GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘NAMAZ’ Kategorisi için Arşiv

Kaza Namazı Borcu Olanlar Nafile ve Sünnetleri Kılabilir Mi? Bir Namaza İki Niyet Olur Mu?

Posted by Site - Yönetici Şubat 7, 2012

Kaza Namazı Borcu Olanlar Nafile ve Sünnetleri Kılabilir Mi? Bir Namaza İki Niyet Olur Mu?

Âcizane kanaatim, hiç bir Müslüman ‘farz’la ‘nâfile’yi birbirine karıştırmaz. Böylesine basit bir yanlışlığa düşmez. Çünkü bu mesele, malumunuz, basit bir ilmihal bilgisidir. Elbette ki farzlar asıldır, nâfileler onların tamamlayıcı cüzleridir. İmam-ı Rabbani (k.s.) hazretelerinin ifadesiyle, “farzların yanında nâfileler bir ‘hiç’ hükmündedir”.

Ancak şunu da unutmamak lazım:

Farzların yeri ayrı, nâfilelerin yeri ayrıdır. Nitekim Rabbimiz, hemen hepimizin bildiği meşhur bir kudsi hadiste, “Bi’l-ferâizı necâ abdî minnî, ve bi’n-nevâfili yetekarrabu ileyye” buyuruyor.

Bilenler kusura bakmasın, bilmeyenler için mealini arz edeyim: “Kulum, farzlarla benim (azabımdan) kurtulur; nâfilelerle de bana yaklaşır“…

Binaenaleyh hiçbirisini öbürü için terk etmek gibi bir lüksümüz olmasa gerek. Bu bir…

İkincisi; âlimlerimizin, bilhassa evliyaullahın/Allah dostlarının bazı nâfileler üzerinde çokça ve ısrarla durmalarının sebebi; onların zamanla unutulmuş, terk edilmiş, mü’minlerin hafızalarından silinmiş ya da en azından üzerleri tozlanmış-küllenmiş sünnetler olmasından ve onları ihya etmek/diriltmek/meydana çıkartmak istemelerinden dolayıdır…

Yoksa geçmiş asırlardaki gibi, duhâ-evvâbîn-teheccüd, tesbih namazları vs. nâfileleri, ibadetlerinin bir parçası haline getirmiş mü’min topluluklar olsa bugünün inananları da, böylesine üzerinde durmaya-uyarmaya-hatırlatmaya tabii ki gerek kalmazdı…

Fakat manzara ortada… O halde düşünün; günümüz şartlarında hangi mü’min kendisini ‘tesbih namazı’nın ecrinden, manevi temizliğinden müstağni addedebilir?!

Kimse demiyor ki, beş vakit namazınızı ihmal etseniz, kılmasanız da mutlaka tesbih namazı kılınız… Yok böyle bir şey. Olamaz da…

Mü’min öncelikle farzları eda edecek; varsa kaza borçlarından, Allah’ın azabından-gadabından kurtulacak… Sonra da nâfilelerle Rabb’ine yaklaşacak… Nâfileleri bir kenara bırakarak nasıl yaklaşacaksınız Allah Teala’ya! Kulum bana onlarla yaklaşır buyurmuyor mu Hz. Mevlâ?

Farz olan Ramazan-ı şerif orucundan sonra niçin tutuyoruz Şevval ayının altı gün orucunu..?

***

Bilindiği üzere Şâfiîlere göre, kazası olan kimsenin nâfile namazı kılması haram olarak kabul edilmektedir. Dolayısiyle bu mezhebe mensup olan Müslümanlardan kaza borcu olanlar, diğer sünnet ve nâfile namazları da kılamazlar. Onların hiç vakit kaybetmeden hemen fazr namazların kazalarını kılmaları gerekir. Zikri geçen hüküm, zaten buna teşvik içindir. Yoksa maksat, mü’minleri atalet ve tembeliğe sevk değildir. Mezheplerin hükümlerini birbirine karıştırmamak lazım. Ortaya koyduğun, anlattığın meselenin/hükmün hangi mezhebe ait olduğunu belirtmek gerekir. Karışışıklık da buradan kaynaklanmaktadır zaten…

Hanefi mezhebine göre hüküm farklıdır. Kazası olanın, geçmiş namazlarını kaza etmesi, nâfileyle meşgul olmasından evladır, efdaldir. Ancak bu hükmün istisnaları vardır. Mesela farz olan 5 vakit namazın evvelindeki veya sonundaki sünnetler ile duhâ, teheccüd, evvabin, tesbih, tehiyyetü’l-mescid namazları gibi, haklarında teşvik edici hadisler bulunan nâfileler, yukardaki hükmün dışında tutulmuştur. Kişi, kaza kılacağım diye bu namazları terk etmemelidir. [Bkz. Bilmen, Ö.N. Büyük İslâm İlmihali]

Velhasıl, üzerinde kazaya kalmış namaz bulunan bir mü’min, günlük namazlarını sünnetleriyle beraber kılmalı… Vakit buldukça da ihmâl etmeden kaza namazlarını kılmalıdır. Lüzumlu lüzumsuz birçok dünya işi için bir ömür geçirirken, kaza kılmak için sünnetleri terketmek uhrevî sorumluluk duygusuna sahip bir kula yakışmaz; o bunu yapamaz. Borcum var diye vereceği-verebileceği üç-beş kuruşluk sadakadan vaz geçemez.

Mesele bundan ibarettir. Aksi yöndeki kafa karıştırıcı, neyin hangi mezhebe göre olduğu belirsiz ve mutlak hüküm gibi ortaya konulan söz ve yazılara itibar edilmemelidir.

***

Gelelim öbür sorunuza, iki niyetle bir namaz meselesine…

Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) ve sahabenin (r.anhüm) hayatında böyle bir şey görülmemiştir. Niyetsiz ibadet olmaz. Hadis-i şerifte “Amellerin (hükmü) niyetlere göredir” buyrulmuştur. her ibadete de müstakillen/ayrıca niyet şarttır.

Keza, her namaz başlı başına bir ibadet olduğuna göre, niyetleri de elbette ki kendilerine hâs olacaktır. Hem niyet neye ise, kesin ve açık olması gerekir. Birden fazla ibadete tek niyet kâfi gelmez. Kaza, kaza olarak; sünnetler de sünnet olarak ayrı ayrı kılınır.

***

Mevlam cümlemizi; şerîat-ı garrâ-i Ahmediyye’nin farzlarını da nâfilelerini de ihmâl etmeden, vüs’ati/gücü/kudreti nisbetinde tatbik eden, sünnet-i seniyyeye hakkıyla-kemâliyle ve tamamiyle uyma gayreti içerisinde bulunan kulları zümresine ilhak eylesin.

es-Selamü alâ meni’t-tebea’l-hüdâ…

Halis Ece

.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Namaz Kılmayanın 15 Sıkıntısı.

Posted by Site - Yönetici Ocak 10, 2012

Namaz Kılmayanın 15 Sıkıntısı

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı verir. Bunlardan altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir.

Dünyada olan altı azap:

Dünyada çekeceği azaplar:

1- Namaz kılmayanın ömründe bereket olmaz.

2- Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği, sevimliliği kendine kalmaz.

3- Hiçbir iyiliğine sevap verilmez.

4- Duâları kabûl olmaz.

5- Onu kimse sevmez.

6- Müslümanların birbirlerine yaptıkları iyi duâlarının buna fâidesi olmaz.

Ölürken çekeceği azaplar:

1- Zelîl, kötü, çirkin can verir.

2- Aç olarak ölür.

3- Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.

Mezarda çekeceği acılar:

1- Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.

2- Kabri Cehennem ateşi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem ateşi dünya ateşine benzemez.

3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.

Kıyâmette çekeceği azaplar:

1- Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanından ayrılmaz.

2- Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.

3- Hesâbı çok çetin olup, Cehenneme atılır.

Namaz kılmayanın ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayır ve menfaat görmez. Ömrü çeşitli hastalıklarla, sıkıntılarla geçer. Ma’nevî huzûru olmaz. Sahip olduğu dünyalıklar onu rûhî sıkıntıdan kurtaramaz.

.

Kaynak: Muhammed bin Kudbüddîn İznikî’nin “Cennet Yolu İlmihâli”

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HADIS-i SERIFLER, HADİS, NAMAZ, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Sabah Namazını Kılarken Güneş dogarsa ne yapılır ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 6, 2011

Sabah Namazını Kılarken Güneş dogarsa ne yapılır ?

Sabah Namazını Kılarken Güneş dogarsa ne yapılır ?

Sabah Namazını Kılarken Güneş dogarsa ne yapılır ?

Sabah namazını kılarken güneş dogarsa, su kaideyi bilmeyenin namazı batıl olur: Birinci rek`ati kıldıktan sonra güneş dogarsa, hemen orada vakt-i kerahet geçsin diye  yarım saat outur. Sonra kalkar,namazını tamamlar. Te`hir için secde-i sehv yapar.Kılmış oldugu namazı eda olarak sahih olur.

Vakt-i kerahet, sabah, güneşin dogmasından yarım saat veya üç çeyrek geçinceye kadar olan zamandır.Eger saat yoksa, çenesini gögsüne koyar,gözlerini kaldırır,güneşi göremezse vakt-i kerahet çıkmıştır.Vakt-i zevalde de Nasara`nın ibadeti vardır. Onların ibadeti ile bizim ibadet saatimiz karışmasın diye keraheti tahrimiyye ile men edilmistir.

 

Ödemişli Merhum Ziya Sunguroglu’nun notlarından.

.

Yazı kategorisi: Ödemişli Merhum Ziya Sunguroglu’nun notları, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, SORU ve CEVAPLAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | 3 Yorum »

Cuma ve bayram namazının kılınışı – Videolu anlatım

Posted by Site - Yönetici Kasım 15, 2010

Cuma ve bayram namazının kılınışı

Bayram Namazı nasıl kılınır?

Bayram namazları yılda iki kere kılındığı için¸ kılınış şekli unutulabiliyor. Unutanlar ve bilgilerini tazelemek isteyenler için ‘Bayram Namazı Nasıl kılınır?’ Hem okuyun¸ hem izleyin… 

Birinci rek’at:

1) Cemaat düzgün sıralar hâlinde imamın arkasında yer alır ve ‘Niyet ettim Allah rızası için Kurban Bayramı namazını kılmaya, uydum imama‘ diye niyet eder.

2) İmam ‘Allahü Ekber’ deyip ellerini yukarıya kaldırınca¸ cemaat de imamın peşinden ‘Allahü Ekber‘ diyerek ellerini yukarıya kaldırıp bağlar.

3) Hem imam¸ hem de cemaat gizlice ‘Sübhâneke‘yi okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:

Birinci Tekbir: İmam yüksek sesle¸ cemaat da onun peşinden gizlice ‘Allahü Ekber‘ diyerek (iftitah tekbirinde olduğu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.

İkinci Tekbir: İkinci defa ‘Allahü Ekber‘ denilerek eller yukarıya kadırılıp yine aşağıya salıverilir ve burada da birincide olduğu kadar durulur.

Üçüncü Tekbir: Sonra yine ‘Allahü Ekber‘ denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.

4) Bundan sonra imam¸ gizlice ‘Eûzü-Besmele‘¸ açıktan Fatiha ve bir sûre okur. (Cemaat bir şey okumaz¸ imamı dinler.)

5) Rükû ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.

İkinci Rek’at:

6) İmam gizlice Besmele¸ açıktan da Fatiha ve bir sûre okur. Sûre bitince imam yüksek sesle¸ cemaat da içinden (birinci rek’atta olduğu gibi) üç kere daha tekbir alır¸ üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan¸ dördüncü tekbir ile rükûa varılır sonra da secdeler yapılarak oturulur.

7) Oturuşta¸ imam ve cemaat¸ ‘Ettehiyyatü¸ Allâhümme salli¸ Allâhümme bârik ve Rabbenâ âtina...’ duasını okuyarak önce sağa¸ sonra sola selâm verip namazı bitirirler. Namazdan sonra hutbe okunur.

Allah kabul etsin!

Teşrik Tekbirlerini unutmayalım

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, NAMAZ NASIL KILINIR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, ViDEO, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

NAMAZ, NAMAZ,NAMAZ…

Posted by Site - Yönetici Ekim 4, 2010

NAMAZ...

NAMAZ...

NAMAZ, NAMAZ,NAMAZ…

(Namâzlarınızı ihlâs üzerine kılınız! Çünkü yanınızda bulunan melekler, sizin amel, namâz ve tâatinizi alıp göklere giderler,göklere giderken, muhtelif melekler, bu ibâdetleri görürler:

1. kat gökteki melekler, yalancıların ibâdetini geçirmezler.

2. kattaki melekler, namâz kılarken dünya işi ile kalbi meşgûl olan kimsenin namâzını geçirmezler.

3. kattaki melekler, namâzını beğenenlerin namâzını geçirmezler.

4. kattaki melekler, kibredenlerin, yâni kendini beğenenlerin namâzını geçirmezler.

5. kattaki melekler, hasûdlük edenlerin namâzını geçirmezler.

6. kattaki melekler, kalbinde şefkat ve merhameti olmıyanın namâzını geçirmezler.

7. kattaki melekler ise, hırs ve tama’ı olanların namâzını geçirmeyip geri döndürürler.) [İslâm Ahlâkı s.420]

(Yâ Ebâ Hüreyre! Kuşluk namâzını terk etme! Cennetin bir kapısı vardır ki, onaDuhâ kapısıderler. Bu kapıdan yalnız kuşluk namâzı kılanlar girer.) [İslâm Ahlâkı s.422]

Her kim kuşluk namâzını iki veya dört rekât kılarsa, zâkirler zümresine yazılır. Altı veya sekiz rekât kılsa, sıddîklar zümresine yazılır. Kaza namâzı kılan, hem borcundan kurtulur, hem de bu sevaplara kavuşur.

(Namâz mü’minlerin mîracıdır.) [Mektûbât-ı Rabbânî c.1 m.261; Müjdeci Mektûblar s.390]

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” buyuruyor ki, (Bilmelidir ki, namâz, islâmın beş şartından, dînin beş esasından ikincisidir. Bütün ibâdetleri kendisinde toplamıştır. İslâmın beşte bir parçası ise de, bu toplayıcılığından dolayı, yalnız başına, müslümanlık demek olmuştur. İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işlerin birincisi olmuştur. Âlemlerin efendisi ve Peygamberlerin en üstünü olana mîraç gecesi, Cennette nasip olan rü’yet şerefi, dünyaya indikten sonra, dünyanın hâline uygun olarak kendisine yalnız namâzda müyesser olmuştur.)

(İnsanın Allahü teâlâya en yakın olması namâzdadır.) [Mektûbât-ı Rabbânî c.1 m.261; Müjdeci Mektûblar s.390]

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” buyuruyor ki, (Onun yolunda, tâm izinde giden büyüklere, o rü’yet devletinden, bu dünyada büyük pay, namâzda olmaktadır. Evet, bu dünyada Allahü teâlâyı görmek mümkün değildir. Dünya buna elverişli değildir. Fakat, Ona tâbi olan büyüklere, namâz kılarken rü’yetten birşeyler nasip olmaktadır. Namâz kılmağı emr buyurmasaydı, maksadın, gayenin güzel yüzünden perdeyi kim kaldırırdı? Âşıklar, mâşuku nasıl bulurdu? Namâz, üzüntülü ruhlara lezzet vericidir. Namâz, hastaların, rahat vericisidir. Ruhun gıdâsı namâzdır. Kalbin şifâsı namâzdır.)

(Namâz, kalbimin neşesi, gözümün bebeğidir.) [Mektûbât-ı Rabbânî c.1 m.261; Müjdeci Mektûblar s.390]

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh” buyuruyor ki, (Zevkler, vecdler, bilgiler, marifetler ve makamlar, nûrlar ve renkler, kalbdeki telvînler ve temkînler, anlaşılan ve anlaşılamıyan tecellîler, sıfatlı ve sıfatsız zuhûrlardan hangisi, namâz dışında hâsıl olursa ve namâzın hakîkatinden birşey anlaşılamazsa, bu hâsıl olanlar, hep zılden, aksden ve sûretten meydana gelmiştir. Belki de, vehm ve hayâlden başka birşey değildir. Namâzın hakîkatini anlamış olan bir kâmil, namâza durunca, sanki, bu dünyadan çıkıp âhıret hayatına girer ve âhırete mahsûs olan nîmetlerden birşeylere kavuşur. Araya aks, hayâl karışmaksızın, asldan haz ve pay alır. Çünki, dünyadaki bütün kemâlât, nîmetler zılden, sûret ve görünüşten hâsıl olmaktadır. Zıl, görünüş arada olmadan, doğruca asldan hâsıl olmak, âhırete mahsûsdur. Dünyada asldan alabilmek için, mîraç lâzımdır. Bu mîraç, müminin namâzıdır. Bu nîmet, yalnız bu ümmete mahsûsdur. Peygamberlerine tâbi olmak sâyesinde, buna kavuşurlar. Çünki, bunların Peygamberi “sallallahü aleyhi ve sellem” mîraç gecesi [Receb-i şerifin yirmiyedinci kandil gecesi] dünyadan çıkıp âhırete gitti. Cennete girdi ve rü’yet devleti ile şereflendi. Yâ Rabbî! Sen o büyük Peygambere bizim tarafımızdan, Onun büyüklüğüne yakışan iyilikleri ihsân eyle! Bütün Peygamberlere de hayrlar, iyilikler ver ki, onlar insanları, seni tanımaya ve rızana kavuşmaya çağırmış ve beğendiğin yolu göstermişlerdir.)

(Beş vakt namâza devâm eden, sırât köprüsünden şimşek çakar gibi geçecek ve sâbık denilen Evliyâ ile haşr olacakdır.) [Mektûbât-ı Ma’sûmiyye c.2 m.11; Kıymetsiz Yazılar s.404]

(Amellerin en hayrlısı namâzdır. Abdeste devâm edenler, ancak mü’minlerdir. Mü’min gündüz abdestli olmalı, gece de abdestli yatmalıdır. Böyle yapınca, Allahü teâlânın korumasında olur. Abdestli iken yiyip, içenin karnındaki yemek ve su zikreder. Karnında kaldıkları müddetçe, onun için istigfâr ederler.) [Namâz Kitabı s. 47]

Fahr-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretlerine mi’râc müyesser oldu. O gecenin sabâhında, mi’râc kıssasını anlatıp, buyurdu ki, (Bu gece, Mekkeden Beyt-i Mukaddese gitdim. Orada, Enbiyânın rûhlarına imâm olup, iki rek’at namâz kıldım. Oradan Arşın üzerine yükseldim. Allahü teâlâ ile konuşdum. Allahü teâlâ, ümmetime, bir gün bir gecede elli vakt namâz farz etdi. Geri döndüm. Âsûmânda, hazret-i Mûsâ “aleyhissalâtü vesselâm” ile karşılaşdım. Beni geri gönderdi ki, elli vakt namâza ümmetin tâkat getiremez. Allahü teâlâya teveccüh etdim. On vakt namâz bağışladı. Geri Mûsâ aleyhisselâmın yanına geldim. Henüz çokdur, diye beni geri döndürdü. Tekrâr Allahü teâlâya teveccüh etdim. On vakt dahâ bağışladı. Velhâsıl, beş nöbetde, kırkbeş vakt namâz bağışladı. Hazret-i Mûsâ aleyhisselâm yine dön, dedikde, dedim ki, Rabbimden hayâ ederim. Ben bu beş vaktden râzıyım, dedim. Allahü teâlâdan nidâ geldi ki, bu beş vakt, elli vakte bedeldir. Sonra, Beyt-ül-mukaddese gelip, gece içinde, Mekkeye geri döndüm.) [Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn s.8]

Bu gidip-gelmek, gâyet kısa zamânda oldu. Rivâyet edilir ki, geldikde, mubârek yatakları henüz sıcak idi. Kâfirler bu kıssayı işitince, inkâr edip, akla uygun değildir, dediler. İnkâr eden o grub, şimdi bununla Ebû Bekri susdurmak iyi olur, diyerek, yanına geldiler. Dediler; yâ Ebâ Bekr! Efendinin, nasıl bir konuyu da’vâ edindiğini işitdin mi? Efendin der ki, bu gece arşa gitdim, geldim. Hazret-i Ebû Bekr “radıyallahü teâlâ anh” o durumda, duraklama ve tereddüd etmeksizin, tasdîk ve kabûl edip, böyle söyledi ise, gerçek söyler. Ondan yalan sâdır olmaz, buyurdular. Ondan dolayı Hazret-i Ebû Bekre, (Sıddîk) denildi.

(Yâ Alî, insanlar fedâil ile meşgûl oldukları zamân, sen farzları tamâmlamağa çalış!) [Miftâh-un-necât; Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye s.18]

(Hak teâlâ rahmetini imâma indirir, imâmın arka, sağ ve sol tarafına da indirir.) [İslâm Ahlâkı s.404] İmâmın arkasına, sağ veya soluna durmaya gayret etmelidir.

(Câmide dünya kelâmı söyleyen kimsenin ağzından fena bir koku çıkar. Melekler derler ki, yâ Rabbî, bu kulun câmide dünya kelâmı söylemesinden dolayı, ağzından çıkan koku bizleri rahatsız ediyor. Hak teâlâ hazretleri buyurur ki, “İzzetim, celâlim hakkı için, onlara yakında büyük bir belâ veririm.”) [İslâm Ahlâkı s.420]

(Bir ümmetim câmi temizlese, benimle berâber dörtyüz gazâ, dörtyüz kere hac etmiş gibi, benimle dörtyüz rekât nemâz kılmış gibi, dörtyüz kere oruc tutmuş gibi ve dörtyüz kul âzâd etmiş gibi, Hak teâlâ hazretleri o kula sevap ihsân eder.) [İslâm Ahlâkı s.421]

(MüezzinMuhammeden resûlullahdeyince, bir kimse, iki baş parmağını öper, sonra gözlerine sürer ve Eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Resûlüh, Radıytü billâhi rabben ve bil-islâmi dînen ve bi-Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme nebiyyenderse, şefaatim ona helâl olur.) [Deylemî; Kıyâmet ve Âhıret s.264]

..

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Namazları başlarından bir karış yükselmeyen kimseler kimlerdir ?

Posted by Site - Yönetici Eylül 19, 2010

Namazları başlarından bir karış yükselmeyen kimseler kimlerdir ?

Namazları başlarından bir karış yükselmeyen kimseler kimlerdir ?

Namazları başlarından bir karış yükselmeyen kimseler kimlerdir ?

Hadis-i Şerif :

‘’  Üç kimse vardır ki, namazları başlarından bir karış yükselmez :

Bir topluluk imamlarından hoşlanmadıkları halde onlara imamlık eden kimse.

Kocası kendisine kızgın oldugu halde geceleyen kadın.

Birbirine küs duran iki kardeş.‘’

İbn-i Mace : İkame:43. Tirmizi:Mevakıt:149.

..

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HADIS-i SERIFLER, HADİS, NAMAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Cemaatle Namaz

Posted by Site - Yönetici Mayıs 18, 2010

Cemaatle Namaz

Cemaatle Namaz

Cemaatle Namaz

Muhakkak ki, cemaatle kılınan bir namaz, diğer namazlardan yirmi yedi derece daha üstündür. Cemaatlerde temiz kalbli insanların olmasındandır. Namaz, savaş gibidir. Mihrâb da, harb meydanı gibidir. Savaşta elbette insanların toplanıp saf tutmaları gerekir. Cemaat kuvvettir. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Müslümanlar, bir cemaatte kırk kişi toplanırsa, muhakkak onların içinde, bağışlanan biri vardır.

Allahü Teâlâ Hazretleri, mağfiret kıldığına ikram eder. diğerleri de, zarara uğramış ve mağfiretten mahrum olmuş bir şekilde dönerler. Cemaat ile kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece fazîletli kılındı. Çünkü cemaat, cemi’den (toplum)dan alınma bir kelimedir. cemi’ ise, en azı üç’dür. Kişinin tek başına kılmış olduğu bir namaza, on hasene verilir. O, on haseneden biri asıldır. Dokuzu ise, Allahü Teâlâ Hazretlerinin ona vermiş olduğu fazlü keremidir. Allah’ın eklemiş olduğu sevablar toplandığında yirmi yediye ulaşmaktadır.

Kurtubî tefsirinde buyurdu:

Özürsüz olarak, cemaatle namazı kaçırıp, tek başına kılan kişi, cezaya çarpılır.

Ebû Süleyman Ed-Dârânî buyurdu: Ben yirmi sene namaz kıldım, hiç ihtilam olmadım. Mekke’ye girdim, orada hiçbir şey yapmadım. Ancak ihtilam oldum. Sonra anladım ki, arız olan bu ihtilâm, yatsı namazını cemaatle kılmayı terketmemden dolayı idi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, hadîs-i şeriflerinde buyurdular:

Allahü Teâlâ Hazretleri, mahlûkatının üzerine tevhid’den sonra kendisine namazdan daha sevimli bir şey farz kılmadı. Eğer namazdan daha sevimli bir şey olmuş olsaydı, melekler o şey ile Allah’a ibâdet ederlerdi. Meleklerin bir kısmı, rükû, bazısı secde ve bazıları da kıyam ve kaade halindedirler.

Namaz kılana gereken şey, “huzuru kalb” ile namaz kılmaktır. Selef-i sâlihîn eğer, herhangi bir mal kendilerini Allah’ı zikret­mekten meşgul ederse, bu durumlarına keffâret olsun diye onu tasadduk ederlerdi. Asıl olan bâtın (kalbin) amelidir.

Ey o bütün imân edenleri Sarhoş iken namaza yaklaşmayın; söylediğinizi bilinceye kadar… Yani, kim, dünyayı sever, gailesi, dünya ile ilgili düşüncesi çok olursa Allahü Teâlâ Haz­retleri, namazında bedeniyle beraber kalbini hazır bulundurma­yan kişinin namazına bakmaz. Hatıra gelen şeyleri mutlaka defetmek lâzımdır.

Mesnevî’de buyuruldu:

Gafilin bağlandığı dünya serab gibidir.

Dünyayı terket.

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

..

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | 1 Yorum »

NAMAZI GECİKTİRMENİN KİŞİYE KAYBETTİRDİKLERİ…

Posted by Site - Yönetici Mart 15, 2010

NAMAZI  GECİKTİRMENİN KİŞİYE KAYBETTİRDİKLERİ…

NAMAZI GECİKTİRMENİN KİŞİYE KAYBETTİRDİKLERİ…

NAMAZI  GECİKTİRMENİN KİŞİYE KAYBETTİRDİKLERİ…

Ehli hizmet bir kardeşimizin birebir yaşadıgı hadiseyi aynen aktarıyorum…

Bu kardeşimiz kurslarımızdan birinde hizmette ve zaman zaman hizmetin yogunlugu talebelerin  telaşesi derken  namazlarını geciktirerek kılar …

Bi gün yine gecikmiş olarak kılınan namazın ardından istirahate geçer uykuya dalar. Ve rüyasında kendisini zebaniler tarafından cehennemin yolunda sürüklenirken görür … o kardeşimiz aynen şöyle anlatıyor o anı.

’’Kolumdan tutup beni sürüklüyorlardı ilerledikce yolun harareti artıyor benimde hikmeti ilahi-ki onca ibadet zikir ve hizmetim varken sadece namazımdan  medet umarak yardım istercesine’’ Ahhh namazlarım  aaaahhh namazlarım, gelin beni kurtarın’’ diye yalvarıyordum … Ama nafile yol uzuyor hararet artıyor ama kurtuluş yoktu.

Cehennemin kapısına az bir zaman kalmıştıkiii arkamdan bir esinti ferahlık hissettim bir  nur geldi ve beni geri götürdü sordum o nura ’’sen neyin şefeatisiin ?’ben senin kıldıgın namazın nuruyum dedi. …

’’Pekiii onca harareti tattım neden daha evvel yetişmedin?’’ Dedigimde, cevabı şöyle olduuu… ’’SEN BENİ NASIL GECİKTİRDİ İSEN BENDE SANA GEÇ GELDİİİM…!!!’’

EVET hadise bu, şimdi bi düşünelim bu kardeşimiz namaz kılmayan birimiydiii ? hayır  !!!  vebahusus ehli zikir ehli hizmetti, peki buna ragmen neden böyle bi sıkıntıya girdi?

Vaktinde kılınacak namazını vakit sonuna bıraktı için… birde hiç kılmayanın halini düşünelim …???

Namazı geciktirmek gafletse kılmayana sözmü yeter ki …

Ayakları şişinceye kadar namaz kılanPeygamberimizin, saatlerce uyumadan dolayi gözleri şişen ümmetiyiz biz….!

Nerde bizim imanımız? Dudagımızla ses tellerimiz arasındamı?.

Bir bakalım kendimize, yoksa taa kalbimize kadarmı ???

Bu gafletin sebebi degilmidir iman zafiyeti ?

Ne buyurmuş İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin göz bebegi Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri:

’’Gafletle küfrün arası gözün akı ile karası kadar, tırnakla eti kadar birbirine yakındır,gaflet insanı küfre götürür.’

Ölüm bizi uyandırmadan gafletten hakikate uyanmak temennisi ile….. Dua ve selametle..

Yazan : Şeyma

….

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GENEL, NAMAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Namaz Ne Zaman Farz Oldu

Posted by Site - Yönetici Kasım 14, 2009

Namaz Ne Zaman Farz Oldu

Namaz Ne Zaman Farz Oldu

Namaz Ne Zaman Farz Oldu

Mükâtil (r.h.) Hazretleri dedi : “Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri Mekke’de iken, akşam vaktinde iki rek’at, sabah namazı vaktinde de iki rek’at namaz kılardı. Miraca çıktığı zaman, beş vakit namaz kılmakla emrolundu. “Ravzatü’l-Ehyâr’da da böyledir.

Namaz Mi’râc Gecesi farz kılındı. Çünkü Mi’râc, vakitlerin en üstünü, hallerin en şereflisi ve münâcatların en izzetlisidir. Namaz da imandan sonra taatin en fazîletlisidir. Kullukta ise ilahiyatın en güzelidir. Böylece ibâdetlerin en faziletlisi, vakitlerin en faziletlisinde farz oldu. Namaz, kulun Rabbine vasıl olması (ulaşması) ve ona yaklaşmasıdır. 

Namazın farz olmasının hikmeti ve sebebi:

Rasûlüllah (s.a.v.) Hazretleri, Mirâca çıktığında, semâvât melekûtunun gizliliklerine şahid oldu, seyretti. Göklerde olan meleklerin ibâdetlerini gördü. Onların ibâdetleri çok hoşuna gitti o ibâdetlerin ümmetine de farz olmasını istedi. Cenâb-ı Allah, bütün meleklerin ibâdetini, beş vakit namazın içinde topladı. Zîrâ meleklerin bir kısmı kıyamda (yani ayakta durup) ibâdet ediyorlardı. Kimi ruku’daydı. Onlardan kimi de secde halindeydi. Kimi hamd ediyordu; kimi de tesbih okuyordu. Ve bunların dışında ibâdetler de yapıyorlardı. Cenâb-ı Allah, beş vakit namaz kıldıklarında gök ehlinin ibâdetlerinin bütün sevâblarını O Yüce Rasûl (s.a.v.) Hazretlerinin ümmetine verdi,. 

Namaz’ın Rek’âtlerinin İki, Üç Ve Dörder Olmasının Hikmeti:

Çünkü Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri o gece yani isrâ (Mi’râc) gecesi, melekleri, ikişer, üçer ve dörder kanatlı şekillerde gördü. Ameller üzerine müvekkel olan melekler, ibâdetlerin ruhlarıyla göğe yükselirken. Cenâb-ı Allah, meleklerin bu suretlerini, namazın nurunda topladı. Zîrâ ibâdet nürâni bir suret ve şekil ile edilir. Bu konuda birçok işaretler vardır. Belki Cenâb-ı Allah, melekleri sâlih amellerden yaratır. Bu konuda sahih hadîs-i şerifler vardır. İşte böylece Cenâb-ı Allah, meleklerin kanatlarını üç mertebe üzere yarattı.  Senin kendisiyle Allah’a uçacağın (Allah’ın rızasını kazanacağın) kanatlarını (namazlarını) da meleklerin kanatlarına uygun olarak, iki rek’at, üç rek’at ve dört rek’at kıldı ki, melekler sana istiğfar etsinler.

Namazın beş vakit olmasındaki hikmet:

Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri namazın ümmetine hafifletilmesini istedi ve bu konuda müracaatta bulundu. Bunun üzerine, Cenâb-ı Allah:

“Ya Muhammed! Onlar (namazlar) her gece ve gündüz beş (vakit) namazdır. Her namaz için on hasene vardır. Bu şekilde öncekilerin namazı ile elli namaz olmuş oldu.”Miraç gecesinde, elli rek’at namazın karşılığı verilmek üzere, beş vakte düşürüldü.

Beş Vakit Namazı İlk Olarak Kılan Peygamberler

Namazın beş vakit olmasının başka bir hikmeti de, geçmiş ümmetlerin her biri değişik vakitte namaz kılıyordu. Cenâb-ı Allah, dünya ve âhiret faziletlerinin hepsini, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinde ve onun ümmetinde topladı. Onun ümmetini de böylece ümmetlerin arasında en faziletli ümmet kıldı.

Sabah namazını ilk önce kılan Âdem Aleyhisselâmdır.

Öğle namazını ilk önce kılan İbrahim Aleyhisselâm’dır.

İkindi namazını ilk önce kılan Yunus Aleyhisselâm’dır

Akşam namazını ilk önce kılan İsa Aleyhisselâm’dır.

Yatsı namazını ilk önce kılan Mûsâ Aleyhisselâm’dır.

Beş vakit namazın bu şekilde Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin ümmetinde (beş vakit olarak) karar kılmasının sırrı budur.

Bir rivayete göre denildi ki: Âdem Aleyhisselâm, beş vakit namazın hepsini kılıyordu. Ondan sonra peygamberlerin arasında bu beş vakit bölüştürüldü.

Vitir namazını ilk önce Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri Mi’râc gecesinde kıldı. Ve onun için, Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri:

Rabbim bana bir namazı ziyâde etti.” Buyurdular. Yani Allah, beş vakit namazdan fazla olarak vitri bana ziyâde kıldı. Veya gece namazını… 

İlk Teşbih Okuyanlar  

İlk secdeye varan  Cebrail Aleyhisselâmdır.  Bundan dolayı peygamberlerin arkadaşı ve onların hizmetkârı oldu.

İlk önce  “Allah noksan sıfatlardan münezzehtir” deyip teşbih eden Cebrail Aleyhisselâm’dır.

İlk önce, “Hamd Allah’a mahsusdur” diyerek hamd eden Âdem Aleyhisselâm’dır.

İlk önce  Allah’dan başka ilah yoktur” diye tevhid kelimesini söyleyen Nuh Aleyhisselâm’dır.

İlk önce Allahü Ekber, diyen İbrahim Aleyhisselâm’dır.

ilk önce Lâ lavle ve lâ kuvvete illâ billahi’l aliyyil-âzîm- Azim (büyük) ve aliyy (yüce) olan Allah’dan başka, hiç bir kuvvet ve hali değiştirecek yoktur”, diyen Efendimiz (s.a.v.) Hazretleridir. Bütün bunlar (bu bilgiler), “Keşfü’l-Künûz ve Hallü’r-Rumûz” isimli kitabdan alınmadır.

“Hikemü’ş-Şazeliyye” ve şerhinde şöyle denilmektedir: “Hakkın bilgisi sendedir. Milletlerin var olması, senin rengindir. Taat bir çeşitten diğer çeşide geçmektir. Arzu ve emele baliğ olmada kesilmiş olan milletleri destekleyen serlerin varlığının bilgisi sende olan ilimdir. Bunu Allah sana vakitlerde kısıtladı. Bir günde beş vakit namazı farz kıldı. Senede bir ay (Ramazan orucunu) yazdı. İki yüzde beş zekâtı vermeyi farz kıldı. Ömürde bir (hac) ziyareti farz kıldı. Bunların herbirinin vakti vardır. O vakitlerin dışında sahih olmaz. Bütün bunlar rahmettir. Sana kulluğu kolaylaştırmak içindir. Allah, ibâdetleri, vakitler ile mukayyed kıldı. (Şimdi kalsın.) “Yakında yaparım” düşüncesinin sana fayda vermemesi içindir. Allah sana geniş vakit verdi ki, sende seçkinlerin sıfatı hep kalsın diye.”

 Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – cilt 1

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

Cemaatle Namaz

Posted by Site - Yönetici Kasım 4, 2009

Cemaatle Namaz

Cemaatle Namaz

Cemaatle Namaz

Bil ki, cemaat ile namaz kılmak farzı kifâyedir. Çok faziletlidir. Âlimlerin çoğuna göre cemaatle namaz kılmak farz değildir. Kişi tek başına namaz kılsa her ne kadar cemaat faziletini kaçırsa bile namazı caizdir. (1/34)

Ahmed bin Hambel Hazretleri, şöyle dedi. “Muhakkak cemaat ile namaz kılmak farzdır; nafile değildir. Hatta namazını tek başına kılmış olsa namazı caiz değildir. Şu kadar var ki, bize (Hanefi mezhebine) göre cemaat ile namaz kılmak farz değildir. (Âlimlerimiz dediler ki,) cemaatle namaz kılmayı alışkanlık haline getirip; cemaate devam etmeyi muhafaza etmek Müslümanların üzerine vâcibtir.

-”Ey kavmimiz Allah’ın davetçisine icabet edin (uyun) ve O’na iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı bir azabdan korusun.  Bazı âlimler, bu âyet-i kerimede geçen,

“Allah’a çağıran”dan maksat insanları beş vakit namaza çağıran müezzinlerdir, dediler.

Cemaati terkeden, içki içen, haksız yere adam öldüren, yakın akrabalarıyla ilişkisini kesen, anne -babasına karşı gelen, kâhin, sihirbaz ve gıybet eden dedikoduculardan daha kötüdür.

Cemaati terkeden kişi, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerim’de mel’ûndur. Lanet edilmiştir. Cemaati terkeden kişi meleklerin lisanı üzere mel’ûndur. Hastalığında ziyaret edilmez. Öldüğü zaman cenazesine gidilmez. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdular:

 ”Cemaati terkeden benden (benim ümmetimden) değildir, ben de ondan değilim (onun peygamberi değilim). Allah, onun nafile ve farzlarını kabul etmez,” Slü.,  nafile ve farzlar demektir. Eğer bu şekilde ölürlerse onlar için uygun yer Cehennem ateşidir. Ravzatu’l-Ulemâ’da da böyledir.

“Nisâbu’l-İhtisâb” isimli kitabda denildi ki. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdu:

Yemin olsun ki (çoğu kere) istedim ki, bir adama emredeyim insanlara namaz kıldırsın. Cemaate gelmeyen kavimlere bakayım ve evlerini yakayım, (diye içime doğuyor.) Bu hadîs-i şerif, cemaate gelmeyenlerin evlerinin yakılmasının cevazına delâlet eder. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin masiyet (günah işlemeyi) düşünmesi caiz değildir. Evleri yakmak ise günahtır.

(Bu hadîs-i şerif, cemaatle namaz kılmaya gelmeyenlerin, evlerinin yakılması gerekecek kadar büyük suç işlediklerine delâlet eder de evlerinin yakılacağına delalet etmez.)

Sünnet-i müekkede olan cemaati terkedenin cezası, evinin yakılmasının caiz olması olduğuna göre, vâcibleri ve farzları terkedenin evlerinin yakılması hakkında ne düşünürsün? (Vâcibleri ve farzları terkedenin hali nicedir?) Günah aletlerinin yakılması hakkında ne düşünürsün?”

 

Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – cilt 1

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, NAMAZ, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers