Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2009

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Rivayet olunur. Bir âlim vardı. Sözü tesirliydi. Büyük bir kuvvetle kalblerde tasarruf ederdi. Onun vaaz meclislerinde bir çok kişi ölürdü. Her vaazında konuşmalarının ve vaazının tesirinden bir, iki kişi Ölürdü. O vaizin bulunduğu şehirde yaşlı bir kadın vardı. O yaşlı kadının ince kalbli ve hemen infiale gelen cezbe sahibi bir oğlu vardı. Yaşlı kadın oğlunu o meşhur vaize ve onun bulunduğu meclislere gitmekten sakındırıyordu. Oğluna; adı geçen vaizin meclislerine gitme, diyordu. Yaşlı kadının oğlu bir gün farkına varmadan gafletle o vaizin meclisinde hazır bulundu. Allah’ın emri tecelli etti olan oldu. (O yaşlı kadının oğlu vaaz esnasında vefat etti.) Sonra o yaşlı kadın bir gün yolda o vaize rastladı. Yaşlı kadın, vaiz efendiye seslendi:

Sen hidâyete ermezken, halkı mı hidâyete davet edersin? Dikkat et! Muhakkak ki bu (hareketin) fayda vermez. Ey eğe taşı! Daha ne zamana kadar, sen kesmediğin halde, Demiri keskinleştirmeye devam edeceksin?

Vaiz Efendi, yaşlı kadının bu sözlerini işitince feryad etti. Bağırıp, yere düştü. Bayıldı. Onu alıp evine götürdüler. Vefat etti. Allah’ın rahmetine kavuştu. Vaizler mihrab’da cilveli cilveli sana, “gel tevbe et” derler. Vaiz kendi şeklini daha düzeltmemiş, kendisi vaaza muhtaçtır.

ilmiyle amel etmeyen Vaiz ve hatiblerin akıbeti Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

İsrâ (mîrâc) gecesi, bazı insanlara uğradım. Dudakları, ateşten yapılmış makaslar ile kırpılıyordu. Ben:

-“Ey Cebrail bunlar kimlerdir?” dedim. 0:

-“Bunlar, senin ümmetinin, insanlara iyiliği emredip, kendi nefislerini unutan hatibleridir. Cehennemde paylarına düşen cezayı çekiyorlar. Onlara:

-“Sizler kimlersiniz?” denildiğinde, onlar:

-“Biz insanlara, hayrı emreder; kendi nefsimizi unuturduk. (Söylediklerimizle amel etmezdik) diye cevab verirler. Evzâî buyurdular:

Lahitler, (kâfirlerin içinde oldukları sandukalar), kâfirlerin leşlerinden gördükeri (duydukları) pis kokulardan Allahü Teâlâ Hazretlerine şikâyette bulundular. Allahü Teâlâ Hazretleri ona vahyetti:

-“Ulemâ-i sû (kötü âlimlerin) karınları, sizin içinde bulunduğunuzdan daha pis kokuludur,” buyurdu.

Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Herhangi bir kul, hutbe okuduğunda muhakkak Allahü Teâlâ Hazretleri, kıyamet günü ona, hutbesiyle ne murad ettiğini kendisine soracaktır.

Şeyh Üftâde Efendi buyurdular:

Eğer vaaz eden kişi, kendisini, dinleyenlerden hayırlı görürse, işi zorlaşır. Yine konuşmasına kulak veren kimse olmazsa, o kişi, dövünüp kafasına vuran kimseyle müsâvî ve eşit olup işi zordur. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Nice vaizler vardır ki, şeytan onunla oynaşır.

Allah’ım ben ancak Müslümanların benden faydalanacakları sözleri söyleyeyim. Ben cehennemde azablandırılacak biri olsam bile… Bu kötü bir sonuç çeşitidir. Lakin içinde, kötülüğün hazzını görme korkusu vardır.

Yine buyurdular:

İnsanlara vaaz edenler, ya insanların kendisinin bildiği şeyi bildiğine inanır. Ya da insanların kendisinin bildiğini bilmediğine inanır. Birincisine düşen insanların onun vaazına ihtiyaçlarının olmadığını bilmesidir. İkincisi ise, İnsanların câhil, kendisinin âlim olduğunu isbat etti. Bu ise tamamen kibirdir. Gerçekten nefsin hileleri çoktur. Ondan kurtulmak ancak ve ancak Allah’ın lütfü ve keremiyle mümkündür. Bu durumun en düşük hali, Efendimiz (s..a.v.) Hazretlerinin şu hadîsini mülâhaza etmesidir:

Muhakkak Allahü Teâlâ Hazretleri,’ bu dini, facir (ve fasık) bir kişiyle (bile) kuvvetlendirir (teyid eder.)”

Sâlik (hak yolun yolcusu),  hakikate erişmedikçe, ikilem ve (nefsin pençesinden) kolay kolay kurtulamaz. Efendimiz (s.a.v.)

Hazretleri    buyurdular,  “Âlimler, müstesna bütün insanlar, sarhoşturlar.” İhlâs sahibleri gerçek­ten büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar. Emniyet, ancak ihlasa erdirilmiş kişilerindir. Onlar da hakikî tevhide ulaşmış kişidir. 0 da “adem” yokluk ve “vucûd” varlığının son haddinde, kahr ve harici kerem ile fânî olmuştur. Bu durumda külli yani tam fena olmak vardır. Allahü Teâlâ Hazretlerinin Şeytana hitaben:

Hakikat, o kullarım (ki), senin onlar üzerine bir sulta’n (ve gücün) yoktur 15/42.” Âyetiyle murad edilenler işte bunlardır.

Bütün mertebelerde elbette şeriate riâyet etmek lâzımdır. Çünkü kemâl yani manen olgunluk ancak şeriat ile mümkündür. Şeriate riâyet etmeyen kişi, noksandır. Bundan dolayı cezbeye tutulanlar, noksanlıklardan hali değildir, (soyutlanmamıştır). Görmüyor musun? Peygamberlerden hiçbirine, bunaklık ve delilik ânz olmadı. Kemâl mertebesinde olan kâmil kişinin aklı da tam ve mükemmel olur. Hatta istiğrak halindeyken bile, kapının gıcırtısını hisseder. Ya Rabbi! Bizi kemâl derecesine ulaştır. Âmin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

HALK ŞAİRİ ABDĞLVAHAB KOCAMAN – DÖNDÜ .. DNMEDİ !

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2009

HALK ŞAİRİ ABDÜLVAHAB KOCAMAN

DÖNDÜ .. DÖNMEDİ  !

ÇOK İLGİNÇ VE GÜZEL BİR ŞİİR

 

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Etiketler: | 1 Comment »

“İslâm düşmanlığı onların genlerinde var…”

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2009

İslâm düşmanlığı onların genlerinde var..

İslâm düşmanlığı onların genlerinde var..

“İslâm düşmanlığı onların genlerinde var…”

Bu kaçıncı darbeleri, kaçıncı hakaretleri!..

Gördünüz mü İsviçre’nin hoşgörüsünü! Değil İslâm’ı, değil ezanı, ezansız minareyi bile hoş görmüyorlar…
Mâide sûresi 5. âyet, “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” emriyle bu iki güruha karşı tavrımızın nasıl olacağını tayin etmiş. “Onlar birbirlerinin dostlarıdır” buyurarak da bize asla dost olmayacaklarını bildiriyor. Buna rağmen onlara dostlukta ısrar edenleri ise, “Onları dost edinenler onlardandır” buyurarak deşifre ediyor. Deşifreden de öte, bu dostluğun bir zulüm olup, bu zulmü işleyenlerin âkibetlerinin nasıl olacağını şöyle haber veriyor: Allah zâlim kavme/topluluğa hidayet vermez, onları doğru yola iletmez.
Atalarımız da bunu şöyle özetlemişler: “Domuzdan post gâvurdan dost olmaz.
Bu iki topluluk, bize dost olmadıklarını, hiçbir zaman da olmayacaklarını ellerinden geldiği ve dillerinin döndüğü kadar zaten kendileri ispat etmeye çalışıyor. Ama biz anlamaya yanaşmazsak onlar ne yapsın!..
Avrupalıların, Müslüman olmayan yabancılarla bir meselesi yok. Düşmanlıkları sadece Müslümanlara. Sadece Müslümanları döver, sadece onların evlerini yakar ve sadece onları sokak ortasında öldürürler…
Haçlı seferlerinde 2 asır boyunca yaptıkları zulüm ve akıttıkları onca Müslüman kanı içlerini soğutmaya yetmemiştir. Daha çok Müslüman kanı akıtmadan rahat edemiyorlar. Onun için habire öldürmeye devam ediyorlar.
Yapılan yeni öldürmeler de kâfi değil. Yeni bir haçlı seferi başlatılmalı. Bush işte bunun için düğmeye bastı ve kaç sene önce Afganistan ve Irak’tan yeni haçlı seferini başlattı. Bu ülkelerde, yüz binleri bırakın milyonla ifade edilen insan öldürülmüşse de bunu da kâfi görmüyorlar. Başka İslâm ülkelerinde de Müslümanlar öldürülmelidir.

Bu toplu cinayeti Büyük Ortadoğu Projesi, kısa adıyla BOP adı altında yapmayı düşündüler. Sanki İslâm ülkeleri, “Afganistan ve Irak’a uçaklarla tonlarca demokrasi yağdırdığınız gibi aman bize de demokrasi getirin” diye yalvarmışlar da onlar da öyle yapıyor. Önce 22, arkasından 25 İslâm ülkesine demokrasi getirmeye(!) karar verdiler. Kısaca BOP, 25 İslâm ülkesini Afganistan ve Irak gibi yapma projesidir. Projenin bir başkanı Obama’nın selefi Bush idi. Eş başkanının da neden Sayın Başbakanımız R. Tayyip Erdoğan olduğunu bilmiyoruz…

ABD’nin sadece Irak’a demokrasi yağdırması kâfi gelmedi. Komşu Müslümanlara da demokrasi getirmek lazımdı. Âyet-i kerimede, “Onlar birbirlerinin dostlarıdır” buyuruluyor ya, Yahudi İsrail ile Hıristiyan ABD dost oldukları için, İsrail de dostu ABD’nin Irak’a yaptığı gibi Filistin’e demokrasi yağdırmaya hâlâ devam ediyor…
Ama bunlar işin sadece maddi tarafı. Bir de açtıkları mânevî yaralar ve zararlar var. Bildiğiniz gibi Hıristiyan Avrupa, karikatürle Peygamberimiz’e hakaretten sonra, hakaretlerini söz ile yapmaya kadar götürdü. Hem de, Hıristiyan âleminin başı olan Papa’nın ağzıyla… Papa’nın hakareti demek, bütün Katoliklerin hakareti demektir…
Papa, Peygamberimiz’e hakaretinin arkasından, “Hem sizin Peygamberiniz’i aşağılarım hem de memleketinize gelirim” dercesine memleketimize geldi. Başbakanımız tarafından da uçağın merdivenlerinde karşılandı.
Gelelim taze meseleye; özgürcü, medenî, hoşgörü ülkesi(!) İsviçre halkının minare yasağına evet demesine…
Hıristiyanları çok iyi tanıyan Prof. Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi, anlaşılıyor ki “İslâm düşmanlığı onların genlerinde var…” ReferandumdanMinareye yasak” kararı çıkması da bunun isbatı…
Avrupa’daki yüzlerce cami ve mescidler sıradan bir bina gibidir. Dışarıdan hiç birinin cami veya mescid olduğu bilinmez. Çünkü minareleri yok. Almanya’da sadece birkaç yerde minare var. İsviçre’de de 4 tane varmış.
Minare olsun olmasın, Almanyasında da İsviçresinde de dışarıdan duyulacak şekilde ezan okumak YASAK. Türkiye’de ise kiliselerin çan çalmaları serbest. İstanbul’da her zaman çan sesi duyulur. Türkiye’de kilise çanının serbest olduğunu bile bilmeden, “İsviçrelilerin minare istememeleri gayet normal. Türkiye’de kiliselerde çan çalınsa biz ister miyiz?” diyenlerin câhilliklerine ne demeli bilmem. Bunlar kimden yanadır acaba?..
Dedik ya, Avrupa’da ezanlar zaten mescidlerin içinde okunuyor. Minare, sadece görüntü, yani oranın mescid olduğu bilinsin için yapılıyor. İsviçreliler böyle bir görüntüye değil, İslâm’ın kokusuna bile tahammülü edemiyorlar…
Gerçi bazı İsviçre hükümet yetkilileri bu referandum sonucundan rahatsız. Ama bunun bir hoşgörüsüzlük olduğundan değil, turizm gelirinin eksilmesine sebep olacağı korkusundan…
Sadece İsviçre değil Avrupa’nın her tarafında İslâm korkusu, hayır İslâm korkusu değil, İslâm düşmanlığı yaygın. İsviçre’den sonra Hollanda da ezan referandumuna hazırlanıyor. Bakmayın siz bazı Avrupalı parlamenterlerin İsviçre’deki referandum sonuçlarını yadırgar göründüklerine. Hiç şüpheniz olmasın, dini imanı para olan bu güruhun maddî gelirde zararları olacağı korkusu olmasa, hepsi İsviçre’yi takip eder.
İsbatı Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye kabul edilmesi meselesi… Türkiye’yi alacağız-almayacağız diye senelerdir bizimle oyum-oyum oynamıyorlar mı? Birisi çıkar, “AB bir Hıristiyan topluluğudur; Türkiye ise Müslümandır, alamayız” der. Başka birisi çıkar yalancıktan onun söylediğine ters şeyler söyler. Bu karşılıklı sözler tekrarlanır durur. Yani bizimle dalga geçerler. Ve Müslüman Türkiye ile oynanan bu oyun tekrarlanır durur… Biz de kendi benliğimize dönmek yerine, AB kapılarında “Ha aldılar ha alacaklar” diye bekler dururuz…

Ali Eren – Vakit 2009-12-03

Haber vaktim .com

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

HALK ŞAİRİ – ABDÜLVAHAB KOCAMAN – EY TÜRK GENÇLİGİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2009

HALK ŞAİRİ – ABDÜLVAHAB KOCAMAN – EY TÜRK GENÇLİGİ

Çok güzel bir şiir

 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir, İlginç | Etiketler: | Leave a Comment »

Mevlana’dan altın öğütler

Posted by Site - Yönetici Aralık 5, 2009

Mevlana’dan altın öğütler

Bil ki iyiler mutlaka kazanır.

1- Dil tencere kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu; ne pişiyor anlarsın.

2- Kalbi ve sözü bir olmayan kişinin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.

3- Ne kadar konuşursan konuş, söylediklerin karşısındakinin anlayabildiği kadardır.

4- Fikir ona derler ki yol açsın; yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın.

5- İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

6- Aklın varsa bir başka akılla dost ol, işlerini bir bilene danışarak yap

7- Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

8- Hayatta muvaffak olmak için üç şey lazımdır: Dikkat, intizam çalışma.

9- Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.

10- Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

11- Görünüşte acı su da, tatlı su da berraktır. Zevk sahibinden başka kim anlayabilir?
İşin ehlini ara. İşin ustasını sor. Onu bul! Tatlı su ile acı suyun farkını işte ancak O anlar.

12- İçinde pusu kurmuş olan nefis, kibir ve kin bakımından bütün düşmanlardan beterdir.

13- Çalış Can! Sebeplere sarıl. Kader, kader deyip kederlenme. Unutma ki; dua ve çaba kaderin önüne geçer.

14- Üzülme Can! Doğruysan zarar gördüm deme. Bil ki iyiler mutlaka kazanır.

15- Doğru olan hiçbir zaman zarar görmez. Birkaç gün sabret de gör, nasıl da gülüp mutlu olacaksın!

16- Can konağını aramadaysan cansın; bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin.

Şu nükteyi biliyorsan işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan osun sen.

Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte.

***

Dostum sen düşünceden ibaretsin.

Gerisi et ve kemiktir.

Gül düşünürsen gülistan,

Diken düşünürsen dikenlik olursun.

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, H.z Mevlana, Tavsiyeler, Yorumlar | Leave a Comment »

İlim meclisi

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2009

İlim meclisi

İlim meclisi

İlim meclisi

İlim, en şerefli cevherdir. (Cevheri bakımından şereflidir). Lâkin ilimle beraber elbette ibâdetin de olması lâzımdır. İlim ağaç menzilesinde (mertebesinde) ibâdet ise onun meyvesi menzilesindedir. Şeref ağacındır. Çünkü ağaç asıldır. Lâkin ağaçtan faydalanmak meyveleri sebebiyle olmaktadır. Ebû Zer (r.a.) Hazretlerinin hadîs-inde şöyle buyrulmuştur:

İlim meclisinde bulunmak, bin rek’at (nafile) namaz’dan daha faziletlidir. Bin hastayı ziyaret etmekten bin cenazeye katılmaktan daha faziletlidir. Denildi ki:

-“Ya Rasûlellah” ilim meclisinde bulunmak Kur’ân-ı Kerim okumaktan da faziletli mi?” Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri:

-“Kur’ân-ı Kerim ancak ilim ile fayda verir,” buyurdular.

Mesnevi de buyuruldu:

Süleyman Aleyhisselâm’ın mülkünün mührü ilimdi.

Bütün âlem onunla şekil ve cân buldu.

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

GÖYNEM RESİMLERİ – 2009

Posted by Site - Yönetici Aralık 3, 2009

GÖYNEM RESİMLERİ – 2009

Posted in Diger Konular, Fotograflar, Göynem Resimleri, Göynem Videolar, Göynem Videoları, Göynem`den Resimler......, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Muhtaçları Doyurmak

Posted by Site - Yönetici Aralık 3, 2009

Muhtaçları Doyurmak

Muhtaçları Doyurmak

Muhtaçları Doyurmak

Evinden çıkıp ta rızık aramaktan âciz duruma gelen muhtaçları doyurmak, insanlara farzdır. Burada birkaç meseleye temas etmek istiyoruz:

Birincisi: Muhtaç dışarı çıkmaktan âciz kaldığı zaman, onun durumunu bilen kimse şayet muktedir ise, dışarı çıkacak ve ibadetlerini yapabilecek kadar onu doyurması farzdır. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Bir kimse, kendisi tok, yanındaki komşusu aç olarak gecelerse, bana hakkıyla iman etmiş olmaz.” Aç olan kimse ölse, onun bu halini bilen hiç kimse onu doyurmasa, hepsi de günaha iştirak ederler. Yine bir hadiste şöyle buyurulu-yor: “Bir adam zengin bir topluluğun içerisinde açlıktan ölürse, onlardan Allah ve Rasûlünün teminatı berî olur.”. Aynı şekilde muhtacın bu durumunu bilenin yanında verecek bir şeyi olmazsa, ancak diğer insanlara gidip ona yardım etmeleri için haber vermeye muktedir olursa, ona da bu farz olur. Bu kimsenin de imkânı nisbetinde muhtaç durumda olana yardımcı olması gerekir. Çünkü emre imtisal, takat nisbetindedir. Diğer insanlar bundan kaçınsalar da, neticede bu adam ölse, günaha hepsi de iştirak ederler. Şayet onlardan bir kısmı bu vazifeyi yerine getirirse, diğerlerinden de sakıt olur.

Bu mesele, bir esiri fidye ile kurtarmanın bir benzeridir. Müslümanlardan birisi ehl-i harbin elinde esir olsa, onu da öldürmek isteseler, onun bu durumunu bilen her müslümana, şayet imkânı varsa, kendi malından fidye vermesi farzdır. Şayet yoksa, bu durumu imkânı olanlara haber vermesi gerekir. Bunu müslümanların bir kısmı yaptığı zaman, maksad hasıl olduğu için diğerlerinden düşer. Aslında mana bakımından bu iki mesele arasında bir fark yoktur. Hiç şüphesiz insan tabiatında bulunan açlık, tıpkı müşriklerden olan bir düşman gibi, nefsi helak etmesinden korkulan bir düşmandır.

Şayet muhtaç durumda olanın dışarı çıkmağa gücü yetiyor da, bir şeyler kazanmaya muktedir olamıyorsa, onun da çıkması gerekir. Onun durumunu bilen kimsenin üzerine düşen bir vazife varsa, onu yapsın. Çünkü bu kimsenin yeterli imkânı olup, onu verecek lâyık birini de bulduğu için, onu muhtaca vermekle kendisinden farzı düşürmesi gerekir. Çünkü muhtaç bu yardıma başkasından daha lâyıktır. Kendisine düşen farzı edâ etmiş olsa da, muhtaç

olan birine ihsan etmeğe davet olunuyor. Allahü teâlâ da şöyle buyuruyor: “Allah yolunda harcayın. Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.”Allah’a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir. Ona cömertçe verilecek ecir de vardır.Rasûlullah (sas) e amellerin en faziletlilerinden sorulduğunda şöyle cevab verdiler: “İlmi yaymak, yemek yedirmek, insanlar uyurken gece namazı kılmak.

Kaynak: İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İslam İktisadında Helal Kazanç | Etiketler: | Leave a Comment »

Gazze’nin kurban dramı

Posted by Site - Yönetici Aralık 1, 2009

Gazze’nin kurban dramı

Gazze’nin kurban dramı

Gazze’nin kurban dramı

 

Gazze açlıkla boğuşurken, dünya Müslümanlarının yardım olarak göndermek istediği etlerin girişine de izin verilmiyor.

İsrail tarafından hapishaneye çevrilen Gazze’ye Mısır’dan tünellerle sokulan küçük ve büyükbaş hayvanlardan 300 ila 600 dolar arasında bir ücret alındığı öğrenildi. Gazze açlıkla boğuşurken, İsrail askerlerinin dünya Müslümanlarının yardım olarak göndermek istediği etlerin girişine de engel olduğu belirtildi. Ajanslar ise, Gazzeli Müslümanların dramını, “Tünel Ekonomisi” “Karaborsa” başlıklı haber ve resimlerle dünya basınına servis etti. İsrail’in yandaşı Mısır yönetimi ise, birkaç kurbanlık geçişine izin vermesini büyük bir başarı gibi kamuoyuna duyurdu.

İSRAİL BİLDİĞİNİ OKUYOR
Dün ve önceki gün milyonlarca Müslüman, Mevla’nın rızasını kazanmak ve yardımlaşmanın ibadete dönüşmüş halini ortaya koymak için kurban kesti. Kurban olarak kesilen hayvanların büyük bölümü ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Evlerine belki aylarca bir lokma et ve et ürünü girmeyen yoksul Gazze ise, Batının gıptayla seyrettiği bu ibadetin nimetlerinden yine yoksun kaldı. Çünkü İsrail, Gazze’ye canlı hayvan girişine mani oldu. Kurban Bayramı’nın gelişi ile yasağın hafifletilmesi yönünde girişimlerde bulunulsa da İsrail bildiğini okudu.

GEÇİŞ ÜCRETİ KÜÇÜKBAŞTA 300 DOLAR
Canlı hayvan girişinin yasak olduğu Gazze’ye tünellerle Mısır’dan hayvan getirmek dolar bazında üç haneli rakamlarla ifade ediliyor. Ağustos ayında gizli tünellerden Gazze’ye sokulan küçükbaş hayvanlardan 100 dolar geçiş ücreti alındığı belirtilirken, bu rakamın Kurban Bayramı yaklaştıkça arttığı, bayram boyunca ise küçükbaştan 300 dolar büyükbaştan ise 600 dolar geçiş ücreti alındığı ifade edildi. Ajanslar Gazze’deki durumu “Tünel Ekonomisi”, “Karaborsa” başlıklı haber ve resimlerle dünya basınına servis etti. Birbirinden çarpıcı görüntülerde, kazılan tünellerden Gazze’ye sokulmaya çalışılan canlı hayvan ve yiyecekler açıkça görülüyor.

YARDIMA DA ENGEL OLDU
Öte yandan İsrail’in, yardım derneklerinin Gazze’ye ulaştırmak istediği kurban etlerine de engel olduğu, birçok yardım derneğinin bu yöndeki girişiminin sonuçsuz kaldığı öğrenildi.

 

Kaynak : Vakit

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

MUBAREK KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

Posted by Site - Yönetici Kasım 26, 2009

MUBAREK KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

MUBAREK KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

MUBAREK KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

Bütün islam alemi’nin,ıhvan ve ahavat’ın,Norveç’teki bütün Göynemli’lerin ve hocaefendilerin,sitemizin güzide ziyaretçilerinin,yetim ve öksüzlerin,kimsesizlerin,Dünyanın heryerinde İslam için çalışan din kardeşlerimizin mubarek Kurban bayramını en içten dileklerimizle kutlar Hz.Allah’tan daha nice bayramlara kavuşturmasını temenni ve niyaz ederiz.

http://www.yukarikayalar.wordpress.com

 


Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 365 takipçiye katılın