Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Dini Hikayeler’ Category

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2014

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

İYİLİK İÇİN SÖYLENEN YALAN

Vaktiyle bir padişah, ellerindeki esirlerden birini, diğer esirleri kışkırtıyor, isyana teşvik ediyor, diye cezalandırmak istedi Bu tür suçların cezası da idamdı Esir bunu bildiği için, “Ölümden öte yol yoktur” felsefesiyle, kendi dilinde padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü

Padişah esirin dilinden anlayan bir vezire, “Neler söylüyor bu adam?” diye sordu Vezir, temiz yaratılışlı, iyilik yanlısı biriydi Esirin küfürler savurduğunu değil de “Ben bir hata ettim bir padişah olarak sana yakışan ise affetmektir Allah da bağışlamayı ve bağışlayanları sever, diyor” dedi Vezirin bu sözleri üzerine padişah merhamete geldi ve esiri affetti Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka vezir müdahale etti:

- Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu, ağzına geleni söyledi dedi

Padişah yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu Kötü yürekli vezire hitap ederek, “Önceki vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok hoşuma gitti Senin gammazlığına itibar etmiyorum” dedi ve af kararını geri almadı

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2014

Danyâl Aleyhisselâm'ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu

Danyâl Aleyhisselâm’ın yüzüğü bulundu; Hazret-i Ömer (r.a.)’ın zamanında. Yüzüğün taşının üzerinde bir iki aslan vardı. Aslanların arasında bir adam resmi ve aslanlar o adamı yalıyorlardı.

Bu şundandi: Buhtunnasr, israil oğullarının çocuklarını arayıp, onları öldürdüğü bir zamanda Danyâl Aleyhisselâm doğdu. Danyâl Aleyhisselâm’ın annesi, Buhtunnasr’ın zulmünden kurtulmasını ümit ederek, onu bir ormanlığa bıraktı.
Allâhü Teâlâ hazretleri erkek bir aslanı onu korumaya, dişi ve sütlü bir aslanı da onu emzirmeye ve beslemeye vazifelendirdi. Onların ikisi Danyâl Aleyhisselâmı yalıyorlardı. Danyâl Aleyhisselâm büyüdüğü zaman, kendisine bir yüzük yaptırdı. Bu hali yüzüğün taşına tasvîr etti. Tâ ki Allâhü Teâlâ hazretlerinin üzerinde olan nimetlerini unutmasın…

Âhiret yolunu kat edebilmek için; meşakkatlere tahammül etmek ve kendisiyle Hallâk Teâlâ hazretlerinin arasında olan ve yerine getirilmesi vacib olan hukuka riâyet edip onları yerine getirmek gerekir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/667

“Hicri: 27 yılında Hz. Ömer zamanında Tarsus İslam Kuvvetleri tarafından fethedilir. Şehrin imarı sırasında İslam Kuvvetleri komutanı Ebul Musa Eş Arı tarafından, kapısı mühürlü bir odanın içerisinde bir sanduka bulunur.
Ebul Musa tarafından açılan sandukada kefeni altın işlemeli olan ve parmağında bir yüzük bulunan devasal büyüklükte bir cenaze görülür.
Yüzükte iki aslanın ortasında bir çocuk figürü tasvir edilmişti.
Yüzük komutan Ebul Musa tarafından Hz. Ömer’ e gönderilir. Hz. Ömer yüzüğü Hz. Ali’ye gösterir. Hz. Ali; yüzüğün Danyal Peygambere ait olduğunu, zira bu yüzük üzerindeki tasvirlerin de, Danyal Peygamberin başından geçen olayın bir sembolü olarak betimlendiğini söyler.
Bunun üzerine Hz. Ömer cenazenin çalınmaması için, mezarı daha derinlere gömülmesini emreder.
Komutan Ebul Musa da, nehrin akıntısını keser ve mezarı derine gömer üzerini de harç tabakasıyla kapatır ve kimsenin mezarı çalmaması için de nehrin mezarın üzerinden akmasını sağlar”.[*]

[*] Alimul Allame, Ahmed Bin Muhammed Bin İbrahim Ennisaburi, Kısas-ı Enbiya-El Arais- Essarlabi –Hic: 427 Mil: 1006 sayfa 383.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2014

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.

Fudayl bin İyâz ( r.h.) hazretlerinin talebelerinden birinin Ölümü hazır olduğunda, Fudayl (r.h.) hazretleri, onun yanına girdi. Başı ucunda oturdu. Yasin sûresi okumaya başladı. Talebe;
-“Ey ustâd! Bunu okuma!” dedi.
Fudayl (r.h.) hazretleri sustu. Ve ona;
-“Lâ ilahe illallah” tevhit kelimesini telkîn etti. Talebe;
-“Ben onu söylemem! Çünkü ben ondan uzağım!” dedi.
Ve bu hâl üzere vefat etti.
Talebenin imansız bir hal üzere vefat etmesi üzerine Fudayl bin îyâz (r.h.) evine gitti. Eve kapanıp ağladı. Tam kırk gün (kırk gece) evden çıkmayıp; hep ağladı.
Sonra İyâz (r.h.) hazretleri, onu rüyasında gördü. O cehenneme götürülüyordu.
İyâz (r.h.) hazretleri ona sordu:
-“Hangi günah sebebiyle Allâhü Teâlâ hazretleri, senden marifeti söküp aldı. Halbuki sen talebelerimin en âlimi idin?!” Talebe konuştu:
-“Üç şey sebebiyle (benden marifetüllah alındı:
1- Nemîme,
2- Haset,
3-Şarap’tır…

Birincisi: Nemîme yani koğuculuktur. Çünkü ben, arkadaşlarıma senin söylediklerinin hilâfına (aksine) sözler söyledim.
İkincisi: Hasettir, benim arkadaşlarımı kıskanıyordum.
Üçüncüsü: Şarap içmemden dolayıdır. Çünkü benim bir hastalığım vardı. Doktora gittim. Ona derdimin devasını sordum. Doktor bana;
-“Her sene bir bardak şarap içi Eğer böyle yapmazsan bu hastalığın ebediyen senden geçmez!” dedi.
Bundan dolayı ben her sene bir bardak şarap içiyordum.
Kendisine takatimiz olmayan gadabından Allah’a sığınırız!

(İmam Gazâlî hazretlerinin “Minhâcül-âbidîn” isimli kitapta da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/649-650.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Ana Gibi Yar….

Posted by Site - Yönetici Kasım 8, 2014

Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz

Ana Gibi Yar….

Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu:

- Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü?

Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı ve dedi ki:

- Ey hatun, benim vezirim olan senin kocan, gözdelerimden birini baştan çıkarmış Bunun cezası aslında ölümdür Ama sen kocanı affedersen idamdan vazgeçip onu sevgilisiyle beraber ülke dışına sürgün edeceğim

Kadının gözlerinde intikam alevi parladı:

- istemem, bana yar olmayan başkasına da yar olmasın! Asın, ipini de bana çektirin!

Padişah daha sonra vezirin öbür karısını çağırttı Ona da aynı şeyi söyledi Vezirin ikinci karısı tam tersine bir tavır takındı:

- Aman sultanım, ben kocasız kalmaya razıyım, ama çocuklarım babasız kalmasın, idam edeceğinize sürgün edin de çocuklarım babalarıyla bir gün kavuşma ümidini kaybetmesinler,

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Eğri Minare ve Çocuk – Mimar Sinan

Posted by Site - Yönetici Kasım 7, 2014

Egri Minare ve Çocuk Mimar  Sinan, EĞRİ MİNARE VE ÇOCUK

Eğri Minare ve Çocuk – Mimar Sinan

Süleymaniye Camiinin inşası tamamlanmış, ibadete açılacağı gün ilan edilmişti O gün gelince istanbul’un her yanından insanlar bu eşsiz eserin açılışında bulunmak için şehrin bu noktasına akın etmişti Herkes hayranlıkla bu Türk mucizesini seyrediyordu Fakat bunlar arasında bulu nan bir çocuk, “Aaa şu minareye bakın nasıl eğri!” diye bağırıyordu Herkes de bakıyordu ama bir eğrilik görmüyordu Çocuğun minarelerden biri için eğri dediği Mimar Sinan’a kadar ulaştı Koca mimar hemen çocuğun yanına geldi ve ona, “Yavrum hangi minare eğri göster bana” dedi Çocuk da “İşte şu” diye minarelerden birini gösterdi Mimar Sinan hemen adamlarını topladı Uzun halatları biribirine ekletip minareye bağlattı “Çekin yukarı doğru!” diye çektirmeye başladı Çocuğa da, “Oğlum, bak bu minareyi doğrultturuyorum, sen dikkat et, dosdoğru olunca haber ver

dedi Adamlar gerçekten düzeltiyormuş gibi çekiyorlardı Çocuk bir süre sonra, “Tamam, minare doğruldu” diye bağırdı İşçiler çekme işini bırakıp halatları çözdüler Başından beri olaya tanık olan Sinan’ın ustalarından biri herkesin kafasını kurcalayan soruyu Mimar Sinan’a yöneltti:

- Ulu mimarbaşımız, sen herkesten iyi biliyorsun ki, minarede eğrilik falan yok O halde niçin düzeltmeye kalkıştın?

Mimar Sinan’ın cevabı inceliğin, anlayışın, hoşgörünün simgesi idi:

- Ben bilmez miyim minarede eğrilik olmadığını Ama çocuğun kafasındaki “minare eğri” intibaını da öyle bırakamazdım Bu yönteme başvurdum ki çocuğun kafasındaki “eğri” kanaati silinsin Yoksa her yerde çocuk aklıyla minarenin eğri olduğunu söyler, sonra gerçekten eğri olduğu şeklinde bir inanç yayılırdı

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Bizim Zamanımızda Onlar Yok.

Posted by Site - Yönetici Kasım 6, 2014

h.z.Ali r.a

Bizim Zamanımızda Onlar Yok.

Hz. Ali’nin halifeliği sırasında, Hz. Osman’ın şehid edilmesiyle sonuçlanan fitne, fesad daha da arttı. Bu durumdan üzülen, şikayetçi olan bir mümin Hz. Ali’ye gelip sordu:

- Ya Ali neden Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında meydana gelmeyen bu olaylar senin zamanında meydana geliyor, müminler birbirine düşüyor?

Hz. Ali cevap verdi:

- Hz. Ebû Bekir ve Ömer zamanında biz vardık, ama bizim zamanımızda onlar yok.

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Soğan Al, Soğan Sat..

Posted by Site - Yönetici Kasım 5, 2014

Sogan,demir,Halife Harun resit,Behlül

Soğan Al, Soğan Sat..

Birgün adamın biri Behlül’e akıl danıştı:

- Ey Behlül Dana, ben zengin olmak istiyorum, bana ne tavsiye edersin?

Behlül bir an düşünüp cevap verdi:

- Demir al, demir sat.

Demir ticareti eski çağlardan beri kârlı bir iş olarak biliniyordu. Çünkü demir hiç fire vermeyen, daima üstüne koyan bir maddeydi. Adam Behlül’ün tavsiyesine uyup demir ticaretine başladı ve gerçekten kısa zamanda dilediği gibi zengin biri oldu. Zengin olduktan sonra Behlül için “Bu ne budala adam, verdiği akılla herkes köşeyi dönüyor,

kendisi fakirlikten kırılıyor” diye düşündü. Bir zaman sonra Behlül’ün karşısına çıktı, yeni bir akıl danıştı:

- Ey Behlül Divâne (Dana yerine aptal yerine koyarak divane diyor) ben demir alıp satmaktan yeterince zengin oldum. Biraz da başka bir iş yapayım. Bu sefer ne tavsiye edersin?

Behlül adamın içini dışını bildiğinden onu kötü niyetine kurban edecek bir tavsiyede bulundu: – Soğan al, soğan sat.

Soğan ticaretinin de riskli işlerden biri olduğu bilinir. Soğan devamlı fire veren bir nesnedir. Adam soğan ticaretine başlayınca kısa zamanda iflas bayrağını çekti ve kötü kalbliliğinin cezasını pahalı bir biçimde ödedi.

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir?

Posted by Site - Yönetici Kasım 4, 2014

Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir

Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir?

Kufe’de bir adam üçüncü Halife Hz. Osman için “Yahudiymiş” diye tutturmuştu. Herkes bunun asılsız olduğunu, imkansız olduğunu söylüyor ama adam bir türlü ikna olmuyordu. Bu konu İmam-ı Azam’a da duyuruldu. “Adamı bu saçma inancından kimse caydıramadı, sununla bir de siz görüşseniz” dendi. “Hay hay” dedi İmam-ı Azam, bir akşam bu kıza dünürlüğe diye adamın evine gitti. Dereden tepeden konuştuktan sonra sözü esasa getirdi:

- Biz Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle kızına dünür geldik.

- Kime istiyorsunuz kızımı, öğrenebilir miyim?

- Kızını istediğimiz kimse son derece ahlâklı, dürüst çok zengin ve alabildiğine cömert, Kur’an’ı ezbere biliyor ve sürekli okuyor… (Bunların hepsi Hz. Osman’ın nitelikleri)

Adam sözünü kesti:

- Yeter, bunlardan bir tanesi bile kızımı vermek için yeterli meziyettir.

- Ama bu damat adayının bir kusuru var, kendisi Yahudi.

-Adam parladı:

- Nasıl olur, benim kızımı bir Yahudiye istersiniz?

İmam-ı Azam için artık taşı gediğine koymanın zamanı gelmişti:

- Sen bir kızını yahudiye vermezsin de Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir? deyince adamın artık bir inat ve itiraza mecali kalmadı, bilinen gerçeği kabul etti.

(Hz. Osman peygamberimizin damadıydı, önce bir kızıyla evlenmiş, o ölünce diğer bir kızıyla evlenmişti. Bunun için Hz. Osman’a “Zi’nNureyn” (İki nur sahibi) denmiştir.)

Kaynak : Kıssadan Hisseler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Aslanların önüne atıllan Zahid – Hikâye

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2014

Aslanların önüne atıllan Zahid - Hikâye

Aslanların önüne atıllan Zahid – Hikâye

Tabiînden bir zâhid vardı. Halife Mervân bin Hakem’in eğlence aletlerini kırdı.
Onu yakalayıp, Halifeye getirdiler. Halife; onun (günlerce aç bırakılan) aslanların önüne atılmasını emretti. Onu alıp Aslanların önüne attılar. O zâhid orada namaza başladı. Aslan geldi. Ona yaklaştı. Ve Kuyruğunu sallamaya başladı. Orada bulunan bütün aslanlar onun başına toplandı. Aslanlar, dilleriyle onu yalamaya başladılar. O zat ise namaz kılıyordu. Aslanlara hiç aldırmıyordu. Mervân, sabahladığında (cellatlarına) sordu:
-“O zahidimizi ne ettiniz?” Onlar;
-“Aslanların önüne atıldı…” dediler. Mervân;
-“(Gidin) bakın hele aslanlar onu yemiş mi?” dedi.
Mervân’ın adamları geldiler. Aslanların o zâhid ile ünsiyet kurduklarını gördüler. Onu oradan çıkarttılar. Halifeye götürdüler. Mervân ona sordu:
-“Sen o Aslanlardan korkmadm mı?” Zâhid;
-“Hayır!” dedi.
-“Nasıl olur?” dedi. 0;
-“Ben gece boyunca tefekkür (ve ibâdet) ile meşgul oldum. Tefekkürden Aslanlardan korkacak bir zamanım olmadı” dedi. Zahide sordu:
-“Ne tefekkür ediyordun?” Buyurdular:
-“O aslanı düşündüm! Bana geldi, diliyle beni yaladı. Ben onun salyaları acaba temiz mi yoksa necis mi olduğunu (onun saiyalarıyla namaz kılmanın caiz olup olmadığını) tefekkür ettim. İşte benim bu tefekkürüm; beni onlardan korkmaktan alıkoydu.”
Mervân, buna şaştı.
Onu serbest bıraktı.
“Nisâbü’l-İhtisâb” isimli kitapta da böyledir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/622.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Fil Eti Yemedi Ve…..

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2014

Fil Eti Yemedi Ve.....

Fîl Eti Yemedi Ve…..

Abdullah el-Kalansî (r.h.) buyurdular:
Bir seferimde bir gemiye bindim. Şiddetli bir rüzgâr çıktı.
Gemi ehli, dua ve adaklarla meşgul olmaya başladılar. (Her biri kurtulursam şunu dağıtacağım, şu kadar hayvan keseceğim diye değişik adaklarda bulunmaya başladılar…) Bana da adakta bulunmaya işaret ettiler.
Ben onlara;
-“Ben dünyadan tecrit olunmuş (hiçbir şeyi olmayan) bir kimseyim! Benim nezredecek hiçbir şeyim yok!” dedim.
Fakat onlar daha da üzerime gelmeye başladılar.
(-“Bu fırtınadan kurtulmak için bir şeyler adak et!” dediler.) Ben de;
-“Eğer Allâhü Teâlâ hazretleri, beni bu fırtınada boğulmaktan kurtarırsa; fil eti yemeyeceğim!” dedim.
Gemidekiler (daha kızdılar ve bana);
-“Fil etini yiyen kim? Kim fil eti yiyor ki bir de kalkmış kendini fil etinden alıkoyuyorsun! Fil etini yemeyeceğine dair nezredi-yorsun?” dediler. Ben onlar;
-“Hatırıma bu geldi!” dedim.

(Gemi parçalanıp battı) Allâhü Teâlâ hazretleri, (gemide arkadaşlardan) bir cemaat ile birlikte beni de boğulmaktan kurtardı. Sahile çıktık.
Günler geçti. Yiyecek bir şey bulamadık. Aramızda açlık zahir oldu. Bir fîl yavrusu gördük. Arkadaşlarım onu yakalayıp öldürdüler. (Açlıktan ölmemek için zaruret halinde) onun etinden yediler. Ben yemedim. Gemide yapmış olduğum nezrime (adak) ve ahdime sâdık kaldım. Arkadaşlarım yine üzerime geldiler.
-“Burası iztırar (mecbur olmak) makamıdır. (Açlıktan ölmemek için haram yemenin mübâh olduğu bir yerdir)” dediler.
Ben onların söylediklerinin hiçbirini kabul etmedim. Sonra arkadaşlarım (karınlarının doymalarının vermiş olduğu ağırlıkla) uyudular. O yavrunun annesi geldi. Fil, yavrusunun kemiklerini gördü. O cemaatin hepsini teker teker kokladı. Kimden yavrusunun kokusunu bulduysa onu parçalayıp helak etti.

Sonra bana geldi. Beni kokladı. Benden yavrusunun kokusunu görmedi. Bana sırtını döndü. Ve sırtına binmemi işaret etti. Ben de onun sırtına bindim. Beni yükledi. (Büyük bir hızla yol aldı. Sonra) bir yerde bana inmemi işaret etti. Ben de indim. Seher vakti bir cemaat (insan) ile karşılaştım.
Onlar beni alıp evlerine götürdüler. Beni misafir ettiler. Tercümanın dili üzere onlara başımdan geçenleri haber verdim. Bana;
-“Filin seni alıp getirdiği yerden buraya kadar; tam sekiz günlük mesafedir. Sen (filin sırtında) bunu bir gecede kat ettin,” dediler.

Hikâyeden Çıkarılan Ders

Bu hikâyeden zahir oldu ki:
Muhakkak ki takva tarafına riâyet etmek ve ahde vefa etmekle kişi, din ve dünya yönünden işlerini istikâmete koyar. İşleri yoluna girer. Ama dünya şehvetlerinden sadece bir şehvetin bile uzun bir hüznü ve kederi vardır. Büyük bir tuzak ve hiledir. Belki helak olmaktır. Fil yavrusunu yiyen bu cemaatin helake düşmeleri gibi….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/634-635.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 464 takipçiye katılın