GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘H.Z ALİ’ Kategorisi için Arşiv

Hazret-i Ali’nin Duâsı

Posted by Site - Yönetici Ocak 22, 2012

Hazret-i Ali’nin Duâsı

Hazret-i Hüseyin anlatır:
Recep ayıydı. Babamla beraber Kâ’be-i şerîfteydik. Kâ’bede ağlayıp, sızlayarak Allahü teâlâya duâ eden bir kimsenin sesini işittik. Babam, bu kimseyi çağırmamı söyledi. Hemen gidip o kimseyi buldum. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Fakat, sağ yanı felç olmuş, hareketsizdi. Kendimi tanıtıp, babamın kendisini beklediğini söyleyince hemen kalktı. Kendisine yardım ettim. Beraberce babamın yanına geldik. Babam:” Sen kimsin ve bu halin nedir?” diye sorunca adam şunları anlattı:
Ey mü’minlerin emiri, Allahü teâlâ tarafından cezaya çarptırılan kimsenin hali nasıl olur? İsmim Menazil bin Lahık’tır. Ben vaktimi oyun ve eğlence ile geçirdim. Hep nefsimin arzuları peşinde koşardım. Mübârek aylara hürmet etmez, mübârek aylarda ve gecelerde günah işlemeye devam ederdim. Salih bir babam vardı. Beni günahlardan vazgeçirmek için uğraşırdı. Yine bu kıymetli ayların birinde bana dedi ki:
- Allahü teâlânın azabı şiddetlidir. Bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç! Bu kötü işleri bırak! Zîrâ melekler ve bu aylar senden şikâyet ederler.
Nasîhata hiç tahammülüm olmadığı için, babamın üzerine yürüyüp onu dövdüm ve susturdum. Babam benim bu yaptığıma çok üzülmüştü. Bunun üzerine, yedi gün oruç tutup, Kâ’be-i muazzamaya gitti. Yanında ben de vardım. Burada şöyle duâ etti:” Ey Rabbim! Mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu mübârek ayda, bu mübârek yerde yapılan duâları reddetmezsin. Benim hakkımı oğlumdan al, oğlumun bir tarafını kurut!
Daha babam duâsını bitirmemişti ki, sağ tarafım felç olup, kurumuştu.
Baban bu halimi ,çok üzüldü, duâsının bu kadar çabuk kabûl edileceğini düşünememişti. Perişan halde beraber geri döndük. Ben yaptıklarımdan çok pişman olmuştum, fakat olan olmuştu. Babam da benim bu halimi gördükçe o da çok üzülüyordu.
Nihayet dayanamayıp, yine Kâ’be-i şerîfin huzurunda benim, iyileşmem, eski halime dönmem için duâ etmek niyyetiyle hayvana binip yola çıktı. Fakat, yolda hayvandan düşüp öldü. böylece artık iyileşme ümidim kalmadı. İşte bu halimle her gün gelip burada cenâb-ı Hakka yalvarıyorum. İnşaallah Rabbim, yine içinde bulunduğumuz şu mübârek aylar hürmetine duâmı kabûl eder de perişan halden kurtulurum.
Hazret-i Hüseyin sonrasını şöyle anlatır:
Babam, adamın bu halini görünce dayanamadı, bu kimseye bir duâyı öğretti. O kimse bu duâyı okudu. Şifâ bulup hastalık ve sakatlıktan kurtularak, ertesi gün bizim yanımıza hiçbir şeyi kalmamış olarak geldiğinde, sordum:
- Bu hale nasıl geldin?
- Akşam eve gittiğimde, babanızın öğrettiği duâyı okuyacaktım. O ara uykuya daldım. Rü’yâmda, bana bir ses “Allahü teâlâ sana yetişir. Sen öyle bir duâ öğrendin ki, bu ism-i a’zamdır. Onunla duâ olunduğunda kabûl olunur, onunla istediğin verilir.” dedi.
Sevinç içinde uyandım. O arada tekrar bir ağırlık bastı, yine uyudum. Bu defa rü’yâda Resûlullahı gördüm. Halimi kendilerine arzettim. İnci saçılan mübârek dilinden:
- Amcamın oğlu Ali’nin öğrettiği duâyı oku! Sana ism-i a’zamı öğretti. Onunla duâ kabûl olur, istenen şey verilir, buyurdu. Ben de:
- Yâ Resûlallah! Mübârek ağzınızdan da o duâyı dinlemeği arzu ederim, diye yalvardığımda bana o duâyı söyledi. Duâ şöyleydi:
Allahümme innî es’elüke yâ âlimel hafiyye, ve yâ men-is-semâu bikudretihi mebniyye, ve yâ men-il-erdu biizzetihi mudhıyye, ve yâ men-iş-şemsü vel-kameru binûri celâlihi müşrika ve mudıyye ve yâ mukbilen alâ külli nefsin mü’minetin zekiyye ve yâ müsekkine ra’b-el-hâifîne ve ehl-et-takıyye, yâ men havaicul-halki indehü makdıyye, yâ men necâ Yûsüfe min rıkk-il-ubûdiyye, yâ men leyse lehü bevvâbün yûnâdî velâ sâhibun yağşa ve lâ vezîrun yu’tî ve lâ gayruhu rabbün yud’a ve lâ yezdadu alâ kesretil-havaici illâ keremen ve cûden ve sallallahu alâ Muhammedin ve âlihi ve a’tini süâli inneke alâ külli şey’in kadîr.
Ben de onu okuyup hemen uyandım. Kendimi, yakalanmış bulunduğum hastalık ve sakatlıktan, felçli halden kurtulmuş halde buldum.
Hazret-i Ali buyurdu ki: “Bu duâya sımsıkı sarılın. Çünkü o Arş-ı a’zamın hazinelerinden bir hazinedir.”

(Gunyetüt-Tâlibîn)

Kaynak: 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Yazı kategorisi: 365 GÜN DUA, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DUALAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Posted by Site - Yönetici Eylül 3, 2010

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali’nin (kv) Şahadeti ve Vasiyeti -Hz. Ali’nin, Hz. Hasan’dan Sordukları

Eğitimin en önemli şekillerinden biri, soru cevap şeklinde sohbet etmektir. Hz. Ali (kerremellahu vechehu) zaman zaman çocukları ile sohbet eder, onlara sorular sorarak eğitirdi.

Kadı Ebu’l-Ferec’in de dediği gibi Hz. Hasan’ın babasına verdiği cevaplar oldukça hikmetli ve faydalıdır. Bu cevaplar onun ilim, anlayış ve kavrayışının çok yüksek olduğunu, hayatı ve insanları çok iyi tanıdığını, ilmi ile amel eden, nefsini terbiye etmiş müstesna bir şahsiyet olduğunu göstermektedir.

Hz. Ali (kv) mahdumlarından Hz. Hasan’a (radiyallahu anhu) sorar;

Ey oğlum! İstikamet nedir? Hz. Hasan:
Ey babacığım! İstikamet, kötülüğü iyilikle önlemektir.

Şeref nedir?
Halkını ve aşiretini eğitmek, bu sırada sana karşı yaptıkları hataları kaldırabilmektir.
Başka nedir?
Kardeşlerin ile anlaşmak, komşularını korumaktır.

Mürüvvet nedir?
Kişinin iffetli olması ve hatalarını sürekli düzeltmesidir.

Dikkat nedir?
Sıradan işleri dahi önemsemek, basit de olsa kötülükten uzak durmaktır.

Islah nedir?
Öncelikle kişinin kendini kötülüklerden koruması, sonra yakınlarının iyi olması için gayret göstermektir.

Semahat nedir?
Kolay ve zor zamanlarda adaletten ayrılmamaktır.

Cimrilik nedir?
Elindekini şeref vesilesi, infak ettiğini kayıp ve zayi saymandır.

Kardeşlik nedir?
Zor ve rahat zamanlarda vefalı olmaktır.

Korkaklık nedir?
Dostuna karşı cüretli, düşmanına karşı çekingen olmaktır.

Ganimet nedir?
Takvaya yönelmek, dünyaya meyletmemek peşinde koşulması gereken ganimettir.

Hilm nedir?
Nefsine hâkim olup kızgınlığı yenmektir.

Zenginlik nedir?
Az dahi olsa, Allah’ın taksimine razı olmak. Asıl zenginlik müstağni olmaktır.

Fakirlik nedir?
Her şeye heveslenmek, istemektir.

Menfaat nedir?
Çok cesaretli olup insanların en güçlüsünü yenmektir.

Zillet nedir?
Saldırı anında korkmaktır.

Cesaret nedir?
Akranları ile mücadele edebilmektir.

Külfet nedir?
Kendini ilgilendirmeyen şeyler hakkında konuşmaktır.

Mecd nedir?
İhtiyacı olduğu zaman verebilmek, kendine karşı yapılan suçları affetmektir.

Akıl nedir?
Kalbi korunması istenen her şeyden korumaktır.

Ahmaklık nedir?
Liderini, yöneticini ziyaret edip ona karşı sesini yükseltmektir.

Övgü nedir?
Güzel şeyleri yapıp, kötü şeylerden sakınmaktır.

Güven nedir?
Sürekli hilim, yakınlarına şefkat, insanların suizan edeceği şeylerden kaçınmaktır.

Sefahat nedir?
Dünyaya dalmak, kötülüğe sürükleyen kişilerle arkadaşlık etmektir.

Gaflet nedir?
Camileri terk edip fesatçı insanlara itaat etmektir.

Mahrumiyet nedir?
Sana arz edilen nasibini almamaktır.

Aciz kimdir?
Aciz, sürekli sakalı ile oynayan ve yerlere çokça tükürendir.

Güzellik nedir?
— Ahlak güzelliğidir.

— İman ile yakin arasında ne kadar mesafe vardır.
— Dört parmak ara vardır.
— Nasıl?

İman kulağının duyduğu, kalbinin tasdik ettiği her şeydir. Yakin ise gözünün gördüğü ve kalbin kabul edip mutmain olduğu şeylerdir. Göz ile kulak arasında ise yalnızca dört parmak vardır. (1)

Hz. Hasan Efendimizin verdiği cevaplar, ahirzamanın kirli felsefi görüşleri karşısında; değer yargıları bozulmuş, paradigmaları bozulmuş bazı Müslüman kardeşlerimizin aklını ve kalbini aydınlatıcı ve arındırıcı niteliktedir.
Kavramların düzgün anlaşılmadığı hiçbir hayat nizamı insanı kurtuluşa götüremez. Belki insanı doğruyu yanlış anlamaya götürdüğü için helak eder. Bu sebepten Müslümanlar Hz. Hasan’ın Hz. Ali’ye verdiği ve “neyin ne olduğunu” açık ve kesin anlamlarla ortaya koyduğu cevapları tekrar tekrar okunmalı ve en iyi şekilde anlaşılmalıdır.

Hz. Ali’nin Vasiyeti

Şehit olacağını anlayan Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yanına çağırarak onlara vasiyet etti:
Size Allah’a karşı takva sahibi olmanızı tavsiye ediyorum. O size yönelse dahi siz dünyaya yönelmeyin. Kaybettiğiniz hiç bir şeye ağlamayın. Her zaman hakkı ve hakikati söyleyin. Yetime merhamet edin. Yardım isteyenin yardımına koşun. Ahiret için hazırlanın zalimin hasmı mazlumun yardımcısı olun. Kınayanın kınamasından çekinmeden kitap ve sünnete göre amel edin.

Muhammed b. Hanif’e bakan Hz. Ali:
Onlara söylediklerimi aklında tuttun mu? Diye sordu. O:
Evet, dedi. Hz. Ali:
Onlara tavsiye ettiğim şeyleri sana da tavsiye ediyorum. Kardeşlerine saygıda kusur etme. Üzerindeki haklarını yerine getirmeye özen göster, emirlerini yerine getir. Onlardan habersiz bir iş yapmaya kalkışma!

Cehenneme Nispetle Her Bela Afiyettir

Sonra Hz. Hasan’a döndü.
Ey oğlum! Sana takvayı, namazı vaktinde kılmanı, zekâtını yerine ulaştırmanı, abdesti güzel bir şekilde almanı tavsiye ediyorum. Abdestsiz namaz olmadığı gibi zekâtı engelleyenin namazı da kabul edilmez. Kızgınlığını yenip sana karşı yapılan haksızlıkları bağışlamayı, sıla-i rahmi, cahilce hareket yapanlara karşı yumuşak davranmayı, dinde anlayışlı olmayı, kararında sebatı, Kur’ân’ı rehber etmeyi, güzel komşuluğu, kötülüklerden sakınmayı, iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı tavsiye ediyorum.” (2)

Ey oğlum! Sana gizli ve açık her yerde takvaya riayet etmeyi, kızdığın veya razı olduğun zamanlarda hakkı söylemeyi, zengin ve fakirlikte tutumlu olmayı, dost ve düşmana karşı adil olmayı, canlı (yani dinçken) ya da üzerine tembellik çöktüğünde amel etmeyi, sıkıntı ve geniş anında Allah’tan razı olmanı tavsiye ediyorum.

Ey oğlum! Cennete gitmemekten daha büyük şer, cehennemden kurtulmaktan daha büyük hayır yoktur. Cennetin dışındaki her nimet onun yanında çok küçüktür. Cehenneme nispetle her bela afiyet sayılır.

Ey oğlum! Nefsinin ayıbını gören kişi başkasının ayıpları ile uğraşamaz. Allah’ın taksim ettiğine razı olan, kaçırdıkları şeylerden dolayı hüzünlenmez. Haksız olarak kılıç sıyıran kişi aynı kılıçla öldürülür. Kardeşine kuyu kazan, kendi kazdığı kuyuya düşer. Kardeşinin sırlarını çıkaran kişinin ayıpları ortaya saçılır. Başkası ile alay eden, aynı konuda hafife alınır. Kendi hatalarını unutan başkalarının hatalarını büyük görmeye başlar. Görüşünü beğenen sapar, kibirlenen zelil olur. Kötülük yapılan mekânlarda bulunan ithama maruz kalır. Aklını öne çıkarıp başkasını dinlemeyenin ayağı kayar. Âlimlerle oturanlar saygınlık kazanır. Kişi ne ile fazlaca meşgul olursa onunla tanınır. Çok konuşan çok hata yapar, hatası fazlalaşanın hayâsı azalır. Hayâsı azalanın sakınması azalır. Sakınması azalanın kalbi ölür. Kalbi ölen cehenneme girer.”

İşleri Allah İçin Olana Müjdeler Olsun!

Ey oğlum! Edep en hayırlı mirastır. Güzel ahlak en iyi dosttur. Ey oğlum! İnsanı kurtuluşa götüren yol on kısma ayrılır. Bunlardan dokuzu (Allah’ı anmak hariç) susmak, biri sefih insanların meclisinden uzak durmaktır.

Ey oğlum! Fakirliğin süsü sabır, zenginliğinki şükürdür. Ey oğlum! İslam’dan daha yüce bir şeref, takvadan daha aziz bir değer, verâdan daha sağlam sığınak, tövbeden daha iyi şefaatçi, afiyetten daha güzel elbise yoktur. Hırs yorgunluğun anahtarıdır. İş yapmaya başlamadan önce gerekli tedbirleri almakta acele etmek pişmanlıktan kurtarır. İnsanlara düşman olarak ahirete hazırlanmak ne kötü azıktır. Öğrenmesi, ameli, sevgisi, kızması, alması, bırakması, konuşması, susması, işi ve sözü Allah için olana müjdeler olsun!” (3)

Hz. Ali, (kerremellahu vechehu) Ramazan’ın yirmi birinci günü şehit edilince, Hz. Hasan halka bir konuşma yaptı. Babasının yaşamından örnekler vererek faziletlerinden bahsettikten sonra:
O Kur’ân’ın indiği, Hz. İsa’nın Rabbine yürüdüğü, Hz. Musa’nın vefat ettiği gün öldürüldü. Allah ona salât ve selam etsin!” (4)

Hz. Hasan’ın oğlu Ali anlatıyor: “Babam, babası Hz. Ali öldürülünce halka bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ve sena Resulüne salât ve selam yaptıktan sonra şöyle dedi: “Bu gece, önceki insanların fazilette kendisini geçemediği, sonrakilerin faziletine kavuşamayacağı bir insan vefat etti. Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem) ona sancağı verdiğinde sağına Cebrail (aleyhisselam), solunda Mikail (aleyhisselam) geçer, onlarla birlikte savaşır, zafer kazanmadan dönmezdi.

Ehl-i Beyt’i Sevmek Farzdır

Vefatından sonra geriye bıraktığı altın ve gümüş paranın tamamı ailesi için almayı düşündüğü hizmetli için ayırdığı 700 dirhemdir.

Ey İnsanlar! Beni tanıyan tanır. Tanımayan bilsin ki ben Hz. Ali’nin oğlu, Peygamberin, müjdeci ve uyarıcı, insanları Allah’ın izniyle Allah’a çağıran, parıldayan ışığın torunuyum. Ben Cebrail (aleyhisselam)’ın hanesine inen Ehl-i Beyt’ten biriyim. Ben Allah’ın kendilerinden kötülükleri gidererek tertemiz yaptığı Ehl-i Beyt’tenim. Ben Allah’ın her Müslüman’a sevmeyi farz kıldığı Ehl-i Beyt’tenim.

Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamberine şöyle buyurdu: ‘…De ki: ‘Ben buna karşılık sizden yakınlık sevgisi dışında hiçbir karşılık istemiyorum. Kim bir iyilik yaparsa onun sevabını fazlası ile veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.’ buyurmaktadır. (Şûrâ, 42/23.)

Ayette geçen iyilik yapmaktan maksat, bizim yani Ehl-i Beyt’in sevgisidir. Kim bizi severse yaptığı iyiliklerin sevabı kat kat artar.” Konuşması bittiğinde, gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslatmıştı. Onu dinleyen herkes ağlıyordu.(5) n

Notlar: 1-Mizzî, Tehzibü’l-Kemal, 1248; İbn Manzûr, Muhtasar, 7/30, 31; İbn Kesîr, el-Bidaye ve’n-Nihaye, 11/202. 2-Taberî, Tarih, 6/62. 3-Ahmed b. Hanbel, Fedâilü’s-Sahabe, 2/560. 4-Hâkim, Müstedrek, 4688. 5-Hâkim, Müstedrek, 4802; Şâmî, Sübülü’l-Hüdâ, 11/67

ABDULLAH KARA-DR. ELİF HİLAL KARA

Gülistan dergisi

102. Sayı
Haziran 2009

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | 4 Yorum »

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Posted by Site - Yönetici Ağustos 25, 2010

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Peygamberimizin Hz. Aliye Evlilik öğüdü !

Özellikle yeni evlenen ve evli olanların bu hadisi şerifleri hıfz (ezber) etmeleri kendilerini birçok sıkıntıdan kurtarıp dünya ve ahıret saadetine nail olmalarına vesile olacaktır.

Hazret-i Fâtıma-tüz-zehrâyı “radıyallahü teâlâ anhâ” hazret-i Alîye “radıyallahü teâlâ anh” tezvîc (nikah) etdiklerinde buyurdukları vasıyyetleri beyânındadır.

Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder.
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdular ki:

* Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdüğün zemân çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri senin evinden yetmiş dürlü fakîrliği dışarı çıkarır. Yetmiş dürlü bereketi evine dâhil eder. Yetmiş rahmeti sana nâzil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin delilikden ve diğer hastalıklardan emîn olur.

* Yâ Alî! Gelini ilk hafta yoğurt yimekden ayran yimekden sirke ve ekşi yimekden men’ et! Hazret-i Alîkerremallahü vecheh” “Yâ Resûlallah! neden ötürü bu şeyleri vermemem gerekdirdiye sordu. Buyurdu ki: (Ondan dolayı ki turşu ve yoğurt ve ayran rahmde evlâd olmasına mâni’ olur. Evde bir hasır olması doğurmayan kadından iyidir.) Hazret-i Alî dedi ki: Yâ Resûlallah! Sirkenin illeti nedir. Buyurdu ki: (Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur ve temizliği uzar. Keşenç yimek hayzı karında habs eder. Eğer Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretleri bir evlâd verirse doğumu zor olur. Ammâ ekşi elmâ yimek hayz kanını keser. Onun ardından başka hastalık zuhûr eder.)
Sonra Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdu ki:

* Yâ Alî ayın evvelinde ortasında ve sonunda ehline yakın olma ki o hanımda ve o evlâdda cüzzam ve dîvânelik (delilik) ve pislik olmasından korkulur.

* Yâ Alî! Ehline asr (ikindi) nemâzından sonra yakın olma. Eğer Allahü tebâreke ve teâlâ bir evlâd nasîb ederse ahvel (şaşı) olur ve şeytân şaşı evlâda sevinir.

* Yâ Alî! Ehline yakınlık (cima) etdiğin vakit çok konuşma ki eğer bir evlâd olursa yiyici olur. Avret yerine bakma. Sohbet (cima) esnâsında gözünü yumma. Evlâda körlük getirir.

* Yâ Alî! Kendi ehline bir başka kadının şehveti ile yakın olma ki eğer bir evlâd olur ise muhannes (kadına benzeyen erkek) olur. Kadınlara benzemeye çalışır.

* Yâ Alî! Cünüb olduğun zemân kat’i olarak Kur’ân-ı azîm-üş-şânı okumayasın ki korkulur ki gökden bir ateş inip seni yakar. Cünüb hâlde sohbet (cima) etme. Senin bir su kabın ehlinin bir su kabı olsun. Ayrı ayrı su kapları ile temizleniniz. Eğer bir su kabından ikiniz yıkansanız şehvet şehvet üzerine düşer (tekrar cima ederseniz). Aranıza düşmanlık düşer. Korkulur ki talâk ve iftirâka müncer olur. 

* Yâ Alî! ikiniz de ayakda iken sohbet (cima) etmeyiniz eşekler böyle yapar. Eğer çocuk olur ise döşeğe bevl (idrar) eder.

* Yâ Alî! Ehlinle bayram geceleri buluşma! Eğer çocuk olur ise altı parmağı veyâ dört parmağı olur.

* Yâ Alî! Ehlinle meyve ağacı altında buluşma ki eğer çocuk olur ise kâtil olur kan dökücü olur. Halka zulm eder.

* Yâ Alî! Ay ışığında (Açık havada ay ışığının altında) ehline yakın olma. Meğer bir yerde örtünülmüş olasın. Eğer bir çocuk olursa fakîrlikden ömür boyu kurtulamaz.

* Yâ Alî! Ezân ile ikâmet arasında ehline yakın olma ki eğer bir çocuğunuz olur ise kan dökmeğe hevesli olur.

* Yâ Alî! Hanımın hâmile olduğu zemân abdestsiz ona yakın olma. Eğer çocuk olursa kör gönüllü ve bahîl (cimri) elli olur.

* Yâ Alî! Şa’bânın ortasında Berât gecesi ehline yakın olma eğer aranızda bir çocuk olursa derisinde tüylerinde ve yüzünde kötü nişânlar olur.

* Yâ Alî! Hanımına bacısının (baldızının) şehvetiyle yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa hırsız olur ve halkın felâketi onun eli ile olur.

* Yâ Alî! Ehline etrâfında dıvâr olmıyan damda yakın olma ki eğer aranızda bir çocuk olursa münâfık ve mürâi mübtedî’ (bid’at sâhibi) ve kumarbâz olur.

* Yâ Alî! Sefere çıkacağın gece ehline yakın olma ki eğer bir çocuk olursa malını harâm yerlere harc edici olur. Sonra meâl-i şerîfi “Malını saçıp dağıtanlar şeytânın kardeşleridir” âyet-i kerîmesini okudular.
(İsrâ sûresi 27.ci âyet-i kerîmesi.)

* Yâ Alî! Üç günlük seferden geldiğin gecesi ehline yakınlık etme. Bir çocuk olursa zâlim olur.

* Yâ Alî! Pazartesi gecesi ehline yakınlık edersen aranızda bir çocuk olursa hâfız-ı Kur’ân olur. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin kısmetine râzı olur.

* Yâ Alî! Salı gecesi ehline yakınlık edersen çocuk hâsıl olursa mü’min olur ve iyi huylu olur. Rahîm gönüllü (yumuşak kalbli) cömert elli yalandan bühtândan ve gıybetden temizlenmiş dilli olur.

* Yâ Alî! Perşembe gecesi ehline yakınlık et ki eğer çocuk olur ise hikmeti çok hakîm olur. Ve ilmi çok âlim olur ki ilmi ile âmil olur. Perşembe günü öğleden evvel ehline yaklaşsan eğer aranızda bir çocuk olursa aslâ şeytân ona ölene kadar yaklaşamaz. Dünyâda ve âhıretde selâmetde olur. Eğer Cum’a gecesi ehline yakınlık edersen bir çocuk olur ise Kâri-i Kur’ân olur. Veyâ hatib olur. Veyâ Vâiz olur. Eğer Cum’a günü hanımına yakınlık edersen bir çocuk olursa âlim olur. Dindârlığı ile ma’rûf ve meşhûr olur. Eğer Cum’a gecesi îşâ (yatsı) nemâzından bir sâat sonra ehline yakınlık edersen eğer bir çocuk olursa ebdallar (velîler) cümlesinden olur.

* Yâ Alî! Ehline gecenin evvel sâatinde (başında) yakınlık etme ki eğer bir çocuk olursa câdı ve kâhin olur. Dünyâyı âhıret üzerine tercîh eder.

* Yâ Alî! Benim vasıyyetlerimi ezberle ki Allahü teâlânın izni ile sana fâide versin.

Kaynak :  (Menakıb-ı Çihar-ı Yari Güzin)

..

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EVLİLİK, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, HADİS, KADIN & BAYANLAR İÇİN, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ, İSLAMA GÖRE CİNSEL HAYAT | 6 Yorum »

Nübüvvet Ağacının Meyveleri

Posted by Site - Yönetici Şubat 10, 2009

Mekke

Mekke

Nübüvvet Ağacının Meyveleri 

Birgün Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), Hz. Aliye (r.a.) sorar:

“- Yâ Ali! Allah Teâlâ’yı seviyor musun?”

“- Evet yâ Rasûlallah.”

“- O’nun Rasûl’ünü de seviyor musun?”

“- Evet yâ Rasûlallah!”

“- Kızım Fâtıma’yı da seviyor musun?”

“- Evet yâ Rasûlallah!”

“- Peki ya Hasan ve Hüseyin’i seviyor musun?”

“- Evet yâ Rasûlallah!”

Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.):

“- Yâ Ali! Gönül bir tane, sevgi ise dört… Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?” buyuruyor.

Hz. Ali (radıyallâhu anh) bu suâle bir türlü cevap veremez. 

Düşünceli bir halde evine döner. 

Hz. Fâtıma (radıyallâhu anha), Hz. Ali’yi durgun ve düşünceli görünce meraklanır. Ne olduğunu öğrenebilmek için şefkatle:

“- Sizi durgun görüyorum; üzücü bir şey mi oldu? diye söze girer ve; Eğer üzüldüğünüz şey, dünya ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Âhiret ile ilgili bir husus ise, nedir sizi üzen?” der.

Hz. Ali (radıyallâhu anh) başından geçenleri anlatır. Hz. Fâtıma (radıyallâhu anha), durumu öğrenince gülümser ve;

“- Haydi babamın yanına var ve bu suâli şöyle cevaplandır.” diyerek bâzı açıklamalarda bulunur. Hz. Ali’nin gönlü bu izahlardan hoşnut ve tatmin olur ve hemen Efendimizin (s.a.v.) huzuruna varır:

“- Yâ Rasûlallah! der, insanın sağı-solu, önü-arkası, üstü-altı (cihat-ı sitte: altı yön) diye yönleri vardır. Kalbin de böyle (farklı cihetleri vardır) Ben Allah’ı aklım ve imânımla, Siz’i ruhum ve imânımla, Fatıma’yı insânî nefsimle, Hasan ve Hüseyin’i de babalığın tabiî îcâbı ile seviyorum.” der.

İki Cihan Güneşi Efendimiz (s.a.v.) bu cevap karşısında tebessüm eder ve:

“- Yâ Ali! Bu sözler ancak nübüvvet ağacının dalından alınmış meyvelerdir.” buyurur. 

***

Görüldüğü üzere temelinde Allah rızâsı bulunan bütün muhabbetler makbul, O’nun râzı olmadığı sevgiler ise, kalbin/bâtının mânevî illetleridir.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, H.Z FATIMA, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

RESULULLAH`IN ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU

Posted by Site - Yönetici Mayıs 11, 2008

RESULULLAH`IN ( S.A.V.) HZ. Ali`YE ( K.V .) MEKTUBU

Abdullah bin Abbas ( r.a.) diyor ki : Peygamber efendimiz ahirete irtihal ettikten sonar, Resulullah`in Hz Ali ( k.v.)`ye hitaben yazdigi bir mektuptan ettigim istifadeyi ve aldigim dersi hicbir seyden elde etmedim.

O mektupta Resul-i Ekrem Efendimiz buyurdu ki :

”…. Ey Ali ! insan, ulasamadigi ve elde edemedigi bir seyden dolayi uzulur, Øyle ise dunyada nail oldugun bir sey icin sevincli ; kaybettigin bir sey icin de kederli olma. Sakin amelsiz saadet bekleyenlerden ve uzun emel zincirine baglanip da tevbeyi bugune ve yarina tehir edenlerden olma, Bu nasihat sana kafidir.”

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | » yorum bırak;

Nasihat H.z Ali (k.v) den.

Posted by Site - Yönetici Nisan 27, 2008

NASiHAT H.Z Ali`DEN ( K.V )

H.z Ali (k.v) buyurdu ki :

” Size bes sey øgretecegim, dikkat edin,ezberleyip aklinizdan cikarmayin . Onlari gemilere binip uzun seferlere,uzak memleketlere gitseniz bile benden baska ehlini bulup øgrenemezsiniz :

1- Kimse Allah`tan baskasindan bir sey umit etmesin.

2- Kimse gunahindan baska bir seyden korkmasin.

3- Alim, bilmedigi seyi øgrenmekten omuz silkmesin, kacmasin.

4- Sizden birinize bilmedigi bir seyden sorulursa, bilmiyorum desin.

5- Beden icin bas ne ise,iman icin de sabir odur.

 

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DÜŞÜNDÜREN SÖZLER, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GÜZEL SÖZLER, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | 1 Yorum »

HZ. ALİ’DEN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLER

Posted by Site - Yönetici Nisan 22, 2008

HZ. ALİ’DEN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLER

• Câhil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden tam olarak çıkamadığı bir meselede, “En iyisini Allah bilir” demekten sıkılmasın.

• Hevây u hevese uymak, insanı hak yoldan alır. Uzun emelli olmak ise, âhireti unutturur.

• Gerçek fakih ve âlim odur ki;

– İnsanlara Allah’ın rahmetinden ümit kestirmez, azâbından emin kılmaz.

– Allâh’a isyan yolunda tâviz vermez.

– Kur’ân’a karşı rağbeti bıraktırıp başka şeylere götürmez.

• Kalpler, içi boş kaplara benzer. Hayırlı olan, hayırla dolu olandır.

• Takvâ, hataya devamı bırakmak, amellere güvenip aldanmamaktır.

• Elinde bolca dünyalık varsa, onunla ferahlanma! Ondan kaybettiğin olursa, hüzne boğulma! Bütün gayretini ölümden sonrası için harca…

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | 2 Yorum »

Kıtlık, zulüm ve hıyanet!

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2008

Kıtlık, zulüm ve hıyanet!

Hazret-i Ali radıyallâ anh rivâyet ediyor. Resûlüllah sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

İnsanlar, fakirlere husûmet edip (onları hasım yani düşman gibi görüp ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyerek, kendi) dünya(ları)nın i’mârına daldıkları… Ve köpeğin ete saldırdığı gibi paraya hücûm ettikleri vakit, Allah Teâlâ onları şu dört belâya dûçar eder:

1. Zamanda kıtlık,

2. Sultanda zulüm,

3. Vâli ve hâkimlerde hıyânet,

4. Düşmanda heybet ve azamet.” (1)

Yani zenginler ihtiyaç sahiplerine yardım edecekleri, dertleriyle alâkadar olup yaralarına merhem olmaya çalışacakları yerde; bilakis fakirleri kendileri için birer ayak bağı kabul ederek onlara düşmanca tavır aldıkları…

Varlıklarını zevk ve safâları için harcadıkları…

Ve köpeğin ete hücum ettiği gibi paraya-pula, mala-mülke-servete hücum ettikleri zaman, Cenâb-ı Hak o cemiyete/topluma/millete, hadîs-i şerifte zikri geçen bu belâ ve musîbetleri veriyor…

Ve böylece;

Bir şey yapmak istediklerinde vakit bulamamaktan, zaman yokluğundan kısacası vakit fukaralığından şikâyet etmeye başlıyorlar.

İdarecilerin ticarî-mâlî, idârî-ictimâî ve sâir her türlü ezâ-cefa-zulüm ve haksızlıklarına mâruz kalıyorlar.

Hüküm sahipleri, maddî veya mânevî olarak bağlı kalmaları gereken esaslara uymuyor, adalete-hukûka riâyet etmiyorlar. Bilakis bu düsturları hiçe sayıp insanların zararına olacak şekilde kararlar alıyor, hâinlik ediyorlar.

Nihâyet bu cemiyetin mensupları, yani Allâhın kendilerine ihsân ettiğini O”nun yolunda harcamayıp keyiflerince lüks ve israf içinde yüzmeye devam edenler, düşmanlarını da kendilerinden büyük ve kuvvetli görüp korkmaya, üstün ve ileri görüp onlara karşı hayranlık duyma illetine maruz kalırlar.

Bu hayranlığın neticesi olarak da taklit illeti baş gösterir. Mukallidin hakkı ise muhâtabından saygı görmek değil, sadece alay edilmektir.

Bütün dünya onlarla alay eder, hatta
Cenâb-ı Hak da… Ama onlar bunun farkında değillerdir. Nitekim Kur’ân-ı Kerimde buyurulmuştur ki:

“(Hakikatte)
Allah onlarla alay eder ve kendilerini azgınlık ve taşkınlıkları içinde bocalar bir halde bırakır. İşte bunlar, doğruluk yerine sapkınlığı satın almışlardır. Ama ticaretleri kâr etmemiş, doğru yolu da bulamamışlardır.” (2)

Bilgicagi.net

DİPNOTLAR
(1) İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Terc. A. Serdaroğlu) Bedir Yayınevi, İstanbul, 4/367
(2) Bakara sûresi, 2/15-16)

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

ibretlik søzler H.z Ali ( R.A )

Posted by Site - Yönetici Nisan 5, 2008

Hz. Ali (R.A.) Buyurdu ki:

- Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.

- İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennet’e girmesinden daha hayırlıdır.

- Kul, ümidini yalnız Rabbi’ne bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır.

- Cahil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.

- Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alı koyar. ikincisi ise ahireti unutturur.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DÜŞÜNDÜREN SÖZLER, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GÜZEL SÖZLER, GENEL, H.Z ALİ, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | 1 Yorum »

Hz.Ömer´in Hz.Ali´ye üc Suali

Posted by Site - Yönetici Mart 16, 2008

Hz.Ömer´in Hz.Ali´ye üc Suali

Abdullah bin Ömer r.a. anlatiyor

´´Bir gün babam Ömer r.a.,Ali bin Ebu Talib r.a.´a
-Eba Hasan,bazan sen burada oluyorsun biz olmuyoruz,bazan da biz bulunuyoruz sen bulunmuyorsun.
Zihnime takilan üç mes´ele var,bunlari sana sormak istiyorum.
Acaba o hususlarda bir bilgin varmi? diye sordu

-Nedir onlar?

-Birisi var bir adami seviyor,fakat muhabbet duydugu bu adamdan hiç bir iyilik görmüş degil.
Diger taraftan biriside var bir adama kiziyor ,lakin kizdigi bu adamdan da hic kötülük görmemiştir!
Bu duruma ne dersin? diye sordu.

Hz.Ali :
-Evet bu konuda malumatim var.
Rasulullah Efendimiz
´´Ruhlar ,Alemi ervahta toplu halde bulunan askerlerdir,birbirleriyle karşilasip tanişirlar.
Orada birbirleriye tanişip kaynaşanlar burada uyuşurlar,orada birbirlerine yabanci kalanlar da burada uyuşamazlar,´´ buyurmuştu,dedi.

Ömer r.a.
-Diger bir mesele :
´´Adam var, bir meseleyi hatirlayip tam anlatirken bakarsin unutuveriyor,bunun sebebi nedir?´´

Ali r.a.
-Rasulullahtan dinlemistim ,söyle buyurmuştu
´´Her kalbin üzerinde ayi gölgeleyen bulut gibi bir bulut vardir.
Ay aydinlikken bakarsin önüne bir bulut geçer,ayin aydinligini karartiverir,bulut zail olunca da etrafa yine ziya saçar.
Bunun gibi adam bir mes´eleden bahs ederken o bulut kalbine çöker, bildiklerini unutuverir,o bulut açilincada mes´eleyi hatirlar.´´

Ömer r.a.
-Ücüncü mes´ele :
´´Insan rüya görüyor,bunlarin bir kismi dogru,bir kismi yalan çikiyor.
Bu hususta bir bilgin varmi?´´.

Ali r.a.
-Evet var.Rasulullah´dan dinlemiştim şöyle buyurmuştu::
´´Erkek ve Kadin her insan derin bir uykuya gectiginde muhakkak ruhu arsa yükselir.
Arsta uyanan ruhun gördügü rüya,rüyayi sadikadir.
Arsa varmadan uyanan ruhun gördügü rüya ise yalanci rüyadir´.´´

Hayatüssahabe cild 3s ahife 480


Allah bizleri Ashab-i kramin sefeatlarine mazhar eylesin.

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, H.Z ALİ, H.Z ÖMER, SORU ve CEVAPLAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers