Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Genel’ Category

Cennetül Baki ve Cennetül Mualla

Posted by Site - Yönetici Nisan 8, 2014

Cennetül Baki ve Cennetül Mualla

CENNETÜL BAKİ

Medinei münevverede Peygamber Mescidinde Sevgili Peygamberimizin, Hz Ebubekir’in ve Hz. Ömer’in mübarek kabirleri ziyaret edildikten sonra mescidin Baki Kapısı’ndan çıkılır ve edep üzere Cennet’ül Baki ziyaret edilir.

Cennet’ül Baki, 10.000 civarında sahabenin defnedildiği mübarek topraklar.

İslam’ın 3. Halifesi Hz. Osman, Peygamberimizin amcası Hz. Abbas, cennet ile müjdelenen 10 sahabiden biri olan Abdurrahman bin Avf, Müslümanlığı seçen yedinci kişi olan Sa’d bin Ebi Vakkas,(rıdvanüllahi aleyhim ecmein) Maliki mezhebinin kurucusuİmam Malik Hazretleri, Peygamberimizin süt annesi Halime, halası Safiye, başta Hz. Ayşe validemiz olmak üzere Peygamberimizin zevceleri ve kızları, Peygamberimizin torunu ve Hz Ali’nin oğlu Hz. Hasan ve daha niceleri burada bulunmaktadır.

Osmanlılar döneminde Cennetül Baki’de, Peygamberimizin yakınları ve diğer sahabeler için türbeler yapılmış gayet güzel ruhani bir görüntüsü vardı. Cennet’ül Baki’nin 1900′ lü yıllarda çekilmiş resimlerinde bu türbeleri ve kubbeleri görüyoruz. Daha sonra Suud yönetimi diğer mübarek yerlerde olduğu gibi burada da kubbeleri, türbeleri yıkmış ve bugünkü haline getirmiştir.

CENNETÜL MUALLA

İslamiyetten önceki dönemlerdede Mekke’nin mezarlığı olan Cennetül Mualla, Kabe-İ Şerife tahmini 2 km mesafede olup Cin Mescidi’nin yanındadır.

Cennetül Mualla’da Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalip, Amcası Ebu Talip, Zevceleri Hz. Hatice Validemiz, oğulları Kasım, Abdullah ve Sahabiden Abdullah b. Zübeyir hazeratının kabirleri yer almaktadır.

Osmanlı Devleti zamanında bu mübarek kabirler kubbeli türbeler şeklinde yapılmış iken Suud Yönetimi zamanında bunların hepsi yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir. Günümüzde Mekke’de vefat eden tüm müslümanlar (Mekke’de Hac ve Ümre için bulunan müslümanlar dahil olmak üzere) Cennetül Mualla’ya defnedilmektedir.

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

ASRI SAADETTEKİ DAĞLAR VE MAĞARALAR

Posted by Site - Yönetici Nisan 7, 2014

ASRI SAADETTEKİ DAĞLAR VE MAĞARALAR

Arafat Tepesi(Dağı)

Mekke’nin doğusunda yirmi km uzaklıkta bulunan yaklaşık yetmiş metre yükseklikte bir tepedir. Arafât Tepesine “Cebeli-Rahme” yani Rahmet Dağı da denir.

Hz. Âdem (a.s.) ile eşi Hz. Havva Cennet’ten çıkarıldıktan sonra yeryüzünde farklı yerlere indirilmiş, bir müddet ayrı yaşadıktan sonra nihayet yeryüzünde ilk kez Arafat Dağı’nda buluşmuşlar ve affedilmeleri için burada haz.Allah’a yakarışta bulunmuşlardır.

Yeryüzünde Müslümanların büyük buluşma yeri olan Arafat, aynı zamanda Hac ibadetinin rükünlerinden biri olan Vakfe’nin yapıldığı yer olmasından dolayı büyük bir önem taşımaktadır.

Arafat, kelime olarak bilme, anlama tanıma manalarına gelir. Allah Resulü’ne Hac nedir diye sorduklarında ‘’Hac Arafattır’’ buyurmuştur.

