Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Hakkı Görebilmek..

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2014

20120603_194237 copy.jpgy0

Hakkı Görebilmek..

Hikâye olundu. Sultanın biri, Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerinin kabrini ziyaret etti.
Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerinin ashabına {mürit ve talebelerine) onun halini sordu. Onlar:
-”Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerini gören cehennem ateşine girmez!” dediler. Sultan:
-”Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmesiyle beraber; cehennem ateşine girecektir. Senin şeyhin Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin üzerinde (bir makama sahip) değildir...” dedi. Talebe buyurdu:
-”Ey Sultân! Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmedi. Belki o, Ebû Talib’in yetimini gördü. Eğer Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmüş olsaydı; elbette ona imân ederdi, cehennem ateşinden kurtulurdu ve irfan nuruyla nurlanırdı…” dedi.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 7/22.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2014

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

-”Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini, yaş hurma ve karpuz yerlerken gördüm.” [Tirmizi: 1766, Ebu Davud: 3339. ]
-”Hem yer ve hem de takvâli olabilirsin! Zira muhakkak ki Allâhü Teâlâ hazretleri, helâlin yenilmesini kerih (ve çirkin) görmez!” (Sen bunlarla uğraşma yerine bir başını) çevirip bak!

1 - Anne ve babana birrü ihsanın nasıl?
2- Anne ve babaya iyiliğin!
3- Sıla-i rahme ilgin nasıl?
4- Yakın akrabalarınla ilişkilerin nasıl?
5- Komşuna olan şefkat ve merhamet nasıl?
6- Müslümanlara olan merhamet ve acıman nasıl?
7- Zulüm anında kinini yutkunabiliyor musun?
8- Sana zulmedeni bağışlayabiliyor musun?
9- Sana kötülük edene iyiliğin nasıl?
10- Sabır ve tahammülün nasıl?
11 - Eziyet ve belâlara katlanabiliyor musun?
12- (Takva ve zühd yönünden) sen bunların hükümlerine, un helvasını terk etmeden daha çok muhtaçsın… (Sen ahlakına dikkat et!)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/35.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2014

Danyâl Aleyhisselâm'ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu; Hazret-i Ömer (r.a.)’ın zamanında. Yüzüğün taşının üzerinde bir iki aslan vardı. Aslanların arasında bir adam resmi ve aslanlar o adamı yalıyorlardı.

Bu şundandi: Buhtunnasr, israil oğullarının çocuklarını arayıp, onları öldürdüğü bir zamanda Danyâl Aleyhisselâm doğdu. Danyâl Aleyhisselâm’ın annesi, Buhtunnasr’ın zulmünden kurtulmasını ümit ederek, onu bir ormanlığa bıraktı.
Allâhü Teâlâ hazretleri erkek bir aslanı onu korumaya, dişi ve sütlü bir aslanı da onu emzirmeye ve beslemeye vazifelendirdi. Onların ikisi Danyâl Aleyhisselâmı yalıyorlardı. Danyâl Aleyhisselâm büyüdüğü zaman, kendisine bir yüzük yaptırdı. Bu hali yüzüğün taşına tasvîr etti. Tâ ki Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerinde olan nimetlerini unutmasın…

Âhiret yolunu kat edebilmek için; meşakkatlere tahammül etmek ve kendisiyle Hallâk Teâlâ hazretlerinin arasında olan ve yerine getirilmesi vacib olan hukuka riâyet edip onları yerine getirmek gerekir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/667

“Hicri: 27 yılında Hz. Ömer zamanında Tarsus İslam Kuvvetleri tarafından fethedilir. Şehrin imarı sırasında İslam Kuvvetleri komutanı Ebul Musa Eş Arı tarafından, kapısı mühürlü bir odanın içerisinde bir sanduka bulunur.
Ebul Musa tarafından açılan sandukada kefeni altın işlemeli olan ve parmağında bir yüzük bulunan devasal büyüklükte bir cenaze görülür.
Yüzükte iki aslanın ortasında bir çocuk figürü tasvir edilmişti.
Yüzük komutan Ebul Musa tarafından Hz. Ömer’ e gönderilir. Hz. Ömer yüzüğü Hz. Ali’ye gösterir. Hz. Ali; yüzüğün Danyal Peygambere ait olduğunu, zira bu yüzük üzerindeki tasvirlerin de, Danyal Peygamberin başından geçen olayın bir sembolü olarak betimlendiğini söyler.
Bunun üzerine Hz. Ömer cenazenin çalınmaması için, mezarı daha derinlere gömülmesini emreder.
Komutan Ebul Musa da, nehrin akıntısını keser ve mezarı derine gömer üzerini de harç tabakasıyla kapatır ve kimsenin mezarı çalmaması için de nehrin mezarın üzerinden akmasını sağlar”.[*]

[*] Alimul Allame, Ahmed Bin Muhammed Bin İbrahim Ennisaburi, Kısas-ı Enbiya-El Arais- Essarlabi –Hic: 427 Mil: 1006 sayfa 383.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Sohbeti Zararlı Olan Kimseler.

Posted by Site - Yönetici Kasım 13, 2014

cicek gul

Sohbeti Zararlı Olan Kimseler.

Kâmil bir mü’mine gereken ise;
1- Kâfirlerin
2- Fâcirlerin,
3- Bid’at ehlinin,
4- Hevâ-ü heves ehlinin,
5- Gaflet ehlinin
6- İnkâr ehlinin
7- (Sahte şeyhlerin ve evliyalık taslayanların) sohbetinden kesilmektir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/691-692.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âhir Zamanın En Şerlileri Âlimleridir

Posted by Site - Yönetici Kasım 11, 2014

Âhir Zamanın En Şerlileri Âlimleridir

Âhir Zamanın En Şerlileri Âlimleridir

Hazret-i Ali (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: -”İnsanlar, üzerine bir zaman gelecek; İslâm’ın ancak ismi kalır. Kur’ân-ı kerimin ise sadece resmi…
(O gün insanlar) mescitlerini çok mamur (ve bakımlı) yapacaklardır. Ama o mescitler, Allah’ın zikrinden harap olacaktır. (Her ne kadar camiler bakımlı, süslü ve içi cemaat dolu olsa bile gerçek bir iman ve ihlaslı mü’minler camide bulunmadıkları için manen harap olmuş olurlar…)
Bu zamanın en şerli kişileri, âlimleridir.
Fitne âlimlerden çıkar; ve yine onlara döner..”
Yani o çağın âlimleri, bilirler ama, bildiklerinin gereğiyle amel etmezler.

Sa’dî (k.s.) buyurdular:
Amel nice kereler okumaktan daha iyidir.
Amel nedir bilmiyor.
Bir çokları…
Amelden habersiz olanlar;
Ne muhakkik (tahkik ehli) ve ne de bilgin ve âlim oldu.
Sadece birkaç kitap çevirmiştir.
Onun gerçek ilim ve irfandan haberi yoktur.
Sadece defter taşımıştır.
İlim Amelle Güzeldir
Bil ki;
Muhakkak ilimlerin zübdesi (kaymağı) Allâhü Teâlâ hazretlerini bilmektir. Masivâ onun güzelliklerindendir. 0 kendi nefsinde kâmildir. Ancak amel ise maksûttur. Sadece okumak insana hiçbir fayda vermez. Hiçbir menfaat sağlamaz. Refîküt’tevfîk’in sahibi olana ne mutlu!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/657-658.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2014

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Fudayl bin İyâz ( r.h.) hazretlerinin talebelerinden birinin Ölümü hazır olduğunda, Fudayl (r.h.) hazretleri, onun yanına girdi. Başı ucunda oturdu. Yasin sûresi okumaya başladı. Talebe;
-”Ey ustâd! Bunu okuma!” dedi.
Fudayl (r.h.) hazretleri sustu. Ve ona;
-”Lâ ilahe illallah” tevhit kelimesini telkîn etti. Talebe;
-”Ben onu söylemem! Çünkü ben ondan uzağım!” dedi.
Ve bu hâl üzere vefat etti.
Talebenin imansız bir hal üzere vefat etmesi üzerine Fudayl bin îyâz (r.h.) evine gitti. Eve kapanıp ağladı. Tam kırk gün (kırk gece) evden çıkmayıp; hep ağladı.
Sonra İyâz (r.h.) hazretleri, onu rüyasında gördü. O cehenneme götürülüyordu.
İyâz (r.h.) hazretleri ona sordu:
-”Hangi günah sebebiyle Allâhü Teâlâ hazretleri, senden marifeti söküp aldı. Halbuki sen talebelerimin en âlimi idin?!” Talebe konuştu:
-”Üç şey sebebiyle (benden marifetüllah alındı:
1- Nemîme,
2- Haset,
3-Şarap’tır…

Birincisi: Nemîme yani koğuculuktur. Çünkü ben, arkadaşlarıma senin söylediklerinin hilâfına (aksine) sözler söyledim.
İkincisi: Hasettir, benim arkadaşlarımı kıskanıyordum.
Üçüncüsü: Şarap içmemden dolayıdır. Çünkü benim bir hastalığım vardı. Doktora gittim. Ona derdimin devasını sordum. Doktor bana;
-”Her sene bir bardak şarap içi Eğer böyle yapmazsan bu hastalığın ebediyen senden geçmez!” dedi.
Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.
Kendisine takatimiz olmayan gadabından Allah’a sığınırız!

(İmam Gazâlî hazretlerinin “Minhâcül-âbidîn” isimli kitapta da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/649-650.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Aslanların önüne atıllan Zahid – Hikâye

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2014

Aslanların önüne atıllan Zahid - Hikâye

Aslanların önüne atıllan Zahid – Hikâye

Tabiînden bir zâhid vardı. Halife Mervân bin Hakem’in eğlence aletlerini kırdı.
Onu yakalayıp, Halifeye getirdiler. Halife; onun (günlerce aç bırakılan) aslanların önüne atılmasını emretti. Onu alıp Aslanların önüne attılar. O zâhid orada namaza başladı. Aslan geldi. Ona yaklaştı. Ve Kuyruğunu sallamaya başladı. Orada bulunan bütün aslanlar onun başına toplandı. Aslanlar, dilleriyle onu yalamaya başladılar. O zat ise namaz kılıyordu. Aslanlara hiç aldırmıyordu. Mervân, sabahladığında (cellatlarına) sordu:
-”O zahidimizi ne ettiniz?” Onlar;
-”Aslanların önüne atıldı…” dediler. Mervân;
-”(Gidin) bakın hele aslanlar onu yemiş mi?” dedi.
Mervân’ın adamları geldiler. Aslanların o zâhid ile ünsiyet kurduklarını gördüler. Onu oradan çıkarttılar. Halifeye götürdüler. Mervân ona sordu:
-”Sen o Aslanlardan korkmadm mı?” Zâhid;
-”Hayır!” dedi.
-”Nasıl olur?” dedi. 0;
-”Ben gece boyunca tefekkür (ve ibâdet) ile meşgul oldum. Tefekkürden Aslanlardan korkacak bir zamanım olmadı” dedi. Zahide sordu:
-”Ne tefekkür ediyordun?” Buyurdular:
-”O aslanı düşündüm! Bana geldi, diliyle beni yaladı. Ben onun salyaları acaba temiz mi yoksa necis mi olduğunu (onun saiyalarıyla namaz kılmanın caiz olup olmadığını) tefekkür ettim. İşte benim bu tefekkürüm; beni onlardan korkmaktan alıkoydu.”
Mervân, buna şaştı.
Onu serbest bıraktı.
“Nisâbü’l-İhtisâb” isimli kitapta da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/622.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Korkulu Anlarda Ezan Okunmalıdır

Posted by Site - Yönetici Kasım 1, 2014

Korkulu Anlarda Ezan Okunmalıdır

Korkulu Anlarda Ezan Okunmalıdır

Yine,
1- Yangın vaki olduğu zaman,
2- Sel hücum ettiğinde,
3- Çok soğuk olduğu zaman,
4- Fırtına,
5- Veya her hangi bir şeyden korkulduğu zaman; Ezân-ı şerif okunmalıdır…..
El-Esrârül-Muhammediyye” isimli kitapta da böyledir.

Ezanın işaret Ettikleri

Ezân-ı şerif, Allâhü Teâlâ hazretlerine hakîkî davete işarettir.
Davet eden (ezan okuyan ise) “Vâris-i Muhammedi” olan (mürşid-i kâmillerdir. (Mürşid-i kâmiller) gaflet ve hicap ehlini; kurb (manevî yakınlık) makamına ve hitap mahalline davet etmektedirler.
Hakkı işitmekten sağır olan kişi, davetçi (mürşid-i kâmil) ve onun davetiyle istihza etti; cehaletinin kemâli ve dalâletinden dolayı….

Ey gencim! Pîrin öğüdünü tutl Pîrin görüşüyle can bahtiyar olur.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/603.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2014

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Her Müslüman şerîat erbabıdır.

Şerîat ile ilgili ilmi yani ilmihali öğrenmek ve gerektiğinde de fıkhî meseleleri öğrenmek her Müslüman erkek ve kadının üzerine vacibtir. Şerî ilimler olmadan İslâmiyet olmaz. Fakat, tasavvuf, marifet ve hakikat ilmi, erbabı olmayana verildiği zaman fitne çıkar.
Herkese esrarı ilâhiyeden, marifet ve hakikattan bahsedilemez.
Buna ehil olmayan kişilerde aksi tesir yapar. Onun için musannif hazretleri, bu ilimleri erbabına vermek lazım dediler.
Tasavvuf tarihine bakıldığı zamanda marifet ve hakikat ehli, kapılarına gelen bir çok kişiye sırların kapılarını açmamışlardır.
Hatta kapılarına gelen padişahlarla görüşmemişlerdir bile…
Sokakta geçen bir Müslüman ilmihal bilgisinden söz edebilirsin; ama rabıta, keşf, keramet, marifet ve hakikattan ancak erbabı olan erenlere söz edebilirsin. Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/638.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hacı Bayram Velî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

Hacı Bayram Veli Hz. Cami ve Türbesi

Hacı Bayram Velî hazretleri Kimdir ?

Bayrâmiyye Tarikatı; Hacı Bayram Velî hazretleri tarafından XIV. asrın sonları ile XV. asnn başlarında kurulan ehli sünnet ve’l-cemaat’a mensûb bir tarikat.
Adını Hacı Bayram Velî hazretlerinden (833/1429)’den almıştır. Hacı Bayram, 753/1352 yılında Anka-ra Çubuksuyu civarında bugünkü söyleyişiyle Solfasol (Zü’l-Fadl) köyünde doğmuştur. Asıl adı Numan’dır. Şeyhi ile Kurban Bayramı’nda tanıştığı ve çok mütevazi olduğundan Bayram adını almış ve bu adla ün yapmıştır.

Babası, Koyunluca Ahmed adında bir köylüdür, Safıyüddin ve Abdal Murat isminde iki küçük kardeşi vardır. İyi bir eğitim gördü. Melike Hatun’un yaptırdığı Kara Medrese’de müderris oldu. Hacı Bayram, Kayserili Şeyh Hamîdüddin b. Musa (Somuncu Baba)’ya (815/1412) intisâb ederek ondan feyz aldı. Şeyhinin neş’e ve kemâline olan aşkının sonucu hep onunla birlikte oldu, onunla birlikte Şam ve Mekke’ye gitti. Hac görevini yerine getirerek Aksaray’a geri geldiler.

Hacı Bayram şeyhinin irtihâlinden sonra Ankara’ya döndü.
İmam Gazalî hazretlerinin Bağdat Nizamiye Külliyesi’nden ve Molla Câmî’nin vazife yaptığı medreseden ayrıldıkları gibi Hacı Bayram Velî de Kara Medrese müderrisliğinden ayrıldı. Bu sıralar Anadolu halkı üzerinde Muhyiddin İbnü’l-Arabî (k.s.). Celâleddîn-i Rûmî (k.s.) Sadreddin Konevî (r.h.) hazretleri ve şeyhi Hamideddin’in nüfuzları hissediliyordu.

Hacı Bayram’ın tasavvuf terbiyesinin yanına müderrisliği de eklenince, fikirlerini yayması çok kolay oldu. İrtihâlinden sonra da Bayramîlik adıyla ün salan bu tasavvuf ekolü (tarikatı)’nı. yetiştirdiği mürid ve halifeleri devam ettirdiler. Bayramîlik tarikatının bizim tasavvuf tarihimizde büyük bir yeri vardır.
Silsilesi: Bayramîlik, bir koldan Bayezid Bestamî’ye çıkar. Diğeri, bilhassa Halvetîler ve Melâmiler tarafından kabul edilen silsile olup Hasan Basrî’ye uzanır.
Birinci silsile, Ebu’l-Hasan Zarafânî’den Nakşibendiyye silsilesine ulaşır.

Bayramı tarikatının hem Hazret-i Ebû Bekire ve hem de Hazret-i Aliye nisbeti vardır. Sesli zikri Halvetîlikten. sessiz zikri de Nakşîlikten aldığı kabul edilir. Bayramîlik, dünya hayatında kimseye yük olmamayı, alınteriyle kazancı esas alır. Bizzat Hacı Bayram. Ankara’da geçimini ziraatle sağlamıştır. Bayramîlİk’te aynı zamanda, başkasının da geçim zorlukları karşısında yardımına koşmak prensibi vardır. Bu husus ile ilgili olarak Hacı Bayram’ın üç aylarda halktan zekât toplayıp fukarasına dağıttığı bilinmektedir.

Hacı Bayramı Veli Hazretleri, Ak Şemseddin hazretlerinin koluyla yayılmıştır. Ak Şemseddin. Mehmed ve Ahmed Bîcan. gibi büyük zatları yetiştirmiştir. Anadolu’da Islâmî varlığın korunmasında da büyük tesirler icra etmişlerdir.

Hacı Bayram Velî’ nin (k.s) kabri, önemini ve değerini yükselttiği Ankara’da kendi adıyla anılan camiin avlu-sundadır. Bayrâmiyye Tarikatı günümüzde inkıtaa uğramıştır. Mütercim.

Tarikatlar Arasında İhtilâf

Meşhur Şeyh Üftâde (k.s.) hazretleri buyurdular: Bayrâmiyye (tarikatına) mensup olanlar ile Halvetiyye (ta-rikatına mensup olanlar) arasında buğz (ve kin) süre gelmektedir.
Yine onlar (Bayrâmiyye ve Halvetiyye tarikatları) ile Seyyid Buhârî (k.s.) hazretlerine tabi olanlar arasında büyük bir buğz (ve rekabet ) vardır. Halbuki bununla beraber, buğz ve nefret hak ehline asla yakışmaz.
Görmüyor musun, Âdem Aleyhisselâm’ın zamanından Peygamberlerin sonuncusu (olan Efendimiz s.a.v.) hazretlerinin zamanına kadar gelen peygamberlerin hiçbirinin arasında buğzun hiçbir çeşidi görülmedi. Hatta bazı çağlarda üç ve dört peygamber aynı anda bulundukları halde ne peygamberlerin ve ne de onlara tabi olanlardan hiçbirisinin arasında en küçük bir ta’n (yerme, kınama veya önemsememek) asla bulunmadı.

Sa’dî buyurdu:
Benim gönlüm, hep sofuların sevgisiyle doludur.
Benim içimde asla kimseye karşı kin ve düşmanlık yoktur.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/612-614.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 464 takipçiye katılın