
İnci-mercan değerinde sözler:
v e c i z e l e r
Yazan: Site - Yönetici Nisan 13, 2008

İnci-mercan değerinde sözler:
v e c i z e l e r
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | Etiketler: GÜZEL SÖZLER, inci, mercan, vecizeler | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Nisan 13, 2008

PAYLAŞMAK, AĞLAMAK VE VEFA
Büyük zâtlardan biri, evinde otururken birden kapı çalınır.
İnip bakar. Bir de ne görsün eski tanıdıklarından biri. Allah rızası için sadaka istemeye gelen bu eski dostu mahcup etmemek için, bu zât kendisine görünmez.
Hemen içeri koşup eline sandıktan ne geçtiyse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır.
Adam dua ederek gittikten sonra o zât hüngür hüngür ağlamaya başlar…
Hanımı,
“Verdiklerin gözüne çok göründü, yaptığın cömertliğe pişman oldun da ondan dolayı mı ağlıyorsun?” diye sordu.
Adam şöyle cevap verdi:
“Hayır! Hayır!
Aklına gelen şey yanlış. Ben verdiğim para için değil, uzun zamandan beri görmediğim bir dostumun hâlini sorup araştırmadığım için, onu dilenmeye zorlanacak duruma getirişime ağlıyorum!..”
Gelin büyük zâtın hâline iştirak edip biz de ağlayalım!
Teselli bekleyen komşumuza çare olamayışımıza, cevabını yazmayı
unuttuğumuz mektuplara, aramadığımız dostlarımıza,
ziyaret etmediğimiz hastalara, Ekmeğini yeyip çorbasını içtiğimiz bize ilim irfan öğreten yurtlarımıza, eli öpülesi hocalarımızı arayıp sormayışımıza, mezun olduktan sonra bir daha selam vermeyişimize ağlayalım.
Belki en kötüsü de, bu hissimizi yitirişimize ve
ağlamayı unutuşumuza ağlayalım. Çoğu şeyin farkına varmadan yaşıyoruz.
Sokakta telaşla ilerlerken hayattan ümidini yitirmiş birisi geçiverir
yanımızdan bakar geçeriz.
Alaca karanlıkta pazar artıklarını toplayan fakirleri görürüz.
Çöp bidonunu karıştıran adamın parmakları yırtık pabucunun içinde donarken,
basit bir boş şişe bulup onunla oynayan minik bir çocuk görürüz.
İyilik yapmayı uzaklarda aramayalım.
Aslında o yanıbaşımızda bizi beklemektedir.
Öyle insanlar vardır ki, parasızlıktan veya maddi yetersizliklerden dolayı değil, sadece sevgi sözcüğüne hasret olarak ilgisizlikten ölür giderler.
Bazen, kedinin ayak tıkırtısı veya rüzgarın sürüklediği kağıdın hışırtısı,
ümit uyandırmak için insanın yerini alabiliyor.. .
Bir aile “Acaba hangi lokantaya gitsek?” diye düşünürken,
yan komşusunun yokluktan yiyecek bulamayıp, çocukların feryatlarını ve çaresizlik içinde kıvranan anne-baba’nın hâlini düşünün.
Bunlar işin maddi yönü, bir de mânevi yönü var ki, imana, islâma, ilim ve irfana, ahlâka susamış yüzlerce çocuk var sokaklarda.
Onların elinden tutup, onlara yardımcı olup, gerekirse masraflarını cebimizden karşılayıp bataklıktan çıkaramadığımız gençlerin haline bakıp ta ağlayalım.
Unutmayalım İyilik, hayata anlam kazandırır.
İyilik öyle bir dil’dir ki hem dilsizler konuşabilir onunla,
hem de sağırlar işitir onu… Hayat bir
iyilik yarışıdır ve sevmektir.
Biz de birilerinin elinden tutup hayata kazandıralım,
Bataklıktan kurtaralım.
Sevmek ve paylaşmak ise boş sözle olmaz. Sevmek
ilgilenmektir.
Zaman ayırmaktır.
Paylaşmaktır.
Muhabbetlerimle..
A.Kadir ÖKSÜZ
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: AĞLAMAK, PAYLAŞMAK, VEFA | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Nisan 13, 2008

Osmanlı’da Mahalle Mektebleri
Müslümanlık, kadın-erkek diye ayırmaksızın herkesi dinini öğrenmeye teşvik ediyordu. Âyetler ve hadîslerle ve diğer şer’i delillerle de te’yid edilen bu mükellefiyet dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nda, hemen hemen her câmi ve mescid bitişiğinde veya yakınında yüksek kubbeli tavanları olan mektebler inşâ edildiği gibi, hayır sahipleri tarafından da yâdedilmelerine ve sevâb kazanmalarına vesîle olmaları maksadıyla mektebler yaptırılmış ve bunların hizmetlerini devam ettirmeleri için gelir kaynakları vakfedilmiştir.
Ekseriyet îtibariyle taştan yapıldıkları için “taş mekteb” ismi ile de zikredilen bu mekteblerin daha ziyâde “mahalle mektebi” şeklinde isimlendirildikleri görülmektedir. Nitekim resmî vesîkalarda “sıbyan mektebleri ” olarak geçen bu mekteblerin esas gâyesi İslâm dîninin âdab ve erkânını, bu cümleden olmak üzere Kur’ân okumayı, yazı yazmayı, namaz kılmayı ve ilmihâl bilgilerini öğretmekti. İsteyene tecvid de öğretilirdi. Tecvid kitaplarından bugün de halk arasında mû’teber tutulan ve okunan taşbaskı “Karabaş Tecvidi” isimlisi tercih edilirdi.
Mektebe başlayan çocukların sırasıyla halk arasında “supara” da denen Elifbâ cüzü, Amme cüzü, Tebâreke ve diğer bazı cüzler ve bu arada mevlid ve en sonunda da Mushaf “Kur’ân” okutulurdu.
Çocuğun Kur’ân okumaya başlaması ayrı bir sevinç vesîlesi olur ve “Mushafa çıkmak” diye isimlendirilirdi.
Hocanın nezâretinde Mushafı sonuna kadar okuyup bitirmeye “Hatim indirme” denir ve bilebildiğimiz kadarıyla sadece kız çocukları için “Hatim Duâsı” yapılırdı. Bu merâsimlere de çocuğun âilesi, komşuları ve hatta mahalle sakinleri tarafından çok ehemmiyet verilirdi ki, bu âdet günümüzde de küçük yerlerde hemen hemen aynı canlılıkla yaşamaktadır. Kız ve erkek çocuklarının mektebleri çoğu defa ayrı oluyor, karışık olarak devam edilen mekteplerde ise kız ve erkek çocukları ayrı birer sıra teşkil ediyorlardı.
Çocuklar yere, sıraların veya evden getirdikleri rahlelerin önüne, yine evden getirdikleri minderlerin üzerine oturuyorlardı. Derslerin bir kısmı müştereken, yani bütün çocukların katılmasıyla sesli bir şekilde, bir kısmı da ayrı ayrı yapılır ve okunan dersin sonuna hoca balmumu parçası yapıştırırdı. Ertesi gün tekrar oradan derse başlanırdı. Konuşmamızın kesildiği yeri veya son söylediğin sözü unutma mânâsına gelen “Sen buna bal mumu yapıştır” sözü buradan kalmış olsa gerektir. (…) Bevvab adındaki hizmetli her sabah “Haydi Mektebe!..” dâvetiyle çocukları toplar ve omuzunda taşıdığı uzun bir sırığa yiyecek çantalarını asarak onları mektebe iletirdi. Akşamları da yine aynı şekilde evlerine dağıtırdı. (Daha geniş bilgi için bakınız: Ali Birinci-İsmail Kara, Mahalle Mektebleri, Kitabevi, İstanbul)
sadakat.net ( tarihman )alıntıdır ..
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: Mahalle, Mektep, Osmanli | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Nisan 13, 2008

Milletlerarası meşhur Nasreddin Hoca fıkraları
www.bilgicagi.net
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, FIKRALAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, MiZAH, NASREDDİN HOCA, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: Cin, Fikra, Kazakistan, NASREDDİN HOCA | 1 Yorum »