GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘KABİR HAKKINDA HERŞEY’ Kategorisi için Arşiv

Mezar Üstü – Kabir Üstü – Arefe Günü Programı – Göynem – Ramazan 2011

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2011

Mezar Üstü – Kabir Üstü – Arefe Günü Programı – Göynem – Ramazan 2011 .

 

 

 

 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GÖYNEM - VİDEOLARI, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, ViDEO, YORUMSUZ, YUKARI KAYALAR KASABASINDAN RESiMLER | Etiketler: , , , | 2 Yorum »

Kimlere Kabir Suali Yoktur

Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2010

Kimlere Kabir Suali Yoktur

Kimlere Kabir Suali Yoktur

Kimlere Kabir Suali Yoktur

Bazı ölülere kabir suali yoktur:

1- Peygamberlere,

2- Siddıklara,

3- Siddiklar  derecesinde olan alimler,

4- Şehidlere,

5- Bulüğa ermeden ölen çocuklara,

6- Allah yolunda nöbet bekleyenlere,

7- Taun hastalığından ölenlere,

8- Cuma günü ve gecesi ölenlere,

9- Ishal, istiska ve taun gibi hastalıklardan ölenlere,

10-Islam memleketi sınırında halis niyetle nöbet tutan (İslam ve Müslümanları koruyan)lara,

11-Her gece Mülk süresini okuyanlar,

12-Ölüm hastaliğında ‘İhlas süresi“ni okuyanlara,

13-Ve delilere kabir suali yoktur.

Bir rivayete göre;

1- Peygamberler (a.s.)

2- Sabiler,

3- Ve meleklere kabir suali yoktur

Hukukul-emvat-www.bilgicagi.net

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: | » yorum bırak;

Bir Allah Dostunu Ziyaret Etmenin Faydası

Posted by Site - Yönetici Aralık 9, 2010

Bir Allah Dostunu Ziyaret Etmenin Faydası

Bir Allah Dostunu Ziyaret Etmenin Faydası

Bir Allah Dostunu Ziyaret Etmenin Faydası

Bir Allah dostunu ziyaret etmenin ilk faydası, Allah için sevginin ve ziyaretin sevabına ulaşmaktır. Allah için sevilen bir Müslüman kardeşi ziyaret etmenin hediyesi ilahi muhabbet ve Cennettir.

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz bu konuda şu müjdeleri vermiştir

Size Cennet ehli olanlarınızı haber vereyim mi? Bir şehrin (memleketin) öbür ucunda bulunan din kardeşini Allah rızası için ziyaret eden kimse Cennetliktir. 15

Allahu Teala buyurur ki: Benim için birbirini sevenleri, birbirini arayıp soranları birbirini ziyaret edenleri, birbirine ikramda bulunanları, bir araya gelip meclis kuranları muhakkak ben de severim. 16

Kim bir hastayı ziyaret ederse veya Allah için sevdiği bir kardeşini ziyarete giderse, görevli bir melek yoluna çıkıp: Güzel bir iş ettin, bu yürüyüşün hoş oldu, Cennette kendine bir ev hazırladın, sana müjde olsun! diye seslenir.17

Allah için sevginin ve ziyaretin bundan başka bir hediyesi olmasa bile, bu kadarı insana yetmez mi? Allah’ın bir kulunu sevmesinden, ondan razı olup cennet ve cemalini seyretme nimetini vermesinden daha güzel ne vardır?

Hele bu ziyaret edilen kimse, hâlkın irşadı ile görevli bir Allah dostu olursa, ziyaretin fazilet ve bereketi daha fazla olur.

Allah dostu deyince, hemen keşif ve keramet aranmamalıdır. Kâmil mürşidin en büyüt alameti Kur’an ve sünnet ahlakı üzere yaşamasıdır. Havada uçmak, suda yürümek, ateşi yutmak, bir anda dünyanın öbür ucuna gidip gelmek gibi şeyler, veli olmak için şart ve lazım değildir. Allah’ın izniyle bunlar mümkün şeylerdir, fakat bu tür şeyler velide bulunmadığı zaman, o bir noksanlık değildir. Velide ilahi aşk ve edep lazımdır. Buna kısaca istikamet denir.

Bir kimse bu yolun büyüklerinin elinden tutup irşat halkalarına girince, Sadat-ı Kiramın himmet ve tasarrufları altına girmiş olur. Bu himmet ve bereket onun kalbinde ilahi muhabbet meydana getirir.

Bunun bir sonucu olarak o kimsede günahlardan şiddetle kaçınma duygusu ve ibadetleri tatlılıkla yapma arzusu oluşur. Bu büyüklerin meclisine katılan insanın ruhu sevinir, kalbi rahatlar, gönlü huzurla dolar. İnsan Rabbül alemine kulluk yapmanın sevincini yaşar. İşte bu, Yüce Sadatların elinden tutmanın bereketiyle Allahu Teala’nın kuluna ikram ettiği bir hâldir.

Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimize varis olan bu Allah dostlarının eli, Resûlullah (s.a.v) Efendimizin elini temsil etmektedir. Onlara tutunan kimse hiç kopmayan nurlu bir halkaya tutunmuş olmaktadır.

Nakşibendi büyükleri, insanın terbiyesi için üç şeyin elde edilmesini gerekli görmüşlerdir. Bu üç temel esas muhabbet, ihlas ve teslimiyettir.

KAYNAK:Arifler yolunun edebleri


Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Dipnotlar:

15 Taberani, el-Kebir, XIX, No: 307; Suyuti el-Camius-Sağîr, I, 440

16 Ahmed, Müsned, V, 239; Hakim, Müstedrek, IV, 169-170.

17 Tirmizi , Birr, 64; İbnu Mace, Cenaiz, 2.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | 1 Yorum »

Kabir azabı yok diyenlere

Posted by Site - Yönetici Kasım 19, 2010

Kabir azabı yok diyenlere

Kabir azabı yok diyenlere

Kabir azabı yok diyenlere

Kabir azabı nedir? Kabir azabı var mıdır? Kuran-ı Kerim’de kabir azabıyla ilgili her hangi bir ayet bulunmakta mıdır?

Kabir azabı birçok nassla sabit olan bir gerçektir. Dünya hayatı ile kıyametin kopmasına kadar geçen zamanda berzah denen ara bir devre vardır, buna kabir hayatı da denebilir.

Kabir hayatı, bir bakıma ahiretin giriş kapısı ve başlangıcı sayılır. Ölen kimse, ister kabre defnedilsin, yırtıcı hayvanlarca parçalansın; ister ateşte yanıp külleri savrulsun ya da denizde kaybolsun, onun için kabir hayatı başlamış olur.

Ehl-i Sünnet’e göre, kâfirlere ve bazı günahkâr müminlere kabir azabı vardır. Kabir, iman ve salih amel sahipleri için Cennet bahçelerinden bir bahçe; kâfirler için de Cehennem çukurlarından bir çukurdur. Kabir hayatının, azap şeklinin mahiyeti hakkında, âlimler ayrı görüşler ileri sürmüşlerdir. Azabın ruha, bedene veya her ikisine birlikte yapılması, sonucu değiştirmez. Çünkü salih amel sahibi insanlar kabirde güzel bir hayat yaşarken, kâfirler, büyük bir sıkıntı ve ızdırap içinde bulunacaklardır. (Şamil İslam Ansiklopedisi)

Kabir azabı meselesi Kur’anda hem açıkça hem de işarî olarak zikredilmiştir. Kapalı olan kısımları Allah Rasulü’nün (asm) hadislerinden ve bu meselenin mütehassısı olan İslam âlimlerinden öğrenilir. (Kütüb-i Sitte)

Ayet ve hadislerde ise kabir azabı şu şekilde geçmektedir:

Onları biz biliriz. Onlara yakında iki def‘a (dünyada ve kabirde) azâb edeceğiz; sonra da (âhirette) büyük bir azâba döndürüleceklerdir.” (Tevbe, 101)

“… Biz onları, muhakkak ki iki kere cezalandıracağız. Ki bunun biri dünya azabı, biri kabir azabıdır. Sonra azim (yani azametli) bir azaba uğratılacaklar ki bu da kıyamette ebedi olarak kalacakları cehennem azabıdır.” (Hak Dini Kur’an Dili)

“(O kötü azab) ateştir! (Onlar) sabah akşam ona arz olunurlar. Kıyâmet kopacağı gün ise:Fir‘avun âilesini azâbın en şiddetlisine sokun!” (denilecektir).” (Mü’min, 46)

Bu ayette kabir azabının varlığı açıkça ifade edilmiştir. Çünkü ayette kıyamet azabından ayrıca söz edilmekte ve bunun kabirde her gün çektikleri azaptan daha şiddetli olacağı belirtilmektedir. (Kütüb-i Sitte)

Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir geçim vardır.” (Taha, 124)

Resulullah (asm), ayetindeki “dar bir geçim” ifadesi için:

Bu kabir azabıdır. Onun kabri, üzerine daraltılır da, kaburgaları orada darmadağınık olur.” buyurmuşlardır. (Bezzar, İbni Ebu Hatim) (İbn-i Kesir)

Allah îmân edenlere, dünya hayâtında da, âhirette de sağlam sözle (kelime-i şehâdetle) sebat verir.” (İbrahim, 27)

Resulullah (asm) ayetinin manasını açıklarken:

Müslüman’a kabirde sorulduğu zaman Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şehadet eder.” demiştir. (Buhari, Müslim)

Bir yahudi kadın Hz. Aişe’nin yanına girdi. Kabir azabından bahsederek:

Allah seni kabir azabından korusun!” dedi. Hz. Aişe de Resulullah’a (asm) kabir azabından sordu. Aleyhissalatü vesselam:

Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir.” buyurdu. Hz. Aişe der ki:

Bundan sonra Resulullah’ın (asm) namaz kılıp da, kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim.” (Buharî, Müslim, Nesaî)

İbn-ı Abbas (ra) anlatıyor:

Resulullah (asm) bir gün iki kabre uğradı ve:

Burada yatanlar azap çekiyorlar. Azabları da büyük bir günahtan değil.” buyurdular.

Sonra sözlerine şöyle devam ettiler:

Evet! Biri nemimede (laf getirip, götürmede) bulunurdu. Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı.”

Resulullah (asm) sonra yaş bir hurma dalı istedi, ikiye böldü. Birini birinin üzerine, diğerini diğerinin üzerine dikti. Sonra da:

Belki bunlar yaş kaldıkça azabları hafifler.” dedi.” (Müslim)

Bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır:

Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki:

Şu Muhammed (asm) denilen zat hakkında ne dersin?” O da şöyle cevap verir:

O, Allah’ın kulu ve Resulüdür. Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O’nun kulu ve elçisidir. Bunun üzerine melekler:

Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik.” derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye:

Yat ve uyu” derler. O da:

Aileme gidin de durumu haber verin.” der. Melekler ona:

Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et.” derler. Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der:

Şu Muhammed (asm) denilen zat hakkında ne dersin?” Münâfık da şöyle cevap verir:

Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum. Melekler ona:

Böyle diyeceğini zaten biliyorduk” derler. Daha sonra yere:

Bu adamı alabildiğine sıkıştır” diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder.” (Tirmizi)

Zeyd ibnü Sabit (ra) anlatıyor:

Resulullah (asm) bizimle birlikte, Beni Neccar’a ait bir bahçede bulunduğu bir sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı neredeyse (sırtından yere) atacaktı. Karşımızda beş veya altı kabir vardı. Aleyhisselatü vesselam:

Bu kabirlerin sahipleri var mı?” buyurdular. Bir adam:

Ben biliyorum” deyince, Resulullah (asm):

Ne zaman öldüler?” dedi. Adam:

Şirk devrinde!” deyince, Resulullah (asm):

Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah’a dua ederdim.” Oradakiler:

Kabir azabından Allah’a sığınırız” dediler. Resulullah (asm):

Cehennem azabından da Allah’a sığının!” dedi.

Cehennem azabından da Allah’a sığınırız!” dediler.

Fitnelerin açık va kapalı olanından Allah’a sığının!” dedi:

Fitnelerin açık va kapalı olanından Allah’a sığınırız!” dediler:

Deccal’in fitnesinden Allah’a sığının!” buyurdu.

Deccal’in fitnesinden Allah’a sığınırız!” dediler.” (Müslim)

Ebu Eyyüb El- Ensari (ra) anlatıyor:

Güneş battıktan sonra Rasulullah (asm) çıkmıştı, bir ses işitti:

Bu kabirlerde azap çeken yahudilerin sesidir.” buyurdular.” (Buhari, Müslim)

Hz. Enes (ra) anlatıyor:

Hz. Peygamber (asm) şöyle istiaze ederlerdi:

Allah’ım! aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım!” (Ebu Davud)

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

 

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN | Etiketler: | 4 Yorum »

Kabir azabı, sebepleri, mü’min ve kâfirin hâli

Posted by Site - Yönetici Temmuz 6, 2010

Kabir azabı, sebepleri, mü'min ve kâfirin hâli

Kabir azabı, sebepleri, mü'min ve kâfirin hâli

Kabir azabı, sebepleri, mü’min ve kâfirin hâli

Kâfirler ve günahkâr olan bazı mü’minler için kabir azabı haktır.

Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

İdrardan sakınınız! Zira kabirdekilerin çoğunun çektikleri azap o yüzdendir.”(1)

Yine Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), Allah mü’minleri, dünya hayatında ve âhirette hak bir söz üzerinde sabit kılar(2) âyeti, kabir azabı hakkında indirildi buyurmuştur.

Allah Teâlâ’nın affettiği, azap çektirmeyi istemediği bazı günah sahipleri ise azap görmeyecektir.

İbâdet ve tâat ehlinin, sâlih amel sahiplerinin kabirde, Cenâb-ı Hakk’ın bildiği ve dilediği şekilde nimet içinde bulunmaları da haktır.

Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) bir mezarlıktan geçerken iki kabirdeki ölünün bazı ufak şeylerden dolayı azap gördüklerini müşahede etti. Bunlardan birinin koğuculuk ve bozgunculukla çok yakından ilgisi vardı. Diğeri de idrar yaparken ihtiyatlı davranmaz, (sıçrıntılardan) sakınmazdı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz bir yaş ağaç dalı istemiş ve ikiye bölmüş, birini bir kabre, diğerini de öbürüne diktikten sonra şöyle buyurmuştur: Umulur ki bu yaş ağaçlar kuruyuncaya kadar azapları hafifler.”(3)

Yine kabirde Münker ve Nekir’in sual sorması da haktır. Bu iki melek kabre girerek ölüye,

- ‘Rabbin kimdir?

- Dinin hangi dindir?

- Peygamberin kimdir? diye sorduğunda, mü’min şu cevabı verir:

Rabbim Allah, dinim İslâm, peygamberim Muhammed’dir (s.a.v.).

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

Ölü mezara gömülünce, gözleri mavi olan iki siyah melek gelir. Bunların birine Münker, diğerine Nekir adı verilir. Ona derler ki:

- ‘Şu zat (Muhammed s.a.v.) hakkında ne dersin?’

O da şöyle cevap verir:

- ‘O Allâh’ın kulu ve resûlüdür. Ben şehâdette bulunurum ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun kulu ve resûlüdür.’

Bunun üzerine melekler:

- ‘Biz senin böyle söyleyeceğini zaten bilmekte idik’ derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler; sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır, aydınlatılır. Daha sonra ise melekler ölüye:

- ‘Yat ve uyu derler. O da:

- ‘Âileme gidin de durumu haber verin der.

Melekler:

- ‘Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et derler.

Ölü münâfık olursa, meleklerin sualine:

- ‘Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum, başka bir şey bilmiyorum diye cevap verir.

Melekler de:

- ‘Böyle diyeceğini zaten biliyorduk derler.

Daha sonra arz’a/yeryüzüne, ‘Alabildiğine sıkıştır diye hitap edilir. Yer de başlar adamı cendere gibi sıkıştırmaya… O kadar ki, kemikleri hurdahaş olur. Mahşer gününe kadar mezarda böyle işkence görür.”(4)

Halıs ece
DİPNOTLAR Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

KABİR AZABI

Posted by Site - Yönetici Ekim 2, 2009

KABİR AZABI

KABİR AZABI

KABİR AZABI

Durulacak yer üçtür,Dünya,mezar ve ahiret.Ahirete ‘’ Dar-ı ceza ’’ da denir.Bazı Alimler bir nevi geçit sayılan mezarda kalmayı ahretten sayıp,durulacak yer ikidir,biri dünya ve biri ahrettir dediler.Mezarda kalma zamanı [Dar-ı berzah] ölüm zamanından kıyamete kadar olan zamandır.Ölen,mezar alemine geçer.İnsan ,ruhunu teslim edince,bir başka hale geçerek, onda bir başka hayat hasıl olur.Soru sorulup,cevap vermeye kabiliyeti olup,ni’metlerin lezzetini ve azabıb elemini duymaya müsait olur.Mutezile taifesi kabir hallerini,Münker ve Nekir suallerini inkar ettiler.Ehl-i sünnet şöyle bildirdiler ki,kabie ahvali hakkında, o kadar hadis-i şerifler ve o kadar eserler vardır ki asla inkara mecel yoktur.Ashab-ı kiramın (Aleyhimürrıdvan) da kabir halleri üzerinde icma-ı söz birligi vardır.

Kabirde mükafat,iyilik ve ni’met oldugu gibi,azap ve cefa da olur. Kabirdekilerin çogu kafir ve asi oldugundan, ‘’Kabir azabı’’ denir. Bie hadis-i şerifte, ‘’ Bevil sıçramasından sakınınız.Zira kabir azabının çogu ondandır’’ buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, ‘’ Kabir, ahret konaklarından birincisidir. Ondan kurtulan,diger konakları daha kolay geçer.Ondan kurtulamayana sonrakiler daha zor olur’’ buyuruldu.

Velhasıl kabir halleri mümkinattandır. Olabilir cinstendir.Vaki’ olacagını Resülüllah ( Sallallahü aleyhi ve selem ) bildirmiştir.İman etmek lazımdır.Nasıl oldugunu Allahü Teala bilir.

( Şehadet ederim ki, kabir azabı haktır ) Vaki’ dir.Kabir ni’meti de vaki’dir. (İnsanlar) erkek olsun,kadın olsun ( ölüp kabre vardıkta ‘’Münker ‘’ ve ‘’Nekir’’ adlı iki ) heybetli, siyah ve gözleri gök(melek gelip sual sorsa gerekir: Rabbinden,Peygamberden,dinden ve kıbleden.Mü’minler) ne kadar asi olsalar da,imanları oldugundan cevap vermeye muvaffak olurlar.( Mutiler) güzel bir şekilde ( cevap verirler:Rabbimiz) ve yaratanımız,ma’budumuz ( Allah’dır). Birdir.( Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam’dır.Dinimiz İslam dinidir.Kıblemiz Kabe’dir derler.Onlar kabirde ) bahçeler yaratılıp (türlü) zevkler ve ni’metler ile ( (ni’metlenirler). Ya rabbi, bu büyük ni’meti bize ihsan eyle!

( Kafirler ve) küfürlerinde ınad eden (fasıklar) Fir’avn,Ebu Cehil ve diger münafıklar gibi (cevap veremeyip) şaşırıp, hay hay, biz bu suallerinizi bilmiyoruz derler. ( Onlara türlü türlü azaplar ederler). Mü’minlerden asi olanların bazısı azab olur.Lakin devamlı olmaz. Bir müddet sonra azab kaldırılıp,bir daha kıyamete kadar gelmez.

Kabirde sual bir kere olur.İnsan dünyada nasıl akıllı ise, kabirde de öyledir.Kabre girmeyip ateşte yanmış, suda bogulmuş,yahud sahrada kurt ve kuş yemiş kimselere de sual vardır.Sual birinci gün olur. Bazıları birinci günde üç defa olur dediler.Başka söyleyenler de oldu.

Kabir suali ümmet-i Muhammede mi mahsustur,yoksa diger ümmetlere de olurmu, ihtilaf olundu.Bunun gibi ‘’Münker’’ ve ‘’Nekir’’ yalnız iki melek midir, yoksa çokmudurlar, ihtilaf olundu.

Kabir sıkması haktır.Peygamberlerden başkasını kabir sıkar.Mü’minleri sevdigi için, kafirleri azab etmek için sıkar.

Sual ancak,rabbin kimdir,peygamberin kimdir ve hangi dindensin sorularından olur.Bazı alimlere göre bütün akaidden olur.Bir sözde ise hepsinden degil, bazısından olur,bir sözde akaidden ve amelin bazısından olur.Bir söze göre de ancak tevhidden sual olunur.

Mü’min çocuklarına sual yoktur.Dogrusu da budur.Bazıları vardır dedi.Kafir çocukları için sual olup olmadıgın da ihtilaf olundu.Kabirde peygamberlere sual olup olmadıgı hakkında ihtilaf vardır.Sual varsa tazim ve terkimle olur.Nitekim diger mukarreblerin hali böyledir.Şehitlere sual olmadıgında söz birligi vardır. Sıddıklar derecesinde olan alimler de böyledir demişlerdir. İslam memleketi sınırında halis niyyet ile nöbet tutanlara sual yoktur.Her gece ‘’ Mülk ‘’ suresini okuyanlara, cum’a gecesi ve gününde vefat edenlere,ishal,istiska (karında su birikmesi), taun (veba) hastalıklarından ölenlere sual yoktur. Bazı alimler,taun zamanında başka bir sebebden ölenlere de sual yoktur dediler.Cahiliyyet zamanında ölenlere, delilere ve çok ahmak olanlara sual olup olmadıgı hakkında ihtilaf olundu.Melekler ve cinler vefat edince, kabir suali olup olmadıgında ihtilaf olundu.Ölüm hastalıgında ‘’ İhlas ‘’ suresini okuyanlara kabirde sual olunmaz demişlerdir.Herşeyin dogrusunu Allahü Teala daha iyi bilir.

 

Birgivi vasiyetnamesi – Kadızade şerhi – sahife – 95-97

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | » yorum bırak;

KABİR ÂLEMİ

Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2009

KABİR ÂLEMİ

KABİR ÂLEMİ

KABİR ÂLEMİ


Durulacak yer üçtür: dünya, kabir ve ahiret. Kabirde kalma zamanı, ölümden kıyamete kadar olan zamandır. Ölen, kabir âlemine geçer. İnsan, ruhunu teslim edince, sual sorulup cevab vermeye kabiliyeti olup, nimetlerin lezzetini ve azabın elemini duymaya müsait olur. Kabir halleri hakkında, birçok hadis-i şerifler vardır ve asla inkâra mecal yoktur. Ashab-ı Kiram’ın (aleyhimürrıdvan) da kabir halleri üzerinde icmaı (söz birliği) vardır.
    Kabirde mükâfat ve nimet olduğu gibi, azab da olur. Bir hadis-i şerifte:
Bevil sıçramasın(idrar)dan sakınınız. Zira kabir azabının çoğu ondandırbuyuruldu. Diğer bir hadis-i şerifte: Kabir, ahiret konaklarının birincisidir. Ondan kurtulan, diğer konakları daha kolay geçer. Onda kurtulamayana, sonrakiler daha zor olur.” buyruldu.
    İnsanlar erkek olsun, kadın olsun, ölüp kabre varınca Münker ve Nekir adlı iki heybetli melek gelip: Rabb’inden, peygamberinden, dininden ve kıbleden sorarlar. Mü’minler ne kadar asi olsalar da, imanları olduğundan cevap vermeye muvaffak olurlar. İtaatli Müslümanlar güzel bir şekilde cevap verirler: “Rabb’imiz Allah’dır, birdir, Peygamberimiz Muhammed Aleyhiselam’dır, dinim İslam dinidir, kıblemiz Kabe’dir” derler. Onlar için kabirde bahçeler yaratılıp türlü zevkler ve nimetler ile ni’metlenirler.
    Allah’a ve onun peygamberi Muhammed Mustafa’ya inanmayanlar cevap veremezler. Onlara azab edilir.
    Mümin çocuklarına sual yoktur. Şehidlere sual olmadığında icma (söz birliği) vardır. Sıddiklar derecesinde olan Âlimler de böyledir.
    Müslümanlardan cuma gecesi ve gününde vefat edenlere, ishal, istiska (karında su birikmesi), taun (veba) hastalıklarından ölenlere sual yoktur. Bazı Âlimler, taun zamanında başka bir sebepten ölenlere de sual yoktur, dediler. Ölüm hastalığında İhlas süresini çok okuyanlara da kabirde sual olmaz.

 

Fazilet Takvimi – 22 Eylül 2008 Pazartesi

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, YORUMLAR, YORUMSUZ | 3 Yorum »

MÜ`MİNİN VEFATI

Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2008

Mu`minin vefati

Mu`minin vefati

`MİNİN   VEFATI

Rasülüllah (s.a.v.) Efendımız buyurdular ki: ’`minin vefatı yakın olunca Allahü Teala, ölüm melegine; Darlık ve genişlik zamanlarında daima razı oldugum şu dostumu getir; diye emreder.Ölüm melegi yanında cennetten kefenler ve kokular taşıyan beş yüz melek oldugu halde gider. O kulun baş ucuna oturur ve getirdigi ipek ve miski çenesi altına yayar ve onun için cennete bir kapı açılır.Ölüm melegi;  ’ Ey tayyibe ruh, dikensiz kiraz agaçları,meyveleri kat kat muz agaçları,yayılmış gölgeler ( altına ) ve çaglayan sular ( başına, cennete ) çık,( Vakıa,29-31 ) der. ’

Onun ruhunu almakta, anasının evladına şefkati gibi şefkatlidir. ( Ruhunu rahat teslim etmesinden ) Allah`ın razı oldugu kullarından oldugu bilinir. Ruhu tereyagından kıl çekilir gibi alınır. Allahü Teala bunlar hakkında; ’ Onlar ki , tertemiz oldukları halde ruhlarını melekler alıverirler, derler ki, selam size, yapmış oldugunuz şey sebebiyle cennete giriniz.’ ( Nahl,32 ) buyurmuştur.

Ruh cesedden ayrıldıgında ona hitaben ; ’ Allah seni hayırla mükafatlandırsın ; muhakkak sen, hayırda , Allahü Teala`ya itaatte ve günahtan kaçmakta pek acele ederdin. Bugün ise hem kurtuldun, hem kurtardın.’ Der.Ceset de ruha hayır dua eder. Allahü Teala`ya itaatte bulundugu yer onun için aglar ve ameli rızkının indirildigi  her bir sema kapısına kırk gece yükseltilir. Kabrine konuldugunda namazı sag yanına ; orucu sol yanına ; zakatı baş ucuna ; ( Cemaatle ) namaza yürümesi ayak ucuna ve sabrı da civarına gelir. Allahü Teala ateşten bir bölük gönderir , ’ Onu bırak, vallahi o bütün ömründe benim hakkımı edada sebat etti ; şimdi kabrinde rahat edecektir.’ Der. Solundan ulaşmaya çalışır, orucu araya girerek  aynısını söyler. Başucundan ve ayakucundan gelmek ister ; okudugu Kur`anı ve zikri ve namaza yürümesi aynen mukabele ederek mani olurlar ve azab, hiç bir surette ona ulaşmaz. Sabır diger amellere  ; ’ Ben onun mizan ve sıratta azıgıyım.’ Der.

 

CENNETE  HESAPSIZ  GİRENLER

Resulüllah Efendimiz ( s.a.v.) buyurdular ki ; ‘ Allahü Teala kıyamette evvelin ve ahirini ( insanların ve cinlerin evvelinden ahirine kadar hepsini ) bir araya toplayınca bir münadi şöyle seslenir : ( Yanları yataklardan uzaklaşıp, korku ve ümit içinde Rablerine dua edenler nerede ! ) Bu nida üzerine insanlardan az bir kısmı ayaga kalkar. Nida eden döner ve şöyle seslenir : ( Ticaret ve alış veriş kendilerini  Allah’ı zikretmekten alıkoymayanlar, kalksınlar ! ) Ayaga kalkarlar , fakat bunlarda çok azdır. Sonra döner ve : ( Bolluk ve darlık günlerinde Allah’a hamd edenler kalkınız. ) Yine az bir topluluk ayaga kalkarlar. Işte bunlardan sonra diger insanlar hesaba çekilirler.

 

Fazilet Takvimi  21-22 aralik 2008

Yazı kategorisi: CENNET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Bir Hadis bir Yorum (Kabir Ziyareti)

Posted by Site - Yönetici Aralık 7, 2008

Kabir ziyareti

Kabir ziyareti

Bir Hadis bir Yorum (Kabir Ziyareti)

Bir Hadis-i Şerifte Efendimiz (sav), Her kim Kabristana uğrar ve orada ihlas süresini on bir kere okuyup sevabını ölülere bağışlarsa kendisine ölülerin sayısınca ecir verilir buyurmuşlardır.(Fazilet Takvimi)

Şu hadis-i Şerifi düşündüğümüzde neler kazanabiliriz.
Geçmişimize sevap yollarız.
Ölümü hatırlarız.
Kendimiz sevap alırız.
Biz öldüğümüzde bizide ziyarete gelirler.
Anılarımızı tazelemiş oluruz… vesaire vesaire….

Tabi hiç bir zaman onları unutmayız da, bilhassa arefe, bayram günleri onlarıda hatırlamayız.Bayramın o güzelliğinden, maneviyatından, sevabından onlarıda nasiptar etmeliyiz.Ülkemizde bir gelenek haline gelmiştir zaten, bayram veya arfe günleri KABİR ZİYARETİ.Tabiki Kabirde öyle gelişi güzel yapılmaz. Her şeyin bir usulü adabı olduğu gibi, onunda usulu adabı vardır…

Kabir ziyareti,ölümü ve âhireti hatırlattığı için erkeklere müstehap, fitne tehlikesi olmadığı zaman kadınlara caizdir.Kişi Esselâmü aleyküm dâre kavmin mü’minin ve innâ inşâaallahü bikum lâhikun diyerek selam verir.Kabrin baş tarafından değil, ayakları tarafından gelir ve mümkünse yüzüne karşı durur.Kabirleri ayakta ziyaret etmek ve yanlarında ayakta dua okumak sünnettir.

Kabir ziyeretinde ölülere daha faydalı olmak isterse Yâsin-i Şerif’i okur.Çünkü Efendimiz (sav) Her kim Kabristana girer de Yasin süresini okursa, o gün Kabirdekilerin azaplarını hafifletir.okuyana oradakilerin sayısınca sevap verilir buyurmuşlardır…(Fazilet Takvimi)

 

www.bilgicagi.net

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Kabir Alemi

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2008

www.yukarikayalar.wordpress.com

www.yukarikayalar.wordpress.com

Kabir Alemi



alem-i Berzah da denilmektedir.

Berzah, kelime manasıyla, perde demektir. Bu perdenin iki yüzü var.. Biri dünyaya bakıyor, diğeri ahirete…

Allah Resulü’nün (a.s.m.) bildirmesiyle; “Kabir Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” Dünya ile cennet arasında bir köprüdür; dünya bağlarından güzel, Cennet bostanlarından geri…

Yine kabir “Cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Dünya azabından ileri, Cehennem ateşinden geri…

Berzah; Cehennemin ilk karakolu, yahut Cennete geçiş salonudur.

Hepimiz kabir ziyaretinde bulunuruz. Ziyaretlerine gittiğimize göre oradaki dostlarımız hayatta olmalılar… Ecdadımız onların beldesine güzel bir isim koymuş: Kabristan…

Kabristan, hayat saçan bir kelime…
Kabristan, kabir ehlinin memleketi… Türkistan, Afganistan, Habeşistan gibi…
Kabristan: Mahşerden bir önceki şehir…

Dünyadaki ruh-beden beraberliğine o geçiş aleminde sanki bir mola veriliyor… Mahşer ile yeniden bir araya geliyorlar. İşte kabir alemi bu iki beraberlik arasında bir perde…
O alemin bize yakınlığı ölçü birimine girmez. Biz o aleme çok yakınız, o alem de bize… Arada bir perde var. Dünya hayatı. Bu perdenin kapanmasıyla, oraya göçülecek.
Bir tarafta elektrik akımı, ötede ısı yahut ışık… Bunlar arasında bir tel, perde oluyor… O tel ampule ait ise, elektrik cereyanı bir anda ışık haline geliyor, ütüye ait ise ısı haline…

Bütün mesele düğmeye basmakta… Ölümle bu düğmeye bir melek basacak ve kendimizi ya ışıkta ya da ısıda bulacağız…

Gerçekten de o diyar bu dünyamıza çok ama çok yakın…

Yatağa girmemizle uykuya dalmamız arasında kısa bir süre geçer. Daha sonra rüyamızda eski dostlarımızla görüşürüz. Onlarla tam manasıyla buluşmamız ise, ruhun bedenden ayrılmasıyla mümkün…

Bu ayrılışla berzah alemine doğacağız. Bir süre de orada kalacağız… Ne kadar mı? Bilemiyoruz. Bu dünyada ne kadar kalacağımızı biliyor muyuz ki? Nitekim, ana rahminde de dilediğimiz kadar kalamadık… O gün için zaten dilemek nedir bilmiyorduk. Bizi yaratan ve bu dünyaya sevk eden Rabbimizin inayetiyle, o dar alemden kurtulduk ve bu geniş aleme eriştik… Öldükten sonra da yine O’nun sevkiyle mahşere çıkacak ve O’na hesap vereceğiz.

Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minun, 115)

İşte berzah, ölümle diriliş arasındaki perde alem… Bu alem, her mekana ve zamana eşit mesafede… Dünyanın hangi bölgesinde ölürse ölsün, insan gözünü o alemde açıyor. Mekke’deki İstanbul’daki ile, Pakistan’daki Cezayir’deki ile birlikte kucaklaşıyor. Oraya her vasıta gidiyor… Trafik kazasında ölen de, cinayete kurban giden de, hastalıktan kurtulamayan da gözünü o alemde açıyor.

Gökdelende ölenle, gecekonduda can veren o aleme beraber sevkediliyor… Birincisine daha fazla iltifat söz konusu değil… Orada dünyanın akçesi geçmiyor, elbisesi giyilmiyor, süsüne rağbet edilmiyor…

Kimseye nereden, hangi makamdan geldin diye sorulmuyor, o alemde… Sadece nasıl geldin deniliyor. İmanla mı, inançsız mı?.. Takvayla mı, günahla mı?… Namazla mı, sefahatle mi?…

Alaâddin Başar (Prof. Dr.)

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, KABİR HAKKINDA HERŞEY, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 2 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers