GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Arşiv Nisan 26th, 2008

Öğüt almanın yaşı yok

Yazan: Admin Nisan 26, 2008

Öğüt almanın yaşı yok


ÖĞÜT ALMASINI / NASİHAT DİNLEMESİNİ BİLENE ÖĞÜTLER

Biri sana sarıldığında önce onun kollarını gevşetmesini bekle…

Kendini değiştirebilme gücünü hafife alma, başkalarını değiştirebilme gücüne de çok fazla güvenme…

Zarif ol, kimseyi bile bile kendinden soğutma…

İşi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parası için çalışan herkese saygı duy…

İnsanlara üçüncü bir şans verme, bırak ikide kalsınlar….

Herkesin önünde öv ama eleştirilerini bir kenara çekerek söyle…

Asil savaşı kazanmak için küçük bir çarpışmayı yitirmeyi göze al…

Köprülerini atma, aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacağına şaşıracaksın…

Yeterli zamanım yok deme, büyük insanların da günleri 24 saattir…

“Bilmiyorum” demekten çekinme…

Sevdiğine önce çiçeği yolla, sebebini sonra bul…

Başucunda kâğıt kalem bulundur… Milyarlık fikirler bazen sabaha karşı saat 3”te gelir…

Çok çalışarak elde ettiğin bir şeyin zevkini çıkarmaya da zaman ayır…

Yılda en az bir kez güneşin doğuşunu seyret….

İlk önce sen “Merhaba” de….

Herhangi bir konuda öğretmenlik yap, herhangi bir konuda öğrenci de ol…

Hiç kimseden asla umut kesme, mucizeler her gün oluyor…

Hayat arkadaşını çok dikkatli seç, mutluluğun ya da bedbahtlığın yüzde doksan biri bu karara bağlıdır….

İş ve aile ilişkilerinde en önemli şeyin “Güven” olduğunu aklından çıkarma…

Asla birilerinin “umud”unu kırma, belki de sahip oldukları tek şey o”dur….

Yeterli paranın olmamasını asla dert etme, sınırlı imkânlar bazen bir lutûftur çünkü başarmayı başka hiç bir şey bu kadar teşvik edemez…

“Atak” ve “Cesur” ol, bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın…

İnsanlara verdiğin nasihatin tersi davranışlarda bulunma…

Hatalarını kabul et…

Zekânı eğlendirmek için kullan, başkaları ile eğlenmeye değil…

Sağlıklı olmanın değerini bil…

Fikren-zihnen bulanık, moralin bozukken kimseye görünme…

Çocuklarla oyun oynadığında bırak kazansınlar…

Eski hatalarına hayıflanmakla zaman kaybetme, onlardan ders al ve arkana bakma…

Gelenek ve göreneklerine saygılı ol… sevdiklerini esirge…

Her şeyi bulduğundan daha iyi bırak…

Gerektiğinde “fazla verici” olma, zaman zaman “hayır” demesini öğren…

Yalnız başlamasını bil….

Değer yargılarınla/kıymet hükümlerinle çelişmeyecek bir meslek seç…

Alçak gönüllü ol, sen gelirken onlar gidiyordu…

Mükemmeli ara, kusursuzu değil…

Açık, esnek ve mantıklı ol…

Tanıştığın herkes senin bilmediğin bir şeyler biliyordur, onlardan öğren…

Hayatın her zaman âdil olmasını bekleme…

Her zaman haline “şükr”et, “nankör” olma…

(Anonim)

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, NASİHAT, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | Yorum Yok »

Ebu’l-Hasan Harakanî, Kars ve Bazı Hakikatler

Yazan: Admin Nisan 26, 2008

Ebu’l-Hasan Harakanî, Kars ve Bazı Hakikatler

Büyük ârif, fâdıl, kâmil ve mükemmil(1) mürşid Ebu’l-Hasan Harakanî hazretleri, Bistam‘a bağlı Harakan‘da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ali b. Ca’fer, künyesi Ebu’l-Hasan, nisbeti el-Harakanî‘dir.

Üstâzı Bâyezid Bistâmî (k.s.) hazretlerinin hemşehrisi ve aynı zamanda türbedârıdır. O’nun rûhaniyetinden feyz alarak üveysî“(2) tarîkla/usûlle yetişmiş, manevi kemâlata o yolla erişmiştir.

Mu’cemu’l-Büldân müellifi Yakut el-Hamevî (rh.) onun hicri 425’te 10 Muharrem Âşûre gününde (Aralık 1034’te) 73 yaşında iken vefat ettiğini bildirmektedir. Buna göre 352/963 senesinde dünyaya gelmiş olmalıdır ki; doğumu, Silsile-i Zeheb’in/Altun halka’nın 5’incisi ve kendisinin mürşidi olan Bâyezid Bistâmî’nin (k.s.) hazretlerinin vefatından 91 yıl sonradır. Böylece Şeyh hazretleri Silsile-i aliyye’nin 6’ncı halkasını teşkil etmiş oluyorlar. (3)

Hicrî 421-429 tarihleri arasında vukû bulan Kars muharebelerine bir takım akraba ve dervişleriyle katılmış olan Ebu’l-Hasan Harakānî (k.s.), bu savaşların birinde sağ bacağından ve sol pazusundan aldığı darbelerden açılan yaralar neticesinde, Kars sınırında bulunan Yahniler Dağı mevkiinde şehid olmuştur.

***

HİLYESİ, ŞEKİL VE ŞEMAİLİ

Uzun boylu, güzel yüzlü, alnı geniş, gözleri irice, rengi kumral idi. O bu fıtratıyla Hazret-i Ömer’e (r.a.) çok benzerdi. Tabiatı, huyu-ahlâki cihetiyle yaşadığı devirde eşsiz bir insandı. Zamanın kutbu, müminlerin rehberiydi. Hemen herkese doğru yolu gösterip yön veren, ilahi feyzi insanların latifelerine tevzi edip kararmış-katılaşmış gönülleri aydınlatıp yumuşatan bir zattı.

Ebu’l-Kasım Kuşeyri, Ebu’l-Abbas Kassâb, Ebu Said el-Miheni (k.esrarahüm) gibi mutasavıflarla, Gazneli Sultan Mahmud gibi devlet ricaliyle İbn Sina gibi felsefe ve tıb otoriteleriyle muasır/çağdaştır. Kuşeyri ile görüştüğünü Keşfu’l-Mahcûb müellifi Hucviri‘den öğreniyoruz. Hucviri, Kuşeyri‘nin onun hakkında şunları söylediğini nakleder:

“Harakan’a varınca Şeyh Ebu’l-Hasan’ın heybet ve haşmetinden fesahatım sona erdi; ifade gücüm kaybolup sanki dilim tutuldu. Neredeyse velayet makamından azledildiğimi sandım.”

Ebu’l-Abbas Kassâb (rh.) onun hakkında, Tasavvuf pazarında rihlet-i ziyaret (ziyaret yolculuğu) Harakani’ye lâyıktır” demiştir.


***

KARS VE TARİHΖMANEVÎ DEĞERLERİ

Kars, tarihî bir şehir; kalesinden camilerine, köprülerinden kiliselerine kadar pek çok tarihi esere sahip… Ani Harabeleri ise ayrı bir değer… Kars ayrıca manevi şahsiyetleri ile bereketli bir şehir… İşte Şeyh Ebu’l-Hasan Harakani hazretlerinin buradaki makamı/ruhaniyeti bunun en güzel örneği…

Yukarıda da kısaca ifade etmeye çalıştığımız üzre, zamanında tek ziyaret mahalli o ve onun dergâhı idi. Diğer alim ve salih zatlar, kendilerine gelenlere, “Pazarımızda bulunan ne varsa, hepsi zamanın sahibi Harakanî’nindir. Bize de size de ziyaret mahalli orasıdır. Rıhlet onadır. Bize ziyaret, ancak onun vefatından sonradır” derlerdi.

***

Harakani hazretlerinden menkabeler

HANGİ ŞEY GÜZELDİR, İHLÂS NEDİR, FENA VE BEKA’DAN KİM SÖZEDER?

Harakani hazretleri bir gün etrafındakilere sordu:

- Hangi şey iyidir? Onlar;

- Siz söyleyin efendimiz! dediler. Seyh Ebul Hasan:

- Her zaman kendinde O’nun (Allah’ın) yâdı (zikri) olan gönüldür, dedi.

Sordular:

- İhlas nedir?

Buyurdu ki;

- Allah