GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘H.Z YUSUF’ Kategorisi için Arşiv

Hz. Yusuf’un Rüyası

Posted by Site - Yönetici Şubat 27, 2011

Hz. Yusuf'un Rüyası

Hz. Yusuf'un Rüyası

Hz. Yusuf’un Rüyası

Hz. Yusuf rüyasında güneşin, ayın ve on bir yıldızın kendisine secde ettiklerini görmüştü. Gördüğü rüyaya güveniyordu.

Kardeşleri tarafından kuyuya atıldığında, zindana koyulduğunda gördüğü rüyanın bir gün gerçekleşeceğine dair inancını, hiç yitirmedi. Rüyası, karanlıkta yanan bir mum gibi önünü aydınlatıyordu.

Kuyuya atıldığında Hz. Yusuf, Allah tarafından gelen bir ses duydu, ”Ey yiğit! Sen birgün mânevî padişah olacaksın. Kardeşlerinin
sana yaptığı bu cefayı, yüzlerine vuracaksın” denildi.

Hz. Yusuf, sesleneni görmemişti. Fakat gönlüyle söyleyeni hissetmişti. Ruhuna, o sesten bir güç ve huzur dolmuştu.
O sesin kendisine vermiş olduğu kuvvetle, bütün eza ve cefalara katlandı.

***
Aynı şekilde ruhlarımızın yaratıldığı gün rabbimizin sorduğu, ”Ben sizin rabbiniz değil miyim?” sesinin mânevî zevki, bütün müminlerin kalbinde kıyamete kadar devam eder. Bu yüzden bütün müminler, ne belâlara itiraz ederler, ne de Cenâb-ı Hakk’ın ”yap, yapma” buyruğundan sıkılırlar.

 

Kaynak: Mesnevide Geçen Hikayeler

 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z YUSUF, MESNEVİ’DE GEÇEN HİKAYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Hz. Yusuf`un tenbihi

Posted by Site - Yönetici Mayıs 18, 2009

Hz. Yusuf`un tenbihi

Hz. Yusuf`un tenbihi

Hz. Yusuf`un tenbihi

Mısır azizi, Hz. Yusuf ile hanımı Züleyha arasında çıkan söylentilerin, dedikoduların önünü kesmek istedi. Hz. Yusuf’u zindana attırdı. Yusuf aleyhisselâm zindanda kendisini ibadete verdi. Bazan da yoksullarla ilgilendi, hastaların tedavisiyle meşgul oldu. Hz. Yusuf’a Allah tarafından rüyaları yorumlama ilmi verilmişti. Zindanda kim bir rüya görse, Yusuf aleyhisselâma tabir ettirirdi. Yusuf’un söyledikleri aynen çıkardı. Zindanda Mısır sultanının şarapçısı ile fırıncısı da vardı. İkisi de putperestti. Bunlar Hz. Yusuf’a gelerek rüya gördüklerini söylediler. Şarapçı, ”Rüyamda üzüm sıkıp padişah için şarap yapıyordum” dedi. Fırıncı da, ”Ben de başımın üstündeki tepsiyle sultana ekmek götürüyordum. Kuşlar o tepsiye konup o ekmekleri yiyordu” dedi. Hz. Yusuf şarapçıya, ”Sen affedilip tekrar sultanın hizmetine gireceksin” fırıncıya da, ”Sen ne yazık ki idam edileceksin. Kuşlar kafana konup beynini yiyecekler” dedi.

Aradan biraz zaman geçince, Hz. Yusuf’un söyledikleri aynen çıktı. Şarapçı affedilerek tekrar sultanın hizmetine girdi. Fırıncı idam edildi, beynini kuşlar yedi. Hz. Yusuf, şarapçı ya zindandan çıkarken, ”Sultana benim durumumu arzet. Suçsuz yere zindanda olduğumu söyle” diye tembihledi. Şeytan şarapçıya, Yusuf’u ve söylediklerini unutturdu. Hz. Yusuf, Allah’tan değil, kuldan yardım istemişti. Bu da ilâhî cezanın gelmesine sebep oldu. Yedi sene zindanda kaldı. Cenâb-ı Hak, Yusuf’a, çürük sopaya dayanmamak gerektiğini ve takdire rıza göstermeyi öğretti. Gönlünün üzüntüsünü gidermek için de sevgisini lutfetti. Yusuf aleyhisselâm, Allah sevgisinin mânevî zevkiyle gerçek hürriyete kavuştu. Artık gözünde ne zindan vardı ne de karanlık.

***

Dünyada bulunan bütün insanlar, ölümünü bekleyen birer mahkumdur. Sıkıntı içerisinde kıvranan bir mahkumun, diğerine ne faydası olabilir?

Kaynak : Mesnevide gecen hikayeler

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z YUSUF, MESNEVİ’DE GEÇEN HİKAYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Hz. YÛSUF (a.s)

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2007

 

Hz. YÛSUF (a.s) 

Kur’an’da ismi geçen Beni İsrail peygamberlerinden biri. 

Hz. Yûsuf Kurân’da adı geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamber’in oğludur. Nesebi Hz. İbrahim’e kadar varır (Kamil Miras, Tecrid Tercemesi, IX, 139). 

Kur’ân-ı Kerîm’de kendi adını taşıyan bir sûre vardır. Tamamı 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf’tan bahseder. Bu âyetlerde anlatıldığına göre Hz. Yûsuf’un hayat hikâyesi özetle şöyledir: 

Hz. Yûsuf’un on bir tane erkek kardeşi vardı. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi. Babaları Hz. Yakub en çok Yûsuf’u seviyordu. Bu sevgiyi ağabeyleri kıskanıyorlardı. 

Yûsuf (a.s) bir gece rüyasında on bir yıldızın, güneş ve ayın kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyayı babasına anlattı. Babası rüyanın, Hz. Yûsuf’un büyük bir adam olacağına işaret olduğunu anladı ve Yûsuf’a rüyasını ağabeylerine anlatmamasını tembihledi. Ancak, ağabeyleri bundan haberdar oldular ve Yûsuf’u öldürüp bir yere atmayı planladılar. Babalarından izin alarak, gezip eğlenmek bahanesiyle Yûsuf’u alıp kırlara,götürdüler. Onu bir kuyuya attılar, gömleğini da kana bulayarak, “Yûsuf’u kurt kaptı” diye babalarına yalan söylediler. 

Kuyunun yanından geçmekte olan bir kafile Yûsuf’u buldu ve köle olarak satmak üzere alıp, Mısır’a götürdüler. Orada az bir fiyatla onu Azîz (maliye bakanı)’e sattılar. 

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, H.Z YUSUF, PEYGAMBERLER, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | » yorum bırak;

Hazret-i YUSUF’tan Hazret-i MUSA’ya

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2007

 

Hazret-i YUSUF’tan Hazret-i MUSA’ya

Son yılların ilginç cinayetlerini şöyle bir aklınızdan geçirin; Enver Sedat’ın askeri bir töreni izlerken uzun menzilli onlarca silahla taranarak öldürülmesi, İsrail başbakanı İzak Rabin’in sırtından vurularak öldürülmesi… Daha da gerilere gidersek İsveç başbakanı Olof Palme, İtalya başbakanı Aldo Moro’nun öldürülmeleri birer basit sebeplere mi dayanıyordu? Bunlar hangi güçler için birer engel olmuşlardı? Peki Marilyn Monroe, Bruce Lee ve oğlu Brandon’un öldürülmelerindeki bilinmezliğin sebebi neydi? Ülkemize baktığımızda Çetin Emeç, Uğur Mumcu, biraz daha gerilerde Gün Sazak neden öldürülmüşlerdi? Hem de hiçbiri sağ kalma şansı bulamayacak derecede adeta imha edilmişlerdi. Neden acaba? Çetin Emeç Amerikalıların Ağrı’da Hazret-i Nuh’un gemisini aramak bahanesiyle Urartu altın madenlerinin peşinde olduklarını mı iddia etmişti? Uğur Mumcu, PKK ile bazı derin kişilerin enseye tokat samimi pozisyonlarını mı yakalamıştı? Peki Gün Sazak’a ne demeli? 1980 öncesinin bu başarılı devlet adamı gümrüklerde çok sıkı bir denetime girişmişti. Hemen arkasından da vurulmuştu. Acaba bu denetimden hoşlanmayanlar mı Gün Sazak’ı ortadan kaldırmışlardı? Tüm bu olayların üzerindeki esrar perdesi ne zaman kalkar bilemeyiz. Hem bizim bunlara aklımız da ermez. Ancak iyi bildiğimiz bir husus varsa o da, bu tür olayların insanlık tarihi kadar eski olduğudur. Bunlardan birisi de günümüzden binlerce yıl önce Eski Mısır’da yaşanmıştır.

1998 yılının en çok konuşulan konularından birisi ünlü Mısır firavunlarından Tutankamonun bir cinayete kurban gidip gitmediği üzerineydi. Batı dünyasında hemen her gazetede buna dair haberler yayınlandı. Sempozyumlar düzenlendi hatta internette adeta doküman savaşları yaşandı. Tabiatıyla türk medyasına da yansıdı bu konu… Politikayla yatıp darbeyle kalkan medyamız için ümit verici bir gelişme olarak görülebilirdi. Ancak araştırmacı gazetecilerimizin haber konusunda bihaber olduklarına şahid oldu cümle alem… Zira hiç bir araştırma gereği duymadan ajanslardan geçen haberi aynen yayınlamışlardı. Hal böyle olunca tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu cinayet “iktidar hırsı ve karı yüzünden” işlenen bir suça dönüşüvermişti.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YUSUF, PEYGAMBERLER | 1 Yorum »

SAATİN KEŞFİ

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2007

 

ORBİNEY PAPİRÜSÜ

Bu isimle anılan papirüs, Eski Mısır uzmanlarınca deşifre edilince Yûsuf aleyhisselamın kıssasına benzer bir hikaye ortaya çıktı. “İki kardeşin hikayesi” başlığını taşıyan papirüs, 19. Mısır hanedanı zamanında (MÖ 1306-1186) yaklaşık olarak Yûsuf aleyhisselamdan 200 sene sonra kaleme alınmıştır. Eski Mısır literatürüne giren bu hikayenin kaynağı, Eski Mısır uzmanlarınca incelenmiş ve Yûsuf aleyhisselamla bağlantısı araştırılmıştır.

BAHRU’L YÛSUF

Günümüz Mısırında Kahire şehrinin 130 km güneyinde Medinetu’l Faiyun isimli verimli vadinin adı Bahru’l Yûsuf adını taşımaktadır. Zira bu bölgede Yûsuf aleyhisselam tarafından inşa edildiği rivayet edilen 334 km uzunluğunda sulama kanalları mevcuttur. Bu kanallar olmasaydı bölge çöl halinde olacaktı. Kanalların inşa yılı Yûsuf aleyhisselamdan öncedir. Yûsuf aleyhisselam, kıtlık yıllarına hazırlık yaparken esaslı bir tamirden geçirmiş olabilir. Bugün dahi bu vadide bol miktarda portakal, mandalina, şeftali, zeytin, nar ve üzüm yetiştirilmektedir. 

SAATİN KEŞFİ

İslami kaynaklarda Yûsuf aleyhisselamın saati keşfeden kişi olduğu belirtilmiştir. Zindanda kaldığı süre içerisinde ibadetlerini vaktinde yapabilmek için “zaman ölçen” bir alet yaptığını bildirmişlerdir.

Şüphesiz insanoğlu, yeryüzünde yaşamaya başladığı günden beridir zamanı ölçmek için güneşten faydalanıyordu. En ilkelinden en gelişmişine kadar çeşitli güneş saatleri kullanmaktaydı. Fakat o güne kadar güneş kullanılmadan vakti tayin edebilecek bir alet henüz keşfedilebilmiş değildi. İlk insan Hazret-i Âdem’den beridir tebliğ edilmiş şeriatlerde emredilen namaz, oruç gibi ibadetler, belirli vakitlerde yapılmaktadır. Bu vakitler, güneşin hareketlerine göre tespit edilmiştir. Yûsuf aleyhisselam, zindan gibi güneşten mahrum bir mekanda vaktinde ibadet edebilmek için o güne kadar hiç kullanılmamış bir alet geliştirmiştir ki bu, bir su saatiydi. Nitekim arkeologlar, Mısır’da bir Amon tapınağında yaptıkları kazıda, Firavn Amonhotep III zamanından kalma zaman ölçen bir su saati bulmuşlardır. Bu firavun, MÖ 1408-1372 yılları arasında yaşamıştı. Üstelik bu firavn, meşhur Aton inancını Mısır uygarlığına sokan Amonhotep IV (Ikhnaton)’un babasıydı. Bu dönem ise, Hiksoslardan sonra yaşanan dönemdir.

SU SAATLERİ

İlk tipleri Mısır’da bulunan su saatleri, dibinde delik olan bir kovanın boşalması ve dolmasıyla zamanı gösterir. Bu saatler, zamana yeni bir bakış şeklini mümkün kılmıştır. Güneş saatleri belirli bir zamanı gösterirken, su saatleri ne kadar zaman geçtiğini de gösteriyordu. Bu yüzden su saatinin keşfi zaman ölçümünün gerçek başlangıcı sayılabilir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YUSUF | 6 Yorum »

HİKSOSLAR

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2007

 

HİKSOSLAR

Hiksoslar kimlerdi ve nereden gelmişlerdi? Bugüne kadar elde edilen arkeolojik verilere göre Hiksoslar dönemini şu şekilde özetleyebiliriz; MÖ 1700′lerde Mezopotamya ve Mısırın Kuzey kesimleri büyük bir istila dalgasıyla sarsılır. Bu istilalar bütün siyasi ve dini dengeleri altüst eder. Mısırın kuzeyini işgal eden Çoban Krallar yahut, Yabancı Ülkelerin Prensleri olarak zikredilen Hiksosların tek bir kavim mi, yoksa kavimler topluluğu mu olduğu yine de tartışmalıdır. Irki tiplerini anlayabileceğimiz ne bir sfenks, ne bir heykel, hiçbir resimsel kanıtları yoktur. Hiksosları resmeden tasvirler ise mısırın yerlileri tarafından yapılmıştır. Kesin olan Asyalı olduklarıdır. Kısa sayılabilecek bir dönemde Mısırın sosyal hayatını derinden etkileyen Hiksosları XVIII. Sülale firavunları Mısrdan çıkarmışlardır. MÖ 17. Yüzyılda Mısırda hüküm süren bir Hiksos kralının Girit’e gönderdiği bir vazonun kapağında kendi adı olan “Khan/Khayan” ismi geçmektedir. Khan asya kökenli bir addır. Türkçedeki Han ve Kağanı çağrıştırmaktadır. Ayrıca Hiksosları tasvir eden kabartmalar tipik Asya kökenli insanların resimlerini yansıtırlar. Fakat kullandıkları dilin Sami kökenli olduğu da nakledilmektedir. Kuzey’de Hiksosların hüküm sürdükleri dönemde, Güney Mısır tahtında olan Kraliçe Haçepsut, bir yazıtında şöyle der; “Kuzey ülkesinde, Avaris’te Asyalılar var…” Avaris, Hiksosların başşehri idi. Yine Hiksoskralı Apophis’ten bahsedilen bir başka kayıt şöyledir; “Sıkıntı Asyalıların şehrindeydi. Kralları Apophis Avaris’teydi…”

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YUSUF | » yorum bırak;

H.z YUSUF ve YAŞADIĞI DÖNEM

Posted by Site - Yönetici Ekim 10, 2007

 

H.z YUSUF = YAŞADIĞI DÖNEM

Mısır, insanlık tarihinin en eski medeniyet merkezlerinden biridir. Kur’ân-ı Kerîm, hiçbir toplumun peygambersiz bırakılmadığını bildirmektedir. Hatta bazı toplumlara aynı anda birden fazla peygamber gönderildiği de bilinmektedir. Mısır gibi bir medeniyet merkezinin de bundan mahrum kaldığı düşünülemez. Fakat Kur’ân-ı Kerîm, Mısıra gönderilmiş peygamberlerden ilk olarak Yûsuf aleyhisselamdan bahseder. Her ne kadar açıkça bir tarihleme yapmasa da yaşadığı döneme ait bazı ipuçlarını en ince detaylarına kadar verir. Kur’ân-ı Kerîm’in eski Mısır hayatına ait verdiği bu bilgilere arkeoloji ancak son yüzyılda yaptığı araştırmalarla ulaşabilmiştir.

Hazret-i Yûsuf’un kıssası, MÖ 1700-1600 sıralarında Mısır’ı istila eden ve Asyalı kavimler topluluğundan müteşekkil Hiksoslar dönemini hatırlatmaktadır. Bu ihtimali kuvvetlendiren bazı sebepler vardır ki birincisi; Yûsuf isminden kaynaklanmaktadır. Yûsuf adına şahıs ismi olarak Hiksosların dilinde “Yu-ys” şeklinde rastlanır. İkincisi; Bu dönem monoteist eğilimlerin en yoğun olduğu dönemlerin hemen civarıdır. 1400-1350 tarihleri arasında ortaya çıkan Aton dini, yeni krallık döneminin 18. Sülalesine mensup olan firavn Akhneton yahut Amenhotep IV tarafından birdenbire Mısır’ın dini ilan edilir. Güneş yuvarlığı ile simgeleşen Aton, tevhidi öngören bir dinin ilahının Mısır dilindeki adı olur. Bu dine ait bilgiler Akhneton’un kurduğu başkent olan Tel el Amarna’da ele geçirilmiştir. Aslında tek ilah addedilen Aton, Tutmose III zamanından beri biliniyordu ki bu, peygamberlerden arta kalan tevhid inancının kalıntısından başka bir şey değildi. Akhneton zamanında ortaya çıkan tek tanrılı dinin, gerçekten ilahi bir din olup olmadığı konusu olup olmadığı konusu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Sebebi de hiyeroglif metinlerinin İslami birikimleri olmayan uzmanlarca günümüz dillerine çevrilmiş olmasıdır. Zira bu tercümanların hakim oldukları literatür, tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddes’in tezgahından geçmiş, bazen putperestliğe kaymış bir inanç sistemine sahiptir. Dolayısıyla bu gözlüğün ardından bakılarak yapılan tercümelerde, karanlıkta kalan pekçok husus bulunmaktadır. Bu arkeologların tercümelerine göre Akhneton’un ortaya çıkardığı dinin simgesi güneştir. Oysa, ilk peygamberden son peygambere kadar vazedilen tüm şeriatlerde Allahü teala, onun yarattıklarıyla resmedilmemiştir. Belki de Akhneton, Mısır tarihinin en güçlü sınıfı olan Amon rahiplerinin siyasal gücünü kırmak için böyle bir sistem geliştirmişti. Nitekim bunun tam tersi II. Ramses zamanında yaşanmıştır. II. Ramses, Amon rahiplerin siyasal gücünü artırırken, Amon rahipleri de onun dinsel gücünü artırmışlardır. Öyle ki, o zamana kadar görülmemiş boyutlarda bir uygulamayla “tanrı” ilan edilmiştir. Gerçi daha önce tanrılık iddiasında bulunan firavunlar çıkmıştı fakat, II. Ramses’in uygulaması kadar olmamıştı.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YUSUF, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

YUSUF aleyhisselam

Posted by Site - Yönetici Eylül 25, 2007

 

YUSUF aleyhisselam

“ANDOLSUN Kİ; YÛSUF aleyhisselam VE KARDEŞLERİNİN HAYATINDA, SORANLAR İÇİN NİCE İBRETLER VARDIR.” Yûsuf; 7

Kur’ân-ı Kerîm’in 111 ayetten müteşekkil olan 12. suresi, Yûsuf aleyhisselamın hayatını anlatmaktadır. Allahü teala Yûsuf aleyhisselama ait bu kısayı “ahsenu’l kasas/kıssaların en güzeli şeklinde vasıflandırmıştır.

Yûsuf aleyhisselam, Hazret-i Yakub’un oğludur. Dedesi Hazret-i İshak, babasının amcası Hazret-i İsmail, büyük dedesi ise Hazret-i İbrahim’dir. Hem kendisi, hem de ataları Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde “el Kerîm/keremli” sıfatı ile yadedilmişlerdir. Her peygamber gibi sıkıntı ve belalarla imtihan edilmiş ve çektiği acı ve ızdıraplardan sonra günün birinde kendisine risalet verilmiştir.

Babası tarafından Yusuf aleyhisselama gösterilen ilgiyi kıskanan diğer kardeşleri bir komplo hazırlarlar. Önce bir bahaneyle öldürmek isterler. Ancak daha sonra bir kuyuya atmaaya karar verirler. Babalarının istememesine rağmen zorla razı ederek Hazret-i Yûsuf’u gezintiye götürürler ve bir kuyuya bırakırlar. Bir süre sonra oradan geçen bir ticaret kervanı tarafından çıkarılır ve Mısır hükümdarının yüksek rütbeli memurlarından birine bir kaç dirheme satılır.

Aradan yıllar geçer. Hazret-i Yûsuf bütün güzelliğiyle Mısır’da nam yapmıştır. Onun bu yakışıklılığı takat getirilemeyecek bir baskıya maruz kalmasına neden olur. Baskıyı yapan da Hazret-i Yûsuf’un köle olarak bulunduğu evin sahibesi Zeliha’dır. Hazret-i Yûsuf’un dayanılmaz cazibesinin yanısıra, kocasının iktidarsız ve kendisinin bakire olması, Mısır sosyetesini oluşturan kadınların kışkırtmasıyla Hazreti Yusuf’u taciz eder. Hazret-i Yûsuf kapıya doğru kaçarken kadının kocasıyla burun buruna gelirler. Mesele anlaşılır ancak suçlunun kim olduğu merak edilir. Kadın tarafından birisi; “Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş demektir. Değilse, arkadan yırtılmışsa, erkek doğru söylemiştir” diye şahidlik eder. Kocası, gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce Hazreti Yusuf’un suçsuz olduğu anlaşılır.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YUSUF, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

Hz. YAKUB ve Hz. YUSUF

Posted by Site - Yönetici Eylül 25, 2007

 

Hz. YAKUB ve Hz. YUSUF

Hazreti Yakub Peygamberin [1] lakabı israil idi. Oğullarına ve onun neslinden gelenlere de Beni İsrail veya İsrail Oğulları denilmektedir.

On iki oğlu bulunmaktadır. En küçüğü Bünyamin ve Yusuf’tur. İsrail oğulları bu on iki oğlunun soyundan gelmektedir. İsrail oğullarına Kur’an-da önemli bir yer verilmektedir.[2]

Yakub Peygamber evlatları içerisinde en çok küçük Yusuf’u[3] sever. Buda onun ileride peygamber olacağının,peygamber sıfatına sahib olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir gün Yusuf çocukluğunda rüya görür. Rüyasında:”On bir yıldızla güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini görür.”[4] Bu durumu babasına anlattığında,babası rüyasını kardeşlerine anlatmamasını,onların kendisine tuzak kurabileceklerini söyler.”

Babalarının Bünyamin’le Yusuf’u sevmelerini çekemeyen diğer kardeşleri bir hile ile babalarından,kardeşlerinin de kendileriyle beraber kıra gelmelerini söylerler. Baba ise,rüyayı da hatırlayarak,Yusuf’u kurdun parçalayacağından korkarak götürmelerini istemez. Ancak onlar;-Babacığım,bize ne olmuş ki,biz ona sahiblik yapar,yanımızdan ayırmayız,diyerek ısrarlarıyla kardeşlerini yanlarında götürürler. Yusuf’u planladıkları gibi öldürmek isterler. Ancak Bünyamin izin vermez,babalarına söyleyeceğini söyler.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z YAKUB, H.Z YUSUF, PEYGAMBERLER | 5 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers