KUR’ÂN-I KERİM
Yazan: Admin Mart 12, 2008

Hadis-i Şerif
“Hastalarınızı yemeğe zorlamayınız.Zira Allahü Teala onları yedirir ve içirir.”
(Tirmizi)
KUR’ÂN-I KERİM
Kur’ân lâfzı, lügatte kırâet, tilâvet, cem’ ve zam (toparlamak, ilâve etmek) manasınadır. Kur’ân lâfzı, gufran gibi masdar olup okunmuş, kırâet edilmiş şey’ mânâsına da gelir. Taraf-ı ilâhîden Cibril-i Emin vâsıtasiyle Arabca olarak Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem Efen-dirniz’e indirilmiş ve zamanımıza kaçlar tevatür ile rivayet edilegelmiş olan Kitâb-ı ilâhînin unvanı olmuştur.
Binaenaleyh bu Mübarek Kitâb’ın lâfzı da, mânası da İlâhidir. Vahy’e müstenittir; mukaddestir. Kur’ân-ı Kerîm’in lâfızlarına “Nazmü’l-Kufân” denir. Kur’ân’ın nazmı ile mâ¬nası Kur’ân’ın mâhiyetini teşkil eden iki rükünden ibarettir ki, bunlar bulunmadıkça Kur’ân tahakkuk etmiş olamaz.
Kur’ân denilen bu Kitâb-ı İlâhî, dâima okunduğu veya âyetleri, sûreleri, birçok emirleri, nehiyleri, va’dleri, vaıd-leri ve bir nice ilimleri, hakîkatleri sinesinde topladığı için (Kur’ân) unvanını almıştır. Kur’ân-ı Azîm’in, Furkan, Tenzîl, Hak, Nûr, Ruh, Zikrâ, Hüdâ, Mev’iza, Burhan, Besâir, Azîz, Kitâb-ı Mübîn gibi elli beş kadar ism-i şerîfi daha vardır.
HZ. İMAM CÂFER-İ SÂDIK (R.A.)TAN
Süfyân-ı Sevrî (rh.) anlattı: İmâm Câfer-i Sâdık’ı (r.a.) ziyarete gitmiştim. Üzerinde gösterişli bir cübbe vardı. Şaşırmış bir hâlde ona baktığımı görünce bana: .
“Yâ Sevrî! Sana ne oldu da bana öyle bakıyorsun. İhtimal ki üzerimde gördüğün bir şeye şaşırdın.” dedi. Ben de:




































