GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

‘AYASOFYA’ Kategorisi için Arşiv

Ayasofya’ya bakan!

Posted by Site - Yönetici Nisan 8, 2010

Ayasofya’ya bakan!

Ayasofya’ya bakan!

Ayasofya’ya bakan!

Cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han, fetihten beş buçuk asır sonra bir kültür bakanının kendi vakfı bir cami olan Ayasofya’nın ibadete açılması talebine karşı, “Ayasofya’nın özel statüsüyle durmasından yanayız. Ayasofya için sadece bir tek dinin değil, birçok dinin talebi olabilir. Hepsine birer gün verdiğimiz zaman müze olma vasfını yitirir…” diyebileceğini bilse idi, İstanbul’u fetheder miydi?

El cevap: Asla!

Bu cevap değil kültür bakanına, ortalama kültürlü bir vatandaşa dahi yakışmaz!

Tarihin yeniden yazıldığı bir süreçte tarihten sıfır çeken, tarih şuurunun “t”sinden yoksun bir kişi siyaseten kültür bakanı olmaya devam ediyor.

Atalarımızın zaten manastır veya kilise olarak tanıyıp tescil ettiği mekânların artık cemaatsiz kalmış olmalarına rağmen zaman zaman ibadethane olarak kullanıma açılması sözkonusu.

Bunda tuhaf bir durum yok. Bir mabed sonsuza kadar mabeddir.

Ayasofya’nın veya başka bir mabedin hangi gerekçeyle olursa olsun ibadethane olmaktan çıkarılıp müze yapılması, “ibadethane” kavramı ile bağdaşmaz.

Ayasofya Bizans’ın en büyük kilisesi idi.

Mimari olarak diğer Bizans kiliselerinden hayli farklı bir yapı. Osmanlı’nın tutku haline getirdiği cemaati tek büyük kubbe altında toplama fikrinin Osmanlı öncesi tecessüm etmiş tek örneği. Bizans’ta da başka benzeri yok.

İstanbul, fatihi olacak Mehmet Han tarafından son defa muhasara edildiğinde teslim talebine olumlu cevap alınsa idi, belki de statüsü değişmeyecekti. Fakat Bizans teslim olmayı reddetti. Fatih İstanbul’u barış yoluyla alamadı, o yüzden onun varlıkları üzerinde tasarruf hakkına sahip oldu. Bu yüzden Ayasofya fetihten itibaren camidir.

Yahya Kemal, İstanbul’un işgal altında olduğu günlerde devletin devamını ifade eden iki sembolden bahseder: biri Ayasofya’da fetihten beri hiç aksatılmadan okunan ezan, diğeri Yavuz Sultan Selim’in mukaddes emanetleri Topkapı Sarayı’na getirdikten sonra Hırka-yı Saadet dairesinde okunmaya başlanan Kur’an.

Yahya Kemal’in Ayasofya ile ilgili yazısının yayınlandığı günlerde bu fetih sembolünün kiliseye tahvili için bastırılıyordu. İdarecilerimiz ve askerlerimizin Ayasofya’nın işgalciler tarafından ele geçirilip kilise yapılmaması için gerekirse onu havaya uçurmayı göze aldıklarını biliyoruz.

İstanbul işgal altında olduğu halde Ayasofya’da ezanlar susmadı. Peki cumhuriyetin 10. yılından sonra ne oldu?

Ayasofya neden müzeye tahvil edildi! Cumhuriyetten 11 yıl sonra Sevr’e ait bir konu neden Sevr’i dayatanların istediği şekilde sonuçlandırıldı? Hani ya Lozan?

Bunlar bakanı aşan ciddi mevzular!

Ayasofya hakkında birçok dinin talebi olabilir miş!

Hangi dinlerin mesela?

Bu bakan daha önce doğduğu memleketinin onca meselesi dururken camilerinin pisuvarlarına takmış ve bu yolla genç bir valiyi görevinden uzaklaştırmaya muvaffak olmuştu.

Şimdi de bu tarih şuurundan yoksun zata tavsiyemiz, ille de kendini Ayasofya ile ilgilenmek mecburiyetinde hissediyorsa, sadece pisuvarları ile ilgilenmeye devam etmesi!

D.Mehmet Doğan – Vakit

Bu yazıyı gönderen M.Emin Özler bey’e teşekkür ederiz

Yazı kategorisi: AYASOFYA, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GENEL, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Ayasofya… Cami mi, kilise mi, yoksa müze mi?

Posted by Site - Yönetici Ocak 16, 2008

Ayasofya… Cami mi, kilise mi, yoksa müze mi?


“Devekuşu”nun hikâyesini bilirsiniz… Bir “yük” yüklemek istemişler sırtına… Devekuşu, “Ben kuşum” demiş!.. “Madem öyle; uç, o zaman” demişler, bu defa da “Ben deveyim” demiş!..

Bazı olaylar da “devekuşu”nun hikâyesine benziyor!.. “Deve” midir, yoksa “kuş” mudur, bir türlü anlaşılamıyor!..
Daha doğrusu;
İşlerine gelince “deve” oluyorlar, işlerine gelmeyince “kuş!”
Meselâ, Ayasofya!..
Sorsanız “Ankara”ya;
“Ayasofya bir cami midir, kilise midir, yoksa müze mi?”
Verecekleri cevap belli:

“Ayasofya bir müzedir!”
Farzedelim ki, bu doğrudur!..
Peki ama, birkaç gün sonra Türkiye’ye gelecek olan Papa, “hangi Ayasofya’yı” ziyaret edecektir?..
“Müze Ayasofya’yı” mı?..
“Kilise Ayasofya’yı” mı?..
“Cami Ayasofya’yı” mı?..
Diyecekler ki;
“Müze Ayasofya’yı!”
Peki, soralım o zaman;
“Müzede ibadet edildiği görülmüş şey midir?”
Öyle ya;
Papa, Ayasofya’yı sadece “ziyaret” etmekle kalmayacak, orada “ibadet” de edecek!..
Eğer “ibadet” edebiliyorsa, orasını “kilise” olarak görüyor demektir!..

ATATÜRK’ÜN İMZASI TARTIŞMALI!
Oysa, biz biliyoruz ki;
Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedilen İstanbul’da, “ilk Cuma namazı” kılınan mekândır Ayasofya!..
Yani, 1453 yılından 22 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararına kadar da, “cami”dir!..
Kaldı ki, Bakanlar Kurulu’nun “o kararı” da hâlâ “tartışmalı”dır!..
Evet; “Bakanlar Kurulu”nun kararı ne kadar geçerli ve o kararın altındaki “Atatürk’ün imzası” ne kadar gerçekçi?..
Bu “imza” olayı, yıllardır tartışılıyor.
Ayrıntılara girmeden, sadece bir “soru önergesi”ni yeniden gündeme getirmek istiyorum.
AK Parti Adana Milletvekili Atilla Başoğlu, yanılmıyorsam 22 Şubat 2006′da bir “soru önergesi” vermişti Meclis’e…
Atilla Başoğlu, Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi ile ilgili 22 Kasım 1934 tarihli kararnamede birtakım çelişkiler bulunduğu, “Atatürk’ün imzasının sahte olduğu” ve metinde “ibadete kapatılacak” ibaresinin bulunmadığı iddiaları ile ilgili olarak Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in cevaplaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergede;
“Atatürk’ün ibadet bölümünün müze yapılması fikrine fevkalâde kızdığının Şükrü Kaya tarafından beyan edildiğini” ifade etmişti.
Kararnamede farklı antetli kâğıtlar kullanıldığını belirten Başoğlu, kararname numarası ile tarihi arasında önemli çelişkiler tespit edildiğini bildirmişti.
Kararnamede, “K.atatürk” şeklinde bulunan imzasının soyadı kanunundan 3 gün öncesinin tarihini taşıdığı ve sözkonusu kanun çıkıncaya kadar kendilerinin “Gazi Mustafa Kemal” imzası kullandığının bildirildiğine dikkat çeken Başoğlu, şu soruyu gündeme getirmişti:
“Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 1997 tarihli incelemesinin, bu imzanın Atatürk’ün normal imzasıyla örtüşmediği, 1924 Anayasası’na göre Danıştay’ın görüşünün alınması ve mütalaanın kararnameye eklenmesi gerekliydi. Bakanlığınıza bağlı kuruluşlar, konuyla ilgili incelemede bulunmuşlar mıdır? Ne gibi sonuçlara varılmıştır? Görüşleri nelerdir? Sözkonusu kararnamenin hükmü nedir? İddialar haklı ise kararnamede esasta hatalar mevcutsa, bunların tespiti sonrasında hukukî durum ne olacaktır?”
Buyrun, bir “tartışma konusu” daha!..
Tartışacaksak, asıl bunu tartışalım!..
“Atatürk’ün imzası, sahte midir, değil midir?.. Onun yerine imza mı atılmıştır?” sorusunu açıklığa kavuşturalım da, ondan sonra “müze” olduğu iddialarına inanalım!..
Ve soralım:

Ayasofya, eğer “müze” ise, Papa’nın orada “ibadet” etmesine göz yumulacak mı?..Bir soru daha:
Bir “müze”de ibadet etmek serbest ise, orada “namaz” kılan Alperen Ocakları’na mensup gençler niye gözaltına alındı?..
Ne yani;

“Papa”ya serbest olan ibadet, “Alperen”lere yasak mı?

ASIL İŞGAL EDİLEN, KURTUBA CAMİİ!
Duydum ki, İtalyan gazeteleri şöyle başlık atmışlar:
“Ayasofya işgal edildi!”
Demek ki, Ayasofya’yı onlar da “kilise” olarak görüyorlar!.. Evet, öyle görüyor olmalılar ki, “Ayasofya’da namaz” kılınınca, nasırlarına basılmış gibi havalara zıplamışlar!..
Peki ama, “kendileri” ne yapıyor?..
Bir yandan “kilisede namaz kılındı” diye böğürüyorlar, öte yanda kendileri “camide ayin” yapıyorlar!..
Evet, “cami”de!..
“Kurtuba Camii”nde!..
Daha önce de yazmıştım;
İspanya’da bulunduğumuz 11 Kasım 2005 günü; “Endülüs İslâm Medeniyeti”nin muhteşem eserlerinden biri olan ve fakat, “hançerlenip”, tam böğrüne “katedral” oturtulan “Kurtuba Camii”nde, sadece “2 rekât namaz” kılmamıza izin verilmemişti!..
Ama, bu muhteşem caminin diğer bölümlerinde “ayin” yapılıyordu!..
“Papaz”ların, “kardinal”lerin seslerini duyduğumuz o mekânda, “Kurtuba Camii” olarak kalabilen bölümün, ne yazık ki “mihrabı kapalı”ydı!.. “Minber” de “zincirli ve kilitli”ydi!..
Dahası da var!..
“Namaz” kılarsak, “anlayış” gösterilip gösterilmeyeceğini sorduğumuz İspanyol rehber; “Bırakın anlayış gösterilmesini” deyip, eklemişti: “Burada namaz kılmak, özellikle yasak!”

TAM BİR BATI İKİYÜZLÜLÜĞÜ!
Şimdi sormak gerekmez mi, İtalya’daki bu “Hıristiyan” güruha;
“İşgal edilen Ayasofya mıdır, yoksa Kurtuba Camii mi?”
Öyle ya;
Kurtuba Camii’nde her gün “ayin” yapılıyor!.. Ayasofya ise, “namaz”a kapalı!..
“Camide ayin” yapan İspanyollara kimsenin gıkı çıkmıyor!.. Ama, Ayasofya’da “namaz” kılındı mı, hemen havalara zıplıyorlar!..
Söyleyin Allah aşkına;
“İkiyüzlülük” değilse, nedir bu?..
Ama, asıl “çifte standart” bizde!..
Hâlâ karar veremedik;
Ayasofya bir “cami” midir, “kilise” mi, yoksa “müze” mi?.
.
Görünen o ki;
“Kesin karar” verilmediği sürece, bu tartışmalar devam edecek!..
Ve biz, hep soracağız;
“Cami” ise, niye “namaz” kıldırılmıyor?.. “Müze” ise, Papa’nın “ibadet”ine niye izin veriliyor?..
Var mı, bu soruların cevabını verecek biri!??
….

Hasan Karakaya
Vakit Gazetesi
25.11.2006

Yazı kategorisi: AYASOFYA, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GÜNCEL, GÜNDEM, GENEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 68 other followers