GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘NASİHAT’ Kategorisi için Arşiv

Nasihatler

Posted by Site - Yönetici Ekim 13, 2011

Nasihatler

Nasihatler

Nasihatler

Hz. Adem (A.S.) oğlu Şit (A.S.)´a şu beş nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi oğullarına, vasiyet etmesini istedi. Nasihatler şunlardır:

1 — Oğullarına, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünkü, ben bakî olduğunu göz önüne alarak Cennet’e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çıkardı.

2 — Oğullarına, kadınların arzusuna uyarak bir işe girişmemelerini söyle. Çünkü ben eşimin arzusuna uyarak yasaklanmış ağacın meyvesinden yediğim için sonra pişman oldum.

3 — Oğullarına, girişecekleri her işin sonunu baştan düşünmelerini söyle, eğer ben giriştiğim davranışın sonunu düşünseydim, başıma bildiğiniz haller gelmezdi.

4 — Herhangi bir işe girişirken içinize şüphe düşerse, ondan uzak durun, çünkü ben yasak ağacın meyvesini yerken içime şüphe düştü, buna rağmen vazgeçmediğim için sonra pişmanlığa düştüm.

5 — Girişeceğiniz işlerde bilenlere danışın, eğer ben yasak ağaca yanaşmadan önce meleklere danışsaydım, başıma bu haller gelmezdi.»

Kaynak : Kalplerin Keşfi – İmam Gazâli

Alinti : http://sadece-kitaplarim.blogspot.com/search/label/Kalplerin%20Ke%C5%9Ffi

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ADEM, NASİHAT, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

TV Müftüleri – Aşure Günü – Ashab-ı Kram – Ve Kerbela Hakkında – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Posted by Site - Yönetici Şubat 7, 2011

TV MüftüleriAşure GünüAshab-ı Kram – Ve Kerbela Hakkında – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Bu vaaz`ı Gönderen Kardeşimize ve Emegi Geçen Ben Fakire Bir Dua Edin LÜTFEN

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, SEYFETTİN ALKAN - VAAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , , , | 1 Yorum »

MÜ’MİN VE MÜSLİM HANIMLARINA ÖĞÜTLER:

Posted by Site - Yönetici Aralık 11, 2010

MÜ’MİN VE MÜSLİM HANIMLARINA ÖĞÜTLER

MÜ’MİN VE MÜSLİM HANIMLARINA ÖĞÜTLER

MÜ’MİN VE MÜSLİM HANIMLARINA ÖĞÜTLER:

Ey Mü’min ve müslüman hanımlar! Evlerinizde perdeler arkasında ve bir zarurete binâen sokağa çıktığınızda örtü içinde olduğunuzdan dolayı cennette pek çok sevablara, büyük büyük derecelere nâil ve bütün ömürlerinde din düşmanı ile muharebe etmiş gibi sevaba kavuşmuş olacaksınız. Hz. Allah bu mujdeleri Hz. Muhammed’in lisanı ile sizlere duyurmuştur.

Hazret-i Enes b. Malik diyor ki: «Bir gün kadınlar Resulullahın huzurunda toplandılar, ve dediler ki: «YA Resulallah, erkekler Allah yolunda harb ederek bir çok sevaba kavuşacaklar. Bizim için bir âmel yok mudur ki onu işlediğimiz zaman biz de harb edenlerin faziletine ermiş olalım »

Peygamberimiz buyurdu: «Sizden biriniz evinde oturup bir ihtiyacı olmadıkça evinden çıkmaz ise, mücahidinin nâil olduğu fazilet ve sevaba o dahi nail olur. »

Eğer kadınlar diğer vazifeleri ile birlikte bu vücutlarını kapamaya dair verilen emirlere riayet ederlerse, akla hayâle gelmeyen bir çok mukâfatlara kavuşacaklardır, bunda zerre kadar şüpheniz olmasın.

Öyle ise ey hanımlar! Size tavsiye ederim ki: Evvelâ örtünmenin farz olduğuna kesinlikle inanacaksınız, arkasından târif edildiği şekilde kapanarak amel yapacaksınız. Sizden ancak Allah kapanırsanız râzi olur. Onun bunun sözlerine aldanmayınız, öleceğinizi hiç aklınızdan çıkarmayınız. Onun bunun modasına bakmayınız, boyasına süsüne aldanmayınız.

Vücudunun bir kısmını kapatıp bir kısmını açık bırakan kadın, örtünmüş ve İs1âmî kıyafet takınmış sayılmaz. Yâ tam yâ hiç. Tam kapanmak çok daha yararlıdır.

Cenab-ı Hak kullarının afv ve mağfiret olmalarını ister. Bir dala yapışmalarını arzu eder. Fakat müslüman kendisine uzatılan hiçbir dala yapışmazsa nasıl affolacaktır? Yağmur yağmayınca yerden mahsülât biter mi?

Allah’a asi olmak kolaydır, fakat itaat etmek nefisle mücadele etmekle mümkün olacağından zordur. Ağlamayan çocuğa meme verilmez. Ekmeden biçilmez. Allah’ın bu yoldaki emirlerini yerine getirmeden cennete girmek mümkün olmaz. Görenek ve gelenekler bizleri aldatmasın, öleceğimizi ve Allah’ın huzuruna dikileceğimizi unutmayalım. Görünüşte giyinmiş, fakat hakikatta temelli çıplak gibi giyinen kadınlara Cenab-ı Hakkın rızası olmadığını bilelim Resulullahın bu husustaki hadisi şerifleri vardır.

Gorünüşte giyinmiş fakat hakikatte çıplak olan kadınlara Allah’ın rızası uzaktır.

Tevbe dil işi değil, kalp işidir

Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Unutmayalım ki Cenab-ı Hakk’ın bu gece ve gündüzündeki bu büyük rahmeti, mağfireti ve bağışlaması hiç şüphe yok ki ona talip ve lâyık olanlar içindir. Öyle değil mi ya? Kusurlarını, günahlarını idrak etmeyen veya edip de bunlarda hâlâ ısrar edenler, afv ü mağfiret ihtiyacı içinde oldukları halde, tevbe ve istiğfarda bulunmayanlar, mağfiret-i ilahiyyeye nereden ve nasıl nail olacaklardır? Yapılacak tevbe samimi-gerçek olmalı, bir daha o günaha dönülmemelidir. Tevbe dil işi değil, kalp işidir. Tevbe, vücudun bütün azalarının Cenab-ı Hakk’ın emrine dönmesi demektir. Sözü papağan da söyler, amma idrak etmeden söyler.Nitekim

Eylesen tûtîyi ta’limi eder kelimât

Sözü insan olur amma, özü insan olmaz!

denilmiştir. Tûti, papağan demektir. Papağana konuşmayı öğretsen, sözü insan gibi olur, amma özü insan olmaz, kuştur yine. Papağandır, tabiatı neyse odur. Hâl değişmeli ki, tevbe makbul olsun. Kul hakkı varsa, mutlaka helâlleşmek gerekir. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe (Samimi bir “tevbe” diye tercüme edilen “tevbe-i nasûh” için birçok yorum yapılmıştır. Bunların ortak noktası şudur: “Nasûh”, nush kökündendir. Buna göre “tevbe-i nasûh”; tevbe edenin kendi nefsine nasihat dinletebilmesi, günahlarına son derece üzülmesi ve artık onlara dönmemeye karar vermesi demektir.) ile ALLAH’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve O’nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde ALLAH sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından amellerinin nurları aydınlatıp gider de: “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü Sen her şeye kadirsin” derler. (Tahrim Sûresi:8 )

Günahlardan arınıp Yüce Mevla’nın af ve mağfiretine erişmeyi umduğumuz bu geceyi idrak eden her insan, bu gayeye erişmenin heyecanını yaşamalı, ALLAH Teâlâ’nın:

De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.” (Zümer Sûresi:53) müjdesinin farkına vararak kendi özüne dönmeli, günah ve kusurlarından dolayı tevbe etmeli, ibadet ve dua ile Rabbine yakınlaşmalı, ümütlerini canlandırmalı, yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını güçlendirmelidir.

Bu âyet-i kerimede ALLAH’ın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki “ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyin” demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip ALLAH’a dönmelerini teşvik etmektir. Çünkü tevbe kapısı daima açık. ALLAH Teâlâ Hazretleri kulun tevbe etmesini sever. Günahını itiraf etmesini sever. O’nun için tevbe kapısı açık. Tevbe ederse kurtulur hasılı. Yeterki tevbe etsin. Cenab-ı Hak buyuruyorki:

Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (En’âm sûresi:54)

Tevbe, sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil, herkesin yapması gereken bir ibadettir. Çünkü tevbe, ruhumuzu arındırmanın en güzel yollarından biri ve yeniden dirilişin bir vasıtasıdır. Kur’an-ı Kerim, ameli ne olursa olsun istisna koymaksızın herkesi tevbeye davet etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“…. Ey mü’minler! Hep birden, bütün günahlarınızdan ALLAH’a tevbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz.” (Nûr Sûresi:31)

Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | » yorum bırak;

MEVLANA OĞLUNA DERKİ

Posted by Site - Yönetici Ekim 23, 2010

MEVLANA OĞLUNA DERKİ

MEVLANA OĞLUNA DERKİ

MEVLANA OĞLUNA DERKİ

Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,Fena söyleyici! Fena öğretici! Fena düşünceli olma!

Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar, canin sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!

Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

..

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z MEVLANA, NASİHAT, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Posted by Site - Yönetici Eylül 3, 2010

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali’nin (kv) Şahadeti ve Vasiyeti -Hz. Ali’nin, Hz. Hasan’dan Sordukları

Eğitimin en önemli şekillerinden biri, soru cevap şeklinde sohbet etmektir. Hz. Ali (kerremellahu vechehu) zaman zaman çocukları ile sohbet eder, onlara sorular sorarak eğitirdi.

Kadı Ebu’l-Ferec’in de dediği gibi Hz. Hasan’ın babasına verdiği cevaplar oldukça hikmetli ve faydalıdır. Bu cevaplar onun ilim, anlayış ve kavrayışının çok yüksek olduğunu, hayatı ve insanları çok iyi tanıdığını, ilmi ile amel eden, nefsini terbiye etmiş müstesna bir şahsiyet olduğunu göstermektedir.

Hz. Ali (kv) mahdumlarından Hz. Hasan’a (radiyallahu anhu) sorar;

Ey oğlum! İstikamet nedir? Hz. Hasan:
Ey babacığım! İstikamet, kötülüğü iyilikle önlemektir.

Şeref nedir?
Halkını ve aşiretini eğitmek, bu sırada sana karşı yaptıkları hataları kaldırabilmektir.
Başka nedir?
Kardeşlerin ile anlaşmak, komşularını korumaktır.

Mürüvvet nedir?
Kişinin iffetli olması ve hatalarını sürekli düzeltmesidir.

Dikkat nedir?
Sıradan işleri dahi önemsemek, basit de olsa kötülükten uzak durmaktır.

Islah nedir?
Öncelikle kişinin kendini kötülüklerden koruması, sonra yakınlarının iyi olması için gayret göstermektir.

Semahat nedir?
Kolay ve zor zamanlarda adaletten ayrılmamaktır.

Cimrilik nedir?
Elindekini şeref vesilesi, infak ettiğini kayıp ve zayi saymandır.

Kardeşlik nedir?
Zor ve rahat zamanlarda vefalı olmaktır.

Korkaklık nedir?
Dostuna karşı cüretli, düşmanına karşı çekingen olmaktır.

Ganimet nedir?
Takvaya yönelmek, dünyaya meyletmemek peşinde koşulması gereken ganimettir.

Hilm nedir?
Nefsine hâkim olup kızgınlığı yenmektir.

Zenginlik nedir?
Az dahi olsa, Allah’ın taksimine razı olmak. Asıl zenginlik müstağni olmaktır.

Fakirlik nedir?
Her şeye heveslenmek, istemektir.

Menfaat nedir?
Çok cesaretli olup insanların en güçlüsünü yenmektir.

Zillet nedir?
Saldırı anında korkmaktır.

Cesaret nedir?
Akranları ile mücadele edebilmektir.

Külfet nedir?
Kendini ilgilendirmeyen şeyler hakkında konuşmaktır.

Mecd nedir?
İhtiyacı olduğu zaman verebilmek, kendine karşı yapılan suçları affetmektir.

Akıl nedir?
Kalbi korunması istenen her şeyden korumaktır.

Ahmaklık nedir?
Liderini, yöneticini ziyaret edip ona karşı sesini yükseltmektir.

Övgü nedir?
Güzel şeyleri yapıp, kötü şeylerden sakınmaktır.

Güven nedir?
Sürekli hilim, yakınlarına şefkat, insanların suizan edeceği şeylerden kaçınmaktır.

Sefahat nedir?
Dünyaya dalmak, kötülüğe sürükleyen kişilerle arkadaşlık etmektir.

Gaflet nedir?
Camileri terk edip fesatçı insanlara itaat etmektir.

Mahrumiyet nedir?
Sana arz edilen nasibini almamaktır.

Aciz kimdir?
Aciz, sürekli sakalı ile oynayan ve yerlere çokça tükürendir.

Güzellik nedir?
— Ahlak güzelliğidir.

— İman ile yakin arasında ne kadar mesafe vardır.
— Dört parmak ara vardır.
— Nasıl?

İman kulağının duyduğu, kalbinin tasdik ettiği her şeydir. Yakin ise gözünün gördüğü ve kalbin kabul edip mutmain olduğu şeylerdir. Göz ile kulak arasında ise yalnızca dört parmak vardır. (1)

Hz. Hasan Efendimizin verdiği cevaplar, ahirzamanın kirli felsefi görüşleri karşısında; değer yargıları bozulmuş, paradigmaları bozulmuş bazı Müslüman kardeşlerimizin aklını ve kalbini aydınlatıcı ve arındırıcı niteliktedir.
Kavramların düzgün anlaşılmadığı hiçbir hayat nizamı insanı kurtuluşa götüremez. Belki insanı doğruyu yanlış anlamaya götürdüğü için helak eder. Bu sebepten Müslümanlar Hz. Hasan’ın Hz. Ali’ye verdiği ve “neyin ne olduğunu” açık ve kesin anlamlarla ortaya koyduğu cevapları tekrar tekrar okunmalı ve en iyi şekilde anlaşılmalıdır.

Hz. Ali’nin Vasiyeti

Şehit olacağını anlayan Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yanına çağırarak onlara vasiyet etti:
Size Allah’a karşı takva sahibi olmanızı tavsiye ediyorum. O size yönelse dahi siz dünyaya yönelmeyin. Kaybettiğiniz hiç bir şeye ağlamayın. Her zaman hakkı ve hakikati söyleyin. Yetime merhamet edin. Yardım isteyenin yardımına koşun. Ahiret için hazırlanın zalimin hasmı mazlumun yardımcısı olun. Kınayanın kınamasından çekinmeden kitap ve sünnete göre amel edin.

Muhammed b. Hanif’e bakan Hz. Ali:
Onlara söylediklerimi aklında tuttun mu? Diye sordu. O:
Evet, dedi. Hz. Ali:
Onlara tavsiye ettiğim şeyleri sana da tavsiye ediyorum. Kardeşlerine saygıda kusur etme. Üzerindeki haklarını yerine getirmeye özen göster, emirlerini yerine getir. Onlardan habersiz bir iş yapmaya kalkışma!

Cehenneme Nispetle Her Bela Afiyettir

Sonra Hz. Hasan’a döndü.
Ey oğlum! Sana takvayı, namazı vaktinde kılmanı, zekâtını yerine ulaştırmanı, abdesti güzel bir şekilde almanı tavsiye ediyorum. Abdestsiz namaz olmadığı gibi zekâtı engelleyenin namazı da kabul edilmez. Kızgınlığını yenip sana karşı yapılan haksızlıkları bağışlamayı, sıla-i rahmi, cahilce hareket yapanlara karşı yumuşak davranmayı, dinde anlayışlı olmayı, kararında sebatı, Kur’ân’ı rehber etmeyi, güzel komşuluğu, kötülüklerden sakınmayı, iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı tavsiye ediyorum.” (2)

Ey oğlum! Sana gizli ve açık her yerde takvaya riayet etmeyi, kızdığın veya razı olduğun zamanlarda hakkı söylemeyi, zengin ve fakirlikte tutumlu olmayı, dost ve düşmana karşı adil olmayı, canlı (yani dinçken) ya da üzerine tembellik çöktüğünde amel etmeyi, sıkıntı ve geniş anında Allah’tan razı olmanı tavsiye ediyorum.

Ey oğlum! Cennete gitmemekten daha büyük şer, cehennemden kurtulmaktan daha büyük hayır yoktur. Cennetin dışındaki her nimet onun yanında çok küçüktür. Cehenneme nispetle her bela afiyet sayılır.

Ey oğlum! Nefsinin ayıbını gören kişi başkasının ayıpları ile uğraşamaz. Allah’ın taksim ettiğine razı olan, kaçırdıkları şeylerden dolayı hüzünlenmez. Haksız olarak kılıç sıyıran kişi aynı kılıçla öldürülür. Kardeşine kuyu kazan, kendi kazdığı kuyuya düşer. Kardeşinin sırlarını çıkaran kişinin ayıpları ortaya saçılır. Başkası ile alay eden, aynı konuda hafife alınır. Kendi hatalarını unutan başkalarının hatalarını büyük görmeye başlar. Görüşünü beğenen sapar, kibirlenen zelil olur. Kötülük yapılan mekânlarda bulunan ithama maruz kalır. Aklını öne çıkarıp başkasını dinlemeyenin ayağı kayar. Âlimlerle oturanlar saygınlık kazanır. Kişi ne ile fazlaca meşgul olursa onunla tanınır. Çok konuşan çok hata yapar, hatası fazlalaşanın hayâsı azalır. Hayâsı azalanın sakınması azalır. Sakınması azalanın kalbi ölür. Kalbi ölen cehenneme girer.”

İşleri Allah İçin Olana Müjdeler Olsun!

Ey oğlum! Edep en hayırlı mirastır. Güzel ahlak en iyi dosttur. Ey oğlum! İnsanı kurtuluşa götüren yol on kısma ayrılır. Bunlardan dokuzu (Allah’ı anmak hariç) susmak, biri sefih insanların meclisinden uzak durmaktır.

Ey oğlum! Fakirliğin süsü sabır, zenginliğinki şükürdür. Ey oğlum! İslam’dan daha yüce bir şeref, takvadan daha aziz bir değer, verâdan daha sağlam sığınak, tövbeden daha iyi şefaatçi, afiyetten daha güzel elbise yoktur. Hırs yorgunluğun anahtarıdır. İş yapmaya başlamadan önce gerekli tedbirleri almakta acele etmek pişmanlıktan kurtarır. İnsanlara düşman olarak ahirete hazırlanmak ne kötü azıktır. Öğrenmesi, ameli, sevgisi, kızması, alması, bırakması, konuşması, susması, işi ve sözü Allah için olana müjdeler olsun!” (3)

Hz. Ali, (kerremellahu vechehu) Ramazan’ın yirmi birinci günü şehit edilince, Hz. Hasan halka bir konuşma yaptı. Babasının yaşamından örnekler vererek faziletlerinden bahsettikten sonra:
O Kur’ân’ın indiği, Hz. İsa’nın Rabbine yürüdüğü, Hz. Musa’nın vefat ettiği gün öldürüldü. Allah ona salât ve selam etsin!” (4)

Hz. Hasan’ın oğlu Ali anlatıyor: “Babam, babası Hz. Ali öldürülünce halka bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ve sena Resulüne salât ve selam yaptıktan sonra şöyle dedi: “Bu gece, önceki insanların fazilette kendisini geçemediği, sonrakilerin faziletine kavuşamayacağı bir insan vefat etti. Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem) ona sancağı verdiğinde sağına Cebrail (aleyhisselam), solunda Mikail (aleyhisselam) geçer, onlarla birlikte savaşır, zafer kazanmadan dönmezdi.

Ehl-i Beyt’i Sevmek Farzdır

Vefatından sonra geriye bıraktığı altın ve gümüş paranın tamamı ailesi için almayı düşündüğü hizmetli için ayırdığı 700 dirhemdir.

Ey İnsanlar! Beni tanıyan tanır. Tanımayan bilsin ki ben Hz. Ali’nin oğlu, Peygamberin, müjdeci ve uyarıcı, insanları Allah’ın izniyle Allah’a çağıran, parıldayan ışığın torunuyum. Ben Cebrail (aleyhisselam)’ın hanesine inen Ehl-i Beyt’ten biriyim. Ben Allah’ın kendilerinden kötülükleri gidererek tertemiz yaptığı Ehl-i Beyt’tenim. Ben Allah’ın her Müslüman’a sevmeyi farz kıldığı Ehl-i Beyt’tenim.

Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamberine şöyle buyurdu: ‘…De ki: ‘Ben buna karşılık sizden yakınlık sevgisi dışında hiçbir karşılık istemiyorum. Kim bir iyilik yaparsa onun sevabını fazlası ile veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.’ buyurmaktadır. (Şûrâ, 42/23.)

Ayette geçen iyilik yapmaktan maksat, bizim yani Ehl-i Beyt’in sevgisidir. Kim bizi severse yaptığı iyiliklerin sevabı kat kat artar.” Konuşması bittiğinde, gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslatmıştı. Onu dinleyen herkes ağlıyordu.(5) n

Notlar: 1-Mizzî, Tehzibü’l-Kemal, 1248; İbn Manzûr, Muhtasar, 7/30, 31; İbn Kesîr, el-Bidaye ve’n-Nihaye, 11/202. 2-Taberî, Tarih, 6/62. 3-Ahmed b. Hanbel, Fedâilü’s-Sahabe, 2/560. 4-Hâkim, Müstedrek, 4688. 5-Hâkim, Müstedrek, 4802; Şâmî, Sübülü’l-Hüdâ, 11/67

ABDULLAH KARA-DR. ELİF HİLAL KARA

Gülistan dergisi

102. Sayı
Haziran 2009

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | 4 Yorum »

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Posted by Site - Yönetici Ağustos 25, 2010

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Özellikle yeni evlenen ve evli olanların bu hadisi şerifleri hıfz (ezber) etmeleri kendilerini birçok sıkıntıdan kurtarıp dünya ve ahıret saadetine nail olmalarına vesile olacaktır.

Hazret-i Fâtıma-tüz-zehrâyı “radıyallahü teâlâ anhâ” hazret-i Alîye “radıyallahü teâlâ anh” tezvîc (nikah) etdiklerinde buyurdukları vasıyyetleri beyânındadır.

Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder.
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdular ki:

* Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün zemân çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri senin evinden yetmiş dürlü fakîrliği dışarı çıkarır. Yetmiş dürlü bereketi evine dâhil eder. Yetmiş rahmeti sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin delilikden ve diğer hastalıklardan emîn olur.

* Yâ Alî! Gelini ilk hafta yoğurt yimekden ayran yimekden sirke ve ekşi yimekden men’ et! Hazret-i Alîkerremallahü vecheh” “Yâ Resûlallah! neden ötürü bu şeyleri vermemem gerekdirdiye sordu. Buyurdu ki: (Ondan dolayı ki turşu ve yoğurt ve ayran rahmde evlâd olmasına mâni’ olur. Evde bir hasır olması doğurmayan kadından iyidir.) Hazret-i Alî dedi ki: Yâ Resûlallah! Sirkenin illeti nedir. Buyurdu ki: (Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur ve temizliği uzar. Keşenç yimek hayzı karında habs eder. Eğer Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretleri bir evlâd verirse doğumu zor olur. Ammâ ekşi elmâ yimek hayz kanını keser. Onun ardından başka hastalık zuhûr eder.)
Sonra Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdu ki:

* Yâ Alî ayın evvelinde ortasında ve sonunda ehline yakın olma ki o hanımda ve o evlâdda cüzzam ve dîvânelik (delilik) ve pislik olmasından korkulur.

* Yâ Alî! Ehline asr (ikindi) nemâzından sonra yakın olma. Eğer Allahü tebâreke ve teâlâ bir evlâd nasîb ederse ahvel (şaşı) olur ve şeytân şaşı evlâda sevinir.

* Yâ Alî! Ehline yakınlık (cima) etdiğin vakit çok konuşma ki eğer bir evlâd olursa yiyici olur. Avret yerine bakma. Sohbet (cima) esnâsında gözünü yumma. Evlâda körlük getirir.

* Yâ Alî! Kendi ehline bir başka kadının şehveti ile yakın olma ki eğer bir evlâd olur ise muhannes (kadına benzeyen erkek) olur. Kadınlara benzemeye çalışır.

* Yâ Alî! Cünüb olduğun zemân kat’i olarak Kur’ân-ı azîm-üş-şânı okumayasın ki korkulur ki gökden bir ateş inip seni yakar. Cünüb hâlde sohbet (cima) etme. Senin bir su kabın ehlinin bir su kabı olsun. Ayrı ayrı su kapları ile temizleniniz. Eğer bir su kabından ikiniz yıkansanız şehvet şehvet üzerine düşer (tekrar cima ederseniz). Aranıza düşmanlık düşer. Korkulur ki talâk ve iftirâka müncer olur. 

* Yâ Alî! ikiniz de ayakda iken sohbet (cima) etmeyiniz eşekler böyle yapar. Eğer çocuk olur ise döşeğe bevl (idrar) eder.

* Yâ Alî! Ehlinle bayram geceleri buluşma! Eğer çocuk olur ise altı parmağı veyâ dört parmağı olur.

* Yâ Alî! Ehlinle meyve ağacı altında buluşma ki eğer çocuk olur ise kâtil olur kan dökücü olur. Halka zulm eder.

* Yâ Alî! Ay ışığında (Açık havada ay ışığının altında) ehline yakın olma. Meğer bir yerde örtünülmüş olasın. Eğer bir çocuk olursa fakîrlikden ömür boyu kurtulamaz.

* Yâ Alî! Ezân ile ikâmet arasında ehline yakın olma ki eğer bir çocuğunuz olur ise kan dökmeğe hevesli olur.

* Yâ Alî! Hanımın hâmile olduğu zemân abdestsiz ona yakın olma. Eğer çocuk olursa kör gönüllü ve bahîl (cimri) elli olur.

* Yâ Alî! Şa’bânın ortasında Berât gecesi ehline yakın olma eğer aranızda bir çocuk olursa derisinde tüylerinde ve yüzünde kötü nişânlar olur.

* Yâ Alî! Hanımına bacısının (baldızının) şehvetiyle yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa hırsız olur ve halkın felâketi onun eli ile olur.

* Yâ Alî! Ehline etrâfında dıvâr olmıyan damda yakın olma ki eğer aranızda bir çocuk olursa münâfık ve mürâi mübtedî’ (bid’at sâhibi) ve kumarbâz olur.

* Yâ Alî! Sefere çıkacağın gece ehline yakın olma ki eğer bir çocuk olursa malını harâm yerlere harc edici olur. Sonra meâl-i şerîfi “Malını saçıp dağıtanlar şeytânın kardeşleridir” âyet-i kerîmesini okudular.
(İsrâ sûresi 27.ci âyet-i kerîmesi.)

* Yâ Alî! Üç günlük seferden geldiğin gecesi ehline yakınlık etme. Bir çocuk olursa zâlim olur.

* Yâ Alî! Pazartesi gecesi ehline yakınlık edersen aranızda bir çocuk olursa hâfız-ı Kur’ân olur. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin kısmetine râzı olur.

* Yâ Alî! Salı gecesi ehline yakınlık edersen çocuk hâsıl olursa mü’min olur ve iyi huylu olur. Rahîm gönüllü (yumuşak kalbli) cömert elli yalandan bühtândan ve gıybetden temizlenmiş dilli olur.

* Yâ Alî! Perşembe gecesi ehline yakınlık et ki eğer çocuk olur ise hikmeti çok hakîm olur. Ve ilmi çok âlim olur ki ilmi ile âmil olur. Perşembe günü öğleden evvel ehline yaklaşsan eğer aranızda bir çocuk olursa aslâ şeytân ona ölene kadar yaklaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmetde olur. Eğer Cum’a gecesi ehline yakınlık edersen bir çocuk olur ise Kâri-i Kur’ân olur. Veyâ hatib olur. Veyâ Vâiz olur. Eğer Cum’a günü hanımına yakınlık edersen bir çocuk olursa âlim olur. Dindârlığı ile ma’rûf ve meşhûr olur. Eğer Cum’a gecesi îşâ (yatsı) nemâzından bir sâat sonra ehline yakınlık edersen eğer bir çocuk olursa ebdallar (velîler) cümlesinden olur.

* Yâ Alî! Ehline gecenin evvel sâatinde (başında) yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa câdı ve kâhin olur. Dünyâyı âhıret üzerine tercîh eder.

* Yâ Alî! Benim vasıyyetlerimi ezberle ki Allahü teâlânın izni ile sana fâide versin.

Kaynak :  (Menakıb-ı Çihar-ı Yari Güzin)

..

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EVLİLİK, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, HADİS, KADIN & BAYANLAR İÇİN, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ, İSLAMA GÖRE CİNSEL HAYAT | 6 Yorum »

HZ. ADEM’DEN OĞULLARINA NASİHAT

Posted by Site - Yönetici Temmuz 22, 2010

HZ. ADEM'DEN OĞULLARINA NASİHAT

HZ. ADEM'DEN OĞULLARINA NASİHAT

HZ. ADEM’DEN OĞULLARINA NASİHAT

İlk insan, ilk peygamber ve insanlığın atası olan ilk baba Hz. Âdem Aleyhisselâmın oğulları için Hz. Şit gibi kendi izinden gidenler olduğu gibi, şeytana uyarak çığırdan çıkanlar da vardır. Ama onun görevi doğruyu, güzeli ve gerçekleri akıl ve kalblere yerleştirmeye çalışmaktı. Hz. Âdem’in oğullarına pek çok öğütleri olmuştur. Şu öğüt sadece bir örnek mahiyetini taşımaktadır.

Hz. Âdem Aleyhisselâm, oğlu Hz. Şit’e beş nasihatte bulunmuştu. Şöyle diyordu:

Ey Şit! Oğullarına söyle:

1. Dünyaya ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan birgün göçüp gideceklerini düşünsünler.

Çünkü ben Cennette ayrılmayacağım gibi baktım da olan oldu.

2. Hanımlarının sözünü hakikatin tâ kendisi sanıp hemen kabul etmesinler. Biraz düşünüp isabet derecesini incelesinler.

Çünkü ben hanımımın sözünü düşünmeden kabul ettiğim için yasak ağacın meyvesinden yedim, sonunda da uzun bir pişmanlığa maruz kaldım.

3. Yapacakları işin sonunu düşünsünler.

Eğer ben yasak ağacın meyvesinden yerken bu işin sonunu düşünseydim başıma bunlar gelmeyecekti.

4. Bir işe başlarken içinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik olursa, tekrar bir daha düşünüp yeniden tetkik etsinler.

Şayet ben yasak ağaçtan yiyeceğim sırada içimdeki endişe ve isteksizlik üzerinde durup kararımı yeniden gözden geçirseydim, sonunda bu pişmanlığa düşmeyecek, o hatayı işlemeyecektim.

5. Doğruluk ve isabet derecesini kesin olarak bilemedikleri işlerde de istişare etsinler. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesindeki karara göre hareket etsinler.

Eğer ben meleklerle istişare edip işimin sonunu onlarla müzakereden sonra karara bağlasaydım, başıma gelenlere müstahak olmayacak, musibetlere maruz kalmayacaktım.

.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ADEM, NASİHAT, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

MEVLİD KANDİLİ – VAAZ – Hüseyin Kumaş – Hocaefendi.

Posted by Site - Yönetici Şubat 24, 2010

MEVLİD KANDİLİ – VAAZ – Hüseyin Kumaş – Hocaefendi.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HÜSEYİN KUMAŞ - VAAZ, MUBAREK GÜN VE GECELER, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | 3 Yorum »

NASİHAT…………EN İYİ VE EN KÖTÜ

Posted by Site - Yönetici Ocak 15, 2010

NASİHAT

NASİHAT

NASİHAT…………EN İYİ  VE  EN  KÖTÜ


Birgün Hz.Lokman’dan, bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça et getirmesi istendi.Lokman aleyhisselam da, kestigi hayvanın dilini ve yüregini getirdi.

Birkaç gün sonra, bu defa hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesi istendi; o yıne dilini ve yüregini getirdi.Sebebi sorulunca Lokman (a.s.) şöylededi.

‘’ Bu ikisi iyi olursa,bunlardan daha iyisi; ( bu ikisi ) kötü olursa, bunlardan daha kötüsü olmaz.’’

NASİHAT …….. MÜ’MİNİN ŞAŞILACAK HALİ


Hz.Suheyb (r.a.) rivayet etti. Resülullah (s.a.v.) ile beraber oturuyorduk. Bu esnada Resulüllah güldü ve ‘ Beni güldüren şeyin ne oldugunu sormayacakmısınız?’ buyurdu. ‘ Neden gülüyorsunuz Ya Resülallah?’ dediler.

Resülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘’ Mü’minın işine hayret ederim,şaşarım.Hepsi kendisi için hayırlıdır.

Şayet kendisine sevdigi birşey isabet ederse,bundan dolayı Allah’a hamd eder ve kendisi için hayırlı olur.

Hoşuna gitmeyen bir şey isabet etse, sabreder. Bu da kendisi için hayırlı olur.

Mü’minden başka her işi kendisi için hayırlı olan hiç kimse yoktur.


NASİHAT……… İSRAF


İsraf, herhangi bir şeyde aşırı gitmek demektir.Daima orta yollu hareket etmeyi teşvik eden dinimiz, harcamada ve yaşamada israfı haram kılmıştır.Yiyip içmede,giyip kuşanmada,nefeslerimizi ve kuvvetimizi kullanmada israftan kacınmamızı emretmiştir.Cenab-ı Hak bir ayet-i kerimede (mealen ):’’ Ve onlar ki harcadıkları zaman ne israf ne de darlık gösterirler. Bunun arasında mutedil ( orta ) bir yol tutarlar.’’ ( Furkan-67 ) buyurmuştur.

Şeytan,insanoglunu kötü yollara teşvik ile ömür sermayesini israf ettirmek ister.Allahü Teala şeytanın bu oyunlarına gelmemeleri için kullarını ikaz ederek şöyle buyurmuştur :

‘’ Şüphe yok ki,saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir.Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.’’ ( isra-27 )

Resülullah (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde;

‘’ Kim iktisat ederse Allah onu zengin yapar, kim de saçar,savurursa ( israf ederse ) Allah onu fakir kılar.’’ Buyurmuştur.

İslamiyet,israfın önüne geçmek için abdest alırken dahi israf edilmesine müsaade etmemiş, zamanın boşa harcanmaması için faydasız ve manasız sözleri de israf saymıştır.

Resülullah (s.a.v.)Sa’d b.Ebi Vakkas’ın (r.a.) abdest alırken suyu fazla kullandıgını gördü ve ‘’ Ey Sa’d, bu ne israftır?’’ buyurdu. O da; ‘’ Abdestte israf varmıdır?’’ dedi. Resülullah (s.a.v.); ‘’ Evet, akan bir nehirden olsa bile (vardır).’’ Buyurdu.

Dinimizin koydugu bu esasları hayatımızın her safhasında tatbik etmeye gayret etmeliyiz.Sofraya düşen ekmek kırıntılarını atmak,fasulye,pirinç gibi yemek hazırlanırken yere düşenleri almamak,su,elektrik,gaz vesairi lüzumsuz yere kullanmak hep birer israftır.

Kaynak : Fazilet takvimi -6-11-12 ocak-2010

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

NASİHAT……. BELALAR GÜNAHLARA KEFFARETTİR

Posted by Site - Yönetici Ocak 9, 2010

BELALAR GÜNAHLARA KEFFARETTİR

BELALAR GÜNAHLARA KEFFARETTİR

NASİHAT……. BELALAR GÜNAHLARA KEFFARETTİR

Bir mü’minin dünyada musibet ve belaya ugraması,bir kötülügün uzaklaştırılması için veya günahlarının kefareti veya derecesinin yükseltilmesi içindir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘’ Allahü Teala buyurur ki ; Herhangi bir kulumu gözlerinden mahrum bırakmak suretiyle imtihana tabi tuttugumda,sabrederse, gözlerine karşılık ona cenneti veririm. ’’

Şu hadis-i şerifler hastalıkların kulun günahlarına kefaret oldugunu ifade etmektedir.’’ Müslümana fenalık,hastalık,keder,hüzün,eza,iç sıkıntısı arız olsa,hatta vücuduna bir diken batsa,şüphesiz Allahü Teala musibetlerden biri sebebiyle o müslümanın suçlarını ve günahlarını örter,bastırır.’’

’Kendisine hastalık isabet eden hiçbir Müslüman yoktur ki, Allahü Teala onun hatalarını ve günahlarını, agacın yaprakları döküldügü gibi dökmesin.’’

İbn-i Abbas (r.a.) Ata bin Ebi Rebah’a; ‘’ Sana cennet ehlinden bir kadını göstereyimmi ? ’’ dedi. Ata (r.h.);’’ Evet,göster ’’ dedi. İbn-i Abbas (r.a.) ‘’ Şu siyah kadın yok mu? İşte bu kadın bir kere Resülallah’a gelip ‘’ ‘’ Ya Resulallah, sara hastalıgım tutuyor ve üstüm başım açılıyor.Allah’a benim için dua buyurun’ dedi. Resülüllah (s.a.v.) ‘ Ey kadın! İstersen hastalıgına sabret. Bunun karşılıgında sana cennet vardır.İstersen afiyet vermesi için Allah’a dua ederim’ buyurdu. Kadın ; Hastalıgıma sabredecegim.Ancak sara tuttugu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz’ diye rica etti. . Resülüllah (s.a.v.) de dua etti .

Peygamber Efendimiz (s.a.v.),sıhhatli insanlarınhastalıga maruz kalanlara yardım etmesi icab ettigini bildirmiş ve amalara; görmeyenlere yol göstermenin, sagır ve dilsizlere meramlarını ifadede yardımcı olmanın sadaka oldugunu haber vermiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) herhangi bir bela ve musibetin şiddetinden dolayı ölümü istemeyi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur; ‘’ Sizden biriniz kendisine ( hastalık gibi ) bir zarar isabet ettiginden dolayı sakın ölümü temenni etmesin! Eger muhakkak temenni etmek zorunda kalırsa şöyle söylesin; Allah’ım , yaşamak benim için hayırlı oldugu müddetçe beni yaşat, ölmek hayırlı oldugu zaman da beni öldür.’’

Kaynak: Fazilet Takvimi – 07-Ocak-2010

..

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers