Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

Dilencinin Böylesi

Posted by Site - Yönetici Aralık 27, 2009

Dilencinin Böylesi

Dilencinin Böylesi

Dilencinin Böylesi

Bir evin kapısını, bir yoksul çaldı. Taze veya bayat bir dilim ekmek istedi. Ev sahibi,

Burada ekmek ne arar. Burayı fırın mı zannettin?” diyerek azarladı. Dilenci,

Öyleyse, bari birazcık yağ ver.”

Ev sahibi,

Burası kasap dükkânı da değil, yağ da bulunmaz” dedi.

Dilenci,

Hiç olmazsa birazcık un ver.”

Ev sahibi,

Burası değirmen de değil” dedi.

Dilenci,

Bari bir bardak su ver de içelim.”

Ev sahibi,

Burası ne dere ne de çeşme” diyerek, yoksul dilenci ne istediyse, ev sahibi alay edip yok dedi.

Bunun üzerine yoksul dilenci, evin içerisine girerek eteklerini kaldırıp abdest bozmaya yeltendi.

Ev sahibi,

Ne yapıyorsun?” diye müdahale edince, dilenci,

Vicdansız adam! Hiçbir şeyin olmadığı böyle bir viraneye ancak abdest bozulur” diyerek cevapladı.

***

Bu hikâyede Mevlânâ,
Bir kimsenin beden evi faziletten, bilgiden, ibadetten,
insanlıktan, merhametten ve güzel ahlâktan mahrum ise, o evde
ilâhî nur parlamıyorsa, o vücut, çeşitli gıdalarla beslenen
seyyar bir tuvalet gibidir, demek istemektedir.

Kaynak : Mesnevi`de gecen hikayeler

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

1 bardak COLA nın vucudunuzdaki seyahati..

Posted by Site - Yönetici Aralık 27, 2009

cola

cola

Bir bardak COLA nın vucudunuzdaki seyahati..

Çocuklara da okutalım….

Cola neden şişmanlatır? İlk 10 ve ilk 40 dakikada bakın Cola vücutta kan şekerini nasıl etkiliyor?


İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak Cola’nın 60 dakikada vücuda verdiği zararları anlattı.


1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ’fosforik asiddir’.


2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.


3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.


4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)


5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.


6. Tekrar kolaya ve tatlılara saldırısınız.


7. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.


8. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.


Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler | Leave a Comment »

‘Bush seçimi çaldı 11 Eylül’ü yaptı’

Posted by Site - Yönetici Aralık 26, 2009

Bush seçimi çaldı 11 Eylül’ü yaptı

Bush seçimi çaldı 11 Eylül’ü yaptı

‘Bush seçimi çaldı 11 Eylül’ü yaptı’

Amerikan halkına en inandırıcı gelen komplo teorisine göre ABD eski başkanı Bush 2000’de yapılan başkanlık seçimlerini hileyle kazandı, 11 Eylül’ün arkasında da o vardı.

ABD’de halkın en çok inandığı komplo teorilerini bulmak için anket yapılıyor. İlk sonuçlar, Bush’un seçimlerde hile yaptığı ve 11 Eylül saldırısını da Bush kabinesinin planladığı inancının yaygın olduğunu gösterdi.

Dünyada bir çok insanın komplo teorisi olarak dahi görmeyip inandığı tarihi “iddiaların” Amerikalılar tarafından da onaylandığı anlaşıldı. ABD’deki New York Daily News gazetesi halkın en çok inandığı komplo teorilerini bulmak için anket başlattı ve ilk sonuçlar bir hayli tanıdık çıktı. Gazetenin internet sitesinde yayınlanan ve oy verme işleminin halen devam ettiği ankete göre, Amerikalılar en fazla ABD eski başkanı George W. Bush’un 2001 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde, hile yapıp, Amerikan halkının oylarını çaldığı teorisini gerçeğe yakın buluyor.

Bush’un, 11 Eylül terör saldırısıyla bağlantısı olduğuna inananların sayısı da oldukça fazla. Amerikalılara en gerçekçi gelen diğer komplo teorileri de, küresel ısınmanın büyük bir yalan olduğu ve ABD Başkanı Barack Obama’nın ABD doğumlu olmadığı.

Son anketteki en “popüler” komplo teorileri arasında, 11 Eylül saldırılarının arkasında Bush Yönetimi’nin olduğu iddiası ikinci oldu. New York Daily News Gazetesi’nin internet sitesinde yer alan ve hâlâ süren bir ankette, en inandırıcı komplo teorileri şöyle:

2000 seçimlerini Bush çaldı – yüzde 31

Cumhuriyetçi aday Bush 2000 yılındaki başkanlık seçimlerinde ülke genelinde oyların yüzde 47.8’ini almış, Demokrat aday Al Gore yüzde 48.3’e ulaşmıştı. Ancak sistem gereği seçimi kazanan Bush oldu. Florida eyaletindeki 300 oyluk farkla seçilen Bush’un, yeniden sayım sürecinde Florida Valisi kardeşi Jeb Bush yoluyla hile yaptırdığı öne sürüldü.

11 Eylül’ün arkasında Bush vardı – yüzde 16

Bush Yönetimi, 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleşen terör saldırılarından önceden haberdar olmuştu. Saldırgan bir dış politikayı meşrulaştırmak için El Kaide teröristlerini engellemedi. İkiz Kuleler’de kontrollü patlama yapıldı. Pentagon’u vuran ise uçak değil bir roketti.

Küresel ısınma uydurma – yüzde 14

Enerji sektörünü yeniden yapılandırarak sermayenin el değiştirmesini sağlamak isteyen çevreler, Dünya tarihi boyunca defalarca görülen doğal iklim değişikliğinin insan ürünü olduğunu öne sürdüler. Hatta artık aksini savunanları bilim camiasından dışlıyorlar.

Harry Potter’dan MJ’e diğer teoriler

ABD halkının yüzde 12’si, ABD Başkanı Barack Obama’nın ABD topraklarında doğmadığına, dolayısıyla Amerikan vatandaşı olmadığı için başkanlığının gayrimeşru olduğuna inanıyor.

Diğer popüler komplo teorileri şunlar:

Devlet vatandaşların tamamını gizlice gözetliyor. Prenses Diana kazada ölmedi, öldürüldü. Harry Potter, satanistlerin bir aracı. Michael Jackson ölmedi, 300 milyon dolarlık borcundan kurtulmak için bunu tezgahladı, şimdi Elvis Presley gibi rahat ve gizli bir yaşam sürüyor.

Kaynak: Yenişafak – Hürriyet-Timeturk

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İlginç | Leave a Comment »

YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR

Posted by Site - Yönetici Aralık 26, 2009

YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR

YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR

YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR

Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı

Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı

İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu

Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı

Adam bunlarla kafası Karışmış birhalde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam herşeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı:

Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler

Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar

Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır Koyuna ilk defa binen alimlerdir Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır

KISSADAN HİSSELER

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Hristiyan bir vaizken nasıl Müslüman oldu?

Posted by Site - Yönetici Aralık 25, 2009

Hristiyan bir vaizken nasıl Müslüman oldu?

Amerika’da İslam’ı seçen bir vaizin Müslüman olma hikayesini izlyeceğiniz bu videoda Amerika’da İslamiyet’e ne kadar önem verildiğini göreceksiniz…Eski Hristiyan vaiz İslamı seçtikten sonra diğer müslümanlara verdiği ilk dersinde söylediği şu sözler ise çok çarpıcı:
Kimseyi Hıristiyan yapamadım, ama birçok insanın Müslüman olmasına sebep oldum. Hem de henüz Müslüman olmadığım halde bunlara sebep oldum. -Evet; çok ilginç, ama Hıristiyan yapmaya çalıştığım kişi başta rahip olan arkadaşım ve bütün ailemin Müslüman olmasına sebep oldu. Hiç unutamıyorum, o günü Müslüman arkadaşımın yanında beyaz bir kaftan ve beyaz bir başlık giymiş bir adam duruyordu. Bu bizim rahipti. Ona döndüm ve: “Pete, Müslüman mı oldun sen?” diye bağırdım. O da bana yumuşak bir sesle, o gün İslâm’a girdiğini söyledi. Bir rahip Müslüman olmuştu! İnanılacak gibi değildi.

İşte Hristiyan bir vaizin Müslüman olma hikayesi…

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İbretlik, İlginç | Etiketler: | 2 Comments »

Muharrem ayı ve Aşure günü – VAAZ – Hüseyin Kumaş Hocaefendi

Posted by Site - Yönetici Aralık 25, 2009

Muharrem ayı ve Aşure günü – VAAZ – Hüseyin Kumaş Hocaefendı

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

EHL-İ KÜFRE BENZEMEKTEN SAKINMAK !

Posted by Site - Yönetici Aralık 25, 2009

EHL-İ KÜFRE BENZEMEKTEN SAKINMAK

EHL-İ KÜFRE BENZEMEKTEN SAKINMAK

EHL-İ KÜFRE BENZEMEKTEN SAKINMAK !


İbn-i Ömer (r.a) teşebbüh (benzemek) hakkında şöyle buyururlar: “Bir kimse müşriklerin arzına ev binâ edip, onların bayramlarına katılmak sûretiyle onlara benzerse, o kimse kıyâmet günü onlarla berâber haşrolunur.” (Feyzü’l-Kadir, 104)

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri de; “İki dîni tasdik eden dahi, şirk ehlinden sayılır. İslâm hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşriktir. Halbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak), şirk şâibelerinden sakınmak tevhiddir.’ buyurarak, şöyle devâm eder:

Hindûların büyük bildikleri günlere tâzîm, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak, küfrü îcâp ettirir. Nitekim ehl-i İslâm’ın câhilleri, bilhassa kadınlar, küffârın belli günlerindeki küfür merâsimini icrâ etmektedirler. Bunları, kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar… Böylelikle o merâsîme tam mânâsı ile îtinâ ederler.” (Mektubât-ı Şerife, 3 /41)

İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sânî Hazretleri, böyle merâsimleri icrâ ile ehl-i küfre benzeyenlerin acıklı sonunu şu ifâdeleriyle haber verirler:

Bir defâsında, bir hastanın ziyâretine gittim. Ölümü yaklaşmıştı. Hâline teveccüh ettiğim zaman gördüm ki kalbi, şiddetli zulmet içinde. Her ne kadar bu zulmetin kalkması için teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde saklı duran küfür sıfatından nâşîdir. Bu sıkıntıların menşei dahi, küfür ehli ile dost geçinip durmasıdır. Bundan sonra belli oldu ki bu zulmetlerin def’i için teveccüh, yerinde bir iş değildir. Zîrâ onun bu zulmetlerden temizlenmesi cehennem azâbına kalmıştır. Ki küfrün cezâsı da odur. Ve bana mâlum oldu ki, onda îmandan bir zerre miktarı mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedî kalmaktan kurtulacaktır.

KAYNAK :  (Mektubât-ı Şerîfe, 1/266) 2005’den

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Yılbaşı Kutlamaları Küfürmü ? | Etiketler: | Leave a Comment »

BİLİYORMUSUN SEN KİMSİN??

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

Biliyormusun sen kimsin ?

Biliyormusun sen kimsin ?

BİLİYORMUSUN SEN KİMSİN??

Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırsınız.. Çünkü ALLAH’a inanıyorsunuz..” Fermanının sahibisin!..

SEN,

Alemlere rahmet olarak gönderilen” ve dehşetli mahşer günü herkesin “Nefsi! Nefsi!” diye çırpınacağı bir zamanda, secdelere kapanıp; “Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bağışlamadıkça kalkmam” diye feryad edecek olan Habib-i Kibriya’nın ümmetisin!..

SEN,

Resûlullah’ın ashabına; “Orduya yardım ediniz” dediği zaman, bütün servetini alıp getiren ve Peygamberin “Çocuklarına ne bıraktın?..” sorusuna; ALLAH“’ı ve Resûlünü bıraktım Ya Resûllullah!” cevabını veren Hz. Ebûbekir’in yolundasın!..

SEN,

Devlet reisi olduğu halde, içi su dolu bir tulumu sırtına yüklenerek halk içinde dolaşan ve oğlunun; “Babacığım, niçin böyle yapıyorsun?” sorusuna; “Oğlum! Nefsimi biraz beğenir gibi oldum.. Onu zelil etmek, gururumu kırmak istiyorum” diyen Koca Ömer’in izindesin!

