Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar’ Category

Ezan Okunurken Yapılacaklar ve Kadınlara Büyük Müjde

Posted by Site - Yönetici Ekim 25, 2014

Ezan Okunurken Yapılacaklar ve Kadınlara Büyük Müjde

Ezan Okunurken Yapılacaklar

Ve ezan dinleyen kişi, “Hayye ale’s-salâh” kelimesinin yanında;
Lâ havle velâ kuvvete illâ biHâahi’l-aliyyi’l-azîm,” der.

Hayye ale’l-felâh” kelimesi okunurken de;
Maşâallâhü kâne ve mâ lem yese’ lem yekûn” Allâhü Teâlâ hazretlerinin dilediği olur; ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin dilemediği de olmaz!” der.

Sabah ezanında; kavl-i şerifi okunurken;
Saddakte ve bi’l-hayr natakte” doğru söyledin ve hayrı konuştun!” denilir.

Ve kamet okunurken; kavl-i şerifi söylenirken de;
Allah ikame ettirsin ve devamlı ettirsin!” diye dua edilir.

Kamette kavl-i şeriflerinin ikincisi söylenip sona ererken namaza davete fiil ile icabet etmek lazım. (Yani hemen namaza başlamak gerekir….) Sözle değil….

Kadınlara Büyük Müjde

Rivayet olundu:
Meymûne (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, erkek ve kadın saflarının arasında ayağa kalktı ve buyurdular:
-“Ey kadınlar topluluğu! Siz bu Habeşî’nin ezan ve ikâmetini işittiğiniz vakit; siz de onun söyledikleri gibi söyleyin. Muhakkak ki (ezan ve kametin her bir harfi için) bin sevap vardır.” Hazret-i Ömer (r.a.):
-“Bu kadınlaradır! Erkekler için ne vardır?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-‘İki katı var! Yâ Ömer! [Kenzul-Ummal: 21010, Mecmuatüz-Zevâid: 7644,]

Ezân-ı Şerifte İnkişâf ve Tecelliler

Meşhur Şeyh Üftâde Efendi (k.s.) hazretleri buyurdular:
Ezan-ı şerif, en güzel kelâm ve en iyi nidadır.
“Allâhü Ekber Allâhü Ekber Allâhü ekber Allâhü ekber” kavi-i şerifinin ânında eğer inkişâf etse, Allâhü Teâlâ hazretlerinin azamet ve kibriyâsı tecelli etse…
“Eşhedü en Lâ ilahe illallah” kavli şerifinin a-nında; Allâhü Teâlâ’nın vahdaniyeti inkişâf etse;
“Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah” kavl-i şerifinin anında da hakkaniyeti inkişâf etse,
İki hayyealede (yani, “Hayye ale’s-salâh” ve,
“Hayye ale’l-felâh” kavl-i şeriflerinde de) talipten
matlûba talep zahir olsa,
Allâhü Ekber Allâhü Ekber” ve,” Lâ ilahe illallah” kavli şerifinde zât tecelli etse, (işte o zaman) maksut tamam olur ve murad hâsıl olur.

Ezanın Fazilet ve Havâssı

Ezanın fazîletlerindendir ki, eğer bir yolcunun ardından ezan okunursa, emniyet içinde evine döner (yani sağ gidip selâmetle geri gelir…)

Ümmü Sıbyân Hastalığına Şifâdır

Yeni doğan sabînin bir kulağına ezan ve diğer kulağına da kamet okunursa, o çocuk “ümmü sıbyân” dan emin olur. Kendisine ümmü sıbyân musallat olduğu zaman kulağına ezan ve kamet okunursa, çocuk şifâya kavuşur.

Ümmü Sıbyân Nedir ?

Ümmü Sıbyân, yeni doğan çocuklara musallat olan ve onlara korku veren, onları bayıltan ve hatta ölümlerine sebeb olan kötü bir yeldir.
Buna Arapçada “Yaşlı nine” de denilir. Farsça ise buna “yedi günlük” denilir.

Ümmü Sıbyân, “teb’â”dan ayrı bir şeydir. Kendisine teb’â denilen şey, kadınların rahimlerinde bulunan ceninleri, teşekkül etmiş olan çocuklara daha annesinin karnında iken kendilerine musallat olup, öldürüp, düşürür.
Teb’â ile ilgili geniş gilgi için “Kitabu’r-Rahmeh fıt-Tıbbı vel-Hikmeh” sayfa 242’ye bakınız.
Ummü Sıbyân canlı olarak doğan ve hayatta olan çocuklara musallat olur. Daha yeni doğan yedi günlük çocuklara musallat olduğu için kendisine sabilerin annesi manâsında “ümmü sıbyân” denildi. Bu hastalığın sebepleri ve bundan şifâ bulmanın yollan ve daha geniş bilgi için; İmam Celâleddin Suyûtî hazretlerinin. “Kitabü’r-Rahmeti fit-Tıbbi ve’l-Hikmeti, s. 249 ve devamına bakınız.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 6/601 – 602.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Ezan Ümmü Sıbyân Hastalığına Şifâdır – Ümmü Sıbyân Hastalığı Nedir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2014

Ezanın Fazileti,Ümmü Sıbyân Hastalığı Nedir

Ezan Ümmü Sıbyân Hastalığına Şifâdır

Yeni doğan sabînin bir kulağına ezan ve diğer kulağına da kamet okunursa, o çocuk “ümmü sıbyân” dan emin olur.

Kendisine ümmü sıbyân musallat olduğu zaman kulağına ezan ve kamet okunursa, çocuk şifâya kavuşur.

Ümmü Sıbyân Hastalığı Nedir ?

Ümmü Sıbyân, yeni doğan çocuklara musallat olan ve onlara korku veren, onları bayıltan ve hatta ölümlerine sebeb olan kötü bir yeldir.
Buna Arapçada “Yaşlı nine” de denilir. Farsça ise buna “yedi günlük” denilir.

Ümmü Sıbyân, “teb’â”dan ayrı bir şeydir. Kendisine teb’â denilen şey, kadınların rahimlerinde bulunan ceninleri, teşekkül etmiş olan çocuklara daha annesinin karnında iken kendilerine musallat olup, öldürüp, düşürür.
Teb’â ile ilgili geniş gilgi için “Kitabu’r-Rahmeh fıt-Tıbbı vel-Hikmeh” sayfa 242‘ye bakınız.
Ummü Sıbyân canlı olarak doğan ve hayatta olan çocuklara musallat olur. Daha yeni doğan yedi günlük çocuklara musallat olduğu için kendisine sabilerin annesi manâsında “ümmü sıbyân” denildi. Bu hastalığın sebepleri ve bundan şifâ bulmanın yollan ve daha geniş bilgi için; İmam Celâleddin Suyûtî hazretlerinin. “Kitabü’r-Rahmeti fit-Tıbbi ve’l-Hikmeti, s. 249 ve devamına bakınız.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/602.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Ezân-ı Şerifin Delili – Ezana Karşı Ücret Almak -ve Çirkin Sesli Müezzin

Posted by Site - Yönetici Ekim 23, 2014

Ezân-ı Şerifin Delili - Ezana Karşı Ücret Almak -ve Çirkin Sesli Müezzin

Ezân-ı Şerifin Delili

Âlimler buyurdular:
Ezân-ı şerifin sübutu sadece rüya ile değildir.
Belki ezân-ı şerif, bu âyet-i kerime ile sabittir. Çünkü “Siz namaza nida ettiğiniz zaman” [ Maide-58 ] kavl-i şerifinin) manâsı; ezan ile namaza davet ettiğiniz, demektir.
nida etmek,” yüksek sesle çağırmak, demektir.

Ezân-ı Şerifin Hikmetleri

Ezân-ı şerifin bir çok hikmetleri vardır. 0 hikmetlerdendir,
1- islâm’ın şiarının izhârı….
2- Kelime-i tevhit,
3- Namazın vaktinin girdiğini ilân etmek,
4- Namazın mekânını beyan etmek,
5- Cemaate davet etmek, Bunlardan başka da hikmetleri vardır.

Ezana Karşı Ücret Almak

Eğer güzel sesli bir müezzin bulunup, ezan okumasına karşı, ücret, rızk ve başka bir şey talep ederse; ezan için teberru edilir. Lakin sesi güzel olmayana teberruda bulunulmaz. Bunların hangisi alabilir?
Burada iki vecih vardır.
Bu görüşlerin en sahihi, güzel sesine karşılık ücret verilir. Çünkü güzel sesin büyük bir tesiri vardır. Sesin çirkini değiştirip, nefret ettirdiği gibi…

Çirkin Sesli Müezzin

Mesnevfyi şerifte buyuruldu:
Kâfirler diyarında güzel sesli bir müezzin vardı.
Güzel sesiyle ezan okurdu.
Ona;
-“Artık yeterî Ezan okuma! Zira savaş ve düşmanlıklar uzar gider!” dedilerse de;
Güzel sesli müezzin buna aldırmadı.
Güzel sesiyle kâfiristanda (kâfir ülkesinde) ezan okumaya devam etti.
Halk büyük bir fitneden korkuyordu.
Sonra o müezzin gitti yerine bed sesli bir müezzin geldi.
Bir kâfir çok değerli bir elbiseyle bu bed sesli müezzine geldi, gibi.
O kâfir, elinde mum, helva, yiyecekler ve elbiseyi bir dost Müezzine hediye etmeye gelmişti.
-“O müezzin nerede?” diye sordu.
Ona;
-“Senin müezzinle ne işin olur?” dediler O:
-“Zira onun sesi her kula rahatlık vermektedir!” dedi. Ona:
-“O çirkin ses hiç rahatlık verir mi?” dediler. Kâfir:
-“Havra onun sesiyle dolunca;
Pek hoş ve güzel bir kızım var.
İmâna meyil etti. Müslüman olmayı arzuladı.
Kâfirler ona nasihat ettiler. Bir türlü ondan gizli olan bu sevda gitmedi.
İmân sevgisi gönlüne öyle tesir etmişti ki,
Kızımın bu haline karşı ben de, gam buhurdanımda öd a-ğaci gibi yaniyordum.
Zaman zaman onun İmâna meyli arttıkça benim de azabım, işkence ve derdim çoğalıyordu.
Kızımı bu İmân ve Müslüman olma sevdasından kurtarmaya hiçbir çâre bulmaya gücüm yetmedi.
Ancak bu çirkin sesli müezzin ezan okuyunca;
Kızım sordu:
-Bu çirkin ses nedir? Bu ses kulağıma çok korkunç geldi? Ömrümde kilise ve havralarda böyle çirkin bir ses gelmemişti?” diye sordu. Kız kardeşi ona;
-“Bu ezan, Müminleri namaza çağırır, onların şiârındandır!” dedi. Kızım buna inanmadı. Gidip başkalarına sordu.
0 da kız kardeşini tasdik edince;
Kızım tamamen inandı. Yüzü sarardı.
Gönlünden Müslümanlık sevgisi soğudu….
Bunun üzerine benden o huzursuzluk, o azap gitti.
Dün gece rahat bir uyku çektim.
Bu çirkin sesli müezzinin sesinden rahatladığım için,
Hediyeyi ona bir şükran borcu olarak vermek istiyorum…” dedi.
Bu kâfir kişi, müezzini görünce;
-“Şu hediyeyi lütfen kabul et! Zira ben seninle rahata kavuştum!
Ettiğin ihsan için karşılık olarak sana daim kulluk eylesem yakışır!
Malım mülküm, servetim olsaydı, eğer senin ağzını gümüş ve altın ile doldururdum!” dedi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/595-596.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Ezan, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Mürted Olan Kabileler – İslâm dininden dönüp çıkanlar…

Posted by Site - Yönetici Ekim 21, 2014

İslâm dininden irtidad etti dönen mürted olan

Mürted Olan Kabileler – İslâm dininden dönüp çıkanlar…

Rivayet olundu:
On bir (11) fırka İslâm dininden irtidad etti (dönüp çıktı…)
Üç fırka, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin döneminde İslâm’dan çıkıp mürted oldular. (Onlar)
1- Müdlec oğulları,
2- Hanîfe oğulları,
3- Esed oğulları…

Müdlec oğulları

Müdlec oğullarının reisleri, Zü’l-Himâr idi. 0 Esved el-Ansî i-di. Kâhin bir adam idi. Yemende peygamberlik iddiasında bulundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine tabi olup Müslüman olan bir çok şehirleri istilâ etti. Hatta Muaz b.Cebel (r.a.) hazretleri gibi Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin vali, kadı ve memurlarını ve Yemenin ileri gelenlerini Yemenden çıkarttı.
(Bu hadise üzerine) Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Muaz b.Cebel (r.a.) hazretlerine ve beraberindeki Müslümanlara, insanlara dinleri üzere kalmaya ve dinlerine sarılmalarını teşvik etmeleri, Esved-el Ansî’ye karşı toparlanmaları ve savaşmalarını emretti.
(Müdlec kabilesinin kâhini Esved el-Ansî) yatağının üzerinde yatarken Firûz ed-Deylemî (r.a.) hazretleri gidip onu öldürdü.
peygamberlikte Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine ortak olduğunu zan ve iddia ediyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine şöyle yazdı:
İbni Ömer (r.a.) buyurdular:
-“Esved el-Ansînin öldürüldüğü gece, haber semâ’dan (Cebrail Aleyhisselâm) vasıtasıyla, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Dün gece Esved öldürüldü. Onu mübarek bir kişi öldürdü!” Denildi:
-“O kimdir?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Feyrûz“dur.”
Böylece Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ashabına, Esved’in helak olduğu haberini müjdeledi.

Müjdeli Haberden Sonra

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, islâm düşmanı yalancı peygamber Esved el-Ansî’nin öldürüldüğü haberini verdikten bir gün sonra vefat ettiler….

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.)’ın İlk Fetih Haberi

Esved- el-Ansî kâfirinin öldürüldüğü haberi Medine-i Münevvere’ye ta Rabîü’l-Evvel ayının sonlarına doğru geldi. Bu haber, Emîrü’l-müminin Halife Hazret-i Ebû Bekir (r.a.)’ın hilâfetinin ilk fetih haberiydi.

Hanîfe Oğulları

Mürtetlerin ikinci fırkası da Yemende bulunan Hanîfe oğullarıdır. Reisleri Müseylemetü’l-Kezzâb idi. Müseylemetü’l-Kezzâb (denen kâfir) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hayatında hicrî o-nuncu senesinin sonlarında peygamberlik iddia etti. Kendisinin
Allah’ın elçisi Müseylime’den, Allah’ın Resulü Muhammed’e: Şimdi, yeryüzünün yarısı benim, yarısı senindir“. Müseylemetü’l-Kezzâb, bu mektubu ile beraber, kendi ashabından iki kişiyi göndermişti. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri o iki adama:
-“Eğer “elçiler öldürülmez” [1] (prensibi) olmamış olsaydı, elbette sizin boyunlarınızı vururdum,” buyurdu.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Müseylemetü’l-Kezzâb’a şöyle cevâb yazdı:
Allah’ın Resulü Muhammed (s.a.v.)’den çok yalancı Müseyleme’ye; bundan sonra şimdi (iyi bil ki:)
Muhakkak yeryüzü Allah’ındır, onu kullarından dilediğine verir, sonuç Allah’tan layıkıyla korkanlarındır“.
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, hastalandılar. Vefat ettiler.

Müseylemetü’l-Kezzâbın Sonu

Daha sonra, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) Halid bin Velîd (r.a.)’ın komutasında büyük bir orduyu Müseylemetü’l-Kezzâb’m üzerine gönderdi. Hatta Allâhü Teâlâ hazretleri, Müseylemetü’l-Kezzâb’ı, Hazret-i Hamza bin Abdülmuttalib’in katili olan Hazret-i Vahşî (r.a.) in eliyle şiddetli bir harb’ten sonra helak ettirdi. Vahşî Mut”im bin Adiyy’in kölesi idi ve (r.a.) şöyle derdi:
-“Câhiliyet döneminde insanların en hayırlısını öldürdüm; İslâm döneminde ise insanların en şerlisini öldürdüm!” Yani benim câhiliyetim ve İslâmiyet’im demeyi murad ediyordu.

Esed oğullan

Üçüncü fırka, Esed oğulları olup reisleri, Tuleyha bin Huveylid idi. Tuleyha, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hayatında mürted olup, peygamberlik iddia edenlerin sonuncusuydu. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin vefatından sonra kendisiyle savaşılan ilk riddet (dönme ve mürted) ehliydi.
Hazret-i Ebû Bekir (r.a.), Halid bin Velid’i (ordu ile) onun ü-zerine gönderdi. Şiddetli bir savaştan sonra, Halid bin Velid (r.a.) hazretleri onları hezîmete uğrattı. Bozguna uğradılar. Tuleyha mağlup olduktan sonra Şam taraflarına kaçtı. Bundan sonra gelip Müslüman oldu. Müslümanlığı güzel bir şekilde yaşadı.

Zekât Vermeyenlere savaş

Mürted olan Araplar,
-“Biz namaz kılarız; amma zekâtı vermeyiz. Biz malımızı gasp ettirmeyiz!” dediler.
Bu konuda Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile konuşuldu. Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) buyurdular:
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin; “Hem namazı dürüst kılın ve zekâtı verin,” Kavl-i şerifleriyle aralarını cem ettiği (topladığı) namaz ile zekâtı birbirinden ayrıt edemem. Vallahi! Eğer onları Efendimiz (s.a.v.) hazretleri (zamanında zekât olarak) verdikleri oğlağı benim zamanımda vermeyecek olurlarsa, elbette o zekât için onlara savaş açarım!” buyurdu.
Allâhü Teâlâ hazretleri, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ile beraber büyük bir kalabalık gönderdi. Allah’ın peygamberi (Efendimiz s.a.v. hazretlerinin) üzerinde savaştığı şeyler (yani İslâm’ın düsturları hakkında) onlarla savaştı. Ta ki zekâtın farzıyetini kabul edinceye kadar….
Enes bin Mâlik (r.a.) buyurdular: (başlangıçta) sahabeler, zekâtı vermeyenlerle savaşmayı kötü gördüler. Buyurdular:
-“Onlar kıble ehlidirler! (Sadece zekât için onlarla savaşılmaz!”)

Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) kılıcını kuşandı. Tek başına savaşa çıktı. Neden sonra bütün sahabeler onun ardında (zekât vermeyenlere karşı savaşmak için) yola çıktılar.
İbni Mes’ûd (r.a.) hazretleri buyurdular:
-“Zekât vermeyenlerle savaşmayı başlangıçta kerih (ve kötü bir şey) gördük; ama sonuçta Hazret-i Ebû Bekir (r.a.)ı çok övüp takdir ettik!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 6/570-572.

[1] Elçiye zeval yoktur, prensibi eskiden beri dünya kamu oyunda kabul görmüş uluslararası diplomaside çok önemli bir prensiptir. Kendisini bilen devlet adamları ve şahıslar, kendilerine gelen elçilere asla zarar vermezler. Elçiler, olmazsa devletler ve kişiler arasında sağlam bir iletişimin sağlanması mümkün değildir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Zimmilerin Domuz ve şarabı…..İslâm’ın Yasakladığı Şeyleri Satmak….İnsanı Burmak

Posted by Site - Yönetici Ekim 16, 2014

Zimmilerin Domuz ve şarabı.....İslâm'ın Yasakladığı Şeyleri Satmak....İnsanı Burmak

Zimmilerin Domuz ve şarabı…..İslâm’ın Yasakladığı Şeyleri Satmak….İnsanı Burmak

İmam Muhammed (r.h.) buyurdular:
İslâm dininin Müslümana yapmayı menettiği her şeyi (İslâm ülkesinde yaşayan zimmî ve) müşriklerin de yapmalarına mani olurum. Ancak, şarap ve domuz eti hariç….
Lakin küfür ehlinin şarap ve domuzlarını alenen ve teşhîr ederek Müslüman sokaklarından geçirmelerine mâni olunur. Çünkü bunda Müslümanları (ve İslâm dinini) hafif görmek vardır. Onların (Müslümanların ülkesinde) müminleri hafife almalarına imkan vermeyiz.

İslâm’ın Yasakladığı Şeyleri Satmak

Eğer onların (Hıristiyanların ve bütün gayri müslimlerin) herhangi bir bayramları gelirse, saliplerini ortaya çıkartmalarına izin verilmez.
Zurna, tambur gibi çalgı aletlerini açıkça satışları onlara yasaklanır. Teğannî ve bundan başka Müslümanların men olundukları her şeyden men olunurlar.

Yeni Kilise Yapmak

Hıristiyanlar, yeni kiliseler yapmaktan da men olunurlar….

İnsanı Burmak

Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
-“İslâm’da burmak yoktur, kilise de yoktur.” [Nasburrâye c. 3, s. 453,]
Hadis-i şerifte geçen, “burmak“tan maksat, insanı burmaktır.

Hayvanları Burmak Caizdir

Hayvanların (Öküz, koç ve teke gibi) hayvanları burmak caizdir. Biz bunu söyleriz (buna göre fetva veririz…) Nasıl ki insanların etine olan ihtiyacından dolayı hayvanların kesilmesi caiz olduğu gibi; insanların menfaati olduğu zaman hayvanları burmak caiz olur….

Burulmuş İnsan

Sual: Eğer sen, “Adem oğlunu burmakta da (hayaları burmak gibi) menfaat vardır!” (İnsanı burmak neden caiz olmasın?)” dersen,
Cevâb: Denilir ki: İnsanı burmakta hiçbir menfaat yoktur. Çünkü burulmuş insanın da burulmamış insan gibi kadınlara bakması asla caiz değildir.
Bostanü’l-Ârifîn” kitabında da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/567-568.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Gayri Müslim Memur Edinmek

Posted by Site - Yönetici Ekim 15, 2014

Gayri Müslim Memur Edinmek

Gayri Müslim Memur Edinmek

Rivayet olundu:
Ebû Mûsâ el-Eş’arî (r.a.) buyurdular:
-“Ömer bin Hattab (r.a.) hazretlerine dedim ki;
-“Benim Hıristiyan bir kâtibim var!” dedim. Hazret-i Ömer (r.a.) bana buyurdular:
-“Ne olmuş sana? Allah seni kahretsin! Neden hanîf (İslâm dini) üzere olan bir katip edinmedin?
Sen, Allâhü Teâlâ hazretlerinin şu kavl-i şerifini işitmedin mi?
Ey o bütün imân edenler! Yehûd ile Nasârâ’yı yâr tutmayın; onlar ancak birbirlerinin yaranıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak onlardan madûddur. Allah ise, zulmedenleri doğru yola çıkarmaz.” [el-Mâide; S/51,]
(ben ona);
-“Onun dini ona! Bana onun kâtipliği lazım!” dedim. Hazret-i Ömer (r.a.) buyurdular:
-“Allâhü Teâlâ hazretleri, onları küçülttüğü zaman, siz onlara (Yahudî ve Hıristiyanlara) saygı göstermeyin!
ikramda bulunmayın!
Onlar, Allâhü Teâlâ hazretlerine ihanet ettikleri zaman; onlara asla güvenmeyin!
Allâhü Teâlâ hazretleri, onları uzaklaştırdığı zaman, onları kendinizden uzak tutun!” [Beyhakî: 9384,]

Rivayet olundu:
Hazret-i Ömer (r.a.) buyurdular:
Görmenin kıyamı, ancak onunla olur!
Farz etki Hıristiyan memurun öldü, o zaman ne edeceksin? İşte şimdi bu saatte onu yaptı. Ondan müstağni oldu. Ve onun yerine Müslüman bir memur (kâtip) tayin et!” buyurdu.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/564-565.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hıristiyanların Mamudiye (vaftiz) Suyu..

Posted by Site - Yönetici Ekim 14, 2014

Hıristiyanların Mamudiye (vaftiz) Suyu..

Hıristiyanların Mamudiye (vaftiz) Suyu..

Şeyhü’l-Ekber Muhyiddin-i Arabî (k.s.) el-athar (tertemiz) hazretleri buyurdular:
Dımışk (Şâm-ı şerifte gördüm, (Müslüman) erkek ve kadınlar, Hıristiyanlarla dostluk ediyorlar, onlara müsamaha (hoşgörüyle) muamele ediyorlardı. Onların büyükleri küçük çocuklarıyla beraber Kiliselere gidiyorlardı. “Mamûdiyye (vaftiz) suyundan çocukların üzerine teberruken serpiyorlardı…
İşte bu küfürdür. Bundan Allah’a sığınırız.

Mamûdiyye Suyu

Mamûdiyye (vaftiz) [1] suyu, Hıristiyanların bir suyudur. San renktedir. Yani doğan çocuklarını o suya batırırlar. Böylelikle yeni doğan çocukların o suya batırılmakla temizlendiğine inanırlar. Başkalarının (Müslümanların çocuklarını) sünnet etmeleri gibi bir şeydir.

Yılbaşını Kutlamak

Hıristiyanların Nevruz gününe tazim etmeyi buna kıyâs et!
Hıristiyanların yılbaşı günlerinde onlara bir şeyler hediye etmek o günü kutlamak, yılbaşını kutlamak için onlara katılmak ve müşterek hareket etmekte (mamûdiyye suyuna teberruken kullanmanın küfür olduğuna) kıyâs edilmelidir.
Bazı işlerde ve özellikle dostluk damarlarını kesmede iyi tedbir alıp hisbe etmek lazımdır. “Multakatatü’n-Nâsırî” isimli kitapta buyuruldu: “Müşriklerin ûd (ve diğer çalgı âletlerini) çalmalarını bırakmam (izin vermem).”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/565-566.

[1] Ma’mûdiyye suyu yani vaftiz. Hıristiyanlığa girme alameti ve Hıristiyanlığın şartı sayılan yedi merasimden biridir. Vaftiz Ortodokslarda suya girmekten, Katoliklerde üzerine su serpmekten İbarettir. Vaftize Arapçada “ta’mid” vaftiz suyuna da “Ma’mûdiyye suyu” denilir. Hıristiyanların bozuk İnançlarına göre, vaftiz, Hz. Adem’le Havva’dan intikal eden ilk (aslî) günahtan arınma olmakla beraber, kişinin yeni bir hüviyete bürünerek Allah’ın krallığına katılmasının takdisi manalarına da gelir. İlk günah İnancı Hıristiyanlıkta önemli bir unsurdur; bir günahtan kurtulmanın tek yolu da vaftiz olmaktır:
Tarih boyunca vaftiz, kiliselerde kişinin tamamen suya daldırılması, vücudunun bir kısmının suya batırılması, başına su dökülmesi veya üstüne su serpilmesi vb. şeklinde uygulanmıştır.
Vaftiz, doğan çocuğun Hıristiyan dinine kabulünü sağlayan bir işlemdir. Vaftiz, ileri yaşlarda da yapılır; çünkü vaftiz edilen kişinin, o zamana kadar işlediği bütün günahlarından kurtulacağına dair Hıristiyanlarda kesin ve bozuk bir inanç vardır. Müslümanlar gidip, Hıristiyanların inançlarından dolayı yaptıkları şeyleri yaptığı zaman onların inançlarını benimsemiş olmuş olurlar.
Yahudî, Hıristiyan, Mecûsi, Müşrik ve putperestlerin alâmet-i farikalarını benimseyerek yapmak kişinin imanına zarar verir. İşte bu küfürdür…

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Yılbaşı Kutlamaları Küfürmü ? | Leave a Comment »

Hikâye Olundu (adalet ve rüşvet)

Posted by Site - Yönetici Ekim 9, 2014

Mizan,terazi,mahser,Kıyamet günü hasımlar ve hakların iadesi

Hikâye Olundu (adalet ve rüşvet)

İsrail oğulları, kendi aralarında hüküm icra etmesi için üç hâkim tayin ederlerdi. Bir hasım, davasını hâkime ilettiğinde, onun hükmüne râzî olmazsa, ikinci hâkime giderdi. Onun kararına da râzî olmazsa; sonra kalbinin tam mutmain olması için üçüncü hâkime giderdi.
Bu hakimleri imtihan için Melek’in biri bir gün insan suretine girdi. Bir beygire bindi. Bir kuyunun başına gelip durdu. Adamın biri bir inek ve yanında buzağı olduğu halde kuyuya sulamaya getirdi. Adam inek ve buzağıyı suladıktan sonra geri dönmek istediğinde, melek, o buzağıya işaret etti. Buzağı beygirin yanına gelip (sanki onun yavrusuymuş gibi) yanında durdu.
Sahibi buzağıya seslendi ve onu çağırdı, ne ettiyse buzağı annesinin yanına gitmedi. Sahibi geldi, buzağıyı sevk etmek ve sürüp götürmek için bütün imkanları kullandı; buzağı yine gitmedi. Melek:
-“Ey adam! Bu buzağı benim beygirimin doğurduğu bir yavrudur! Git! Buzağımı bırak!” dedi.
(Adam şaşırdı. Bir meleke baktı! Bir beygire baktı! Bir de buzağıya… Önce melekin şaka ettiğini sandı. Yine buzağının başından tutup sürüklemek istedi… Melek,
-“Beygirimin doğurduğu buzağıya karışma!” dedi.
Adam hayret etti. Büyük bir şaşkınlıkla;
-“Hiç beygir buzağı doğurur mu?” diye sordu. Melek:
-“Baksana beygirimin yanından ayrılmıyor! Eğer senin ineğinin yavrusu olmuş olsaydı, onun yanına giderdi… Adam Meleke;
-“Sen beni delirtmek mi istiyorsun?” Tarihte hiç böyle bir şey olmuş mu?” dedi…)
Melek ile adam arasında münazaa ve münakaşa büyüdü. Olay mahkemeye aksettirildi. Melek, adamdan önce davranıp, birinci hâkime gitti.
-“Eğer buzağının benim (beygirimin yavrusu olduğuna) hükmedersen, sana şu kadar para veririm!” dedi. Hakim rüşveti kabul etti. Mahkemede birinci hakim (aldığı rüşvete dayanarak) buzağının beygirin yavrusu olduğuna hükmetti. Adam buna râzî olmadı. (Mahkemede feryat ve figan etti. Hiç beygir buzağı doğurur mu dedi. Adam,
-“Allah’ım aklımı sen koru!”diyordu.)
Ve ikinci hâkime gittiler. (Melek yine adamdan önce gidip i-kinci hâkimi gördü. Ona eğer, kendisinin lehine karar verecek o-lursa, ona şu kadar para vereceğini söyledi ve rüşvet teklif etti…)
İkinci hâkim de birincisi gibi buzağının beygirinin yavrusu olduğuna hükmedip, buzağıyı meleğe verdi.
Adam ikinci hakimin kararına da râzî olmadı. (Adam bağırıyordu:
-“Bu hâkimler mi deli yoksa ben mi delirdim? Hiç beygir buzağı doğurur mu?”…)
Üçüncü hâkime gittiler. (Melek yine o adamdan önce davranıp gidip) üçüncü hâkime rüşvet teklif etti. Üçüncü hâkim;
-“Bu hükmü vermeye benim gücüm yetmezi” dedi. (Melek sordu;
-“Neden?” Hakim;
-“Çünkü ben hayız oldum,” dedi. Melek, şaştı. Hayretle sordu: -“Sen ne diyorsun? Hiç erkekler hayız olur mu? Hayız kadınların hususiyetlerinden (kadınlara ait bir hal) değil mi?” dedi.
Kadı, melek’e;
-“Sen benim sözüme taaccüb mü ediyorsun? Benim sözüme hayret edip şaşıyorsun da, kendi sözüne şaşmıyormusun? Erkekler hayız görmedikleri gibi, beygir de buzağı doğurmaz!” dedi.
İşte bu hadise üzerine melek;
-“İki kadı ateştedir; bir kadı cennettedir!” [ Kenzu'l-Ummai: 14982,] buyurdu.

Bu kelâm onun dilinden nakledilmiştir.
Yine bu hadiseyi bazıları, Şeyh Hazret-i Aziz Mahmûd el-Hüdâî el Üsküdârî (k.s.) hazretlerinin mübarek ağızlarından naklettiler…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/537-539.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ne Zaman İbâdet Edeceksin? – Gençliğin Değerini Bilmek

Posted by Site - Yönetici Ekim 7, 2014

rose-flower-wallpaper copy.jpgcvf

Ne Zaman İbâdet Edeceksin? – Gençliğin Değerini Bilmek

Ganimet Bilinmesi Gereken Beş Şey

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bilin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, Hastalığından önce sıhhatinin, Meşguliyetten önce boş vaktinin, Fakirliğinden önce zenginliğinin, Ölümünden önce hayatının (değerini bil…)” [Ihyâ-u Ulûmddin, c.4 s. 459]

Gençliğin Değerini Bilmek

İhtiyarlığından önce gençliğini (n değerini bil!)
Çünkü kişi, ihtiyarlığında yapmaya kadir olamadığı amelleri, gençliğinde yapmaya kadir olup gücü yeter. Gençlik masıyete döndüğü zaman, ihtiyarlığında o günahlardan imtina etmek mümkün olmaz, (insan gençliğinde şekillenir… Ve kişilik kazanır…)

Sıhhat

Hastalığından önce sıhhatinin…”
Çünkü sahih (sağlıklı ve afiyet içinde olan) kişi, malı ve nefsinden dolayı vermiş olduğu emirleri geçerlidir. (Malını ve canını istediği gibi Allah yolunda kullanabilir…) Kişi hastalandığı zaman, bedeni taat ve ibâdet etmekten zayıflar. (Gereğince ibâdet ede-mez olur,..) Yine kişi hastalandığı zaman ise, malında hükmü geçmez olur; ancak malının üçte birini vasiyet edebilir.

İşsizliği İyi Değerlendirmek

“Meşguliyetten önce boş vaktin (değerini bil),
Yani geceleyin boş olursun. Gündüzleri meşgul olursun. 0-nun için boş vakitler olan geceleri namaz (ibâdet, taat ve okumakla) geçirmelisin. Çalıştığın ve meşguliyetin olduğu zaman da oruç tut; özellikle kış günlerini oruçlu geçir. Çünkü kış mevsiminde oruç tutmak; müminin ganimetidir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdukları gibi:
-“Kış, müminin ganimetidir. Geceleri uzundur; kıyam ile geçirir. Gündüzleri, kısadır; oruçla geçirir.
Başka bir rivayette de buyuruldu:
-“Geceler, uzundur; onları uykun ile kısaltma; gündüzleri aydındır, onları günahlarınla bulandırma!

Varlığınla Kanaatkar ol

Fakirliğinden önce zenginliğinin,
Sen, Allâhü Teâlâ hazretlerinin sana verdiği rızk ile kanaat ettiğin vakit, bunu ganimet bil. Ve insanların elinde olana göz dikme.

Hayat

Ölümünden önce hayatının (değerini bil…)”
Çünkü kişi, hayatta olduğu müddetçe amel yapabilme gücüne sahiptir. Öldüğü zaman da ameli kesilir. Bundan dolayı ölüler, bir daha dünyaya gelip, bir kere olsa bile tehtil okumayı veya iki rekat namaz kılmayı çok temenni ederler. Onun için fırsatı ganimet bil; ömür kısadır…

Ömür Değerlidir

Hafız (k.s.) hazretleri buyurdular:
-“Ey kardeş! Fırsat kaçtı
Fırsatların hemen geçip gitmesi.
Sıcak günlerde oluşan bulutlar gibidir…
Aziz olan ömrünü değerli şeyleri elde etmeye baki
Eğer boşa geçerse, yazık olmuş olur ömre!…”

Ömür Azizdir

Seyyid Şerif (Cürcânî r.h.) oğluna şöyle nasihat etti. (Ey oğul!) Pederinin cân ciğer evlâdı. Nasihatimi can kulağıyla dinle!
Ömür azizdir. Onu boş yere zayi etme!

Ne Zaman İbâdet Edeceksin?

Akıllı kişiye düşen vazife günlerini boş yere zayi etmemesidir. Hakîm Bekûdekî Bâzî buyurdu:
-“Canın mest oldu. Yaşlı ihtiyar oldun daha ne zaman Allah’a ibâdet edeceksin?

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/553 – 555.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bunları Biliyormuydunuz ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 6, 2014

İmam-ı Azam Hazretleri,Imam-ı Azam Hazretlerinin kabri

İmam-ı Azam Hazretlerini, zorla sırtı üstü yatırıp ağzına zehirli şerbeti dökerek, 767 (H. 150) senesinde Bağdat zindanlarında şehid ettiler.

İmam-ı Âzam ve Kadılık

İmam-ı Azam Ebû Hanife hazretleri, kendisine teklif edilen Kadılığı kabul etmediği için öldürüldü. İslam’ın hakim olduğu ve şer-î kanunların yürürlükte olduğu bir dönemde bile, Imam-ı Azam Hazretleri gibi büyük bir âlim, “Kadı olup, insanların malı ve canı hakkında ahkam vermektense ölümü tercih ederim” diyerek hakimliği kabul etmemiştir.
Hakimliği kabul etmediği için, hapse atılmış ve zindanda günlerce işkence gördükten sonra, şahadet şerbetini içmiştir.
Imam-ı Azam hazretleri, geçimini esnaflık ile sağlıyordu.
Devletten bir görev ve maaş almadı. (Dört büyük imamın hiçbiri devlet memuru değildi. Büyük hizmetler, memuriyetle değil, aşk, şevk, heyecan ve büyük bir özveriyle çalışmakla olur…)
Halife Mansur’un kendisine verdiği. Temyiz Mahkemesi Reisliğini kabul etmediği için zindana atıldı.
İşkence ettikten sonra, ayaklarının altından kanlar akan ve halsiz düşen Imam-ı Azam Hazretlerini, zorla sırtı üstü yatırıp ağzına zehirli şerbeti dökerek, 767 (H. 150) senesinde Bağdat zindanlarında şehid ettiler. Mütercim.

Kaynak :Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 6/536-537.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 442 takipçiye katılın