GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

12 Apr 2008 için Arşiv

“KİM BENİ SEVERSE CENNETTEDİR”

Yazan: Site - Yönetici Nisan 12, 2008

“KİM BENİ SEVERSE CENNETTEDİR”

Enes Bin Malik (r.a.) diyor ki:Rasulullah bana şöyle buyurdular: “Yavrucuğum! Kalbinde kimseye karşı kötülük beslememeğe çalış,gücün yeterse gece ve gündüz bunu yap.Yavrucuğum! Bu benim sünnetimdir Kim benim sünnetimi hayata geçirirse ,gerçekten beni sevmiş olur.Kim de beni severse benimle cennettedir.”

MELEKLERİN YIKADIĞI ŞEHİT

Ensar’dan Hanzale bin Ebu Amir (r.a.) Peygamber Efendimizden (s.a.v.) evvel de putlara tapmayan bir zattı.Rasulullah’ın daveti üzerine hemen iman etti.Bedir gazasında bulunmuştur.Abdullah bin Selül’ün Müslüman olan kızı Cemile(r.anha) ile Uhud Gazvesi’nden bir gün önce evlendi.

Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in Mekkeli müşriklerle harp için Uhud’a gittiğini duyunca geç kalırım korkusuyla boy abdesti almaya fırsat bulamadan İslam ordusuna katılan Hanzale (r.a.) müşrüklerin üzerine can siparane hücum etti ve şehitlik metebesine kavuşuncaya kadar durmadan çarpıştı.
Muharebe esnasında Ebu Süfyan’la karşılaştı ve onu atından yere düşürdü.Ebu Süfyan’ın çevresinden yardım istemesi üzerine Şeddad bin Esved yetişip Hanzale(r.a.)’yi mızrakla şehit etti.
Şehit olduktan sonra Ashab-ı Kiram’dan Hanzale’yi görenler başından su aktığını fark ettiler. Peygamber Efendimiz(s.a.v.)
“Ben Hanzale’yi yerle gök arasında gümüş bir tepsi içinde yağmur suyu ile yıkadıklarını gördüm.”buyurdu.
Ashab-ı Kiram onun boy abdesti alamadan şehit düştüğünü ve melekler tarafından yıkandığını öğrendikleri zaman ona
“Gasilü’l Melaike(meleklerin gaslettiği,yıkadığı kimse) lakabını verdiler.
Ashab-ı Kiram içinde Evs kabilesinden olanlar ,Hazrec kabilesinden olanlara karşı
“Meleklerin yıkadığı Hanzale (r.a) bizdendir.”diye iftihar ederlerdi..

Hadis-i Serif

“ Küçük iken ölen çocuklarınız ,cennet (ehlin) in küçükleridir.Onları biri (ana-) babasıyla karşılaşıp elbisesi (nin etekleri) ne yapışır ve Allah onu ve (ana-) babasını cennete sokuncaya kadar bırakmaz.” (Hadis-i Şerif, Sahih-i Müslim)


Fazilet Takvimi 2008

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , , | » yorum bırak;

ABDESTiN ADABI

Yazan: Site - Yönetici Nisan 12, 2008

ABDESTiN ADABI

1- Abdest suyu sicramasin diye yuksek bir yere oturmak.

2- Kibleye dønmek.

3- Baskasindan yardim istememek.

4- Zaruretsiz dunya kelami konusmamak.

5- Rasulullah ( s.a.v. ) Efendimiz`den ve ashabindan rivayet edilen dualari okumak.

6- Her azayi yikarken besmele okumak.

7- Ellerin kucuk parmaklarini kulak deliklerine sokmak.

8- Genis yuzugu oynatmak. ( Dar yuzugu altini yikamak icin oynatmak vaciptir. )

9- Mazmaza ve istinsaki ( Agiz ve buruna su almayi ) sag el ile yapmak.

10- Sumkurmeyi sol el ile yapmak.

11- Øzurlu olmayanin vakit girmeden abdest almasi.

12- Abdestten sonra kibleye dønerek ayakta kelime-i sahadet okumak.

13- Oruclu degilse, abdest suyunun artanindan kibleye yønelerek ayakta icmek ve ” Allahummec`alni minettevvabine vec`alni minel muteahhirin ” duasini okumak.

ABDESTiN iKi MUSTEHABI VARDIR

1- Abdest azalarini yikamaya sagdan baslamak.

2- Boyunu meshetmek ( Bogaz meshedilmez; Bid`attir. )

Fazilet Takvimi – 2008-04-02

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | » yorum bırak;

Sultan Abdulaziz

Yazan: Site - Yönetici Nisan 12, 2008

Sultan Abdulaziz

Sultan Abdulaziz, ecdadin devri ile kendi devri arasindaki kudret ve ihtisam farkini su sozleri ile ne guzel ifade etmistir:

Atalarimiz batiya at sirtinda futuhat için giderlerdi. Bizler ise, simdi tren ve vapurla, ancak diplomatik seyahat için gidebiliyoruz!”

Abdulaziz Han, gayet dindarane ve intizamli bir hayat suren durust bir insandi. Hayati boyunca su yerine zemzem içecek kadar takva sahibi idi. Hatta Avrupa’ya seyahate gittigi zaman, abdest suyunu beraberinde goturdugu rivayet edilir. Muntazaman namaz kilar ve çok çok Kur’an-i Kerim okurdu. Caniyane bir surette katledildigi zaman odasindaki kuçuk masanin uzerinde “Sure-i Yusuf” açik oldugu halde bir Kur’an-i Kerim bulunmustu. O’nun mubarek kanlarinin bulastigi bu Kur’an-i Kerim, el’an Topkapi Sarayi’nda muhafaza edilmektedir.

Birgun hasta yataginda baygin ve sararmis bir vaziyette yatarken Sultan Abdulaziz’e:

Medine-i Munevvere mucavirlerinden bir dilekçe var!” denildiginde yaverlerine:

“–Derhal beni ayaga kaldiriniz! Harameyn’den gelen talebleri ayakta dinleyeyim! Allah Rasulu’ne komsu olanlarin talebleri, boyle ayak uzatilarak edebe mugayir bir sekilde dinlenmez!..” diyerek Medine’ye ve Hazret-i Peygamber’e olan muhabbetini guzel bir surette izhar etmistir.

Her Medine-i Munevvere postasi geldiginde abdest tazeler, mektuplari «Bunlarda Medine-i Munevvere’nin tozu var!» diye opup alnina goturur, ondan sonra baskatibe uzatir ve «Aç, oku!» derdi.
4 Haziran 1876 sabah sularinda hainler odasina girdiler. Abdulaziz Han, bir muddet onlara karsi koydu. Cinayete intihar susu vermek için O’nun bileklerinin damarlarini kesen zorbalar, hiçbir sey yokmus gibi gizlice islerinin basina donduler.

Valide Sultan, oglunun kanlar içinde yerde yattigini gorunce aglamaya basladi. Tertipledigi katlin neticesini almak için Huseyin Avni Pasa, saraya geldi. Yarali Sultan’i saray karakolunun kahve ocagina goturulmesini emretti. Henuz can çekisen Sultan’a doktor mudahelesini geciktirdi. Mazlum Sultan, caniler çetesi Huseyin Avni, Mithat ve Rusdu Pasalar’in gozleri onunde sehiden vefat etti.. Rahmetullahi Aleyh!..

Sultan Abdulaziz Han’in hunharca katli uzerine kizkardesi Adile Sultan’in yureginden su izdirapli misralar dokulmustur:

Cihan matem tutup kan aglasin Abdulaziz Han’a

Meded Allah, mubarek cismi boyandi kizil kana!..

Nasil hemsiresi bu Adile yanmaz o hakana,

Ki kiydi bunca zalimler karindas-i cihan-bana…

Hazret-i Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz:

Halis insan, buyuk bir tehlike uzerindedir!” buyurmuslardir.