SEN,

Müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şam’dan kendisine ait zeytinyağı, üzümve buğday yüklü olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman’ın ardındasın!..

SEN,

Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açıkça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve ALLAH Resûlünün; “Neden böyle yaptın ?”suâline ALLAH“Belki bunların birini olsun kabul eder düşüncesiyle diyen Hz. Ali’yi takip edensin!

SEN,

ALLAH yolunda cihada çıkan ve karşısında ATLAS Okyanusunu görünce, devesini dizlerine kadar denize sürerek, kılıcını çekip; “Ya Rabbi! Şahid ol! Önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmasaydı senin şanını daha ileriye götürürdüm!” diyen mücahidlerin peşindesin!..

SEN,

40 sene yatsı abdestiyle sabah namazını kılan İmam-ı Âzam’ların, Malazgirt Ovalarında ALLAH ALLAH sesleriyle at koşturan ve Anadolu kapılarını müslüman Türklere açan Alp Arslanların arkasındasın!..

SEN,

Misafir kaldığı evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; “Biz Kur’anın bulunduğu odada ayaklarımızı uzatıp yatmaktan hayâ ederiz” diyen Osman Gazilerin torunusun!..

SEN,

Resûllullah’ın müjdesine nail olup, küfrün doğu kal’asını, istanbul’u fethederek İslam’a teslim eden, yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümanlardan başkasına dar gören Yavuzların, karaların- denizlerin hakanı Kanûnilerin neslisin!..

SEN,

İstanbul’da okumaya başladığı Ezan-ı Muhammediyeyi, Çaldıran ovalarında bitiren, Tuna’da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazer kıyılarında getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların evladısın!..

SEN,

Vatanını, mukaddesâtını müdafaa ederken düşman kurşunlarının darbeleriyle bağırsakları delik-deşik dışarıya fırlayan ve bir eliyle onları karnına iterken, diğer eliyle göğsünden bir başka kurşunu eliyle çıkarıp, yanında bulunan arkadaşına; “Al arkadaşım! Sağ olur da dönersen, şu kurşunu oğluma ver! Ve O’na de ki; “Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve O’da aynı şekilde oğluna aktarmazsa hakkımı helal etmem! “ dedi diye ulvî ruh örnekleri veren şehitler kafilesinin çocuğusun!..

İŞTE SEN BUSUN..!

Bu altın halkalara eklenebilecek daha binlerce halka içerisinde;

Senin cevherin, aslın astarın, esasın budur işte!..

Sen bu kapılar dışında başka bir kapının insanı,

Bu altın halkalar dışında başka bir halkanın esiri olamazsın!

Namazsız, niyazsız, maneviyatsız, ruhsuz, köksüz, kozmopolit, satılmış olamazsın!

ALLAH’sız, Peygambersiz, Kitapsız olamazsın!

Bana dokunmayan bin yıl yaşasın!” “Neme lazım” “Evimden uzak

Her koyun kendi bacağından asılır” gibi yahudi sözlerini ağzının sakızı yaparak, mücadele ve hizmet azmini yitiremezsin!

Komşun aç iken, sen tok gezemezsin!

İslam’ın yasak kıldığı günah yuvalarında vaktini öldüremez, aile fertlerini batının kokuşmuş hayat tarzına uyduramazsın!

Yavrularını çağdaş asrın zihniyetine terkedip, cehenneme talip olamazsın!

Sen kainatın en üstün varlığı olarak yaratıldın, buna layık olarak cennet bahçelerine talip olmalısın..

Hem burada… Hem orada..

YOLUN AÇIK OLSUN..!

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Noel Baba’dan çocuklara içkili çikolata

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

Noel Baba'dan çocuklara içkili çikolata

Noel Baba'dan çocuklara içkili çikolata

Noel Baba’dan çocuklara içkili çikolata

Cezayir’de noel baba kılığında bir kişinin çocuklara içkili çikolata ve Hıristiyanlığa davet içerikli kaset, takvim ve broşürler dağıttığı ortaya çıktı.

Cezayir’in en çok misyonerlik çalışması görülen şehri Tizi Ouzou’da yılbaşının yaklaşmasıyla noel baba kılığına giren bir misyonerin çocuklara içkili çikolatalar dağıttığı anlaşıldı. Kendisine yöneltilen suçlamalara dair herhangi bir yorum yapmayan noel baba saf halkı da broşür ve kasetlerle kandırmaya çalışıyor. Şehirde ismini vermek istemeyen bir imam halkı bu misyoner saldırıdan korunmaya çağırdı. Halk ise tepkili ve ilgili makamlara toplu şikayette bulunmaya hazırlanıyor. Bu şehirde misyonerler en çok halkın fakirliğini kullanıyor.

Cezayir’de noel baba kıyafeti giymiş bir şahsın Tizi Ouzou şehrini köşe bucak dolaşarak çocuklara Hıristiyanlığa davet içeriği bulunan hediyeler ve içkili çikolatalar dağıttığı ortaya çıktı.

Şehirde yaşayan bir görgü tanığı şöyle dedi : “Noel babayla bir anı fotoğrafı çektirdim. Daha sonra bana bir takvim hediye etti. Eve döndüğümde takvimin içinde Mesih (as)’ı tanrılaştıran rumuz ve ibareler yer aldığını fark ettim. Bunun üzerine hepsini yok ettim.

Cezayir Eş-Şuruk El-Yevmi gazetesinin verdiği habere göre aynı şahsın oğlu da noel babanın pençelerinden kurtulamadı. Baba eve döndüğünde noel babanın oğluna verdiği çikolatanın da içkili olduğunu fark etti.

Noel babanın hediye verdiği tek aile bu babanın ailesi değil. Bir bayan da noel babanın, kızına anı fotoğrafı çekilmelerinin hemen ardından içkili çikolatayla beraber Hıristiyanlığa davet içerikli kaset ve broşürler verdiğini ifade etti. Bugünlerde Cezayir’de çocuklar bir anı fotoğrafı çektirmek için noel babanın etrafında dolanıyor. Ancak Noel babanın Hıristiyanlığa çağıran hediyelerinin tehlikesini fark edebilecek yaşa varmış dahi değiller.

Bu bilinmeyen şahsın yaptıkları Tizi Ouzou halkının öfkelenip tepki göstermesine yol açtı. Şehirliler, şüpheli amaçlarını yaymak için çocuklarının masumiyetini kullanan bu eylemleri yapanların caydırılması için yetkili makamlara toplu şikayet dilekçesi vereceklerini söyledi.

Tizi Ouzou imamlarından ismini vermek istemeyen biri şöyle dedi : “Bu şahıs at arabasıyla şehrin sokaklarında dolaşıyor. Kendisine noel baba diyorlar. Çocukların masumluğunu ve bazı vatandaşların saflığını kullanıyor. Böyle şeyler Hıristiyanlık geleneklerinden olmasına karşın bu vatandaşlar ve çocuklar kendisiyle fotoğraf çektiriyor.” İmam hüzün dolu bir söz tonuyla ekledi : “Biz hiçbir dine karşı değiliz. Ancak bu Müslüman ülkede olanları kınayıp bundan üzüntü duymamız gerekir. Bir minare inşa edilmesini yasakladığı bir vakitte bu insanların ülkemizde sorumsuzca davranışlar sergilemesine nasıl izin verebiliriz?”. (İsviçre’de yeni bir minare inşası hakkında geçen ayın 29’unda yapılan oylamada halkın yarısından çoğunun minareye hayır oyu kullanmasına işaret ediyor).

İmam halkı uyardı

İmam şehir halkını bu şahsın verdiği hediyelerle kendilerini kandırmasına izin vermemeleri, kendilerine sadece sene sonunda değil her gün hediye veren dinlerini korumaları çağrısında bulundu.

Noel baba kıyafetini giyip şehri dolaşan şahıs ise bu suçlamalar hakkında yorum yapmaktan kaçınarak şehirde ekmek parası kazanmak için bulunduğunu söyledi.

Tizi Ouzou şehri Cezayir’in Hıristiyanlık kampanyaları en çok görülen şehri. Misyonerler Hıristiyanlaştırma çalışmalarında bölge halkının fakirliğini kullanıyor.

Defne Bayrak / Timeturk

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Yüce Allah buyurdu ki:

Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün. Üzerle­rinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan giyimlikler vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.” (İnsan, 76/20-21)

Orada temellidirler. Ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır.” (Furkân. 25/76) “Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın. Orada ne susarsın. ne de güneşin sıcağında kalırsın.” (Tâ-Hâ. 20/118-119)

Orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.” (İnşân, 76/13) Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Simâk’m şöyle dediğini rivayet etmiştir: Gözlerini kaybetmesinden sonra Medine’de Abdullah b. Abbas’la karşılaş­tım. Ona dedim ki:

— Cennetin toprağı nedir?

— Gümüş gibi bembeyaz mermerdir. Tıpkı ayna gibidir.

— Onun aydınlığı nasıldır?

—  Güneşin doğuşundan önceki anı görmemiş misin? Oranın aydınlığı da işte öyledir. Yalnız orada güneş ve dondurucu sıcaklık yoktur.”

İbn Sayyad’ın bir sorusuna cevab olarak Rasûiullah (s.a.v.), cennet top­rağı hakkında şöyle buyurmuştu:

O, beyaz taşın tozu gibi bembeyaz katıksız misktendir.”

Ahmed b. Mansur er-Remadî… İbn Abbas’tan rivayet elti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cenab-ı Allah, cenneti beyaz renkte yarattı. O’nun en çok sevdiği elbi­se, beyaz renkli olanıdır. Dirileriniz beyaz renkli elbise giysin. Ölülerinizi de beyaz renkli kefene koyun.” Sonra Rasûlullah (s.a.v.) koyun çobanlarını top­lantıya çağırdı. Toplandılar. Onlara: “Koyunu olan, sürüsüne beyaz koyunla­rı katsın” dedi. Kadının biri gelip: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben kara koyunlar edindim. Çoğalacaklarım sanmıyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de ona: “Ka­ra koyunlarının arasına beyazları da kat” diye emretti.

Ebubekir ei-Bezzâr… Üsame b. Zeyd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;

Cennete gitmek üzere paçalarını sıvayacak kimse yok mu? Doğrusu -Kabe’nin Rabbine yemin ederim ki- cennetin misli yoktur. O; parlayan bir nûr, titreyip salınan bir reyhan, sağlam yapılı bir saray, düzgün ve sürekli akan bir ırmak, olgunlaşmış bir meyve, alımlı ve çok güzel bir zevce, ebedî makamda ve rahat bir diyardaki çok elbiseler sebze ve meyve, kıymetli ve yüksek yerdeki beyaz taşlar ve nimetlerdir.” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz paçamızı sıvayıp oraya gideriz” deyince Rasûlullah (s.a.v.): “lnşaaliah deyin” dedi. Onlar da; “İnşaallah” dediler.”

İbn Mâce… Ebû Hüreyre’den merfu olarak şöyle bir rivayette bulunmuş­tur:

Cennetin yeri beyazdır. Arsasında kâfur kayaları vardır. Çevresi kum tepelerini andıran misk tepeleri ile kuşatılmıştır. Orada sürekli ve düzgün akan ırmaklar vardır. Cennet ehli o arsada toplanıp tanışırlar. Cenab-ı Allah rahmet rüzgarını estirir. Bu sebeple üzerlerine misk kokusu ve güzellik siner. (Sonra) Adam karısının yanına döndüğünde karısı ona: “Sen yanımdan çıkıp gittiğinde seni beğeniyordum. Ama şimdi seni daha çok beğeniyorum” der.”

Cenneti İstemenin Emredilişi. Cenab-ı Allah’ın Kullarını Oraya Özendirmesi Ve Oraya Gitmek İçin Tez

Davranmalarını Emretmesi:

Yüce Allah buyurdu ki:

Allah, Dâr’üs-Selâm’a (cennete) çağırır.” (Yunus, 10/25)

Rabbinizin mağfiretine ve Allah’a karşı gemekten sakınanlar için ha­zırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşusun.” (Âl-i imrân, 3/133)

Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah’a ve peygambe­rine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.” (Hadid, 57/21)

Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminle­rin canlarını ve mallarını cennete karşılık satın almıştır.” (Tevbe, 9/111)

Buharı… Saîd b. Minâ’dan rivayet etti ki; Câbir şöyle demiştir: Melek­ler, Rasûlullah (s.a.v.) uyamaktayken yanına gediler. Bazıları: “O uyuyor” dediler. Bazıları da dediler ki: “Gözleri uyuyor ama kalbi uyanıktır. Onun durumu şu adama benzer ki; adam bir ev yaptırır. Orada bir sofra kurar. Sof­raya insanları çağırması için dışarıya bir dâvetçi gönderir. Dâvetçiye icabet eden, eve girer ve sofradaki yemekleri yer.” İşte bu misâli Rasûlullah (s.a.v.)’e yorumladılar. Bazıları: “O uyuyor” dedi. Bazıları da: “Göz uyuyor ama kalb uyanıktır” dedi. Dediler ki: Ev, cennettir. Dâvetçi, Muhammeddir. Muhammed’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş; Muhammed’e isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur. Muhammed insanları birbirinden (seçip) ayırdı.”

Tinnizî’nin rivayeti ise şöyledir:

Rasûlullah (s.a.v.) bir gün çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Rü­yada Cebrail’i baş tarafımda, Mikâil’i de ayak tarafımda gördüm. Biri diğe­rine: ‘Şunun hakkında bir misal ver’ dedi. Diğeri de dedi ki: “Duy; kulakla­rın da duysun. Anla; kalbin de anlasın. Senin ve ümmetinin misali şu hüküm­darın durumuna benzer: Hükümdar bir konak edinir. Konakta bir oda yapar. O odada bir sofra kurar. Sonra insanları o sofraya davet etmesi için bir elçi gönderir. Kimileri o elçinin çağrısına icabet eder; kimileri de etmez. Bu mi­sâldeki hükümdar, Allah’tır. Konak, İslâmiyettir. Oda, cennettir. Sen de ey Muhammed, elçisin. Senin dâvetine icabet eden, İslama girer. İslama giren, cennete girer. Cennete giren de oradaki taamı yer.”

Hammad b. Seleme… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir bey, bir ev edindi. O evde bir sofra kurdu. (İnsanları yemeğe çağır­ması için) bir dâvetçi gönderdi. Dâvetçiye icabet edenler konağa girdiler ve sofradaki yemekleri yediler. Bey de onlardan hoşnud oldu. Bilesiniz ki (bu misâlde sözü edilen) bey-Allah’tır, ev İslâmiyettir, sofra cennettir, dâvetçi de Muhammed ‘dir.”

Cehennemden Allah’a Sığınana Allah Aman Verir. Allah’tan Cennet İsteyeni Allah Cennete Koyar. Yalnız Niyetin Halis, Amelin de Dürüst Olması Şarttır:

Ebû Ya’lâ… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Bir kul üç kez cehennemden âmân dilerse, mutlaka cehennem şöyle der: “Ya Rab! Falan kulun benden aman diledi, ona aman ver.” Bir kul da ye­di kez ceneneti dilerse, mutlaka cennet şöyle der: “Ya Rab! Falan kulun be­ni diedi. Onu cennete koy.”

Bu hadis, Müslim’e göre sıhhat şartlarını taşımaktadır.

Tirmizî ve Neseî, İbn Mâce kanalıyla… Enes’ten rivayet ettiler ki; Rasû­lullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir kimse Allah’tan üç kez cenneti isterse, cennet: ‘Allahım! Onu cen­nete koy’ der. Bir kimse cehennemden üç kez Allah’a sığınırsa, cehennem: ‘Allahım! Onu ateşten koru’ der.”

Cennet İle Cehennem, Şefaatleri Kabul Edilen Şefaatçilerdir:

Hasan b. Süfyân… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cenneti çokça isteyin ve cehennemden ona sığının. Çünkü cennet ile cehennem, şefaatleri kabul edilen iki şefaatçidir. Kul cenneti çokça isterse, cennet der ki; “Ya Rab! Beni senden isteyen şu kulunu bende iskân et.” Ce­hennem de der ki: “Ya Rab! Benden sana sığman şu kuluna âmân ver.”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 375 takipçiye katılın