‘MUBAREK GÜN VE GECELER’ Kategorisi için Arşiv
3 AYLAR TAKVİMİ
Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2012
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Receb-i Şerifin önemi ve fazileti
Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2012
Receb-i Şerifin önemi ve fazileti
Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
Receb-i Şerîfin birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)
İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz Onu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz Onu hiç oruç tutmayacak zannederdik.buyurmuştur. (Müslim)
Muhakkak zaman, Allahın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziyel-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır.” (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
“Recep ayı Allahın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşful-Hafâ, 1/423)
Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( radyallahü anh)’dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hazreti Peygamber şöyle derdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/259)
Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, Geçmiş günahların affoldur der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]
Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip Ya Rabbi onu mağfiret etderler. [Ebû Muhammed]
Hazreti. Aişe ( radyallahü anh ) validemiz, Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi. buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.buyururdu. (Tirmizî)
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hazreti. Hüseyin ( radyallahü anh) anlatır:
Kâbe;yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, Sen kimsin, durumun ne böyle? dedim. O kimse dedi ki:
Adım Menazil… Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistanın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbeye giderek, Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et! diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, Baba bedduasına uğramış kişi derdi.
Hazreti. Hüseyin, Baban bu hâline ne dedi? buyurdu. O genç, Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim. diyor. Hazreti. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.
.
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Receb-i Şerif Hürmetine
Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2012
Receb-i Şerif Hürmetine
“Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi’r- rahmâani’r – rahıym”
“Receb ayının ilk günü oruç tutmak üç senelik günahlara, ikinci gününde oruç iki senelik günahlara; üçüncü gününde oruç bir senelik günahlara kefarettir. Sonraki her gün bir aya kefarettir.” – (Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
RECEB-İ ŞERÎF
Yarın idrâk edeceğimiz mübârek Receb ayı, kamerî ayların yedincisidir. “Eşhuru hurum”dan olan bu ay, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ’nın ayıdır. Bu aya oruçlu girmeli ve bu ayda çok ilticâ etmelidir.
Receb ayının 1′inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2′nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3′üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir. Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir. Bu ay Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhi’yi bildiren İhlâs Sûresi’ni çok okumak lâzımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde 11 defa İhlâs-ı Şerîf okumalı, tevhid, istiğfâr ve salavât-ı şerifeyi ihmâl etmemelidir. Bu ayda 2 kandil vardır:
1. İlk cuma gecesi “Regâib Kandili”,
2. Yirmi yedinci gecesi “Mi’rac Kandili”dir.
Bu ayın birinci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i Şerîf’in ilk onu zarfında bir def’aya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz da kılınabilir. Önümüzdeki günlerde bu namazların kılınış şekli anlatılacaktır.
Receb ayında her gün, başında ve sonunda 7′şer Fâtiha ile 100 İhlâs-ı Şerif okumak da çok sevâptır. Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i enbiyâ yapılmalı ve oruç tutulmalıdır. Bu orucu 13, 14 ve 15′inci günlerinde tutanlar, Eyyâm-ı Bıyz’da oruç tutma sünnetini de yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulurlar.
Kaynak : (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat) – Diversity Derneği Hizmeti – Arif
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
MÜBAREK ÜÇ AYLAR
Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2012
MÜBAREK ÜÇ AYLAR
Mübârek aylar ve günler
Dinimiz, mubârek aylara, günlere, gecelere önem vermiştir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmişdir. Kullarının çok ibâdet yapması, duâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır.
Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle nemâzı vaktinden, o gecenin fecrine yani imsak vaktine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir. Bu geceleri ihyâ etmeli, yanî kaza nemâzları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememekle olur.
Gecenin oniki kısmından bir kısmını mesela bir sâat kadarını ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir. Fıkıh kitâblarında saat demek, bir miktar zaman demektir.
İnsan, varlıklar içinde en mümtaz ve en mükerrem bir şekilde yaratılıp yükselmelere ve alçalmalara müsait, duygu ve kabiliyetlerle donatılmıştır. İnsan, yüce yaratıcı tarafından bu dünya “Eşref-i mahluk” olarak gönderilmiştir. Bunun yanında insanı imtihana da tabi tutmuştur.
Bu imtihan imtihanı kaybedecek davranışlarda bulunarak, yüce Halıkını unutup, en büyük düşman olan nefis ve şeytanların peşinden giden insanları
kurtarmak için de kullarına bazı fırsatlar vermiş, onları düştükleri bataklıktan kurtarmak istemiştir.
İşte üç aylar ve bu aylardaki mübârek geceler, nefis ve şeytan tuzağına düşmüş ve her iki dünyasını zindana çevirecek günah, isyan ve gaflet bataklığında boğulmakla karşı karşıya gelmiş insanın kurtuluşu için uzatılan can simididirler.
Mübârek aylar ve geceler günahkâr ve yaratılış gayesini unutan insanlara kerem ve ihsan sahibi yüce Allah tarafından tanınan ve eğer değerlendirilirse çok büyük kazançlara vesile olan bir fırsattır.
Bu aylarda ve gecelerde içimizi ve dışımızı bilen Rabbimize karşı, nefsimizi muhasebeye çekmeli, O’nun bizim dünya ve âhıret hayatımızı Cennet’e çevirmek için gönderdiği İslâma tam teslim olup olmadığımızı gözden geçirmeli, hiç vakit geçirmeden İslâmın rahmet, bereket, mağfiret, fazilet ve hayat bahşeden çeşmesinden kana kana nasip almak için bu ayları, günleri başlangıç yapmalıyız.
Ayrıca Receb ayında her gün şu duâ okunmalıdır:
“Allahümme bârik lenâ fî Racebe ve şa’bâne ve belliğnâ Ramazâne” (Allahın, Receb ve Şa’banı bize mübarek eyle, bizi Ramazana yetiştir!)
.
Kaynak: 365 Gün dua – Mehmet Oruç
Yazı kategorisi: 365 GÜN DUA, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2011
RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ
Receb’in; 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında olmak üzere sadece birer defa kılınacak 10’ar rek’at Hâcet namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak duâlarda fark vardır. Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.
Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar, hidâyete ererler. Münâfıklar bu namazı kılamazlar. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek’at namaz Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in berberi, Selmân-ı Pâk (r.a.) hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.
Kılınış şekli: Hâcet namazına şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbî, beni, dünyayı teşrifleriyle nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerif hürmetine, feyz-i ilâhine, afv-ı ilâhine, rızâ-i ilâhine nâil eyle. Âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle. Rızâ-i şerifin için, Allâhü Ekber.”
Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kulyâ eyyühe’l-kâfirûn, 3 İhlâs-ı şerif okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.
İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunup duâ edilir.
İkinci on gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’atten sonra, 11 defa: “İlâhen vâhıden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâimen ebedâ” okunup duâ edilir.
Üçüncü on gün içinde, yani Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 kere: “Allâhümme lâ mânia limâ â’tayte, velâ mû’tiye limâ menâ’te, velâ raadde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü. Sübhâne rabbiye’l-aliyyi’l-â’le’l-vehhâb. Sübhâne rabbiye’l-aliyyi’l-â’le’l-vehhâb. Sübhâne rabbiye’l-âliyyi’l-â’le’l-kerîmi’l-vehhâb. Yâ vehhâbü yâ vehhâbü yâ vehhâb” okuyup duâ edilir.
Kaynak : Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat.
…
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, YORUMSUZ | 1 Yorum »
MUBAREK MEVLİD KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN
Posted by Site - Yönetici Şubat 14, 2011
Bütün islam alemi`nin ve siz degerli ziyaretcilerimizin Mubarek Mevlid Kandilini en içten duygularımla kutlar, Hayırlara vesile olması H.z Allah`tan temenni ve niyaz ederim.
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: MEVLİD KANDİLİ | 4 Yorum »
Rebîulevvel ayı ve Velâdet kandili
Posted by Site - Yönetici Şubat 14, 2011
Rebîulevvel ayı ve Velâdet kandili
Rebîulevvel ayı, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) âlemleri şereflendirdiği, nûrlu vücudunun dünyaya intikal ettiği mübârek aydır.
Bu ayın 12’nci gecesi, senenin ilk kandili olan Velâdet yani Mevlid kandilidir.
Bu ay içinde mümkün olduğu kadar Resûlüllah Efendimiz için çokça salât ü selâm (salât-ı nâriye, salât-ı münciye ve salât-ı fethiye gibi salavâtlar) okumalıdır.
Resûlüllah Efendimiz, rebîulevvel ayının 12’nci gecesinde dünyayı teşrif etmişlerdir. Dolayısıyla bu ayın 12’nci gecesi aynı zamanda Hicrî senenin ilk kandilidir. Fahr-i âlem Efendimizin (s.a.v.) dünyayı teşriflerinin Hicrî-Kameri takvime göre sene-i devriyesi yani yıldönümüdür.
Bu gecenin mânevî zenginliğinden bolca istifade edebilmek için bir Tesbih namazı kılmalı ve mümkünse bir de Hatm-i Enbiyâ yapmalıdır.
Tesbih namazına şu şekilde niyet edilir:
“Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerifin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili Habîbin, başımızın tâcı Resûl-i zîşân Efendimiz’in hürmetine ve bu gecedeki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle, Allâhü Ekber.”
Kaynak : (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1983, s. 18-19)
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: Rebîulevvel ayı, Velâdet kandili | 1 Yorum »
Muharremi şerif
Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2010
Muharremi şerif
بسم الله الرحمن الرحيم
اِنَّ عِدَّةَالشُهورِ عِنْدَاللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً فى كِتابِ اللَّْهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَواتِ وَالاَرْضَ مِنْها اَرْبَعَةٌ حُرمٌ
‘Muhakkak Allah indinde Allah’ın hükmünde muteber olan ayların adedi on iki aydır.Allah’ın şu semavat ve arız yarattığı gün,kitabında yani o gün yazılan ilahi takvimde kararlaşmıştır.Bunlardan dördü de haram(hürmet edilmesi gereken)aydır.tevbe suresi ayet 36.
Cenabı hakka sonsuz hamdü senalar olsun,yeni bir hicri yıla sıhhat ve afiyet içinde gireceğiz.Yeni bir sene ,yeni bir başlangıç,yeni bir heyecan demektir.Bütün müslümanların birbirlerinin yeni hicri senelerini tebrik etmeleri güzel bir davranıştır.İbadet takviminin başlangıcı olması sebebiyle,Allah’a kulluğumuz ve manevi vazifelerimize taze bir heyecanla yeniden sarılmalıyız.
Kimki,muharremin ilk günü veya onu takip eden günlerde;
‘Ey kerim olan Allahım!Sen ezeli ve ebedisin.Şu kavuşturmuş olduğun yeni sene içinde şeytan ve avanelerinden,tasallutundan,şerrinden beni muhafaza eyle‘derse,şeytan;’biz senden ümidimizi kestik‘der.Hz.Allahda o sene o kişiyi her türlü kötülüklerden koruyup muhafaza ederek ona iki melek vekil eder.buyurulmuştur.(ruhul beyan)
Nitekim kişinin niyetinin amellerinden daha hayırlı olduğu hadisi şerifte sabittir.Bu bakımdan bu günlerin heyecanı,şevki,ne kadar çok olursa niyetlerimiz ve dualarımız ne kadar çok olursa bu senenin diğer kısımlarınada o kadar tesir eder.Arabanın ön tekeri nereden giderse arka tekeride oradan gidecektir.Sevgili Peygamberimizde,
”Günün senin devendir.Başını nasıl yere çekersen arkasıda öyle gelir.”buyurmuştur.(ettac) Günün başındaki dikkat diğer tarafınada tesir ettiğine göre,senenin başındaki şevkimiz,dikkatimiz,niyetimiz ve dualarımızda diğer kısımlarına tesir edecektir.
Hele bu günlerin çok mübarek ve geceler olması içerisinde mahlukatın yaratılmasından beri çok büyül hadiselerin cereyen ettiği mühim bir gün olan aşure gününün bulunması bizim için büyük bir fırsattır.
İnsanlar,Hz.Adem den beri vukubulan mühim hadiseleri tarih başlangıcı kabul etmişlerdir.
Zamanın geçmesiyle gelişip çoğalan insanlar Hz.Adem in yeryüzüne inişini tarih mebdei kabul ederek vakıaların zamanını bununla göstermişlerdir.
Daha sonra Tufan ve Hazreti İbrahimin nemrudun ateşinden kurtulması gibi vak’alar tarih başlangıcı olarak alınmıştır.
Müslümanlar islamın yücelmesinde bir dönüm noktası teşkilini itibar ederek,Rasulullah efendimiz’in Medine-i münevvere’ye hicretini tarih kabul etmişlerdir.
Hicretin 16 veya 17.yılında toplanan islam şurasından ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz.Ali’nin noktai nazarı kabul edilip,ilk islam muhacirlerinin muharrem ayında göç etmesi sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edildi.
İşte denilebilirki,muharrem ,bütün beşeriyyetin tarihinde yeri bulunan bir gündür.
İşte bu ayın faziletin binaen bu ayı dolu dolu ve ibadet ederek geçirmeliyiz.
Muharremin birinci gününde, her birinde Besmele çekerek, bir defada 1000 İhlâs-ı Şerif okuyanları, Cenâb-ı Hakk -çeşitli vesileler halk ederek- lûtfiyle, keremiyle huzuruna bu âlemden kul borcu ile götürmeyecektir.
Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. gün âşûre pişirmek faziletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir. Bu on günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10. günleri oruç tutmalıdırlar. Resûlüllah Efendimiz 9. günü seferde bulunuyorlardı; o bakımdan yalnız 10. günü oruç tutmuşlar ve “Sağ olursak gelecek sene 9. günü de tutarız” buyurmuşlardır.
Bu ay içinde; perşembe, cuma, cumartesi günleri peşpeşe oruç tutulursa 900 senelik nâfile oruç sevâbı verilir.
Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DUA ve İBADETLER, Fazilet Neşriyat.
MUHARREM’İN BİRİ İLE ONU ARASINDA KILINACAK NAMAZ.
Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere, 2 rek’atte bir selâm vererek 6 rek’at namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir:
“Niyyet eyledim Yâ Rabbî, senin rızâ-i şerifin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise, bu hakkın ödenmesi için, Allâhü Ekber…”
1. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Âyetü’l-Kürsî, 11 İhlâs-ı şerif.
2. Rek’atte: 1 Fâtiha, 10 İhlâs-ı şerif.
3. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 el-Hâkümü’t-tekâsür, 11 İhlâs-ı şerif.
4. Rek’atte: 1 Fâtiha, 10 İhlâs-ı şerif.
5. Rek’atte: 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 11 İhlâs–ı şerif.
6. Rek’atte: 1 Fâtiha, 10 İhlâs-ı şerif okunur.
Namazdan sonra duâ edilir.
Kaynak: Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DUA ve İBADETLER, Fazilet Neşriyat.
*Hicri oniki ayın isimlerinin manaları
“İkdü’d-Dûrer vei-Leâlî fî Fezâili’l-Eyyâmı ve’ş-Şühür ve’l-Leyâlî” isimli kitapta buyuruldu:
Bazı ilim ehli, ayların ismi üzerine konuştular ve buyurdular:
Arablar, Efendileri gördükleri zaman, âdetleri terk ederlerdi. Ve saldırmayı haram kılarlardı. “Muharrem” derlerdi.
Bedenleri hasta olduğu ve erkanların zayıf düştüğü zaman ve renkleri sarardığı zamanda, “Safer” derlerdi.
Reyhanlar (güzel kokular) bittiği ve bostanlar yeşerdiği zaman, “İki Rebî (Rebîul-Evvel ve Rebîul-Âhir)” derler,
Meyveler azaldığı, hava soğuduğu ve su buz tuttuğu zamanda; “İki Cemâd (Cemâdiye’l-Evvel ve Cemâdiyye’I-Âhir” dediler.
Denizler dalgalanıp, coştuğu, nehirler aktığı ve ırmaklar dolduğu ve ağaçlar, depreştiği (harekete geçtiği) zaman ise “Receb” dediler.
Kabileler, birbirinden ayrıldığı ve aralarındaki vesile ve ilgiler koptuğunda da; “Şaban” dediler.
Feza (sema) sıcak olduğu ve kumsallar ısındığı (ve tam sıcak olduğu) zamanda “Ramazan” dediler.
Toprak tozlaştığı, sıcak çok olduğu ve develer (sineklerin ısırmalarından dolayı) kuyruklarını salladıkları zamanda “Şevval” dediler.
Tüccar gördükleri, hürleri ve köleleri sefere (yolculuğa çıkmaya) terk edip oturdukları için “Zü’l-Kâde” dediler.
Haccetmeyi niyet ettikleri ve her bir dere ve bayırdan, çölden ve yerden hac için gelip kurbanlar kestikleri zaman da “Zi’I-Hicce” dediler.
Bu güzel yazıyı hazırlayıp bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.
.
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | Etiketler: Muharremi şerif | 1 Yorum »
BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBADETLER
Posted by Site - Yönetici Temmuz 26, 2010
BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBADETLER
“Haa miiiim… Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir…”Duhan suresi, 44/1-4
Yeryüzünde yaşayan bir buçuk milyarı mütecaviz İslâm âlemi olarak büyük bir heyecan-coşku ve sevinçle ihyâ ettiğimiz mübârek gecelerden biri hiç şüphe yok ki, Berat Gecesidir.
Berat Gecesi, yani Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşine bağlayan gece…
İçinde bulunduğumuz bu sene (h. 1430 / m. 2009) Berat Gecesini, 5 Ağustos Çarşamba gününü 6 Ağustos Perşembeye bağlayan gece idrâk edeceğiz inşaallah.
***
BERAT VE BERAT GECESİ
Türkçemizde “berat” olarak söylediğimiz bu kelimenin aslı, “el-berâe”dir. Arapça isimdir.
Berat lûgatte; kurtuluş, bir borçtan, cezadan ve sorumluluktan kurtulmak… uzak kalmak, aklanmak, temiz ve suçsuz olmak… ilişkiyi kesmek… rütbe-nişan veya herhangi bir konuda verilen imtiyazı doğrulayan yazılı belge/ferman gibi manalara gelir.
Mesela Osmanlı devlet teşkilatında, önemli vazifelere tayin edilen kimselere verilen ve üzerinde padişahın tuğrasını taşıyan yetki belgesine “berat” denirdi.
Ayrıca yeni yapılan bir şeyin, yeni ortaya konulan bir buluşun ya da bunu kullanma hakkının kime ait olduğunu gösteren ve devlet tarafından verilen belge, yani “patent” de bu isimle anılırdı.
Bir başka ifadeyle “berat“; iki şey arasında ilişki olmaması-kalmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Nitekim mü’minlerin, adı geçen gecede günah yüklerinden kurtulup İlâhî affa/bağışa, rahmete ermeleri umulduğu için bu geceye Berat Gecesi denmiştir.
“Berat Gecesi” veya Farsça kullanılan terkibiyle “Leyle-i Berat”, Şaban ayının 15. Gecesine rastlayan ve Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla peygamberliğinin ulaştırıldığı mübarek gece…
Kur’an-ı Kerim’de “berâet” kelimesi iki yerde geçmektedir. [1] Buralarda “berâet“; kurtuluş belgesi, suçsuzluk, garanti, ihtar ve dokunulmazlığı kaldırmak gibi manalar taşımaktadır.
Berat kelimesi dini lisanımızda “berâet-i zimmet/berâet-i asliye” ve bir de “berat gecesi” terkibinde iki ayrı ıstılahta kullanılmıştır.
“Berâet-i asliye”, kişinin hukuki ve cezai sorumluluğunun olmaması demektir. Eşyada aslolan ibâha yani helâllilktir, bu da İslâm hukukunda “Berâet-i asliye” umdesi/ilkesi ile ifade edilmiştir. Binaenaleyh kişi, Şâri’in hitabı ve hükmü olmadan yükümlü tutulamaz… Aksine bir delil olmadan borçlu ve suçlu sayılamaz. Mecelle’de 8. Madde olarak yer alan “Berâet-i zimmet asıldır” küllî kaidesi de bunu ifade etmektedir. [2]
***
BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE DİĞER İSİMLERİ
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu açıklamalara yer verilmiştir:
Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Teâlâ da Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar.
Bu gecenin dört adı vardır:
1. Berat Gecesi,
2. Rahmet Gecesi,
3. Mübarek Gece,
4. Sakk Gecesi (Yani belge ve senet gecesi ki, Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar).
***
YILLIK İLAHİ PROGRAM
Bilindiği üzere yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ekonomik-ticari faaliyetler, yıl sonunda, o program esaslarına göre kontrol edilir, gözden geçirilir… Kâr-zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tesbitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak gereken şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tesbit işlemleri sayesinde, ekonomik hayatta düzenli-istikrarlı ve sağlam bir gelişmenin-ilerlemenin temini mümkün hale gelir.
Dilerseniz bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bir göz atalım…
Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin en önemli vakti de üç ayların içindedir… Velâdet, Regâib, Mi’rac, Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Tefsirlerde Duhan sûresinin 2, 3 ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
“Haa miiiim… Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...”[3]
Bir kısım âlimlere göre, ayette geçen bu mübarek gece Kadir Gecesidir.
Ashaptan İkrime bin Ebi Cehil‘in (r.a.) de dahil olduğu bir grup âlim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir.
Her iki tefsiri telif eden/birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu iş Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Keza Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesini de âlimlerimiz, şöyle açıklamışlardır:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamber Efendimize (s.a.v.) ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Kur’ân-ı Kerim, Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v.) peygamberliği süresince, Cibrîl-i Emîn vâsıtasiyle 23 yılda, sebepleri ortaya çıktıkça peyderpey, yavaş-yavaş, sûre-sûre, âyet-âyet tedrîcen indirilmiştir. Buna “tenzîl” denir. Allah Teala, “Muhakkak ki O (Kur’an) âlemlerin Rabb’inin tenzîldir (O’nun indirmesidir)”[4] buyurmuştur.
13 yıl kadar süren Mekke devrinde, daha çok inançla alâkalı mevzûlar, şirkle mücâdele ve ibretli kıssalar ağırlıkta olmak üzere Kur’ân’ın üçte birinden az eksiği inmiştir. Bir de “inzâl” vardır ki, o da Levh-i Mahfûz’dan, semâda meleklerin kıblesi olan Beytü’l-İzze’ye (ki buna, Beytü’l-Ma’mûr da denir) topluca indirilmesidir.
Milâdî 622 yılında Mekke’den Medîne’ye hicret vuku’ bulmuş, şer’î hükümlerle alâkalı âyetler daha çok orada inmiştir. Bir yandan ibâdetler, cihad, âile, mirasla alâkalı hükümler; diğer yandan da cezâ, muhâkeme usûlü, muâmelât ve devletlerarası münâsebetlerle ilgili esaslar burada nâzil olmuştur. Çünkü artık Medîne’de bu hükümleri tatbik edecek bir İslâm Devleti vücuda gelmiştir.
***
BU GECEDE TEFRİK EDİLEN “HİKMETLİ İŞLER”
Mehmed Zihni Efendi merhum bizlere, Şaban’ın 15. Gecesi hakkında şu kıymetli bilgeleri vermektedir:
“O mübarek Berat Gecesi yıllık, Kadir Gecesi de ömürlük günahı yok edicidir. Bu gece ertesi senenin proğramı, hayat, rızık, izzet ve şeref gibi işlerin takdir olunduğu gecedir. Allah Teala o gece hakkında, ‘Her hikmetli işe o gecede hükmedilir’ buyurmuştur. O mübarek gecede Cenab-ı Hak hayrı, iyiliği ve güzelliği yağmur gibi yağdırır. Beş gece vardır ki, onlarda dua geri çevrilmez: Cuma gecesi, Receb’in ilk Cuma gecesi (Velâdet gecesi), Şaban’ın on beşinci gecesi (Berat gecesi), Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi”.[5]
Evet o gece İlâhi rahmet çağlayanlar gibi coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen bu İlahi ihsan ve ikramlar eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakk’a iletip isteklerini Ondan talep eden, hastalık-bela ve musibetlerden Ona sığınan bir mü’min ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan o rahmet tecellisinden istifade edemeyen, o feyiz ve nurdan mahrum kalan bir insan da elbette ki ne kadar bedbahttır!
***
BU GECENİN BAZI HUSUSİYETLERİ
1. Kıble, bu gecenin gündüzünde değişmiştir.
Bilindiği gibi Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’de iken namazlarını Kudüs’e yönelerek kılardı. Medine’ye hicret ettikten sonra da yine Mescid-i Aksâ’ya doğru dönerek namazlarını edâ ediyordu. Bu sebeple Mescid-i Nebevî inşâ edildiği zaman kıblesi Kudüs’e doğru yapılmıştı. Bu da Yahudileri çok sevindirmişti. Onlar şöyle diyorlardı:
“Muhammed (s.a.v.) bizim kıblemize dönüyor da bizim dinimizi beğenmiyor.”
Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. İbrahim’in kıblesine yönelmek istiyor ve Allah Teâlâ’ya bu hususta duâ ediyordu. Hicretin ikinci yılında şâbân ayının onbeşinde bir ziyaret için Benî SelemeCemaatle birlikte mescidde öğle namazının ikinci rek’atini edâ ederken Kıble’nin Kâbe olduğunu beyan eden âyet nâzil oldu. Bu İlâhî vahiy üzerine Rasûlüllah Efendimiz namaz içinde iken Kâbe-i Muazzama tarafına döndü. Cemaat da safları ile birlikte Kâbe’ye doğru yöneldiler. İşte bunun için o mescide, “Mescidü’l-Kıbleteyn: iki kıbleli mescid” adı verildi.
yurduna gitmişti.
2. Her mühim işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. Yani bütün insanların gelecek seneye kadar rızıkları, ecelleri ve diğer işleri bu gecede yazılır, vazifeli meleklere taksim edilir.[6]
İbn Abbas‘tan (r.anhüma) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı-ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik-fakirlik, ölümler-doğumlar… hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kayda geçirilir. Ve…
- Rızıklarla alakalı defterler Mikail aleyhisselâma verilir.
- Harp ve darplerle/savaşlarla ilgili zabıtlar Cebrail aleyhissalama…
- Amellerle alakalı nüsha dünya semasında vazifeli olan İsrafil aleyhisselama verilir.
- Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin Râzî hazretlerinin (rh.) açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.
3. Berat Gecesi’nde kılınan namazların, okunan Kur’ân’ların… Yapılan tesbih-tahmid ve zikirlerin… Getirilen tevhid ve tekbirlerin… Edilen tevbe ve istiğfarların… Dua-niyaz ve ilticaların fazileti çok büyüktür.
Bu geceye mahsus 100 rek’at namaz vardır. Hak Dîni Kur’ân Dili’nde, Fütühât-ı İlâhiyye Tefsîri’nde, Ruhu’l-Beyan‘da, Sâvî’de, İmam-ı Gazali hazretlerinin İhyâ‘sında ve daha pek çok İslâm âliminin eserlerinde, Berat Gecesinde kılınması tavsiye edilen bu yüz rekât namaz hakkındaki rivayete yer verilmiştir. Her ne kadar bazıları bu namazın sünnette yerinin olmadığını, “bid’at” olduğunu filan söyleseler de, bunlara kulak asmayıp bu namazı ihmal etmemek, mutlaka kılmaya gayret etmek lazımdır.
4. Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Şâban ayının 15. gecesi olunca o geceyi ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü rahmet-i ilâhî o gece güneşin batması ile dünya semâsına (rahmetiyle) iner ve Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızkını vereyim. Bir derde müptelâ olan yok mu, onu sağlığına kavuşturayım.’ Bu hâl güneş doğuncaya kadar devam eder.” [7]
Hz.Âişe (r.anhâ)anlatır:
“Rasûlüllah (s.a.v.) geceleyin kalkıp namaza durdu; secdeyi o kadar uzattı ki ruhunu teslim ettiğini sandım. O’nu böyle hareketsiz görünce kalkıp baş parmağını hareket ettirdim, sonra geri yerime döndüm. Secdesinde şöyle duâ ettiğini işittim:
“Allâh’ım! Azâbından affına sığınırım, gadabından rızâna sığınırım, Sen’den yine Sana sığınırım. Ben Sen’i Sen’in övdüğün gibi övemem.”
Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca,
- “Bu gece hangi gecedir bilyiyor musun?” dedi. Ben,
- ‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir’ deyince,
- “Bu gece Şâban’ın 15. gecesidir. Allah (c.c.), Şâban’ın 15. gecesinde kullarının hâline muttâli olur, bağışlanmak isteyenleri bağışlar, yardım istiyenlere de yardım eder, dertlerinden dolayı afiyet dileyenlere sağlık ve afiyet verir” [8] buyurdu.
5. Peygamberimize (s.a.v.) ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti bu gecede verilmiştir. Rasûlüllah Efendimiz, Şâban’ın 13. gecesinde ümmetine şefaat edebilmek için iltica etmiş, Cenâb-ı Hak duâsını kabul ederek ümmetinin üçte birine şefaat etme salâhiyetini vermiştir. Şâban’ın 14. gecesinde ümmetinin üçte ikisine, 15. gecesinde de ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti verilmiştir.[9]
6. Bu gecede umumî af îlan edilir. Allah Teâlâ, Berat Gecesi’nde bütün Müslümanlar’ı affeder. Ancak bu umumî affın dışında kalanlar da vardır. Her ne kadar insan, mahlûkâtın en şereflisi ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi/temsilcisi ise de, zaman-zaman dünya ve âhiret dengesini iyi ayarlayamamakta… Sanki gâyesiz yaratılmış gibi hareket edebilmekte… Ve böylece Allah’ın haram kıldığı bazı kötülükleri işleyebilmektedir.
İşte -kısmetse- idrâk edeceğimiz Berat Kandili’nde Mevlâmız, Müslümanlar’ın yapmış olduğu günahları bağışlıyor… Elimizden geldiğince bu mübârek geceyi ihyâ ederek İlâhi affın şumûlüne girmeye çalışmalıyız.
Bu gecede af edilmeyen insanları, Hz.Âişe (r.anhâ) vâlidemizin rivayetinde Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) şöyle açıklamaktadırlar:
“Bir gece Rasûlüllah (s.a.v.) yanıma geldi elbiselerini çıkardı, biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Peşine takıldım. Bâki’ kabristanlığında insanların ve şehitlerin affı için duâlar etti. O’na:
- “Anam-babam fedâ olsun. Sen Allah’ın rızâsının peşinde iken ben de dünyanın peşindeyim” diyerek gedi döndüm ve evime geldim. Rasûlüllah (s.a.v.) da ardımdan içeri girdi. Sık-sık soluk alışımın sebebini sordu. Kendilerine olup bitenleri anlattım.
- “Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık sana haksızlık edeceğimden mi korkuyorsun? Cebrâil bana geldi ve ‘Bu gece Şâban’ın yarısıdır. Bu gecede Cenâb-ı Hakk, Benî Kelp kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca kişiyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece;
1) Müşrikleri,
2) Kindârları,
3) Akrabaları ile alâkasını kesenleri,
4) Ana-babalarına isyan edenleri,
5) Alkolik olanları, Allah Teâlâ affetmez“ [10] buyurdular.
Bir başka rivayette de, “Allah Teala bu gece bütün Müslümanları mağfiret buyurur; ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”[11] buyrulmuştur.
Diğer bir rivayette ise şöyle buyrulmuştur: “Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.“[12]
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.[13]
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bilhassa Şaban ayına farklı bir hassasiyet gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.
***
CEMAATİN ÖNEMİ
Berat Gecesinde işlenen güzel amellerin, eda edilen ibadetlerin değeri, başka zamanlarda yapılanlardan kat be kat fazladır. Bu bakımdan geceyi tam bir ihlâs ve uyanıklıkla ihya etmeye gayret göstermeliyiz. Ancak o takdirde bu gecede yaptıklarımızla binlerce yıllık ibadet hayatının sevabına, ecir ve mükâfatına kavuşabiliriz.
Bilirsiniz, tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır. Bunun çaresi tek kelimeyle, “cemaat”! Yani aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil edeceğimiz manevi şirket…
İşte bu şirket, bu cemaat bize, hesabından âciz kalacağımız sınırsız bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde, mânevi kârda böyle bir küçülme-azalma olmaz…
Çünkü manevi faaliyetler feyizlidir, bereketlidir, nurludur. Onların maddi eşya gibi bölündüğünde-paylaşıldığında küçülmesi-azalması-eksilmesi söz konusu değildir.
***
BERAT GECESİNDE İBADET
Gecenin manevi değeri dolayısıyla ihya için namaz, Kur’ân tilaveti, secde, zikir, tevhid, tahmid, tesbih, tekbir, istiğfar ve dua ile geçirilmesi… Bu gece vesilesiyle, yardım edilmesi gereken kişi ve müesseselere yardımda bulunulması ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem atfedilmesi gerekir ki, müstehaptır.
Bazı mâneviyat büyüklerinin bu gecede şöyle dua ettikleri bildirilmiştir:
“Allah’ım! Eğer ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. İsmimi şayet şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini siler yok eder, (dilediğini de) sabit bırakır, Ümmü’l-Kitap (bütün kitapların aslı olan Levh-i Mahfuz) Onun nezdindedir.”[14]
***
Dilerseniz şimdi de gelelim bu geceyi ihya için Allah dostları tarafından tavsiye edilip komprime/derli-toplu hale getirilmiş ibadet listesine…
Berat Gecesinde hiç olmazsa bir Tesbih namazı kılınır.
Bu gecede “Hayır namazı” namıyla 100 rek’at bir namaz vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.
Namaza şöyle niyet edilir:
“Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbten dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süadâ defterine kaydeyle.”
Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerif okumak suretiyle 10 rek’at da kılınabilir.
Namazdan sonra; (Allah Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerifinin ebced hesabına göre adedi olan) 11 şey, (Rasûlüllah Efendimiz’in ismi olan “Tâhâ”nın ebced hesabıyla âdedi olan) 14 kere okunur.
Bunlar;
1. İstiğfar: 14 kere,
2. Salevât-ı şerife: 14 kere,
3. Fâtiha-i şerife (Besmeleyle): 14 kere,
4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,
5. Tevbe sûresinin son 2 âyeti olan “lekad câeküm…” (Besmeleyle): 14 kere,
6. 14 kere “Yâsin, Yâsin...” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerif (Yâsîn-i şerifte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)
7. İhlâs-ı şerif (Besmeleyle): 14 kere,
8. Felak sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
9. Nâs sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azıym”: 14 kere,
11. Salavât-i şerife (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur. Bundan sonra duâ edilir.[15]
İslâmi idrak ve imanî şuurla ihya etme gayretinde olacağımız Berat Gecesinin topyekün İslâm âlemi için hayırlara, huzur-sükun ve saadetlere vesile olmasını Cenab-ı Rabbi’l-âlemin’den niyaz edelim. Edelim ki Müslümanların bahtı açılsın; zulümler son bulsun, İslâmi hayat ve hizmetlerin önündeki engeller yıkılıp yok olsun. Amin…
***
BERAT GECESİNDEN SONRASI…
RAMAZAN HAZIRLIKLARI
Refik Halid’in kaleminden ramazan hazırlıkları:
“Berat Kandili geçince evde ramazan hazırlığına başlanırdı; İki hafta süren bu hazırlık esnasında evler, baştan ayağa yıkanır, günlerce tahta gıcırtıları, İstanbul şehrine, sokaklarından kağnılar geçen bir Anadolu kasabası âhengi verirdi.
Ramazandan bir-iki hafta evvel babam, bir sabah ‘evrâd’ını okuduktan ve namazını kılıp zikrini bitirdikten, ‘Sabâh-ı şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola!’ diye duâsını da tamamladıktan sonra –başında keten takke, sırtında nafe kürk, burnunda altın gözlük– köşesine hususi bir ehemmiyetle oturur, evin erkânını nezdine çağırırdı…
Önünde hokka, kalem ve elinde bir defter hazır… İctimâdan maksat, ramazan erzâkını tesbit etmek, yani listesini yapıp Asmaaltı tüccarlarından yağcı İbrahim Bey’e göndermek…”[16]
KAYNAKLAR Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: BERAET GECESİ, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »
SEYFETTİN ALKAN – VAAZ – REGAİP KANDİLİ.
Posted by Site - Yönetici Haziran 17, 2010
SEYFETTİN ALKAN – VAAZ – REGAİP KANDİLİ.
Başta degerli ziyaretçilerimiz olmak üzere bütün alem-i islam’in mubarek kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını Hz.Allah’tan temenni ve niyaz ederiz.
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MUBAREK GÜN VE GECELER, SEYFETTİN ALKAN - VAAZ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;




























