GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘NiKAH’ Kategorisi için Arşiv

DİNİ NİKAH NASIL KIYILIR ?

Posted by Site - Yönetici Eylül 29, 2010

DİNİ NİKAH NASIL KIYILIR ?

DİNİ NİKAH NASIL KIYILIR ?

DİNİ NİKAH NASIL KIYILIR ?

Resmi nikahtan sonra dini nikah şöyle yapılır:

İki şahidin biri nikah kıyanın sagına,digeri soluna oturur.Gelinden söze başlanacagı için gelin sag tarafta, damat sol tarafta nikahı kıyanın karşısına otururlar.Mihrin miktarı ve muaccel ( Peşin ) mi müeccel mi oldugu tesbit edilir.

Nikahı kıyan kişi evvela Allahu Teala Hazretlerini,Sıfat-ı  Zatiye ve Subutiyyesini ve bunların kısaca manalarını anlatır.İman-ı İcmali ve tafsilinin kısaca manaları izah ederek ‘’ Bunların cümlesini hepimiz kabul ve tadik ettik ’’ denir.Nikahı kıyan kişi herkesin ellerini dizleri üzerine koyup hareket ettirmemelerini tenbih eder.. Euzü besmele ile ‘’ Lekad caekum… ( Sureüi Tevbe, ayet 128-129 ), asellahü en yec’ale…..( Sure-i mümtehine,ayet 17 ), kale musa…. ( Sure-i Yunus,ayet 81 ) ayetlerini okur.

Geline hitab ederek: ‘’ Allah’ın emri,Peygamber’in kavli, İmam-ı Azam’ın ictihadı üzere aranızda mukarrer mihr-i müeccel ( veya muaccel )…….. ile ( Hatice ) hanım kendinizi,nefsinizi,zatınızı ( Sabri ) beye helallige,zevcelige,tezviclige,tenkıhlige verdinizmi ? ‘’ diye sorar.

Gelin ‘’ verdim ’’ der, şahitler dahi işitirler. Sonra damada hitaben:

‘’ Sabri bey, Allah’ın emri,Peygamber’in kavli, İmam-ı Azam’ın ictihadı üzere aranızda mukarrer mihr-i müeccel ( veya muaccel )…….. ile ( Hatice ) hanımı helallige,tezviclige,tenkıhlige aldınız kabul ettinizmi ? ’’ diye sorar.

‘’ Aldım kabul ettim ’’ der,şahitler de işitirler.Tekrar geline, arkasından damada aynı şekilde ikinci ve üçüncü kere sorar ve cevabı işitildikten sonra nikahı kıyan:

‘’ Allah’ın emri ,Peygamber’in kavli, İmam-ı Azam’ın ictihadı, şu şahitlerin şahadeti ile ben dahi bu nikahı akdeyledim.’’ der.

Bismillahirrahmanirrahim, Elahmdülillahi rabbilalemin……. ‘’ ve ‘’ subhane rabbike….’’ İle tamamlar.

Kaynak : Fazilet Takvimi – 16 – Mayıs – 2004

..

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NiKAH, TÜRKİYE, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

NİKÂHIN HİKMETİ

Posted by Site - Yönetici Ekim 13, 2009

 

NİKÂHIN HİKMETİ

NİKÂHIN HİKMETİ

NİKÂHIN HİKMETİ 

    Dünyanın, Allah Teâlâ’nın takdir ettiği vakte kadar insan neslinin bir intizam dairesinde devamı ise ancak nikâh ile temin edilebilir. 

   Gayr-i meşru’ mukarenet(birleşme)ler, insanların birbirine zulmetmelerine, kanların dökülmesine, neseplerin kaybolmasına, beşeriyetin manevi helakine sebep olur, birçok şahsi, ictimai fesatlıkları celbeder. Bunlar şu şekilde hülasa edilebilir: 

   • Neseplerin bozulmasına ve yozlaşmasına sebep olur. Gayr-i meşru’ bir çocuk, şefkatli bir ana babanın himayesinden, terbiyesinden mahrum bulunur. Bunun neticesinde çocuklar zayi’, nesiller kesilmiş olur. 

   • Böyle kadınlar birer erkeğe ait olamaz. Bu durumda anlaşmazlıklar çıkar, güçlü ve kuvvetli olanlar, istedikleri kadınları elde ederler. Bunun neticesinde insanlık umumi bir karışıklık içinde kalır. 

   • Böyle kadınları her selim tabiatlı insan, çirkin görür, böyle kadınlar ile aile teşkil etmek istemez ve kadının hayatı mahvolur. 

   • Gayr-i meşru münasebetler, kadınlar ve erkekler için bir felakettir. Kadınlar, erkeklerin yalnız nefislerini tatmin için yaratılmış değildir. Bu latif cinsin kendisine has birtakım vazifeleri, hakları vardır. Bu vazifeler ve haklar ise ancak meşru’ surette birer aile teşkil etmeleri ile vücuda gelir.
 
   • Kadınlar ile erkekler arasında nikâhtan başka bir yol ile cinsi yakınlaşma, kadın ve erkeği aşağılar, birtakım hastalıkların çıkmasına, yayılmasına meydan verir ve neticede ictimai bozulmaya yol açar. Hâlbuki Allah Teâlâ’nın meşru kıldığı yollar, bu gibi ictimai afetlerin zuhuruna mani’ olmak, insaniyetin değerini yükseltmek içindir. 

    Hâsılı nikâh; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetidir. Bir kadınla nikâhlanıldığında yaratılış olarak zayıf olan kadınlar koruma altına alınmış olur. Nikâh, aileler arasında yakınlık meydana getirerek yardımlaşmayı artırır; neticede ahlaklı, terbiyeli neslin yetişmesine, güzel ülfet ve muaşerete, vatana daha ziyade bağlılığa vesile olur. 

 

 - Fazilet Takvimi – 9 Temmuz 2008 Çarşamba - 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NiKAH, YORUMLAR, YORUMSUZ | 3 Yorum »

NiKAH & Bir Boşanma Olayı

Posted by Site - Yönetici Mayıs 7, 2007

Bir Boşanma Olayı

Medineli Sabit bin Kays, sahabenin ileri gelenlerindendi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)`e hizmetten asla geri kalmaz, sözünden ise bir an olsun dışarı çıkmazdı. Efendimiz de onu çok severdi. Hatta bir küçük hatası yüzünden aşırı üzüntüye kapılan Sabit`i teselli ederek “Sabit cennetliklerdendir.” buyurmuştu.
İşte bu Sabit`in aile içi bir sıkıntısı vardı. Hanımı Cemile, Sabit`e bir türlü ısınamamış, onu sevememiş, içindeki ilgisizliği yenip de bir gün olsun sevgiyle muhatap olamamıştı.

Cemile bir kadın olarak iç dünyasındaki bu fırtınayı kime anlatabilirdi? Kendisini kim dinlerdi? İslam`da kadın dinlenir miydi? Önceki devirde kadının söz hakkı yoktu çünkü;

Cemile tereddütler içerisinde doğruca Efendimiz (sallallaha aleyhi ve sellem) Hazretleri`nin huzuruna girdi, olanca cesaretini toplayarak kimselere açamadığı iç dünyasını Efendimiz`e açtı.

 Ya Resulallah, dedi, beyimin İslamî yaşayışına diyeceğim yoktur. Ahlakından da şikayetçi değilim. Lakin ben onu bir türlü sevemedim. Bu halimle ona isyan etmekten, isteklerine ters bir karşılık verip kötü bir sonuca düşmekten korkuyorum. Söyleseniz de beni boşasa. O, kendisini sevmeyen bir hanımı zorla nikanı altında tutan adam durumuna girmese, ben de dinime zarar verecek bir itaatsizliğe doğru kaymasam!.

Efendimiz, iç dünyasını bu nitelikte anlatan Cemile`yi tepkiyle değil ilgiyle dinledi. Bir hanımı, sevemediği erkekle bir arada kalmaya mecbur etmeyi zaten münasip de bulmuyordu. Ancak, beyi ne diyecekti? Boşamak istemezse zorla boşayacaksın da denemezdi. Bir de onu dinlemek gerekirdi. Nitekim öyle de yaptı. Cemile`nin duygularını, düşüncelerini aynen Sabit`e aktararak onu da dinledi.

Anlaşılan Sabit, Cemile`yi seviyordu. Ama Cemile`nin kendisini aynı sıcaklıkta sevmediğini, tek taraflı sevginin mutluluk getirmeyeceğini de biliyordu. Nasıl bir çare bulunabilirdi?

Düşünmeye başladı. Gözlerini diktiği sabit noktadan başını kaldırıp dedi ki:

 Ya Resulallah, Cemile`ye nikahta en değerli bahçemi mehir olarak verdim. Bunca değerli serveti verdiğim kadını bir anda nasıl boşayabilirim? Üstelik benim öyle başka bir bahçem de yoktur!

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), Sabit`in yaklaşımını öğrenmiş oldu. Cemile`ye bu defa sorusunu şöyle sordu:

 Sabit seni boşayacak olsa, nikah sırasında aldığın değerli mehri iade eder misin? Böylece sen mehrini verip nikah bağından kurtulmuş olursun, Sabit de nikah hakkından vaz geçip bahçesini geri almış olur. İki taraf da bir şey verirken bir şeyleri almış sayılarak karşılıklı mağduriyetlerinizi gidermiş sayılırsınız. Teselli tarafınız bu olur.

Cemile buna hemen razı oldu. Kocasının nikah sırasında kendisine mehir olarak verdiği bahçeyi ” Memnuniyetle iade ediyorum.” dedi. Sabit de “Öyle ise ben de nikahını aynı memnuniyetle ona iade ediyor, bu andan itibaren boşamış bulunuyorum, özgürdür.” dedi. Taraflar böylece bir şey verirken bir şey de aldıklarından helalleşerek ayrılmış oldular.

Bu olay üzerine Bakara Suresi`nin 229. ayeti nazil oldu. Ayet-i kerime anlaşmayı iptal etmiyor, hatta ortak aile hayatını sürdürme sevgisi yok olunca, hanımın aldığı mehri verip de nikahını ortadan kaldırmasını meşru görüyor; ancak erkeğin fırsatçılık edip de kadından veremeyeceği miktarda mal istememesini de tavsiye ediyordu.

Bu hadise üzerine fıkıhta hüküm şöyle tespit edildi:

� Kadın ayrılmak istediği beyine bir şeyler vererek kendini boşatabilir! Yeter ki beyi fırsatçılık edip de kadından veremeyeceği miktarda haksız mal isteğinde bulunmasın.

Yazı kategorisi: DiNi KONULAR, NiKAH, İSLAM | 4 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers