Mezar Üstü – Kabir Üstü – Arefe Günü Programı – Göynem – Ramazan 2011 .
Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2011
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÖYNEM - VİDEOLARI, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, ViDEO, YORUMSUZ, YUKARI KAYALAR KASABASINDAN RESiMLER | Etiketler: Arefe Günü Programı, Göynem - Ramazan 2011 ., Kabir Üstü, Mezar Üstü | 2 Yorum »
Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2010
Hukukul-emvat-www.bilgicagi.net
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: Kimlere Kabir Suali Yoktur | » yorum bırak;
Posted by Site - Yönetici Aralık 9, 2010
KAYNAK:Arifler yolunun edebleri
Dipnotlar:
15 Taberani, el-Kebir, XIX, No: 307; Suyuti el-Camius-Sağîr, I, 440
16 Ahmed, Müsned, V, 239; Hakim, Müstedrek, IV, 169-170.
17 Tirmizi , Birr, 64; İbnu Mace, Cenaiz, 2.
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | 1 Yorum »
Posted by Site - Yönetici Kasım 19, 2010
Bu yazıyı gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.
.
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | Etiketler: Kabir azabı yok diyenlere | 4 Yorum »
Posted by Site - Yönetici Temmuz 6, 2010
Halıs ece
DİPNOTLAR Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »
Posted by Site - Yönetici Ekim 2, 2009
Birgivi vasiyetnamesi – Kadızade şerhi – sahife – 95-97
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | » yorum bırak;
Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2009
KABİR ÂLEMİ
Durulacak yer üçtür: dünya, kabir ve ahiret. Kabirde kalma zamanı, ölümden kıyamete kadar olan zamandır. Ölen, kabir âlemine geçer. İnsan, ruhunu teslim edince, sual sorulup cevab vermeye kabiliyeti olup, nimetlerin lezzetini ve azabın elemini duymaya müsait olur. Kabir halleri hakkında, birçok hadis-i şerifler vardır ve asla inkâra mecal yoktur. Ashab-ı Kiram’ın (aleyhimürrıdvan) da kabir halleri üzerinde icmaı (söz birliği) vardır.
Kabirde mükâfat ve nimet olduğu gibi, azab da olur. Bir hadis-i şerifte: “Bevil sıçramasın(idrar)dan sakınınız. Zira kabir azabının çoğu ondandır” buyuruldu. Diğer bir hadis-i şerifte: “Kabir, ahiret konaklarının birincisidir. Ondan kurtulan, diğer konakları daha kolay geçer. Onda kurtulamayana, sonrakiler daha zor olur.” buyruldu.
İnsanlar erkek olsun, kadın olsun, ölüp kabre varınca Münker ve Nekir adlı iki heybetli melek gelip: Rabb’inden, peygamberinden, dininden ve kıbleden sorarlar. Mü’minler ne kadar asi olsalar da, imanları olduğundan cevap vermeye muvaffak olurlar. İtaatli Müslümanlar güzel bir şekilde cevap verirler: “Rabb’imiz Allah’dır, birdir, Peygamberimiz Muhammed Aleyhiselam’dır, dinim İslam dinidir, kıblemiz Kabe’dir” derler. Onlar için kabirde bahçeler yaratılıp türlü zevkler ve nimetler ile ni’metlenirler.
Allah’a ve onun peygamberi Muhammed Mustafa’ya inanmayanlar cevap veremezler. Onlara azab edilir.
Mümin çocuklarına sual yoktur. Şehidlere sual olmadığında icma (söz birliği) vardır. Sıddiklar derecesinde olan Âlimler de böyledir.
Müslümanlardan cuma gecesi ve gününde vefat edenlere, ishal, istiska (karında su birikmesi), taun (veba) hastalıklarından ölenlere sual yoktur. Bazı Âlimler, taun zamanında başka bir sebepten ölenlere de sual yoktur, dediler. Ölüm hastalığında İhlas süresini çok okuyanlara da kabirde sual olmaz.
Fazilet Takvimi – 22 Eylül 2008 Pazartesi
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, YORUMLAR, YORUMSUZ | 3 Yorum »
Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2008
MÜ`MİNİN VEFATI
Rasülüllah (s.a.v.) Efendımız buyurdular ki: ’ Mü`minin vefatı yakın olunca Allahü Teala, ölüm melegine; Darlık ve genişlik zamanlarında daima razı oldugum şu dostumu getir; diye emreder.Ölüm melegi yanında cennetten kefenler ve kokular taşıyan beş yüz melek oldugu halde gider. O kulun baş ucuna oturur ve getirdigi ipek ve miski çenesi altına yayar ve onun için cennete bir kapı açılır.Ölüm melegi; ’ Ey tayyibe ruh, dikensiz kiraz agaçları,meyveleri kat kat muz agaçları,yayılmış gölgeler ( altına ) ve çaglayan sular ( başına, cennete ) çık,( Vakıa,29-31 ) der. ’
Onun ruhunu almakta, anasının evladına şefkati gibi şefkatlidir. ( Ruhunu rahat teslim etmesinden ) Allah`ın razı oldugu kullarından oldugu bilinir. Ruhu tereyagından kıl çekilir gibi alınır. Allahü Teala bunlar hakkında; ’ Onlar ki , tertemiz oldukları halde ruhlarını melekler alıverirler, derler ki, selam size, yapmış oldugunuz şey sebebiyle cennete giriniz.’ ( Nahl,32 ) buyurmuştur.
Ruh cesedden ayrıldıgında ona hitaben ; ’ Allah seni hayırla mükafatlandırsın ; muhakkak sen, hayırda , Allahü Teala`ya itaatte ve günahtan kaçmakta pek acele ederdin. Bugün ise hem kurtuldun, hem kurtardın.’ Der.Ceset de ruha hayır dua eder. Allahü Teala`ya itaatte bulundugu yer onun için aglar ve ameli rızkının indirildigi her bir sema kapısına kırk gece yükseltilir. Kabrine konuldugunda namazı sag yanına ; orucu sol yanına ; zakatı baş ucuna ; ( Cemaatle ) namaza yürümesi ayak ucuna ve sabrı da civarına gelir. Allahü Teala ateşten bir bölük gönderir , ’ Onu bırak, vallahi o bütün ömründe benim hakkımı edada sebat etti ; şimdi kabrinde rahat edecektir.’ Der. Solundan ulaşmaya çalışır, orucu araya girerek aynısını söyler. Başucundan ve ayakucundan gelmek ister ; okudugu Kur`anı ve zikri ve namaza yürümesi aynen mukabele ederek mani olurlar ve azab, hiç bir surette ona ulaşmaz. Sabır diger amellere ; ’ Ben onun mizan ve sıratta azıgıyım.’ Der.
CENNETE HESAPSIZ GİRENLER
Resulüllah Efendimiz ( s.a.v.) buyurdular ki ; ‘ Allahü Teala kıyamette evvelin ve ahirini ( insanların ve cinlerin evvelinden ahirine kadar hepsini ) bir araya toplayınca bir münadi şöyle seslenir : ( Yanları yataklardan uzaklaşıp, korku ve ümit içinde Rablerine dua edenler nerede ! ) Bu nida üzerine insanlardan az bir kısmı ayaga kalkar. Nida eden döner ve şöyle seslenir : ( Ticaret ve alış veriş kendilerini Allah’ı zikretmekten alıkoymayanlar, kalksınlar ! ) Ayaga kalkarlar , fakat bunlarda çok azdır. Sonra döner ve : ( Bolluk ve darlık günlerinde Allah’a hamd edenler kalkınız. ) Yine az bir topluluk ayaga kalkarlar. Işte bunlardan sonra diger insanlar hesaba çekilirler.
Fazilet Takvimi 21-22 aralik 2008
Yazı kategorisi: CENNET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Posted by Site - Yönetici Aralık 7, 2008
Bir Hadis bir Yorum (Kabir Ziyareti)
Bir Hadis-i Şerifte Efendimiz (sav), Her kim Kabristana uğrar ve orada ihlas süresini on bir kere okuyup sevabını ölülere bağışlarsa kendisine ölülerin sayısınca ecir verilir buyurmuşlardır.(Fazilet Takvimi)
Şu hadis-i Şerifi düşündüğümüzde neler kazanabiliriz.
Geçmişimize sevap yollarız.
Ölümü hatırlarız.
Kendimiz sevap alırız.
Biz öldüğümüzde bizide ziyarete gelirler.
Anılarımızı tazelemiş oluruz… vesaire vesaire….
Tabi hiç bir zaman onları unutmayız da, bilhassa arefe, bayram günleri onlarıda hatırlamayız.Bayramın o güzelliğinden, maneviyatından, sevabından onlarıda nasiptar etmeliyiz.Ülkemizde bir gelenek haline gelmiştir zaten, bayram veya arfe günleri KABİR ZİYARETİ.Tabiki Kabirde öyle gelişi güzel yapılmaz. Her şeyin bir usulü adabı olduğu gibi, onunda usulu adabı vardır…
Kabir ziyareti,ölümü ve âhireti hatırlattığı için erkeklere müstehap, fitne tehlikesi olmadığı zaman kadınlara caizdir.Kişi Esselâmü aleyküm dâre kavmin mü’minin ve innâ inşâaallahü bikum lâhikun diyerek selam verir.Kabrin baş tarafından değil, ayakları tarafından gelir ve mümkünse yüzüne karşı durur.Kabirleri ayakta ziyaret etmek ve yanlarında ayakta dua okumak sünnettir.
Kabir ziyeretinde ölülere daha faydalı olmak isterse Yâsin-i Şerif’i okur.Çünkü Efendimiz (sav) Her kim Kabristana girer de Yasin süresini okursa, o gün Kabirdekilerin azaplarını hafifletir.okuyana oradakilerin sayısınca sevap verilir buyurmuşlardır…(Fazilet Takvimi)
www.bilgicagi.net
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2008
Kabir Alemi
alem-i Berzah da denilmektedir.
Berzah, kelime manasıyla, perde demektir. Bu perdenin iki yüzü var.. Biri dünyaya bakıyor, diğeri ahirete…
Allah Resulü’nün (a.s.m.) bildirmesiyle; “Kabir Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” Dünya ile cennet arasında bir köprüdür; dünya bağlarından güzel, Cennet bostanlarından geri…
Yine kabir “Cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Dünya azabından ileri, Cehennem ateşinden geri…
Berzah; Cehennemin ilk karakolu, yahut Cennete geçiş salonudur.
Hepimiz kabir ziyaretinde bulunuruz. Ziyaretlerine gittiğimize göre oradaki dostlarımız hayatta olmalılar… Ecdadımız onların beldesine güzel bir isim koymuş: Kabristan…
Kabristan, hayat saçan bir kelime…
Kabristan, kabir ehlinin memleketi… Türkistan, Afganistan, Habeşistan gibi…
Kabristan: Mahşerden bir önceki şehir…
Dünyadaki ruh-beden beraberliğine o geçiş aleminde sanki bir mola veriliyor… Mahşer ile yeniden bir araya geliyorlar. İşte kabir alemi bu iki beraberlik arasında bir perde…
O alemin bize yakınlığı ölçü birimine girmez. Biz o aleme çok yakınız, o alem de bize… Arada bir perde var. Dünya hayatı. Bu perdenin kapanmasıyla, oraya göçülecek.
Bir tarafta elektrik akımı, ötede ısı yahut ışık… Bunlar arasında bir tel, perde oluyor… O tel ampule ait ise, elektrik cereyanı bir anda ışık haline geliyor, ütüye ait ise ısı haline…
Bütün mesele düğmeye basmakta… Ölümle bu düğmeye bir melek basacak ve kendimizi ya ışıkta ya da ısıda bulacağız…
Gerçekten de o diyar bu dünyamıza çok ama çok yakın…
Yatağa girmemizle uykuya dalmamız arasında kısa bir süre geçer. Daha sonra rüyamızda eski dostlarımızla görüşürüz. Onlarla tam manasıyla buluşmamız ise, ruhun bedenden ayrılmasıyla mümkün…
Bu ayrılışla berzah alemine doğacağız. Bir süre de orada kalacağız… Ne kadar mı? Bilemiyoruz. Bu dünyada ne kadar kalacağımızı biliyor muyuz ki? Nitekim, ana rahminde de dilediğimiz kadar kalamadık… O gün için zaten dilemek nedir bilmiyorduk. Bizi yaratan ve bu dünyaya sevk eden Rabbimizin inayetiyle, o dar alemden kurtulduk ve bu geniş aleme eriştik… Öldükten sonra da yine O’nun sevkiyle mahşere çıkacak ve O’na hesap vereceğiz.
“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minun, 115)
İşte berzah, ölümle diriliş arasındaki perde alem… Bu alem, her mekana ve zamana eşit mesafede… Dünyanın hangi bölgesinde ölürse ölsün, insan gözünü o alemde açıyor. Mekke’deki İstanbul’daki ile, Pakistan’daki Cezayir’deki ile birlikte kucaklaşıyor. Oraya her vasıta gidiyor… Trafik kazasında ölen de, cinayete kurban giden de, hastalıktan kurtulamayan da gözünü o alemde açıyor.
Gökdelende ölenle, gecekonduda can veren o aleme beraber sevkediliyor… Birincisine daha fazla iltifat söz konusu değil… Orada dünyanın akçesi geçmiyor, elbisesi giyilmiyor, süsüne rağbet edilmiyor…
Kimseye nereden, hangi makamdan geldin diye sorulmuyor, o alemde… Sadece nasıl geldin deniliyor. İmanla mı, inançsız mı?.. Takvayla mı, günahla mı?… Namazla mı, sefahatle mi?…
Alaâddin Başar (Prof. Dr.)
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »