Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

H.z Muhammed`in (s.a.v) Peygamberliği ve Mekke Dönemi:

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2008

H.z Muhammed`in (s.a.v) Peygamberliği ve Mekke Dönemi

H.z Muhammed`in (s.a.v) Peygamberliği ve Mekke Dönemi

H.z Muhammed`in (s.a.v) Peygamberliği ve Mekke Dönemi:

Böylece kendisine verilecek ilâhî risâlet görevini üstlenebilecek bir seviye ve vasata geldiği bir sırada, kırk yaşında iken yine böyle bir uzlet anında Hıra mağarasında, Cenâb-ı Hakk’ın peygamberlere vahiy getirmekle görevli meleği Cebrâil (a.s), O’na ilk vahyi, Alak Sûresi’nin ilk beş âyetini getirdi. Artık Allah’ın Rasûlü, insanları hak din olan İslâm’a çağırmakla görevli idi. O, bu görevine ailesi halkından ve hak davaya gönül verebilecek yakın arkadaşlarından, gerçeği kabul edebilecek kabiliyetde olan, fıtratı bozulmamış, düşünme istidadı körelmemiş kişilerden başladı. İlk önce O’nu sevgili eşi Hz. Hatice tasdik etti. Erkeklerden Hz. Ebûbekir, çocuklardan Hz. Afi, âzadlı kölelerden Zeyd b. Hârise kendisine ilk iman eden kimselerdi. Ardından Hz. Ebûbekir’in de aracılığıyla Hz. Osman, Abdurralıman b. Avf, Zübeyr b. el-Avvâm, Talha b. Ubeydullah, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Ebû Ubeyde b. el-Cerrah, Sa’id b. Zeyd, Abdullah b. Mes’ûd gibi şahsiyetler müslüman oldular. Hz. Peygamber ilk üç yıl davetini gizli sürdürdü. Yalnız bu gizlilik, İslâm’ın esasları ve prensipleri açısından değildi. İslâm, sır perdeleri arkasında, gizli saklı, esrarengiz ve gizemli, anlaşılmaz bir takım düşünceler ve doktrinler ihtiva eden bir din değildi. Onun esasları gayet açık, net, anlaşılır, sâde, arı duru olup akıl ve mantığa da uygun idi. Aynı şekilde bu gizlilik, İslâm’ın sadece belli bir zümreye has bir grup dini oluşundan da değildi. Aksine İslâmiyet cihanşümûl bir din olup bütün bir beşeriyetin hidayet ve saâdetini hedeflemişti. Ancak Hz. Peygamber’in ilk üç yıl davetini gizli sürdürmesi, çevredeki insanların İslâm’a karşı takındıkları düşmanca tavırdan, inanç ve ibadet hürriyeti tanımayacak kadar insafsız ve bağnaz oluşlarından kaynaklanıyordu. Müslüman olanların mallarına ve canlarına bir zarar gelmemesi, filizlenmekte olan İslâm davâsına acımasız bir balta vurulmaması açısından gizli davete gerek duyulmuştu. Bu safhada Hz. Peygamber faâliyetini genellikle davet merkezi edindiği Dâru’l-Erkam’dan yürütmüştür. Burası ilk iman edenlerden el-Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın* Kâbe karşısında Safâ tepesi yamaçlarındaki evi idi. İlk müslümanlardan bir çoğu İslâm’ı burada kabul etmişler, Hz. Peygamber’in eğitimine burada mazhar olarak İslâm’ın eşsiz esaslarını ruhlarına ve hayatlarına burada nakşetmişlerdi. Hz. Peygamber burada İslâm davâsına gönül bağlayarak mallarını ve canlarını bu hak davâ uğrunda fedâdan çekinmeyen sâdık, vefâlı ve ihlâslı bir kadroyu oluşturmakla meşgûldü. O, biliyordu ki böyle bir kadro olmaksızın İslâm davâsının ortaya çıkıp yayılması mümkün değildir. Bu bakımdan Hz. Peygamber’in bu devredeki icraatı ashabını birbirine kenetlendirmiş ve aralarında mükemmel bir bağlılık oluşturmuştu.

İşte Hz. Peygamber İslâm davâsı etrafında böyle bir kadro oluşturduktan sonra peygamberliğin dördüncü yılından itibâren İslâm’ı açık açık tebliğ etmeye başladı. Kureyş müşriklerinin İslâm’ı engellemek için başvurdukları çok çeşitli çareler, Hz. Peygamber’e ve İslâma samimiyetle bağlı kadro elemanlarına engel olamıyordu. Bu arada Mekke müşrikleri özellikle korunmasız müslümanlara insaf ve vicdana sığmayan eziyet ve işkencelerde bulundular. Bu işkenceler karşısında Hz. Peygamber, isteyen müslümanların Habeşistan’a gidebileceklerini belirtip hicret izni verince, nübüvvetin beş ve altıncı yıllarında müslümanlardan birer grup I. ve II. Habeş hicretlerini gerçekleştirdiler. Mekkeli müslümanların böylece Mekke hâricine İslâm’ı taşımaları, müşriklerin hınç ve kinini artırmıştı. Ama Cenâb-ı Hakk’ın yardım ve inâyeti sebebiyledir ki İslâm’a gösterilen bu düşmanlıklar bile hak dinin yayılmasına yardımcı oluyordu. Meselâ azılı müşriklerden Ebû Cehil’in bizzat Hz. Peygamber’e yaptığı sözlü ve fiili bir sataşma, Kureyş arasında şahsiyeti ve kuvvetiyle büyük bir itibâra sahip olan Hz. Hamza’nın müslüman olmasını sağladı. Ardından Mekke idare meclisi Dâru’n-Nedve’de alınan Hz. Peygamber’i öldürme kararını uygulamak için harekete geçen güçlü şahsiyet Ömer b. el-Hattâb, Hz. Peygamber’i öldürmek üzere O’nu ararken aslında ayakları onu hidâyete sevkediyor ve Ömer’in gücü İslâm saflarına yeni bir heyecan ve şevk katıyordu. Arka arkaya Hz. Hamza’nın ve Hz. Ömer’in müslüman olmaları, Kureyş müşriklerinin gözünü bir süre yıldırmış, artık müstümanlara dokunamaz olmuşlardı. İşte bunu izleyen günlerde Habeş muhâcirlerinden bir kısmı Mekke’ye geri döndü. Ancak bu sırada müşrikler yeniden şiddete başlayıp, cehâlet ve bağnazlıkla bağlandıkları ata dinlerini, zulme dayalı olduğu için İslâm’ın ortadan kaldıracağı şahsî çıkar ve menfaatlerini, bâtıl tahakküm ve zorbalıklarını kurtarabilmek için akıl almaz çarelere başvurmuşlardı. Bu türden olmak üzere hem müslümanlar, hem de müslümanları koruyan Hâşimoğulları, peygamberliğin yedinci senesi ile onuncu senesi arasında tam üç yıl devam eden bir boykot ve muhâsaraya marûz kaldılar. Mekkeliler ne müslümanlarla, ne de onları koruyan Hâşimoğulları ile hiç bir münâsebette bulunmayacaklarına, her türlü ilişkiyi keseceklerine, onlarla hiç bir şekilde alış-verişte bulunmayacaklarına, oturup kalkmayacaklarına, kız alıp vermeyeceklerine dair bir karar almış, bu karan yazdıklan sahifeyi Kâbe’nin iç duvarına asarak dinî bir hüviyet de vermişlerdi. Bu karara muhâlefet eden, hem vatana, hem de dine ihânet etmiş sayılacak ve en ağır şekilde cezalandırılacaktı. Mekkeliler tarafından üç yıl süreyle ve titizlikle uygulanan bu karar, elbette müslümanlara sıkıntılı, güç günler yaşatmıştır. Peygamberliğin onuncu yılında bu karar iptal edilip boykot ve muhâsara kaldırıldığı vakit müslümanlar pek ziyade sevinme imkânı bulamadılar. Çünkü çok geçmeden Hz. Peygamber iki büyük yakınını, amcası Ebû Tâlib’i ve eşi Hz. Hatice’yi üç gün arayla ardı ardına kaybetti. Rasulullâh’ın üiüntüsüne müslümanlar da katıldılar ve bu seneye Hüzün yılı* adını verdiler. Özellikle Ebû Talib’in vefatı, Hz. Peygamber’in Mekke’de İslâm’ı tebliğ etmesini bir hayli güçleştirdi. Çünkü Ebû Tâlib’in sağlığında Mekkeliler Ona hürmet duydukları için himayesine aldığı yeğenine dokunmuyorlardı. Şimdi bu himaye ortadan kalktığı için Hz. Peygamber her yerde sataşma ve engellemelerle karşılaşıyordu. Böyle bir ortamda İslâm’ı tebliğ etmek âdeta imkânsız hâle geldiğinden Hz. Peygamber, İslâm’ı kabullenecek yeni bir kitle aramaya başladı. Bu sebeple de azadlı kölesi Zeyd b. Hârise ile birlikte bir gün gizlice Tâif’e gitti. Ancak dolaylı akrabalarından olan reislerinden gördüğü alaylı ve acımasız muâmele Hz. Muhammed’in derhal Mekke’ye geri dönmesini gerekli kıldı. Hz. Peygamber şehirden gizlice çıkmıştı. Şayet bu durum Mekkelilerce öğrenilmişse onun gidişi ülke dışına kaçma olarak değerlendirilebilir ve kendisi siyâsi suçlu sayılabilirdi. Bu düşüncelerle Hz. Peygamber şehre ancak bir emân ve himâye altında girmek gerektiğine kanâat getirerek müşriklerin ileri gelenlerinden Mut’ım b. Adî’nin himâyesini sağladı ve onun koruması altında şehre girdi.

Yıllar boyu Mekkelilerin İslâm’a karşı gösterdiği kin; düşmanlık ve engellemeler, üç yıl süreyle devam eden ve insafsızca uygulanan toplumdan dışlanma ve muhâsara olayı, ardından Ebû Tâlib’in ve Hz. Hatice’nin vefatları dolayısıyla Hz. Peygamber’in himayesiz kalması ve Mekkelilerin sataşmalarına mâruz kalması, bunu tâkiben de Tâif halkının horlayıcı tavn, her ne kadar Allah Rasûlünün ümit ve azmini kıramamış, davet şevk ve iştiyakını azaltamamış ise de, şüphesiz bir beşer olarak O’nu üzmüş ve rencide etmişti. İşte böyle bir durumda Hz. Peygamber’i sevindirecek ve Kur’an’dan sonra en büyük mûcizelerinden biri olan bir mucize meydana geldi. Cenâb-ı Hak, Rasûlünü teselli etmek, bunca gördüğü düşmanlıklara rağmen gösterdiği sabır ve sebat dolayısıyla O’nu taltif edip lütuf ve ikramda bulunmak üzere katına çağırdı ve Hz. Peygamber’in İsrâ ve Mirâc mûcizesi gerçekleşti. Bir gece vakti Hz. Peygamber, bir an ifade edilebilecek çok kısa bir zaman dilimi içinde önce Mekke’den Kudüs’e gitti. Oradan da göklere yükselerek Rabbinin huzuruna çıktı; dünya ötesi âlemi, Cennet ve Cehennem’i müşahede etti. Böylece rûhen takviye görmüş, Rabbi tarafından mükâfaatlandırılmış olarak tekrar aynı anda Mekke’ye döndü.

Bu olaydan sonra Hz. Peygamber (s.a.s) İslâmî tebliğine yine devam ediyordu. Fakat İslâm’ın kitlesi olacak zümreyi arayışı genellikle Mekke’ye dış kabilelerden hac, umre veya ticaret gibi maksatlarla gelen yabancılar arasında oluyordu. Önceleri bu teşebbüsü bazen olaylı, bazen sert, nâzik, veya mütereddit, ama hep menfi bir tavırla karşılanıyordu. Ancak nübüvvetin onbirinci senesinde Medine’nin Hazrec kabilesinden altı kişi Akabe adı verilen yerde Hz. Peygamber’le karşılaşıp kısa bir görüşmeden sonra O’na iman ettiler. Bu altı Medineli, şehirlerine dönüşte Hazrec ve Evs kabileleri arasında İslâm’ı yaydılar. Ertesi senenin hac mevsiminde ikisi Evsli, onu Hazrecli oniki kişilik bir heyet yine Akabe’de Hz. Peygamber’le buluşup O’na bey’at ettiler. I. Akabe bey’atı olarak tarihlere geçen bu görüşmenin akabinde Hz. Peygamber, İslâm kadrosunun ilk elemanlarından Mus’ab b. Umeyr’i davetçi olarak Medine’ye gönderiyordu. Mus’ab’ın Medine’de bir yıl süreyle yaptığı faâliyet öylesine verimli olmuştu ki İslâm’ın bahsedilmediği ve girmediği bir ev hemen hemen kalmamıştı ve Medineliler, Allah Rasûlünü şehirlerine buyur edip O’nu koruma konusunda her tehlikeyi göze alacak bir kıvâma erişmişlerdi. Peygamberliğin onüçüncü yılında Medine’den gelen daha kalabalık bir heyet Akabe’de Hz. Peygamber’le bir gece vakti gizlice buluşup II. Akabe Bey’atı’nı gerçekleştiriyor ve şehirlerine göç ettiği takdirde Hz. Peygaber’i ve Mekkeli müslümanları malları ve canlarını korudukları gibi koruyacaklarına and içiyorlardı. İşte bu and ve karşılıklı söz vermelere İslâm tarihinde “Akabe bey’atları * ” adı verilmiştir.

51 Yanıt to “H.z Muhammed`in (s.a.v) Peygamberliği ve Mekke Dönemi:”

  1. fadime said

    EY NEBI NERDESIN KURBAN OLDUGUMUN TEKRAR GEL NEBI KARANLIK GECELERIMIZE AYDINLIK OL KURBAN OLDUGUMUN SANA IHTIYACIMIZ VAR EVET SANA MUHTACIZ SENI ISTIYORUZ

  2. feyza said

    GÜZEL BİR KONU ÖDEVİMİ YAPMAMA ÇOK YARDIMCI OLDU TEŞEKKÜRLER.

  3. kübra said

    BEN MARMARA EREĞLİSİ ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİSİ 10.SINIFTA OKUYORUM ÖDEV İÇİN SAĞOLUN ŞEKERLER.

  4. Feyza ve Kubra , sizlere yardimci olabildiysek ne mutlu bizlere,insaallah istifade etmissiniz, size basarilar dilerim.

  5. ceza said

    YAHU KARDEŞİM BEN HZ.MUHAMMED’İN MEKKE DÖNEMİNİ İSTEDİM TAMAM KONU DOĞRU AMA BEN BUNU SLAYT YAPIP ÖZETİNİ ÖĞRETMENE ANLATACAĞIM VE BU KONU ÇOK UZUN PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN SAĞOLUN AMA BU YAZI BANA YARDIMCI OLMAZ.

  6. kerem said

    çok saolun ödevimde çok yardımcı odu

  7. ahli said

    çokkkkkk uzun byehhh

  8. necati said

    ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞ ÇOK İŞİME YARADI

  9. sercan said

    msn adresım
    siyahkurt_94@hotmail.com eger bırazdaha kısası warsa sızde lutfen gonderın

  10. Sercan, bunun øzetini sen kendin cikartabilirsin, bazi bølumleri kesersin veya icinden istedigin satirlari alabilir ve øzetleyebilirsin, kolay geslin.

  11. fatma said

    çook teşkür ödv ime lazım oldududa kısaltsanız iyi olur bence çook uzun..

  12. talha said

    çok saolun gerçekten ödewime çok yaradı

  13. talha said

    özelliklede site yöneticisine çok teşekküreler

  14. Talha biz tesekkur ederiz, sagol.

  15. ESRA said

    ya hz muhammetı gürmedim ama o nu çooook sewıom

  16. saol kardeş cokk işime yaradı teşekkür

  17. dbh said

    bu konu çok işime yaradı slayt hazırlıyordumda performans ödevi için biraz uzun ama iyi hazırlanmı site yöneticisine ve hazırlayanlara çooooooooook teşekkür ederim

  18. esra çakır said

    bana göre güzel değil ayrıca çok uzun ben kısa ve özlü birşey istiyorum.güzel değillllllllllllllllllllllllllllllllllllllll

  19. gksn said

    saol tesekkürler işime çok yaradı

  20. ömer said

    bnde tesekkür ederim ayıra site yöneticisinede tesekkür ederim cok yardımcı oldu

  21. burak said

    ben cok sevmedim

  22. simge said

    ben çok beğendim işime yaradı…
    ama burak arkadaşımızın dediğine katılıyorum…çok berbatt…

  23. banu said

    hersey ıcın tesekkurler sekerler

  24. off said

    off ya bu mekke dönemi mi ?

  25. mhb said

    bana yaramadı kardeşim…
    göç sırasını anlatın…

  26. esma nur said

    çok guzell

  27. defne said

    yuh yani çok uzun biraz kısaltınnn yinede sağ olun

  28. aysun cengiz said

    çooooooooooooooooooooooook güzel allahım sana geliyorum

  29. figen said

    ya nie siliosunuz yorumumu

    =( (:

  30. merve said

    ben bişey anlamadım yaaaa

  31. aysun said

    ben 5. sınıf öğrencisiyim hz.muhammedin peygamber olmadan önceki insanların hali hakkında bilgileri bana iletirseniz çok sevinirim.Acilllllllllllll

  32. cemil alay said

    peygamber efendimiz hazreti muhammet mustafa s.a.v.efendimize ümmet hazreti ustazımız süleyman efendi hazretlerine evlat hazreti allahımıza kul olmayı nasib eyle biz ümmeti muhammet s.a.v.evladına amin doslarının yüzü suyu hürmetine ya rabbi amin

  33. ahmet turhan said

    saollun ödevime yardımcı oldu

  34. damla said

    çok güzel bişi ödevime çoooooooooooooooooooooookk yardımcı oldu

  35. vuslat said

    süper bir site herkese tavsiye ederim xd

  36. batuhan said

    saolun ödevime çok yardımcı oldu.

  37. buse said

    lütfen bna Hz. muhammedin çağrısı mekke dönemini bulun bu ne böylee acillllllllll

  38. adalet said

    ÇOK TEŞEKKÜRLER ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ AM BENCE BİRAZ FAZLA UZUN BUNU HERKES YAZAMAZ….

  39. fatma said

    çokkk işime yaradı ama çoooooookkkk uzun yaaaa

  40. elif sude said

    ııı bu siteye çok teşekkür ederim bu site sayesinde ödevimi yaptım çk tşk :D ^_^

  41. mert said

    çok güzel saol kardeş

  42. Bilal Eğmen said

    Saolun Arkadaşlar Çok İşime yarada Allah Razı Olsun

  43. cansel said

    Çok tŞK EDERİM BANA YRDIM ettıqınız ıçın odevimden 100 aldım saolun

  44. Cansel ve Bilal biz teşekkür ederiz.Başarılarınızın devamını dileriz.

  45. cuma said

    çok güzel bir yazı

  46. arkadaşlar ALLAHIN bize verdiği bilgiler ne kadar uzun da olsun gene de o kadar iyi şeyler anlatılıyor ki insanın dinini ve ahlakını HATIRLATIYOR:) (bu yorum üzerinde bana eşlik eden herkese tşk ediyorum)…

  47. ali said

    beğendim

  48. damla su alba said

    çok güzelde ben bunu nasıl yazcam

  49. batu said

    güzel

  50. yamur said

    ama bu cooooook uzun bence biraz kısaltsanız iyi olur

  51. damlaya damlaya göl olur said

    allahınızı severseniz bir konu olurda bu kadarmı uzun olur yaa!!!

    hiçte işime yaramadı. çünkü çoooooooook uzuuuuuuun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 480 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: