GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

01 Mar 2008 için Arşiv

Türkan Saylan Kimdir ?

Yazan: Site - Yönetici Mart 1, 2008

 

 Türkan Saylan Kimdir ?

 

—————- ÇOK DİKKATLİ OKUYUN —————-

 

ÇYDD’ den (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği)
Profesör Türkan Saylan kimdir?
 

 

1935′de Kandilli’de doğdu. Kandilli Lisesi’nin bitiren Saylan 1963 yılında
İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Saylan’ın iki oğlu ve iki torunu
var.  Ama son yılında akciğer ve kemik vereminden seri ameliyatlar geçiren
Saylan, 2 yıl demir korseyle gezerken dahi neşesini koruyabildi…

 

Annesinin adı : Lili Mina Raiman – 1936 yılında Leyla ismini alarak ismini
değiştirdi.
Lili Mİna Raiman ise, Raber Ragman ve Mina Verlig kızı, 1908, Bermingen
İngiltere doğumlu ve Katolik Hıristiyan.

 

BİR KONUŞMASI
- Bu ülkede hristiyanlığı nasıl yayabiliriz. KÜRDİSTAN’ın temellerini nasıl
atabiliriz.

- ATATÜRK ismini kullanırsak bunu daha rahat yapabiliriz. Hem para toplar
hem destek alırız, kampanyalar düzenler, TÜRKLERDEN topladığımız paralarla,
KÜRTLERİ daha bilinçli hale getiririz, cahil insanlarla KÜRDİSTAN’ı
kuramayız, Hristiyanlığı bu şekilde daha rahat yaymamız da mümkün.

 

Son ünlümüz Çydd başkanı Türkan Saylan hanfendi(!) oldu. Bu ülkede
birilerinin dini inançlarına saygısızlık yapıp bunu da vatan millet adına
yaptıklarını , onunla perdeleyemiyorlarsa “laiklik elden gidiyor”
yaygarasını kullandıklarını artık herkes biliyor. Türkan Saylan hem dine
hem millete açıkça hakaret içeren laflar söylemiş durumda. Ne diyor
Hanfendi(!)

 

-Türkler tarihten beri yakan yıkan bir milletmiş.

 

Cevab hakkı bu milletin bir ferdi olarak bana ve hepimize düşüyor. Türk
milleti tarihten beri asil duruşunu bozmamıştır ve hayvanlara bile haklar
tanımıştır. Osmanlı’daki kayıtlara bakılabilir. Sizin Prof ünvanınızın bile
mesnedi belli değildir
.

 

-Bi öğrenci sıranın üzerinde namaz kılacağına bale yapsın. Çağdaş Türkiye
böyle olur.

 

Çağdaşlıkla kendisini yanyana getiren bir zihniyet ancak bu lafları
kusabilirdi ve kustuda.  Modern devlet dediğimiz devletlerde her pazar
kiliseye giden devlet başkanlarını görmeyen Türkan Saylan acaba
Sultanahmet’in sadece turistik bir yer değil aynı zamanda ibadet yapılan
bir yer olduğundan haberi var mı?

 

Sahi kim bu Türkan Saylan ve Çydd.

 

Hemen cevablayalım.

 

Mit’in raporlarında misyonerlik faaliyetlerinin Türkiye ayağı. Özellikle
Kitab-ı Mukaddes Şirketi(Sadece İncil yayımlar.ilk Türkçe incil 1826
yılında çevirmişlerdir) ile sıkı ilişkileri var. Aynı zamanda Amerikan
Board (Dünyadaki misyonerlik faaliyetlerini organize eden Abd merkezli bir
vakıf) ile sıkı ilişkiye sahip. Amerikan Board şirketi yaptığı faaliyetleri
Türkiye’de SEV (Sağlık Eğitim Vakfı) ve ÇYDD üzerinden yürütmektedir.

 

Verdiği reklamlarla ve söylemlerle sürekli halkı kuşkırtmaya çalışan bir
ruh haleti var. Başkanlığını Profesör Türkan Saylan’ın yaptığı Çağdaş
Yaşamı Destekleme Derneği hakkında, Atatürk İlke ve İnkılaplarını kalkan
olarak kullanıp, bir çok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para
topladığı, ilgili bakanlıklardan izin almaksızın yurtdışından yardım
aldığı, hiç bir yasal dayanağı olmadan kamuoyuna kendisini sivil toplum
kuruluşları birliği olarak tanıtan çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği
içerisinde oldukları yönünde yapılan ihbarlar sonucu denetime tabi tutulmuş
ve Dernekler Kanunu 62 ve 85/2 maddesine muhalefetten 5 Şubat 2001
tarihinde Maltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapılmıştır.

 

Şimdi de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Başkanı ve YÖK üyesi Türkan
Saylan… Saylan’ın, eğitimin bütün kesimlerinin temsil edildiği 17. Milli
Eğitim Şûrası’ndan oylama sonucunda 4’e karşı 66 oyla “Katsayı
adaletsizliğine son verilsin” yönünde karar çıkması karşısındaki tavrı
hayli dikkat çekiyor. İçine sindiremediği “Herkes üniversiteye eşit
şartlarda girsin” kararını “hazırlanmış bir oylama” şeklinde değerlendiren
Türkan Saylan’ın da Hıristiyan kökenli olduğu netleşti.


DEDESİNİN İSMİ RABER RAGMAN
Uzun süredir Hıristiyan kökenli olduğu konuşulan Türkan Saylan’ın Nüfus
Kayıt Örneği’ne ulaşıldı. Türkan Saylan’ın Nüfus Kayıt Örneği’nde annesinin
asıl isminin Lilimina Raiman olduğu görülüyor. Aynı zamanda
YÖK üyesi olan Türkan Saylan’ın 1924 İngiltere doğumlu olan annesi Lilimina
Raiman, 1936 yılında Leyla ismini almış. İstanbul ili Eminönü ilçesine
kayıtlı Türkan Saylan’ın anne tarafından dedesinin ismi Raber Ragman,
anneannesinin ismi ise Minaverlig. Türkan Saylan’ın annesi Leyla Hanım’ın
din hanesinde “Katolik Hıristiyan” yazıyor.

BU NE TESADÜF?
Dedesinin ismi Agop olan Doğu’daki Rektör Yücel Aşkın ile dedesinin ismi
Ohanis olan Batı’daki Rektör Alıcı’nın, İHL ve katsayı konusundaki
çıkışları ile bu ortak noktalarını 30 Eylül tarihli sayısında “Bu ne
tesadüf” şeklindeki haberler, Türkan Saylan’ın da Hıristiyan kökenli
oluşuyla ilgili yine aynı soruyu gündeme getiriyor: “Bu ne tesadüf?”

 


MİT’in misyonerlik raporundaki şok isimler

 

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerini
anlattığı yazıda, Profesör Türkan Saylan’ın da adı geçiyor. Yazıya göre,
Türkiye’deki bazı Amerikan okullarının kurucusu olan Amerikan Bord Heyeti,
bu faaliyetini SEV vakfı eliyle yürütüyor.

 

Kutlu Doğum’lar için ‘şov’ hakareti

 

Kürsüye çıkan ÇYDD Başkanı Türkan Saylan, AB sürecini eleştirdi. Yaradılış
için ‘hurafe’ diyen Saylan, “Üniversitelerde gençleri laik cumhuriyet
yerine İslami yönetime sürüklemek için her türlü parasal kısıntılar en üst
düzeye varmıştır.” iddiasını dile getirdi. Kutlu Doğum haftası
kutlamalarına da ‘şov’ diyen Saylan, “23 Nisan’daki ulusal coşkuyu
gölgelemek üzere aynı tarihlerde yöneticilerin katılımıyla Kutlu Doğum şovu
yapılarak cumhuriyetten intikam alınmaktadır.” iddiasında bulundu. Saylan,
İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Yerleşkesi’nde ‘Türkiye’mizin
çağdaşlaşma sürecinde laiklik’ konulu toplantıda da konuşmuş ve Türk
milletinin tarih boyunca hep yakıp yıktığını öne sürmüştü
. “Çocuklarımızın
sıra üstünde namaz kılmasını değil, bale yapmasını istiyoruz.”
diyen ÇYDD
Başkanı, Gençlik Korosu’nu yöneten müzisyenin isminin
Muhammed olmasını
da
ironiolarak değerlendirmişti.

 

NOT : Bu yazi mailime gelmisti, sizler ile paylasmak istedim

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HABERLER, KİM KİMDİR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 4 Yorum »

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (Kur’ana adanmış bir ömür )

Yazan: Site - Yönetici Mart 1, 2008

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (Kur’ana adanmış bir ömür )

“Dâvâ muvaffak olsun da varsın bizim yerimiz câmi’nin pabuçluğu olsun”

SON DEVRİN BÜYÜK DİN ÂLİMLERİNDEN MÜCEDDİD
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN EFENDİ HAZRETLERİNİN HAYATI HAKKINDA BİR
İNCELEME

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (1888-1959)

Süleyman Hilmi Tunahan, Silistre’nin Ferhatlar köyünden olup, 1888 (1034 H.) senesinde dünyaya geldi. Babası devrinin mâruf bir siması olan dersiâm ve hâfız, Osman Efendi’dir. Osman Efendi tahsilini İstanbul’da tamamlamış, sonra Silistre’nin meşhur Satırlı Medresesi’nde yıllarca müderrislik yapmıştır.

Süleyman Hilmi Tunahan’ın ceddi İdris Bey’e dayanmaktadır. İdris bey, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından “Tuna Hânı” olarak tayin edilmiş ve kendi kız kardeşi ile de evlendirilerek Fatih’in eniştesi olmuştur.
Süleyman Hilmi Tunahan ilk tahsilini Satırlı Medresesi’nde ve Silistre Rüştiyesi’nde yapmıştır. Bilâhere tahsilini tamamlamak için İstanbul’a gelerek Sahn Medresesi’nde kaydolan, Fatih dersiâmlarından ve o devrin meşhur âlimlerinden Bafralı Ahmet Hamdi Efendi (Büyük Hamdi Efendi)’nin ders halkasına devam eden SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN 1916 senesinde Ahmet Hamdi Efendi’den birincilikle icâzet almıştır. (H. 1335 – R. 1332)
Daha sonra o zamanki tâbiri ile dersiâm (yani profesör) olarak yetişmek üzere Süleymaniye Camii Medreselerinden Medresetü’l mütehassisiyn’den de birincilikle mezun olmuş, aynı yıllarda Medresetü’l kuzaat’ı da (yani eski Hukuk Fakültesi’ni de) üstün bir derece ile bitirmiştir. Böylece bir taraftan dersiâm diğer taraftan da kaadilik yani hakimlik rütbelerine ulaşarak, devrinin zâhiri ilimlerini tamamlamıştır.

Mezûniyetini müteakip İstanbul’da dersiâm olarak vazifeye başlayan Süleyman Hilmi Tunahan, bir müddet sonra medreselerin kapatılması üzerine vaizliğe tayin edilmiş, uzun müddet İstanbul’un Sultanahmet, Süleymâniye, Yenicâmi, Şehzâdebaşı, Piyâlepaşa gibi büyük camilerinde halka vaaz ederek irşad vazifesinde bulunmuştur.

Bir taraftan vâiz olarak irşad hizmetlerine devam ederken diğer taraftan da (İlk defa 1946-1947 senelerinde bir hükümet kararnâmesi ile açılmasına izin verilen) Kur’an kurslarında, arzu eden müslüman çocuklarına daha evvelce evinde kendi yetiştirdiği talebeleri ile, Kur’an öğretmeye, zarûriyât-ı dîniyye denilen dînî ilmihal bilgileri okutmağa başlamışlardır. Bu kurslardan kısa zamanda bir çok talebe mezun olmuş, ve bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda müftü, vâiz, imam, müezzin, Kur’an kursu öğretmeni olarak vazife almışlardır.

Süleyman Hilmi Tunahan amelde Hanefi, îtikatta Mâtüridî mezhebine mensup olup, meşreben Nakşî idi, ehli sünnet vel cemaate son derece bağlı idi. Kendisinden feyiz alan talebeleri ile, vaaz ve sohbetlerine devam eden kimselere en büyük tavsiyesi “Ehli sünnet vel cemaat” akîdesine ihlas ve samimiyetle sarılmaları idi.

Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebelerine ve talebelerinin talebelerine (hocalarına nisbetle) “Süleymancı” denilmekte ise de, hakikatte bunun tamâmen uydurma bir tâbir olduğu “Süleymancılık” diye ne bir din ve ne bir mezheb ve ne de bir tarikatın mevcut olmadığı bizzat Süleyman Hilmi Tunahan’ın yakınları ve talebeleri tarafından kat’iyyetle ifâde edilmektedir.
Son devrin en büyük âlimlerinden biri olan SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN, 6 Eylül 1959 tarihinde İstanbul’da Kısıklı’daki evinde vefat etmiştir. Kabri Karacaahmet kabristanındadır.

Süleyman Efendi’nin 72 senelik ömrü boyunca pek çok talebe yetiştirdiği ve bu talebelerinin bir çok hayır dernekleri teşkil ederek Türk Milli Eğitimi’ne çok büyük fâideler sağladıkları bir gerçektir.
Gerek Süleyman Efendi ve gerekse talebeleri lâikliğe aykırı hareketlerden, Atatürk’e ve Atatürk İlkeleri’ne karşı gelmekten, dîni, şahsî çıkarlarına ve siyasete alet etmekten, Devletin temel esaslarını dine uydurmaya çalışmaktan, hiçbir mahkemede mahkum olmamışlardır. Merhûmun talebeleri kânunlara tam bir riâyetle daha ziyâde fakir ailelerin çocuklarına Türk Milli Eğitimi’nde başarılı olmaları, ailelerine ve milletine fâideli birer fert olarak yetişmeleri için yardım etmeyi ve ellerinden tutmayı, kendilerine âdeta bir vazife edinmişlerdir.

Ne var ki, bu hayırlı çalışmalarını yaparlarken, pek çok güçlüklerle karşılaştıkları da bir vâkıadır. Bu hayır sahibi kimselere akla hayâle gelmedik iftiralar atılmakta ve bu iftiralar zaman zaman (basına) kadar intikal etmektedir.
“Meyveli ağaç taşlanır” atasözünün verdiği teselli, insanlığa fâideli zâtların en kuvvetli dayanağıdır.

HÜLÂSÂ:
Gerek Süleyman Efendi (72 senelik ömrü boyunca) ve gerekse ondan ilim ve feyiz almış bütün talebeleri ve talebelerinin talebeleri başta kânunlara, selim akla, çağdaş medeniyetin nimetlerine, İslâm Dininin kâidelerine, kısaca, insanlığa fâideli her şeye ters düşen ne bir düşünce, ne de bir faaliyet içinde asla olmamışlardır.

SÜLEYMAN EFENDİ HAZRETLERİNİN DOĞUMU
Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazretleri 1888 (1304) yılında Silistre’de dünyaya gelmiştir. Ceddi İdris bey’e dayanan bir âiledendir. İdris Bey, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından Tuna Hân’ı nasbedilmiş ve üstelik kendisine kız kardeşi tezvic edilmiş (evlendirilmiş) bir zâttır. Süleyman Efendi’nin dedeleri, Kaymak Hafız nâmı ile mâruf bir zât olup 10 yaşına doğru vefat etmiştir. Pederleri Hocazâde Osman Efendi ise, tahsilini İstanbul’da tamamlayıp yine vatanı olan Silistre’ye dönmüş ve orada Satırlı Medresesi’nde yıllarca müderrislik yapmış mâruf bir dersiâmdır.

Süleyman efendi aynı zamanda peygamberimizin soyundan gelen bir seyyid’dir, bunu gösteren şeceresi halen yakınlarında mevcuttur.
Süleyman Efendi’nin pederleri Osman Efendi takvâ sâhibi bir insandı. Gönlü ilâhi ürperişlerle titrer, dudakları hep Allah’ı zikr ederdi. Ömür trenini şeriat rayları üzerinde yürütür, Sünnet-i seniyyeyi kendisine rehber edinirdi. Bu güzel hallerinin ilâhi mükâfâtını almakta gecikmeyecekti. Şöyle ki;

Gençlik yıllarındaydı.. Osmanlı pâyitahtı güzel İstanbul’da okuyordu. İşte bu demlerde bir gece bir rüya gördü. Rüyasında göğsünden bir ışık parçası koparak yükselmeye başladı. Yükseldi, yükseldi, yükseldi… Yükseldikçe parladı, ışıltısı arttıkça yükseldi. Tâ ki, bütün dünyâyı ve belki de dünyaları aydınlatana kadar.

Osman Efendi gördüğü bu rüya ile irkiliyor. Kalbi sanki göğsünü yarıp dışarı fırlayacaktır. Yatağının içine oturmuş, biraz önce gördüğü rüyâyı yorumlamaya çalışıyor, kendi vücudundan çıkıp yükselen ışığın ne olabileceğine dâir kafa yoruyordu. En sonunda bu rüyâyı kendi sulbünden gelecek ve cihâna İslâm’ı yayacak, çevresini mânen ve maddeten aydınlatacak hayırlı bir evlâda yoruyor.

İstanbul’da medrese talebelerinden bir delikanlı olan Osman Efendi, tahsil hayatını tamamladıktan sonra, memleketi olan Silistre’ye döndü. Satırlı Medresesinde müderrisliğe başladı.

Osman Efendi Satırlı Medresesinde Müderrisliğe devam ederken bir taraftan da yıllar önce gördüğü rüyâya “hayırlı evlâda” nâil olmak için sâliha bir kız araştırıyor. Nihayet “Hafîza” isminde bir kızla dünya evine giriyor.
Allah kendisine 4 erkek evlat bahşetti. O da bunlara, sırasıyla, Fehim, Süleyman Hilmi, İbrahim ve Halil isimlerini verdi.
Çocuklar büyüyor, Osman Efendi de, rüyada kendisine işâret edilenin evlatlarından hangisi olduğunu anlayabilmek için merak ve ilgiyle onların hâl ve tavırlarını izliyordu.

Osman Efendi Silistre’nin Satırlı Medresesinde müderris olduğundan, çocuklarının ilk tahsillerini de kendisi vermektedir. Bu ilk tahsil sırasında 1304 doğumlu Süleyman Hilmi, zekâ, anlayış, öğrenme kabiliyeti ve bilhassa takvâsıyla günden güne tebârüz etmekte, zamanla diğer kardeşlerinden “farklı” olduğunu hissettirmektedir.

Osman Efendi rüyâda kendisine işâret edilen evlâdının Süleyman Hilmi olduğunu Bütün ümidini Süleyman Efendiye bağlamıştı. Bunun tabii bir neticesi olarak da Süleyman Efendi Satırlı Medresesinin ilk yıllarındayken,Osman Efendi ona ihtiramla muâmele eder, O içeri girdiği vakit “buyurun Süleyman Efendi oğlum” diyerek ayağa kalkmakta ve ona tâ’zim göstermektedir. Süleyman Efendi ise, bundan son derece sıkılıp utanmaktadır. O yüzden, babası meşgulken, meselâ kahve yapmak için mangala cezve sürdüğünde yâhut arkası dönükken, âniden ve hissettirmeden içeri girmektedir.

Bu arada Osman Efendi, nasihatleriyle oğlunun daha iyi olmasına çalışmakta, her fırsatta ona bir şeyler öğretmeye gayret etmektedir.
Bir gün birlikte giderlerken, bir manda yavrusunun, körpe bir fidana sürtünmekte ve onu hırpalamakta olduğunu görürler. Osman Efendi “Süleyman, koş o manda yavrusunu fidanın yanından kov” der. O da gider, manda yavrusunu uzaklaştırır. Bunun üzerine babası “Oğlum, ağzı dili olmayan canlılara yapılan iyilik de bir sadakadır”der.

Süleyman Efendinin soyu ilmiyyûn (ilim ehli insanlar) sınıfından idi. Ceddi İdris Bey’e dayanan şerefli ve soylu bir âilenin çocuğudur. Süleyman Efendinin büyük dedeleri İdris Bey’in Tuna’ya Hân olarak nasbedilmesi ise şöyle olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri, pâdişahlığı zamanında Rasül-ü Zîşan Efendimize fart-ı muhabbetlerinden (aşırı sevgisinden) dolayı yeryüzünde Evlâd-ı Rasülden kimler kalmıştır diye araştırmışlar. Araştırma sonucu Türkistan da şeceresine hiç şâibe karışmamış olduğunu tesbit ettikleri İdris Bey’i bulunca, kendi kız kardeşi ile onu evlendirerek Tuna havâlisinin Hânı olarak nasbetmiştir ve o havâlinin vergi vesâir mükellefiyetini tedvir için onu vazifelendirmiştir. İdris Bey ve kendinden sonraki ahfadları bu vazifeyi yürütmüşlerdir. Süleyman Efendinin muhterem babası Osman Beye kadar bu durum devam etmiştir. Bu babtan Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hz. İle Hz. Fatih birbirlerine o kadar benzerlerdi ki bir defasında talebelerinden Seyfettin Alkan ile Ankara’yı teşriflerinde Ankara garına geldikleri zaman trenden inmek üzere iken bir hanım;
“Efendim siz kimsiniz?” diye sorar.
“Kızım neden merak ettiniz” deyince
“Efendim ben ressamım, İstanbul’dan beri trende sizi takip ediyorum. Yandan görünüşünüz aynen Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerine benziyorsunuz” deyince Hazret; “Evet kızım ben onun neslindenim, şecerem vardır, gösterebilirim” buyurdular.

Süleyman Efendi Hazretleri, Satırlı medresesinde okuduktan sonra babası Osman Efendi onu Silistre Rüşdiyesine verir. Silistre Rüşdiyesi’nden mezun olduktan sonra sıra İstanbul’dadır.

Süleyman Efendinin Talebeliği
Osman Efendi farklı bir gözle bakmaya başladığı oğlunu İstanbul’a gönderirken, içinde, sevinç, umut, heyecan ve ayrılıkların ayrılmaz parçası olan hüzün, birbirine karışmıştı. Oğluna bakarken, dolu dolu olan gözlerinde muhabbet ve hürmet bir aradaydı.Daha önce kendisinin de geçtiği yollardan geçmek üzere İstanbul’a gönderiyordu onu.

İstanbul o zaman, zamanın ilim ve medeniyet merkezi, ulemâ-i kirâmın toplandığı bir yerdir. Osman Efendi oğlunu başka yere gönderemezdi. Çünkü ilim sâhasında Mısır’da bulunan Ezher Üniversitesi vardı. Mısır, îtikâdî yönden sağlam değildi. Vehhâbi ve reformist cereyanlar orada cirit atıyordu. Ama İstanbul her yönüyle sağlamdı: Ehli takvâ olan Osman Efendi, ümidini bağladığı ciğerpâresini İstanbul’a gönderirken ona başlıca 3 nasihatte bulunmuştur ki; herkes için geçerlidir.

1- İstanbul’da parasız kalmak âhirette imansız kalmak gibi zordur. Onun için iktisatlı ol, on kuruşa alacağın bir şeyi beş kuruşa almaya gayret et.
2- Usûl-ü fıkıh ilmine iyi çalışırsan, dîninde kuvvetli olursun

3- Mantık ilmine iyi çalışırsan, ilminde kuvvetli olursun… Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EVLİYALAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, KİM KİMDİR, SULEYMAN HiLMi TUNAHAN, TASAVVUF, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM ALİMLERİ | 6 Yorum »

KIM EZANI ISITTIGI ZAMAN ( Ezan Duasi )

Yazan: Site - Yönetici Mart 1, 2008

Cabir bin Abdullah r.a.denRASULULLAH S.A.V.in söyle buyurdugu rivayet edildi

KIM EZANI ISITTIGI ZAMAN

“Allâhümme Rabbe hâzihi’d-da’veti’t tâmmeti ves-salâtil-kaaimeti âti Muhammedeni’l-vesîlete vel-fazîlete veb’ashü mekaamen mahmûdenillezî veadtehû, inneke lâ tuhlifü’l-mîâd.”

DERSE KIYAMET GÜNÜ SEFEATIM ONA VACIB OLUR

Manası:

“Allâh’ım! Ey bu dâvetin ve kılınmak üzere bulunan namazın Rabbi. Peygamberimiz Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) vesîleyi ve fazileti ver. Onu kendisine va’d buyurmuş olduğun “Makâm-ı Mahmûd”a eriştir. Şüphe yok ki Sen va’dinden dönmezsin.”


Tergib ve Terhib den alinmistir

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DUALAR, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, EZAN, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Göle Yogurt Çalmak

Yazan: Site - Yönetici Mart 1, 2008

Göle Yogurt Çalmak

Kimi insanlar olmayacak hevesler pesinde kosup durur. Nasreddin Hoca böylelerine ders vermek istemis bir gün. Elinde koca bir bakraç yogurt mayasiyla gölün kenarina gelmis. Baslamis kasik, kasik dökmeye :

- Ne yapiyorsun Hoca ? demisler.

- Göle yogurt mayasi çaliyorum, demis kis, kis gülerek.

- Olur mu demisler, göl yogurt mayasi tutar mi hiç ? Hoca cevabi yapistirmis tabii.

- Ya tutarsa…

Yazı kategorisi: FIKRALAR, MUHABBET, MiZAH, NASREDDİN HOCA, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;