GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Arşiv Kasım 8th, 2007

ESMA-i HUSNA ve BESMELE-i SERiFE Hakkindaki aciklamalar

Yazan: Admin Kasım 8, 2007

 

ESMA-i HUSNA ve BESMELE-i SERiFE   Hakkindaki aciklamalar


ALINTI : Ruhulbeyan Tefsiri  cilt 1  sahife -46-48 

Yazı kategorisi: ALLAH, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | Yorum Yok »

Yarattığı her şeyde nice hikmet var

Yazan: Admin Kasım 8, 2007

 

Yarattığı her şeyde nice hikmet var

Sual: Allah faydasız bir şey yaratmaz mı?
CEVAP
Yaratmaz. Allahü teâlâ hakimdir, yarattığı her şeyde nice faydalar vardır. İnsan aklı bunları anlayamaz. Akıl ancak alıştığı, duygu organları ile aldığı bilgileri ölçer, kavrar.

Kâfirleri yarattığında, bunlara uzun ömür, bol rızık, mevki, rütbe verdiğinde, küfürlerini, kötülük yapmalarını dilediğinde ve yılanları, hınzırları, zehirleri yarattığında [görülemeyen atomun, düşünülemeyen küçücük çekirdeğinde, akılları şaşırtan, şehirleri yok eden muazzam kuvvet yerleştirmesinde, ışık, elektrik, mıknatıs ve kimya enerjileri yaratmasında, fizikte, kimyada, biyolojide okunan ve pek çoğu henüz anlaşılamayan madde ve kuvvet ve hayat kanunlarını, nizamını kurmasında] sayısız hikmetler, faydalar vardır. Faydasız bir şey yapmak aşağılıktır.

Dinimiz, sayısız varlıkların yaratılış hikmetini açıkça bildirmemiştir. Allahü teâlânın yarattıklarındaki hikmetlere bakıp, gerekli ibreti almayı emrettiği için insanoğlu gücü nispetinde ibret almaya gayret etmelidir!

Her varlığın yaratılışında, her emir ve yasakta nice hikmetler vardır. Ölçüsüz konuşan bazı kimseler (Bunun hikmeti şudur) diyerek kestirip atıyorlar. Halbuki, (Sayısız hikmetinden birisi de şu olabilir) dense belki daha az hata edilmiş olur. Meşhur ölçüsüzlerden birisi (Domuz etinin yasaklanmasındaki hikmet, içinde trişin isimli kurtların bulunmasıdır) demişti. Münkirler ise (Haram olmasındaki sebep, trişin ise, öldürülmesi mümkün) diyerek kafasına göre haramlığını kaldırıyordu. Eğer, (Domuz etinin haram edilişindeki hikmetlerden birisi de trişin) denseydi, münkirin itirazına da sebep olmazdı. Besmelesiz kesilen kuzu eti de haramdır. İnsanoğlu, emir ve yasaklardaki hikmetlerden kaçını anlayabilir?

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: ALLAH, BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, FETVALAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Yorum Yok »

İnsan acizliğini idrak etmeli

Yazan: Admin Kasım 8, 2007

 

İnsan acizliğini idrak etmeli

Sual: Bazı akıllı ve zeki kimseler bir şey yaratamaz mı?
CEVAP
Elbette yaratamaz. Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Yerde ve göklerde bulunan bütün varlıkları, maddeleri, cisimleri, özellikleri, olayları, kuvvetleri, kanunları, bağlantıları yaratan, yalnız Odur. Ondan başka yaratıcı yoktur. Ondan başkasına yaratıcı denemez.
Kur`an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Her şeyi yaratan Allah�tır.) [Zümer 62]
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah`tır.) [Saffat 96]
(Her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah`tır.) [Mümin 62]

(Allah`ın yarattığı gibi yaratıcı ortaklar buldular da, bu yaratmayı birbirine benzer mi gördüler? Her şeyi yaratan Allah`tır.) [Rad 16]

Karada, denizlerde, havada yaşayan hayvanların [mikropların, atom çevresindeki elektronların, moleküllerin, iyonların] ve insanların, meleklerin ve cinlerin, yani her var olanın kendisini ve hareketlerini ve işlerini ve durmalarını, ibadetlerini ve günahlarını, iyiliklerini, zararlarını, küfürlerini ve imanlarını yaratan Odur.

Sineklerin, böceklerin, mikropların, yıldızların, rüzgarların hareketlerini [elektrik itme ve çekmesini, maddenin çekimini, sıvıların ve gazların kaldırma kuvvetlerini] yaratan yalnız Odur. İnsanların ve diğer canlıların rızkını yaratan, gönderen Odur.

Canlıları öldüren, ölüleri dirilten, sağlamları hasta yapan, hastaları iyi eden yalnız Allahü teâlâdır. Mikrop, doktor birer sebeptir. İşi yaratan, bunlara etki eden Odur. Ateşte yakmak, karda soğutmak, [elektrikte ısı, ışık ve elektroliz hasıl etmek] hassalarını hep O yaratmaktadır. Ateş, kar, elektrik, görünen sebeplerdir. Allah`ın âdeti olan vasıta ve şartlardır. [Duygu organlarımızı, bunlardaki duyma kuvvetlerini, hücrelerdeki beslenme, üreme, zararlı maddeleri çıkarma, kalbi, kanı, kan sisteminin, öteki doku ve organların ve sistemlerin çalışmalarını, aralarındaki düzeni yaratan hep Odur.]

Dinsizlerin ve zındıkların, (Her madde ve kuvvet, kendi özelliği ile kendisi etki eder. Mesela, ateş yakıcıdır. Her zaman, yakar) demeleri çok yanlıştır. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: Sebeplerin etkisi kendiliğinden değildir. Sebepleri var edince, bunların etkisini, işlerini de hemen yaratması, Onun âdetidir. Ateşte yakmak özelliğini yaratmasa, ateş yakamaz. Ateşe düşen kimseyi, o istemezse, ateş yakmaz. Maddenin kendinde özellik yoktur. Maddenin özelliklerini, sebeplerin etkilerini ve işlerini, Hak teâlâ yaratıyor. O dilemezse, bu özellikleri ve etkileri yaratmaz. Dileseydi, karda sıcaklık, ateşte soğukluk yaratırdı. Nemrud`un ateşi Hazret-i İbrahim`i yakamadı. Eğer yakmak, ateşin özelliği olsaydı, elbette yakardı. Yakma işi, ateşten değil, Allahü teâlâdandır. Kılıcın kesmesini, merminin delmesini, zehirin öldürmesini yaratan Odur. Denize düşende boğulmayı yaratıyor. Dilerse, boğulmasına mani olur. Kuşun, tayyarenin uçmasını, [havanın kaldırmasını, sürtünme kuvvetlerini] yaratan Odur. Bu özellikleri, kuvvetleri yaratmasa, bunlar uçamaz.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: ALLAH, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | Yorum Yok »

HAC`DA OKUNACAK DUALAR - HACCIN ZİKİRLERİ

Yazan: Admin Kasım 8, 2007

HACCIN ZİKİRLERİ

Bil ki, haccın zikir ve duaları çoktur; bunlar bir sayıya bağlanamazlar. Fakat biz maksadlarına göre önemlilerini göstereceğiz. Hac konusunda­ki zikirler iki kısımdır: Hac yolculuğundaki zikirler ve haccın kendisinde-* ki zikirler. Biz hac yolculuğundaki zikirleri, İnşaallah yolculuklarla ilgili bölümde anlatacağımız için, bunları sonraya bırakıyoruz.

Haccın kendisi ile ilgili zikirlere gelince, biz onları İnşaallah Tealâ hac işlerinin sırasına göre anlatacağız. Çoğunda da, kitabın uzamasından bun­ları inceleyenlerin usanmasından korkarak delilleri ve hadisleri kaldıra­cağım. Çünkü bu bölüm doğrusu çok uzundur. Bundan dolayı İnşaallah Tealâ kısaltmaya koyulacağım.

Bu zikirlerin ilki: İnsan hac için ihrama girmek istediği zaman gusle­der, abdest alır, izar ve ridasını giyer (İki parçadan ibaret dikişsiz alt ve üst elbisesine bürünür.) Daha önce, abdest alanın ve gusl edenin söyleye­ceği zikirleri ve elbise giyerken söyleyeceklerini bildirmiştik. Sonra iki re­kât namaz kılar. Namazın zikirleri de geçmişti. Birinci rekâtta Fatiha’-dan sonra “Kâfirûn” sûresini, ikinci rekâtta “İhlâs” süresini okur. Na­mazı bitirince, dilediği şekilde duâ etmesi müstahabdır. Zaten namaz ar­kasında yapılacak duâ ve zikirler daha önce geçmişti. İhrama girmeyi is­tediği zaman, kalbi ile ihramı niyet eder. Kalb niyetine dili ile söylemeyi eklemek müstahab olur. Şöyle der: Hacca niyet ettim ve Allah Azze ve Celle rızası için ihrama girdim. “Lebbeyk AUâhümme lebbeyke lebbeyke lâ şerîke Seke lebbeyk. İnne’l-hamde venniğmete leke velmülk lâ şerike lek.” diyerek telbiyeyi getirir. Kalb ile niyet vacibdir. Dil ile söylemek ise sünnettir. Yalnız kalb ile niyet etmiş olsa kifayet eder. Yalnız dil ile söy­leyip kalb ile niyet etmemek caiz olmaz.

İmam Ebu’1-Feth Süleym İbnü Eyyûb El-Razî şöyle demiştir: Kalb ile niyeti kasdettikten sonra şöyle demesi güzel olur: Allah’ım! Benim vücu­dum, saçlarım, cildim, etim ve kanım senin rızan için ihrama girdi.

Bundan başkası da yine şöyle söyler demiştir: Allah’ım, ben hacca ni­yet ettim, onu başarmama bana yardım et ve benden onu kabul et. Sonra Telbiye getirmeye başlayıp şöyle söyler:

“Lebbeyk Alîahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke îebbeyk. İnne’l-hamde vennîğmete leke ve’1-mülk. Lâ şerike lek.”

“Allah’ım Sana itaat ve ibâdete hazırını, emrine boyun eğiyorum. Sa­na ibâdet üzereyim, Senin ortağın yoktur, emrine boyun eğiyorum. Hamd ve nimet gerçekte Senindir, mülk de Sana mahsustur. Senin ortağın yok­tur.” Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seüem’İn Telbiyesi budur.

Yaptığı Telbiyenin başında: LEBBEYK ALLAHÜMME BİHACCE-TİN, demesi müstahab olur, eğer hac için ihrama girmişse… Eğer umre için ihrama girmişse, LEBBEYK BİUMR’ETİN demesi müstahabdır. Sa­hih ve muhtar olan mezhebe göre, diğer telbiyelerde hacc veya umre anıl­maz

Bil ki, Telbiye sünnettir. Bir kimse onu terk ederse, haccı ve umresi sa­hih olur ve üzerine bir ceza gerekmez; fakat büyük bir fazileti ve Resû­lüllah Sallallahu Aleyh ve Sellem’e uymayı kaçırmış olur, (Şafi’i) mezhe­bimizde ve alimlerin çoğunun mezhebinde sahih olan budur. Bazı alimle­rimiz Telbiyeyi vacib kılmıştır ve haccın sıhhati için de bazıları Telbiyeyi şart koşmuştur. Bize göre doğrusu evvelki sözdür; fakat muhalefetten çık­mak için ve Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem’e uymak için Telbiye­yi bırakmamak müstahabdır Allah en doğrusunu bilendir.

Başkası adına ihram edince şöyle der: “Hacca niyet ettim ve falan adı­na Allah rızası için ihrama girdim. Lebbeyk an fülamn (an Bekrin) “Al­lah’ım! Filanın yerine da’vetine icabet ediyorum” diyerek, aslen kendisi için yaptığı telbiyeyi sonuna kadar aynen söyler.

Telbiye’den sonra Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e salât getir­mek, kendisi için ve dilediği kimse için dünya ve âhiret işleri ile ilgili duâ etmek, Allah’ın rızâsını ve Cennet’i istemek ve ateşden Allah’a sığınmak müstahabdır. Yine Telbiye’yi çok yapmak müstahab olduğu gibi, her halde: ayakta iken, otururken, yaya yürürken, binici iken, yaslanırken, inerken, dolaşırken, abdestsizken, cünüb iken, hayız iken telbiye yapmak müsta­habdır. Zaman ve yer bakımından durumların yenilenip değişmesi zama­nında da Telbiye getirilir. Gece ve gündüzün değişmesi hallerinde seher vakitlerinde, arkadaşların toplanma zamanında, kalkmak ve oturmak hal­lerinde, çıkış ve inişlerde, vasıtaya binip inmelerde, namazların arkasın­da ve bütün mescidlerde getirmek gibi… Sahih olan Tavaf ve Sa’y halle­rinde Telbiye getirmemektir. Çünkü bunlar için özel zikirler vardır. Ken­dine zorluk vermeyecek şekilde telbiyede sesi yükseltmek de müstahab­dır. Kadın için ses yükseltmek yoktur. Çünkü onun sesinden fitneye düş­mekten korkulur.

Her telbiye getirilişi üç defa veya daha çok yapmak da müstahabdır. Bu telbiyeler arka arkaya yapılır ve arada konuşulmaz ve başka bir iş se­bebiyle kesilmez. Bu telbiye halinde olana selâm vermek mekruhtur; fa­kat verilen selâmı almak gerekir.

Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yaptığına uyarak hoşuna gi­den bir şey gördüğü zaman şöyle der: “Lebbeyk inneVayşe ayşü’l-ahireti (Lebbeyk! Gerçek yaşayış ahiret yaşayışıdır.)”

Bil ki, Nahir günü (Kurban bayramının birinci günü) Akabe taşlarını atıncaya kadar yahut önceden farz tavafı yapmışsa, tavaf anına kadar tel­biye müstehaptır. Bunlardan birine başladığı zaman ilk anda Telbiye’yi keser ve tekbir getirmeye başlar.

İmam Şafi’i (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir: Umre yapan kim­se, tavaf için Hacer-i Esved karşısına çıkıncaya kadar telbiye yapar.

Hac için ihramda olan kimse, Mekke’nin (Allah şerefini artırsın) Ha­rem bölgesine girdiği zaman, şöyle demesi müstahab olur:

(”AlIâhümme hazâ haremüke ve emnüke feharrimnî minennâr ve em-minnîmin azâbike yevme tab’asü ibâdeke vec’alnîmin evliyâike ve ehli tâatike.”)

“Allah’ım! Burası Senin (hürmete değer) Harem bölgendir ve Senin gü­ven yerindir. Beni cehennem ateşine haram kıl ve beni kullarını dirilttiğin kıyamet günü azabından koru. Beni velî kullarından ve Sana itaat eden kimselerden yap.” Sonra istediği duayı yapar. Mekke şehrine girdiği ve gözü Kabe’ye bakıp Mescid’e ulaştığı zaman ellerini kaldırıp duâ etmesi müstahabdır. Kabe’yi gördüğü anda müslümanın ettiği duâ makbul ola­cağına dair nakil vardır. Şöyle duâ eder:

(”Allâhümme zid hâzelbeyte teşrîfen ve ta’zîmen ve tekrîmen ve me-hâbeten. Ve zid men şerrefehû ve kerremehû mimnen haccehû ev i’teme-rehû teşrîfen ve tekrîmen ve ta’zîmen ve binen.”)

“Allah’ım! Bu Beyt’e (Kabe’ye) şerefi, ululuğu, fazileti ve heybeti ço­ğalt. Bunu hac yahut umre için ziyaret eden kimselerden buna şeref ve fazilet dileyenlere şeref, fazilet, manevî büyüklük ve iyilik ver.” Yine şöyle söyler:

(Allâhümme ente’s-selâmü ve min kesselâmü hayyinâ rabbenâ bisselâmL)

“Allah’ım, Sen noksanlıklardan beri (uzak) olup selâmet üzeresin. Se­lâmet vermek de Sendendir. Rabbimiz, bizi selâmetle dirilt.” Sonra ahi-ret ve dünya hayırlarından dilediği şeyleri ister. Mescide girdiği zaman, kitabın başında bütün mescidler konusunda yazmış olduklarımızı söyler.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: