GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘CENNET & CEHENNEM’ Kategorisi için Arşiv

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2011

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

İnsanlar haşir (toplanma) yerinden ayrıldıktan sonra, sırat köprüsünün berisindeki karanlık bölgye gelirler. Nitekim önceki sayfalarda geçen ve Hz. Aişe’den rivayet olunan bir hadiste anlatıldığına göre göklerin başka gökler­le, yerin de başka bir yerle değiştirileceği günde insanların nerede buluna­cakları sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap vermiştir: ”Onlar köp­rünün berisindeki karanlıkta bulunacaklardır.” İşte o karanlık bölgede müna­fıklar müminlerden ayrılıp onların gerisinde kalır; müminler onları geçerler.

Aralarına bir sûr girer ve müminlere ulaşmalarına engel olur. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:

İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önle­rinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir:Müjde; bugün altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir.” İşte bu büyük kurtuluştur. İki yüzlü erkek ve kadınlar müminlere: “Bizi de göze­tin; ışığımızdan faydalanalım” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir. İnananlarla iki yüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dı­şında azâb olan bir sûr çekilir. İki yüzlüler, inananlara: “Biz sizinle beraber değümiydik” diye seslenirler. Onlar: “Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldat­tınız, bize pusu kurdunuz. Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düş­tünüz. Sizi kuruntular aldattı. Sizi şeytanlar Allah’a karşı da ayarttı. Bugün sizden ve inkâr edenlerden fidye kabul edilmez. Varacağınız yer ateştir. Lâ­yığınız orasıdır. Ne kötü bir dönüştür!

Allah’ın, peygamberini ve onunla beraber olan müminler utandırmaya­cağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürür­ler veRabbimiz ışığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kadir­sin” derler.” [504]

Beyhakî… Mesruk’tan rivayet etti ki; Abdullah şöyle demiştir:

Cenab-ı Allah kıyâmt gününde insanları toplar. Ve şöyle ses­lenir: “Ey insanlar! Sizi yaratıp rızıklandıran ve şekillendiren Rabbinizin, dünyada dost edindiklerinize sizleri bu gündede dost kılmasına razı olmaz mısınız?” Böyle denildikten sonra Uzeyr (a.s.)’a dünyada iken tapanların karşısına Uzeyr’in şeytanı dikilir. Artık, dünyadayken taptıkları ağaçlar, dal­lar ve taşlar, insanların karşısına dikilir. Müslümanlar diz üstü çömelmiş ola­rak orada kalırlar. Kendilerine şöyle denilir:

— Neyiniz var sizin? Neden siz de diğer insanlarla birlikte gitmediniz?

— Bizim bir Rabbimiz var. Ama O’nu henüz görmedik.

— O’nu görürseniz tanır mısınız?

— Bizimle O’nun arasında bir alâmet vardır. Görürsek, o alâmetle tanırız kendisini.

:— Neymiş o alâmet?

— Baldırın açılmasıdır.

İşte o esnada baldır açılır. Dünyadayken kendisine ibadet etmiş olan­lar, Allah’ın huzurunda secdeye kapanırlar. Bazı kimselerin sırtları ise öküz boynuzu gibi kaskatı kesilir. Secde etmek isterler ama edemezler. Secde halinde duranlara, kalkmaları için emir verilir. Başlarını kaldırırlar; kendileri­ne amelleri miktarınca ışıkları verilir. Kimin bir hurma ağacı kadar, kimine daha az miktarda ışık verilir. En sondakine ise ayağının baş parmağı mikta­rınca ışık verilir. Öyleki bu ışık bazan söner, bazan aydınlık saçar. Aydınlık saçtığında adamın ayağı ilerler. Söndüğünde ayakta durup bekler. Evet, kı­lıçtan keskince ve kaygan olan sırat köprüsünün üzerinden geçerler. Onlara: “Işığınız miktarınca ilerleyin” denir. Kimi, yıldız gibi kayarak; kimi rüzgar gibi eserek; kimi göz açıp kapatincaya dek kısa bir sürede; kimi binek hay­vanım andırırcasına koşarak, kimi de koşar adımlarla o köprüden geçip gi­der. Herkes ameline göre oradan geçer. Işığı, ayağının baş parmağında olan kişi de geçer. Geçiş anında bir el iner, bir el kalkar, kimi adam düşer, kimi adam üste çıkar, yan taraflarına ateş isabet eder, neticede kurtulurlar. Kurtul­duklarında da şöyle derler: “(Ey Cehennem!) Seni gördükten sonra bizi sen­den kurtaran Allah’a hamdolsun. Doğrusu Allah, hiç kimseye vermedğini bi­ze verdi.

Beyhakî… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v) şöyle bu­yurmuştur: “Sırat köprüsü kıldan ince, kılıçtan keskincedir. Melekler (oradan aşağıya düşmesinler diye) mümin erkeklerle kadınları korurlar. Cebrail (a.s) de beni korur. Ben:Yarab! Selâmet ver, selâmet ver” derim. O günde aya­ğı kayanlar ve ayak kaymaları çok olur.

Sevrî… Mücahid’den rivayet etti ki; Cünade b. Ebi Ümeyye şöyle de­miştir: “Allah katında sizin adlarınız, simanız, eşkâliniz, fısıldaşmalarınız ve oturduğnuz meclisler yazılıdır. Kıyamet günü olduğundaEy falan! Bu senin nurundur. Ey falan sana ise nur yoktur” denilir.” Böyle dedikten sonra Cüna­de şu âyeti okudu: “İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün .…”

Dahhâk dedi ki: Kıyamet gününde kendisine ışık verilmeyen kimse kal­maz. Sırat köprüsüne vardıklarında münafıkların ışıkları söner. Müminler bu durumu görünce, kendi ışıklarının da sönmesinden korkarak: “Rabbimiz! Işı­ğımızı tamamla” derler.” [507]

İshak b. Beşîr Ebû Huzeyfe… İbn Abbas’tan rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde Cenab-ı Allah (rahmetiyle) kullarını Örtmek için on­ları adlarıyla çağırır. Sırat köprüsünün yanına gelindiğinde mümin-münafık herkese ışık verir. Köprünün üzerine çıktıklarında, Cenab-ı Allah münafık erkeklerle kadınların ışıklarını ellerinden alır. Onlar da inanmışlara:Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım” derler. Müminlerse: “Rabbimiz ışığımızı tamamla” derler. Orada kimse hatırlanmaz.”

İbn Ebi Hatim.,. Ebû Derdâ ve Ebû Zerr’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde secde etmesi için kendisine izin verilecek ilk kişi be­nim. Secdeden başını kaldırması için kendisine izin verilen ilk kişi de ben olacağım. (Secdeden kalktıktan sonra) önüme, arkama, sağıma, soluma ba­kacak ve diğer ümmetler arasında, kendi ümmetimi tanıyacağım.”

Adamın biri: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nuh Peygamberden senin zamanına kadar geçen zamanlarda yaşamış olan onca ümmet arasından kendi ümmeti­ni nasıl tanıyabileceksin?” diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v) ona şu cevabı ver­di: “Onları abdestin izi olarak alınlarında, el ve ayaklarmdaki parlaklıktan ta­nırım. Bu (ayırıcı özellik) başka ümmetlerde yoktur. Ayrıca amel defterleri sağ ellerine verilecektir. Onları simalarından ve yüzlerinden tanırım. Onları kendilerinin ve zürriyetlerinin önünde giden ışıklarından tanırım.” [509]

İbn Ebi Hatim… Safvan b. Amr’dan rivayet etti ki; Süleym b. Amir şöy­le demiştir: Bir cenaze töreni için Dımaşk kapısından dışarı çıktık. Ebû Üma-me el-Bahilî de bizimleydi. Cenazenin namazı kılınıpta gömülmesine başlan­dığında Ebû Ümame dedi ki: “Ey insanlar! Siz, iyilikler ve kötülükleri pay­laştığınız bir menzilde sabahlayıp akşamladınız. Yakında başka bir menzile göçeceksiniz. (Mezarı göstererek) o menzil de şurasıdır. Şurası yalnızlık evi­dir, karanlık evidir, kurtçukların evidir, darlık evidir, meğer ki Allah geniş­letsin sonra kıyamet gününde buradan başka yerlere göçeceksiniz. O yerler­de insanları Allah’ın emirlerinden bir emir bürür de bazı yüzler ağınır, bazı yüzlerse kararır. Oradan da başka bir menzile intikal edersiniz. İnsanları şid­detli bir karanlık bürür. Sonra insanlara ışık dağıtılır. Mümine ışık verilir ama kâfire ve münafıka verilmez. Onlar hakkında Cenab-ı Allah kendi kita­bında şu örneği vermektedir:Allah’ın nûr vermediği kimsenin nûr olmaz.” (Nûr, 22/40) Kör adamın, gören adamın gözü ile kendi çevresini görmesi nasıl mümkün değilse, aynı şekilde kâfir ve münafık ta müminin nûr ve ışığından yararlanamaz. Münafıkların, inanmışlara “Bizi de gözetin; ışığınızdan fayda­lanalım.” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir.”

Bu, Cenab-ı Allah’ın münafıklara yaptığı bir aldatmacadır. Zira yüce Allah buyurmuş ki: Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Ölüm’ün ölmesi.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 25, 2010

Ölüm’ün ölmesi.

Ölüm’ün ölmesi.

Ölüm’ün ölmesi.

Günahkârlar cehennemden çıkarılıp da orada kâfirlerden başka kimse kalmadığında, kâfirler orada ne ölür ne de dirilirler. Nitekim yüce Allah bu­yurmuş ki: “O gün oradan çıkarılmazlar.” (Câsiye, 45/24)

Oradan çıkıp sapacakları başka bir yer yoktur. Aksine orada temelli ka­lıcıdırlar onlar. Kur’ân’ın cehennemde hapsettiği kimselerdir onlar. Orada te­melli kalmalarına hükmettiği kimselerdir onlar.

Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki: “Allah’a ve peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır. Sonun­da, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güç­süz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.” (Cin, 72/23-24)

Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlaraiçinde sonsuz olarak temelli kalacakları- çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.” (Ahzâb, 33/64-65)

İnkâr edenleri ve zâlimleri Allah şüphesiz bağışlamaz. Onları içinde te­melli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah’a kolaydır.” (Nisa, 4/168-169)

Bu üç ayetle, kâfirlerin cehennemde temelli kalacaklarına dâir hüküm vardır. Ama Kur’ân-ı Kerîm’de şu âyetler de vardır. Bunlara ne diyeceksiniz:

Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır” der.” (En’âm, 6/128)

Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada âh edip inlerler. Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.” (Hûd, il/106-107)

İbn Cerir ve diğer tefsirciler bu âyet üzerinde uzun uzadıya açıklamalar­da bulunmuşlardır. Bu hususta sahabilerden garip eserler ve tuhaf haberler de nakledimiştir. Burası bu hususta açıklama yapmanın yeri değildir. Başka bir yerde buna değineceğiz. Allah çok daha bilen ve hikmet sahibi olandır.

İmam Ahmed b. Hanbel… İbn Ömer’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennetikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasındaki bir yerde durdurulur; sonra da boğaz­lanır. Ardı sıra bir ünleyici: Ey Cennetlikler! Ebedîlik var, ölüm yok. Ey ce­hennemlikler! Ebedîlik var, ölüm yok.” diye seslenir. Bunun üzerine cennet­liklerin sevincine sevinç; cehennemliklerin üzüntüsüne de üzüntü eklenir.

Buharı… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Ölüm, alaca bir koç suretinde getirilip cennetle cehennem arası bir yerde durdurulur.Ey Cennetlikler!..” denilir. Cennettekiler, boyunlarını uzatıp bakarlar. SonraEy Cehennemlikler!..denilir. Onlar da boyunlarını uzatıp bakarlar ve düzlüğe kavuşma vaktinin geldiğini görürler. (Koç suretine bü­rünmüş olan) ölüm boğazlanır veEbedilik var, ölüm yokdenir...”

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ölüm kıyamet gününde getirilip sırat köprüsünün üzerinde durdurulur veEy Cennet halkı!..” diye seslenilir. Onlar da içinde bulundukları mekân­dan çıkarılacakları endişesiye korkarak boyunlarını uzatıp bakarlar. Onlara: Şunu tanıyor musunuz?denilir. Onlarda: “Evet ey Rabbimiz. Bu ölümdürderler. SonraEy Cehennem halkı!..diye seslenilir. Onlar da içinde bulun­dukları mekândan çıkarılacakları ümidiyle sevinerek boyunlarını uzatıp ba­karlar. Onlara:Şunu tanıyor musunuz?denilir. Onlar da:Evet, bu ölüm­dürderler. Sonra emir? verilir ve ölüm, sırat köprüsü üzerinde boğazlanır. Sonra da her iki fırkaya:İçinde bulunduğunuz yerde temelli kalacaksınız. Artık size ebediyyen ölüm yoktur.denilir. Bu hadisin senedi kuvvetli olup Sahihin sıhhat şartına uygundur.

Hafız Ebubekir el-Bezzar… Enes’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ölüm, kıyamet gününde getirilip cennetle cehennem arası bir yerde durdurularak boğazlanır. Ardı sıra, “Ey Cennet halkı! Size ebedilik var, ölüm yok. Ey Cehennem halkı! Size de ebedilik var, ölüm yok” denir.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM - ECEL, ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Posted by Site - Yönetici Haziran 21, 2010

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kişi:

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennete girecek ilk üç kişi ile cehenneme girecek ilk üç kişi bana arze-dildi. Cennete girecek ilk üç kişi şunlardır: Şehid. Dünya köleliği kendisini Rabbine taatte bulunmaktan alıkoymayan köle. Çoluk çocuk sahibi olan (di­lenmekten utanan) iffetli fakir. Cehenneme girecek ilk üç kişi de şunlardır: (Halkına) musallat olan emir. Malındaki Allah hakkını ödemeyen servet sa­hibi. Böbürlenen fakir.

Sahih-i Müslim’de İyaz b. Muharhmed el-Mücaşiî’den rivayet olundu­ğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennet ehli şu üç kişidir: Sadaka veren, adaletli, başarılı sultan. Tüm yakınlarına karşı kalbi merhametli olan adam. Çoluk çocuk sahibi, dilenme­yen, iffetli müslüman. Cehennem ehli de şu beş kişidir: Her hususta size uyan, mal ve aile talebinde bulunmayan, yakışıksız işlerde bulunmasını en­gel olucu aklı olmayan zayıf (iradeli) kimse. Tamahkârlığı gizli olmayan, az bir şey için dahi hıyanette bulunan hâin kimse. (Geceleyin) sabaha varma­dan, (gündüzleyin de) akşama ermeden ailende veya malında sana mutlaka tuzak kuran adam. Cimri (ya da yalancı) adam. Hayadan uzak olan çok utan­maz adam.

Buharı ve Müslim’in sahihlerinde… Harise b. Vehb’den rivayet olundu ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Size cennetlikleri haber vereyim mi? (Onlar, şu kimselerdir): Horlanan her zayıf kimse ki, Allah’a yemin verse, Allah onun yemininin gereğini mut­laka yerine getirir. Cehennemlikleri size haber vereyim mi? (Onlar da şu kimselerdir): Her kaba tabiatlı, büyüklük taslayan mütekebbir kimse.

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Rasûlul-lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemlikler; kötü huylu, kaba tabiatlı, büyüklük taslayan, mal top­layan, iyiliği meneden kimselerdir. Cennetliklerse zayıf ve mağluplardır.

Taberanî… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Cennetlik kişi o kimsedir ki; Allah, kulağım hakkında halkın hayırlı övgüleriyle doldurmuştur. Kendisi de hayırla yâd edildiğini işitir. Cehen­nemlik olan da, kendi kulakları, halkın hakkındaki kötü anmalarıyla duyan ve bunu bizzat işiten kimsedir.

Kadı Ebû Ubeyd Ali b. Hüseyin… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Peygam­ber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennete girecek adamlarınızı size haber vereyim: Peygamber cennette­dir. Sıddık cennettedir. Şehid cennettedir. Şehrin en uç noktasındaki kardeşi­ni sırf Allah rızası için ziyaret eden adam cennettedir. Cennetlik kadınlarınız da şunlardır: Şefkati doğurgan, kocası kendisine darıldığında gelip elini ko­casının üzerine koyan. Sonra da: ‘Sen benden hoşnud olmadıkça Allah’a ye­min ederim ki, uykuyu tadmayacağım’ diyen kadındır.

Önceki kısımlarda geçen sahih hadislerden birinde Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu görmüştük:

Cennete baktım. Oradakilerin çoğunun fakirler olduğunu gördüm. Ce­henneme baktım. Oradakilerin çoğunun zenginler olduğunu gördüm.”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Posted by Site - Yönetici Haziran 1, 2010

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler:

Sahih-i Müslim’de… Ebû Hüreyre’den rivayet olundu ki; bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v.)’e şöyle demişlerdir:

Ey Allahın Rasülü! Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz?

-— Dolunay olduğu gecede ayı görürken bir sıkışıklığa düşer misiniz?

Hayır ya Rasulallah.

— Berisinde bir bulut olmadığında güneşi görmekte bir sıkışıklığa dü­şer misiniz?

— Hayır.

— Şüphesiz siz Allah’ı işte böyle göreceksiniz. Allah, kıyamet gününde insanları toplayacak ve: “Kim neye tapiyorduysa şimdi de ona tabi olsun” der. Bunun üzerine, güneşe tapanlar güneşe; aya tapanlar aya; tağutlara ta­panlar tağutlara tabi olurlar. Aralarında münafıkları da olmak üzere bu üm­met (haşir yerinde) kalır. Derken Cenab-ı Allah onlara, daha önceden tanı­madıkları bir surette gelir. “Ben sizin Rabbinizim” der. Onlar da: “Senden Allah’a sığınırız. Rabbimiz yanımıza gelinceye dek biz buradan ayrılmaya­cağız. Rabbimiz gelince biz O’nu tanırız.” derler. Cenab-ı Allah, tanıdıkları bir surette onlara gelir  ve “Ben Rabbinizim“der. Onlar da: “Evet, sen Rabbimizsin” der ve O’na tabi olurlar. Sırat köprüsü, cehennemin iki yaka­sının üzerine kurulur. Oradan ilk olarak ben ve ümmetim geçeriz. O gün pey-gamberlerden başkası konuşmaz. O gün peygamberler: “Allahım! Selâmet ver, selâmet ver.” diye duâ ederler. Cehennemde deve dikenini andıran kan­calar vardır. Siz deve dikenini gördünüz mü hiç?” Sahabiler: Evet, ya Rasu­lallah, diye cevap verince Rasûlullah (s.a.v.), sözünü şöyle sürdürdü: “İşte o kancalar deve dikeni gibidir. Yalnız ne kadar büyük olduklarını ancak Allah bilir. Amelleri sebebiyle insanlar kapılıp götürülürler. Kimi ameli sebebiyle heiâk olur; kimi ceza görür. Cenab-ı Allah kullar arasında yargılama işini tamamlayıpta cehennemliklerden bazılarını kendi rahmetiyle ateşten çıkarmak istediğinde; cehennemliklerden lâilahe diyenlerden, rahmetine mazhar kıl­mak istediklerinden ve Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayanlardan bazı kim­seleri ateşten çıkarmaları için meleklere emir verir. Melekler cehennemde onları secde izlerinden tanırlar. Ateş, Âdemoğlunun her tarafını yakar, secde yaparken yere gelen organlarını yakmaz. Melekler onları yanmış vaziyette cehennemden çıkarırlar. Üzerlerine hayat suyu dökülür. Bu nedenle onlar sel artığı köpüklerde yeşeren bitkiler gibi bitip yeşerirler.

Cenab-ı Allah, kullar arasında yargılama işini tamamlar. Bir adam, yü­zü cehenneme yönelik olarak kalır. O, cehennemliklerin cennete en son gire­ni olacaktır. “Ya Rab! Yüzümü ateşten başka tarafa çevir. Kokusu beni ra­hatsız etti. Alevi beni yaktı.” der. Allah’ın dilediği şekilde Allah’a duâ eder. Sonra Allah ona: “Bu isteğini yerine getirirsem, benden başka bir istekte bu­lunmayacağından emin misin?” sorar. O da: “Senden başka bir istekte bulun­mayacağım.” der ve Rabbine, dilediği söz ve teminatları verir. Rabbi de onun yüzünü cehennemden başka tarafa çevirir. Cennet tarafına dönüp cenneti gö­rünce, Allahın dilediği kadar bir süre susar. Sonra “Ya Rab! Beni cennetin kapısına götür” der. Allah’ta ona şu karşılığı verir: “Sana verdiğimden başka bir şeyi benden istemeyeceğine dair bana söz ve teminatlar vermemiş miy­din? Yazıklar olsun sana ey Âdemoğlu! Sen ne kadar dönekmişsin!” Yine “Ey Rabbim! ” deyip duaya başlar. Nihayet Cenab-ı Allah ona: “Bunu sana verdiğim takdirde benden başka bir istekte bulunmayacağından emin misin?” diye sorar. O da: “Senin onur ve üstünlüğüne yemin ederim ki artık senden başka bir istekte bulunmayacağım.” der. Rabbine, dilediği söz ve teminatları verir. Rabbi de onu cennetin kapısına getirir. Cennetin kapısında durup ta cennet açılıp genişeyerek ona görünür ve o da cennetteki hayırları ve sevin­dirici şeyleri görünce, Allah’ın dilediği kadar bir süre susar. Sonra: “Ya Rab! Beni cennete koy.” der. Cenab-ı Allah ona: “Sana verdiğimden başka bir şe­yi benden istemeyeceğine dâir bana söz ve teminatlar vermemiş miydin?” di­ye sorar. O da: “Ey Rabbim! Senin en bahtsız kulun ben olmıyayım.” der ve Allah’a duâ etmeye devam eder. Nihayet Allah güler ve ona: “Cennete gir” der. O da cennete girer. Sonra Allah ona: “Dilekte bulun.“der. O da bazı di­lek ve isteklerde bulunur. Öyleki Allah ona “Şunu da, şunu da iste” der. Ar­tık dileyeceği bir şey kalmayınca Allah ona şöyle der: “Dileğin bir kat fazla­sıyla sana verildi.” Bu hadisin râvilerinden Ata b. Yezid dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî, bu hadisi bize nakletmekte olduğu esnada Ebû Hüreyre’nin yanında duruyordu. Ebû Hüreyre’nin söylediklerine itiraz etmiyordu. Ebû Hüreyre: “Allah o adama: ‘Dileğin bir kat fazlasıyla sana verildi’ der” deyince, Ebû Saîd: “Ey Ebû Hüreyre! O adama dileği on kat fazlasıyla verildi” dedi. Ebû Hüreyre ise: Ben “Dileğin bir kat fazlasıyla sana verildi” şeklinde ezberle­miştim bu hadisi, dedi. Ebû Saîd de: “Tanıklık ederim ki ben bu hadisi, Ra­sûlullah (s.a.v.)’den şu şekilde ezberlemişim:Dileğin on kat fazlasıyla sana verildi.” Sözün sonunu Ebû Hüreyre şöyle bağladı: “İşte o adam, cennetlik­lerin, cennete en son girecek olanıdır.

Bu hadisin bazı varyantlarında şu ifadelere rastlanmaktadır: “O adam cehennemden cennetin kapısına ancak üç aşamada ulaşabilir. Her aşamada bir ağacın altında oturur. O ağaçlardan her bir öncekinden daha güzeldir.”

Buharî… Abdullah b. Mes’ud’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy­le buyurmuştur:

Doğrusu ben cehennemliklerin ateşten en son çıkacak olanını, cennetliklerin de cennete en son girecek olanını çok iyi biliyorum. Adamın biri sü­rünerek cehennemden çıkar, Cenab-ı Allah ona:Git, cennete girder. Adam cennete gelir; oranın dolu olduğu hayalen kendisine görünür ve geri dönüp:Ya Rab! Cennetin dolu olduğunu gördüm” der. Cenab-ı Allah ona: “Git, cennete gir. Sana dünya ve on kat fazlası kadar yer verildi.” der. Adam da şöyle der: “Sen bir hükümdar olduğun halde benimle alay mı ediyorsun (ve­ya bana gülüyor musun?!.” Ravi diyor ki: Böyle dediği esnada Rasûlullah (s.a.v.)’in, azı dişleri görünecek kadar güldüğünü gördüm.” İşte o adam, cen­netliklerin en düşük derecelisidir, deniyordu.”

Müslim… Ebû Zer’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Doğrusu ben, cennetliklerin cennete en son girecek olanını ve cehen­nemliklerin de cehennemden en son çıkacak olanım çok iyi biliyorum. Kıya­met gününde bir adam (hesap yerine) getirilir. Kendisine:Falan günde fa­lan ve falanca işi yaptım. Falan günde şöyle ve şöyle bir şey yaptın mı?” di­ye sorulur. O da inkâr edemeyip “Evet…” der. O, büyük günahlarının kendi­sine gösterilmesinden korkar. Kendisine: “Her kötülüğünün yerine sana bir iyilik yazılmıştır” denir. O da: “Ya Rab! İşlediğim bazı fiilleri şurada (amel defterinde) göremiyorum! “der.” Râvi diyor ki: Böyle dediği esnada Rasûlul­lah (s.a.v.)’in, azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm.”

Taberanî… Ebû Ümame’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Cennete en son girecek olan adam, sırat köprüsü üzerinde babasından dayak yiyen çocuk gibi debelenen ve kaçmak isteyen ama kaçmasına ameli engel olan kimsedir. Ya Rab! Beni cennete kavuştur ve cehennemden kur­tar” der. Cenab-ı Allah da ona şöyle der: “Ey kulum! Seni cehennemden kur­tarıp cennete koyarsam suçlarım ve günahlarını bana itiraf eder misin?” Kul: “Evet ey Rabbim. Senin izzetine yemin ederim ki; eğer beni cehennemden kurtarırsan, suçlarımı ve günahlarımı sana mutlaka itiraf ederim.” der. Köp­rüyü geçer. Kendi kendine: “Eğer suçlarımı ve günahlarımı itiraf edersem Allah beni mutlaka cehenneme geri gönderir” der. Allah’ta ona: “Suçlarını ve günahlarım itiraf etki senin için onları affedeyim ve seni cennete koya­yım” diye vahyeder. Kul: “Hayır, izzet ve üstünlüğüne yemin ederim ki; ben asla suç işlemedim ve hiç mi hiç günaha girmedim” der. Cenab-ı Allah, ona:Ey kulum! Sana karşı benim ispatlayıcı kanıtım vardır.” diye vahyeder. Kul: “Ya Rab! Kanıtını bana göster” der. Cenab-ı Allah da cildini konuşturarak günahlarını itiraf ettirir. Kul bu durumu görünce: “Ya Rab! Senin onuruna yemin ederim ki; benim büyük günaharım vardır.” der. Cenab-ı Allah ona: “Ben bunu senden daha iyi biliyorum. Bu günahlarını itiraf et de seni affede­yim ve cennete koyayım.” diye vahyeder. Kul, günahlarını itiraf eder, Al­lah’ta onu cennete koyar.”

Böyle derken Rasûlullah (s.a.v.), azı dişleri görününceye kadar güldü ve şöyle buyurdu: “Bu adam, cennetliklerin en küçük mertebelisidir. Ondan üst dereceli olanların durumu nasıldır? (Varın siz düşünün).”

İmam Ahmed b. Hanbel. Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Doğrusu cehennemde bir kul bin yıl müddetle Ya Hannân, ya Men-nan!‘ (Ey şefkati bol, ey lutfu ve nimeti bol Allahım!..) diye seslenir, Yüce Allah, Cibril’e: “Git, şu kulumu bana getir” der. Cibril gider, cehennemlik­lerin yüzü üstü yere kapanıp ağlamakta olduklarını görür; Rabbine dönüp du­rumu O’na haber verir. Cenab-ı Allah: “Onu bana getir. O, şöyle ve şöyle bir yerdedir.” der. Cibril onu getirir. Rabbinin durdurmasını emrettiği yerde dur­durur. Cenab-ı Allah ona: “Ey kulum! Mekânını ve istirahatgâhmı nasıl bul­dun?” diye sorar. Kul da: “Mekânım çok fena bir mekân; istirahatgahım da çok kötü bir istirahatgahtır” der. Cenab-ı Allah: “Onu geri (cehenneme) gö­türün!” deyince kul: “Beni cehennemden çıkardığında tekrar cehenneme göndereceğini senden ummamıştım” der. Bunun üzerine Cenab-ı Allah: “Kulumu rahat bırakındiye emir verir.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.av.) şöyle buyurmuştur:

Dört kişi (Sabit’in ifadesine göre iki kişi) cehennemden çıkarılıp Al­lah’ın huzuruna götürülürler. Sonra tekrar cehenneme gönderilmeleri emre­dilince onlardan biri dönüp:Ya Rab! Beni cehennemden çıkardığında tek­rar geri göndereceğini ummamıştım” der. Böyle demesi üzerine Cenab-ı Al­lah onu cehennemden kurtarır.”

Abdullah b. Mübarek… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehenneme girenlerden iki kişinin çığlıkları şiddetlenir. Şanı yüce Rab: “Bunları cehennemden çıkarın” diye emreder. Çıkarılırar. Sânı yüce Rab, onlara: “Çığlığınız neden şiddetlendi?” diye sorar. Onlar: “Bize merha­met edesin diye böyle yaptık” deyince Aziz ve Celil olan Allah: “Rahmetim size şu şekilde tecelli edecektir: Cehenneme gideceksiniz!” der. Cehenneme gidince onlardan biri kendini cehenneme atar. Ama Cenab-ı Allah ateşi ona serin ve selâmet kılar. Diğeri ise kendini cehenneme atmaz. Cenab-ı Allah ona: “Seninde kendini arkadaşın gibi ateşe atmana engel olan nedir?” diye sorar. O da şu cevabı verir: “Ey Rabbim! Beni cehennemden çıkardıktan son­ra tekrar oraya göndermeyeceğini ummuştum.” Yüce Rab: “Umduğun sana verilecektir” der ve her ikisi de Aziz ve Celil olan Allah’ın rahmetiye cenne­te girerler.”

Bilâl b. Sa’d, hutbesinde bunun devamını şöyle getirir;

“… Doğrusu Cenab-ı Allah onlara, cehenneme geri dönmelerini emretti­ğinde onlardan biri, zincir ve prangalarına gidip onları açar. Diğeri duraksar. Cenab-ı Allah, ilkine: “Neden böyle yaptın?” diye sorunca şu cevabı verir: “Sana isyan edişimizin vebalinden korkarak kendimi acıklı azaba attım ki, senin gazabına ikinci maruz kalmıyayım.” Diğeri de şu cevâbı verir: “Beni cehennemden çıkardığında oraya tekrar göndermeyeceğine dair hüsnü zan-nım beni böyle davranmaya sevketti.Cenab-ı Allah onlara merhamet eder ve ikisini de cennete koyar.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Cehennemliklerin Ağlaması.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2010

Cehennemliklerin Ağlaması.

Cehennemliklerin Ağlaması.

Cehennemliklerin Ağlaması:

Allah Azze ve Celle bizi ondan kurtarsın.

Ebû Ya’lâ el-MavsıIî… Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayet ettiğine göre Re-sûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ey insanlar! Ağlayınız; ağlayamazsanız ağlar gibi görününüz. Çünkü cehennemlikler, cehennemde, gözyaşları yanaklarından iplikler gibi akıncaya kadar ağlarlar; nihayet gözyaşları kesilir, gözleri gemilerin yüzebileceği büyüklükte oyuklara dönüşür.

İbn Mâce… Zeyd b. Refî’den merfu olarak, şöyle dediğini rivayet edi­yor:

Cehennemlikler ateşe girdiklerinde bir zaman göz yaşı akıtarak ağlar­lar. Ondan sonra bir zamanda gözlerinden irin akıtarak ağlarlar. Cehennem nöbetçileri onlara:Ey bahtsızlar topluluğu! Sakinlerine merhamet edilen bir diyarda, yani dünyada ağlamadınız. Şimdi medet dileyecek birini bulabilecek misiniz bakalım?” derler. Onlar da yüksek sesle şöyle derler: “Ey cennetlik­ler! Ey babalar, analar ve evlat topluluğu! Mezarlardan susamış olarak çıktık. Mahşerde uzun süre susuz bekledik. Bu günde susamış haldeyiz. Bize bi­raz su ya da Allah’ın size rızık olarak bahşettiği şeylerden birazını gönderin.” Kırk sene müddetle kendi hallerine bırakılırlar. Onlara hiç kimse cevap ver­mez. Sonra onlara: “Siz bekleyeceksiniz” denilir ve onlar her hayırdan ümit keserler.” Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:Ateş onların yüzlerini yalar. Dişleri sırıtıp kalır.

İmamı Ahmed b. Hanbel… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.), “Dişleri sırıtıp kalır.” mealindeki âyeti okuduktan sonra şöyle buyur­du:

Adamın yüzünü ateş yakar, üst dudağı büzülür, başının tepesine kadar ekilir; alt dudağı da sarkıp göbeğine kadar uzanır.

Tirmizî de bu hadisi… Mübarek’ten rivayet etmiştir. Hasen ise bunun sa­hih ve garib olduğunu söylemiştir.

İbn Merdeveyh… Ebû Derdâ’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), “Ateş onların yüzlerini yalar” âyetiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Ateş onların yüzlerini öyle bir yalar ki, (vücutlarının) etleri topukları­na akar!

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Cehennemin kapıları, bekçi ve zebanilerinin evsafı. Allah bizi cehennemden ve onlardan korusun

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2010

Cehennemin kapıları

Cehennemin kapıları

Cehennemin kapıları, bekçi ve zebanilerinin evsafı. Allah bizi cehennemden ve onlardan korusun:

Yüce Allah buyurdu ki:

İnkâr edenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Oraya vardıklarında! kapıları açılır. Bekçileri onlara:Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bu güne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi?” derler “Evet geldiderler. Lâkin azâb sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir. Onlara:Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!denir.” (Zümer, 39/71-72)

O Cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri  ayrılmış bir kısım  vardır.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Cehenneme Götürülürken Arkasına Bakan Günahkâr.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 20, 2010

Cehenneme Götürülürken Arkasına Bakan Günahkâr.

Cehenneme Götürülürken Arkasına Bakan Günahkâr.

Cehenneme Götürülürken Arkasına Bakan Günahkâr.

Mahşer meydanında bir günahkârın hesabı görüldü. Amel defteri, eline sol taraftan verildi. Dünyada kulun iyiliği için kollayan melekler, burada ite kaka cehenneme doğru sürüklemeye başladılar.

Bu günahkâr kul, her yol başında bir ümide kapılarak dönüp dönüp arkasına bakıyordu. Elinden bir şey gelmediğinden, sonbahar yağmuru gibi göz yaşı döküyordu. Bir yandan da geriye dönüp, yüzünü Hak’tan tarafa çeviriyordu.

Cenâb-ı Hak’tan emir geldi:

Ey kötülüklerin kaynağı günahkâr kul! Yaptıklarınla beni incittin. Günahlarla dolu defterini aldın, yaptıklarının karşılığı cehennem olduğuna göre, daha ne diye emekleyerek gidiyorsun, dönüp dönüp arkana bakıyorsun? Ne geceleri yalvarıp namaz kıldın, ne gündüzleri haramdan sakınıp oruç tuttun. Diline sahip olmadın. Yaptığın zulümlere tövbe de etmedin. Sende kötülükten başka ne var? Daha neyi ümit ediyorsun?

Günahkâr kul der ki:

Ey Allahım, hakkımda söylediklerinden yüz kat daha kötüyüm. Arkama dönüp baktığımda; kendi yaptığım işlere, doğruluğuma, isyanıma, günahlarıma, inatçılığıma bakmıyorum. Bana varlık elbisesini bağışlayan rabbimin karşılık beklemeden, sebepsiz affına, lutfuna ve keremine bakıyorum. Bütün ümidim, güvenim o lutuf sahibinedir.

Cenâb-ı Hak buyurdu:

Ey melekler! Onu tekrar benim huzuruma getirin. Bu kulumun gönül gözü, recâ ve niyazdadır. Suçlarına bakmadan onu bağışlayayım.”

***

Ümmiddeyiz yeis ile ah eylemeyiz biz

Sermayeyi imani tebah eylemeyiz biz

Şeyh Galib

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

..

Yazı kategorisi: CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİNİ HİKAYELER, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, MESNEVİ’DE GEÇEN HİKAYELER, TAVSİYELER, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Şiddetli Sıcaklar, Cehennemin Kaynamasından Dolayıdır

Posted by Site - Yönetici Mayıs 16, 2010

Şiddetli Sıcaklar, Cehennemin Kaynamasından Dolayıdır

Şiddetli Sıcaklar, Cehennemin Kaynamasından Dolayıdır

Şiddetli Sıcaklar, Cehennemin Kaynamasından Dolayıdır:

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ateş, Rabbine şikâyetçi olup, “Bir kısmım bir kısmımı yedi” dedi. Bu­nun üzerine biri yazın, biri de kışın olmak üzere (yılda) iki kez soluk olma­sına izin verildi. Şiddetli derecedeki sıcaklar, cehennemin kaynamasından dolayıdır.”

Yine bu senedle rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Sıcaklar şiddetlendiğinde namazı serin vakte erteleyin. Çünkü sıcaklı­ğın şiddetlenmesi, cehennemin kaynamasından dolayıdır.

Yüce Allah bu hususta şöyle buyurdu:

Yalanlayıp durduğunuz şeye gidin. Gölge yapmayan ve ateşten de ko­rumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin. O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. Konak gibi de büyüktür. Yalanlamış olanların o gün vay haline!” (Mürselât, 77/29-35)

Taberanî… İbn Mes’ud’un, “O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım konak gibi büyüktür” (Mürselât, 77/32) mealindeki ayeti tefsir ederken şöyle dediğini rivayet etmiştir:

O kıvılcımlar, ağaç ve dağ büyüklüğünce değil, aksine şehir ve kaleler büyüklüğüncedir.”

Taberanî… Enes’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuş­tur:

O kıvılcımlardan biri dünyanın doğusuna düşse, sıcaklığı dünyanın ba­tısında hissedilir!

Ateş’in, Kendi Kendini Yemekten Ötürü Allah’a Şikâyetçi Olması:

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ateş, Rabbine şikâyetçi olup, Ya Rab! Bir kısmım bir kısmımı yedi. Bana biraz soluk verdedi. Bunun üzerine ona yılda iki kez soluk alma izni verildi. Kışın hissettiğiniz en şiddetli soğuk, cehennemin zemherır soğuklu-ğundandır. (Yazın) hissettiğiniz en şiddetli sıcaklık ise, cehennem sıcaklığmdandir.

Kaynak: Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Cehennemliklerin çekecekleri azâb türleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2010

Cehennemliklerin çekecekleri azâb türleri

Cehennemliklerin çekecekleri azâb türleri

Cehennemliklerin çekecekleri azâb türleri:

Aziz ve Celil olan Allah bizi o azâbdan korusun.

Hafız Ebubekir b. Merdeveyh, tefsirinde,.. Ya’lâ b. Münebbih’ten riva­yet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cenab-i Allah, cehennemlikler için kara bir bulut yaratır. Bu bulut on­ların üst tarafına gelince onlara şöyle seslenir:Ey cehennemikler! Ne isti­yorsunuz, ne taleb ediyorsunuz?” Onlar da bu seslenme nedeniyle dünyanın bulutlarını ve o bulutlardan üzerlerine inen suları hatırlar ve Ya Rab! İçecek istiyoruz” derler. Bunun üzerine boyunlanndaki prangalara ek olarak fazla­dan prangalar ve zincirler, üzerlerinde alevlenecek olan ateş korları üzerleri­ne yağar!

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Ebû Ahves’ten rivayet etti ki; İbn Mes’ud, bir adama şöyle bir soru sormuş:

Cehennemliklerin en şiddetli azâb görecek olanları kimlerdir?

Münafıklardır.

Doğru söyledin. Onların nasıl azâb göreceklerini biliyor musun?

Demirden tabutlara konulurlar. Tabutların kapakları üzerlerine kapa­nır. Sonra satranç karesinden daha küçük ve Cübbü’l-Hazen denen tandırla­ra -ki bunlar cehennemin en dibindeki vadidedir- atılırlar. Ve bu tandırlar, iç­lerine atılan kimselerin üzerine sonsuza dek kapalı kalırlar.

İbn Ebi’d-Dünyâ… Ebû Seleme es-Sakafî’den rivayet etti ki; Vehb b. Münebbih şöyle demiştir: “Doğrusu Cehennem ehli-ki onlar cehennemlikler ve ateşte olanlardır- kendilerine gelemez, uyuyamaz ve (azâbdan kurtulmak için de) ölmezler. Ateş üzerinde yürür, ateş üzerinde oturur, cehennemlikle­rin irinlerini içer, onların taamından yerler. Yorganları ateştendir, döşekleri ateştendir, gömlekleri ateşten ve katrandandır. Yüzlerini ateş kapar. Bütün cehennemlikler, ucu zebanilerin elinde olan zincirlere vurulmuş olup ileriye ve geriye doğru çekilirer. İrinleri cehennemdeki bir çukura akar. Onların içe­cekleri işte budur.”

Böyle dedikten sonra Vehb ağladı; sonra da bayılıp yere düştü. Orada bulunan Bekir b. Huneys de kendini tutamayıp ağladı; nihayet kalktı ve ko­nuşamaz oldu. Orada bulunan Muhammed b. Cafer de hıçkıra hıçkıra ağladı.

Yukarıda naklettiğimiz sözlerin sahibi Vehb b. Münebbih el-Yemanî; öncekilerin kitaplarına bakar; Ehl-i kitabın muteber olan olmayan kaynakla­rından nakiller yapardı. Ancak onun bu sözlerini Kur’ân-ı Azim’de ve hadis­lerde doğrulayıcı deliller vardır. Zira Yüce Allah buyurmuş ki: “Doğrusu suç­lular, temelli kalacakları cehennemin azabı içindedirler. Azaba hiç ara veril­mez. Onlar orada tamamen umutsuzdurlar. Biz onlara zulmetmedik. Ama on­lar zâlim kimselerdi. Cehennemde şöyle seslenirler:Ey nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın.” Nöbetçi: “Siz böyle kalacaksınız” der.” (Zuhruf, 43/74-77)

Bu kâfirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı keşke bilseler. Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezer; kendileri de ertelenmez.” (En­biyâ, 21/39-40)

İnkâr edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedimez ki öl­sünler; kendilerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. Her inkarcıyı böy­lece cezalandırırız. Orada; “Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, ya­rarlı iş işleyelim” diye bağırışırlar. O zaman onlara şöyle deriz:Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız. Zâlimlerin yardımcısı olmaz.” (Fâtr, 35/36-37)

Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: Rabbinize yalvarın da hiç de­ğilse bir gün azabımızı hafifletsin” derler. Bekçiler: “Size, belgelerle pey­gamberleriniz gelmemişmiydi?” derler. Onlar da; “Evet gelmişti” derler. Bekçiler: “O halde kendiniz yalvarın” derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.” (Mü’min, 40/49-50)

Bedbaht olan ondan kaçınacaktır. O, en büyük ateşe yaşlanacaktır. O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir.” (A’Iâ, 87/11-13)

Önce geçen sahih bir hadiste şöyle denilmişti: “Doğrusu cehennem eh­li, cehennemliklerin kendileridir. Onlara orada ne ölürler, ne de dirilirler.”

Ölümün kendisinin de cennetle cehennem arasındaki bir yerde boğazla­nacağının anlatıldığı hadiste ifade edildiğine göre ölüm boğazlandıktan son­ra şöyle denilecektir: “Ey cennetlikler! Size ölümsüzlük ve ebediyet vardır. Ey cehennemlikler! Size de ölümsüzlük ve ebediyet vardır.Bir saat hatta bir an bile ara verilmeyen mütemadi azâb içindeki bir adam nasıl uyuyabilir?!..Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.”(isrâ, 17/97)

Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler.Yakıcı azabı tadın” deriz.” (Hacc, 22/22)

İmam Ahmed b. HanbeL. Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; cehennem­likler hakkında Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Onlardan birinin başına kaynar su dökülür. Bu su, kafatasından içeri gi­rip karnına ulaşır. Karnındaki (organ)ları yok eder, sonra da ayaklarından çı­kar!

Tirmizî ile Taberanî… Ebû Derdâ’dan rivayet ettiler ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemliklere bir açlık bırakılır da bu açlık, çekmekte oldukları aza­ba denk olur. Meded dileyerek yemek isterler. Kendilerine, boğazı tıkayan bir yemek verilir. (Boğazları tıkanınca) dünyadayken bu gibi durumlarda içe­cekler sayesinde kurtuduklarını hatırlarlar. Meded dileyerek içecek isterler; kendilerine ateşten kupalar içinde kaynar su verilir. Bu su onlara yaklaştırıl­dığında, yüzlerinin derisi soyulur. İçince, içleri parçalanır. Meded dilerler. Kendilerine denilir ki:

— “Size, belgelerle peygamberleriniz gelmemiş miydi?” (Mü’min, 40/50)

Evet, gelmişti.

O halde yalvarın. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Bize Mâlik’i (cehennem nöbetçisini) çağırın (Mâlik gelince ona şöy­le seslenirler):

~ Ey Mâlik! Rabbin hiç değilse canımızı alsın.

Siz böyle kalacaksınız.” (Zuhruf, 43/77)

Cehennemlikler şöyle derler: “Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti. Sapık bir millet olmuştuk.” (Müminûn, 23/306)

Onlara şöyle denilir: “Sinin orada. Benimle konuşmayın.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, GÜNCEL, GENEL, YORUMLAR | 2 Yorum »

Cehennemin ve Cehennemliklerin evsafına dâir hadis-i Şerifler

Posted by Site - Yönetici Nisan 26, 2010

Cehennemin ve Cehennemliklerin evsafına dâir müteferrik hadis-i Şerifler

Cehennemin ve Cehennemliklerin evsafına dâir müteferrik hadis-i Şerifler

Cehennemin ve Cehennemliklerin evsafına dâir  hadis-i Şerifler:

Ebü’l-Kasım et-Taberanî… Ebû Musa’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemlikler ateşe girmelerini Allah’ın dilemiş olduğu kıble eh­linden bazıları ile bir araya gelip toplandıkları kâfirler, müslümanlara şöyle sorarlar:

Siz müslüman değil miydiniz?

— Evet müslümandık.

Müslümanlık size yarar sağlamadı mı? Siz de bizimle beraber Cehen­nemdesiniz!

—  Bizler günahkârdık. Günahlarımız nedeniyle sorumlu tutulup yaka­landık.

Cenab’i Allah onların konuşmalarını duyar ve cehennemdeki ehl-i kıb­lenin çıkarılmalarını emreder; çıkarılırlar. Cehennemde kalan kâfirler bu du­rumu görünce “Keşke biz de müslüman olmuş olsaydık ta bunlar gibi bura­dan çıksaydık” derler.” Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) şunu okudu: “Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Bunlar Kitabın ve apaçık olan Kur’ân’ın âyetleridir. İnkâr edenler, daha önceden müslüman olmuş bulun­malarını nice kereler dileyecekleri günler göreceklerdir.

Taberanî… Salih b. Ebi Tarifin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ebû Sa-îd el-Hudrî’ye şöyle bir soru yönelttim: “Sen Rasûlullah (s.a.v.)’in, “İnkâr edenler, daha Önceden müslüman olmuş bulunmalarını nice kereler dileye­cekleri günler göreceklerdir.” âyet-i kerimesi hakkında bir şey söylediğini duydun mu?” cevaben şöyle dedi: Evet, onun şöyle dediğini duydum:

Cenab-ı Allah, kendilerinden intikamını almadan (onlara azâb etme­den) bazı kimseleri cehennemden çıkaracaktır. Onları müşriklerle birlikte ce­henneme koyduğunda müşrikler onlara: “Siz, kendinizin Allah’ın dostları ol­duğunuzu iddia ediyorsunuz. Şu halde bizime beraber ateşte ne işiniz var?!derler. Cenab-ı Allah onların böyle dediklerini duyunca o günahkâr (müslüman)lara şefaat edilmesine izin verir. Bunun üzerine Melekler, peygamberler ve müminler onlar için şefaatte bulunurlar. Nihayet Allah’ın izniyle ce­hennemden çıkarlar. Müşrikler bu durumu görünceKeski biz de bunlar gi­bi olsaydık. Şefaate nail olur ve bunlarla birlikte cehennemden çıkardık.derler.İnkâr edenler, daha önceden müslüman olmuş bulunmalarını nice ke­reler dileyecekleri günler göreceklerdir.” âyetinin manâsı işte budur. Bunlar cennete girer ve orada (yanık lekesi olarak duran) yüzlerindeki siyahlık nedeniye cehennemlikler adını alırlar. “Ya Rab! Bu adı üzerimizden kaldır” derler. Cenab-ı Allah onlara emir verir; Cennet ırmağında yıkanırlar ve üzer­lerindeki bu (leke, dolayısıyla o) ad yok olup gider.

Taberanî… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Lâilâhe illallah diyenlerden bir kısım kimseler günahları sebebiyle ce­henneme girerler. Lâta ve Uzzâ’ya tapanlar, onlara:Lailahe illallah deme­nizin size yararı olmadı. lakın, bizimle birlikte cehennemdesiniz!..” derler. Cenab-ı Allah onların bu sözüne kızar ve günahkâr müsümanları cehennem­den çıkarır, hayat nehrine atar. (O nehirde yıkanınca) tutulmanın ardısıra açı­ğa çıktığında ayın kara lekelerden arınışı gibi onlar da yanık izi ve lekelerin­den arınıp iyileşirler. Sonra da Cennete girerler. Cennete onlara cehennem­likler denir.

Adamın biri bu hadisi nakleden Enes’e dedi ki: “Ey Enes! Sen, Rasûlull-lah (s.a.v.)’in, “Her kim bana yalan isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın” dediğini işitmişsindir. Şimdi nakletmiş olduğun sözleri sen RasÛullah (s.a.v.)’in kendisinden duydun mu?” Enes: “Ben bunu Rasûlullah (s.a.v.)’in kendisinden duydum.“ diye cevap verdi.”

Garip bir eser ve tuhaf bir ifade:

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Şa’bî’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir:

«Kıyamet gününde cehennem, her birini yetmiş bin meleğin tuttuğu yet­miş bin yulara bağlı olarak huzur-u ilâhîye getirilir. Cehennem üzerlerine meyleder. Nihayet götürülüp Arş’ın sağ yanında durdurulur. O gün Cenab-ı Allah cehennemi zelil kılar ve ona:Bu ne zillettir?diye vahyeder. O da: Ya Rab! Korkarım ki bu surette benden intikam alacaksınder. Cenab-ı Al­lah ona: Ben seni intikam aracı olarak yarattım. Senden alınacak intikamım yokturder. Sonra Cenab-ı Allah ona vahyeder. O da öyle bir kükrer ki göz­lerde olan yaşların tümü akar. Sonra yine kükrer. Bu defa rahmet peygambe­ri olan peygamberinizden başka bütün gözde melekler ve mürsel peygamber­ler düşüp bayılırlar. Ancak peygamberiniz:Ya Rab! Ümmetim, ümmetim.” der.»

En garip haber ve eserlerden biri daha:

Hafız Ebû Nuaym el-İsbahanî… Zadân’dan rivayet etti ki; Kâ’b'ül-Ah-bâr şöyle demiştir:

Kıyamet günü olduğunda Cenab-ı Allah, evvelki ve sonraki ümmetleri aynı alanda toplar. Melekler inip sıra halinde dizilirler.Ey Cibril! Cehenne­mi bana getirdenir. Cibril, yetmiş bin yulara bağlanmış olarak güdülen ce­hennemi getirir. Sonra yaratıkların üzerinden yüz yıl kadar bir zaman geçer. Cehennem bir daha kükrer; halkın (korkudan adeta) yüreği uçar. İkinci kez kükrer; gözde meleklerin ve mürsel peygamberlerin hepsi diz üstü çökerler. Üçüncü kez üfieyince yürekler ağızara gelir; akıllar baştan gider. O zaman herkes kendi ameli nedeniyle paniğe kapılır. Öyle ki İbrahim Halil (a.s.) bi­le; “Seninle olan dostluğum hatırına senden ancak nefsimin bağışlanmasını diliyorum ya Rab!der. İsâ (a.s.)’da; “Beni üstün ve şerefli kılman hürmeti­ne senden beni doğuran Meryem’in değil, sadece nefsimin bağışlanmasını diliyorum.der. Muhammed (s.a.v-)’e gelince O, “Bu gün senden kendi nef­simin değil, ümmetimin bağışlanmasını diliyorum Ya Rab!der. Yüce Allah ona şöyle cevap verir:Ümmetinden olan dostlarıma korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de. Onur ve üstünlüğüme yemin ederim ki; ümmetin ko­nusunda senin gözünü aydınlatacağım.”

Bundan sonra meleker, Aziz ve Celil olan Allah’ın huzurunda durur, kendilerine verilecek olan emirleri beklerler. Yüce ve Mukaddes Rab onlara der ki: “Ey zebaniler topluluğu! Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden olup bü­yük günah işlemekte ısrar edenleri alın, ateşe götürün! Dünyadayken emrimi Önemsememeleri, hakkımı hafife almaları ve saygınlığım hiçe saymaları ne­deniyle onlara karşı gazabım şiddetlenmiştir. Kötülüklerini insanlardan giz­liyorlar, ama bana açıklıyorlar. Oysa ben kendilerim diğer ümmetlerden üs­tün ve kıymetli kılmıştım. Benim lutfumu ve nimetimin büyüklüğünü takdir etmediler.

O esnada Zebaniler erkeklerin sakalından, kadınlarında saç örgülerinden tutarak onları cehenneme götürürler. Bu ümmetten başka cehenneme götürü­len her kulun yüzü mutlaka kara olacaktır. Götürülürlerken ayaklarına buka­ğı, boynuna da pranga vurulacaktır. Ama bu ümmetten cehenneme götürü­lenler kendi aslî renkleriyle götürüleceklerdir. Bunlar cehennem bekçisinin yanına götürüldüklerinde bekçi onlara der ki:

Ey bahtsızlar topluluğu! Siz hangi ümmettensiniz? Şimdiye kadar ya­nıma sizden daha güzel yüzlü kimse gelmedi!

— Ey bekçi! Biz Kur’ân ümmetiyiz.

Ey bahtsızlar topluuğu! Kur’ân, Muhammed (s.a.v.)’e inmedi mi?

Bundan sonra o bahtsızlar yüksek sesle feryâd edip ağlayarak “ey Mu­hammed! Ya Muhammed! Ümmetinden ateşe götürülmeleri emredilenler için şefaat et” derler. Cehennem nöbetçisine (Mâlik’e) şöyle seslenilir: “Ey Mâlik! O bahtsızları kınamanı, onları muhakeme etmeni, onları azâb içine sokmakta gecikmeni kim sana emretti? Ey Mâlik, onların yüzleri kararmayaçaktır. Çünkü onlar dâr-ı dünyadayken âlemlerin Rabbi Allah’a secde eder­lerdi. Ey Mâlik! Onların vücutlarını prangalarla ağırlaştırma. Çünkü onlar cünüb olunca guslederlerdi. Ey Mâlik! Onların ayaklarını bukağı vurma. Çünkü onlar, saygın olan beytimi tavaf ederlerdi. Ey Mâlik! Onlara katran­dan giysiler giydirme. Çünkü onlar ihrama girmek için elbiselerini çıkarıp soyunmuşlardı. Ey Mâlik! Ateşe de ki: Onları amellerine göre yakalasın. Ateş onları ve hakettikleri cezanın miktarını, annenin kendi evladını tanıma­sından daha iyi tanıyıp bilirler. Ateş onlardan kimini topuklarına, kimini diz­lerine, kimini göbeğine, kimini göğsüne kadar yakalar. Cenab-ı Allah onla­rın günahları, taşkınlıkları ve masiyet işlemekteki ısrarları nispetinde onları cezalandırdıktan sonra onlarla müşriklerin arasında bir kapı açar. Onlar, ce­hennemin üst tabakasında bulunup orada ne bir soğukluk ne de içecek tadar­lar. Ağlayıp şöyle derler:Ey Muhammed! Bahtsız ümmetine merhamet ve şefaat et. Çünkü ateş, onların kanlarını, etlerini ve kemiklerini yedi.” Bu de­fa bahtsızlar Rablerine seslenirler:Ey Rabbimiz, ey efendimiz! Her ne ka­dar kötülük yapmış, günah işlemiş ve haddi aşmışsa da dâr-ı dünyada sana ortak koşmamış olanlara merhamet et.” O esnada müşrikler, onlara: “Allah’a ve Muhammed’e inanmanız size yarar sağlamadı.” derler. Müşriklerin bu sö­züne Cenab-ı Allah gazaplanıp Ey Cibril! Hadi bakalım; Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden cehennemde olanları çıkar” diye emreder. Cibril’de onları yanmış vaziyette cemaatler halinde cehennemden çıkarır ve cennetin kapısındaki bir nehire atar. O nehire hayat nehri denir. O nehirde kalırlar. Derken eskisinden daha parlak bir hale gelirler. Sonra yüce Allah, melekle­re; Muhammed (s.a.v.)’in ümmetinden olan o bahtsızları Rahmanın azatlıla­rı olarak cennete koymalarını emreder. Bunlar (vücutlarındaki yanık izleri nedeniyle) cennetlikler arasında tanınırlar. O izleri vücutlarından silmesi için Allah’a yalvarıp yakarırlar. Allah da o izleri siler. Artık cennetliklerden ayır-dedilemez hale gelirler.

Bu eserleri teyid edici bazı hadisler vardır. Doğrusunu Allah bilir. Yüce Allah dilerse, şefaatle ilgili hadisler nakledildikten sonra, cehennemden çıka­rılıp cennete konuacak kimselerle ilgili başka rivayetler de aktarılacaktır.

Kaynak: Ölüm ve Ötesi

..

Yazı kategorisi: ÖLÜM VE ÖTESİ - İBNİ KESİR, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, CENNET & CEHENNEM, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers