Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Belâ ve musîbetlere karşı yapılan duâ ve niyazlar…

Posted by Site - Yönetici Ekim 15, 2008

Deprem,bela,musibet,,fakirlik,fakir,aclik,afrika,afganistanli cocuk,

Belâ ve musîbetlere karşı yapılan duâ ve niyazlar…

İmâm Gazâlî kuddise sırruh hazretleri anlatıyor:

“Kûfe ve Basra‘da büyük bir tâun hastalığı zuhûr etti. Kûfe şehrinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Hasan ve Ebu’l-Münzir, Hz. Ali‘nin (r.a.) yanına geldiler.

— Musallat olan hastalık yüzünden insanlar kırılıp geçiyor, cenazeleri defnetmekle meşgul olanlar kâfi gelmiyor… Hatta vahşî hayvanlara yem olanlar var! Bize bir çare göster, himmet elini uzat, dediler.

Hazret-i Ali kerramellâhü vecheh,

— Böyle âfet ve felâketlerde Resûlüllah’tan (s.a.v.) rivâyet edilen duâlar var. Onları okumuyor musunuz? diye sordu.

— Tazzarrû ve niyâz hâlinde onları okuyoruz. Ama netice yok, dediler. O,

— Acaba ihlâssız mı okuyorsunuz, yoksa başka bir kusurunuz mu var? dedi.

— Belki hâlis niyetle okumuyoruz, dediler. Sonra da, ‘Yâ Emîre’l-Mü’minîn, şu sıkıntılı hâlimizde bize bir rehberlik yap da, İsm-i A‘zam’ı ta‘lim buyur’ diye yalvardılar.

Hz. Ali (r.a.) de onlara, Cünnetü’l-Esmâ ile birlikte bazı âyetleri yazıp verdi.” (Mecmûatü’l-Ahzâb, Şâzelî cildi, Cünnetü’l-Esmâ kısmından hulâsaten)

Cünnetü’l-Esmâ, Esmâ-i Hüsnâ‘dan altısının bir arada okunmasıdır. Bunlar, “Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün” isimleridir.

Besmele 19 harf olduğu gibi, Cünnetü’l-Esmâ‘nın da harfleri 19′dur.

Bunun okuma usûlü, her birerinin başında Besmele çekmek suretiyle –ihtiyaca göre sonuna ilâve edilen ve yine harflerinin adedi 19 olan bir âyetle birlikte– 19 kere sabah-akşam okumaktır.

Meselâ, veba ve tâun gibi hastalıklardan emniyette olmak isteyenler, Cünnetü’l-Esmâ‘yı şöyle okurlar:

“Bismillâhirrahmânirrahîm. Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün, evemen kâne meyten fe ahyeynâhü.”

Cemâl-i İlâhî‘yi görmek isteyenler, “Bismillâhirrahmânirrahîm. Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün, Aneti’l-vücûhü li’l-hayyi’l-kayyûm” şeklinde, sabah-akşam okumaya devam ederler.

Bir şiddet ve sıkıntıya mâruz kalan ve zor işlerin kolaylaşmasını isteyenler, gene aynı usûlle, “Bismillâhirrahmânirrahîm. Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün, Ve yec‘alüllâhü ba‘de usrin yüsrâ” şeklinde okurlar.

Allâh‘ın nimetlerine tam mânâsıyla şükretmek isteyenler ise, Cünnetü’l-Esmâ‘yı şöyle okumaya devam ederler: “Bismillâhirrahmânirrahîm. Ferdün, Hayyün, Kayyûmün, Hakemün, Adlün, Kuddûsün, ve’l-Hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn.”

Evliyâullâh’ın yani Allah dostlarının mazhar oldukları tecelliyat, nâil oldukları vâridat başka başka isimlerden olabilir. Herkes için aynı olmaz. Nitekim evliyaullahtan birisine, “Bize İsm-i A‘zam’ı öğretseniz?” denildiğinde, o, “Siz bana ism-i asğar gösterebilir misiniz ki?” diye cevap vermiştir.

***

Ömrümüzde ecel, cuma gününde mübârek saat, ramazan ayında kadir gecesi gibi, İsm-i A‘zam da Esmâ-i Hüsnâ içinde gizlidir. Cenâb-ı Hak kullarından dilediğine bildirir.

***

Mevzuumuzu hulâsa edecek olursak, bizim öncelikle yapmamız gereken şey; bilhassa son senelerde mâruz kaldığımız felâketlere karşı, almamız îcap eden tedbirleri, hiç vakit kaybetmeden hem de eksiksiz olarak yerine getirmektir. Yani, esbâba tevessül etmektir ki, bu, kul olarak üzerimize düşen vazifedir.

Ancak, yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi, iş bununla bitmiyor; zira bütün bunların ötesinde, Rabbimiz‘e karşı da vazifelerimiz var.

Nasıl ki güneşin batması, akşam namazının kılınma vaktini gösterir; ayın tutulma ânı husûf namazının vaktidir; belâ ve musîbetlerin indiği zamanlar da, havf namazı gibi bazı ibâdet ve duâların vakitleridir.

Onun için böyle zamanlarda da, yapılması gereken mânevî vazifeleri îfa ve edâdan geri kalmamalı… Cenâb-ı Hakk’a tazarrû ve niyaz ile iltica etmelidir. Bu, bizim Hâlikımıza karşı kulluğumuzun bir icabıdır.

***

MUSÎBETLER, ÂHİRETTE MÜ’MİNİN YÜZ AKIDIR

Taberânî‘nin (rh.), İbn-i Abbas radıyallâhü anhümâdan rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte şöyle buyruluyor:

“Musîbetler, yüzlerin karardığı kıyâmet gününde, sahibinin yüzünü ak ederler.”

Kazâ, belâ ve musîbetler, dünya hayatında sahibine şiddetli acılar ve üzüntüler verse de, sabır ve tevekkül şartı ile, âhirette musîbetzedeler için büyük bir ferah ve kurtuluş vesîlesidir.

Yüzlerin karardığı o günde musîbete uğrayanların yüzleri ak olacaktır.

O halde insan, bu dünyada başına gelen her türlü musîbeti sabırla-metanetle karşılamalı, hatta ganimet bilmeli… Âhireti için bir nimet ve rahmet saymalı… İsyan ve şikâyet hâline girmemelidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 467 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: