Gül, Bülbül ve İbrahim aleyhisselâm
Yazan: Admin Mart 2, 2008

Gül, Bülbül ve İbrahim aleyhisselâm
“Bülbülün seherdeki çığlıklarını duymadan asla açılmayan bir gülün sadakati mi büyük; yoksa şakımak için gül mevsiminin gelmesini bekleyen bülbül mü, ayırdedemedim. Kokusunu sevgililer sevgilisinin [iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz'in] terinden alan gül mü daha büyük aşık; yoksa gülün uğrunda can veren bülbül mü; bilemedim” diyor bir yazarımız.
Divan şairimiz Bâki de bir beytinde şöyle diyor:
“Gül gülse dâim ağlasa bülbül acep degül
Zira kimine ağla demişler kimine gül”
Yahya Efendi ise,
“Gül dahî bâğa gelmeden pür–şûr gördüm bülbülü
Pîrâhen-i Yûsuf gibi benzer ki almış bûyunu” diyor ki, şu demek:
“Gül henüz bahçeye teşrif etmeden, bülbül şakımaya başlamıştı… Anladım ki; Ken‘ân diyârındaki Hz. Yâkub‘un, Mısır‘da bulunan oğlu Yûsuf’tan kendisine getirilecek olan gömleğin kokusunu aldığı gibi, o da gülün kokusunu almıştı.”
Bir başka şairimiz de şöyle der:
“Gül ile bülbülü sordum, o gonca güldü dedi:
Benim gibi sana gül yok, senin gibi hezâr(*) bana”
(*) “Hezâr” kelimesi, “bülbül” demek olduğu gibi, “binlerce” mânâsına da gelmektedir.
***
BÜLBÜLÜN GÜLE MUHABBETİ NE ZAMAN BAŞLADI?




































