GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Arşiv Ocak 15th, 2008

DUADA VESiLE

Yazan: Admin Ocak 15, 2008

ALINTI : Fazilet Takvimi -Ocak  2008 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, YORUMLAR, YORUMSUZ | Yorum Yok »

Ahiretin Para Birimi Nedir?

Yazan: Admin Ocak 15, 2008

Ahiretin Para Birimi Nedir?

Dünya ve ahiret hayatını çok güzel benzetmeler ile anlatan okudukça güzel dersler alacağımız bir yazı……

Namazın bu kadar mühim, bu kadar lüzumlu olduğuna inanmayanlar bir gün utanacaklar, hemde çok utanacaklar. İsterseniz bunu bir misalle anlatayım.

Anne karnındaki bir çocuğun ağzı vardır, gözü vardır, kulağı vardır, eli vardır, ayağı vardır. Bütün aza ve cihazatı tam tekmil verilmiştir. Hâlbuki bunların hiçbirine orada lüzum yoktur. Orada çocuk, gıdasını, göbeğinden annesine bağlı bir hortumla almaktadır.
Şimdi bu çocuk:
- Ya Rabbi! dese, şu hortum bana yetmektedir. Pekiyi şu ağza, şu göze, şu kulağa, şu ele, şu ayağa ne lüzum vardı. Hiçbir işe yaramamaktadırlar?
Herhalde ALLAH’dan şöyle bir cevap alacağı muhakkak:
- Acele etme kulum, aklın almadığı şeye de burnunu sokma. Sen kısa bir müddet sonra öyle bir aleme gideceksin ki burada ‘her şeyim’ dediğin hortum, orada hiçbir şeye yaramayacak, kesilip atılacak. Lüzumsuz sandığın ağız, göz, kulak gibi şeylerde en lüzumlu cihaz durumuna geçecek.

O çocuk bu gerçeklere inanmasa ve bir inkârcı olarak dünyaya gelse hakikaten hortumun işe yaramadığını, ebenin onu kesip kaldırıp attığını; lüzumsuz sandığı ağız, göz gibi cihazların devreye girdiğini, onlarsız olunmayacağını görse utanır mı, utanmaz mı? İnanmadığı için dizlerini döver mi, dövmez mi?

Şuanda bizde, tıpkı o çocuk gibi bir ananın karnındayız. 9 ay, 9sene veya 90 sene sonra bir başka dünyaya doğacağız. O dünyanın adı ahiret. Biz şuanda dünya anamıza maddi hortumlarla, midemiz ile bağlı durumdayız.

Eğer biz:
- İşte geçinip gidiyoruz. Ya Rabbi! Şu Namaza, oruca, hacca, zekâta, dine, imana, İslam’a ne lüzum vardı? Dediğimiz takdirde.
Rabbimizden şöyle bir cevap alacağımız muhakkak!
- Ey kullarım! Kısa bir müddet sonra bu dünyadan çıkacaksınız. Öyle bir aleme götürüleceksiniz ki orada ‘herşeyim’ dediğiniz bu maddi hortumların hiçbiri işe yaramayacak. Lüzumsuz sandığınız namaz gibi, zekât gibi, hac gibi ibadetler de en lüzumlu şeyler durumuna geçecek. Orada insanlara arabasına, parasına, servetine ve suretine göre değil; kalbine ameline ve ibadetine, namazına göre değer verilecek.
Yani namazınız, zekâtınız, orucunuz, haccınız, hayır hasenatınız, ahirette sizin için herşey olacak. El olacak, ayak olacak, dil olacak, dudak olacak, villa olacak, havuz olacak, senet olacak, berat olacak, uçak olacak, sonu olmayan zenginlik ve saadet olacak kısaca Cennet olacak.

Eğer biz bilgiçlik eder, fen ve teknik asrında olduğumuzla şımarır, Rabbimizin hikmet lisanıyla buyurduğu bu gerçekleri kabul etmez, ibadetsiz bir tembel veya bir inkârcı olarak ahirete gider, gerçekleri görürsek utanmaz mıyız? Hakikaten herşeyim dediğimiz hortumlarımızın, yani arabamızın, apartmanımızın, paramızın, pulumuzun hiçbir işe yaramadığını müşahade ederek, ibadetlerin her şey olduğunu anlasak o anne karnında ağzı lüzumsuz gören çocuk gibi mahcup olmaz mıyız? Dizlerimizi dövmez miyiz? Keşke inansaydık, keşke namazımızı kılsaydık, orucumuzu tutsaydık, zekâtımızı tam verseydik, ALLAH için yaşasaydık, eşsiz insan şanlı Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’ın yolunda yürüseydik demez miyiz?

Pişman olacağın, dizlerini döveceğin o gün gelmeden aklını başına al.. .

(Niçin NAMAZ, Vehbi Karakaş, S70-72)

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, NASİHAT, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Yorum Yok »

Dinlerarası diyalog bir oyun mu?

Yazan: Admin Ocak 15, 2008

Dinlerarası diyalog bir oyun mu?

Dinlerarası diyalog evangelistler ve siyonistlerin bir oyunu mu?

Dünya üzerindeki Müslümanların durumu şu anda parlak değil. Bin çeşit tefrika, nifak, şikak, çekişme, tepişme içindeler. İslâm âlemi geri kalmış, siyasî ve iktisadî hürriyetlerini yitirmiş; sadece petrol gelirlerini bile onu müreffeh (refahlı) bir şekilde yaşatabilecekken, ondan da yararlanamıyor. Müslümanlar örs ile çekiç arasında kalmışlar. Bir yanda dış düşmanlar, öte yanda iç düşmanlar. Bu karanlık tablo içinde yine de ümit verici gelişmeler var. İşte, en ufak bir uyanışa, kalkınışa, doğruluşa meydan vermemek için İslâm’ın Müslümanların ezelî düşmanları Tevhid Ehli’ni büsbütün parçalamak, şaşırtmak, daha fazla bağımlı ve köle haline getirmek için şeytanî planlarını tatbike başlamışlardır. Ta ki, bir uyanış olmasın, ta ki, Müslümanlar bir daha bellerini doğrultamasın.

Birleşik Orta Doğu Projesi bu maksatla ortaya çıkartılmıştır.

Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü safsatası bunun için hazırlanmıştır.

İslâm dünyasını kasıp kavuran dinde reform, dinde yenilik, dinde değişiklik rüzgârlarını hep karanlık mihraklar üflemektedir.

İslâm dünyasını büsbütün köle ve bağımlı yapmak için geliştirilen planlar nerelerden kaynaklanıyor?

-Bu işin başında İsrail ve dünya Siyonizmi vardır.
-ABD’deki fanatik, agresif, militan Evangelist iktidar vardır.
-Papalık vardır.
-Uluslararası Farmasonluk vardır.

Hıristiyanlardan ve Yahudilerden İslâm’a ve Müslümanlara aşırı düşmanlık yapmayanlara bir şey dediğimiz yoktur. Bugün ABD halkının yarısından fazlası Bush rejimine karşıdır. Birkaç ay önce yazmıştım, Kapalıçarşı’da karşılaştığım bir Amerikalı Hanım şöyle demişti:

-Amerikalıyım demeye utanıyorum da Kanadalıyım diyorum…Bugünkü rejimin çirkin işleri yüzünden…

Yahudilerin içinde Naturei Karta ismini taşıyan bir cemaat var. Onlar Siyonizme ve İsrail devletine karşıdır. Filistin Filistinlilerindir diyorlar, Yahudi devletinin yıkılmasını istiyorlar. Niçin? Çünkü kendi dinlerine göre dindar Yahudilerdir. Siyonizmin ve İsrail’in kuruluşunun Tevrat’a aykırı olduğunu biliyorlar. Yazık ki, bunlar küçük bir azınlıktır.

İslâm dünyasını bölmek, parçalamak, daha da köleleştirmek isteyen düşmanlar, bu işi doğrudan doğruya yapamayacakları için, birtakım sözde Müslümanları kullanıyorlar.

Kelimeye dikkat buyurunuz: K u l l a n ı y o r l a r…

Bu iş için çok büyük paralar harcıyorlar, yekûn olarak milyarlarca dolar dağıtıyorlar.

Tarihin her devrinde birtakım yarı mühtediler, bozuk Müslümanlar para karşılığında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ihanet etmişlerdir.

Size Buharî’de bulunan bir hadîsten bahs etmek istiyorum:

Resûl-i Kibriya Efendimiz (Salât ve selâm olsun O’na) “Otuz kadar Deccal ve kezzab çıkmadıkça Kıyamet kopmaz…” buyuruyorlar. Kezzab çok yalancı demektir. Hadîsin devamında “Bunlar, ya Tanrı olduklarını, yahut Peygamber olduklarını iddia ederler…” ibaresi yer almaktadır.

Zamanımızda böyle Deccaller ve Kezzablar var mıdır?

Vardır, vardır, vardır…

Her aklı başında Müslüman bir an bile hatırından çıkartmasın ki, şu anda dinimizi bozmak için bir sürü fesat komitası gece gündüz var güçleriyle çalışmaktadır.

Zengin Türkçe’de “tağşiş-i ezhan” terimi vardır. Zihinlerin karıştırılması demektir. Ülkemizde iyi bir din tahsili görmemiş milyonlarca Müslüman bazı temel konularda aldatılmak isteniyor.

Bu konulardan biri Sünnet meselesidir.İlhamlarını Rahmanî kaynaklardan almayan bazıları “İslâm’ın bir tek kaynağı vardır, o da Kur’ân’dır;Sünnet kaynak değildir, hadîsler kaynak değildir” diyorlar veya buna benzer şeyler konuşup yazıyorlar.

Sünnet elden gitti mi, hadîsler inkâr edildi mi din de elden gider. Bugün öyle “Yerli oryantalistler” zuhur etmiştir ki, bu adamlar mütevâtir hadîsleri bile inkâra cür’et etmektedir. Mütevâtir hadîsleri müteammiden inkâr edenin kâfir olmasından korkulur.

Bir buçuk asırdan beri Batılı oryantalistler Sünnet’i yıkmak, hadîsleri çürütmek için çalışıyor.

İslâm ne demektir?

Hazret-i Muhammed’in aleyhisselâm, Allah katından getirdiği dindir.
Aradan Peygamberi çıkarttınız mı İslâm kalmaz.
Peygamber Kur’ân’ın en birinci, en büyük, en baş yorumcusudur.
Peygamber Kitabullah’ın en güzel uygulamasını ortaya koymuştur.
Peygamber, Allah’ın insanlara gönderdiği en güzel örnek ve modeldir.
Müslümanlık, Hazret-i Muhammed’e iman etmekle olur.
Şu dünyadaki 72 millet Allah’a inanmaz değil; Müslümanlarla kâfirlerin aralarını ayırt eden Hz.Muhammed’e olan imandır.
Hazret-i Muhammed’e iman eden O’nun Sünnetini kabul eder.
Peygamberi tasdik eden O’nun mütevâtir, sahih hadîslerini de kabul eder, onları din kaynağı olarak kullanır ve hayatına uygular.

Peygamberi hafife alan, Sünneti inkâr eden, hadîsleri reddeden bir kimse asla din hocası olamaz. Böyleleri eski tâbirle müsteşrik, yeni tâbirle doğubilimci veya oryantalisttir. Böyle adamlara din konusunda itimad edilmez, onlara fetva sorulmaz.

Bin dörtyüz küsur yıllık İslâm tarihinde daima bir ana cadde olmuştur. Peygamber bu ana caddeye “Sevad-ı a’zam” (büyük karaltı) diyor. İçinde büyük karaltı tabiri geçen hadîs şudur:

“Ümmetim içinde ihtilâf çıktığı zaman siz büyük karaltıya tâbi olunuz (uyunuz, onun içinde bulununuz).”

Büyük karaltı ne demektir?Büyük topluluk demektir.

Bu topluluk bin dörtyüz yıldan beri Ehl-i Sünnet ve Cemaat topluluğudur. Sünnet’i ve hadîsleri inkâr edenler Ehl-i Sünnet’in dışına çıkmış olurlar.
Bazı İslâmcıların ilhamlarını Kitabullah’tan, Peygamber Sünneti’nden, Sâlih Seleflerin tâlimatından değil; Amerikalılardan, İsrail’den, AB’den, gayr-i müslim oryantalistlerden aldıklarını üzüntü ile görüyoruz.

Kur’ân ne diyor?

Peygambere iman edin…Peygambere itaat edin… Peygamberi dinleyin… Peygamberi koruyun… Peygamberi örnek ve model olarak alın… diyor.

Bir Müslüman, Peygamberi canından, çoluk çocuğundan, malından daha fazla sevmezse, Peygamber onun için yaratıkların en sevgilisi olmazsa o kişi kâmil mü’min, gerçek Müslüman olamaz.

Bırakınız mütevâtir ve kuvvetli hadîsleri, ahlaka ve fazilete dair zayıf hadîsler bile Müslüman tarafından kabul edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir.

Bir ö