Şemseddin bin el-Kummâh’a ait olan bir “Mecmua” da kendisinin el yazısıyla gördüm. Ebu’l-Abbâs el-Müstağri (r.h.)’dan rivayetle buyurdular. İmam Ebû Hamid el-Mısrî (r.h.)’dan ilim öğrenmek için Mısır’a yöneldim. Ondan “Halid bin Velîd” hazretleri¬nin hadis-i şerifini almak istedim. O hadis-İ şerifi bana öğretmeden önce bir sene oruç tutmamı emretti. Bir sene (bütün yıl boyunca) oruç tuttum, bir senenin sona ermesinden sonra kendisine geldim. 0 bütün şeyhlerin isimlerini zikrederek ta Halid bin Velid hazretlerine kadar olan bütün senetleri anarak bana bu hadis-i şerifi rivayet etti…
Halid bin Velid (r.a) buyurdular: -“Adamın biri Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi.
-“Muhakkak ki ben sana dünya ve âhiretten soracağım?” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri de ona:
-“Aklına geleni sor!” buyurdular. Adam:
-“Ey Allah’ın peygamberi (s.a.v.)! Ben İnsanların en âlimi olmak istiyorum?” Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
-“Allah’tan kork (takvâlı ol) İnsanların en âlimi olursun!” (O kişi ile Efendimiz hazretleri arasında şöyle bir konuşma geçti:)
-“Ben insanların en zengini olmak istiyorum?”
-“Kanaatkar ol! İnsanların en zengini olursun!”
-“Ben insanların en hayırlısı olmak İstiyorum?”
-“İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olan kişidir. (İnsanların hayırlısı olman için) onlara menfaatli ve faydalı ol!”
-“İnsanların en âdili olmak istiyorum!”
-“Kendin için sevdiğin bir şeyi insanlar için de sev; o zaman insanların en âdili olursun!” -“Allâhü Teâlâ hazretlerine karşı insanların en ihlaslısı (ve en samimi insan) olmak istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerini, en çok zikreden kişi ol! Böylece en ihiaslı insan olursun!” -“Muhsinlerden (ihsan sahibi) kişilerden olmak istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerini görürmüşcesine ona ibâdet et! Çünkü her ne kadar sen Allâhü Teâlâ hazretlerini görmüyorsan da; elbette Allâhü Teâlâ hazretleri seni görüyor!” -“İmanımın kemâle ermesini istiyorum!”
-“Ahlakını güzelleştir; imanın kemâle erip olgunlaşır!”
-“İtaatkârlardan olmak istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin farzlarını edâ et; İtaat edenlerden olursun!”
-“Günahlardan arınmış bir halde Allâhü Teâlâ hazretlerine kavuşmak istiyorum?” -“Cenabetten gusledip tertemiz ol; kıyamet gününde* senin üzerinde hiçbir günah olmaksızın, Allâhü Teâlâ hazretlerine kavuşursun!”
“Kıyamet günü nurlar İçinde haşr olmak İşitiyorum?”
-“Hiçbir kimseye zulmetme: kıyamet günü nurlar içinde haşr olursun!”
-“Rabbimin bana rahmet ve mağfiret kılmasını istiyorum?”
-“Sen nefsine merhamet et! Allâhü Teâlâ hazretlerinin mahlukatına şefkat et! (Bu
takdirde) Allâhü Teâlâ hazretleri sana rahmet eder!”
-“Günahlarımızın azalmasını istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerine istiğfar et! Günahların azalır!”
-“İnsanların en kerimi (en iyisi) olmak istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerini Allâhü Teâlâ’nın mahlukatına asla şikâyet etme! (işte bu
takdirde) insanların en mükerremi (saygıdeğer kişisi) olursun!”
-“Rızkımın üzerime genişletilmesini (bol rızka kavuşmak) istiyorum?”
-“Taharete (abdeste) devam et! Senin üzerine rızkın genişler…”
-“Ben Allâhü Teâlâ hazretlerinin ve Resulünün sevdiklerinden olmak istiyorum?”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin ve Resulünün sevdiklerini sev! Allâhü Teâlâ hazretlerinin ve
Resulünün buğz ettiklerine de buğz et!
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin gazabından emin olmak İstiyorum?”
-“Hiçbir kimseye gazablanma! Kimseye kızmadığın ve gazaplanmadığın zaman; Allâhü
Teâlâ hazretlerinin gazab ve kızmasından emin olursun!”
-“Ben dualarımın müstecâb olunmasını istiyorum?”
-“Haramlardan kaçın; duan müstecâb olur!”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin beni şâhidlerin başlarının (gözlerinin) önünde rezil ve rüsvây etmemesini istiyorum?”
-‘Tercini (namusunu) muhafaza et! Namusunu muhafaza et ki, şâhidlerin huzurunda rezil ve rüsvây olmayasınî”
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin ayıplarımı örtmesini istiyorum?”
-“Sen kardeşlerinin ayıplarını ört! Allâhü Teâlâ hazretleri, senin ayıplarını örter!”
-“Benden hatâlarımı silen nedir?”
-“Göz yaşları, huzû ve hastalıklardır!”
-“Allâhü Teâlâ hazretleri, katında hangi hasene daha faziletlidir?”
-“Güzel ahlak, tevazu, belâlara sabır ve kazaya rızâdır…”
-“Hangi kötülük Allâhü Teâlâ hazretlerinin katında daha kötüdür?”
-“Kötü ahlak ve itaat olunan cimrilik!”
-“Rahman olan Allâhü Teâlâ hazretlerinin gazabını söndüren nedir?”
-“Sadakaları gizlemek ve sıla-i rahm (yakın akrabaları ziyaret etmektir)”
-“Cehennemin ateşini söndüren nedir?”
-“Oruçtur!” buyurdu.

Kenzül-Ummâl: 44154.)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 274-276.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Abdest Duaları

Posted by Site - Yönetici Temmuz 14, 2014

Abdest Duaları,abdest,vudu,vodo,vudhu,vodho

Abdest Duaları

(Abdestin her azası yıkanırken okunan bir dua vardır…)

Başlangıçta Okunan Dua

Başlangıçta besmele çekilir.
-“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile…”
Abdest alan kişi, ellerini yıkarken besmeleden sonra şu duayı okur:
-“Suyu temiz kılan ve İslâm dinini nur kılan Allâhü Teâlâ hazretlerine hamd-ü senalar olsun…” (Bu iki duayı beraber okumak daha güzeldir:
Allâhım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin kokusundan mahrum etme! Allâhım! Bana cennetin kokusunu koklat! ve bana cehennem ateşinin kokusunu koklatma.)

Mazmaza Duası

Ağzına su verip mazmaza anında şu dua okunur:
-“Allâh’ıml Bana peygamberinin havuzundan bir içim (su) i-çir! Ondan sonra ebediyen susamayayım! Allah’ım! Zikrin, şükrün ve kitabını okumak üzere bana yardım et!”

İstinşâk Anında Okunan Dua

Istinşak (burnuna su verip temizlerken) şu dua okunur:
-“Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin kokusundan mahrum etme!” Veya şöyle der:
-“Allah’ım! Bana cennetin kokusunu koklat! ve bana cehennem ateşinin kokusunu koklatma!”

Yüz Yıkanırken Okunan Dua

Yüz yıkarken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Bazı yüzlerin ak ve bazı yüzlerin kapkara olacağı günde benim yüzümü ak eyle!” Veya şöyle der:
-“Evliyanın (dostlarının) yüzlerinin bembeyaz (nurânî) olacağı günde benim yüzümü ak eyle! Düşmanlarının yüzlerinin kapkara kesileceği günde, benim yüzümü günahlarımla kara eyleme!”

Sağ Kolunu Yıkarken

Sağ el (ve kolunu) yıkarken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Kitabımı sağ elimle bana ver ve beni çok koiay bir hesap ile hesaba çek!”

Sol Kol Yıkanırken

Sol kol yıkanırken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Kitabımı sol elimden ve sırtımın arkasından verme

Başı Meshetme Duası

Başı meshederken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Saçımı ve derimi cehennem ateşine haram kili Beni Senin (arşının) gölgesinden başka bir gölgenin olmadığı günde Arşının gölgesinde gölgelendir! Allah’ım! Rahmetinle kapla! Ve benim üzerime bereketlerini indir!”

Kulakları Meshetme Duası

Kulakları meshederken şu dua okunur:
-“Allah’ım beni (senin) kavl-i şerifini işiten ve onun en güzeline tabi olanlardan eyle!”

Boynu Meshetme

Boynu meshetme anında şu dua okunur:
-“Allah’ım! Boynumu cehennem ateşinden azâd eyle!”

Sağ Ayak Yıkarken

Sağ ayak yıkanırken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Ayakların kaydığı günde, ayaklarımı sırat üzerine sabit kıl!”

Sol Ayak Yıkanırken

Sol ayaklar yıkanırken şu dua okunur:
-“Allah’ım! Sa’yimi meşkûr, günahımı mağfur ve amelimi makbul eyle! Ve ticâretimi katiyen kesat eyleme!”

Abdestten Sonra Okunan Dualar

Abdest işini bitirdikten sonra şu dua okunur:
-“Ben şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Sadece o vardır. Onun ortağı yoktur. Ve ben şahadet ederim ki, Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretleri, Allah’ın kulu ve resulüdür.
Allah’ım! Beni tövbe edenlerden eyle.
Allah’ım! beni temizlenenlerden eyle.
Allah’ım! beni kendisine in’âm ve ihsanda bulunduğun sâlih kullarından eyle!
Allah’ım! Beni üzerlerinde hiçbir korku olmayan ve mahzun olmayacak olan kişilerden eyle! Amin ( Bundan sonra el-Kadr sûresinin okunması çok faziletlidir…. Abdestten sonra el-kadr sûresini okumak, elli yıllık (50 senenin) hata ve günahlarının bağışlanmasına sebebtir.)

Abdesfe Dört Azanın Tahsis Edilmesi

Abdestte bu dört Azanın (el, yüz baş ve ayakların) tahsis e-dilmesinin sebeb ve hikmeti şudur:
Adem Aleyhisselâm (yenilmesi yasak olan) ağaca yüzüyle yöneldi.
Elleriyle ağzına koydu.
Ayaklarıyla oraya yürüdü,
(Koparmak için) elini başının üzerine koydu.
işte bu hikmete binâen, Allâhü Teâlâ hazretleri, hatasına (zellesine) kefaret olması için Adem Aleyhisselâm’a bu dört Azanın yıkanmasını emretti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 266-270.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , , , , , , , | 1 Comment »

Nuh Aleyhisselâm’ın Vasiyeti

Posted by Site - Yönetici Temmuz 3, 2014

Nuh Aleyhisselâm'ın Vasiyeti

Nuh Aleyhisselâm’ın Vasiyeti

Ka’b’ül-Ahbâr hazretlerinden rivayet olundu: Nuh Aleyhisselâm’ın vefatı yaklaştığında, arasından oğlu Sâm’ı çağırdı. Ve buyurdu:
Çocuklarım -“Sana iki şeyi tavsiye ediyorum ve seni iki şeyden de nehyediyorum:
Emrettiğim iki şey;

Birincisi: “Lâ ilahe illallah” (Allah’tan başka ilâh (ma’bûd) yoktur) şahadetidir.
Çünkü bu şahadet (ve iman) yedi kat göğü yırtar. Ona hiçbir şey, hicap ve gizli kalmaz. Eğer yedi kat gök ve yeryüzü ve içinde bulunan her şey terazinin bir kefesine konulsa ve Lâ ilahe illallah” (Allah’tan başka ilâh (ma’bûd) yoktur) şahadeti terazinin diğer kefesine konulsa elbette iman daha ağır basar.

İkincisi: “Subhânallahi ve’l-hamdülillâh” (Allâhü Teâlâ hazretlerini noksan sıfatlardan tenzih ve teşbih ederim. Hamd, Allâhü Teâlâ hazretlerine mahsustur) duasını çok oku! Çünkü bu dua bütün sevapları içinde toplar.

Amma (nehyettiğim) diğer iki şey ise şunlardır:
1- Allâhü Teâlâ hazretlerine şirk koşmak.
2- Allâhü Teâlâ hazretlerinden gayriye tevekküldür…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/244-245.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Nuh, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Beş Bayram Bir Araya Toplandı – İndiği Gün Zaten Bayram İdi

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2014

lnetilerdndabtnmminlerk

Beş Bayram Bir Araya Toplandı – İndiği Gün Zaten Bayram İdi

Ömer bin Hattab (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Yahudilerden bir adam gelip kendisine:
-“Sizin kitabınızda bir âyet-i kerime var; siz onu okuyorsunuz; eğer o âyet-i kerime bize inmiş olsaydı; biz o âyet-i kerimenin indiği günü bayram edinirdik!” dedi.
Hazret-i Ömer (r.a.) sordu:
-“Hangi âyet-i kerime?” Yahudi:
“İşte bugün sizin için dininizi kemâle yetirdim, üzerinizdeki nimetimi tamama erdirdim. Ve siz din olarak İslâm’a rıza verdim;”
Hazret-i Ömer (r.a.) buyurdular:
-“Ben o âyet-i kerimenin indiği zaman ve mekânı çok iyi biliyorum. Bu âyet-i kerime, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri Arafat’ta ayakta iken kendisine Cuma günü nazil oldu…

Beş Bayram Bir Araya Toplandı

İbni Abbâs (r.a.) hazretleri buyurdular:
“İşte bugün sizin için dininizi kemâle yetirdim, üzerinizdeki nimetimi tamama erdirdim. Ve siz din olarak İslâm’a rıza verdim;” âyet-i kerimesinin indiği gün; tam beş bayram bir araya toplanmıştı:
1- Cuma günüydü,
2- Arife günüydü,
3- Yahudilerin bayram günüydü,
4- Hıristiyanların bayram günüydü,
5- Mecûsflerin bayram günüydü,
O günden sonra veya daha önce asla bütün dinlerin (ve milletlerin) bayramlarının bir günde toplandığı vaki olmamıştır.

Efendimiz (s.a.v.)m Vefatı Haberi

Rivayet olundu:
Bu âyet-i kerime, Hacc-ı Ekber günü indiğinde, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bu âyet-i kerimeyi okudu. Hazret-i Ömer (r.a.) ağlamaya başladı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri kendisine sordu:
-“Seni ağlatan nedir?” Hazret-i Ömer (r.a.):
-“Beni ağlatan (şudur;) biz dinimizin ziyadeleşmesini beklerken o kemâle erdi. Bir şey kemâle erdiğinde mutlaka noksanlaşmaya başlar!” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona buyurdular:
-“Doğru söyledin!”
Bu âyet-i kerime Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ölüm haberini veriyordu. Efendimiz {s.a.v.) hazretleri, bu âyet-i kerimenin inmesinden sonra seksen bir (81) gün yaşadılar.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, hicretin on birinci (11) senesinde Pazartesi günü güneş Rabiü’l-Evvel ayından iki günü geçirmesinden sonra vefat etti.
Denildi ki:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Rabiü’l-Evvel ayının on ikinci gününde (pazartesi günü) vefat etti. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hicreti de Rabiü’l-Evvel ayının on ikinci günüydü…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 211.-212

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Müneccim – Kahin Nedir Kimlerdir ?

Posted by Site - Yönetici Haziran 22, 2014

Müneccim - Kahin Nedir Kimlerdir

Müneccim – Kahin Nedir Kimlerdir ?

Müneccim: Yıldızların durumlarını ve hareketlerini gözetleyerek geleceğe dâir haber verdiğini iddia eden ve yıldız falına bakan kimseye denilir.
Müneccimlere, kâhinlere, falcılara inanmamalı, bilinmiyen şeyleri bunlara sormamalidır. Bunları gaybleri (geleceği) bilir sanmamalıdır. Uğursuzluğa inanmamalı, te’sir eder sanmamalıdır. Gaybden (gelecekten) verdiği haber konusunda kâhini tasdik etmek küfürdür, îmânı giderir.
Kâhin; gelecek zamanda ortaya çıkacak hâdiseleri haber veren, sırları bildiğini ve gayb âlemine âit bilgilere vâkıf olduğunu iddia eden kişidir. Arablarda, olacak işleri bildiklerini iddia eden Kâhinler vardı. Benim gördüğüm cinler var, onlar bana tâbi olur, hizmetimde bulunur, bana haber getirirler diye iddia ederlerdi. Diğer bâzıları ise, bana verilen bir anlayış sayesinde hâdiseleri ve işleri bilir ve kavrarım diye iddia ederlerdi. Yıldızların hareketlerine bakarak ileride meydana gelecek hâdiseler hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia eden müneccim de kâhin hükmünde oiur, yâni gaybden verdiği haber konusunda müneccimi tasdik etmek küfür olur.
Yıldızların aracılığıyla gaybten haber veren kişi, ile “lim-i nücûm” yâni astronomi ilmiyle uğraşan Astronomi ilminin âlimleriyle birbirine karıştırmamak lazım. Astronomi ilminin âlimleri, yıldızları, ayı, güneşi, semavî ecrâmi incelerler… Bunların ay ve güneş tutulması veya herhangi bir yıldız hakkında verdikleri bilgi gayb’ten haber vermenin hükmünün altına girmez. Bunlar ilmî verilere göre konuştukları nisbette sözleri kabul edilir.

Kahin: Gizli şeyleri bildiğini iddia eden. Falcı. Kâhinlik yapan kimseye denilir.
Kâhinlere inanmak imana zarar verir.
Kâhine giden ve sihir büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan, bizden değildir.
Kur’ân-ı kerîme inanmamıştır.
Önceleri şeytanlar göklere çıkmaktan men olunmazlar idi. Göklere giderler, meleklerden işittiklerini, kâhinlere haber verirlerdi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) doğduğu zaman, göklere çıkmaları yasaklandı. Kâhinlere, falcılara inanmamalıdır. Bilinmeyen şeyleri bunlara sormamalıdır. Abdestsiz, namazsız bu kâhinler, falcılar ve müneccimler hiçbir şeyi bilmezler.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 205.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Peygamberlerin Hususiyetleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 20, 2014

Al aqsa mosque,mescid-i aksa

Peygamberlerin Hususiyetleri

Peygamberlerin ise her biri bir haslete mahsus idiler. Meselâ:
Nuh Aleyhisselâm şükür,
ibrahim Aleyhisselâm, hilim,
Mûsâ Aleyhisselâm, ihlâs,
İsmail Aleyhisselâm, vaadinde sâdık.
Ya’kûb Aleyhisselâm (belâ ve evlâd acısına) sabır,
Eyyûb Aleyhisselâm (hastalıklara, maddi varlıktan yokluğa düşmeye) sabır,
Dâvûd Aleyhisselâm, özür beyan etmek,
Süleyman Aleyhisselâm tevazu,
İsa Aleyhisselâm, zühd (hasletine mahsus oldu…)
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, peygamberlere tabi olup yollarında yürüdüğü için, peygamberlerin bütün hasletleri, kendisinde toplanıldı. (0 peygamberlerin bütün hasletlerine sahiptir….)
Ey mü’min (kardeşim) sen bu yüce Resul (s.a.v.) hazretlerinin ümmetindensin!
Allah’tan kork! Resul (s.a.v.) hazretlerinden utan ki, şiddetli ve devamlı azaptan kurtulasın! Bakî ve ebedî kalma ikâmet edeceğin naîm cennetine zafer olup erişesin!
Akl-i selîm sahiplerinin nail olduklarına nail olasın!

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 188

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Tam yemek hazır olduğunda, Cebrail Aleyhisselâm geldi ve…

Posted by Site - Yönetici Haziran 13, 2014

Tam yemek hazır olduğunda, Cebrail Aleyhisselâm geldi.

Tam yemek hazır olduğunda, Cebrail Aleyhisselâm geldi.

Hazret-i Câbir (r.a.). Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini ve ashabını yemeğe davet etmek için bir koyun kestiğinde, iki küçük oğlu vardı. Büyüğü evde değildi. Büyük oğlu eve geldiğinde küçük kardeşine sordu. -“Babamız, koyunu nasıl kesti?” Küçük kardeşi ona; -“Gel babamın koyunu nasıl kestiğini sana göstereyim?” dedi.
Çocuk, abisinin ellerini, ayaklarını ve gözlerini bağladı. Ve bıçağı eline alıp onu kesti. Çocuk, koşa koşa annesine gidip durumu anlattı. Annesi ağladı. Çocuk annesinden korktu kaçtı.
Kaçarken damdan düştü ve öldü. Anneleri başına gelen musibete sabretti.
En azından. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ve ashabı gelip yemeklerini yiyip gidinceye kadar, hiçbir şeyi belirtmemeye niyet etti. Oğullarının cenazelerinin üzerine bir bez serip evlerinin en karanlık ve kapalı yerinde sakladı. Yemekler pişti. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ve sahâbi geldiler. Sofralar serildi.
Tam yemek hazır olduğunda, Cebrail Aleyhisselâm geldi.
-“Allâhü Teâlâ hazretleri, sana bu yemekleri Câbir’in iki oğluyla beraber yemeni emrediyor!” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Câbir (r.a.)’a iki oğlunu getirmesini bildirdi. Câbir (r.a.) hazretleri, eşine geldi. Oğullarını sordu. Kadıncağız; -“Şu an burada hazır değiller!” dedi. Câbir (r.a.) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi: -“Şu an evde yoklar, ya resûlallâh!” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri; -“Bulun getirin!” diye emretti.
Câbir (r.a.) hazretleri, hanımına geldi. Çocukları bulmasını yoksa Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin yemekleri yemeyeceğini söyledi. Kadıncağız, oğullarının başına gelenleri anlattı. Câbir (r.a.) hazretleri, ağlayarak Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Oğullarının başına gelenleri haber verdi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri tefekkür etti. Cebrail Aleyhisselâm geldi. Allâhü Teâlâ hazretleri, sana o çocukların dirilmesi için dua etmeni emrediyor ve buyuruyor:
-“Senden dua ve bizden icabet etmek;!” diyor.
Efendimiz {s.a.v.) hazretleri, o çocukların hayat bulması için dua etti. yeniden  hayat buldular, dirilip ayağa kalktılar. Geldiler, Efendimiz`in yanında oturup onunla beraber yemek yediler.

Kaynaklar : Şerhü’l-Kasîdef ı- Ahmed El-Harputî, en-Necm: 53/1-4,
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 146-147.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Peygamberimizin Mucizeleri, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 365 takipçiye katılın