Hac Arafat’tır, arif olmaktır, marifete ermektir ve yeniden dirilmektir.

Dirilişi, mahşeri, mahkemeyi kübra öncesi bekleyişi, ölmeden önce ölmeyi, hesaba çekilmeden önce muhasebe yapmayı bilmektir.

Arefe günü Arafat’ta bulunmak tövbe kapısında bulunmaktır ve her Müslüman için en büyük nasiplerden biridir.

Arafat’da arefe günü yapılan dua ve ibadetler geri çevrilmez. Müslümanlar burada bütün samimiyeti ile haz.Allah’a yönelir, el açıp yalvarır ve günahlarını hatırlayarak göz yaşları içinde tövbe eder ve yeniden doğmuş gibi günahlarından arınma fırsatını yakalarlar.

Vakfe, duruş bekleyiş demektir. Arafat Vakfesi, kıyamette haz.Allah’ın huzurunda bekleyişin ve duruşmanın bir provasıdır.

Allah Resulü, meşhur Veda Hutbesini de Arafat’ta okumuştur. İnsan Hakları beyannamesi niteliğinde olan Veda Hutbesi ile Müslümanların duruşunu deklere etmiştir.

Sevr Dağı ve Mağarası

Sevr Dağı ve aynı adla anılan Sevr mağarası Hz. Muhammed (s.a.s)’in Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında Hz. Ebu Bekir ile birlikte istirahat ettikleri ve üç gün süreyle kaldıkları mağaradır.

Sevr dağı, Mekke’nin güney tarafında ve 5 km. uzaklıktadır

Hz. Peygamber ve Müslümanlar, müşriklerin bitmez tükenmez baskıları üzerine Medine’ye Hicret etmeye karar vermişlerdi.

Allah Resulü ve yol arkadaşı Hz. Ebubekir birlikte istirahat etmek ve Medine’ye ulaşmak üzere Mekke’den Sevr dağına doğru yola çıktılar.

Burada Peygamber efendimizin bir strateji izlediği görülmektedir. Bilindiği üzere Medine, Mekke’nin kuzeyinde yer almasına karşın müşrikleri şaşırtmak için Mekke’nin güney tarafında bulunan Sevr Dağına doğru gitmiştir. Dolayısıyla müşrikler Peygamberimizin Medine yönüne gittiğini tahmin ederek bu bölgeyi aramışlar bulamayınca Mekke’nin güney kısmını aramaya başlamışlardır. Bu arada Peygamberimiz ve yoldaşı Hz Ebubekir Sevr dağına çıkmışlar ve burada bir mağarada gizlenmişlerdir.

Her yeri arayan müşrikler sonunda sevgili peygamberimizin ve Hz Ebubekir’in istirahat ettikleri Sevr Mağarasının önüne geldiler. Burada bir örümceğin mağaranın giriş kısmına ağ ördüğünü, ayrıca iki güvercinin de hemen yanı başında bir yuva yaptığını gördüler. Bu durumu gören müşrikler mağaranın içine bakmaya gerek duymayıp buradan uzaklaştılar

Dördüncü günün sabahı, Allah Resulü ve Hz. Ebubekir’in dostları olan Âmir b. Füheyre ile rehberlik yapması için kiralanan Abdullah b. Ureykıt, iki deve ile mağaraya geldiler. Böylece dört kişiden oluşan küçük kervan Sevr dağından Medine’ye doğru yola koyuldu.

Allah Resulü, suikastçılardan korunmak için iyi bir strateji uygulamıştır. Önce gerekli tedbirleri almış sonrasında ise Allah bizimle beraberdir diyerek tevekkül etmiştir. Nasıl olsa Allah beni korur diye devesine binip Medine’ye doğru yola koyulmamış, ters yöne giderek Sevr’de üç gün gizlenerek müşrikleri yanıltmıştır.

Sevr’i Anlamak; hikmeti, tedbiri, tevekkülü anlamakla, Allah yolunda olmayı, Allahın yardımını anlamakla mümkündür.

Nur Dağı ve Hira Mağarası

Hira mağarası, Kabe’nin yaklaşık 5 km kuzeydoğusunda Nur dağı üzerindedir.

Hz. Muhammed (s.a.s.) kendisine peygamberlik gelmeden önce de Cebel-i Nûr’daki Hıra mağarasına çekilir, orada günlerce kalarak tefekküre dalardı. İşte bu şekilde Hak Teâlâ’ya kullukta bulunduğu anlardan birisinde kırk yaşında iken bu mağarada O’na ilk vahiy indirildi ve peygamberlik verildi.

Hira mağarası, ilk vahiy olan Alak suresinin indiği yani Hz Peygamberin Kuranı kereim ile ilk kez buluştuğu mübarek bir mekandır.

Alak Süresi (1-5)

Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alâkdan (kan pıhtısından) yarattı. Oku, Rabbın en büyük kerem sahibidir. O, (insana) kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.

Hira’yı anlamak, vahyi anlamaktır. Kuranı kerim ile buluşmaktır. Hira hakikati bulmak için inzivaya çekilmektir, tefekküre dalmaktır. Hira, aradığını bulmaktır, bulduğunu anlamaktır ve hakkı bulmaktır.

Uhud Dağı ve Okçular Tepesi

Mescidi Nebevi’nin kuzeyinde olup yaklaşık 5 km uzaklıktadır.

Uhud dağı, Hicretin 3. yılında müşrikler ile Müslümanlar arasındaki Uhud savaşına sahne olmuştur. Allah Resulü, Uhud savaşında zırhını giymiş ve ordusunun başına geçerek savaşta uygulayacağı taktikleri vermiştir.

Savaştan önce İslam ordusundaki 50 kişilik okçu birliğini dağın vadisini kontrol etmek üzere Okçular tepesine yerleştirmiş ve bunlara yensekte yenilsekte hiçbir şekilde yerinizden ayrılmayacaksınız diye talimat vermişti.

İslam ordusu, savaşın başında müşrikleri bozguna uğratmıştı. Bu durumu gören okçular tepesindeki okçuların büyük bir kısmı peygamberimizin sözünü dinlemeyerek nasıl olsa savaşı kazandık diyerek yerlerini terk ederek aşağı indiler. Müşriklerin bir kısmı bu durumu görünce tekrar toplandılar ve okçular tepesinden geçerek arkadan İslam ordusuna saldırdılar. İslam ordusu bu yüzden büyük zayiat vermiş, Hz Hamza şehit olmuş ve sevgili peygamberimizin dişi kırılmıştı.

Uhud, sahabe için büyük bir imtihan ve büyük bir dersti. Peygamberimizin sözüne itaat edenler şehitliği tercih etmişler, itaat etmeyenler ise İslam ordusunun büyük bir kayıp vermesine neden olmuşlardı.

Bütün bu acı hatıralara rağmen Hz. Peygamber ‘’Uhud bizi sever, bizde Uhud’u’’diyerek müşriklerin yoğun saldırıları esnasında sığındığı dağa vefa gösteriyordu.

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Müctehid Nedir ? Kimler Müctehid`dir?

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2014

Müctehid Nedir ? Kimler Müctehid`dir?

Müctehid: Kur’ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîf ve diğer dînî delillerden hüküm çıkarma derecesine yükselmiş büyük din âlimi. Bütün islâm i-lımlerı ve zamanın fen bilgilerinde söz sahibi âlim. Yanılan müetehide bir sevâb, doğruyu bulana iki veya on sevâb vardır.
İki sevâbdan birincisi, ictihâd etmek (Kur’ân-ı kerim ve hadîs-i şeriflerden hüküm çıkarma) sevabıdır. İkincisi, doğruyu bulmak sevabıdır.

Müctehid Fil-Mes’ele:
Mezheb imamının bildirmediği mes’eleler için mezhebin usûl ve kaidelerine göre hüküm çıkaran islâm âlimidir… Hassâf, Tahâvî, Kerhî. Şems~ül-eimme Hulvânî, Şems-ül-eimme Serahsî, Pezdevî ve benzerleri olan derin âlimler gibi âlimlerdir. Müctehid Fil-Mezheb:

Mezhebde müctehid;
Mezheb imamının koyduğu usûl ve kaidelere uyarak, dört delilden (Kitâb, yâni Kur’ân-ı kerîm, sünnet, icmâ’ ve kıyâstan), hüküm çıkaran İslâm âlimi. Buna, “müctehid-i mukayyed” ve “müctehid-i müntesib” de denir. Ebû Yûsuf, İmâm Muhammed Şeybânî ve Imâm-ı A’zâm’m bunların derecesindeki diğer talebeleri, müctehid fil-mezhebdir..

Müctehid Fiş-Şer’:
Dînî hükümleri, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şeriflerden çıkarırken, kendine mahsûs kaide ve usûl koyan mezheb sahibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. Dört mezhebin imamları böyledir. Müctehid-i Mukayyed;
Mezheb imamının koyduğu usûl ve kaidelere uyarak, delillerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimidir.

Müctehid-i Mutlak:
Dînî hükümleri, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şeriflerden ve diğer dînî delillerden (kaynaklardan) istinbât ederken, çıkarırken kendine mahsûs kaide ve usûl koyan müctehid. Buna, müctehid fış-şer’ ve müctehid-i müstekıl dedenir.

Dört mezhebin imamları, müctehid-i mutlaktır.

Hicretin dört yüz senesi geçtikten sonra müctehid-i mutlak yetişmediği için, bu târihten sonra gelen âlimleri taklîd etmek câiz değildir. Bu tarihten evvel yetişmiş olan bir müctehidin merhebini Öğrenmek için, âlimlerin sözbirliği ile kabul ettikleri Islâmî hükümleri bildiren fıkıh kltaplarinı okumak lâzımdır.

Müctehid-i Müntesib:
Mezheb imamının koyduğu usûl ve kaidelere uyarak, edille-i şer’iyyeden (dört ana delilden) hüküm çıkaran islâm âlimi. Buna, müctehid fil-mezheb (mezhebde müctehid) de denir.

Müctehid-i Müstekıl:
Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şeriflerden doğrudan hüküm çıkarabilen ve kendine mahsûs kaide ve usûl koyan mezheb sahibi müctehid. Buna, mutlak müctehid de denir.
Müctehid bazen hata eder. Mutezile mezhebinin hilâfına… Çünkü onlar, “bütün müctehidler isabet eder” derler.

Mir’âtü’i-Usûl fi Şerhi’l-Mirkaati’l-Vusûl, c. 2. s. 315, Molla Hüsrev hazretleri. Fazilet Neşriyat-lstanbul..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Büyük Günahlardan Beş Şeyde Asla Keffaret Yoktur…

Posted by Site - Yönetici Nisan 5, 2014

Büyük Günahlardan Beş Şeyde Asla Keffaret Yoktur…

Kasden Öldürmede Keffaret

Taammüden (bilerek ve kasden) adam öldürmede keffaret yoktur. Zira Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Büyük günahlardan beş şeyde asla keffaret yoktur:

1- Allah’a şirk koşmak.
2- Anne ve babaya karşı gelmek,
3- Savaştan kaçmak,
4- Bilerek bir kişiyi öldürmek,
5- Yemin-i ğamûs

Yemin-i ğamûs nedir ?

Yemin-i Ğamûs: Ğamûs yemin: geçmişteki veya bu zamandaki bir olayla ilgili olarak, bile bile yalan yere yemin etmektir.

Mesela bir kimsenin, borcunu ödemediğini bildiği halde “ödedim” diye veya hâli hazırda cebinde parası olduğu halde parasının olmadığını söyleyerek yemin etmesi birer ğamûs yeminidir.

Hanefî, Hanbelî ve Ma-likilere göre ğamûs yemininden dolayı keffaret yoktur.
Yemin eden kişi Allah’tan af dilemeli, tevbe istiğfar etmelidir.
Çünkü bu yemin Allah’a karşı büyük bir cür’ettir. onu hafife almaktır; böyle büyük bir günahın keffaretle giderilmesi mümkün değildir.
Ama Şâfiîlere göre bu yeminden dolayı keffaret gerekir

(ibn Kudâme, c.11, s. 178) E!-Mebsût c. 8, kitabül-eyman, İmam Serahsî.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

“Firdevs” Cennetini İsteyin.

Posted by Site - Yönetici Nisan 4, 2014

“Firdevs” Cennetini İsteyin.

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri
buyurdular:
-”Kim,
1- Allah’a iman eder,
2- Allah’ın Resulü (s.a.v.) hazretlerine inanır,
3- Namazını kılar,
4- Ramazan-ı şerif orucunu tutar,
(5- Eğer üzerine farz olursa, zekatını verir, hacceder ve diğer ibâdetlerini yaparsa;) onu cennete koymak Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerine hak’tır. 0 kişi ister cihâd etsin ve isterse doğmuş olduğu yerde otursun…

Sahabe-i kiram hazerâtı buyurdular:
-”Ya Resûlellah (s.a.v.)! Bunu insanlara müjdelemiyelim mi?
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Muhakkak ki cennette yüz derece vardır. Allahü Teâlâ o dereceleri Allah yolunda cihâd edenler için hazırladı. İki derecenin arası, gök ile yer arası gibidir…
Allâhü Teâlâ hazretlerinden istediğiniz zaman ondanFirdevscennetini isteyin. Çünkü o, cennetin en ortası, en üstünü ve cennetin yücesidir.
Firdevsin üstünde Rahmanın arşı vardır.
Cennet ırmakları Firdevsten kaynayıp akarlar…

Kaynak : Sahih-i Buhârî: 2581

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2014

Site - Yönetici:

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Originally posted on Göynem - Beyşehir:

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Nisan Yağmuru Hakkında Hadis-i Şerifler…

Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayet olundu ki:

’Cebrail a.s Bana öyle bir ilaç öğretti ki, (o ilaç sayesinde,insanların) doktorların ilaçlarına hiç ihtiyacı kalmaz…’’

Eshab-ı Kiram : (o ilaçtan) Bize de haber ver,Ya Rasulullah dediler, Rasulullah (s.a.v):

‘’Nisan yağmurunu alınız (toplayınız). Ona; 70 defa Fatiha-i şerife, 70 defa İhlâs-ı şerif, 70 defa Felak suresini, 70 defa Nâs suresini, 70 defa Tesbih duasını (SübhanAllahi vel-hamdü
Lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vâllahü ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyıl-azîm) okuyunuz. Sonra, 7 gün devamlı olarak sabah akşam birer bardak içiniz. Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-u Hakk’a yemin ederim ki, Cebrâil Bana dedi ki ;Bu sudan içen kimsenin, cesedinden, damarından, sinirinden, etlerinden, o kimseye ağrı, acı veren rahatsızlığını Cenâb-u Hakk giderir ve o kimseye sıhhat ve afiyet verir.’’

Yine başka bir Hadis-i Şerif’te :

‘’Beni hak Peygamber…

View original 639 more words

Posted in Genel | Leave a Comment »

Kıyamet Günü iflâs Edenler

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2014

Kıyamet Günü iflâs Edenler

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Biliyor musunuz, müflis kimdir?” Sahabe-i kiram (r.a.) hazerâti buyurdular:
-”Bizim aramızda (örf ve ticâret geleneklerine göre) müflis, (zarar edip) dinâr, dirhemi, malı, eşyası ve parası olmayan kişidir!

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Benim ümmetimden müflis: Kıyamet günü namaz, zekât ve oruç ile gelir. Ve şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş (ve benzeri günahlarla kıyamete) gelir. (Dünyada kılmış olduğu namaz, vermiş olduğu zekâtın tutmuş olduğu orucun, gitmiş olduğu haccın ve diğer ibâdetlerin) hasenatı (ve sevapları) şuna verilir. İyilikleri haksızlık ettiği bu kişilere dağıtılır. Eğer üzerinde olan kul hakkı bitmeden önce, hasenat ve sevapları tükenirse, mazlumların hatâ ve günahları alınıp kendisinin üzerine atılır. Sonra kendisi de cehenneme atılır, (işte asıl müflis budur. Çünkü ticarî hayatında iflâs eden kişi, kalkınabilir; cehenneme giden ise…..)”

Müsned-i Ahmed: 8686.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Müslümana Sen Müslüman Değilsin Demeyin.

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2014

Müslümana Sen Müslüman Değilsin Demeyin.

Ey o bütün iymân edenler! Allah yolunda adım attığınız vakit iyi anlayın, dinleyin; size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici metâına göz dikerek- “Sen mü’min değilsin.” demeyin. Allah yanında çok ganimetler var… Önce siz de öyle idiniz. Allah kerem buyurdu da, sizleri iymân ile tanıttı. Onun için iyi anlayın, dinleyin. Muhakkak ki Allah, ne yaparsanız habîr bulunuyor. [Nisâ Suresi; Ayet 94]

Bu âyet-i kerime, Mirdâs bin Nehîk (r.a.)’ın durumu hakkında nazil oldu. Fedek ehlindendi. Müslüman olmuştu. Kavminin içinde ondan gayri iman eden kimse yoktu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, onun kabilesine bir seriyye gönderdi. Seriyyenin üzerinde de (komutan olarak.) Gâlib bin Fudâle el-Leysî (r.a.) vardı. Seriyye onlara ulaşınca; hepsi kaçtılar. Mirdâs (r.a.) Müslüman oluşuna güvenerek yalnız olarak orada kaldı. Seriyye Fedek’e ulaşınca tekbir getirdiler. Mirdas (r.a.)’da onlarla beraber tekbir getirdi. Mirdas (r.a.) bir dağın dolambacındaydı, beraberinde koyunları vardı. Mirdâs (r.a.) (büyük bir sevinçle sahabelerden meydana gelen) Seriyyenin yanına indi. Ve;
-”Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Rasûlüdür!” Esselâmü aleyküm!” dedi.
Fakat, Usâme bin Zeyd (r.a.) hemen onu öldürdü. Mirdas (r.a.)’ın koyunlarını önlerine katıp sürüp götürdü.

Durumu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdiler. E-fendimiz (s.a.v.) hazretleri, çok şiddetli bir şekilde kızdı. Ve buyurdu:
-”Siz, onun beraberinde bulunanları (mal ve koyunlarını) dileyerek öldürdünüz. Halbuki o:
Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Rasûlüdürî Diyordu. (Öyle mi?)”
Usâm bin Zeyd (r.a.):
-”O (Mirdas bin Nehik r.a.) diliyle tevhid kelimesini söyledi. Kalbiyle söylemedi!” diye kendisini savundu. Başka bir rivayette ise;
-”Silâh’tan korktuğu için tevhid kelimesini söyledi!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri,
-”Kalbini açıp baktın mı? Doğru mu söylüyor, yoksa yalancı mı?” buyurdular.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, şu âyet-i kerimeyi Üsâme bin Zeyd (r.a.)’a okudu:
Ey o bütün iymân edenler! Allah yolunda adım attığınız vakit, iyi anlayın, dinleyin; size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici metâma göz dikerek- “Sen mü’min değilsin.” demeyin. Allah yanında çok ganimetler var… Önce siz de öyle idiniz. Allah kerem buyurdu da, sizleri iymân ile tanıttı. Onun için iyi anlayın, dinleyin. Muhakkak ki Allah, ne yaparsanız habîr bulunuyor.”

Bunun üzerine Üsâme bin Zeyd:
-”Ya Resûlellah (s.a.v.)! Benim için istiğfar et! (Bağışlanmam için dua et!) dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Lâ ilahe ifiallâh-Allahtan başka ilâh yoktur! (Kelimesiyle) beraber nasıl? (onu öldürdün?)” dedi.
Üsâme bin Zeyd (r.a.) buyurdular:
-”Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, “Lâ ilahe iliallâh-Allahtan başka ilâh yoktur! (Kelimesiyle) beraber nasıl? (onu öldürdün?)” cümlesini öyle tekrarladı ki hiç durmadı. Hatta ben, daha Önce değil de bu anda Müslüman olmayı istedim. Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, benim için istiğfar edip bağışlamamı diledi. Ve Bana;
1- Koyunları iade etmemi,
2- Mü’min bir köle azâd etmemi emretti.

Sahih-i Müslim: 140, EbÛ Davud: 2272,

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Riyakâr Kurrâlar ( Hafızlar )

Posted by Site - Yönetici Nisan 1, 2014

beyazit camii,fatih camii,istanbul manzara

Riyakâr Kurrâlar ( Hafızlar )

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-”Muhakkak ki cehennem ateşinde bir vadi vardır ki, cehennem (bile) günde dört yüz kere ondan (Allah’a) sığınıyor. 0 vadi riyakâr kurrâlar için hazırlanmıştır.”
Tirmizi: 2305,
Bu hadis-i şerif şu değişik metinlerle geçmektedir:
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Hüzün kuyusudan, Allah’a sığının” buyurdular.
Sahabe-i kiram (r.h.) hazerâtı sordular:
-”Ya resûlallah (s.a.v.) Hüzün kuyusu nedir?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Cehennem’de bir vâdi’dir. Cehennem (bile) günde yüz kere ondan Allah’a
sığınmaktadır. Biz dedikki:
-”Ya Resûlallah (s.a.v.)! Oraya kimler girer?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Amelleriyle (halka) riyakârlık (ve gösteriş) yapan kurrâlar girerler!”
Tirimizi

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

H.z Allah Kullarını Nasıl Razı Edecektir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 1, 2014

H.z Allah Kullarını Nasıl Razı Edecektir ?

Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarını râzî edeceğini Efendimiz (s.a.v.) hazretleri şöyle beyân ettiler:

Enes (r.a.) hazretleri buyurdular:
-”Biz Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin huzurunda oturuyorduk. Gördük, Efendimiz
(s.a.v.) hazretleri tebessüm etti. Hatta dişleri bile göründü.
Hazret-i Ömer (r.a.) sordular:
-”Seni güldüren nedir ya Rasülallah !

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Ümmetimden iki kişi. Rabbü’l-lzzetin huzurunda diz çöktürülmüş bir halde hesâb
veriyorlardı. Onlardan biri:
-”Ya Rabbi! Bu kardeşimden benim hakkımı al!” dedi.
Allâh’ü Teâlâ hazretleri:
-”Kardeşinin hakkını ver!” dedi. 0:
-”Ya Rabbi! Benim hasenat ve sevâblanmdan bir şey kalmadı!” dedi.
Allâh’ü Teâlâ
hazretleri, talibe (hakkını arayan kişiye):
-”Nasıl yapalım? Onun hasenat ve sevâblanndan bir şey kalmadı!” dedi.
O kişi:
-”Ya Rabbi! Benim günahlarımı üstlensin!” dedi.

(Enes r.a.) buyurdular: (Bunun üzerine) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sesli ağladı.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Bu o büyük gün içindir. O gün kişi, kendisinden günahını yüklenecek birine
muhtaç olur!”
Hakkını taleb eden kişiye, Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurur:
-”Başını kaldır! Cennetlere bak!
O kişi, başını kaldırır ve der ki:
-”Ya Rabbi! Gümüşten şehirler ve altından saraylar görüyorum. İncilerle donatılıp
süslendirilmişler! Ya Rabbi! Bunlar hangi peygamberindir? Hangi sıddîkındır? Hangi şehidindir?
Allâh’ü Teâlâ hazretleri, buyurdu:
-”Kim ücretini verirse onundur!” Adam sordu:
-”Ya Rabbi! Bunların ücretini vermeye kimin gücü yeter?” dedi.
Allah buyurdu:
-”Sen!” Adam:
-”Ne ile?” dedi. Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurdular:
-”Kardeşini affetmekle...!”
-”Ya Rabbi! Kardeşimi affettim!” dedim.
Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurdu:
-”Kardeşinin elinden tut; onunla cennette gir!
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Allah’tan korkun! Ittikâ edin! Kardeşlerinizin arasını düzeltin!
Muhakkak’ki Allâh’ü Teâlâ hazretleri, kıyamet günü mü’minlerin arasını İslah edip düzeltecektir.

Kaynak : Kenzü’l-Ummâl: 8873

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 365 takipçiye katılın