GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘H.Z iMAM-I AZAM’ Kategorisi için Arşiv

İmam-ı Azam ve KAdılık…

Posted by Site - Yönetici Eylül 7, 2007

İmam-ı Azam ve Kadılık…

Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir. Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu.
Abbasi Halifesi Me’mun İmam-ı Azam’ı Kufe’ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyetini açıkladı. İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmedi.
- Ben kadılık yapamam, dedi.
Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı. Bu nedenle Halife sert çıktı:
- Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!
İmam-ı Azam akan suları durduracak şu cevabı verdi:
- Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer “yapamam” dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam,

Yazı kategorisi: ADALET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z iMAM-I AZAM, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | » yorum bırak;

4 HAK MEZHEBiN iMAMLARI TASAVVUFA GIRMiŞLERMiDiR ?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 25, 2007

 

4 HAK MEZHEBiN iMAMLARI TASAVVUFA GIRMiŞLERMiDiR ? 

 Dört büyük mezhebin kurucusu bulunan imamlarin bizzat kendileri, çagdasi olan seyhlerden tarikat almislar mi? Ferdî veya toplu zikir meclislerinde onlarla bir arada bulunmuslar mi? Teveccüh ve mukâbele ile yapilan niyaz merâsimlerine katilmislar mi?
Tasavvuf ve tarikat büyüklerine karsi mütevâzi bir tavir takinip onlara karsi saygi ve hürmet göstermisler midir?

Mezkûr imamlarin hepsi de bir seyhe intisâb etmisler ve ondan ma’nen feyz almislardir.

Nitekim
Imam-i A’zam Hazretleri, vefatlarindan iki sene önce kendi ögrencilerinden birine intisâb ederek tarikat almis, vefât ederken de: «Son iki senem olmasaydi helâk olurdum» buyurmustur.

Imam Sâfi’î Hazretleri ise, aslen ümmî, fakat gönlü ilm-i ledünnî ile dolu Seybân-i Râ’î gibi bir zâtin önünde, anasinin dizi dibinde oturan bir çocuk gibi mütevâzi bir tavir içinde bulunur ve teveccüh için beklerdi. Hattâ Imam-i Hanbelî Hazretleri :
»—Yâ Imâm-i Sâfi’i! Seybân-i Râ’î gibi bir ümmiye karsi niçin bu kadar tevâzû gösteriyorsunuz?» diye sordugunda O:«—Yâ imâm-i Hanbelî!
Bizim ilim ve îman konusundaki sözlerimiz bu zâtta fi’len yasanilan bir hâl ve davranis seklinde tezâhür etmistir» diye cevap vermistir.

Hattâ Imâm-i Hanbelî, imtihan etmek ve ilmî seviyesini ölçmek maksadiyla Seybân-i Râ’î Hazretleri’ne, fikhin en çetrefil mes’elelerinden birkaç soru sormus, aldigi pek ince ve nükte dolu cevap karsisinda hayret etmekten kendini alamamis ve düsüp bayilmistir.
Bu hâdiseden sonra da Imâm-i Sâfi’î ile birlikte Seybân-i Râ’î’nin zikir ve sohbet meclislerine katilmislar, diger âlim ve ögrencilerine de süfiyye meclislerine devam etmelerini tavsiye buyurmuslardir.

Imam Azam Ebû Hanife rahmetullah aleyh’in vefâtindan iki sene önce sûfiyye yolunu benimseyerek talebelerinden birine intisâb edip ondan tarikat aldigi, vefâti esnâsinda da «Ömrümün son iki senesi olmasaydi Nu’man helâk olurdu» sözleriyle de bunu vecizelestirdigi
ve ölümsüzlestirdigi bilinmelidir.

(Mektûbât-i Rabbani)

Imam A’zam Hazretleri hadîs-i serifte de isaret edildigi üzere, abdest suyuyla birlikte akan günâhin necâsetini kesfen gördügünden, abdest aliminda kullanilmis müsta’mel suyun, tekrar abdest almak için kullanilamiyacagina hükmetmistir.

(Sa’rânî, Mîzânü’l-kübrâ)

Imam Sa’rânî Tabakât’inda Imam Sâfi’i ile Ahmedb.
Hanbel”in sûfiyye meclislerine devam etme ve onlarin

zikir ve sohbetlerinde bulunma konusunda i’tinâ gösterdikleri, kendilerine; zikir ve sohbetten baska mesgaleleri bulunmayan sûfilerle niçin hasir-nesir oluyorsunuz? denildiginde de: «Takvâ, zikir, muhabbet ve ma’rifetten meydana gelen dini hayâtin ana sermâyesi sûfîler nezdinde bulunmaktadir» cevâbini verdiklerini nakletmektedir.
Imâm-i Sâfi’i Hazretleri, Seybân-i Râ’î’nin huzûrunda anasinin önünde diz çöken çocugun durus ve oturusu gibi saygili bir tavir içinde bulunurdu. Imam Ahmed b. Hanbel Imâm-i Sâfi’î’nin yaninda oturur iken bir gün Seybân-i Râ’î çika geldi. Ahmed b. Hanbel:
«Bu zât, zâhiri ilimlerdeki eksikligine ragmen hâlâ bâtin ilmini elde etmege çalisiyor, bu yüzden kendisine fikhi birkaç mes’ele sormak istiyorum» deyince Imâm-i Sâfi’î: «Bunu yapma» dediyse de Imam Ahmed b. Hanbel kendisini alamayarak Seybân-i Râ’î ye:«Bes vakit namazdan birini kazaya birakip, bilâhare kazâ edecegi zaman da bu vaktin hangisi oldugunu unutan bir kimse hakkinda ne dersin? Böyle bir kimse ne yapmali ve nasil davranmalidir? diye sordu. O’nun: «Allah’tan gâfil ve habersiz olarak yasayan böyle bir kimse bu hâlinden vazgeçinceye ve gafleti unutuncaya kadar cezâlandirilmalidir» seklindeki cevabi karsisinda Ahmed b. Hanbel kendinden geçerek yigilip kaldi ve bayildi. Ayilinca Imâm-i Sâfi’i: «Ben
sana O’na karsi gelmemeni söylememis miydim?» dedi.

Baska bir zaman da develerin zekâtinin nasil verilmesi gerektigini sordu ve su cevâbi aldi:
«Fikhin sâdece ilmiyle ugrasan sizlere göre, her bes deveye karsilik bir koyun verilir. Ama bize göre bes devenin besi de, hattâ varsa koyun da zekât olarak verilir» buyurdu. «Bu konuda delilin nedir ve dayanagin kimdir?» diye sorulunca da: «Imâmim Ebû Bekri’s-Siddîk’tir. Zira O, bir mücâhede sirasinda elinde ve avucunda ne varsa hepsini ordunun teçhizi için Rasûlüllaha arzettiginde, kendisine: «Senin ve ehl ü iyâlin için geride ne biraktin? diye sorulunca: «Evet onlar için Allah ve Rasûlü’nü biraktim» cevâbini lütfetti.

Bunun üzerine huzûrda bulunanlar hayret ve saskinlik içinde kaldilar. Seybân-i Râ’i bir ümmi idi.
Ümmîsinin hâli böyle olunca, âlim olan sûfilerin ÎRSAD durumunu buna göre düsünmek ve takdir etmek gerekir.

Allah Sefeatlerine nail eylesin.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z iMAM-I AZAM, TASAVVUF, YORUMLAR, YORUMSUZ, İMAM-I ŞAFİ'İ | » yorum bırak;

ÜÇ MESELE

Posted by Site - Yönetici Mayıs 17, 2007

 

ÜÇ MESELE

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri rh.a., hac için yola çıkıp Medine’ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer. Seyyid Muhammed Bâkır:
-Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der.
-Böyle bir şey yapmaktan Allah’a sığınırım efendim. Lütfen oturunuz. Rasulullah’a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der İmam-ı Azam. Seyyid Muhammed Bâkır’a yer gösterir. Her ikisi de yerini aldıktan sonra Ebu Hanife Hazretleri söze başlar:
-Üç mesele soracağım. Birincisi şu: Erkek mi daha güçsüz kadın mı?
-Kadın erkekten güçsüzdür.
-Mirasta adamın payı kaç, kadının kaçtır?
-Erkeğin mirastaki payı iki, kadının birdir.
-İşte bu ceddin Peygamber s.a.v.’in sözüdür. Eğer onun dinini değiştirmiş olsam, benim akıl ve kıyas yoluyla, kadın daha zayıf olduğu için ona iki pay, erkeğe bir pay düşer derdim.
Ebu Hanife Hazretleri tekrar sorar:
-Namaz mı daha üstün, oruç mu?
-Namaz oruçtan üstündür.
-İşte bu da deden Rasulullah’ın sözüdür. Eğer ceddinin dinini akıl ve kıyasla değiştirmiş olsaydım, âdet halindeki kadının kılamadığı namazları kaza et mesini, orucu kaza etmemesini emrederdim.
Ebu Hanife Hazretleri üçüncü soruyu sorar:
-Sidik mi daha pis, meni mi?
-Sidik meniden pistir.
-Eğer deden Peygamber s.a.v.’in dinini kıyasla değiştirmiş olsaydım, sidikten dolayı gusletmek gerektiğini ve meniden dolayı da sadece abdest almak gerektiğini söylerdim. Fakat akıl ve kıyasla bu dini değiştirmekten Allah’a sığınırım.

Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleri yerinden kalkar ve Ebu Hanife’yi kucaklar. Tebrik edip ona ikramda bulunur

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z iMAM-I AZAM, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İMAM-I AZAM, İSLAM, İSLAM ALİMLERİ | » yorum bırak;

iMAM-I AZAM

Posted by Site - Yönetici Mayıs 9, 2007

 

iMAM-I   AZAM
Hanefi mezhebinin en büyük imamı olan Ebu Hanife Hazretlerinin ismi Numandır. Lakabı İmam-ı Azam, künyesi Ebu Hanifedir. Ehli Sünnetin dört büyük fıkıh imanından birincisi olan İmam-ı Azam’m ataları Horosan ilinden Küfe’ye gelip yerleşmiştir.

Emevilerden Abdülmelik bin Mervan devrinde, Küfede doğan İmam-ı Azam hayatı boyunca bir çok olaylara şahit oldu. Hacac’ın yaşadığı Irak halkını haraca bağladığı günleri yaşadı. Ömer bin Abdülaziz’in adalet dolu devrini gördü. Emevilerin çöküp Abbasilerin kuruluşuna yetişti. Fakat kendini bu çalkantılara kaptırmadı. Hayatını ilme ve İslam’a hizmete verdi. Çağında okuyan ilimlerin hepsini tahsil etti. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim-i ezberledi. Küfe ve Basra alimlerinden Hadis-i Şerif dersleri aldı.

Babası, Küfe, basra ve Mekke arasında ticaretle meşgul olduğundan, O’da onunla beraber buralara gidip geliyor, muhtelif yerlerdeki alimlerle görüşüyor, onların ders­lerini dinliyordu.

Ashab-ı Kiram’dan dört zatı gördüğü için Tabiinden sayılan İmam-ı Azam, Hocasına çok sorular sorardı. Öğrenmenin anahtarı sormaktır, derdi. O, öğrenmek istediklerini daima sorardı. Bir defasında hocası ona:

“Beni Kuruttun, Ne varsa benden hepsini aldın” demişti.

Kırk yaşına kadar hep okuyan İmam-ı Azam, yetmiş yıllık ömrünün otuz yılım hocalığa ve fetva vermeğe hasretmiştir.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, H.Z iMAM-I AZAM, KİM KİMDİR, İMAM-I AZAM, İSLAM, İSLAM ALİMLERİ | 3 Yorum »

H.Z iMAM-I AZAM`IN MUCTEHIDLER ARASINDAKi MEVKii

Posted by Site - Yönetici Mayıs 7, 2007

 H.Z iMAM-I AZAM`IN MUCTEHIDLER  ARASINDAKi  MEVKii

Yazı kategorisi: DiNi KONULAR, H.Z iMAM-I AZAM | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers