GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

‘Cinler Hakkında’ Kategorisi için Arşiv

Bakara Suresi Sihre Mânidir..

Yazar Site - Yönetici Şubat 12, 2013

Bakara Suresi Sihre Mânidir..

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin bir hadis-i şeriflerinde:
İçinde Bakara’nın zikredildiği sûre, Kur’ân-i Kerîmin fustâtı dır. Yani Kur’ân-ı Kerîmin büyük şehridir. Onu öğnenin (öğretin).
Çünkü o sûreyi öğrenmek berekettir. Terki ise hasrettir. Bâtıl kişiler buna güç yetiremezler.” Efendimiz (s.a.v.)’e soruldu:
-”Bâtıl kişiler, kimlerdir?” Aleyhisselâm buyurdular:
-”Sihirbazlardır!
Yâni bâtıl kişiler, bu âyetleri okuyanlara sihir yapmaya güç yetiremezler, demektir.

Şeytâna Mânidir

Başka bir hadis-i şerifte buyuruldu:
Bir evde üç gece okunursa oraya şeytan yaklaşamaz. Muâz (r.a.) Bakara sûresini hatmettiği zaman: “Âmin” derdi.

Şeytanı Yakalama Kıssası

Ebû’l-Esiem ed-Deylemî buyurdular:-”Muaz bin Cebel (r.a.)’a, şeytanı tuttuğun an ile ilgili kıssanı bana haber ver! (anlat)” dedim. 0:-”Rasûlüllah (s.a.v.) hazretleri, beni Müslümanların sadakalarının üzerine (bekçi) tayin etmişti. Hurmaları bir odaya koymuştum. Fakat hurmalarda noksanlık gördüm. Gidip bunu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdim. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bana:-”Bu şeytândır, onlardan alıyor,” dedi.Hurmaların olduğu odaya girdim, kapıyı kilitledim, bekleyeme başladım. Büyük bîr karanlık geldi. Ortalığı kapladı. Sonra başka bir surete büründü. Kapının aralıklarından içeriye girdi. Ben gömleğimi üzerime şiddetli bir şekilde örttüm. 0 hurmaları yemeye başlayınca hemen üzerine sıçradım. Onu yakaladım. Ellerimi üzerine koydum. Ve:-”Ey Allah’ın düşmanı!” dedim. 0:-”Beni bırak! Ben yaşlı ve bir çok aile (külfet ve çocuk) sahi¬biyim! Fakirim! Nusaybin cinlerindenim! Sahibiniz gönderilmeden önce bu şehir bizimdi. Sahibiniz (Peygamberiniz) gönderildikten sonra biz bu şehirden çıkarıldık. Benim yakamı bırak! Bir daha asla gelmeyeceğimi” diye yalvardı. Ben de yakasını bıraktım.Bunun üzerine Cebrail Aleyhisselâm gelip olup bitenleri. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdi.Efendimiz (s.a.v.) namazı kıldı. Beni çağırdılar. Huzuruna çıktım. Bana: esirine ne yaptın?” diye sordu.Ben de olup bitenleri ona haber verdim. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: “O mutlaka geri dönecektir!“(Muaz bin Cebel hazretleri) buyurdular:-”Hurmaların olduğu odaya girdim. Üzerime kapıyı kilitledim. Şeytan yine geldi. Kapının yarıklarından içeriye girdi. Hurmadan yemeye başladı. Birinci defa yaptığını yine yaptım (üzerine atlayıp hemen yakaladım). Şeytan:-”Beni serbest bırak, bir daha gelmeyeceğim!” dedi. Ben de:-”Ey Allah’ın düşmanı! Sen daha önce bana elbette gelmeyeceğim demedin mi?” dedim. O:-”Elbette geri dönmeyeceğimi Bunun alâmeti sizden ,birinizin Bakara sûresinin son iki âyetini okuduğu zaman, bizden (şeytanlardan) hiçbiri o gece onun evine giremez!” dedi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/286.

Yazı kategorisi: Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Âyetü’l-Kürsî Cinlerden Korur

Yazar Site - Yönetici Aralık 7, 2012

Âyetü’l-Kürsî Cinlerden Korur

Muhammed bin Übey bin Ka’b O’da babasından rivayet etti. Babası kendisine haber verdi.

Kendisinin yeşil hurmaları kurutma harmanlığı vardı. Onları taahhüt ediyordu yani koruyordu. Hurmalarının eksilmekte olduğunu gördü. Bir gece hurmaların bekçiliğini yapıp beklerken, erginlik çağına eren bir genç gibi olan bir varlık gördü. Buyurdular:

-”0 bana selâm verdi. Selâmını aldım. Ve ona sordum:

-”Sen kimsin? İnsan mısın yoksa cin mi?” 0:

-”Cinim!” dedi.

-”Elini bana uzat dedim.

Elini uzattı. Eli köpek eli (ayağı) gibiydi. Kılları, köpek kılına benziyordu. Kendisine sordum:

-”Cinlerin yaratılışı böyle mi?

-”Cinler bilirler, onların içinde benden daha şiddetlisi yoktur.

Ona yine sordum:

-”Bu yaptığın işe seni hamleden (mecbur edip iten) sebep nedir?” 0:

-”Senin sadaka’yı seven bir kişi olduğun haberi bana ulaştı. Senin yiyeceklerinden bir nasîp alıp yemek istedim” dedi.

Babam ona sordu:

-”Bizi sizin (şer ve zararınızdan) ne korur? (Hangi âyet ve duayı okusak cinlerin şerrinden muhafaza ediliriz?) O:

-”Bakara sûresinde olan şu âyeti Kerîme: (âyetül-kürsîyi.) Kim bu âyeti akşam­leyin okursa, sabaha’kadar bizden korunmuş olur. Ve kim bu âyeti   sabahleyin okusa akşama kadar bizim zararımızdan korunmuş olur.” dedi.

Sabah olduğunda babam gelip bunu Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine haber verdi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri şöyle buyurdular:

Habîs (olan şeytan) doğru söylemiştir.

Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 3/68-69.

Yazı kategorisi: Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Cinlerin Babası Cânn’ın Yaratılışı Ve Kavmi

Yazar Site - Yönetici Aralık 12, 2009

Cinlerin Babası Cânn'ın Yaratılışı Ve Kavmi

Cinlerin Babası Cânn'ın Yaratılışı Ve Kavmi

Cinlerin Babası Cânn’ın Yaratılışı Ve Kavmi

Allahü Teâlâ Hazretleri, gök ve yeri yarattı. Melekleri ve cinleri de yarattı. Melekleri semâ’da iskân etti (yerleştirdi), cinleri de yeryüzüne yerleştirdi. Cinler, “Cânn”ın evlâdıdır. Cânn, cinlerin babasıdır. Âdem Aleyhisselâm, beşerin (insanlığın) babası olduğu gibi… Allahü Teâlâ Hazretleri, Cânnı ateşin dumansız alevinden yarattı. Semâ ile gök arası onundur. Yıldırımlar oradan iner. Orada oturduklarında nesilleri çoğaldı. Cânnın yaratılması, yerle gök arasında yaşaması, Adem Aleyhisselâm’dan altmış bin sene önceydi. Cann ve kavmi, bu âlemde, yedibin sene kadar uzun bir ömür sürdüler.

Sonra onların arasında hased (kıskançlık), aşırılık ve zulümler başgösterdi.  Fesat ve fitne çıkarttılar.  Birbirlerini öldürdüler.

Allahü Teâlâ Hazretleri, onların başına dünya semâsının meleklerini gönderdi. İblis’i onların başına “âmir” tayin etti. İblisin (şeytanın) adı (o zaman) Azâzil idi. iblis, cinlerin en bilgi­niydi. Yeryüzüne indirildiler. Melekler, cinleri hezimete uğratıp, onları yerden çıkarıp, deniz adalarına ve dağların yüksek tepe ve oyuklarına sürdüler. Arzda sakin oldular. Üzerlerindeki ibâdet emri hafif idi. Çünkü meleklerden sınıfın her biri göklere yükselirdi. Korkulan şiddetli olurdu. Dünya semâsının melekle­rinin işleri bir üsttekilerine nazaran kolay olurdu. Allahü Teâlâ Hazretleri İblise yeryüzünün mülkünü (saltanatını) ve cennetin hazinelerini verdi. İblisin yeşil zümrüdden iki kanadı vardı. Bazen yerde Allah’a ibâdet ederdi, bazen gökte ve bazen de cennette ibâdet ederdi…

Zamanla içine “ucub” girdi. Kendi kendini beğenme kaprisine kapıldı. Kendi kendine şöyle düşündü.

-”Allahü Teâlâ Hazretleri, bu maddî ve manevî saltanatları bana verdiğine göre, ben Allah’a karşı meleklerden daha müker-rem ve sevimliyim,” dedi. Yine böylece dünyaya yönelip onunla mutmain olan herkese işinin değiştirilmesi emredilmiştir. Allahü Teâlâ Hazretleri, İblis ve ordusuna: “ben kılacağım, yaratacağım,” yapacağım,  “Yeryüzünde,” gökte değil, çünkü, azgınlıklar ve zulümler yeryüzünde olmaktadır.

Halife“…

Halife, Âdem Aleyhisselâm’dir. Çünkü Âdem aleyhisselâm, cin’den sonra geldi. Âdem Aleyhisselâm, yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Yani, “yeryüzünde siz meleklerden bedel bir halife yaratacağım ve sizleri kendime yükselteceğim.” Dedi. Onlar bunu kerih (sevimsiz) gördüler, hoş karşılamadılar. Çünkü onlar, ibâdet cihetinden meleklerin en önde gelenleriydiler.

KAYNAK : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt -1

Yazı kategorisi: Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Yorumlar, İlginç | Etiketler: | 1 Comment »

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar

Yazar Site - Yönetici Nisan 24, 2009

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar


Cinden kurtulmak için en iyi on şeyi yapmalıdır:

 
1- E’ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalıdır.
2- E’ûzü Besmele ile iki Kul-e’ûzüyü okumalıdır.
3- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresini okumalıdır.
4- E’ûzü Besmele ile Âyetelkürsî okumalıdır.
5- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresinin son âyetini okumalıdır.
6- E’ûzü Besmele ile Ha-Mîm Mü’mîn sûresinin başından (masîr)e kadar ve Âyetelkürsî okumalıdır.
7- “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyi ve yümiyt ve hüve hayyün la yemüt biyedihilhayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okumalıdır.
8- Çok (Allah) demelidir.
9- Hep abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri hiç terk etmemelidir.
10- Günah işlemekten, kadınlara bakmaktan, çok konuşmaktan, çok yimekten ve galabalıktan sakınmalıdır.


(Berekât) kitabında, imam-ı Rabbânî hazretlerinin Cinden korunmak için, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah-il-aliyyil’azîm” okuduğu yazılıdır.
İmam-ı Şaranî hazretleri, “Kuşluk namazına devam edene, cin musallat olmaz” buyurdu.

 
Eshâb-ı kiramdan Ebû Dücâne hazretleri anlatır:
Bir gece yatarken, değirmen sesi gibi ve ağac yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah birşey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. “Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!” buyurduktan sonra kalem ve kâğıd istedi. Hz. Aliye bir mektûb yazdırdı. Mektûbu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki, “Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektûbla, beni yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektûbu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için, kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektûbun bulunduğu yerlere gelemeyiz”. Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkca bu mektûbu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryâdından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah buyurdu ki, “O mektûbu kaldır. Yoksa, mektûbun acısını, kıyâmete kadar çekerler!”.
Bir kimse, bu mektûbu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrâfına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.

 
Bu âyet-i kerimeleri okumakla ve bu mektûbu taşımakla ve şifâ âyetlerini okumakla ve yazıp suyunu içmekle faydalanmak istiyenlerin Ehl-i sünnet îtikatına uygun olarak doğru îman sahibi olması lâzımdır. Bunları yazanın ve kullananın îtikadı doğru olmazsa ve küfür alâmetlerini kullanır, haram işlerse, faydaları görülmez.

 

Kaynak : Mehmet oruç . 365 gün dua

Yazı kategorisi: 365 Gü Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cin ve Şeytanların Hakikati !

Yazar Site - Yönetici Nisan 3, 2009

Cin ve Şeytanların Hakikati

Cin ve Şeytanların Hakikati

Cin ve Şeytanların Hakikati !

Cin ve şeytanların hakikaten mücerred varlıklar oldugunu söylemeyenlere göre şeytanlar ‘’ havai cisimler ‘’ dir.

Bir rivayete göre ‘’ Nari cisim ‘’ oldukları söylenildi. Cinler, gerçekten ateşten yaratılmış varlıklardır. Muhtelif şekillere girebilme gücüne sahiptirler. Yılan,Akrep,köpek,deve,sıgır,koyun,at,katır,eşek,kuş ve insaoglu şekilleri gibi degişik şekillere girebilirler.Cin ve şeytanların akıl ve anlayışları vardır. Zor işlerde çalışabilirler. Süleyman Aleyhisselam için, kaleler,heykeller, havuzlar genişliginde,legenler ve sabit kazanlar yaparlardı.Bu ayet-i kerime ile sabittir:

‘’ Süleyman’a da rüzgar- sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay-, erimiş bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem rabbinin izniyle elinin altında cinnilerden de çalışan vardı – onlardan da her kim emrimizden inhiraf ederse, ona sair olan azabını tattırırız-: Onlar ona mıhrablar, timsaller ve havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlardan her ne isterse yaparlardı. Çalışan ey Davud hanedanı, şükr için çalışın ! Mamafih kullarım içinde şekür olan azdır.’’ ( Sebe -34/12 , 13 )

Cinler mücerred ‘’ arzi ve süfli ‘’ varlıklar oldugunu söyleyenlerin görüşlerine göre, cinlerin bu mücerredligi kütlesi olmayan varlıklardır.Kütlevi olmak gibi bir halleri yoktur.

Gözle görülmeyen varlıklardan ‘’ Ali ve mukaddes ‘’ olanlar cisimlerin tedbirlerinde bulunurlar. Bunlar, mukarrabun ( Allaha yakın ) meleklerdir. ‘’ Meşşaiyyun ‘’ alimler bunları ‘’ akıl ‘’ diye isimlendirir.’’ İşrakiyyun ‘’ hükeması ise, onları güçleri yeten yüksek nurlar veya tedbirine baglı varlıklar olarak kabul ederler. Meşşaiyyun  bunları, semavi varlıklar diye isimlendirirler. İşrakiyyun, onları müdebbir nurani varlıklar olarak isimlendirirler.

Onların en şereflileri, Hamele-i arş ( arşı yüklenen ) Meleklerdir.Onlar ( Hamele-i arş ) şu an dört melektir. Kıyamet günü sayıları sekiz olacaktır. Sonra Arşın etrafını ziyaret eden Meleklerdir. Sonra Kürsi Melekleridir. Sonra tabaka tabaka göklerin Melekleridir. Yer kürenin geride kalan güzide melekleri, temiz tabiattaki hava vazifeli, sonra zemherir’in melekleri, sonra denız melekleri, sonra dagların, sonra hayvan ve nabatatın cisimlerinde tasarruf eden süfli ruhlardır.

Bunlar, bazen hayırlı şlahi bir ışık olurlar. Bunların Salihlerine cinler denir. Bazen de kötü, bulanık ve şerli olurlar, bunlar da şeytanlardır. Fenari’nin Tefsirinde böyledir.

Meşşaiyyun :

Yürüyen hukema demektir. Aristo ve talebelerine denir. Bilgiyi  ‘’ Mükaşefe ‘’ yolu ile talebelerine aktarırdı. Eflatun talebelerini ilmi seviyelerine göre etrafında üç daire şeklinde oturtturur. Kendisi de ortalarına otorur. Bütün talebeleri ona teveccüh eder, hiç konuşmadan mükaşefe yolu ile hocalarına sorularını yöneltir ve hocalarının kalbinden sorunun cevabı onların kalbine gelirdi. Aristo hocasının bu gelenegini terk etti. Aristo İskender-i  Rumi’nin veziri oldugu için ilim okutacak zamanı yoktu. Devlet işlerinde Egitim ve ögretime zaman bulamadıgından sabahları işe giderken ve akşamleyin eve dönerken talebeleri at ( hayvan ) üzerinde onunla beraber hem yürür ve hem de ilim tahsil ederlerdi. Onlara da ‘’ Hükema-i Meşşaiyyun ‘’ yürüyen hükema denirdi. ( Teshilü’l – Efkar s.3 )

İşrakiyyun :

Nurlu hükema demektir. Eflatun ve talebelerine denir. Eflatun, talebelerine ilmi mükaşefe yoluyla aktarırdı. Eflatun derse otururdu,talebeleri de mertebelerine göre halka halka daire şeklinde otururlardı. Kalben hocalarına yönelirlerdi. Eflatun kalb yoluyla talebelerinin sordukları sorulara cevap verir ve her talebe derecesine göre ilimden nasibini alırdı. Aristo üçüncü halkada oturan bir talebeydi. Eflatun’un ilmi, Bokrat ve Sokrat yoluyla Lokman Aleyhisselam’a ve Davud Aleyhisselam’a dayanır. ( Teshilü’l – Efkar s.3 )

 

Kaynak : Ruhu’l – Beyan Tercümesi – cilt 1 – sahife 29-30 .

Yazı kategorisi: Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şeytan, İlginç | 1 Comment »

Ruh çağırma

Yazar Site - Yönetici Şubat 15, 2009

Ruh çağırma

Ruh çağırma

Ruh çağırma

Asrimizda, bazı kimseler arasında, ruh çağırma ve ruhlarla temas kurma özentisi mevcuttur. Derinliğine İslami bilgisi bulunmayan hayal sahiplerinin saplanıp kaldığı bir özentidir…
Kimi bir masanın etrafına toplanıyor, alfabe harfleri yazılmış bir kağıdı masa camının altına yerleştirip camın üzerine bir fincan koyuyor, fincanın üzerinede parmaklarını temas ettiriyor. Böylece sözüm ona ruh çağrılmış olunuyor.
Kimi de medyum (uyur konuşur) aracılığıyla kah babasının kah dedesinin ruhunu çağırıp, geçmişten gelecekten sorular sorulup, sözüm ona keyifli epeyide heycanlı dakikalar geçirmkteymişler. Kim zaman bir şair kimi zaman da sözüm ona bir velinin ruhu çağırılır bu seanslarda.
Evet, çağın bir çok manevi hastalığından biride ruh çağırmadır. Çağrıya uyanın ruh olduğu sanılmakta, şeytan olduğunun hiç farkına varılmamaktadır. Bir kimsenin rüyada ihtilamına sebep olan hayal, hakikatte şeytanın ta kendisidir.

Nârı Nur sanma ateş yakar
Cini Cân sanma şeytan çarpar

Meselenin esası şudur: Insanğlu dünyaya geldiği zaman, onu itikad bakimindan saptırmak , küfre ve günaha sokmak icin Şeytanların piri ve reisı olan İblisi, o kimseye emrindeki şeytanlardan birini tayin eder. Bu habis ruh hayatinin sonuna kadar ondan ayrılmaz, her hal-ü karda onu zarara sokmak ister. Cenab-ı Hak da o kulunu, şeytanların zararından korumak için koruyucu melekler tahsis eder. Ölüm vaki olunca melekler âlam-i melekût’a, rûh Berzah âlemine döner. Şeytan ise burada kalır.

Berzah alemine göçeden ruh, bir kâfirin ruhu ise müebbed hapse mahkumdur.Berzah Cehennemindedir. Müminlerin avamının ruhları ise, muayyen gün ve zamanlarda, izne bağlı olarak çıkabilmektedirler. Peygamberlerin ve velilerin ruhları ise, serbesttirler, fakat onları getirmek medyumun haddi değildir.

Medyumun, bir gayri muslimin ruhunu getirebilmesi aklen ve naklen çok uzaktır. Berzah aleminden dışarı çıkması izne bağlı bulunan müminlerin ruhunu getirmesi ise zayıf bir ihtimaldir, bir peygamberin ve bir velinin ruhunun getirilmesi ise hayal ötesinde hayaldir.

Medyumun davetine bir velinin geldiğine ancak şeytanın ağına düşmüş olanlar inanabilir.

Medyum tarafından yapılan davet, hava dalgalarıyla şeytanın antenlerine ulaşır. Çağrılan kimseye hayatta iken musallat olan şeytan hemen oraya gelir. Ölen kimsenin kimsenin yaptığı iş ve konuşmalara ve hayatta olan kimse ile olan münasebetlerine vakıf olduğu için sorulanlara gerekli ve çok kere isabetli cevabı vermeye ve bu yoldan da oradakileri kendine bağlamaya çalışır ve ağına düşürür. sıra zehirini sunmaya gelmiştir.

Hatta Şüphe uyandırmamak için o seansa iştirak eden yakınına namaz kılmasını ve içki gibi haramlardan el çekmesini bile tembih eder. Kazın geleceği yerden tavuğun esirgenmiyeceği gibi imanını çalacağı insanlara bu gibi tavizler vermekten çekinmez. Onun hilesi çoktur. Yetersiz bilgisi olanı kolaylıkla saptırabilir.

Unutulmamlıdır ki, bu olayları meydana getirenler cin ve şeytan alemine mensupturlar. Hadis-i Şerif: “Hiç bir kimse yoktur ki onun bir şeytanı olmasın

Âyet-i Celile:
Onun dünyadaki arkadaşı olan şeytan şöyle der: “Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım, fakat kendisi uzak bir sapıklık içindeydi.” (Kaf Suresi 90)

Ruh çağırma iş ile uğraşanlar cin ve şeytanın maskarası olan insanlardır. Allah korusun.



Tenkidlerim , Tedkiklerim ve MakalelerimS. 332 , Mehmed Emrehttp://www.bilgicagi.net

Yazı kategorisi: Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | 1 Comment »

Cinlerin ve Şeytanın yaşadığı yerler nerelerdir?

Yazar Site - Yönetici Şubat 6, 2009

1

1

Cinlerin ve Şeytanın yaşadığı yerler nerelerdir?

İslam’a göre cinler; akıl, idrak, irade ve şuur sahibi varlıklardır. Bu sebeple Allah’a iman etmekle, Onun emirlerine itaat ve ibadet etmekle mükellef oldukları da kaçınılmaz olacaktır. Bu gerek Kur’an-ı Kerim’de Cin Suresinde ve diğer ayetlerde, gerekse hadisi şeriflerde bildirilmektedir.(1) Nitekim hem Peygamberimize hem de Hz. Musa ve diğer peygamberlere muhatap olup tebliğlerini dinlemişler ve bir kısmı iman edip bir kısmı da inkar etmişlerdir.(2)

Evlenip Çoğalmaları ve Ömürleri

Cinler, erkeklik ve dişilikleri olan, ve Kur’an-ı Kerim’de, cinsel yönlerine işaret edildiğine göre de, insanlar gibi nikah yoluyla evlenen(3), insanlar gibi üreyip çoğalan, doğup büyüyen ve ölen varlıklardır.(4) Ancak ne var ki ömürleri insanlarınkinden çok daha fazla uzundur. Bu konuda cinlerin 1000 ila 1500 seneye kadar yaşayabilecekleri söylenmektedir.(5) Çünkü cinler farklı bir zaman boyutunda yaşamaktadırlar. Orada zamanın akışı da farklıdır. Buna bağlı olarak, cinler yoluyla alındığı iddia edilen haberlerin gaybi bilgiler değil, yaşa ve tecrübeye dayanan bilgiler olduğu ortadadır. Zira bize kapalı olan gayb alemi onlara da kapalıdır.

İman ve Küfür Bakımından Durumları

Mümin, münafık ve kafirleri bulunan cinlerin, kafirlerine şeytan denilmektedir.(6) Cinler de bu dünyada imtihan olmak ve ahirette hesaba çekilip, cennete ya da cehenneme gidebileceklerdir. İnsanlar da olduğu gibi, iman edip salih amel yapan, hayırlı işler işleyenler cennete, inkar edip kafir olanlar, iman ve tevbe etmeden ölenler de cehenneme gidecekler ve ceza göreceklerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

Andolsun ki, Cehennem için de birçok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri vardır ama anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta yol bakımından daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”(7) Başka bir ayet de şöyledir: “Allah hepsini bir araya topladığı gün, Ey cin topluluğu! İnsanlardan birçoğunu yoldan çıkardınız’ der. İnsanlardan onlara uymuş olanlar, ‘Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan yararlandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık’ derler. Allah da buyurur ki: ‘Cehennem Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır’ der. Doğrusu Rabbin Hakim’dir, Bilendir.”(8)

Cinler Yeryüzünün Sakinleridir

Yukarıda mealini verdiğimiz ayet-i kerimeye ve diğer bazı ayetlere göre gerek kafir cinlerden olan şeytanlar, gerekse cinler, insanlara görünmeden onları gözleyebilir. Sağından solundan, ardından ve önünden sokularak onlara vesvese verip saptırabilir ve yanlış yollara sevk edebilirler.(9) Yine cinlerin de insanlar gibi yeryüzünün sakinlerinden olduğu, varlıkları Kur’an ve Sünnetle sabit bulunduğu için, varlıklarını inkar etmek küfür sayılmıştır.(10)

İnsanların onları görememesi yok olduklarına delil olmaz. Çünkü insan, sadece cinleri değil, daha pek çok şeyi de görememektedir. İnsanın görmesi, duyması, anlaması da sınırlıdır. Özellikle varlıkların milyonda beşini ancak görebildiğimiz ve ağrı, sızı, sevgi, nefret, korku, akıl, elektrik, rüzgar vs. gibi, görmediğimiz şeylerin pek çoğuna inandığımız da düşünülürse, konunun daha rahat anlaşılacaktır.

Cinler Yalancı mı?

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde Cinlerin yalancı oldukları ve Allah’a karşı yalan uydurdukları bildirilmektedir.(11) Ancak bunun yine iman ve takva ile alakası olmalıdır. Çünkü müminin yalan söylemesi yasak olduğu gibi, cinlerin müminlerinin de aynı durumda olmaları söz konusudur. Bu itibarla yalancılar, ya kafir, ya da münafık cinler olmalı ya da imanda kemale ermemiş cinlere mahsus olmalıdır.

Her Ülkede ve Her Şehirde Yaşarlar

Cinler, insanların meskûn olduğu yerlerde yaşadıkları gibi, yeryüzünün diğer yerlerinde de yaşayabilirler. Asya, Avrupa, Amerika, Arabistan, Türkistan, Rusya vs. gibi ülkelerde yaşadıkları ve buralara mensup oldukları gibi, bu ülkelerin şehirlerinde yaşayıp oralara da mensup olabilirler ve Ankaralı, İstanbullu, Konyalı, Antalyalı, Bursalı vs. diye adlandırılabilirler. Nitekim Rasülullah (s.a.v)’i dinlemeye gelen bir kısım cinlerin Diyarbakır civarında bulunan Nusaybin’den oldukları bildirilmiştir.(12) Ayrıca Hz. Peygambere gelen başka bir cin heyetinin, Cezireli(13) olduğu ve Hz. Peygamberin, Medine’de Müslüman olmuş bir gurup cin bulunduğunu(14) haber verdiği de yine hadislerle bildirilen hususlardandır. Buna ilaveten, Hz. Peygamberi dinlemeye gelen bazı cinlerin de Yemenli ve o civarda bulunan Nasibîn’li (veya Nusaybin) cinler oldukları da bildirilmektedir.(15)

Her İnsanın Bir Cini Vardır

Cinlerin insanlarla beraber yaşadıkları da öteden beri bilinen hususlardan biridir. Buna göre onların da insanlar gibi teşkilatlanması, askeri, polisi ve bunların rütbelerinin olması, her türlü İslami ve İslami olmayan sosyal, siyasi gurupların ve partilerin de bulunması, insanlarda galip olan zihniyet ve düşüncenin onlarda da galip veya mağlup olması, gelişmişliğin veya geri kalmışlığın bulunması mümkündür. Yani onlardaki hayat düzeni ve idare sisteminin de insanları bir çeşit taklit etmekten ibaret olabilir. Nitekim Müslim’in rivayet ettiği bir hadisi şerifte, “Her insanın meleklerden ve cinlerden bir yoldaşı bulunduğu” bildirilmiştir.(16) Cabir’den nakledilen bir hadisi şerifte Peygamberimiz (s.a.v); “Yanlarında kocaları bulunmayan kadınları ziyaret etmeyin. Çünkü şeytan, herhangi birinizin damarlarında, kan nasıl akıyorsa o şekilde dolaşmaktadır.” Buyurmuştur. Bunun üzerine ashab:Seninde mi?” diye sordular. Hz. Peygamber: “Benim de, fakat Allah, şeytana karşı bana yardım etti de, o bana teslim oldu (veya Müslüman oldu) buyurmuştur.(17) Hadiste parantez içinde verdiğimiz “Müslüman oldu” ifadesi tercih edilen bir başka anlamdır. Ancak hadisçiler, şeytanın Müslüman olmasının söz konusu olmadığını söyleyerek, “teslim oldu, boyun eğdi” anlamına kullanmanın daha doğru olacağını söylemişlerdir.(18) Burada kastedilenin kafir bir cin olduğunu düşünmek, problemi çözer. Nitekim cinlerin kafirlerine şeytan denildiğini söylemiştik.

Cinlerin Meskenleri

Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları, buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v); evlerde bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.(19) Ancak mümin hangi cinsten olursa olsun pislikten hoşlanmaz. Bunun insanların pislikten hoşlanan veya dinen pis sayılan şeyleri yapanlar gibi anlaşılmaları ve bundan cinlerin de pislerinin ve kötülerinin ancak böyle pis yerlerde yaşadıkları ve pislikten hoşlanıp lezzet aldıkları akla gelmelidir. Bununla Hz. Peygamberin İslam’daki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen cinler gibi, görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli hastalıklara sebep olabileceği hakkında da bazı alimler görüş beyan etmişlerdir. Çünkü bazı hadislerde cin kavramıyla mikropların kastedildiğini de söylemişlerdir.(20) Ayrıca, Sahabe ve Tabiin döneminde, cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir. Bununla ilgili bir hadisi şerif şöyledir:

Abdullah b. Sercis (r.a) anlatıyor: “Rasülullah (s.a.v), (Yeryüzündeki haşarat) deliklerine idrar yapmayı yasakladı.” Bunu sebebi müfessirlerden Katade’ye: “Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?” diye sorulmuştu. O da şu cevabı verdi: “Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”(21)

 

Alinti

Yazı kategorisi: Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 8 Comments »

Cin mektubu ve âyât-ı hırz hakkında

Yazar Site - Yönetici Aralık 15, 2008

Resimin yazi ile alakasi yoktur.

Resimin yazi ile alakasi yoktur.

Cin mektubu ve âyât-ı hırz hakkında

 

Sual: Cin mektubu nedir?

CEVAP

Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hazret-i Ali’ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez.

Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır:

Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: (Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!)

Kalem ve kağıt istedi. Hazret-i Ali’ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: (Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.)

Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:

(O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.) [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]

 

Sual: Cinlerin sebep olduğu hastalıklardan ve yapılan büyüden kurtulmak için, hangi duaları okumak gerekir?

CEVAP

Âyat-ı hırz denilen duayı okumalı. Arkasından da aşağıda tercümesi yazılan dua okunursa, biiznillah bir şey kalmaz.

Bu konudaki bir mektup

Muhammed Masumi Serhendi hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendi’nin Hazinet-ül-me’arif isimli kitabındaki 148. mektup, Teshil-ül-menafi’ kitabına da eklenmiştir. Bu mektup şöyledir:

[Bu mektup, vilâyet penah pîrzâde-i irfan-ı destgah Hâce Muhammed Parisa’nın oğluna yazılmıştır. Mektup, tecrübe edilmiş bazı faydalı bilgileri açıklamaktadır.]

Mektubuma besmele ile başlıyorum. Allahü tealaya hamd eder, Resulüne salât ve selam ederiz. İmam-ı Serahsi şöyle buyurdu:

Ahmed bin Salih anlatır:

Hizmetçime cinler musallat olmuştu. Başka bir hizmetçi aldım. Ona da musallat oldular. Bir gün namaz kıldım, otururken birisi selam verdi, ben de selamını aldım. Kim olduğunu sordum. (Ben Cinlerden Zekeriya… Sana bir dua öğretmek için geldim. Senin cariyene olduğu gibi, bir kimsenin başına bir hal gelir de, bu duayı okursa, biiznillah o kimse sağlığına kavuşur) dedi. Bu duayı yazmak için kalem aradım; fakat bulamadım. Divanın altında olduğunu söyledi. Sonra bana şu duayı yazdırdı:

“Allahü tealaya hamd olsun ki, göğü yüksek, yeri alçak ve dağları dik yarattı. Rüzgârlar gönderdi. Geceyi karanlık ve gündüzü aydınlık yaptı. Görülen ve görülmeyen varlıkları yarattı. Bunları, yarattıklarından hiçbirinin yardımına muhtaç olmadan yaptı.

Ya Rabbi! Seni tesbih ederim (noksan sıfatlardan tenzih ederim). Kudretini düşünen için, senin şanın ne yücedir. Sen kendine mahsus yücelikle yücesin, kendine mahsus yakınlıkla yakınsın. Sen yarattıklarına kudretinle galipsin. Sana isyan eden, Cehennemde, sana itaat eden ise, Cennettedir.

Ya Rabbi! Dua etmeyi emrettin ve edilen duaları kabul edeceğini bildirdin. Yaptığımız dualar senin kazanı geri çevirdi. Dualarımızı kabul eyle! Sen, güç ve kuvvet sahibisin. Senden daha güçlü ve kudretli kimse yoktur. Sen, Rahimsin. Senden daha merhametlisi yoktur. Sen, Yakub aleyhisselama merhamet edip tekrar görmesini sağladın. Yusuf aleyhisselama da merhamet edip, onu kuyudan kurtardın. Eyyüb aleyhisselama da acıyıp bela ve musibetlerni kaldırdın.

Ya Rabbi, ben de senden istiyorum, sana yalvarıyorum. Çünkü kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı sensin. Ey zorbaları kahreden, kıyamet günü amellerin karşılığını veren, çürümüş kemikleri dirilten Rabbim, sen yarattıklarının geçmesi için, Cehennem üzerine kıldan ince ve kılıçtan keskin köprü kurdun! Sen, [filan oğlu filanı veya filan hanımın kızı filanı], bu acılara, şu sıkıntılara, bu hastalıklara müptela kıldın. Sen onları gidermeye kadirsin, Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)!”

(O inkârcıların durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyenlere [işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlara] haykıran çobanın durumuna benzer. O inkârcılar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü onlar düşünmezler.) [Bekara171]

Ahmed bin Salih hazretleri buyurdu ki:

Bu dua suya okunup, hasta ondan içer ve onunla abdest alırsa biiznillah iyileşir. Bu dua vasıtasıyla iki cariyeyi tedavi ettim. Bir hafta geçmeden, ikisi de sıhhatlerine kavuştu. Her hastaya bu duayı okuyorum, Allahü tealanın izniyle iyileşiyorlar. Elhamdülillahi Rabbil âlemin.

 NOT : Cin mektubunun aslı ,Ayat-ı hırz ve  duanın Arapçasıni ønceden mail ile gønderiyordum,ama bu benim icin yorucu ve zaman alici birsey oluyordu, linkler øluyor ve yeniden link ekle falan derken bizi ugrastiriyor, bundan sonra bu adresi :yukarikayalar@hotmail.com  msn messengerinize ekleyin oradan direk gøndereyim, veya  istek olursa bende  (isteyen kim ise onun) mail adresini ekler ve gøndermeye calisirim insaallah.

Dinimizislam

Yazı kategorisi: Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Genel, Soru Ve Cevaplar, Türkiye, Yorumlar | 115 Comments »

Cinler hakkında genel bilgi

Yazar Site - Yönetici Eylül 13, 2007

Cinler hakkında genel bilgi

İslam’a göre cinler; akıl, idrak, irade ve şuur sahibi varlıklardır. Bu sebeple Allah’a iman etmek, Onun emirlerine itaat ve ibadet etmekle mükelleftirler. Bu Kur’an-ı Kerim’de Cin Suresinde ve diğer ayetlerde bildirilmektedir.
Cinler hem Peygamberimize hem de Hz. Musa ve diğer peygamberlere muhatap olup tebliğlerini dinlemişler ve bir kısmı iman edip bir kısmı da inkar etmişlerdir.

Müslim’in rivayet ettiği bir hadisi şerifte, “Her insanın meleklerden ve cinlerden bir yoldaşı bulunduğu” bildirilmiştir.(1) Cabir’den nakledilen bir hadisi şerifte Peygamberimiz (s.a.v); “Yanlarında kocaları bulunmayan kadınları ziyaret etmeyin. Çünkü şeytan, herhangi birinizin damarlarında, kan nasıl akıyorsa o şekilde dolaşmaktadır.” Buyurmuştur. Bunun üzerine ashab: “Seninde mi?” diye sordular. Hz. Peygamber: “Benim de, fakat Allah, şeytana karşı bana yardım etti de, o bana teslim oldu (veya Müslüman oldu) buyurmuştur.(2) Hadiste parantez içinde verdiğimiz “Müslüman oldu” ifadesi tercih edilen bir başka anlamdır. Ancak hadisçiler, şeytanın Müslüman olmasının söz konusu olmadığını söyleyerek, “teslim oldu, boyun eğdi” anlamına kullanmanın daha doğru olacağını söylemişlerdir.(3) Burada kastedilenin kafir bir cin olduğunu düşünmek, problemi çözer. Nitekim cinlerin kafirlerine şeytan denilmektedir.

Evlenip çoğalmaları ve ömürleri

Cinler, erkeklik ve dişilikleri olan, insanlar gibi nikah yoluyla evlenen, insanlar gibi üreyip çoğalan, doğup büyüyen ve ölen varlıklardır. Ancak ne var ki ömürleri insanlarınkinden çok daha fazla uzundur. Bu konuda cinlerin 1000 ila 1500 seneye kadar yaşayabilecekleri söylenmektedir. Çünkü cinler farklı bir zaman boyutunda yaşamaktadırlar. Orada zamanın akışı da farklıdır. Buna bağlı olarak, cinler yoluyla alındığı iddia edilen haberlerin gaybi bilgiler değil, yaşa ve tecrübeye dayanan bilgiler olduğu ortadadır.

İman ve küfür bakımından durumları

Mümin, münafık ve kafirleri bulunan cinlerin, kafirlerine şeytan denilmektedir. Cinler de bu dünyada imtihan oluyorlar ve ahirette hesaba çekilip, cennete ya da cehenneme gideceklerdir. İnsanlarda olduğu gibi, iman edip salih amel yapan, hayırlı işler işleyenler cennete; inkar edip kafir olanlar, iman ve tevbe etmeden ölenler de cehenneme gidecekler ve ceza göreceklerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

“Andolsun ki, Cehennem için de birçok cin ve insan yarattık. Onların kalpleri vardır ama anlamazlar, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta yol bakımından daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”(7:179; 72:5)

Cinleri inkar etmenin hükmü

Cinlerin varlığı Kur’an ve Sünnetle sabit olduğundan varlıklarını inkar etmek küfür sayılmıştır.

Eskiden tespit edilemeyen pek çok şey bugün bilimsel yollarla ispat edilmektedir. İnsanların onları görememesi yok olduklarına delil olmaz. Çünkü insan, sadece cinleri değil, daha pek çok şeyi de görememektedir. İnsanın görmesi, duyması, anlaması sınırlıdır. Özellikle varlıkların milyonda beşini ancak görebildiğimiz ve ağrı, sızı, sevgi, nefret, korku, akıl, elektrik, rüzgar vs. gibi, görmediğimiz şeylerin pek çoğuna inandığımız da düşünülürse, cinlerin görünmemesi onların olmadığı anlamına gelmez.

Cinlerin meskenleri

Cinlerin ev ve mesken edindikleri yerlerin genellikle çöplük gibi pis yerler oldukları, buraları yer edindikleri anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v); evlerde bırakılan çöplerin cinlerin toplantı yerleri olacağını bildirmiştir.(4) Hz. Peygamberin İslam’daki temizliğe dikkat çektiği ve görünmeyen cinler gibi, görünmeyen mikropların da çabuk üreyip çeşitli hastalıklara sebep olabileceği hakkında da bazı alimler görüş beyan etmişlerdir. Çünkü bazı hadislerde cin kavramıyla mikropların kastedildiğini de söylemişlerdir. Ayrıca, Sahabe ve Tabiin döneminde, cinlerin deliklerde yaşadığına dair bir inancın var olduğu da görülmektedir. Bununla ilgili bir hadisi şerif şöyledir:

Abdullah b. Sercis (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v), (Yeryüzündeki haşarat) deliklerine idrar yapmayı yasakladı.” Bunun sebebi müfessirlerden Katade’ye: “Bu deliklere akıtmak niye mekruh kılındı?” diye sorulmuştu. O da şu cevabı verdi: “Bunların cinlere ait meskenler olduğu söyleniyordu.”(5)

(1) Müslim, Münafikin, 69.
(2) Tirmizi, Rada, 17/1172; A. H. Müsned, III, 309; Darimi, Sünen, II, 320, Rikak, 66.
(3) Tirmizi, Rada, 17/1172; İ. Cevzi, Telbisü İblis, s. 34.
(4) Abdurrezzak, Musannaf, XI, 32.
(5) Ebu Dâvud, Tahâret, 16, (29)

Cinler gaybı bilemezler.
(Sebe, 34/14)

Allah’ın peygamberlerine bildirdiği şeyleri öğrenemezler:

“Şüphe yok ki onlar (meleklerin sözünü) işitmekten kat’i surette azledilmişlerdir. “
(eş-Şuarâ, 26/212)

Cinler insanlardan önce yaratılmışlardır,
Kur’an-ı Kerîm’de çok zehirli bir ateşten yaratıldıkları haber verilir:

“Cânnı da, daha önce çok zehirli ateşten yarattık. “
(el-Hicr, 15/27)

Cinlerin erkek ve dişi olanları vardır.
Evlenirler, çoğalırlar, yerler, içerler.
İhtiyarı, genci vardır.
Cinler de mükellef olup insanlar gibi Allah’ın emir ve yasaklarına uymak zorundadırlar:

“Ben cinleri ve insanları ancak ibadet etsinler diye yarattım. “
(ez-Zariyat, 51/56).

Cinlerin yaratılışları türlü şekillere girmeye, ağır işler görmeye elverişlidir.
Nitekim Kur’an’da ifade olunduğuna göre

(en-Neml, 27/39)
Hz. Süleyman Belkıs’ın tahtını Yemen’den getirmek isteyince, bir cin, daha sen makamından kalkmadan ben sana onu getiririm, benim herhalde buna yetecek gücüm var demiştir.
Süleyman (a.s.) Kudüs’te, getirilecek taht Yemen’deydi.
Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve güce sahip olmak demekti.
Süleyman peygamber, cinleri ağır ve güç işlerde çalıştırmıştır.

“Süleyman (a.s.)’ın önünde, Rabbı’nın izniyle iş gören bazı cinler de vardı.
İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azabdan tattırdık. “
(Sebe, 34/12)

Şeytan da cinlerdendir.

Allahu Teâlâ kendisini Hz. Adem (a.s.)’e secde etmekle mükellef tutmuş;
şeytan ise, kendisinin ateşten, Adem’in topraktan yaratıldığını ileri sürerek secde etmemiştir.

Bunun üzerine Allahu Teâlâ onu rahmetinden kovmuş o da kâfir olmuştur
(el-Bakara, 2/24)

Şeytanların amiri durumundaki şeytana İblis denir.
Şeytan, insanları azdırmak için çeşitli yollara başvurur.
Ondan sakınmak gerekir:

“Ey Ademoğulları, Şeytana tapmayın.
Çünkü o sizi Rabbınız’dan ayıran bir düşmandır, diye size emretmedim mi?”
(Yasin, 36/60)

“Şeytan sizin için yaman bir düşmandır.
Bu sebeple siz de onu düşman edinin. “
(el-Fatır, 35/6)

Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuşlardır:

“Allah sizden her biri için, bir cinni arkadaş kılmıştır.”
Ashab:
“Size de mi yâ Rasûlallah?” diye sorduklarında, Rasûlullah:
“Bana da ancak Allah ona karşı bana yardım etti de, o (cin) müslüman oldu,
artık o, bana ancak hayır emrediyor. ” buyurdu.
(et-Tâc, V, 233).

Yazı kategorisi: Cinler Hakkında, Diger Konular, Şeytan | 14 Comments »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 339 takipçiye katılın