Sultan Abdulaziz’in feci bir surette ortadan kaldirilmasi da, bu hadis-i serifte isaret edilen tehlike sebebiyle olmustur. Ancak bu olus, O’nun sahsindan ziyade milletin kaderiyle alakali bir ilahi takdirden baska turlu izah olunamaz. Zira Sultan Abdulaziz’in feci katli, milli tarihimizin en onemli bir donum noktasi olmustur.

Gerçekten O’ndan sonra felaketlerin onu alinamamis, çokus, Sultan Abdulhamid’in dirayetli siyasetiyle bir muddet geciktirilmisse de, nihayet bu azametli devletin yikilmasi ve ulkemizde Islam’in gariblik doneminin baslamasi onlenememistir.

MEVLAM ŞEFAATLERİNE NAİL KILSIN!!!

Bilgicagi.net

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | Etiketler: , , | » yorum bırak;

Yaratılış gayemiz

Yazan: Site - Yönetici Nisan 12, 2008

Yaratılış gayemiz

Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (Zariyat suresi, 56).

* * *
Her şeyin olduğu gibi elbette ki insanın da bir yaratılış gayesi vardır. Başıboş yaratılmamıştır hâşâ…

İşte, canlı-cansız topyekün varlıkların yegâne yaratıcısı olan Allah Teala, insanoğlunun yaratılışındaki maksadı-gayeyi şöyle beyan ediyor biz kullarına:

Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratmış olan Rabbınıza ibadet ediniz. Ta ki ittika etmiş (yasaklardan sakınmış) olasınız.” (1)

Cenab-ı Hak insanı zatına kulluk etmesi için yaratmış… Bunun dışındaki bütün yarattıklarını, zerresinden küresine kadar, hepsini insanoğlunun emrine-hizmetine vermiştir. İnsanı da kendi emri ve hizmeti için yeryüzünde halifesi olarak seçmiştir. Kur’an-ı Kerimde Mevlamız bu hususu şöyle dile getirmektedir:

Görmediler mi ki, muhakkak onlar için (kudret elimizin) yaptıklarından dörder ayaklı hayvanlar yarattık. Ve onlar artık bunlara maliktirler. Ve onlara, bunları (yani yarattıklarımızı) musahhar kıldık (itaatkâr kıldık, boyun eğdirdik). Artık bunlardan, onların binecekleri (hayvanlar vardır). Ve bunlardan (sütlerinden içip etlerinden de) yiyorlar. Ve onlar için bunlarda (nice) menfaatlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?” (2)

* * *

CANLI YARATIKLAR ÜÇ KISIMDIR

Cenab-ı Hak kâinatı yaratırken evvela canlı-cansız diye ikiye ayırmış, canlıları da şu üç sınıf olarak halk etmiştir:

1. Sadece aklı olanlarBunlar meleklerdir. Ayet-i celilede buyruluyor ki: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.“ (3)

İşte bu ayetin medlûlünce melekler, Allaha bu akılları gereği asla isyan etmezler. Çünkü onlar nurdan yaratılmışlardır. Allah Teala ne emrederse, melekler ancak onu yaparlar.

2. Sadece nefsi olanlar… Bunlar da behaim yani hayvanlardır ki, nefislerinin arzusundan başka bir düşünceleri ve ilgileri yoktur. Ama buna rağmen hayvanlar, sahiplerini ve yavrularını hisleri ile tanırlar, akşam oldu mu evlerinin yolunu bilirler. Ve yine dostlarını, düşmanlarını da hisleriyle bilirler; yavrularını da tanıtırlar.

3. Hem akıl hem de nefis sahibi olanlarİşte bunlar da insanlarla cinlerdir. Ve bunlar için Hz. Allah kitabında,Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım“ (4) buyurarak kâinattaki varlıklardan sadece insanların ve cinlerin akıl ve şuur sahibi bulunduklarını, dolayısıyla ibadetle-kullukla da onların mükellef olduklarını bize bildirmektedir.

Bu kulluk vazifesini yapmadıkları takdirde, cehennemin onlarla doldurulacağını da şöyle bildirmektedir:Ve Rabbinin ‘Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım’ sözü böylece tamam oldu.” (5)

Maalesef günümüzün modası ve günümüz insanlarının ağızlarına sakız ettikleri iki cümle görüyoruz:

a ) ”Sen benim ibadet etmediğime bakma, kalbime bak sözü. Halbuki biz çok iyi biliriz ki, bir kapta ne varsa, dışına da o sızar.

b) ”Çalışmak da ibadettir diyenler. Elbette! Ama Allaha itaat ve kullukla beraber…

Yukarıdaki ayetlerde gördük ki, yaratılışımızın birinci gayesi Allah’a kulluktur, ibadettir. Ama o hayatı devam ettirebilmek için de elbette çalışmak gerekir.

Nasıl ibadet edeceğimizi de Hz. Allah Kur’an-ı Keriminde bize şöyle bildirmektedir: “Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki felaha erebilesiniz / kurtulabilesiniz.” (6)

* * *


İNSANLARIN ÜÇ GAYESİ

Kitabımız Kur’an-ı Ker’im’in açıkladığına göre, insanların başlıca üç gayeleri vardır:

1. Gayesi sadece yeme-içme ve eğlenme olanlar… “O kimseler ki, kâfir olmuşlardır. Dünyada menfaatlanırlar. Hayvanlar gibi yer ve içerler. Ama gidecekleri yurtları ise cehennemdir.” (7)

Demek ki; kâfirlerin dünyaya geliş gayesi, sadece yemek-içmek ve eğlenmekten ibarettir.

2. Yeme-içme ve eğlencenin en iyisini elde etmek için koşanlar… “İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.” (8)

Bu gruptakilerin gayesi de, yukarda saydığımız şeylerin peşinden koşmak ve bunların en iyilerini elde etmeye çalışmak, gece-gündüz bunun için çalışıp çabalamak, çırpınmaktır.

3. Bu kısmın gayesi, güzel ifadelerde bulunmak; nsanları o konuşma ve nutuklarla aldatmak; onlara hem dünyaları hem ahiretleri için her türlü kötülüğü ve ihaneti yapmaktır. Kur’an-ı Kerim bunları da bize şöyle haber veriyor: “İnsanlardan bazıları da var ki, dünya hayatı hakkındaki sözü, senin hoşuna gider. Ve kalbinde olana da Allah’ı şahit tutar. Halbuki o pek katı bir husumet sahibidir. Ve sen yanından ayrılınca, hemen yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekinleri, ziraatları, zürriyetleri, helak etmeye, yok etmeye koşar (çalışır). Allahu Teala ise, fesadı sevmez (dolayısıyla) müfsitleri de sevmez.” (9)

Velhasıl, yeryüzünde bir takım insanların gayesi de, güzel-güzel ifadelerde bulunmak… İnsanları o ifade ve nutuklarla aldatmak; ardından da onlara, hem dünyası için hem ahireti için her türlü kötülüğü ve ihaneti yapmaktır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde bu gibiler hakkında buyuruyor ki:

İçinizden öyle bir topluluk çıkacak ki, onların namazlarına bakınca, siz kendi namazlarınızı beğenmeyeceksiniz. Oruçlarına bakınca, siz kendi oruçlarınızı beğenmeyeceksiniz. Amellerine ibadetlerine bakınca, siz kendi amel ve ibadetlerinizi beğenmeyeceksiniz. Ve onlar Kur’an-ı Kerim de okuyacaklar. Ama okudukları Kur’an (Kur’an’ın ahkâmı ve ahlâkı) onların boğazlarından aşağı (yani kalplerine) inmeyecektir. Okun yaydan fırlayıp gittiği gibi (dünyevi bir menfaat görünce) dinden fırlayıp gideceklerdir.” (10)

Hz. Alinin rivayet ettiği diğer bir hadiste ise yine Peygamberimiz (s.a.v.), bu gibiler hakkında ümmetini ikaz ederek buyurmuştur ki:Kişinin namazı ve orucu, sizi aldatmasın (sizi zarara sokmasın). Siz onun alış-verişindeki (dürüstlüğüne) bakınız.”

* * *

İBADET ETMESEK OLMAZ MI? Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Etiketler: , | » yorum bırak;