Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Genel’ Category

“Firdevs” Cennetini İsteyin.

Posted by Site - Yönetici Nisan 4, 2014

“Firdevs” Cennetini İsteyin.

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri
buyurdular:
-”Kim,
1- Allah’a iman eder,
2- Allah’ın Resulü (s.a.v.) hazretlerine inanır,
3- Namazını kılar,
4- Ramazan-ı şerif orucunu tutar,
(5- Eğer üzerine farz olursa, zekatını verir, hacceder ve diğer ibâdetlerini yaparsa;) onu cennete koymak Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerine hak’tır. 0 kişi ister cihâd etsin ve isterse doğmuş olduğu yerde otursun…

Sahabe-i kiram hazerâtı buyurdular:
-”Ya Resûlellah (s.a.v.)! Bunu insanlara müjdelemiyelim mi?
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Muhakkak ki cennette yüz derece vardır. Allahü Teâlâ o dereceleri Allah yolunda cihâd edenler için hazırladı. İki derecenin arası, gök ile yer arası gibidir…
Allâhü Teâlâ hazretlerinden istediğiniz zaman ondanFirdevscennetini isteyin. Çünkü o, cennetin en ortası, en üstünü ve cennetin yücesidir.
Firdevsin üstünde Rahmanın arşı vardır.
Cennet ırmakları Firdevsten kaynayıp akarlar…

Kaynak : Sahih-i Buhârî: 2581

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2014

Site - Yönetici:

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Originally posted on Göynem - Beyşehir:

Nisan Yağmuru Suyu Zemzem Gibidir.

Nisan Yağmuru Hakkında Hadis-i Şerifler…

Peygamberimiz (s.a.v)’den rivayet olundu ki:

’Cebrail a.s Bana öyle bir ilaç öğretti ki, (o ilaç sayesinde,insanların) doktorların ilaçlarına hiç ihtiyacı kalmaz…’’

Eshab-ı Kiram : (o ilaçtan) Bize de haber ver,Ya Rasulullah dediler, Rasulullah (s.a.v):

‘’Nisan yağmurunu alınız (toplayınız). Ona; 70 defa Fatiha-i şerife, 70 defa İhlâs-ı şerif, 70 defa Felak suresini, 70 defa Nâs suresini, 70 defa Tesbih duasını (SübhanAllahi vel-hamdü
Lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vâllahü ekber ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyıl-azîm) okuyunuz. Sonra, 7 gün devamlı olarak sabah akşam birer bardak içiniz. Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenâb-u Hakk’a yemin ederim ki, Cebrâil Bana dedi ki ;Bu sudan içen kimsenin, cesedinden, damarından, sinirinden, etlerinden, o kimseye ağrı, acı veren rahatsızlığını Cenâb-u Hakk giderir ve o kimseye sıhhat ve afiyet verir.’’

Yine başka bir Hadis-i Şerif’te :

‘’Beni hak Peygamber…

View original 639 more words

Posted in Genel | Leave a Comment »

Kıyamet Günü iflâs Edenler

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2014

Kıyamet Günü iflâs Edenler

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Biliyor musunuz, müflis kimdir?” Sahabe-i kiram (r.a.) hazerâti buyurdular:
-”Bizim aramızda (örf ve ticâret geleneklerine göre) müflis, (zarar edip) dinâr, dirhemi, malı, eşyası ve parası olmayan kişidir!

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Benim ümmetimden müflis: Kıyamet günü namaz, zekât ve oruç ile gelir. Ve şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş (ve benzeri günahlarla kıyamete) gelir. (Dünyada kılmış olduğu namaz, vermiş olduğu zekâtın tutmuş olduğu orucun, gitmiş olduğu haccın ve diğer ibâdetlerin) hasenatı (ve sevapları) şuna verilir. İyilikleri haksızlık ettiği bu kişilere dağıtılır. Eğer üzerinde olan kul hakkı bitmeden önce, hasenat ve sevapları tükenirse, mazlumların hatâ ve günahları alınıp kendisinin üzerine atılır. Sonra kendisi de cehenneme atılır, (işte asıl müflis budur. Çünkü ticarî hayatında iflâs eden kişi, kalkınabilir; cehenneme giden ise…..)”

Müsned-i Ahmed: 8686.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Müslümana Sen Müslüman Değilsin Demeyin.

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2014

Müslümana Sen Müslüman Değilsin Demeyin.

Ey o bütün iymân edenler! Allah yolunda adım attığınız vakit iyi anlayın, dinleyin; size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici metâına göz dikerek- “Sen mü’min değilsin.” demeyin. Allah yanında çok ganimetler var… Önce siz de öyle idiniz. Allah kerem buyurdu da, sizleri iymân ile tanıttı. Onun için iyi anlayın, dinleyin. Muhakkak ki Allah, ne yaparsanız habîr bulunuyor. [Nisâ Suresi; Ayet 94]

Bu âyet-i kerime, Mirdâs bin Nehîk (r.a.)’ın durumu hakkında nazil oldu. Fedek ehlindendi. Müslüman olmuştu. Kavminin içinde ondan gayri iman eden kimse yoktu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, onun kabilesine bir seriyye gönderdi. Seriyyenin üzerinde de (komutan olarak.) Gâlib bin Fudâle el-Leysî (r.a.) vardı. Seriyye onlara ulaşınca; hepsi kaçtılar. Mirdâs (r.a.) Müslüman oluşuna güvenerek yalnız olarak orada kaldı. Seriyye Fedek’e ulaşınca tekbir getirdiler. Mirdas (r.a.)’da onlarla beraber tekbir getirdi. Mirdas (r.a.) bir dağın dolambacındaydı, beraberinde koyunları vardı. Mirdâs (r.a.) (büyük bir sevinçle sahabelerden meydana gelen) Seriyyenin yanına indi. Ve;
-”Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Rasûlüdür!” Esselâmü aleyküm!” dedi.
Fakat, Usâme bin Zeyd (r.a.) hemen onu öldürdü. Mirdas (r.a.)’ın koyunlarını önlerine katıp sürüp götürdü.

Durumu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdiler. E-fendimiz (s.a.v.) hazretleri, çok şiddetli bir şekilde kızdı. Ve buyurdu:
-”Siz, onun beraberinde bulunanları (mal ve koyunlarını) dileyerek öldürdünüz. Halbuki o:
Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Rasûlüdürî Diyordu. (Öyle mi?)”
Usâm bin Zeyd (r.a.):
-”O (Mirdas bin Nehik r.a.) diliyle tevhid kelimesini söyledi. Kalbiyle söylemedi!” diye kendisini savundu. Başka bir rivayette ise;
-”Silâh’tan korktuğu için tevhid kelimesini söyledi!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri,
-”Kalbini açıp baktın mı? Doğru mu söylüyor, yoksa yalancı mı?” buyurdular.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, şu âyet-i kerimeyi Üsâme bin Zeyd (r.a.)’a okudu:
Ey o bütün iymân edenler! Allah yolunda adım attığınız vakit, iyi anlayın, dinleyin; size İslâm selâmı veren kimseye dünya hayatının geçici metâma göz dikerek- “Sen mü’min değilsin.” demeyin. Allah yanında çok ganimetler var… Önce siz de öyle idiniz. Allah kerem buyurdu da, sizleri iymân ile tanıttı. Onun için iyi anlayın, dinleyin. Muhakkak ki Allah, ne yaparsanız habîr bulunuyor.”

Bunun üzerine Üsâme bin Zeyd:
-”Ya Resûlellah (s.a.v.)! Benim için istiğfar et! (Bağışlanmam için dua et!) dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Lâ ilahe ifiallâh-Allahtan başka ilâh yoktur! (Kelimesiyle) beraber nasıl? (onu öldürdün?)” dedi.
Üsâme bin Zeyd (r.a.) buyurdular:
-”Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, “Lâ ilahe iliallâh-Allahtan başka ilâh yoktur! (Kelimesiyle) beraber nasıl? (onu öldürdün?)” cümlesini öyle tekrarladı ki hiç durmadı. Hatta ben, daha Önce değil de bu anda Müslüman olmayı istedim. Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, benim için istiğfar edip bağışlamamı diledi. Ve Bana;
1- Koyunları iade etmemi,
2- Mü’min bir köle azâd etmemi emretti.

Sahih-i Müslim: 140, EbÛ Davud: 2272,

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Riyakâr Kurrâlar ( Hafızlar )

Posted by Site - Yönetici Nisan 1, 2014

beyazit camii,fatih camii,istanbul manzara

Riyakâr Kurrâlar ( Hafızlar )

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-”Muhakkak ki cehennem ateşinde bir vadi vardır ki, cehennem (bile) günde dört yüz kere ondan (Allah’a) sığınıyor. 0 vadi riyakâr kurrâlar için hazırlanmıştır.”
Tirmizi: 2305,
Bu hadis-i şerif şu değişik metinlerle geçmektedir:
Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Hüzün kuyusudan, Allah’a sığının” buyurdular.
Sahabe-i kiram (r.h.) hazerâtı sordular:
-”Ya resûlallah (s.a.v.) Hüzün kuyusu nedir?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Cehennem’de bir vâdi’dir. Cehennem (bile) günde yüz kere ondan Allah’a
sığınmaktadır. Biz dedikki:
-”Ya Resûlallah (s.a.v.)! Oraya kimler girer?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Amelleriyle (halka) riyakârlık (ve gösteriş) yapan kurrâlar girerler!”
Tirimizi

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

H.z Allah Kullarını Nasıl Razı Edecektir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 1, 2014

H.z Allah Kullarını Nasıl Razı Edecektir ?

Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarını râzî edeceğini Efendimiz (s.a.v.) hazretleri şöyle beyân ettiler:

Enes (r.a.) hazretleri buyurdular:
-”Biz Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin huzurunda oturuyorduk. Gördük, Efendimiz
(s.a.v.) hazretleri tebessüm etti. Hatta dişleri bile göründü.
Hazret-i Ömer (r.a.) sordular:
-”Seni güldüren nedir ya Rasülallah !

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Ümmetimden iki kişi. Rabbü’l-lzzetin huzurunda diz çöktürülmüş bir halde hesâb
veriyorlardı. Onlardan biri:
-”Ya Rabbi! Bu kardeşimden benim hakkımı al!” dedi.
Allâh’ü Teâlâ hazretleri:
-”Kardeşinin hakkını ver!” dedi. 0:
-”Ya Rabbi! Benim hasenat ve sevâblanmdan bir şey kalmadı!” dedi.
Allâh’ü Teâlâ
hazretleri, talibe (hakkını arayan kişiye):
-”Nasıl yapalım? Onun hasenat ve sevâblanndan bir şey kalmadı!” dedi.
O kişi:
-”Ya Rabbi! Benim günahlarımı üstlensin!” dedi.

(Enes r.a.) buyurdular: (Bunun üzerine) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sesli ağladı.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Bu o büyük gün içindir. O gün kişi, kendisinden günahını yüklenecek birine
muhtaç olur!”
Hakkını taleb eden kişiye, Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurur:
-”Başını kaldır! Cennetlere bak!
O kişi, başını kaldırır ve der ki:
-”Ya Rabbi! Gümüşten şehirler ve altından saraylar görüyorum. İncilerle donatılıp
süslendirilmişler! Ya Rabbi! Bunlar hangi peygamberindir? Hangi sıddîkındır? Hangi şehidindir?
Allâh’ü Teâlâ hazretleri, buyurdu:
-”Kim ücretini verirse onundur!” Adam sordu:
-”Ya Rabbi! Bunların ücretini vermeye kimin gücü yeter?” dedi.
Allah buyurdu:
-”Sen!” Adam:
-”Ne ile?” dedi. Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurdular:
-”Kardeşini affetmekle...!”
-”Ya Rabbi! Kardeşimi affettim!” dedim.
Allâh’ü Teâlâ hazretleri buyurdu:
-”Kardeşinin elinden tut; onunla cennette gir!
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-”Allah’tan korkun! Ittikâ edin! Kardeşlerinizin arasını düzeltin!
Muhakkak’ki Allâh’ü Teâlâ hazretleri, kıyamet günü mü’minlerin arasını İslah edip düzeltecektir.

Kaynak : Kenzü’l-Ummâl: 8873

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

1 Nisanın tarihçesi

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2014

Originally posted on Göynem - Beyşehir:

1 Nisanın tarihçesi

1 Nisanın tarihçesi

1 Nisanın tarihçesi

15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini
kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisi ile, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil ‘Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım’ der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların
öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar
Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz dediklerinde Haçlı ordusu komutanı ‘Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yokturdiye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.

İşte o gün bugündür 1 Nisan hıristiyanlar arasında ‘Hile Günü’ olarak kutlanmaktadır.
Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil Müslümanlar arasında da…

View original 15 more words

Posted in Genel | Leave a Comment »

Münafıkların Özellikleri

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2014

Münafıkların Özellikleri

İnsanlar inançları bakımından üç gruba ayrılmıştır: Mü’min, Kâfir ve Münafık. Mümin, Allah’a, Hz. Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere kalben inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye denir. Kâfir, İslâm dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamber’in yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevâtür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı dîniyye) bir veya birkaçını yahut da tamamını inkâr eden kimseye denir.

Hak dine inanlarla bunu açıkça inkâr edenlerden sonra üçüncü bir inanç ve davranış grubu vardır. Bu gurupta bulunanlar haz/Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve onun, haz. Allah’tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, Müslümanlar gibi yaşadıkları halde, kalpten inanmayan kimselerdir ki, bunlara münafık denir. Münafıkların içi başka dışı başkadır.[1]
Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim’in ikinci suresi Bakara suresinin ilk ayetlerinde bu üç grubun özellikleri belirtilmiştir. Müminlerin özellikleribizlere şöyle bildirilmiştir.الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ{5}‏ “

Elif Lâm Mîm, Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.”[2] Kâfirlere gelince onlar ise şu şekilde anlatılmaktadır. إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ {6} خَتَمَ اللّهُ عَلَى قُلُوبِهمْ وَعَلَى سَمْعِهِمْ وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عظِيمٌ {7} “Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.”[3]

Kur’an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şerifler ışığında münafıkların özelliklerini üç ana başlıkta incelemeye çalışacağız.

1. Münafıkların itikatları (inançları) bozuktur: Münafık, kaybolmak, eksilmek, geçmek ve tükenmek anlamında “n-f-k” kökünden türemiştir. Din ıstılahında ise, kalbi ile inanmadığı halde inkarını saklayıp, dili ile inandığını söyleyerek mümin görünen kimseye denir. Yapmış olduğu bu davranış şekline ise nifak denir.[4]
Münafıkların en önemli özelliği itikatta yanlış inançta olmalarıdır. Çünkü inanç bakımından münafıkların en belirgin özelliği inanmadıkları halde inanmış gözükmeleridir. Kuran-ı Kerim’de münafıkların özellikleri arasında ilk zikredilen husus budur. وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللّهِ وَبِالْيَوْمِ الآخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ {8} يُخَادِعُونَ اللّهَ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلاَّ أَنفُسَهُم وَمَا يَشْعُرُونَ {9} فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً وَلَهُم عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ {10} وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ قَالُواْ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ {11} أَلا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَـكِن لاَّ يَشْعُرُونَ {12} وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُواْ كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُواْ أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاء أَلا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاء وَلَـكِن لاَّ يَعْلَمُونَ {13} وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّا مَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ {14} اللّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ {15} أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ اشْتَرُوُاْ الضَّلاَلَةَ بِالْهُدَى فَمَا رَبِحَت تِّجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُواْ مُهْتَدِينَ {16} “İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.”[5]

Bu âyetlerin Medine ve civarındaki birtakım münafıklar hakkında inmiş olmasında fikir birliği vardır. Rivayet edildiğine göre bunlar Evs ve Hazrec kabilelerine mensup bazı kimselerle, onlarla birlikte olanlardır ki, başkanları Abdullah b. Übeyy b. Selûl’dür.[6] Münafıklar Allah’a ve Resülullaha inanmış değillerdir. Bu husus Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir. وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ “(Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir.”[7]
Münafıklar Allah’a ve Resulüne inanmadıkları gibi müminlerle de dostlukta bulunmazlar ve ayrıca kâfirlerle de dost oldukları halde onlarla beraber gözükmemeye özen gösterirler. Yani iki grup arasında gidip gelirler. Allah-u Teala Kutsal Kitabımızda şöyle buyurmaktadır. مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَلِكَ لاَ إِلَى هَـؤُلاء وَلاَ إِلَى هَـؤُلاء وَمَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلاً “Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (Mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.”[8]

Bu sebeple İtikadi anlamda münafıklığın sonucu Allah’ın azabıdır. Yüce Rabbimiz birçok ayette şöyle Münafıklar için ahiret azabını bildirmektedir. Birkaç ayet zikredersek; إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيراً “Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.”[9] Bir başka ayette mealen şöyle buyrulmaktadır. “Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.”[10]

2. Münafıkların ibadet anlayışları bozuktur: Münafıkların bir başka özelliği ise, inanmadıkları şeyleri yerine getirdiklerinden dolayı ibadetleri zoraki yaparlar. Yapmış olduğu ibadetleri Allah’ın rızasını kazanmak için değil de insanlara gösteriş için yerine getirirler. Bu ise makbul olan bir davranış şekli değildir. Yüce Rabbimiz bu hususu bizlere şöyle bildirmektedir. إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً “Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.”[11]

3. Münafıkların ahlaki özellikleri bozuktur: Münafıklar yalancıdırlar, yeminlerini her zaman kendilerine kalkan edinirler, insanları Allah yolunda olmalarını engellerler, gösterişlidirler ve sözlerini hep süslü göstermeye çalışırlar. Kur’an-ı Kerim’de “Münafikun” diye münafıkların hayat tarzlarını ortaya koyan müstakil bir süre vardır. Bu sürenin ilk ayetlerinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. إِذَا جَاءكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ {1} اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ إِنَّهُمْ سَاء مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ {2} وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ {4}وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ لَوَّوْا رُؤُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ {5}هُمُ الَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا عَلَى مَنْ عِندَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنفَضُّوا وَلِلَّهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ {7} “(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder. Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! … Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar! O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resülü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. … Onlar, “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.”[12]
Münafıklar kötülüğün yayılmasını arzu ederler ve bunun için çalışmalarda bulunurlar, iyiliğin yayılmasına ise engel olurlar. Ayrıca cimridirler. Hayır yolunda harcama yapmadıkları gibi hayrada teşvikçi olmazlar. Kur’an-ı Kerim bu hususa şöyle işaret etmektedir. الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُم مِّن بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ “ Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.”[13] Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde münafıkların alametlerini şöyle ifade etmektedir. آيَةُ المُنَافِقِ ثَلاثٌ: إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ ، وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ ، وإِذَا آؤْتُمِنَ “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.”[14]
Bu hadiste sayılan üç alâmetten birincisi, yani yalan söylemek, sözün bozuk olmasına; ikincisi yani va’dinden dönmek, niyetin bozukluğuna; üçüncüsü olan hıyanet de fiilin, davranışın bozukluğuna delâlet eder. Yüce Rabbim imanımızı kâmil eylesin, amelimizi Salih ve makbul eylesin, ahlaken en güzel davranış şekillerini hayatımıza aktarmayı nasip etsin.

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.
.

 

1TDV. İslam İlmihali, c.1, s.77

[2] Bakara, 2/ 1-5

[3] Bakara, 2/6-7

[4] Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yayınları, s.496

[5] Bakara, 2/8-16

[6] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili c.1,

[7] Nur, 24/47

[8] Nisa, 4/143

[9] Nisa, 4/145

[10] Tevbe, 9/68

[11] Nisa, 4/142

[12] Münafıkun, 63/1-7

[13] Tevbe, 9/67

[14] Buhârî, Îmân 24

 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Cizye Ne Demektir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2014

Cizye Ne Demektir ?

Cizye. İslâm devletinde zimmî denilen gayr-i Müslim vatandaştan, can ve mal güvenliklerinin korunmasına karşılık seneden seneye alınan vergidir.
Buna harâc-ur-ruûs (baş vergisi) de denir.

İmam Rabbânî (k.s.) hazretleri, kâfirlerden cizye alınmasının maksadını şöyle izah etmektedir: Kâfirleri sıkıştırmak, aşağı tutmaktır…

Kâfirler cizye ile o kadar aşağı düşerler ki. cizye vermemek için kıymetli elbise giymezler. Süslü eşya kullanamazlar. Çok vergi vermemek için, korkarlar ve titrerler.
Allâh’ü teâlâ, kâfirlerin düşkün olup horlanmaları için cizye vermelerini emretti. Böylece onların aşağı, Müslümanların da üstün, izzetli ve şerefli olmalarını sağladı….

Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/453.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Gemideki Derviş.

Posted by Site - Yönetici Mart 28, 2014

Gemideki Derviş.

Bir derviş gemiyle seyahat ediyordu. Yükü ve eşyası olmadığı için, bir köşeye kıvrılıp uyumuştu. Gemide bir kese altın kayboldu. Her tarafı aradılar, ancak bulamadılar. Biri kenarda uyuyan dervişi göstererek,
Şu fakiri de arayalım, belki ondadır” dedi. Parasını kaybeden dervişi uyandırdı.Gemide bir kese altınım kayboldu. Herkesi aradık, seni de arayacağız. Üstündekileri çabuk çıkar” dedi.

Hırsızlıkla suçlanmak, dervişe dokundu. Rabbine iltica etti ve, ”Yâ rabbi! Bu zavallı kulunu hırsızlıkla suçluyorlar. Yardımını ulaştır” diye dua etti.
Dervişin duası biter bitmez, denizin her tarafından yüz binlerce balık başını çıkardı. Her birinin ağzında çok değerli, paha biçilmez bir inci vardı.
Derviş balıkların ağzından birkaç inciyi alıp, geminin içine fırlatıp attı. Sonra da iskemlede oturur gibi havada oturdu.

Gemidekilere, ”Haydi gidin. Yoksul bir hırsız aranızda bulunmasın. Geminiz sizin olsun. Hak benim olsun. Allah’a yakın olup sizden uzak olmak, benim hoşuma gider. O, beni hırsızlıkla suçlamayacağı gibi ipimi de gammazın eline vermez” dedi.

Gemidekiler dervişe ”Ey büyük zat! Bu yüce makamı sana neden verdiler?’‘ diye seslendi. Derviş önce kinaye yoluyla onlara yaptıklarını hatırlatmak için, ”Bir fakiri töhmet altında bırakıp, Hakk’ı incitmemem yüzünden verdiler” dedi. Sonra da, ”Hâşâ! Fakiri suçlayıp töhmet altında bırakmaktan değil, mânevî sultanlara gösterdiğim saygı ve edepten dolayı verdiler” dedi.

***

Gönül sahibi olanlar, gece ve gündüzün birbirinden çekindiği ve ayrıldığı gibi dünyadan öyle uzaktırlar.
Gönül sahibi has kulları ayıplamak, padişahı hırsızlıkla suçlamaya benzer.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 364 takipçiye katılın