GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘KURBAN’ Kategorisi için Arşiv

Mübarek Kurban Bayramınız Kutlu olsun.

Posted by Site - Yönetici Kasım 15, 2010

Mübarek Kurban Bayramınız Kutlu olsun.

Mübarek Kurban Bayramınız Kutlu olsun.

Birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim.

.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

KURBANIN VE KURBAN BAYRAMININ FAZİLETİ

Posted by Site - Yönetici Ekim 17, 2010

 

KURBANIN VE KURBAN BAYRAMININ FAZİLETİ

KURBANIN VE KURBAN BAYRAMININ FAZİLETİ

 

KURBANIN VE KURBAN BAYRAMININ FAZİLETİ 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük, boynuzlu çok güzel iki koç istedi, birsini yere yatırıp besmele çekip, tekbir getirerek “Allah’ım! Bu Muhammed ve Ehl-i Beytimdendir” deyip kesti, sonra ikincisini isteyip ayni şekilde keserken “Allah’ım! Bu da Muhammed ve
ümmetindendir” dedi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
Allah katında günlerin en muazzamı kurban bayram günüdür.
Kurban kesiniz ve bizzat ona iyi muamele ediniz. Çünkü bir kimse kurbanını alır, onunla kıbleye dönerse, kıyamet gününde o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kale olur. Muhakkak surette kurbanın kanıl Hz. Allah’ın muhafazasında toprağa düşer. Azıcık bir infakta bulununuz, çok mükâfata nail olursunuz.

Kim kurban bayramı gününde kesmek için kurbanına yaklaşırsa Allahü Teâlâ da cennette ona yaklaşır, kurbanını kestiği zaman kanından akan ilk damla ile birlikte onu mağfiret eder, Allahü Teâlâ o kurbanı kıyamet gününde mahşere kadar onun için binek kılar, derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsan eder.

Hz Aişe (r.anha) rivayet etti ki, “Resulüllah Efendimiz (s.a.v.) güzel boynuzlu, ayakları, göz çevresi ve karnı siyah bir koç (getirilmesini) emretti. Getirilince yatırıp Bismillah; Allahümme tekabbel min Muhammedin ve Al-i Muhammedin ve min ümmet-i Muhammedindiyerek kesti.
Gücü yeten kimsenin, şefaate nail olmak niyetiyle Allah rızası için Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri’ne bir kurban kesmesi menduptur.

Aliyyü’l-Murteza (k.v.) Hazretleri biri kendisi için, biri Resulü Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler veResulüllah (s.a.v.) zat-ı şerifleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdularderdi.

Kaynak: Fazilet Takvimi – 4.12. 2008 Perşembe

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2009

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

 

Bayram yaklaştıkça kurban heyecanı artıyor. Vatandaşlar, kesecekleri kurbanı temin etmek için pazarları dolaşıyor.

Kan akıtmanın dindeki yerinden hayvan kesme yöntemlerine kadar birçok konunun yer aldığı çalışma, pratik bilgiler içeriyor. Din âlimleri, bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da Allah rızasının önde tutulması gerektiğini vurguluyor. Hz. Peygamber Efendimiz, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de evde bırakılmasını tavsiye ediyor. Ailenin maddi durumuna göre etin tamamı da hane halkına bırakılabilir veya kurbanın tümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılabilir.

 

Kurban, mümini Allah’a yaklaştırır

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, fedakarlık, hasbîlik ve teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri iç içedir.

Kur’an-ı Kerim’de ‘Kesilen kurbanların ne eti, ne de derisi Allah’a (cc) ulaşır. Yaradan’a ulaşan sizin takvanızdır.’ denilmektedir. Bu lütfun gerçekleşebilmesi için kesilen kurban Allah rızası için kesilmeli, etleri ise yine Allah (cc) rızası için fakir fukaraya dağıtılmalıdır. İbadetler hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan ziyade Allah emrettiği için yapılır. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledir. Kurban kesmenin de Allah’ın bir emri olması hasebiyle sayısız hikmetlerinin olduğunda şüphe yoktur. Kurban kesmek, öncelikle peygamberlerin babası Hz. İbrahim’in, oğluna bedel olarak Allah’ın gönderdiği koçu kesmesi hadisesini bizlere hatırlatıyor. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurbanı kesiyoruz. Ayrıca ahirete bir hazırlık olması, günahlarımızın affı ve kabirle başlayan yeni bir hayat yolunda kurbanın bizi manevi bir burak gibi alıp selamete ulaştıracağını da verilen müjdeler ışığında Rabb’imizden umuyoruz. Hac Sûresi’nde (22/34) ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Zira bizim varlık gayemiz Allah’ı bilme, tanıma ve O’na yaklaşmadan ibarettir. Burada Allah’a yaklaşma ameliyesi adeta bir bayram olarak ilan edilmiştir. Kurban kesmenin, insan olarak hepimizin mutlaka almak zorunda olduğu gıdalarla da yakından alakası vardır. Din, hayatımızın her safhasını kuşatıyorsa, bizim bu yönümüze de hitap etmeli değil midir? Etin, insan için zaruri gıdalardan olduğunda şüphe yok. Ama bu gıdanın herkes tarafından rahatlıkla temin edildiğini söyleyemeyiz. Nafile olarak başka zamanlarda kesilen kurbanların dışında, Kurban Bayramı’nda da Müslümanlar, kestikleri bu hayvanlarla et yemekten mahrum bulunan önemli büyük bir kitleyi bu nimetten istifade ettirmektedir. Mükremin Albayrak, İstanbul

1

1

 

KURBANLIK ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Kurban olabilmesi için, hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması ibadetin sıhhati için şarttır.

- Bir ya da iki gözü kör olan havyanlar kurban edilemez.

- Kulağı ve boynuzunun üçte biri gitmemiş olmalı, burnu kesik olmamalı.

- Kuyruğunun üçte biri gitmemiş ve ağır hasta olmamalı

- Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olmamalı.

- Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olmamalı, dilinin büyük bölümü

yerinde olmalı.

- Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan hayvan kurban edilemez.

 

KURBANLIK SIĞIRIN YATIRILMASI

Yaklaşık 8 metre uzunluğunda kalın bir ip önce boynuzlardan sıkıca bağlanarak boyuna geçirilir.

2

2

Ardından ip hayvanın ön ayakların koltuk altından sırtına doğru dolanarak bağlanır.

3

3

İp sol tarafından arka kısma devam ettirerek karın ve arka ayak arasından sırta doğru dolandırılır.

4

4

Sırt kısmından uzanan iple 2 kişi kurbanı geriye çekerken önde 1 kişi kurbanın başını tutar.

5

5

Kurbanın yüzü kıbleye çevirilip ön ve arka ayaklar birbirine bağlanır. Kesim tamamlandıktan sonra hayvanın içindeki kanın daha güzel boşalması için ayaklardan biri (sol akra tercih edilmeli) serbest bırakılmalı. Küçükbaş hayvanlarda bir ayak bağlanmayabilir.

6

6

Kesim için yapılacak dua:

Kesimden önce “Allahümme hâzâ minke ve leke, inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Allahümme tekabbel minna. Amin.” denerek okunup kesim başladığında Çevreden bulunanlarla birlikte teşrik tekbiri getirilir “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhi’l-Hamd”

Kesim: Kesen kişi “Bismillahi Allahü Ekber” dedikten sonra beklemeden kurbanın boyun kısmında 3 damarı birden kesmeli.

Yön: Kurbanlık hayvan başı ve ayakları kıbleye döndürülmeli. Kesen kişinin de kıbleye yönelmesi sünnettir.

Vekalet: Kurbanın sahibi kesmeyi bilmiyor ise kesebilecek başka birini vekil tayin ederek kestirebilir. Bunun için (Allah rızâsı için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi lâzımdır.

Kanın akması için derinliği ve genişliği yarım metre olan bir kuyu açılmalı. İş bitiminde kapatılmalı.

 

Hemen buzdolabına kaldırmayın

Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş görmeyen serin bir yerde (14 C’nin altında) hava alması sağlanarak (5-6 saati geçmemeli) bekletilmeli. Daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, iç kısımları soğumadığı için çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli, atılmalıdır.

KESİM İÇİN GEREKLİ BIÇAK SETİ

Büyük bıçak: Kesim için
Orta bıçak: Deri yüzmek için
Satır: Kemik kırmak için
Masat, Bleyi taşı

7

7

NERESİNDEN NE YAPILIR?

ANTREKOT: Biftek, rozbif (Izgara, tava)

BONFİLE: Biftek, turnado, şatobiryan, sulu ve sote yemekler, roti, şiş (Izgara, tava, sote usulü, fırında)

SOKUM: Roti, rozbif, tencere yemekleri, kebap, biftek, (Izgara, breze ve roti usulü, haşlama, tava)

GERDAN: Kıyma, tencere yemekleri, kavurma (Haşlama, sote usulü)

DÖŞ VE BOŞLUK: Kıyma, tencere yemekleri (Haşlama)

KONTRNUA: Rosto, soslu yemek, kebap, tencere yemekleri (Haşlama, breze usulü, fırında)

İNCİK: Osobuko, salçalı ve sulu yemekler, kıyma (Haşlama, breze usulü, fırında)

8

8

Eti paylaştırırken yoksulları unutmayın

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, birinin de evde bırakılmasını tavsiye etmiştir. Ailenin durumuna göre etin tamamı da evde bırakılabilir. Ancak, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğu hatta tamamı dağıtılabilir.

Deri temizlenip sonra da çok iyi tuzlanmalı

Kurban derisinin yüzümü ve muhafazası çok önemlidir. Soyum esnasında deriye zarar verilmemelidir. Deride meydana gelecek her bıçak yarası, değerini azaltacak, belki de kullanılamaz hale getirerek ekonomik zararlara yol açacaktır. Deriler 4-6 saat içinde mutlaka tuzlanmalı ve değerlendirileceği zamana kadar serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Derinin bekletilmeden verileceği yere ulaştırılması en iyisidir. Et ve yağ kalıntılarının bulunması durumunda bu kalıntılar deriye zarar verilmeden kazınmalı, bunu takiben hemen soğutulmalı ve tuzlanmalıdır.

Deri, Allah rızası için tasadduk edilmeli

Kurban kesen kimse etinden hem kendi yer, hem de başkasına yedirir. Kurbanın derisi ihtiyaç varsa evde kullanılır, yoksa tasadduk edilir. Menfaat karşılığı verilmez. Allah rızası için kesilen kurbanın derisini O’nun razı olacağı şahıs veya müesseselere vermek güzeldir.

Kavurma

Kurbanlık eti 24 saat dolapta dinlendirdikten sonra eti tencereye koyarız. Kısık ateşte pişene kadar kavururuz. İsteğe göre baharat kullanabilirsiniz. Karabiber, pulbiber, kekik, kimyon

Not: Et yağlıysa yağ koymaya gerek yok, yağsızsa sıvı yağ kullanılır.

Malzemeler: Et, tuz, karabiber, pulbiber, kekik, kimyon

Kavurma

Kavurma

Karışık ızgara (Bonfile ve biftek)

Bonfile ve biftek porsiyon halinde dövülüp tuz, karabiber, pulbiber ve sıvıyağla terbiye edilir. 8 saat dinlendikten sonra tavadaızgara yapılır.

Pirzola: Pirzola dövüldükten sonra tuz ve kekikle terbiye edilir, sonra tavada ızgara yapılır

Malzemeler: Et, tuz, karabiber, pulbiber; sıvıyağlar

Karışık ızgara

Karışık ızgara

Kaynak : Zaman

 

 

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

KURBAN BAYRAMI – VAAZ – Hüseyin Kumaş Hocaefendi.

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2009

KURBAN BAYRAMI – VAAZ -  Hüseyin Kumaş Hocaefendi.

 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, HÜSEYİN KUMAŞ - VAAZ, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »

Teşrik tekbirleri, arefe ve bayram geceleri

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2008

Arafat

Arafat

Teşrik tekbirleri, arefe ve bayram geceleri

Teşrık tekbiri, teşrık günlerinde alınan tekbir demektir. Mükellef olan her Müslüman’a vâciptir. Teşrık tekbirleri hakkında Kur’an-ı Kerim’de, Belli günlerde Allâh’ı zikrediniz (el-Bakara, 184) buyrulmuştur.

Zilhiccenin 9’uncu günü arefedir. Arefe günü sabah namazından başlayarak beşinci günün –ki, zilhiccenin 13’üncü, bayramın dördüncü günü– ikindi namazına kadar her farzın arkasından Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamddenilerek tekbir alınır. Toplam 23 vakit eder.

Tekbir getirirken ara verilmemelidir. Sol tarafa selâm verildikten sonra, daha yerinden kalkmadan, mescidden çıkmadan ve dünya kelâmı konuşmadan tekbir getirmek lâzımdır.

Teşrık tekbirini almakta; münferid (namazını yalnız kılan), imam, cemaat, mukim, müsâfir, kadın, erkek, herkes aynıdır. Namazın başından imama yetişemeyen kimse de, lâhık gibi yetişemediği rek’atleri kazâ edip selâm verdikten sonra bu tekbiri alır. Şayet tekbiri imamla birlikte alıp, sonra namazdan yetişemediği kısmı kazâya kalksa, namazı bozulmaz.

***

Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i istiğfar yapmalı ve Tesbih Namazı kılmalıdır.

Açıklama: Hatm-i istiğfar, 1001 defa “Estağfirullâhe’l-azıym ve etûbu ileyk” diyerek istiğfar okumaktır.

 (Duâ ve ibâdetler, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1983, 51)

 

www.bilgicagi.net

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Kurbanın sütü, eti ve postu ile alâkalı meseleler

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2008

Kurban

Kurban

Kurbanın sütü, eti ve postu ile alâkalı meseleler

* Kurbanın sütünden istifade etmek, etini ve derisini satıp parasını almak, veya demirbaş olmayacak bir şey ile değiştirmek mekruhtur. Şayet böyle bir şey yapılırsa, kıymetini yani kaç para ise o miktarı sadaka olarak vermek gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı olmaz.” (1)

* Kurbanın et ve derisinden kasap ücreti de verilmez. Yani kasaba, “gel benim hayvanımı kesiver; karşılığında bir miktar et vereyim yahut derisi senin olsun” denilemez. Peki, kasaba et veya deri vermek câiz olmaz mı? Tabii ki câiz olur; ancak, kasaplık ücretini de ayrıca vermek şartıyla… Nitekim Hz. Ali (r.a.)’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir:Resûlüllah (s.a.v.), develer kurban kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti. Onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı. Kasap ücretini biz kendimiz veririz.” (2)

* Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya ondan seccâde ve saire gibi evde kullanılacak bir şey yapılır. Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemizin ve diğer bazı sahâbîlerin kurban derilerinden su tulumu yaptıkları rivâyet edilmiştir. (3)

* Kurbanın, kesilmezden evvel yünlerini kırkmak mekruhtur. Eğer kırkılacak olursa, bu yünler de sadaka olarak verilir. Fakat kesildikten sonra yünü yolunup veya kırkılıp kullanılabilir, bu câizdir. (4)

Alinti : www.bilgicagi.net

KAYNAKLAR
(1) ez-Zeylâî, Nasbu’r-Râye, 4, 218.
(2) Müslim, Sahîh, Hacc, 348.
(3) Müslim, a.g.e., Edâhî, 28. 
(4) Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm. İst. 1985, s. 413-414.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Kurban kesemeyen mü’minler ne yapmalı?

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2008

Kurban

Kurban

Kurban kesemeyen mü’minler ne yapmalı?

Kurban kesmeye mâli vaziyeti müsait olmayanlar, birinci bayram günü öğleden sonra 6 rek’at namaz kılarlar.

Namaza şöyle niyet edilir:

Yâ Rabbî, âciz kulun kurban kesemedi. Kurban yerine şu vücudumu huzurunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenler meyânına kabul eyle.”

1. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ enzelnâhü…,

2. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ a’taynâ…,

3. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn…,

4. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı şerif,

5. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Felak sûresi,

6. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Nâs sûresi okunur.

Her iki rek’atte bir selâm verilir.

 

(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1983, 52-53)

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

“Kurban, gadab-ı ilâhîyi söndürür, rızâ-i ilâhîyi celp eder”

Posted by Site - Yönetici Aralık 2, 2008

Kurban

Kurban

“Kurban, gadab-ı ilâhîyi söndürür, rızâ-i ilâhîyi celp eder”

Her şeyden önce ibâdetler, hikmetlerinden veya faydalarından dolayı değil, Rabbimiz emrettiği için yapılır. Bununla beraber onların hikmetlerini-güzelliklerini-faydalarını da zamanla görüp öğrenebiliriz. Bu bilgiler de bize, Allâh’ın nimetlerini yâd etmek, ona şükretmek için vesîle olurlar.

99 Esmâ-i Hüsnâ’sından biri de “Hakîm” olan Allah Teâlâ’nın, her emir ve nehyinde muhakkak ki birçok hikmetler vardır. Ama bu hikmetlerin tamamının biz kulları tarafından bilinip idrâk edilebilmesi mümkün olmayabilir.

Diğer taraftan bildiğimiz hikmetlerinin yanında, zamanla, dinin getirdiklerinin insanlık için ne büyük faydalar ihtivâ ettiğini görüyor ve Rabbimizin kullarına olan rahmetinin büyüklüğünü bir kere daha müşâhede ediyoruz.

Kurban kesmek de Allâh’ın bir emri olması hasebiyle sayısız hikmetlerinin olduğunda şüphe yoktur. En başta, kurban kesmek, birçok peygamberin (aleyhimüsselâm) atası ve Resûlüllah Efendimiz’in (s.a.v.) de ceddi olan İbrahim aleyhimüsselâmın, oğlu Hz. İsmâil’e bedel olarak Cenâb-ı Mevlâmızın gönderdiği koçu kesmesi hâdisesini bizlere hatırlatıyor. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurban kesiyoruz.

Ayrıca âhirete bir hazırlık olması, günahlarımızın affı ve kabirle başlayan yeni bir hayat yolunda kurbanın bizi mânevî bir burak gibi alıp selâmete ulaştıracağını da verilen haberler ışığında Rabbimiz’den umuyoruz.

Hac sûresinde, “Biz, kendilerini rızıklandırdığı(mız) dört ayaklı hayvanlar üzerine Allâh’ın ismini ansınlar diye, her ümmet için kurban kesmeyi meşru‘ kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilahtır. O halde ona teslim olun. (Habîbim) sen, mutı‘ ve mütevâzi olanları müjdele” (Âyet: 34) buyurulduğu gibi kurban kesmekten asıl maksat, Allâh’ın zikredilmesidir. Zira bizim varlık gâyemiz Allâh’ı bilmek, tanımak, ona kulluk ve kurbiyetten (yaklaşmaktan) ibârettir. Burada Allâh’a yaklaşma ameliyesi olan kurban ise, bir bayram olarak îlan edilmiştir.

Yine Hac sûresinde, “Onların ne etleri, ne de kanları hiçbir zaman Allâh’a ulaşmaz. Fakat ona (sadece) sizin takvânız ulaşır. Size verdiği hidâyetten (ve bu hayvanlara sahip kılmasından) dolayı Allâh’ı tekbir etmeniz içindir ki, o, bu hayvanları sizin istifadenize verdi. (Habîbim), güzel hareket edenleri (emirlerime imtisâl edenleri) müjdele(Âyet: 37) buyurularak maddeden mânâya bir kapı aralanıyor ve esas hedef gösterilmiş oluyor. Yani öncelikle niyette ihlâs ve samimiyet lâzım ki, ameller sâlih olsun, Hakk’ın rızâsına muvâfık bulunsun. Yoksa takvâ şartlarına riâyet etmeden yapılan hiçbir ibâdet, tâat ve amel ind-i İlâhîde makbul olmaz.

Kurban kesmenin insan olarak hepimizin mutlaka almak zorunda olduğu gıdalarla da yakından alâkası vardır. Dinimiz, hayatımızın her safhasını kuşattığı gibi, bu cihetimize de hitap etmektedir. Etin, insan için zarurî gıdalardan olduğunda şüphe yok. Ama bu gıdanın herkes tarafından rahatlıkla temin edildiğini de söyleyemeyiz. Nâfile olarak başka zamanlarda kesilen kurbanların dışında, kurban bayramında da Müslümanlar, kestikleri bu kurbanlarla et yemekten mahrum bulunan mühim bir kitleyi bu nimetten istifade ettirmektedirler. Aslında, kurban için hikmet olarak sadece bu güzel paylaşma hareketi bile yeter herhalde.

İslâm’ın emrettiği bu hükmün, bazıları tarafından bir vahşet olarak görülmesi ise, ancak bir düşünce sapması olarak tavsif edilebilir. Çünkü zaten insanlık bu nimetten, Allâh’ın koyduğu bir kanun olarak vücudunun bir ihtiyacından dolayı istifade etmekte ve bunun için de her gün binlerce hayvan kesilmektedir.

Bu sayılanlar, kurban kesmenin hikmetleri adına söylenebilecek şeylerden bazıları. Kim bilir, Allâh’ın emrettiği bu yüce ibâdette daha nice hikmetler-maslahatlar-güzellikler gizlidir ve biz farkında olmadan onlardan istifade ediyoruzdur.

Ebû’l-Fârûk Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretleri, bir sohbetlerinde, kurbanın maddî ve mânevî faydalarından bahisle buyururlar ki:

Kurban, gadab-ı İlâhîyi söndürür. Rızâ-i İlâhîyi celp eder. Çok kurban kesilen bir memlekette harp olmaz. Eğer bir insan, vakti müsâit olup da kurban kesmezse, muhakkak ki o adamın ya kendisinden veya çocuğundan yahut da malından, ticaretinden, servetinden, varlığından mutlaka bir kan çıkacaktır. Kurbanda çoluk-çocuk ve fakir-fukara için umumi bir maslahat ve mutlak bir menfaat vardır. Kurban Bayaramı’nda afv-ı umumî tecellî eder.”

 

Alinti : Halis ECE – www.bilgicagi.net

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

KURBAN KESMEK KİMLERE VACİPTİR?

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2008

Kurban

Kurban

KURBAN 

KURBAN KESMEK KİMLERE VACİPTİR?

Yaklaşan Kurban Bayramı münasebetiyle mü’minler, vaziyetlerini mutlaka bir gözden geçirmeli… Kurban kesip kesemeyeceği hususunu netliğe kavuşturmalıdır. Elbette kurbanı zengin Müslümanlar kesecektir; ancak, bu zenginliğin ölçüsü nedir? Bunu bilmemiz lâzım.

Kurban kesmek; kurban bayramı günlerinde hür, mukim (seferî olmayan), akıllı ve büluğ çağına erişmiş, Müslüman ve aslî ihtiyaçları ile borçlarından başka –üreyen olsun olmasın– en az 200 dirhem (560 gr.) gümüş veya yaklaşık 85 gram altın ya da bunun değerinde paraya yahut mala sahip bulunan kimselere yani sadaka-i fıtır vermekle mükellef bulunanlara vaciptir. Zekâtta olduğu gibi bunun üzerinden belirli bir zaman geçmiş olması gerekmez. Bu miktarın sadece kurban günlerinde elde bulunması yeterli görülür. Bir başka ifadeyle; kurban için zenginin serveti üzerinden sene geçmesi şart değildir. Bayramın üç gününden birinde kurban kesecek maddî imkân eline geçen Müslümana, hemen o gün kurban kesmek vâcip olur. Zekâtla kurban arasındaki farklardan biri budur. Aslında bu mevzuda sözü uzatmaya gerek yok. Kısaca diyebiliriz ki; borcu olmayan bir mü’min, kurban kesmesi hâlinde geçimine bir sıkıntı gelmeyecek, normal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmayacaksa, kurban kesmeli… Hem kendi âile fertlerine, hem de etraftaki konu-komşuya ikrâmda bulunmalıdır. Şayet elinde fazladan imkân yoksa, ya da borçlu ise zaten kurbanla mükellef olmaz. Ama buna rağmen kıt-kanaat biriktirmek suretiyle elde ettiği mütevâzi imkânlarıyla kurban kesmek isterse, elbette ki kesebilir. Böylece çevresine fedâkârlık ve cömertlik örneği sergilemiş, imkân sahibi olduğu halde kurban kesmekten kaçınanları teşvik etmiş olur.

Unutulmamalıdır ki; iktisadî vaziyeti müsait olduğu halde kurban almaktan imtina‘ edenleri Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, “Bir kimse mâli bakımdan imkân bulur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!” (1) buyurarak îkaz ve irşad etmişlerdir.

Görüldüğü üzere bu hadîs-i şerifte;

1. Kurban kesmeye gücü yeten kimsenin bunu terk etmesi hâlinde cemaatin (topluluğun) içine çıkamayacağı uyarısı ile, bu kötü örnekliğin cezasını tek başına kalarak çekmesi ihtar edilmektedir.

2. Hâl böyle olduğuna göre kurbanınızı kesin, namazgâha çıkın, din kardeşlerinizle müşterek sevincinizi paylaşın, ayrı duruma düşmeyin, yoksulları gözetin îkazına kulak verin denilmektedir. 

Hanefî mezhebine göre kurban vâciptir. Kurban kesmekle mükellefiyet için İmâm-ı A‘zam ve İmam Ebû Yûsuf’a (rahımehümallâh) göre akıl ve bülüğ şart değildir. O bakımdan zengin olan çocuğun veya mecnunun malından velîsinin kurban kesmesi lâzımdır. Bu çocuk veya mecnun, o kurbanın etinden yer, geri kalanı da elbise gibi aynından istifade edecekleri bir şey ile değiştirilebilir. (2)

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre ise sünnet-i müekkededir. Hanbelîler’e göre, ödeme imkânına sahip olan kimse, borç ederek de olsa, kurban parasını temin edebiliyorsa, kurban kesmeye muktedir sayılır. (3)

Hanefîler’e göre aile içinde bulunan fertlerden mâli vaziyeti müsait olan herkesin kendi adına kurbanını kesmesi veya kestirmesi îcap eder. Yoksa bir evden bir kişinin kurban kesmesiyle borçtan kurtulmuş olmazlar.

Velhâsıl kurban ibâdeti; mü’min için Hak yolunda fedakârlığın bir alâmeti, Allah Teâlâ’nın verdiği nimete karşılık bir şükür ifadesidir. Bunun neticesi de, âhirette sevâba ve rızâ-i İlâhi’ye nâiliyet, dünyada ise bir takım felâket ve belâlardan korunup muhâfaza olunmaktır. Bu dünyevî ve uhrevî mükâfatlara kavuşabilmek için, kurbanımızı ihmâl etmememiz gerekiyor. 

***

KURBANIN RÜKNÜ

Kurbanın rüknü; yani bu ibâdetin tam ve sahih (geçerli) olması için yerine getirilmesi gereken şart, kurbanlık hayvanı boğazlayıp kanını akıtmaktır. Bu olmadıkça kurban vecîbesi yerine getirilmiş olmaz.

Bu sebeple kurbanlık hayvanın, kesilmeksizin yoksullara tasadduk edilmesi câiz değildir. Fakat alınan kurbanlık hayvan, herhangi bir sebeple kesilemeden bayramın üçüncü günü güneş batmış olsa, artık bunun diri olarak tasadduk edilmesi gerekir. Çünkü kan akıtma işi, tasadduka intikal etmiş (dönüşmüş) olur. Bunun etinden sahibi yiyemez. (4) 

***

HANGİ HAYVANLARDAN KURBAN KESİLEBİLİR?

Kurbanlar yalnız koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilebilir. Mandalar da sığır nev‘inden sayılır. Bunların erkekleri ile dişileri eşittir. Bununla birlikte koyun cinsinin erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği ile dişisi kıymetçe müsâvi olsalar, dişisini kurban etmek daha faziletlidir. Yine devenin veya sığırın erkeği ile dişisi et yahut kıymet bakımından aynı olurlarsa, dişisinin kurban kesilmesi daha faziletlidir. (5)

Yaban sığırı, geyik gibi yabânî hayvanlar ile tavuk, horoz, kaz gibi evcil hayvanlar kurban edilemezler; tahrîmen mekruhtur. Yani bu hayvanlardan herhangi birini kurban niyetiyle kesen kişi, harama yakın bir çirkinlikte iş yapmış olur. Çünkü bunda, Mecûsîlere bir benzeyiş vardır. (6) 

Diğer yandan ne Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’den ve ne ashâb-ı kiramdan bunların dışında bir hayvanı kurban ettiklerine dair bir haber de nakledilmemiş… Hele de balığın kurban edildiği garâbetine hiçbir devirde rastlanmamıştır.

Koyun ve keçi ya birer yaşını bitirmiş bulunmalı veya koyunlar altı aylık olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli olmalıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki, “Koyun cinsinden kurban olarak cezea yeterlidir.” (7)

Cezea”, bir yaşını tamamlamış koyun mânâsına geldiği gibi, altı ayını doldurmuş, fakat bir yaşındaki koyunlar kadar gösterişli olan kuzuyu da ifade eder. Cezea; sığır nev‘inde üç, deve cinsinde beş yaşına basmış hayvan demektir. (8) Bu sebeple deve en az beş yaşını, sığır iki yaşını bitirmiş olunca kurban edilebilir.

Bir koyun veya keçi yalnız bir kişi için kurban kesilebilir. Bir deve veya sığır ise birden yedi kişi adına kadar kesilebilir. Nitekim Hz. Câbir’den (r.a.) şöyle rivâyet edilmiştir: “Hudeybiye’de Resûlüllah (s.a.v.) ile birlikte kurban kestik. Deveyi de sığırı da yedi kişi için kestik.” (9) Ancak ortaklardan her birinin Müslüman olup, bu hayvanın yedide birine mâlik bulunması ve kendi hissesini Allah rızâsı için kesecek olması şarttır.

***

KURBANIN HÜKMÜ

Kurban bayramında, Allâh’a yaklaşmak niyetiyle kurban kesmek, Hanefîler’e göre hür, mukim, Müslüman ve zengin olan kimselere vâciptir. Zenginden maksat; temel ihtiyaçları dışında üreyici olsun veya olmasın, nisap miktarı mal yahut paraya sahip olmaktır. Bu da fitre nisâbıyla aynı olup, üzerinden bir yıl geçmesi şartı da aranmaz. Yani bayram sabahı 200 dirhem (560 gram) gümüş veya bunun karşılığı olan para yahut ticaret malına sahip bulunan kimseye kurban kesmek vâcip olur.

Hanefîler’in, kurbanın vâcip oluşu hususunda dayandıkları deliller şunlardır: Kur’ân-ı Kerim’de, “Rabbin için namaz kıl, kurban kes”(10) emri, amel bakımından “vücub” ifade eder. Çünkü sadece Resûlüllah (s.a.v.)’a mahsus olduğu belirtilmeyen emir, ümmetini de içine alır. Ancak âyette cemi‘ sîgasının bulunmayışı, delâlette zan meydana getirdiği için kurbanın hükmü farz değil, vâcip derecesindedir. Bu âyet-i kerimenin yanında diğer bazı hadîs-i şerifler de kurbanın bu hükmünü kuvvetlendirmektedir. Resûlüllah (s.a.v.), “Kurban kesiniz. Şüphesiz bu, babanız İbrâhim’in (a.s.) sünnetidir” (11) buyurmuştur. Burada Peygamber Efendimiz, kurban kesmeyi emretmiştir. Mutlak emir sîgası ise, amel bakımından vâcibi ifade eder. Keza şu hadîs-i şerif de kurbanın vâcip olduğu hükmünü teyit eder: “Kim genişlik ve imkân bulur da kurban kesmezse, bizim namazgâhımıza yaklaşmasın.” (12) Böyle bir tehdit, ancak vâcibin terki hâlinde bahis mevzuu olur. Diğer taraftan bazı hadîs-i şeriflerde, kurbanın ümmet için sünnet olduğunun belirtilmesi, vâcip oluşuna mâni teşkil etmez. Çünkü sünnet; yol, gidiş mânâlarına da gelir.

Kurban kesmek, Hanefîler’in dışındaki üç mezhebe göre müekked sünnettir. Gücü yetenin onu terketmesi mekruhtur. Şâfiîler’e göre, kurban kesmek, tek başına olan kimse hakkında aynî sünnettir. Eğer âile fertleri birden fazla ise kifâî sünnet olur. Dolayısıyla âile fertlerinden herhangi birisi bunu yerine getirecek olursa, hepsi için yeterli olur. (13)

Şevkânî Muhammed bin Ali rahımehüllah (v. 1250/1834), kurbanın sünnet olduğunu kabul edenlerin dayandığı hadîs-i şeriflerin tenkidini yaptıktan sonra şöyle demektedir: Bu hadislerden hiç biri delil olarak ileriye sürülecek kuvvette değildir. (14) 

***

SEVÂBINI ÖLÜYE BAĞIŞLAMAK ÜZERE KESİLEN KURBAN

Hanefîlere göre bir kimse, kendi parasıyla alıp sevâbını ölmüş bir yakınına veya herhangi bir mü’min kardeşine bağışlamak üzere bayram günlerinde veya sair günlerde kurban kesebilir. Kişi, kestiği bu kurbanın etinden kendisi yiyebildiği gibi, başkalarına da verebilir. Zira kendi kurbanı gibi hüküm alır, sevabı da bağışlanana gider.

Fakat bir kimse vefât eden kişinin, irtihâlinden önceki emri ile, onun adına keseceği kurbanın etinden yiyemez. Zira bu, adak hükmündedir, kesen ve yakını yiyemez. Bunu tam olarak tasadduk etmesi gerekir. (15) 

Hâsılı, ebedî âleme göç etmiş mü’minler adına da kurban kesilebilir, sevâbı onlara bağışlanabilir. Bunun da bayram günü, yahut da öncesinde kesilmesi hususunda bir ayrı hüküm yoktur. Her zaman kesilebilir. Nitekim Hunneş (r.a.)’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Hz. Ali’yi (r.a.) iki koç keserken gördüm ve ona, ‘Bunlar nedir?’ diye sordum. Hz. Ali, ‘Resûlüllah (s.a.v.) bana, kendisi için kurban kesmemi vasiyet etmişti; işte ben onları kesiyorum’ dedi.” (16)

Şâfiîlere göre, izni olmaksızın başkası adına kurban kesilemez. Vasiyet etmemişse, ölü adına da kurban kesilemez.

 

Halis Ece – www.bilgicagi.net

KAYNAKLAR
(1) İbn Mâce, Sünen, Edâhî, 2; Ebû Dâvud ve Nesâî’nin Sünenleri.
(2) Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm. İst. 1985, s. 410
(3) el-Cezerî, el-Fıkhu ale’l-Mezâhibi’l-Erbaa, ilgili bahis.
(4) Ö. N. Bilmen, a.g.e., s. 414, md. 35.
(5) el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanayi‘, 5/69,80; el-Meydanî, el-Lübâb, 3/235; İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 5/226 vd.; Zeylâî, et-Tebyîn, 6/7; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, 8/76; Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm. s. 410.
(6) Ö. N. Bilmen, a.g.e., s. 411.
(7) İbn Mâce, a.g.e., Edâhî, 7; İ. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6, 368.
(8) eş-Şevkanî, Neylü’l-Evtâr, 4, 350.
(9) Müslim, Sahih, Hacc, 352.
(10) Kevser suresi, 3.
(11) İbn Mâce, a.g.e., Edâhî, 3.
(12) İbn Mâce, a.g.e., Edâhî, 2.
(13) İbn Kudâme, el-Muğnî, 8, 617.
(14) Neylü’l-Evtâr, 4, 341 vd.
(15) İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, V, 229.
(16) Ebû Dâvud, Sünen, Edâhî, 2.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Kurbanı şokla bayıltıp kesmek caiz midir?

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2008

Kurban

Kurban

Kurbanı şokla bayıltıp kesmek caiz midir?


KURBANLIK HAYVANLAR VE BUNLARDA ARANAN ŞARTLAR

Kurban edilecek hayvanlar;

Koyun, keçi, sığır, manda ve devedir.

Vahşi hayvanlardan kurban etmek caiz değildir.

Çiftleşen hayvanlardan doğan yavrunun annesi ehlî ise erkeği vahşî de olsa bu yavrudan kurban etmek caizdir. Çünkü hayvanlarda yavru anneye tâbidir.

Koyun ve keçinin bir yıllığı kurban edilir. Ancak altı ayını doldurmuş olan kuzu annesinden ayırt edilemeyecek kadar gösterişli ve semiz ise kurban edilebilir. Oğlak için bu durum geçerli değildir.

Sığır ve mandanın iki, devenin ise beş yaşında olanı kurban edilir. (1)

Koyun ve keçi bir kişi adına kurban edilebilir.
***

KURBANDA ORTAKLIK

Sığır ve deveye ise birden yediye kadar kişiler ortak olabilir. Ancak ortaklardan her biri Müslüman olmalı ve kurban niyetiyle ortaklığa girmiş bulunmalıdırlar. Et yeme maksadıyla ortaklık kurulursa veya birisi et yeme maksadıyla ortaklıkta bulunursa hiç birisinin kurbanı yerine gelmiş olmaz. Sığır veya deveyi kurban etmek üzere ortaklık kuranlardan her birinin vacip olan kurban niyetleri şart değildir. Ortaklardan bazısı vacip olan kurban, bazıları nafile, bazıları keffâret kurbanı, ceza kurbanı, Hacc-ı temettü veya Hacc-ı kıran kurbanı, nesîke/akîka kurbanı gibi değişik niyetlerle oraklıkta bulunabilirler. Kurban kesildikten sonra et, tartı ile eşit şekilde paylaşılmalıdır.(2)
***

KURBAN OLMASI CAİZ OLAN BAZI HAYVANLAR

- Yaradılıştan boynuzsuz, burma, yemini yiyebilen delirmiş hayvan,

- Çok zayıflamamış olan uyuz hayvan,

- Yaradılıştan kulakları küçük olan hayvan,

- Dişlerinin azısı düşmüş veya dişleri olmadığı halde yemini yiyebilen ve otlayabilen hayvanlardan kurban etmek câizdir.
***

“HAYVANLARA ACIMA” İSTİSMARI

Bilindiği gibi her yıl ülkemizde ve Müslümanların yaşadığı dünyanın diğer yerlerinde Kurban Bayramlarında milyonlarca hayvan kesilmektedir. Ümit ediyoruz ki, bu yıl bu rakkam daha da artmıştır. Kurban Bayramının dışında ise rutin olarak et ihtiyacının karşılanması için zaten milyonlarca hayvan kesilmeye devam ediyor.

Yine her av mevsiminde sırf bir eğlence ve sözde spor maksadıyla on binlerce vahşî hayvan öldürülüyor.

Ayrıca denizlerde balık avlanıyor.

Miladî yılbaşında kesilen milyonlarca hindinin ise hesabını soran yok.

Ama sıra Kurban Bayramında ibadet kastıyla kesilen hayvanlara gelince, kıyametler kopuyor, koparılıyor bazı “hayvanseverler” tarafından…

Vaziyet açıkça görülmektedir ki, bu bir çifte standarttır; temcit pilavı gibi her yıl tekrarlanıp durmaktadır. O bakımdan tabii ki Müslümanların bu konuşulanlara itibar etmeleri, bu gürültülere kulak vermeleri beklenemez. Onlar yine her yıl olduğu gibi, hiç şüphesiz gönül rahatlığı ile kurban vecibelerini ifa edeceklerdir.

Beslenme zincirinin en mühim halkası, hayvanlardan elde edilen proteinlerdir. Bu sebeple atalarımızın tabiriyle, “Aşırı merhametten maraz hâsıl olur” diyoruz. Kısacası dileyen et yemeyebilir, yani vejetaryen olabilir. Bu da sadece o kişileri ilzam eder, yalnızca onları bağlayan bir durumdur. Hiç kimse başkalarını vejetaryen olmaya zorlayamaz.

Kurban ibadetine karşı çıkanların öne sürdükleri sebeplerden biri de; her sene sağda-solda, sokak aralarında her önüne gelenin hayvan kesmesi… Bunun da çirkin bir manzaraya sebep olduğu iddiası yanında, insan ve çevre sağlığına zarar veriyor olmasıdır. İnsan ve çevre sağlığı için daha düzenli kesimlerin yapılması gerektiği doğrudur ve bu hususta belediyelere/mahallî idarelere iş düşmektedir. Ki, onlar da vazifelerini gereğince yapma gayreti içerisindedirler. Son senelerde bu durum, daha belirgin bir şekilde de görülmektedir. Özellikle büyük şehirlerimizde… Ayrıca iddia edildiği üzere “çirkin bir manzara” fikrine de katılmak mümkün değildir. Zira Müslüman bir ülkede tabii ki insanlar kurban kesecektir.

Bir başka sebep ise, kesilirken hayvanın çektiği acı meselesi… (Hemen antrparantez belirtelim ki, kurbanlık hayvanlar da şehittir, ancak şehitlerin duydukları kadar bir acı hissederler.)

Hayvanseverlerimiz buna tedbir olarak da, hayvanın şoklama metodiyle kesilmesi gerektiğini öne sürüyorlar. Nitekim “İlla da şoklanarak kesilmeli” diyenler, geçmiş yıllarda televizyonlarda bolca boy gösterdiler. Hatta “şoklama”nın nasıl ve ne şekilde yapılacağını dahi uzun uzun anlattılar, tartıştılar… Bu sene de, az veya çok mutlaka seslerini duyurmaya çalışacaklarında kuşkumuz yok.

Ancak bütün bunlar bir kenara, kanaatimizce unuttukları çok önemli bir şey var; Türkiye‘de şoklama tesisinin olup olmadığı… Oysa ülkemizde doğru-dürüst böyle bir sistem yok. Ama buna rağmen, “Olmazsa olmasın, ne fark eder; kurban mutlaka şoklanarak kesilmeli” diyenlerin de yine, günlerce medyayı işgal ettiklerini biliyoruz. Bazı “veterinerler” ise, garip-enteresan açıklamalarda bulunmuşlar ve “Ülkemizde ilkel şartlarda kesilen etler, insanları zehirler!” deyivermişlerdi… Bunun üzerine neredeyse her vatandaşın, tanesi 1 buçuk 2 bin YTL. civarında olan “şoklama makineleri”nden birer adet almalarını savunanlar bile çıkacaktı.

Oysa bildiğimiz kadarıyla bu işe, daha mezbahalarda bile geçilebilmiş değil. Neyse ki Allah‘tan tartışma uzun sürmemiş; bu arada sağolsun Diyanet’imiz de hemen imdada yetişmiş ve bunun caiz (!) olduğuna dair fetvayı basıvermişti….
***

KURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR

Dilerseniz sözü fazla uzatmadan meseleyi imkânımız nisbetinde ele alıp tahlil etmeye çalışalım.

Malum olduğu üzere bir hayvanın kurban olabilmesi için, kurbanlıkta aranan şartlara sahip olması lâzım. Bu şartlar da umumi manada “sıhhat” olarak ifade edilebilir. Bir hayvanın kurban olmasına mâni olan unsurlar, fıkıh kitaplarında uzun uzadıya anlatılmıştır. Hayvanın belli bir yaşta olması, sağlıklı olması ve sâire… Nitekim Bera bin Âzib’den (r.a.) rivâyet olunan hadîs-i şerifte Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

Dört şey kurbanlıkta câiz değildir:

1. Açıkça belli olan körlük,

2. Açıkça belli olan hastalık,

3. Belli olan topallık,

4. İliği kurumuş derecede zayıflık.” (3)

Müçtehitlerimiz de bu dört kusura kıyasen, başka birtakım kusurlar daha saymışlardır. Şöyle ki:

- İki gözü veya bir gözü kör,

- Dişlerinin çoğu düşmüş-dökülmüş,

- Kulakları kesilmiş,

- Burnu kesilmiş,

- Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış,

- Kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu kesilmiş veya kopmuş,

- Memelerinin başları kopmuş, dolayısıyla yavrusunu emziremeyen, memesi kurumuş veya memelerinden birisi sütten kesilmiş olan koyun-keçi ile memelerinin ikisi sütten kesilmiş sığır ve deve,

- Kesileceği yere gidemeyecek derecede topal,

- Dört ayağından biri kesilmiş,

- Kemiğinde ilik kalmayacak kadar zayıflamış durumda olan hayvanların da kurban edilmeleri caiz değildir.

- Keza pislik yiyen hayvanlar da etindeki pislik temizleninceye kadar tutulmamış ise kurban olmazlar.

Bu mevzuda âlimlerden bazıları şöyle bir umumi kaide koymuşlar ve, ”Hayvandan tam olarak, güzelce istifadeye mani olan her kusur kurbana manidir” demişlerdir.

Binaenlayeh kusur bu durumda değilse kurban olmaya engel olmaz. Kurbana mani olan bu kusurlar zengin içindir. Zengin, kurban edeceği hayvanı bu kusurlardan biri bulunduğu halde satın alırsa veya satın aldıktan sonra bu kusurlardan birisi meydana gelirse bu hayvanları kurban edemez. Fakir için ise her hâlükârda kesebilir, caizdir. (4)

Yukarıda zikredilen bu kusurlar kendisinde bulunan bir hayvan, Allah Teâlâ’ya kurban olarak takdim edilemez.
***

“KURBANI KESİN, AMA ELEKTRİK ŞOKU VERMEYİN”

Bütün bu izahlardan sonra şimdi gelelim elektrik şokuyla kurbanlık hayvanı bayıltarak kesme metoduna…

Her şeyden önce bu hususta karşımıza, dikkat etmemiz gereken iki ayrı mesele çıkmaktadır:

1. Şoklanarak kesilen bu hayvanın, mutlak olarak etinin yenilmesinin caiz olup olmadığı…

2. Kurban olarak kabul edilip edilmemesi…

Bir defa uzmanların verdiği bilgiye göre, kafasına pimi yiyen hayvan, 1,5-2 dakika içinde veya biraz daha fazla bir zaman zarfında ölebilir. Yani artık hayvan bir çeşit “bitkisel” hayata girmiştir. Kısa süre zarfında kesilmeyecek olursa ölür, zira hayata geri dönüşü yoktur, şayet dönebilirse de sağlıklı olması imkânsızdır. Çünkü verilen şok, hayvanın, yukarıda kurban olmasına mâni olarak saydığımız uzuvlardan herhangi birini bile değil, en önemli hayatî organı olan beynine tesir ediyor.

Bu durumdaki bir hayvan, eğer ölmezden önce kesilemezse dinen murdar olur, eti de yenmez. Ancak şoklanan hayvan hemen kesilmiş, ölüm de bu kesimle gerçekleşmişse, bununun eti yenilebilir. Ölüm kesimle gerçekleşmiş, şart yerine gelmiş kabul edilir. Bununla birlikte ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim adamlarımızdan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun, kendisiyle yapılan bir röportajda şunları söylediğine şahit olmaktayız:

Fesalli li-rabbike ve’nhar’, yani ‘Rabbin için namaz kıl, kurban kes’ deniliyor. ‘Kurbanı kesin’; ama dikkat edin, elektrikli şok vermeyin. Elektrik şokuyla olmaz. Elektrik şoku damarların geçirgenlik seviyesini (permeabilite) yükselterek, kanda dolaşan idrarın ete geçmesine sebep olur.”(5)

Bu konuda bu görüşlerin de gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Elektrik şoku ile bayıltılan hayvanın kurban olarak kabul görüp görmediğine gelince… Bu hususta da hemen karar vermezden önce meseleyi iyi düşünmek, etraflıca ele almak gerektiğine inanıyoruz.

O bakımdan şimdi gelin, bu bilgiler ışığında sâkin kafayla, hayvanın sadece murdar olmadan kesilip etinin yenilebilir olması üzerinde değil de, kurban olup olamayacağı hususunu iyi bir düşünelim…

Ayağı sakat, boynuzu kökünden koparılmış veya bir gözü çıkarılmış hayvan, bu kusurlarından dolayı kesilmeye ehliyetli kabul edilmezken, nasıl oluyor da beyni sakatlanıp meflüç hâle gelmiş, yerinden kalkamayan ve belli bir süre sonra ölmesi ya sakat kalması muhtemel bir hayvan sağlam kabul edilerek kurban olmasına cevaz verilebiliyor? Halbuki bu iş, tekrar uyanmak üzere bir bayıltma veya uyutma ameliyesi olmaktan öte, bir nevi hayvanı ölüm ya da felçli bir hayat yolculuğuna uğurlayıştır!

Sonuçta, veteriner ve uzmanların bu alanda daha çok çalışması gerektiğini… Kurbanların kesilmesinde titiz ve dikkatli davranarak, bilinen usûllerin takip edilmesinde isâbet ve fayda olduğunu düşünüyoruz. O usûlü de Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle tarif ve tavzih ediyorlar:

Hakikaten Allah, her şeyi güzel ve uygun bir şekilde yapmanızı üzerinize farz kılmıştır. Şu halde birisini öldürdüğünüz zaman bile öldürmeyi güzel yapın (işkence etmeyin, uzatmayın) ve bir hayvanı kestiğiniz zaman da güzel ve uygun bir şekilde kesiniz. Herhangi biriniz bir hayvanı kesmek istediğinde önce bıçağını bilesin ve hayvanı çabuk keserek ona eziyet etmesin. ” (6)

Hâsılı gücü yeten her Müslüman, ceddimiz Hz. İbrâhim’in (a.s.) sünnetine uyup, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) târif ettiği bu usûlle kurbanını kesmelidir.

 

Halis ece – www.bilgicagi.net

DİPNOTLAR
(1) Bilmen, Ömer Nasuhi, B. İslâm İlmihali, İstanbul 1966, 410; Serahsî, el-Mebsût, Kahire 1324-31, 12, 9-10; Kâsânî, Bedâyîu’s-Sanâyi’, Kahire, 1327-28/1910, 5, 69-71; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5, 297
(2) Bilmen, Ömer Nasuhi, a.g.e.,, 411; Kâsânî, a.g.e., 5, 71-72; Damad, Mecmau’l-Enhur, İstanbul 1328, 2, 521
(3) Ebû Dâvud, Sünen, Edâhî, 6
(4) Bilmen, Ömer Nasuhi, a.g.e., 411-12; Serahsî, a.g.e., 12, 15-18; Kâsânî, a.g.e., 5, 75-77; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5, 297-299; Damad, a.g.e., 2, 519-520
(5) http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=277861
(6) Müslim, Sahih, Sayd, 11

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KURBAN, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers