GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

06 Oct 2007 için Arşiv

“Kahrolsun Şeriat” Diyenlerin Hali !!

Yazan: Site - Yönetici Ekim 6, 2007

 

“Kahrolsun Şeriat” Diyenlerin Hali !!


“Kahrolsun Şeriat!” Diyenler..

BİR İNSAN böyle bir sözü neden söyler,niçin söyler,hangi niyetle söyler?

Bu sözü söyleyenlerin bir kısmı var ki ne dine inanır ne Allaha ne Kurana inanır nede Peygambere…İslam’a ve dine karşıdır.
Zaten böyle birisinin yoluda izide bellidir.Hiçbir kutsalı yoktur,hiçbir manevi değer tanımaz.Onun gözünde, dini çağrıştıran her şey zararlıdır ve yanlıştır.Böyle düşünenleri kendi ideolojik yapılarıyla baş başa bırakalım.

“Kahrolsun Şeriat!” diye bağırıp çağıran başka birisi daha vardır ki o da neyin ne olduğunu bilmeden konuşuyor.
Allah’a, dine, Kuran’a ve Peygambere inanıyor, inancı var, belki namazda kılıyordur, oruçta tutuyordur, ama şeriat’ın siyasi ve ideolojik bir düşünce olduğunu sanıyor, farkına varmadan bu saçma sözleri kullanıyor.

Oysa şeriatla din aynı anlama gelir.İkisi birarada kullanılır.Din şeriattır, şeriat da dindir.

“Şeriat” kavramının içinde, imanla ilgili hükümler olduğu gibi, ahlakla, ibadetle,ve günlük hayattaki işlerle alakalı hükümler vardır.
Herşeyden önce Şeriatı koyan Allah’tır.Bir diğer ifadeyle dinin gönderen ve dinin sahibi Allah’tır.Onun için Allah’a “Şari-i Hakiki/Gerçek şeriat koyucu” denir.
Zaten Allah’ın şeriatı koymasının asıl amacı kullarının sonsuz hayata ve gerçek saadete ulaşmalarıdır.Şeriatın tanımına baktığımızdada aynı gerçekleri görürüz.

Sözlük anlamıyla şeriat “yol,mezhep,metod,adet,insanı bir ırmağa,su içilecek kaynağa götüren yol” demektir.
Dini bir terim olarak da “Allah’ın emir ve yasaklarının toplamı”dır.
başka bir deyimle “Kuran ayetlerine,Allah Resulü’nün(sav) sünnetine ve İslam alimlerinin görüş birliği içinde oldukları meselelere dayanan ilahi kanun’lar bütünüdür.

“Şeriat”, İlahi kanunlar bütünü olduğuna göre, Tek Şari/Şeriat koyucu Allahtır.Bunun yanında peygamberler de şeriatı insanlara haber verdikleri için ayrıca onlarda Şari olarak anılırlar.

Şeriat kelimesi bir terim olarak diğer kanunlar ve dinler içinde kullanılabilir.Mesela “Musa(as)’ın Şeriatı” gibi.

Şeriat kelimesinin terim anlamı şu ayete dayanır:
“Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık.Sen ona uy.Hakk’ı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma!” (Casiye suresi 18. ayet)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, FETVALAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, NASİHAT, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ | » yorum bırak;

Şeytanla Bir Görüşme

Yazan: Site - Yönetici Ekim 6, 2007

 

Şeytanla Bir Görüşme


Şeytanla kabristanda karşılaştılar. Şeytan çok neşeliydi. Adam sordu:
“Bu ne hâl?”

“Altın devrimi yaşıyorum.” diye cevap verdi şeytan.

Adam anlamazlıktan geldi: “Ne demek istiyorsun?” “Sen de pekâla biliyorsun,” dedi, “Asırlarca âhirzaman dedim durdum. Şimdi artık mutluyum. O Asr-ı Saadet’te neler çektiğimi bir ben bilirim. Hangi sahabeyi görsem dizlerimin takatı kesilirdi.

Hele Ömer, onu görünce saklanacak delik arar, yolumu değiştirirdim. Daha sonra da rahat yüzü gördüm sayılmaz. Sahabeler gitti, müçtehidler geldi. Her asırda bir kutup, bir müceddid, nice alim, nice veli…

Bana rahat yüzü mü gösterdiler?. Geylânî gitti, Gazali geldi; Rabbanî gitti, Mevlâna geldi.. Selçuklunun çöküşüyle biraz
rahat edeceğimi sandım. Ne gezer. Al sana Osmanlı Ama şimdi altın devrimi yaşıyorum. Evet altın devrimi.

Şeytan, daha sonra da bir nârâ atarak “Gün benim, devran benim” diye ekledi.

“Milyonlarca, milyarlarca insanı nasıl yoldan çıkarıyorsun? Bunu hangi kuvvetle yapıyorsun?” diye sordu adam.

Şeytan bir kahkaha savurdu: “Allah’ın onlara verdiği kuvvetle!” “Nasıl olur!?”

“Anlatayım,” dedi şeytan. “İnsana takılan bütün âletler, duygular, verilen bütün hisler, kuvvetler hep Allah’ın ihsânı.
Ben o insana Allah’ı unutturuyorum. İçine vesvese atıyor, ne lâzımsa yapıyorum. Oyunlar tezgâhlıyor, tuzaklar kuruyorum. Sonunda bana uyarsa, Allah’ın bu ihsanlarını benim istediğim yönde kullanıyor. İşte bütün mesele bu kadar basit.”

“Demek sen Allah’ı biliyorsun?” diyerek hayretini belirtti adam.

Şeytan acı acı gülerek; “Öyle lâf ediyorsun ki şaşıyorum” dedi.

“Hiç bilinmeyen bir Zât’a isyan edilir mi? Onu bilmeyen mi var? Ama kimisi Kur’an’ı dinler, emirlerine uyar.
Kimisi de beni dinler, isyan yolunu tutar. Bu ayrı mesele.”

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, YORUMLAR, YORUMSUZ, ŞEYTAN | » yorum bırak;

Nûh Tûfânı

Yazan: Site - Yönetici Ekim 6, 2007

Nûh Tûfânı

“Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.” (29/Ankebût, 14)

Hemen her kültürde yer aldığını gördüğümüz Nuh Tufanı, Kuran’da anlatılan kıssalar arasında, üzerinde en çok durulanlardan biridir. Hz. Nuh’un gönderildiği kavmin uyarılara ve öğütlere kulak asmaması, gösterdikleri tepkiler ve olayın meydana gelişi birçok âyette detaylarıyla anlatılır.

Hz. Nuh, Allah’ın ayetlerinden uzaklaşarak O’na ortaklar koşan kavmini, sadece Allah’a kulluk etmeleri ve sapkınlıklarından vazgeçmeleri konusunda uyarmak amacıyla gönderilmişti. Hz. Nuh, kavmine Allah’ın dinine uymaları konusunda defalarca öğüt verdiği ve onları Allah’ın azabına karşı birçok kez uyardığı halde, onlar Hz. Nuh’u yalanladılar ve şirk koşmaya devam ettiler. Mü’minûn Sûresi’nde, Nuh Kavmi’nde gelişen olaylar şöyle anlatılıyor: “Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: ‘Ey Kavmim, Allah’a kulluk edin. O’nun dışında sizin başka ilahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?’ Bunun üzerine, kavminden inkâra sapmış önde gelenler dediler ki: ‘Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz.’ O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin. Rabbim’ dedi (Nuh). ‘Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et.” (23/Mü’minûn, 23-26)

Âyetlerde anlatıldığı gibi, kavminin önde gelenleri Hz. Nuh’u, onlara karşı üstünlük elde etmeye çalışmak, yani kişisel çıkarlar aramak gibi basit bir suçlamayla karalamaya çalıştılar ve ona “deli” damgası vurmak istediler. Ve onu gözetlemeye, baskı altında tutmaya karar verdiler. Bunun üzerine Allah Hz. Nuh’a, inkâr edip zulmedenlerin suda boğularak azaplandırılacağını ve iman edenlerin kurtarılacağını haber verdi.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, CENNET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DÜNYA TARiHi, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, H.Z NUH, TEVBE, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK | » yorum bırak;

Kur’ân-ı Kerim’de Nûh (a.s.) ve Tevhid Mücâdelesi

Yazan: Site - Yönetici Ekim 6, 2007

 

Kur’ân-ı Kerim’de Nûh (a.s.) ve Tevhid Mücâdelesi

Hz. Nûh’un ismi, Kur’ân-ı Kerim’de toplam 43 yerde geçer. Nûh (a.s.)’un kıssası, Kur’an’da detaylı bir şekilde 28 ayrı sûrede anlatılmıştır. Bunlar: 7/A’râf, 59-64; 11/Hûd, 25-48; 23/Mü’minûn, 23-30; 42/Şuarâ, 105-122; 54/Kamer, 9-17; 10/Yûnus, 71-74; 21/Enbiyâ, 72, 77; 25/Furkan, 37; 29/Ankebût, 14-15; 37/Sâffât, 75-82; 40/Mü’min, 5; 51/Zâriyât, 46; 53/Necm, 52; 71/Nûh, 1-28. Kur’ân-ı Kerim’in 71. sûresinin ismi ise Nûh sûresidir. Bu sûrelerin hepsinde, Hz. Nûh (a.s.)’un peygamber olarak gönderilişi, peygamberliği, dâvetini kavminin bile bile inkârına ve ona isyanı, onların eziyetlerine karşı göstermiş olduğu uzun müddet sabredişi, yalanlayıcıların tûfanla boğulup cezâlandırılması anlatılmaktadır.

“Allah Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.” (3/Âl-i İmrân, 33)

“Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik….” (4/Nisâ, 163)

“Andolsun biz Nuh’u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki: ‘Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım.’ Kavmimin önde gelenleri: ‘Gerçekte biz seni açıkça bir ‘şaşırmışlık ve sapmışlık’ içinde görüyoruz’ dediler. O: ‘Ey kavmim, bende bir şaşırmışlık ve sapmışlık yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim’ dedi. ‘Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah’tan biliyorum. Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?’ Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.” (7/A’râf, 59-64)

“Sizi uyarmak için aranızdan bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikr’in gelmesine mi şaşırdınız? (Allah’ın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi arttırdığını (veya üstün kıldığını) hatırlayın. Öyleyse Allah’ın nimetlerini hatırlayın, ki kurtuluş bulasınız.” (7/A’râf, 69)

“Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahâlisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara rasulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.” (9/Tevbe, 70)

“Onlara Nuh’un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: ‘Ey kavmim, benim makamım ve Allah’ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah’a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin. Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim, yalnızca Allah’a aittir. Ve ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum.’ Fakat onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.” (10/Yûnus, 71-73)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z NUH, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

iDRiS (A.S ) GÖĞE ALINIŞI

Yazan: Site - Yönetici Ekim 6, 2007

 

iDRiS (A.S )

PEYGAMBERLİĞİ

İdris aleyhisselam, peygamberlikle şereflendikten sonra Cebrâil aleyhisselam kendisine 4 defa gelerek 30 sahife getirmiştir. Onun şeriatında; “Allah’a, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, meleklere, peygamberlere ve ahir zamanda gelecek olan son peygamber Ahmed aleyhisselama inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, domuz, köpek ve eşek eti yememek, aklı gideren maddelerden sakınmak” emredilmiştir.

İdris aleyhisselam döneminde insanlar Şit ve Kâbîl toplumu olarak ikiye bölünmüştü. Şit toplumu müslüman idi. Kâbîl toplumu ise tam anlamıyla yoldan çıkmıştı. Sorumsuz bir hayat süren Kâbîl topluluğuna özenen Şitoğullarından insanlar, kafile kafile onlara katılmaya başlamışlardı. İdris aleyhisselam bunların önünü alabilmek için kendisine inananlardan oluşan silahlı bir kuvvet kurmuştu. Ok ve yayı keşfederek Kâbîloğullarını sindirdi. Bu uğurda pek çok sıkıntıya göğüs germiş ve sabretmişti. İdris aleyhisselam, kendisinden sonra büyük bir tufan felaketinin yaşanacağını, ancak müminlerin bu felaketten kurtulacağını en ince ayrıntılarına kadar bildirmişti. Buna rağmen kendisinden sonra putperestlik ortaya çıkmış ve Nuh aleyhisselam döneminde de tufan meydana gelmişti.

YAŞADIĞI DÖNEM

İdris aleyhisselamın yaşadığı dönem tufan öncesidir. Ancak Âdem aleyhisselam ile tufan arasında geçen yüzyılların ne kadar olduğu ve bu asırların hangisinde yaşadığı şimdilik kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kaynakların ittifakla belittiğine göre bu süre içerisinde yaşayan 10 kuşaktan 7. sinde hayat sürmüştür. Nuh aleyhisselamın yaşadığı uzun süre gözönünde bulundurulursa tahmini bir tarihleme yapmak mümkün olacaktır, fakat bir şartla; O da tufanın hangi tarihte meydana geldiğinin tespit edilmesidir. Bu da ancak Nuh aleyhisselamın gemisinin bulunmasıyla gerçekleşebilecektir.

Kur’ân-ı Kerîm ve Eski Ahit’te ilk insanların sürdükleri ömür yüzlerle ifade edilirken Mezopotamya tabletleri binlerce yıl süren ömürden bahsetmektedir. Tabletlere göre ilk sekiz hükümdar toplam 241.200 yıl egemen olmuşlardır. Eğer onunu birden sayarsak karşımıza 456.000 rakamı çıkar ki bu, ilk insandan tufana kadar olan süreyi ifade etmektedir. Bu durum, Mezopotamya medeniyetlerindeki zaman anlayışının veya onlu sayı sisteminin farklı olduğunu göstermektedir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z İDRİS, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;