GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

21 Nov 2007 için Arşiv

Allah`ın rızası

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Allah`ın rızası

Sual: Bilhassa ne yaparsak Allah bizden razı olur?
CEVAP
İsrailoğulları benzer bir suali Musa aleyhisselama sual etmişlerdir. Allahü teâlâ, (Onlar benden razı olurlarsa, ben de onlardan razı olurum) buyurdu. Yani başına gelen belalara katlanmak, ona buna şikayet etmemek, Allah`tan gelen her şeye razı olmaktır.

Musa aleyhisselam, (Ya Rabbi en çok buğzettiğin kimdir?) diye sual etti. Allahü teâlâ (Bir kul, benden hayırlısını isteyip Ben de ona hakkındaki hükmü gönderince ona rıza göstermeyendir) buyurdu. Allahü teâlânın takdirine razı olmalıdır! Hadis-i kudside buyuruldu ki:
(Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen, verdiğim nimetlere şükretmeyen benden başka rab arasın!) [Taberani]

Günah ve Sevgi
Sual:
Hiçbir sebep yokken arkadaşımla aramızda bir soğukluk oldu. Sebebi ne olabilir?
CEVAP
İşin başı Allahü teâlâyı sevip günahlardan kaçmaktır. Allahü teâlâ bir kimseyi severse, iyilere de onu sevdirir. Allah`ın sevmediği kimselerden iyiler nefret eder.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, bir kulunu sevince, o kulun sevgisini meleklerin kalbine yerleştirir. [Melekler de onu sever.] Eğer Allahü teâlâ, o kula buğzederse, o buğzu meleklerin kalbine de yerleştirir. [Melekler de o kimseye buğzeder.] Allahü teâlâ o sevgi ve buğzu insanların kalbine de yerleştirir.) [Ebu Nuaym]

Günah işleyen, önce Allahü teâlânın sonra da insanların sevgisini kaybeder. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İki kimse, Allah için birbirini severken, sonra aralarındaki muhabbet zail olmuşsa, bu ikisinden birinin işlediği günahtan dolayıdır.) [Buhari]

Dünyada Allahü teâlâdan korkup haramlardan kaçan ve ibadetleri yapan kimse için, ahirette korkacak sıkıntı kalmaz. Dünyada korkmayan ahirette çok sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i kudside buyuruldu ki:
(Bir kuluma iki korku, iki eminlik vermem. Eğer dünyada benden emin olursa, ahirette korkar. Dünyada korkarsa, ahirette emin olur.) [Ebu Nuaym]

Harama bakmaktan da çok sakınmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Harama bakış, İblisin zehirli oklarından biridir. Allah korkusundan dolayı bakışına hakim olan, imanının tadını duyar.) [Taberani]

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: SORU ve CEVAPLAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Allahü teâlâyı sevmek

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Allahü teâlâyı sevmek

Sual: Sevgi nedir, Allah sevgisi nedir?
CEVAP
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Sevgi, gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi demektir. Bu meylin kuvvetlisine aşk denir.

Sevginin deyim anlamı ise şöyledir:

Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye [Allahü teâlâya] tâbi olmak, Ona itaat etmek, Onun her işini güzel, her eziyetini, her iyilikten daha tatlı görmek ve Onun dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek, kısacası Onun rızası için yaşamaktır.

Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir.

İki zıt şey sevilmez

Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir. Ona yakından uzaktan ilgili olan her şeyi sevgili kılar. Bunun için, “Sevgilinin kapısındaki köpek, sevenin kalbinde, diğer köpeklerden üstündür ve ayrı bir yer tutar” demişlerdir.

Şeyh-ül-İslam Abdullah-i Ensari hazretleri buyuruyor ki:
(Biri, çok sevdiğim bir zatı incitmişti. O andan beri, kalbimde ona karşı soğukluk duyuyorum.) Büyüklerin, (Sevdiğini incitene darılmaz, gücenmez isen, köpek senden daha iyidir) sözü meşhurdur.

Sevginin şartı olan hubb-i fillah, buğd-i fillah, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şerifte bildiriliyor. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allah`tan uzaklaştırır. Teberri etmedikçe, tevelli olmaz. Yani düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz. (C.4, m.29)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Muhammed aleyhisselama tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz.

Aşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez
. Cem-i zıddeyn muhaldir. Yani iki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı icap ettirir. (C.1, m.165)

Abdullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı seven, bilmediği bir aşk ile şaşkın haldedir. Uykusu kaçar, gözyaşları dinmez. Her işinde Allah
`tan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sabreder, affeder. Her geçimsizlikte, sıkıntıda, kusuru kendisinde görür. Her nefeste Allahü teâlâyı düşünür, gafletle yaşamaz. Kimseyle münakaşa etmez. Bir kalbi incitmekten korkar. Kalbleri Allahü teâlânın evi bilir. (M. 85)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak işlerin sevgisini nasip et ve sevgini [susuzluktan yananın arzuladığı] soğuk sudan benim için daha kıymetli kıl!) [İ.Gazali]

Bir kimse, Allah`ı seviyorsa, bilsin ki Allahü teâlâ da onu seviyor demektir.
Büyüklerden biri buyurdu ki:
(Ben Allahü teâlâyı sevdiğimi zannediyordum. Halbuki O beni seviyormuş.)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: SORU ve CEVAPLAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | 1 Yorum »

Allah indinde en kıymetli amel

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

Allah indinde en kıymetli amel

Sual: Allah indinde en kıymetli amel nedir?
CEVAP
Allah indinde en kıymetli amel, sevdiklerini sırf Allah rızası için sevmek, düşmanlık ettiklerine de sırf Allah rızası için düşmanlık etmektir. Allah dostlarını sevmenin ve düşmanlarına buğzetmenin önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen müslümanı Allah rızası için sevmek ve Allah�ın düşmanlarını sevmemek.) [Taberani]

(Kişi, dünyada kimi severse, ahirette onun yanında olur.) [Buhari]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Sevgi, sevgilinin dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Bu sevgi ve düşmanlık, aşıkların elinde ve iradesinde değildir. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz. Buna yalancı denir. Sevgi, sevgilinin her şeyini sevmeyi gerektirir. Büyükler, (Sevdiğin zatı inciten kimseye gücenmez isen, köpek senden daha iyidir) demişlerdir. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.

Muhammed aleyhisselama uymak için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilip sevmemektir. Sevgiye gevşeklik sığmaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. Cem-i zıddeyn muhaldir. Yani iki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (m. 165)

Doğru imanın alameti, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsus olan ve kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü İslam ile küfür, birbirinin aksidir. Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur. Allahü teâlâ, habibi olan Muhammed aleyhisselama, İslam düşmanları ile savaşmayı ve onlara sertlik göstermeyi emrediyor. Allahü teâlâ, kâfirlerin, kendi düşmanı ve Peygamberinin düşmanı olduklarını bildiriyor. Allah`ın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allah`a düşman olmaya sürükler. Bir kimse, kendini müslüman zanneder. Kelime-i tevhidi söyleyip, inanıyorum der. Namaz kılar ve ibadet yapar. Halbuki, bilmez ki, böyle, [Allah`ın dostlarını sevmemek veya Allah`ın düşmanlarını "şu iyilikleri de var" diye sevmek] gibi çirkin hareketleri, onun imanını temelinden götürür. (m. 163)

Muhammed Masum hazretleri de, (Kâfirleri sevmemek Kur’an-ı kerimde açıkça emredilmiştir. Kur’an-ı kerime uymamız farzdır) buyurdu. Kâfirleri sevmeyi haram eden âyet-i kerimelerden birkaçının meali şöyledir:
(Allah`a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları, kardeşleri ve akrabası olsa da, Allah�ın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.) [Mücadele 22]

(Kâfirleri dost edinen, Allah
`ın dostluğunu bırakmış olur.) [Al-i İmran 28]
(Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, sevmeyin!) [Maide 51]
(Kâfirlerle, münafıklarla cihad et! Onlara sert davran, düşmanlık yap!) [Tevbe 73]

Allahü teâlâ, eshab-ı kiramı, (Kâfirlere gadab ederler, birbirlerine merhametlidirler) diye övmektedir (Feth 29)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: SORU ve CEVAPLAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Allahü teâlâyı sevmek nasıl olur

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Sual: Allahü teâlâyı sevmek nasıl olur?
CEVAP
Allahü teâlâyı sevmek ikiye ayrılır:
Farz olan sevmek, farz olmayan sevmek. Farz olan sevmek Allahü teâlânın emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, kaza ve kaderine razı olmaktır. Haram işlemek ve farzları yapmamak, bu sevginin gevşek olduğunu gösterir.

Farz olmayan sevgi, nafileleri de yapmaktır. Şüphelilerden sakınmaya sebep olur.
Hadis-i kudside Allahü teâlâ buyuruyor ki:

(Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında bana en sevgili olanlar, ona farz kıldığım şeyleri yapmasıdır. Kulum nafile ibadetleri yapmakla bana o kadar yaklaşır ki, onu çok severim. Onu sevince, onun duyan kulağı, gören gözü ve tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Her istediğini veririm. Benden yardım isteyince, imdadına yetişirim.) [Buhari]

Şu halde, Allahü teâlânın en çok sevdiği ibadet, farzları yapmaktır. Burada bildirilen nafile ibadetler, farzlarla birlikte yapılanlardır.

Ömer bin Ali Fakihani hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i kudsi gösteriyor ki, farzlarla birlikte nafile ibadetleri yapan, Allahü teâlânın sevgisini kazanır.

Ebu Süleyman Hattabi hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i kudsi gösteriyor ki, bunların duaları kabul olduğu gibi dua ettikleri kimseler de, muratlarına kavuşur. (Mevahib)

Allah sevgisinin alameti
Sual: Allah sevgisinin alameti nedir, Allah sevgisini kimler anlayamaz?

CEVAP
Allah sevgisinin alameti yedi şeyde belli olur:
1- Allahü teâlâyı seven, ölümden korkmaz. Seven, daima ölüme hazır bekler. Çünkü ölümle, aşık maşuka, garip öz yurduna kavuşmuş olur. Dinimize bir müddet daha hizmet edeyim düşüncesiyle, ölümün hemen gelmesini istememek Allah sevgisine zıt değildir.

2- Seven, sevdiğinin sevdiklerini, kendi sevdiklerine tercih eder.

3- Seven, her an sevdiğini düşünür, onu anar.

4- Seven, sevgilisinin sevdiği her şeyi sever.

5- Seven, bütün engellerden sıyrılır, sevdiğini çok anar. Uykusundan fedakârlık eder. Allahü teâlâ, Hazret-i Davud`a buyurdu ki:

(Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar yatan, yalancıdır. Zira dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur.) [M. Name]

6- Sevene, bütün ibadetler kolay gelir. İbadetlere zevkle sarılır.

7- Seven, sevgilisinin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İmanın en sağlam temeli, Allah için sevmek Allah için buğzetmektir.) [Ebu Davud]

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: SORU ve CEVAPLAR | 1 Yorum »

Allah ve Resulünü çok sevmek için

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Allah ve Resulünü çok sevmek için

Sual: Allah ve Resulünü ve İslam âlimlerini çok sevebilmek için ne yapmalıdır?
CEVAP
 İmanı Ehl-i sünnet itikadına göre düzeltmelidir! İman doğru olmadıkça, Allahü teâlâ ve Onun sevdikleri sevilemez. Kur’an-ı kerimde mealen, (İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır) buyuruluyor. (Bekara 165)

Sevgi, imanın esaslarındandır. Hadis-i şerifte, (Bir kimse, Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe, iman etmiş sayılmaz) buyuruldu. (Buhari)

Demek ki, hakiki imana kavuşanlar, Allah ve Resulünü çok severler, sevdiklerini de Allah rızası için severler, buğzettiklerine de Allah için buğzederler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [İ. Ahmed]

Haramlardan kaçıp bütün ibadetleri yapmaya çalışmalıdır! Bilhassa bid’at işlemekten çok sakınmalıdır!

Allahü teâlâyı seven, Onun emir ve yasaklarına riayet eder. Resulü Muhammed aleyhisselamı sever, onun sünnetine riayet eder. Böyle bir kimse de elbette Cennete gider.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, beni sevene Cehennem ateşini haram kılar.) [Ebu Nuaym]

İstediğiniz sevgiye kavuşabilmek için dua etmeye devam etmelisiniz! Peygamber efendimiz şöyle dua ederdi:
(Ya Rabbi, bana kendi sevgini, seni sevenin sevgisini, beni sevgine yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle ve kendi sevgini,
[susuzluktan yanan kimsenin şiddetle arzuladığı] soğuk sudan benim için daha sevgili kıl!) [Tirmizi]

Yazı kategorisi: SORU ve CEVAPLAR | » yorum bırak;

Gaybı kim bilir

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Gaybı kim bilir

Sual: Gayb nedir? Gaybı kimler bilebilir?
CEVAP
Gayb, duygu organları ile veya hesap ile, tecrübe ile anlaşılmayan şey demektir. Gaybı ancak Allah bilir.
O, Âlim-ül-gayb [gaybı bilen]dir (Haşr 23) ve Allâmül-guyûb [gaybları en iyi bilen]dir. (Sebe 48)

Bu konudaki birkaç âyet meali şöyledir:
(Allah`ın, gaybları en iyi bilen olduğunu hâlâ anlamadılar mı?) [Tevbe 78]
(De ki: Gaybı bilmek Allah`a mahsustur.) [Yunus 20]

(Göklerin ve yerin gaybı Allah
`a aittir.) [Hud 123, Nahl 77]
(De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah`tan başka bilen yoktur.) [Neml 65, Hücurat 18]

Gaybı Peygamberler de bilmez. Bu konudaki birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Ben gaybı da bilmem.) [Enam 50, Hud 31]
(Gaybın anahtarları Allah`ın yanındadır.) [Enam 59]
(De ki: Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim.) [Araf 188]

Gaybı cinler de bilmez. Bir âyet meali:
(Cinler gaybı bilselerdi, zelil edici azap içinde kalmazlardı.) [Sebe 14]

Falanca hoca, filanca falcı gaybı biliyor demek küfür olur. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Falcının, büyücünün veya başka birinin gaybdan verdiği haberlere inanan, Kur`an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani]

Allahü teâlâ dilerse, Peygamberlerine bazı gayblarını bildirir. Bu konudaki iki âyet meali şöyledir:
(Allah size gaybı bildirmez; fakat dilediği Peygamberine gaybı bildirir.) [Al-i imran 179]

(Allah gayba kimseyi muttali kılmaz; ancak dilediği Peygamber müstesna. Çünkü her Peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar.)
[Cin 26, 27]

Hazret-i Musa, ledün ilmine sahip, yani Allah`ın kendisine gaybları bildirdiği bir zata, (Rabbimizin sana öğrettiği doğruyu bulmama yardım edecek hayra götürecek bir ilmi bana da öğretmen için, sana tâbi olmak istiyorum) dediği Kur`an-ı kerimde bildiriliyor. (Kehf 66)

Gaybları bilen, ledünni ilme sahip olan bu zatın Hazret-i Hızır olduğu bildirilmiştir. Resulullah efendimize ise, birçok gayblar bildirilmişti. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Saflarınızı tamamlayın. Çünkü sizi elbette arkamdan da görüyorum.) [Müslim]

(Rüku ve secdeleri düzgün yapın, Allah
`a yemin ederim ki, sizin rüku ve secde yaptığınızı arkamdan görüyorum.) [Buhari, Müslim] (Gözde görmeyi yaratan Allahü teâlâ, diğer uzuvlarda da görmeyi yaratmaya kadirdir. Resulullahın bu mucizesini inkâr eden, Allah`ın kudretini inkâr etmiş olur.) Resulullahın gündüz aydınlıkta nasıl görürse, gece karanlıkta da aynen gördüğü Buhari�deki hadis-i şerifte bildirilmiştir.

Evet Allah`tan başka gaybı kimse bilemez. Bilir demek küfürdür. Bir gün Resulullah efendimizin devesi kayboldu. Münafıklar bunu fırsat bilip “Hani göklerden, Cennetten, Cehennemden bahsediyordu. Kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor” dediler. Münafıkların bu sözü Resulullah efendimize ulaşınca, (Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim. Şu anda Rabbim, bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem, şu anda falanca yerdedir) buyurdu. Tarif edilen yere gidip deveyi bir ağaca bağlı olarak buldular. (Mevahib-i ledünniyye)

Ancak, Allahü teâlâ bildirirse Resulü de, evliyası da bilebilir. Bunun delillerini yukarıda genişçe bildirdik. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kalbleriniz temiz olsa idi, siz de benim duyduklarımı duyardınız.) [İ. Ahmed, Taberani] (Bu hadis-i şerifteki gibi kalbi temiz olan Hazret-i Ömer, Medine`den İran`daki ordusunu görüp, komutanı Sariye`ye, “Dağa yanaş” demiştir. (Ş. Nübüvve)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, NASİHAT, SORU ve CEVAPLAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Görülmeyen şey yok mudur?

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Görülmeyen şey yok mudur?

Sual: Ateistler, (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şey yoktur) diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?

CEVAP
Melek, cin ve şeytanı inkâr eden müslüman olamaz. Bunlar Kur`an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça yazılıdır.

Dünya, bir imtihan yeridir. Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir imtihan gerekir. Allahü teâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, suç, günah işleyeceğini bilir. Fakat, henüz suç işlemeden cezalandırılsa, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak doğru değil) diyebilir. İşte bunun gibi sebeplerle, insanlar imtihan için dünyaya getirilmiştir. Söz dinleyenle, dinlemeyen, suç işleyenle işlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir.

Mesela (domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu için değil, emri dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye de haram edilmiş olamaz mı?

Bu öyle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye itiraz edilemeyecektir.

Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin görülmemesi de bir imtihandır. Görüldükten sonra imtihanın ne önemi kalır? Çok çalışkan ve bilgili bir öğrenci ile çok tembel ve cahil bir öğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman çalışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması için [daha doğrusu inananla inanmayanın ayrılması için] bir imtihan gerekmez mi?

Görülmeyen her şeye yok demek, aklı bırakıp, duyulara tâbi olmak demektir. Hayvanlar duyularına tâbi olur; insan ise, akla tâbi olur. İnsanların duyuları, hayvanlarınkinden daha geridedir. Köpek çok kuvvetli koku alır. İnsan, bu kadar koku alamaz, gecenin zifiri karanlığında yarasa gibi hareket edemez. İnsan, ışık olmadan, karanlıkta göremediği halde, kedi görebiliyor. O halde göze değil, akla göre karar vermek gerekir.

Mıknatısın manyetik gücünü gözle göremiyoruz. Fakat demiri çekmesinden mıknatısta bir güç olduğunu anlıyoruz. Kumanda aleti ile, TV`yi açıp kapatıyoruz. Kumanda aletinde gözle görmediğimiz bir güç, bu işleri yapıyor. Uzaktan kumandalı bir aletle, otonun kapıları açılabiliyor. Fakat bu işi yapan gücü göremiyoruz. O halde, hisse değil, akla değer vermek gerekir. Lazer ışınları ile ameliyat yapılıyor, demir kesiliyor. Bu ışınları ve manyetik dalgaları gözle göremiyoruz. Göremediğimize yok demek akla, ilme uygun değildir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Allah Cennette görülecektir

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Allah Cennette görülecektir

Sual: Müminler ahirette ve Cennette Allahü teâlâyı görecekler mi?
CEVAP
Müminlerin ahirette, Cennete girmeden önce de, girdikten sonra da Allahü teâlâyı görecekleri Kur’an-ı kerimde açıkça bildiriliyor:

(Kıyamet günü ışıl ışıl parlayan yüzler, [müminler] Rablerine bakacaklardır.) [Kıyamet 22, 23]

Meşhur bir hadis-i şerif meali de şöyledir:

Peygamber efendimiz, ayın on dördüncü gecesi, parlayan dolunaya bakıp buyurdu ki:
(Gökteki şu ayı nasıl net görüyorsanız, [siz müminler Cennette] Rabbinizi, böyle açıkça göreceksiniz.) [Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İ. Ahmed, İbni Huzeyme, İbni Hibban]

Yunus suresinin, (Güzel amel edenlere, hüsna [Cennet] ve ziyadesi de vardır) mealindeki 26. âyet-i kerimesindeki ziyade kelimesini Resulullah efendimiz rüyet [Allahü teâlâyı görmek] olarak açıklayıp, (Dolunayı gördüğünüz gibi kıyamette Rabbinizi açıkça görürsünüz) buyurdu. (Buhari)

Kâfirler, cemal sıfatı ile görme nimetinden mahrum kalacaklardır. Bir âyet meali şöyledir:
(Onlar [kâfirler] o gün Rablerini [cemal sıfatı ile] görmekten mahrumdur.) [Mutaffifin 15]

Allahü teâlâyı cemal sıfatı ile görmek büyük nimettir. Cennetteki bütün nimetlerden daha üstündür. Kâfirler ise, Cennete giremeyeceği için bu büyük nimetten mahrum kalacaklardır. Kâfirler, ahirette Allahü teâlâyı kahır sıfatı ile göreceklerdir, ancak bu görme bir nimet değil, büyük bir azap olacaktır.

İmam-ı Şafii, imam-ı Malik hazretleri gibi mezhep sahibi büyük âlimler, (Bu âyet-i kerime, müminlerin Allahü teâlâyı cemal sıfatı ile göreceklerine bir delildir. Çünkü öyle olmasaydı, Kâfirler göremeyecek buyurulmazdı) demişlerdir. Hiç kimse denmiyor, kâfirler göremeyecek buyuruluyor. (Hazin)

Araf suresinin 143. âyet-i kerimesinde, Musa aleyhisselamın Allahü teâlâyı görmek istediği bildirilmektedir. Bu da Allahü teâlânın görüleceğinin delilidir. Çünkü, bir peygamberin, imkansız olan şeyi Allahü teâlâdan istemesi abes, hatta cahillik olurdu. Allahü teâlâ hakkında caiz olan ve olmayan şeyleri bilmemek ise peygamberliğe aykırıdır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Ehl-i sünnet âlimleri, sözbirliği ile
Allahü teâlâ dünyada görülmezbuyurdu. (1/283)

Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:
(Dünyada Allahü teâlâyı gördüm diyen zındıktır. Evliyanın kalb gözü ile görmesi rüyet değildir. Onlara şühud hasıl olmaktadır.) (İtikadname)

İmam-ı Gazali hazretleri de, (Allahü teâlâyı dünyada görmek mümkün olmaz) buyuruyor. (İhya)

Dünyada Allahü teâlâyı görmek imkansız olduğu için Hazret-i Âişe, (Resulullahın Allahü teâlâyı gördüğünü söyleyen yalan söylemiş olur) buyurmuştur. (Buhari)
İmam-ı Rabbani, Mevlana Halid-i Bağdadi, Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri gibi büyük zatlar ise, Peygamber efendimizin Miracda Allahü teâlâyı gördüğünü, ancak bunun dünya görmesi ile değil, ahiret görmesi ile görmek olduğunu bildirdiler.

Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehid ve evliyanın büyüklerinden Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:
Biz, Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) Mirac gecesi Allahü teâlâyı görmesinin baş gözü ile olup, kalble ve rüyada olmadığına iman ederiz. Zira Cabir bin Abdullah, Peygamber efendimizin Necm suresinin
(Andolsun Onu, Sidretü’l-Münteha’nın yanında önceden bir defa daha görmüştü) mealindeki 13 ve 14. âyet-i kerimeleri üzerine (Elbette Rabbimi gördüm), (Ben sidretü`l-müntehada Rabbimi gördüm. Öyle ki, ilahi vechinin nuru, benim için zahir oldu) buyurduğunu bildirmiştir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;

Uçan daireler ve UFO yalanları

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

Uçan daireler ve UFO yalanları

Sual: Uzaylı insanların varlığı doğru mudur? UFO gerçek midir?
CEVAP
Asırlardır, dinsizler, dinleri inkâr etmek için çeşitli yalanlar uydurmuşlardır. Mesela, Âdem aleyhisselamı inkâr etmek için ilk insanların vahşi olduğunu, maymundan geldiğini, dil bilmediğini de söylerler. Halbuki Allahü teâlâ, bütün eşyanın, ismini, ilmini ve sanatını Hazret-i Âdem`e öğrettiğini bildiriyor.
(Bekara 31)

“Tanrıların Arabaları” diye kurgu yazılar yazan Erich von Daniken bunlardan biri, Mısır Piramitleri gibi harikaları görünce, (Bunları insan yapamaz. Tanrılar yapmış olabilir) düşüncesiyle hayaller üretmiştir. Gayri müslim kafası, tanrı çok olursa çok iş yapar sanıyor. Her şeye gücü yeten bir Allah`ı düşünemiyor.

Dinsiz, ALLAH`a inanmaz. Fakat müslümanların itikadlarını bozmak için birçok tanrının olduğunu söyler. Bunun için Gök tanrıları veya Tanrıların Arabaları demeleri de inkârcılıklarından ileri gelmektedir. Cennetle, Cehennemle alay ederler. (Cehennemde dansözler var. Biz Cenneti değil, Cehennemi isteriz) derler. Bunları, Cehenneme inandıkları için değil, inananlarla alay etmek için söylüyorlar. Çok tanrıdan bahsetmeleri de bundandır.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | 4 Yorum »

Genetik kopyalama

Yazan: Site - Yönetici Kasım 21, 2007

 

Genetik kopyalama

Sual: Genetik kopyalamadan bahsediliyor. İnsanı kopyalayacaklarmış, bu nasıl olur?
CEVAP
Bir yumurtayı bir sperm ile döllemek, döllenmiş yumurtayı uygun bir ortamda geliştirmek, yoktan yaratmak değildir. Bir mahlukun resmini çekmek veya kopyasını almak gibi kolay bir iştir. İnsan mevcut olan şeyde değişiklik yapar. Bunun için insan değil, bir sineği bile yaratmak mümkün değildir.

İnsanın ruhu, bitki ve hayvanı ayakta tutan ruhtan farklıdır. İnsan, ruhu sayesinde vardır. İnsanın, vücudu bir marangozun aletleri gibidir. Birine, başkalarının bütün organları takılsa, o insanın aklında, düşüncesinde, ilminde değişiklik olmaz. Marangozun eski aletleri yerine, yeni aletleri gelmiş demektir. Alet değişmekle, marangozdaki bilgi, kabiliyet değişmez. Görmeyen gözün yerine sağlam göz takılırsa görür. Kanı, kalbi, beyni de değişse, yine düşünceye tesir etmez. Sağlam organ, daha kolay iş görür. Çünkü insan, ruh demektir.

Teorik olarak insan kopyalanabilir. Fakat ruhu kopyalanamaz. Ruhun genetik yükle alakası yoktur. Her canlıda, hatta bir yumurta ikizlerinde de ruhlar farklıdır. Bir evliyanın veya meşhur bir sanatkârın kopyası yapılsa, kopyalamadan meydana gelecek bebek büyüdüğü zaman ilmi, aklı, zekası ve kabiliyetleri farklı olur.

Kopyalamada, gazetelerdeki ifadeye göre, ya ana veya baba yoktur. Genetik karakter anadan gelirse, ananın kromozomları kendi ana ve babasının kromozomlarının karışımıdır. Dolayısıyla doğacak bebek, annesinin değil, anneannesinin ve dedesinin kromozomlarını taşır. Soy bakımından karışık bir hilkat garibesi olur. Bu bakımdan da insanlarda kopyalama zararlı olur.

Klonlama için bazı gazeteler, “İnsan bir koyun yarattı, insan insanı yaratıyor” diye başlıklar attılar. Klonlamaya yaratmak denmez. Çünkü yaratmak, yoktan var etmektir. Klonlamada, Allahü teâlâ tarafından yaratılmış bir hücrenin içindeki genetik materyal kullanılmaktadır. Bu materyaller annenin yumurtasına aktarılmaktadır. Ruh yine Allahü teâlâ tarafından verilmektedir. Buna yaratmak denmez. Un, şeker ve yağdan helva yapmak gibidir. Unu, şeker ve yağı yoktan kimse yaratamaz. Ancak mevcut olan malzemeler kullanılarak yeni bir ürün meydana getirilir.

Klonlama ile meydana gelecek insan, Allahü teâlânın verdiği farklı bir ruha sahip olur. Fiziksel beden hemen herkeste aşağı yukarı aynıdır. İnsan ruhu sayesinde farklılıklar arz eder. Klonlama da kopyalanan sadece fiziksel özelliklerdir. Tek yumurta ikizlerinin DNA bilgileri yani fiziksel özellikler birbirinin benzeridir, ancak ruhlar farklıdır.

Klonlama konusunda çalışan İtalyan Prof. Dr. Severino Antinori diyor ki: “Bu klonlama fotokopi gibi değildir. Ayni kişiler imal etmiyoruz. Vücudun fotokopisi yapılabilir ama psikolojik durumu yapılamaz.� Bunun için bir insan ruhu ile birlikte aynen kopyalanamaz.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;