
‘KADIN & BAYANLAR İÇİN’ Kategorisi için Arşiv
Kadınlar…
Yazar Site - Yönetici Mayıs 8, 2013
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, RUHU`L BEYAN TEFSİRİNDEN KISSALAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Kadınlar pantolon giyebilir mi?
Yazar Site - Yönetici Ocak 19, 2011
Kadınlar pantolon giyebilir mi?
sorusunun cevabı gayet nettir.
Aklı başında herkesin bu soruya cevabı, giyemez şeklinde olur. Mü’min hiçbir hanımefendi de böyle bir uygulamaya, ahiretteki hesaplaşmayı dikkate alarak giymek bir yana tevessül bile edemez. Günümüzdeki uygulamasıyla pantolon giyen kadınların tamamı, dinen çıplak hükmündedir.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.),
ilâhi rahmetten mahrum bırakacak giyim kuşamdan haber verirken, şu iki kelimeyi kullanmışlardır:“Kâsiyâtün, âriyatün...” Giyinmişler; ama çıplaktırlar.
Yani çıplak gibi tahrikci ve teşhirci görüntüleri vardır. Peki, hanımların etek, pardüsü, çarşaf gibi üst giyeceklerin altına pantolon giymeleri câiz olur mu?
Bu da olmaz. Çünkü konumu ne olursa olsun pantolon, bir erkek kıyafetidir.
“Kadınlardan erkek giyimi, erkeklerden kadın giyimi giyerek karşı cinse benzeyenlere…” diye başlayan hadiste lânet bedduası vardır.
Bu ikaz dikkate alan hanımlar, giyimlerinde birinci olarak tesettürü esas aldıkları gibi, ikinci olarak da erkeğe benzememeyi esas alırlar.Bir olay vesilesiyle, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’in hadislerinden birinde sirval kelimesi geçer.
Nedir sirval?
Önce olayı özetleyelim:
Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Ali (r.a.) ile Bâki mezarlığında iken yoldan eşeğe binmiş bir kadın geçiyordu.
Hava az yağışlı olduğundan eşeğin ayağı bir çukura girdi. Hayvan tökezleyince kadın yere düştü.
Peygamberimiz (s.a.v.) hemen yüzünü ters tarafa çevirdi.Ya Rasülûllah! Kadının üstünde sirval var dediler.
Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.):
“Allah’ım! Sirval giyen kadınları bağışla. Ey insanlar! Hepiniz sirval giyiniz. Kadınlarınız dışarıya çıkacakları zaman sirval kadar örtülmesi gereken yerleri örten birşey yoktur.” buyurmuşlardır.
(Beyhaki, Edep. Şuabü’l-İman. Dârkutni, el-Efrâd, el-Kenz: 8/55. Hayatü’s-Sahabe: 3/367
Burada geçen sirval ne demektir?
Sirval: Uzun ve vücudu belli etmeyen bolluktaki don demektir.
Anadolu hanımlarının vücut hatlarını belli etmeyecek bollukta giydikleri şalvar tipinde bir dondur.
Bu derece bolluktaki donun kimseyi rahatsız etmeyeceği ayrıca tesettürü muhafaza edeceği malumdur.
Bazı zevat sirvali pantolon olarak açıklıyor ve üzerinde bir giyim olması halinde kadınların pantolon giyebileceklerini ifade ediyorlar.
Bu hatalı ve zorlamalı bir beyandır. Asla isabetli de değildir. Silvar, asla pantolon olamaz; o bir dondur.
Diz kapaklarına kadar dar bir üst elbise giyip, dizden aşağısında sadece pantolon bulunması sünnet ölçülerinden giyim şekli değildir ve tesettürü de oluşturmaz. Böyle giyinen kadın da tesettürlü değildir.Sadece pantolon giymek konumu ne olursa olsun 104 kitabın hiçbirinde yeri yoktur. Kesinlikle câiz değildir.
Giyenler Efendimiz (sa.v.)’in lânet bedduasının muhataplarıdırlar. Etek altına pantolon, liberal modanın saçmalıklarından biridir.
Moda furyası kadınların yüzde 85’ini, bu arada bir bölüm erkekleri de çekirdek gibi çatlattı. Pantolon giyen, burunlarına hızma takan, kaşına göbeğine ve
bilumum yerlerine piercing takan “kız”lar piyasayı doldurdu.
Sağcısı-solcusu, başını örteni, örtmeyeni erkeği-kadını hep aynı çizginin acınasıcıları oldular.Kadın-erkek gençliğin (istisnaları hâriç) tümüne yakını 1980 sonrasında marka pantolon giymeye başladılar. C 21 marka kot pantolonla başlayan mâcera Lee Cooper’le, Levis’la, Lee’yle, FBI’la sürüyor.
Başını örtenler de pardesü ve tunik altına (veya pardesüsüzler de) marka pantolonlar giyiyorlar.
Marka, toplum anlayışında önemli bir sınıf atlama taşıdır. Bundan dolayı doğası gereği gizlenemez.
Pantolon markaları arkada ve bir hayli de üstte olduğundan bir kısımları pardesüyü kısalttılar.
Son yıllarda düşük bel pantolon modası çok sürmeden düşük kalça pantolon modasına inkilâp etti. Çünkü kapitalizm insanların bedenlerini istiyor:
“Bedenini özgür bırak. Zihnini bana emanet et” Kapitalizmin sömürü sloganı budur. Bu slogana aldananlar kim olursa olsun kişiliksiz olmaya ve evde kalmaya mahkumdurlar.
Kendilerini özgür zanneden köleler de bunlardır.
Mevlüt ÖZCAN
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: Kadınlar pantolon giyebilir mi? | » yorum bırak;
Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !
Yazar Site - Yönetici Ağustos 25, 2010
Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !
Özellikle yeni evlenen ve evli olanların bu hadisi şerifleri hıfz (ezber) etmeleri kendilerini birçok sıkıntıdan kurtarıp dünya ve ahıret saadetine nail olmalarına vesile olacaktır.
Hazret-i Fâtıma-tüz-zehrâyı “radıyallahü teâlâ anhâ” hazret-i Alîye “radıyallahü teâlâ anh” tezvîc (nikah) etdiklerinde buyurdukları vasıyyetleri beyânındadır.
Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder.
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdular ki:
* Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün zemân çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri senin evinden yetmiş dürlü fakîrliği dışarı çıkarır. Yetmiş dürlü bereketi evine dâhil eder. Yetmiş rahmeti sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin delilikden ve diğer hastalıklardan emîn olur.
* Yâ Alî! Gelini ilk hafta yoğurt yimekden ayran yimekden sirke ve ekşi yimekden men’ et! Hazret-i Alî “kerremallahü vecheh” “Yâ Resûlallah! neden ötürü bu şeyleri vermemem gerekdir” diye sordu. Buyurdu ki: (Ondan dolayı ki turşu ve yoğurt ve ayran rahmde evlâd olmasına mâni’ olur. Evde bir hasır olması doğurmayan kadından iyidir.) Hazret-i Alî dedi ki: Yâ Resûlallah! Sirkenin illeti nedir. Buyurdu ki: (Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur ve temizliği uzar. Keşenç yimek hayzı karında habs eder. Eğer Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretleri bir evlâd verirse doğumu zor olur. Ammâ ekşi elmâ yimek hayz kanını keser. Onun ardından başka hastalık zuhûr eder.)
Sonra Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdu ki:
* Yâ Alî ayın evvelinde ortasında ve sonunda ehline yakın olma ki o hanımda ve o evlâdda cüzzam ve dîvânelik (delilik) ve pislik olmasından korkulur.
* Yâ Alî! Ehline asr (ikindi) nemâzından sonra yakın olma. Eğer Allahü tebâreke ve teâlâ bir evlâd nasîb ederse ahvel (şaşı) olur ve şeytân şaşı evlâda sevinir.
* Yâ Alî! Ehline yakınlık (cima) etdiğin vakit çok konuşma ki eğer bir evlâd olursa yiyici olur. Avret yerine bakma. Sohbet (cima) esnâsında gözünü yumma. Evlâda körlük getirir.
* Yâ Alî! Kendi ehline bir başka kadının şehveti ile yakın olma ki eğer bir evlâd olur ise muhannes (kadına benzeyen erkek) olur. Kadınlara benzemeye çalışır.
* Yâ Alî! Cünüb olduğun zemân kat’i olarak Kur’ân-ı azîm-üş-şânı okumayasın ki korkulur ki gökden bir ateş inip seni yakar. Cünüb hâlde sohbet (cima) etme. Senin bir su kabın ehlinin bir su kabı olsun. Ayrı ayrı su kapları ile temizleniniz. Eğer bir su kabından ikiniz yıkansanız şehvet şehvet üzerine düşer (tekrar cima ederseniz). Aranıza düşmanlık düşer. Korkulur ki talâk ve iftirâka müncer olur.
* Yâ Alî! ikiniz de ayakda iken sohbet (cima) etmeyiniz eşekler böyle yapar. Eğer çocuk olur ise döşeğe bevl (idrar) eder.
* Yâ Alî! Ehlinle bayram geceleri buluşma! Eğer çocuk olur ise altı parmağı veyâ dört parmağı olur.
* Yâ Alî! Ehlinle meyve ağacı altında buluşma ki eğer çocuk olur ise kâtil olur kan dökücü olur. Halka zulm eder.
* Yâ Alî! Ay ışığında (Açık havada ay ışığının altında) ehline yakın olma. Meğer bir yerde örtünülmüş olasın. Eğer bir çocuk olursa fakîrlikden ömür boyu kurtulamaz.
* Yâ Alî! Ezân ile ikâmet arasında ehline yakın olma ki eğer bir çocuğunuz olur ise kan dökmeğe hevesli olur.
* Yâ Alî! Hanımın hâmile olduğu zemân abdestsiz ona yakın olma. Eğer çocuk olursa kör gönüllü ve bahîl (cimri) elli olur.
* Yâ Alî! Şa’bânın ortasında Berât gecesi ehline yakın olma eğer aranızda bir çocuk olursa derisinde tüylerinde ve yüzünde kötü nişânlar olur.
* Yâ Alî! Hanımına bacısının (baldızının) şehvetiyle yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa hırsız olur ve halkın felâketi onun eli ile olur.
* Yâ Alî! Ehline etrâfında dıvâr olmıyan damda yakın olma ki eğer aranızda bir çocuk olursa münâfık ve mürâi mübtedî’ (bid’at sâhibi) ve kumarbâz olur.
* Yâ Alî! Sefere çıkacağın gece ehline yakın olma ki eğer bir çocuk olursa malını harâm yerlere harc edici olur. Sonra meâl-i şerîfi “Malını saçıp dağıtanlar şeytânın kardeşleridir” âyet-i kerîmesini okudular.
(İsrâ sûresi 27.ci âyet-i kerîmesi.)
* Yâ Alî! Üç günlük seferden geldiğin gecesi ehline yakınlık etme. Bir çocuk olursa zâlim olur.
* Yâ Alî! Pazartesi gecesi ehline yakınlık edersen aranızda bir çocuk olursa hâfız-ı Kur’ân olur. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin kısmetine râzı olur.
* Yâ Alî! Salı gecesi ehline yakınlık edersen çocuk hâsıl olursa mü’min olur ve iyi huylu olur. Rahîm gönüllü (yumuşak kalbli) cömert elli yalandan bühtândan ve gıybetden temizlenmiş dilli olur.
* Yâ Alî! Perşembe gecesi ehline yakınlık et ki eğer çocuk olur ise hikmeti çok hakîm olur. Ve ilmi çok âlim olur ki ilmi ile âmil olur. Perşembe günü öğleden evvel ehline yaklaşsan eğer aranızda bir çocuk olursa aslâ şeytân ona ölene kadar yaklaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmetde olur. Eğer Cum’a gecesi ehline yakınlık edersen bir çocuk olur ise Kâri-i Kur’ân olur. Veyâ hatib olur. Veyâ Vâiz olur. Eğer Cum’a günü hanımına yakınlık edersen bir çocuk olursa âlim olur. Dindârlığı ile ma’rûf ve meşhûr olur. Eğer Cum’a gecesi îşâ (yatsı) nemâzından bir sâat sonra ehline yakınlık edersen eğer bir çocuk olursa ebdallar (velîler) cümlesinden olur.
* Yâ Alî! Ehline gecenin evvel sâatinde (başında) yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa câdı ve kâhin olur. Dünyâyı âhıret üzerine tercîh eder.
* Yâ Alî! Benim vasıyyetlerimi ezberle ki Allahü teâlânın izni ile sana fâide versin.
Kaynak : (Menakıb-ı Çihar-ı Yari Güzin)
..
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EVLİLİK, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, HADİS, KADIN & BAYANLAR İÇİN, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ, İSLAMA GÖRE CİNSEL HAYAT | 8 Yorum »
KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI
Yazar Site - Yönetici Mart 6, 2010
KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI | » yorum bırak;
KADIN YEMEK PİŞİRMEK ZORUNDA DEGİL .
Yazar Site - Yönetici Mart 6, 2010
KADIN YEMEK PİŞİRMEK ZORUNDA DEGİL .
Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde “Medeniyetimizde Kadın” konulu bir konferans veren Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Muhammed Akram Nedvi, İslam’ın kadına çok değer verdiğini ve verilen bu değerin tarihin her döneminde kendisini en iyi şekilde ortaya koyduğunu bildirdi.
KADINLAR CAMİLERİ TERK ETTİ
İslam tarihinden kadına dair bir çok örnek veren Nedvi, bilinen bütün büyük alimler bir şekilde bayan alimlerden ders aldığını söyledi.
Peygamberin kadına hürmet ettiğini ve kendi camisinde kadınlara yönelik dersler verdiğini hatırlatan Nedvi, günümüzde kadının camiye girmediği söyledi.
Günümüzün camilerinin Hazreti Peygamberin camisinden çok daha değerli olmadığını vurgulayan Nedvi, “Şimdi kadınlarımıza ne oluyor da camilere gitmiyorlar. Kadınlara Hazreti Peygamber çok büyük değer veriyordu ve onlara kendi mescidinde dersler veriyordu. Ama şimdi kadınlarımız camilere gitmiyorlar. Bilinen bütün büyük mescitlerde kadınlara yönelik dersler veriliyordu” dedi.
MÜSLÜMAN ERKEKLER EŞLERİNDEN DERS ALMALILAR
Müslüman erkeklerin kendi eşlerinden ders almasının hiçbir sakıncası olmadığına işaret eden Nedvi, “Müslüman erkekler kendilerinden daha alim kadınlarla evlenebilmeliler ve onlardan ders almalılar. Bu durum utanılacak bir hal değildir. Bir çok alim bizzat kendi eşinden ders almışlardır ve bunları da kendi eserlerinde dile getirmişlerdir. İslam tarihinde öyle alimler var ki, kendi kızını bir gence vermek isterken ileri sürdükleri şartlar alim olma şartı idi. ‘En az kızım kadar ilim sahibi olmalısın’ denirdi” şeklinde konuştu.
KADIN YEMEK PİŞİRMEK ZORUNDA DEĞİL
İslam hukukuna göre kadının yemek pişirmek zorunda olmadığını söyleyen Nedvi, “Kadın bunu erkeğine lütfettiği için yapıyor. Yoksa kadının böyle bir zorunluluğu yoktur. Erkek de kadın gibi yemek pişirmeli. Ama kadın erkeğine lütfettiği için erkek daha çok çalıştığı için evinde yemek pişiriyor” dedi.
ÖZE DÖNÜLMELİ
Yunan felsefesinin İslam coğrafyasına girmesinden sonra kadın alimlerin sayısında büyük bir düşüş olduğuna değinen Nedvi, “Fukahanın zihnine felsefe girdikten sonra kadınların zihninin zayıf olduğu düşüncesi belirmeye başladı. Halbuki felsefenin İslam coğrafyasına girmesinden önce kadın alimlerin sayısı erkek alim sayısı kadardı. Felsefe ve mantık güçlendikçe eskiden kopuldu ve kadın değersizleşti. Eski günlere geri dönmenin tek şartı kendi öz kaynaklarımıza; Kur’an’a ve hadislere geri dönmektir. Batı kadınları ile İslam kadınlarının bir olmasını bekleyemezsiniz. İslam kadını yüceltmiştir her zaman. ” diye konuştu.
KADINLAR DİRİ DİRİ GÖMÜLÜYOR
İslam öncesi cahiliye döneminde kızların diri diri toprağa gömüldüğünü anımsatan Nedvi, günümüzde de kadınların bilgisiz bırakılarak diri diri gömüldüğüne vurgu yaptı. Nedvi, Müslüman kızların İslam ahlakına uygun olarak en iyi şekilde ilimle donatılması gerektiğini de belirtti.
Kaynak : Timeturk
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »
Dünyada Bir Kaç Koca Değiştirmiş Olan Kadın !
Yazar Site - Yönetici Ocak 18, 2010
Dünyada Bir Kaç Koca Değiştirmiş Olan Kadın, Cennette Onların En Güzel Ahlaklısının Eşi Olacaktır:
Tezkire adlı eserinde Kurtubî’nin… Malik’ten rivayet ettiğine göre Hz. Ebubekir’in kızı Esma, kocası Zübeyr’i babasına şikâyet etmiş; babası Ebu-bekir de ona şöyle demiş: “Ey kızcağızım, sabret. Zübeyr iyi bir adamdır. Belki o, cennette de senin kocan olacaktır.“
Bana ulaşan bir’rivayette anlatıldığına göre bakire bir kadınla evlenen bir adam, cennette de o kadınla evlenecektir. Ebubekir b. Arabi, bunun garip bir hadis olduğunu söylemiştir.
Ebü’d-Derdâ ile Huzeyfe b. Yeman’dan rivayet olunduğuna göre dünyaya (birkaç koca değiştirmiş olan) kadm, ahirette son kocasıyla beraber olacaktır En güzel ahlaklısıyla beraber olacağına dâir bir haber de rivayet edilmiştir.
Ebubekir en-Necc^d… Humeyd b. Enes’ten rivayet etti ki; Ummü Habibe, Hz. Peygambere şöyle sormuş:
— Ya Rasûlallah! Dünyada eş değiştirmiş olan bir kadm, ahirette hangi kocasıyla beraber olacaktır?
— Dünya da kendisiyle beraberken en güzel ahlaklısı hangisi ise ahirette ona eş olacaktır. Ey Ümmü Habibe! Güzel ahlak, dünyanın da ahiretin de altınıdır.”
Ümmü Seleme’den de buna benzer bir rivayette bulunulmuştur.
Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan Yüce Allah daha iyi bilir. Dönüş O’nadir.
Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir
..
Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, CENNET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EVLİLİK, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Kaş ve tüy yolma, dövme yaptırma, dişleri seyreltip inceltme
Yazar Site - Yönetici Aralık 25, 2008
Kaş ve tüy yolma, dövme yaptırma, dişleri seyreltip inceltme
“… şeytan dedi ki: ’… onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler.” (Nisâ suresi, 4/118-119)
Abdullah b. Mes’ud’dan (r.a.) rivayet olunan ve yazımızın başlığında geçen üç meseleyi de içine alan hadis-i şerif şeyledir:
“Leane’l-lâhü’l-vâşimâti ve’l-müstevşimâti, ve’n-nâmisaati ve’l-mütenemmisaati, ve’l-mütefellicâti li’l-hüsni’l-mğayyirâti halka’l-lâhi.”
Meali: “Güzelleşmek (estetik) için dövme yapan ve yaptıran kadınlara, kaşlarından (yüzünden tüy) yolan ve yolduranlara, dişlerini seyreltip inceltenlere, böylece Allah’ın yarattığı şekli değiştirenlere Allah lânet etmiştir.” (1)
Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v.) bu sözü, Benî Esed kabilesinden Ümmü Yâkup (asıl ismini tesbit edemedik) lakaplı bir kadının kulağına gelmiş. Ümmü Yâkup (r.anha) Kur’an-ı Kerimi okumayı biliyordu. Hemen hadisi rivayet eden Abdullah’a (r.a.) gelerek şöyle dedi:
- Ne o senden kulağıma gelen söz! Sen, güzellik için Allah’ın hılkatini değiştirip dövme yapanlara-yaptıranlara, kaşından-yüzünden kıl yolan-yolduranlara, dişlerini törpületenlere lânet etmişsin. Hz. Abdullah da,
- Rasûlüllah’ın (s.a.v.) lânet ettiklerine ben neden lânet etmiyecekmişim! Hem bu Allah’ın Kitabı’nda vardır, cevabını verdi. Kadın,
- Yemin olsun, ben Mushaf’ın iki kapağı arasındakileri (Kur’an’ın tamamını) okudum; ama bunu bulamadım, (böyle bir şeye rastlamadım) dedi. Abdullah,
- Hakikaten onu okudunsa, mutlaka bulmuşsundur. Allah azze ve celle, “Rasûl size ne getirdiyse-verdiyse onu alın, sizi neden nehyetti-yasakladı ise ondan da hemen sakının-vazgeçin”(2) buyurmuştur, karşılığını verdi. Kadın,
- Gerçekten şimdi ben, senin hanımının üzerinde bundan bir şey görüyorum, dedi. Abdullah,
- Git de bak, cevabını verdi. Bu konuşmanın hemen ardından kadın, Abdullah’ın hanımının yanına girdi; fakat, (ileri sürdüğü hususlardan-vasıflardan) bir şey göremedi. Ve (tekrar) Abdullah’ın yanına gelerek,
- Bir şey görmedim, dedi. Abdullah,
- Bana bak, bu olsaydı biz onunla bir arada olamazdık, karşılığını verdi. (3)
***
Dilerseniz şimdi de hadis-i şerifte geçen tabirlerin tahliline gelelim.
“Vâşimât”, vâşime’nin cem’idir (çoğulu). Vâşime, elinin üstüne, bileğine veya dudağına veşim yaptıran kadındır. Buna Türkçemizde dövme diyoruz. Basit manada, iğne ve benzeri aletle cilt delinerek altına sürme ya da benzeri bir şey doldurulur. Böylece vücuttaki o bölge, kalıcı bir renk alır. Toplum içinde gördüğümüz, basında-medyada sıkça karşılaştığımız üzere bazıları kollarına, omuzlarına, sırtlarına, vücutlarının muhtelif yerlerine değişik şekiller, farklı hayvan resimleri bile nakşettirmektedirler. Halbuki dinimizce dövme, kadına da erkeğe de, yapana da yaptırana da haramdır.
“Nâmisat”, yüzden kıl yolan kadınlar demektir. “Mütenemmisat” ise, yüzünün kılını yolduran kadınlar manasınadır. Âlimlerin açıklamalarına göre, kadınların yüzünde sakal ve bıyık biterse onları yolmak haram değil, bilakis müstehaptır. Fakat kaş, kirpik ve yüzün etrafından kıl yolmak ise haramdır.
“Tefellüc”, güzelleşmek maksadıyla ön dişleri törpüleyerek aralarını açmak anlamınadır. Bu maksatla dişlerini törpületenlerle bu işi yapanlar (törpüleyenler), ortak haram işlemiş olurlar. Ancak bu ameliye, dişi tedavi yahut bir kusuru giderme maksadıyla yapılırsa günahı yoktur.
Ümmü Yâkup namındaki kadının, hilkat (yaratılıştaki şekli) değiştirenlere Kur’an-ı Kerim’de lânet edildiğini görmedim demesi, Kur’an’da bunlara, doğrudan doğruya lânet bulunmadığındandır. Fakat Allah Teala Rasûlü’nün getirdiği her şeyi almak, yasakladığı her şeyi de bırakmak gerektiğini net bir şekilde açıklamıştır. Hadis-i şerifte söz konusu edilen fiilleri de Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) yasaklamış, yapanlara-yaptıranlara lânet okumuştur. Onun emir ve yasaklarına uymak Allah’ın emri olduğuna göre, Onun lânetledikleri de Allah nazarında mel’ûn olur. İşte bu durumu tesbit, talim ve telkin için Abdullah b. Mes’ûd (r.a.), kadına âyetle cevap vermiştir.
Ayrıca Allah’ın yarattığı şekli değiştirenler zaten zalimlerdir. Zalimlere ise Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de açıkça lânet etmiş ve “Bilin ki, Allah’ın lâneti zalimlerin üzerinedir!” (4) “Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular” (5) buyurmuştur. Kadın Hz. Abdullah’tan bu susturucu cevabı alınca, bu sefer onun hanımının (Zeynep binti Abdullah’ın r.anha) da bu işleri yaptığını zannederek, ‘Senin hanımın da halen bu işleri yapıyor’ demişse de, Hz. Abdullah hanımının öyle bir şey yapmadığından emin olduğu için kadına, ‘Git bak’ demiş, neticede kadının zannettiği şeylerden hiç birinin yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Hz. Abdullah’ın, ‘Bu olsaydı biz onunla bir arada olmazdık’ sözünün manası, ‘Böyle bir şey olsa, bir an bile kapısında tutmayıp boşayacağını’ anlatmaktır.
***
Hasılı; güzelleşmek için fıtratı bozacak şekilde yapılan bu fiiller, dinimizce yasaklanmıştır. Bir başka ifadeyle; bunların haram olması, sırf güzelleşmek için yapılmış olmalarındandır. Esas itibariyle bir sağlık probleminden kurtulmak gibi bir şey söz konusu değildir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Allah o şeytana lânet etti. Ve o da, ‘Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de, hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler’ dedi. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara va’d eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara va’di, aldatmadan başka bir şey değildir.”(6) Bu ayetlerden de anlıyoruz ki; tedavi maksatlı bir ihtiyaç yokken böyle bir şeyi yapmak, hem şeytanın maskarası olmaktır, hem de Allah’ın beğenerek yarattığı biçimi (fıtratı-hılkati) bozmaktır. Ayrıca İslâm’ın şiddetle yasakladığı isyan ve israf manasını da taşır. Malumdur ki bunların hepsi de haram olan şeylerdir.
***
İmam Nevevi (rh.) demiştir ki; sakalı, bıyığı, alt dudakaltı tüyleri biten kadınların, bu tüyleri yolması lânetten müstesnadır, o çerçeveye girmez, hatta onun bunları yolması müstehaptır. (7) İbn Hacer (rh.) ise, bunun kocasının iznine bağlı olduğunu ilave eder. Kaşı dışında tüy yolma-kazıma, tırnak törpüleme, kızıllama (ruj gibi) şeyler kocanın izni ile olursa caizdir; çünkü bunlar zinettirler. Kocasına karşı süslenmek anlamınadır. Taberi (rh.) şöyle bir rivayet nakleder: Güzelleşmeyi (makyajı) seven genç bir kadın Hz. Aişe validemize (r.anha) geldi ve, ‘kadın kocası için alnındaki tüyleri yalabilir mi?’ diye sordu. O da, ‘Seni rahatsız eden şeyleri giderebildiğin kadar gider’ dedi.(8) Çünkü yapılan bu işlem, Allah’ın normal olarak yarattığı ve görmek istediği fıtratı, yaratılış biçimini değiştirmek değildir. Çeşitli rahatsızlıklardan dolayı bozulan kadınlık fıtratını düzeltmek manasını taşımaktadır. Kadın böylece, eğer istiyorsa kocasının süslenme arzusunu da yerine getirmiş olur. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bu da müstehaptır. Ayaklardaki anormal kılları yolmak için de aynı şey söylenebilir. Ancak bütün bunları başkalarına güzel görünmek maksadıyla değil, sadece kocası için yapacak; aksi takdirde haram olur.
***
Son olarak şunu da belirtelim ki; fıtrata uygunluk için yapılan tüm ameliyatlar-tedaviler elbette ki caizdir, hatta islâm’ın emridir. Nitekim bir muharebede, sahabeden burnu kesilen Afrece’ye (r.a.), Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), altından bir burun taktırmasını söylemiştir.(9) “Sıhhate itina, akdem-i feraizdendir” yani kişinin sağlığına dikkat etmesi, farzların en önde gelenlerindendir.
….
DİPNOTLAR
(1) Buhari, Sahih, Tefsir 4, Libas 82, 83, 84, 85-87; İbn Mace, Sünen, Nikâh 52; Dârimi, Sünen, İsti’zân 19; Ebû Davud, Sünen, Teraccul 5; Nesâi, Zinet 24-26; Müsned, 1, 415-434; Tirmizi, Sünen, Edeb 33.
(2) Haşr suresi, 59/7.
(3) Müslim, Sahih, Libas 33, Hadis No: 120, Sahîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, Ahmed Davudoğlu, Sönmez Neşriyat, İstanbul, 1978, 9, 510-511.
(4) Hud suresi, 11/18.
(5) Hud suresi, 11/60.
(6) Nisa suresi, 4/118-120.
(7) Münavi, Feyzu’l-Kadir, 5, 373.
(8) İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, 10, 378.
(9) Tirmizi, Sünen, Libâs 31; Nesî, Sünen, Zinet 41.
Alinti : Halis ece
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 3 Yorum »
Benim arzum, namazını evde kılmandır !!!
Yazar Site - Yönetici Nisan 7, 2008

“Benim arzum, namazını evde kılmandır”
Hanım sahâbîlerden Âtike bint-i Zeyd radıyallâhü anhâ, cennetle müjdelenen yani aşere-i mübeşşereden Said Bin Zeyd‘in (r.a.) kız kardeşidir. Abdullah bin Ebî Bekir (r.a.) ile evliydi.
Âtike (r.anhâ) ismi ile müsemmâ bir insandır. “Her şahsın, isminden bir nasîbi vardır” denildiği gibi, o da fizîken de ahlâken de son derece güzeldi. Âtike, güzel ve temiz kadın demektir.
Kocası Hz. Abdullah‘ın vefatından sonra, iddeti biter bitmez, onu isteyenler çok oldu. O ise eşinin vefatından sonra evlenmeyeceğine dair Abdullah’a söz vermişti. Hayat yükünü kaldıracak bir bahçe bağışlamıştı eşi kendisine. Onu istemeye gelenlere özür beyan ederek teklifleri reddediyordu. Hz. Ömer (r.a.) de tâlip olanlar arasındaydı. Ona da eşine verdiği sözü ve bahçe bağışını hatırlatarak reddetti. Hz. Ömer kendisine mektup yazarak “Sen Allâh’ın sana helâl kıldığını haram mı addediyorsun?” dedi ve bu mevzûda düşünmesini istedi. Âtike (r.anhâ) Hz. Ali (r.a.) ile istişâre etti. Hz. Ali, bahçeyi eşinin âilesine iâde edip evlenmesinin münasip olacağını söyledi. O da Hz. Ömer ile evlendi.
Âtike (r.anhâ), Mescid-i Nebevî‘de namaz kılmayı çok arzu ediyor, her defasında Hz. Ömer‘den izin istiyordu. O da, “Biliyorsun ki benim arzum, evde kılmandır!” diyerek, evde kılmasının faziletini anlatmaya çalışıyordu.
Hz. Âtike, izin istemeye devam ediyor; izin verilince çıkıyor, verilmeyince de evde kılıyordu. Hz. Ömer’in şehit edilmesinden dolayı çok üzüldü… Ondan sonra onun hâtırasına hürmeten, ibâdetlerini evinde yapıp mescide gitmedi. (1) İbn Abdi’l-Berr, el-İstiâb, 1/548.
***
MESELENİN FIKHÎ YÖNÜNE GELİNCE
Bu hususta İbn Âbdîn‘de şu ifadeler yer almaktadır: “Kadınların cemaatlere gitmeleri; cuma, bayram ve va’z-sohbet için bile olsa, mutlak surette mekruhtur. Velev ki ihtiyar olsun ve geceleyin gitsin!“ Bu satırları açıklayan İbn Abidin (rh.) hazretleri diyor ki: “Velev ki ihtiyar olsun ve geceleyin gitsin’ ifâdesi mutlak beyândır. Yani genç olsun ihtiyar olsun, gündüz olsun gece olsun kadının cemâata gitmesi mekruhtur.” (2)
Yukarıda naklettiğimiz bu hüküm, müteahhirîn ulemasının tercihidir ve tabii müftâbih olan da budur. Bununla birlikte yine bilindiği üzere mütekaddimîn alimlerinin görüşü -yaşlı kadınlarla ilgili- biraz daha farklı ve musâmakârdır. Yani onların belli zamanlarda belli maksatlara binaen usûlüne uygun olarak cemaate iştirak etmelerini caiz görmüşlerdir.
***
Demek ki takvayı hedef alan, gayesi rıza-i ilahi olan Müslümün hanımlarımızın camilere-cemaate gidememelerinden dolayı üzülmelerini gerektirecek bir durum yok.
Ayrıca yine bilinmesinde fayda var: Dünyada üç mescidin dışında ziyarat maksadıyla sefere çıkılacak bir mescit yoktur. Onlar da; Mekke’de Mascid-i Haram, Medine’de Mescid-i Nebî, Kudüs’te Mescid-i Aksâ’dır. Bunların haricindeki bütün mecitler ise, ister büyük olsun ister küçük, hepsi müsavidir, manevi derece bakımdan birbirlerine üstünlükleri yoktur.
Ama maalesef bu durumu bilmeyen, işin şuurunda olmayan “avam” Müslümanlar böyle düşünmüyor ve durmadan cami cami dolaşıyorlar; özellikle de Ramazan aylarında, mübarek gün ve gecelerde… Dolayısiyle hiç de hoş olmayan manzaralarla sık sık karşılaşıyoruz.
Tabii bunların yanında bir de “eşitlik (!)” adına erkeklerle aynı safta namaz kılmaya kalkışan, Cuma kılmaya hatta kıldırmaya yeltenen, cenaze namazlarında ön saflarda yer alanları hiç bahis mevzuu etmiyorum. Onların zaten konuşulacak-tartışılacak bir yönü-yanı yok. Rabbim, niyeti halis ve de hidayete kabiliyeti olanlarına hidayet buyursun.
***
İŞİN ÖZÜ TAKVÂDIR
Muhammed bin Yûsuf, Süfyân-ı Sevrî hazretlerine iltifat olarak;
— Sen gece uyurken bile, insanların senden bahsettiğini görüyorum, demişti.
Hazret-i Süfyan (k.s.) şu karşılığı verdi:
— Sus! İşin özü takvâdır, şöhret değil…
DİPNOTLAR
(1) İbn Abdi’l-Berr, el-İstiâb, 1, 548.
(2) Reddü’l-Muhtâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr (Terc.), Şamil Yay., İst., 1982, 2, 419-420.
Halis Ece : Bilgicagi
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBADET | Etiketler: Bayan, Kadin, NAMAZ | » yorum bırak;
Müslüman hanımlar, süs ve zînet eşyaları…
Yazar Site - Yönetici Mart 11, 2008

Müslüman hanımlar, süs ve zînet eşyaları…
Güzellik, Allah Teâlâ‘nın Cemîl isminin ve Cemâl sıfatının mevcûdât, mahlûkât ve hâdiseler üzerindeki tecelliyâtıdır. Bu tecelliyât, varlıkların nasiplerine göre az veya çok tezâhür eder.
Cemâl sıfatının en güzel tecellî ettiği varlıkların başında ise, bilindiği üzere insan gelmektedir. Çünkü, en güzel sûrette yaratılmıştır, mahlûkâtın en şereflisidir ve her şeyde olduğu gibi o da, erkek ve kadın olmak üzere çift yaratılmıştır. Bu çiftler ise, elbette ki yaratılış itibariyle biribirlerinden farklıdırlar. Kadınlar, erkeklere nazaran nârin, nâzenin ve zarif bir yapıya sahiptirler; onlara, güzelliklerini artırıcı veya (nikâhlılarına karşı) ızhar edici birtakım zînet eşyası da helâl ve meşrû kılınmıştır.
Meşrû dâirede dünya zînetlerinden istifade etmek her insan için tabiîdir. Kâinâtı güzelliklerle süsleyip bezeyen Cenâb-ı Hak, hem erkek hem de kadının pejmürde halden kurtulup, helâl dairede güzel bir görünüm arz etmesinden hoşnut olmaktadır. Nitekim Kur‘ân-ı Kerim’de,
“(Habîbim) de ki: Allâh’ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram kıldı?..” (A‘raf suresi, 32) buyuruluyor. Ve yine Fâtır sûresi 12. âyette, denizden çıkarılan süs eşyalarının da insanların takınması için yaratıldığı, beyan olunmaktadır.
Bir adam, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gelerek sordu:
— Yâ Resûlellah, erkek güzel elbise ve ayakkabı giyinmeyi sever. (Bu hususta ne buyurursunuz?) Resûl-i Ekrem (s.a.v.):
“— Allah güzeldir, güzeli sever” buyurdu. (Müslim, Îman, 1, 65)
Farklı fıtratlara sahip olan kadın ve erkeğe dînimiz ayrı statüler tanımıştır. Erkeğe kuvveti temsil etmesi, her türlü ağır ve yorucu işin altına girmesi ve vücut yapısı itibariyle de altını, ipeği yasaklamıştır. Fakat kadın nezâketi, inceliği ve zarâfeti temsil ettiğinden, ona, her türlü süs maddesi ve zînet eşyasıyla birlikte altın ve ipek de helâl kılınmıştır.
İslâm’a göre kadının süslenmesinde, zînet takınmasında ve onu güzel gösterecek kıyâfetleri giymesinde hiçbir beis yoktur. Hatta Peygamberimiz‘in (s.a.v.) onlar için ipekli kumaş, kına, halhal, küpe, bilezik, gerdanlık gibi örfte ve âdette mevcut çeşitli süs unsurlarıyla daha câzip ve erkeklerden farklı bir kıyâfeti tecvîz ettiğini görmekteyiz.
Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), sevgili kızı Hz. Fâtıma (r.anha) gelin olduğunda, “Fâtıma’nın sürmesini çok yapın; zira o da, diğer hemcinsleri gibi bir kadındır” buyurmuşlardır. Ve yine mübârek elleriyle inci dizerek ehlinden birine verdiği, kızı Zeyneb (r.a.)’in evlenmesinde ona kolye hediye ettiği, Necâşî’den gelen bir altın yüzüğü kız torunu Ümâme’ye verdiği, henüz çocuk olan Usâme‘nin ellerini ve yüzünü yıkarken, “Üsâme kız olsaydı onu giydirir, süsler, câzip ve sevimli yapardım” dediği bilinmektedir.
Ayrıca, Hz. Âişe‘nin (r.a.) meşhur ifk hâdisesine mâruz kalmasına sebep olan “kolyesi”, kezâ kendisinin süslü bir elbisesinin olduğunu ve gelin olan kızların giymek için onu ödünç aldıklarını ifade etmesi, bizzat Resûlüllah’ın zevcelerinin zînet ve süs eşyalarını kullandıklarını göstermektedir.
Böylece kadının süs ve zînetinin ne derece fıtrî ve meşrû olduğunu ifade ettikten sonra, göz önünde bulundurulması gereken bazı hususlara da dilerseniz kısaca temas edelim…
Bunlardan birincisi, itidâldir. İslâm’ın itidâl emri hayatın her safhasında câri olduğu gibi, süs ve zînet takınma mevzuunda da geçerlidir. O bakımdan, başkalarını kıskançlığa sevk edecek israf ve ifratlardan, tahrik unsuru hâline gelip dikkatleri üzerimize çekmekten sakınmalıyız. İçinde yaşadığımız cemiyetin örf ve âdetlerini de, meşrû hudutlar dâhilinde, göz ardı etmemeliyiz.
İkinci husus, süs ve zîneti kadının hangi sınırlar içinde yapacağı meselesidir ki; bu da eşi, kendisine nikâh düşmeyen yakınları ve hemcinsleri ile tahdit edilmiştir. Kadının, bu dâirenin dışına çıkarak, cemiyette fitne ve fesâda sebebiyet verecek davranışlara girmesine; kılık-kıyâfet, süs ve zînetlerini ızhar etmesine ise, aslâ müsâade edilmemiştir. Bu sebeple kadın, kendisine yabancı olan insanların arasında bulunacağı zaman, olabildiğince hassas davranarak, başkalarını, günaha ve yanlış düşüncelere sevk etmekten kaçınmalıdır.
Diğer bir husus da, sahip olunan zînet ve takılar, zekât nisabına ulaşıyorsa, zekâtlarını vermek suretiyle Allâh’a karşı olan mes‘ûliyet ve mükellefiyetten kurtulmaktır.
Esmâ binti Yezid (r.anhâ) şöyle anlatıyor:
“Teyzemle birlikte Resûlüllah’ın (s.a.v.) yanına gitmiştik. Teyzemin bileğinde altın bilezikler vardı. Resûlüllah (s.a.v.),
‘— Bunların zekâtını veriyor musunuz?” diye sordu.
“— Hayır” dedik.
Bunun üzerine,
‘— Allâh’ın size ateşten bilezikler taktırmasından korkmuyor musunuz? Onların zekâtını verin!” buyurdular. (Mecmau’z-Zevâid, Kitabü’z- Zekât, 3, 67)
Kadının süs ve zîneti derken unutulmaması gereken mühim bir husus da; onun sûret güzelliğinin yanında sîret güzelliğinin de olmasıdır. Mevlânâ Celâleddin Rûmî hazretlerinin, “İnsanlar gördüm üzerlerinde elbiseler yoktu / Elbiseler gördüm içinde insanlar yoktu” dediği gibi, kadın için asıl olması gereken iç âleminin güzelliğidir. Binâenaleyh onun süs ve zîneti yanında, iç güzellik yani kalp ve rûhun nezâheti, hayâ, iffet gibi güzel ahlâkî vasıflar, kadın için en mühim zînetlerdir.
Çocuklarını yetiştirecek ilim-irfan ve kültür seviyesinden mahrum, evinin emânetçisi olmaktan yoksun ve eşine karşı vazifelerini îfa etmek hassâsiyetinden uzak bir kadın; altın, gümüş ve elmaslarla süslense, en değerli elbiseleri de giyse, acaba ne kıymet ifade eder?..
***
F I K R A
KAPLAN KÜRKÜ
New York 5. Caddede kürkçü dükkanında bir kadın, on binlerce dolarlık kaplan kürkünden bir manto için pazarlık ediyor. Neticede zengin kadın astronomik fiyatı kendine göre uygun bir hâle getiriyor ve kürkü satın alıyor. Kürk paketlenirken, kadın son bir soru soruyor:
— Yağmurda bozulmaz değil mi, buruşmaz falan?..
Satıcı;
— Rica ederim hanımefendi, hiç bir şey olmaz. Bugüne kadar yağmur altında dolaşıp da şemsiye taşıyan tek bir kaplana bile rastlanmamıştır. Güvenebilirsiniz…
***
Doğru söze ne denilebilir ki?!
ALINTI : Halis ece
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE | » yorum bırak;
H.z FATIMA`NIN CEYiZi
Yazar Site - Yönetici Mart 10, 2008

Resimdeki H.z Fatima (R.A) nin Hirkasi
H-z FATIMA`NIN CEYiZi
Asrimizin israfina engel olur ve lüzumsuz masraflari önler kanaatiyle,
Hz. Fatima´nin ceyizlerini yazmakta fayda umuyorum:
1 adet sedir(divan)
1 adet yün yatak yüzü (keci derisinden)
1 adet yastik (ici hurma lifinden)
3 adet minder
2 adet el degirmeni
1 adet su tulumu
1 adet su testisi
1 adet elek
1 adet havlu
1 adet koc postu
1 adet alaca kilim
1 adet yemen isi alaca elbise
1 adet kadife yorgan
1 adet mesin su bardagi
1 adet yün perde
1 adet gömlek
1 adet kilim (deriden yapilmis)
1 adet deve
Mehmed Emre /Büyük Islam Kadinlari
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z FATIMA, KADIN & BAYANLAR İÇİN, TAVSİYELER, TÜRKİYE, İBRETLİK, İLGİNÇ | » yorum bırak;
















