Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Debbûs Nedir – Ne Demektir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 20, 2014

Debbûs Nedir - Ne Demektir ,zonaro_rufai dervisleri

Debbûs Nedir – Ne Demektir ?

Debbûs, şiş demektir. Bu şişler, paslanmaz demir’den imal edilip, genelde serçe parmağı kalınlığındadır. Bazı tasavvufı çevrelerce kullanılan şişler yanı sıra; genelde, dile, yanak ve duduklara vurmak için çuvaldız boyunda olanları da vardır.

Dervişlerin kimi bıçak, kama, kılıç kendilerine vurdukları gibi kimi de kendilerine kurşun vurmaktadırlar. Debbüs vurmak ruhî bir hadisedir. Debbüs, psikolojik bir olay olup; asla keramet değildir. Şiş vurmak bir hal işidir. O hale gelen kişiler, debbusu kendilerine vurmadan önce vücutlarına az bir batırarak denemesini yaparlar. Bu denemede vücutları acımayınca kendilerine batırırlar…

Debbüs vuran kişilere, evliya: vurmayanlara evliya değildir, diyemeyiz…. Çünkü, gayri müslimler ve hatta puta ve heykele tapan hindular da belirli bir ruh terbiyesinden sonra kendilerine şiş saplamakta ve debbüs vurmaktadırlar.

Dervişler, heyecanlandıkları ve dervişlerin diliyle “Celâli aşka” geldikleri zaman, kendilerine debbüs, bıçak ve hatta kılıç vururlar. Bunun hiç ağrısını görmedikleri gibi vucüdlarına bir tesir yapmaz. Aşka gelmek her dervişin işi değildir.

Son tarihlerde, Şeyhlerin çoğu debbüs vurmayı bıraktılar, çünkü, birçok mürid ve derviş debbüs ile yaralandı ve hatta bazıları aldıkları yaranın etkisiyle öldüler. Vurdukları debbüsü demleyemediklen için hastahaneye yatan müridlerinden dolayı birçok şeyh, mahkemelik oldu.
Şeyhin biri, kendisine debbûs vurdu. Adam olduğu yerde öldü. Onu alıp bağın içine götürdüler. Bekçi kulübesine koydular. Sonra gidip, zabıtlara haber verip, bekçilerinin düşmanları tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü söylediler…

Yıllarca kendisine şiş vuran, vücûdunu bıçaklayan ve hatta karnına kılıç saplayan şeyh’in biri, düşmanları tarafından bir bıçakla öldürüldü. Bu hadiseler yeni kuşak sahte şeyhleri şişlerden soğuttu.
Şeyhlerin birçoğu da keramet sahibi olduklarını belirtmek için yılan tutmaktadırlar.

Yılan tutmanın da keramet ile hiç bir ilişkisi yoktur. Bir efsun işidir. Bir çok hindu bile zehirli yılanları rahatlıkla tutmaktadırlar.
Debbüs vurmak, yılan tutmak ve hatta ateşe girmek tamamen motivasyon işidir. Kendine şiş vurmak ve ateşin içine girmek ve zehirli yılan ve akrebleri eliyle tutmak için evliya olmak şart değildir. Debbüsü gayri müslimler kendilerine vurdukları gibi belirli bir motivasyondan sonra yine gayri müslimler, dinden uzak hayat yaşayan, namaz, oruç, zekat ve diğer İslâmî İbâdetlerden uzak olan, faiz yiyen, zina eden insanların dayalın ayakla ateşin üzerinde yürüdüklerini görmekteyiz…..

İçki içtikten sonra ağzını temizleyip, kendisine şiş saplayan kişileri de gördük…
Debbüs vurmak İlâhî bir emir veya sünnet değildir. Kur’ân-ı Kerimde debbüs vurmaya işaret eden bir âyet-i kerime olmadığı gibi; Efendimiz (s.a.v.)’in ve ashabının debbüs vurdukları vaki değildir.
En büyük keramet, Ümmet-i Muhammed’i sevmek ve onların islâhı İçin çalışmaktır. Kur’ân-ı Kerim ve İslâm dinine hizmet etmektir. Çünkü kâfirler, Kur’ân-ı kerime hizmet etmezler…

Mütercim – Ruhu’l Beyan Tefsiri,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Nefis Nasıl Yola Gelir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 13, 2014

Nefis Nasıl Yola Gelir

Nefis Nasıl Yola Gelir ?

Sâlikin biri, şiddetli nyâzâtlardan sonra nefsine hitap etti ve buyurdu:
-“Sen kimsin? Ve ben kimim?” nefsi: -“Sen, sensin’ Ben de benim!” diye cevap verdi.

Sâlik ikinci kere nefsini tezkiye etmekle meşgul oldu. Mücâhede etti. Hatta defalarca yayan olarak hacca gitti.
Salik yine nefsine sordu,
-“Sen kimsin? Ve ben kimim?” nefsi, evvelki cevabı verdi: -“Sen, sensin! Bende benim!

Sâlik önceki rıyâzâtlarından daha şiddetli bir şekilde nefsine yöneldi. Az yemek sebebiyle ona açlık İlacını verdi.
Hatta nefsini öldürdü (hâlsiz ve mecalsiz bıraktı). Sâlik nefsine sordu:
-“Sen kimsin?” nefsi cevap verdi;
-“Sen sensin! Ben ise fânî oldum!
Benim varlığımdan bir eser kalmadı!” dedi. Sâlik, Allâhü Teâlâ hazretlerinin yardımı ile istirahat etti.

Sofunun Hastalığı Olan Zehir

Hazret-i Mevlevi’ye soruldu: -“Sofu kişi hiç isyan eder mi?” cevaben buyurdular: -“Hayır! Ancak iştahından önce yemek yerse isyan eder. Çünkü yemek yemek, sofunun zehiridir ve hastalığıdır…

Allah’ım bu nefsi emmâre’yi ıslâh etmek üzere bize yardım et!  Âmin!

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/71-72.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Evli Olmanın Evlâda Sahip Olmanın Fazileti

Posted by Site - Yönetici Aralık 8, 2014

Evli Olmanın Evlâda Sahip Olmanın Fazileti

Evli Olmanın Evlâda Sahip Olmanın Fazileti

Tefsîr ehli (müfessirler) buyurdular:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, bir gün Vaaz ettiler ve kıyameti anlattılar. Korkutma işini tebliğ ettiler. İnsanlar, ondan ayrıldıklarında ağladılar. Sahabelerden on kişi, Osman bin Maz’ûn el-Cümhî’nin evinde toplandılar.
Müşavere ettiler. Bu sahabeler,
1- Ruhbanlık etmeyi,
2- Yün elbise giymeyi
3- Abâ (kaba elbiseler) giymeyi.
4- Karalara bürünmeyi,
5- Zekerlerini (tenasül aletlerini) kesmeyi.
6- İğdiş olmayı,
7- Bütün seneyi oruçlu geçirmeyi,
8- Geceleri ta sabahlara kadar kıyam ve namazla geçirmeyi,
9- Asla yatağın üzerine yatıp uzanmamayı,
10- Et yememeyi,
11 – Et yağı yememeyi
12- Yağlı ve leziz yemekler yememeyi,
13- Kadınlara asla yaklaşmamayı,
14- Koku sürünmemeyi,
15- (Soğuk su içmemeyi.)
16- (Bundan böyle iş, sanat, ziraat ve ticâretle uğraşmamak)
17- Ve (bundan böyle) yeryüzünde seyahat etmek konusunda ittifak ettiler….
Bu sahabelerin bu kararlan Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine ulaştı.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri (hemen) Osman bin Maz’ûn (r.a.) hazretlerinin evine geldi. Kendisine tesadüf etmedi. Onun hanımı Ümmü Hakîm ki bu kadın şahabının adı Havle idi ve o Attâr (kokucu) idi. (Efendimiz s.a.v. hazretleri Havle r.a. hazretlerine) buyurdu:
-“Senin kocan ve arkadaşlarından bana ulaşan haber doğru mu?” diye sordu.
Kadıncağız. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine karşı yalan söylemek istemedi ve kocasının haberini (ve sırrını) ortaya koymayı da istemedi (bunun için şöyle cevâp verdi:)
-“Ya Resûlallah (s.a.v.)! Eğer Kendisi sana söylediyse doğrudur!” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri döndü.
Osman bin Maz’ûn (r.a.) hazretleri, evine geldiğinde, hanımı, ona Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin evlerine kadar geldiğini bildirdi. Osman bin Maz’ûn hemen Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine gitti. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bu durumu ona sordu. 0;
-“Evet! (İşittikleriniz doğrudur ya Resûlallah)! dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Amma hiçbir zaman ben bunu size emretmedim!
Muhakkak ki nefsinizin sizin üzerinizde hakkı vardır.
Oruç tutun!
Iftâr edin!
(Gecenin bir kısmında) kalkın (namaz kılın),
Uyuyun!
Muhakkak ki ben kıyam ederim, uyurum, oruç tutarım, iftar ederim, et yerim, yağ yerim, kadınlara da yaklaşırım, kim benim sünnetimden yüz çevirirse, (sünnetimden dönüp onunla amel etmezse) o kişi benden değildir,” buyurdu.
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ashabını topladı, onlara bir hutbe okudu ve buyurdu:
-“Kadınları, yemekleri, kokuları, uyku ve dünyevî şehvetleri kendilerine haram kılan kavmin hâli nicedir? Amma muhakkak ki ben size, kıssîsîn (keşişler) ve rahipler olmanızı emretmedim. Muhakkak ki benim dinimde, et yemeyi ve kadınları terk etmek ve manastırlar edinmek (bir yere kapanıp orada ibâdet etmek) yoktur.
Benim ümmetimin seyahati oruçtur.
Ümmetimin ruhbanlığı ise cihat ve mücâhede’dir.
Ey ümmet ve ashabım! Allah’a ibâdet edin! Ona hiçbir şeyi şirk koşmayın!
Haccedin! .
Umre yapın!
Namaz kılın!
Zekat verin!
Ramazan-ı şerif orucunu tutun! .
İstikâmetinizi düzeltin!
Dosdoğru olun ki size de doğru davranılsin!
Muhakkak ki sizden önce olan ümmetler, helak oldular. Onların helak olmalarına şiddet sebep oldu. Onlar, dinlerini zorlaştırdılar, Allâhü Teâlâ hazretleri de onların üzerine zorlaştırdı. İşte bu kiliseler ve manastırlar onların kalıntılarıdır (ve onlardan arta kalan şeylerdir…)”
işte bu hadise üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.
Ey o bütün imân edenler! Allah’ın size helâl kıldığı nimetlerin hoşlarını kendinize haram etmeyin, aşırı da gitmeyin. Çünkü, Allah aşırı gidenleri sevmez.
Hem Allah’ın size merzûk kıldığı nimetlerden helâl ve hoş olarak yiyin, hem de kendisine mü’min bulunduğunuz Allah’tan korkun.”

Oruç Nefsi Dizginler

Rivayet olundu:
Osman bin Maz’ûn (r.a. hazretleri bir gün) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Ve:
-“Muhakkak ki benim nefsim bana, iğdiş (hadım) olmamı söylüyor?” (İçime iğdiş olmak doğuyor?” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri;
-“Dur Ey Osman! Muhakkak ki ümmetimin hadımlaşması oruçtur.

Camide Namazı Beklemek

Osman bin Maz’ûn (r.a.) buyurdular:
-“Ya resûlallah (s.a.v.)! Dağların üzerinde ibâdetler edip, rahip olmak geliyor içimden?
Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
-“Dur! Ey Osman! Ümmetimin rahipliği mescitte namaz vaktini beklemek için oturmalarıdır...”

Mala Sahip Olmanın Fazileti

(Osman bin Maz’ûn r.a. hazretleri):
-“Ya ResûlalIah (s.a.v.)! Malımın hepsini çıkarıp dağıtmak geliyor içimde (ne buyurursunuz)?” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Yavaş ol! Ey Osman! Muhakkak ki sizin bir günden bir güne sadaka vermeniz; senin nefsini, aile ve iyâlini iffetle geçindirmen, miskinlere ve yetimlere merhamet etmen onlara vermen bundan yani bütün malını dağıtmandan daha faziletlidir… (Malının hepsini dağıtma. Malın olsun ki hem sen başkalarına muhtaç olmazsın ve hem de sürekli muhtaçlara yardım etmiş olursun.)…”

Evli Olmanın Fazileti

(Osman bin Maz’ûn r.a. hazretleri):
-“Ya Resûlallah! Muhakkak ki benim nefsim, bana eşim Havle hanımı boşamayı düşürdü. (Eğer müsaade edersen, eşimi boşamak istiyorum?)” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Yavaş ol! Ey Osman! Muhakkak ki benim ümmetimin hicreti, onların Allâhü Teâlâ hazretlerinin kendilerine haram kıldığı şeylerden hicret edip kaçmalarıdır.
Veya hayatımda bana hicret etmeleridir.
Ya da vefatımdan sonra gelip kabrimi ziyaret etmeleridir.
Yahut da öldüğünde, geride bir hanım, iki hanım, üç veya dört hanım bırakmalarıdır...”

Evlâda Sahip Olmanın Fazileti

Osman bin Maz’ûn (r.a.) hazretleri;
-“Ya Resûlallah, eşimi boşamayı yasakladın; nefsim bana bir daha cima etmemeyi söylüyor?” dedi.
Efendimiz {s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Dur! Ey Osman! Muhakkak ki Müslüman bir kişi, hanımı veya sağ elinin sahip olduğu (cariyesi) ile cima ettiği zaman; eğer bu cimadan kendisine bir çocuk nasip olmazsa; {bile elbette) cennette ona bir hizmetçi olur. Eğer bu elmasında kendisine bir çocuk olur da çocuk kendisinden önce vefat ederse, o çocuk kıyamet gününde onun için ferat (cennette onu bekleyen bir kişi) olur ve kıyamet gününde ona şefaat eder. Eğer kendisinden sonra ölürse, o zamanda kıyamet gününde onun için nur olur…

Et Yemek?

Osman bir Maz’ûn (r.a.) hazretleri;
-“Ya Resûlalİah (s.a.v.); nefsim bana et yemememi söylüyor?” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Yavaş oll Ey Osman! Et yemeyi severim! Bulduğum zaman et yerim! Eğer ben Rabbimden her gün bana et yedirmesini dilesem; elbette Rabbim bana her gün et yedirir!

Sünnet İle Amel

Osman bin Maz’ûn (r.a.) hazretleri buyurdular:
-“Nefsim bana bir daha koku sürünmememi söylüyor?” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Acele etme! Ey Osman! Muhakkak ki Cebrail Aİeyhisselâm, ara sıra koku sürünmemi bana emretti.
Cuma günü ise o hiç bırakılmaz.
Ey Osman! Benim sünnetimi terk etme!
Sünnetimden yüz çevirme!
Kim sünnetimden döner ve sonra tövbe etmeden bu hal üzere ölürse; kıyamet günü melekler, onun yüzünü benim havzumdan çevirirler….[Telbîsü’l-lblîs: s. 285, İbnü’l-Cevzî el-Bağdâdî]

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/32 – 34

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İçkiden Dolayı Lanetlenen Şahıslar

Posted by Site - Yönetici Aralık 3, 2014

İçkiden Dolayı Lanetlenen Şahıslar

İçkiden Dolayı Lanetlenen Şahıslar

Hadis-i şerifte buyurdu:
-“Allâhü Teâlâ hazretleri lanet etsin:
1- İçkinin kendisine,
2- İçkiyi içene,
3- İçkiyi sunan (ve içiren),
4- İçkiyi satan,
5- İçkiyi satın alana,
6- İçkiyi sıkan (hazırlayan),
7- İçkinin sıkılmasını (hazırlanmasını) isteyene,
8- İçkiyi taşıyan,
9- İçkiyi kendisi taşıttıran
10- İçkinin bedelini (parasını) yiyenlere…”

Kaynak : Kenzul-Ummal: 13257,
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/56.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İçki İçenlerin Ahiretteki Hali..

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2014

İçki İçenlerin Ahiretteki Hali..

İçki İçenlerin Âhiretteki Hâli..

Hadis-i şerifte buyurdu:
-“Kim dünyada içki içerse, Allâhü Teâlâ hazretleri ona, büyük siyah yılanın zehiri ve akreplerin zehrini içirir.
İçkici kişi, yılan ve akreplerin zehrini içtiği zaman, daha o zehirleri içmeden önce onun yüzünün etleri bir kabın içine düşer.
Adam onları içtiği zaman, onun eti bir cîfe (leş) gibi kokmaya başlar. Mevkifin ehline eziyet verir.
Kim, şarap ve içki içme işinden tövbe etmeden önce ölürse; o kişinin dünyada içmiş olduğu içkinin her yudumuna karşılık, ona cehennemin irinlerinden bir içimlik içirmek, Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerine haktır…”

Kaynak : Nusubu’r-Raye: c. 4, s. 298.
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/55-56.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hak Yoldan Dönenlerin Azabı

Posted by Site - Yönetici Kasım 26, 2014

Cehennem,azap,azap melekleri,cehennem zebanileri,Hak Yoldan Dönenlerin Azabı

Hak Yoldan Dönenlerin Azabı

Vaktinin şeyhlerinin en büyüğü olan Ebû Abdullah eş-Şirâzî (k.s.) hazretleri buyurdular:

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini rüyamda gördüm, şöyle buyuruyorlardı:
-“Kim Allâhü Teâlâ hazretlerine giden bir yolu öğrenir ve ona girer… Sonra da o yoldan dönerse, Allâhü Teâlâ hazretleri, alemlerden hiçbir kimseye etmediği bir azap ile ona azap eder.

Bu fakir zebîh (ismail Aleyhisselâm’ın) adaşı (İsmail Hakkı Bursevî k.s. hazretleri) der ki:
Allâhü Teâlâ kendisini bağışlasın. Hak yoldan dönen kişinin azabı en şiddetli azap olur. Çünkü o kişi, o yolun kendisini Allah’a ulaştıran hak yol olduğunu öğrendikten sonra o yoldan dönüp sapıtmıştır. Bilen kişi bilmeyen kişi gibi değildir. O kişinin dönmesinin asıl sebebi, tarikattaki imtihanlardır.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/70.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İçki İçene Kız Verilmez..

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2014

İçki İçene Kız Verilmez..

İçki İçene Kız Verilmez..

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“Allâhü Teâlâ benim dilim üzere haram kıldıktan sonra kim içki içerse, o bir kız (veya dul bir kadın istediği) zaman onunla evlendirilmez.
İçki içen aracı olduğu zaman aracılığı kabul edilmez.
İçki içen kişi konuştuğu zaman tasdik edilmez.
İçki İçen kişiye herhangi bir emânet bırakılmaz. Zira ona bir emânet bırakıldığı zaman, o emâneti helak eder. Onun üzerine geri bırakmamak üzere Allâhü teâlâ hazretlerine haktır.”

Kaynak : Kenzul-Ummal 13231,
İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/56.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hakkı Görebilmek..

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2014

20120603_194237 copy.jpgy0

Hakkı Görebilmek..

Hikâye olundu. Sultanın biri, Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerinin kabrini ziyaret etti.
Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerinin ashabına {mürit ve talebelerine) onun halini sordu. Onlar:
-“Bâyezid-i Bestâmî (k.s.) hazretlerini gören cehennem ateşine girmez!” dediler. Sultan:
-“Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmesiyle beraber; cehennem ateşine girecektir. Senin şeyhin Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin üzerinde (bir makama sahip) değildir...” dedi. Talebe buyurdu:
-“Ey Sultân! Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmedi. Belki o, Ebû Talib’in yetimini gördü. Eğer Ebû Cehil, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmüş olsaydı; elbette ona imân ederdi, cehennem ateşinden kurtulurdu ve irfan nuruyla nurlanırdı…” dedi.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 7/22.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2014

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

Peygamberimizin Karpuz ve Hurma Yemeleri

-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini, yaş hurma ve karpuz yerlerken gördüm.” [Tirmizi: 1766, Ebu Davud: 3339. ]
-“Hem yer ve hem de takvâli olabilirsin! Zira muhakkak ki Allâhü Teâlâ hazretleri, helâlin yenilmesini kerih (ve çirkin) görmez!” (Sen bunlarla uğraşma yerine bir başını) çevirip bak!

1 - Anne ve babana birrü ihsanın nasıl?
2- Anne ve babaya iyiliğin!
3- Sıla-i rahme ilgin nasıl?
4- Yakın akrabalarınla ilişkilerin nasıl?
5- Komşuna olan şefkat ve merhamet nasıl?
6- Müslümanlara olan merhamet ve acıman nasıl?
7- Zulüm anında kinini yutkunabiliyor musun?
8- Sana zulmedeni bağışlayabiliyor musun?
9- Sana kötülük edene iyiliğin nasıl?
10- Sabır ve tahammülün nasıl?
11 - Eziyet ve belâlara katlanabiliyor musun?
12- (Takva ve zühd yönünden) sen bunların hükümlerine, un helvasını terk etmeden daha çok muhtaçsın… (Sen ahlakına dikkat et!)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/35.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2014

Danyâl Aleyhisselâm'ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu; Hazret-i Ömer (r.a.)’ın zamanında. Yüzüğün taşının üzerinde bir iki aslan vardı. Aslanların arasında bir adam resmi ve aslanlar o adamı yalıyorlardı.

Bu şundandi: Buhtunnasr, israil oğullarının çocuklarını arayıp, onları öldürdüğü bir zamanda Danyâl Aleyhisselâm doğdu. Danyâl Aleyhisselâm’ın annesi, Buhtunnasr’ın zulmünden kurtulmasını ümit ederek, onu bir ormanlığa bıraktı.
Allâhü Teâlâ hazretleri erkek bir aslanı onu korumaya, dişi ve sütlü bir aslanı da onu emzirmeye ve beslemeye vazifelendirdi. Onların ikisi Danyâl Aleyhisselâmı yalıyorlardı. Danyâl Aleyhisselâm büyüdüğü zaman, kendisine bir yüzük yaptırdı. Bu hali yüzüğün taşına tasvîr etti. Tâ ki Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerinde olan nimetlerini unutmasın…

Âhiret yolunu kat edebilmek için; meşakkatlere tahammül etmek ve kendisiyle Hallâk Teâlâ hazretlerinin arasında olan ve yerine getirilmesi vacib olan hukuka riâyet edip onları yerine getirmek gerekir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/667

“Hicri: 27 yılında Hz. Ömer zamanında Tarsus İslam Kuvvetleri tarafından fethedilir. Şehrin imarı sırasında İslam Kuvvetleri komutanı Ebul Musa Eş Arı tarafından, kapısı mühürlü bir odanın içerisinde bir sanduka bulunur.
Ebul Musa tarafından açılan sandukada kefeni altın işlemeli olan ve parmağında bir yüzük bulunan devasal büyüklükte bir cenaze görülür.
Yüzükte iki aslanın ortasında bir çocuk figürü tasvir edilmişti.
Yüzük komutan Ebul Musa tarafından Hz. Ömer’ e gönderilir. Hz. Ömer yüzüğü Hz. Ali’ye gösterir. Hz. Ali; yüzüğün Danyal Peygambere ait olduğunu, zira bu yüzük üzerindeki tasvirlerin de, Danyal Peygamberin başından geçen olayın bir sembolü olarak betimlendiğini söyler.
Bunun üzerine Hz. Ömer cenazenin çalınmaması için, mezarı daha derinlere gömülmesini emreder.
Komutan Ebul Musa da, nehrin akıntısını keser ve mezarı derine gömer üzerini de harç tabakasıyla kapatır ve kimsenin mezarı çalmaması için de nehrin mezarın üzerinden akmasını sağlar”.[*]

[*] Alimul Allame, Ahmed Bin Muhammed Bin İbrahim Ennisaburi, Kısas-ı Enbiya-El Arais- Essarlabi –Hic: 427 Mil: 1006 sayfa 383.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 480 takipçiye katılın