GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

05 Oct 2007 için Arşiv

Hz. Adem’in Kur’an’da Anlatılan Kıssasından Bazı Ders ve İbretler

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

Hz. Adem’in Kur’an’da Anlatılan Kıssasından Bazı Ders ve İbretler

Hz. Adem topraktan yaratılmıştır. İnsanın topraktan yaratılması, bir yönüyle Allah’ın yüce kudretine delil olurken, bir yönden de insana bir hatırlatmadır: “İşte senin aslın, hakir/âdi bir çamurdur. Büyüklenmeye hakkın yoktur.” O yüce kudret olmasaydı, çamur nasıl insan haline gelebilirdi? O çamura üflenen ilâhî ruh onu canlandırıyor, hareketli ve şuurlu hale getiriyor. Bu, insanın iki boyutlu olduğunu da gösterir: Topraktan meydana gelen maddî ve beşerî boyutu, ilâhî ruhtan üflenen ve Allah’ın isimleri öğretmesinden oluşan manevî, ruhî ve ilmî yönü, halifelik boyutu. İnsan, kendine verilen yetenekler sayesinde mayasındaki çamurluğu, yani değersizliği, düşük bir seviyeyi de seçebilir; kendisine üflenen ilâhî ruh yönüne meylederek yüceliği, üstünlüğü, ilâhî ahlâkı da seçebilir.

Çamur, durağanlığı, hantallığı, bir yerde çöküp kalmayı; ruh ise hareketi, canlılığı, çabayı ve gayreti işaret eder. İnsan mayasındaki çamur alçaklığa, ruhu ise yüceliğe meyillidir. İnsanı ancak ilâhî ruhtan gelen bilinç, olgun harekete yöneltebilir. (5) İnsanlar arasındaki mesafe, çamur ile ilâhî ruh arasındaki mesafe kadar olabilir.

Meleklerin Hz. Adem’e secdesi, insana verilen değerin göstergesidir. Başta melekler olmak üzere yeryüzünde hemen her şey insanın hizmetine verilmiştir. Her şey, insanın önünde âdeta melekler gibi secde etmektedir. Bu hizmetten ise yalnızca İblis kaçınmaktadır. O, bu evrensel değerleri ve nizamı inkâr ederek bu âhengin dışında kalmıştır. Avrupa’da ortaya çıkan Hümanizm, insana verilen bu ulvî değerin yanında hiçbir anlam ifade etmez.

Hz. Adem’in Kur’an’da anlatılan kıssası, bütünüyle yaratılışın ve insanlığın hikâyesidir. İnsan hayatının nasıl başladığını, nasıl devam etmesi gerektiğini ve nereye varacağını haber veriyor. Âdem kıssası, insanın yüksek mertebesini, kendisine melekler dahil bütün yerdeki varlıkların hizmet ettiği yeryüzü halifeliğini ve bunun sorumluğunu hatırlatıyor. Yeryüzünde halife kılınan insan, ancak emanet yükünü hakkıyla taşırsa bu görevini hakkıyla yerine getirebilir. Adem kıssası, insanı Allah’ın emrine uymaya, yasaklarından kaçmaya alıştırıyor, İblis’in düşmanlığını hatırlatıyor.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | 2 Yorum »

Hz. Âdem’in Peygamberliği

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

Hz. Âdem’in Peygamberliği

Hz. Âdem, ilk insan olduğu gibi aynı zamanda ilk peygamberdir. Hz. Adem, yeryüzüne indirildikten sonra, Cenab-ı Allah, insan nesillerinin hepsini onunla eşi Havva’dan türetmiştir. “Ey insanlar! Sizi tek bir candan (Âdem’den) yaratan, ondan da yine onun zevcesini (Havva’yı) yaratan ve ikisinden pek çok erkekler ve kadınlar türetip yayan Rabbiniz’e ittika edin, O’na karşı gelmekten sakının.” (4/Nisâ, 1)

Allah, insanı nefsinin şehvet ve şeytanın vesveselerine mâruz kalacak şekilde yaratmış, ona bunlara karşı koyacak akıl ve vicdan (kalp gözü) vermiştir. Cenab-ı Allah böylece insanı bu dünyada imtihan alanına koyduğu için, hikmet ve rahmetinin gereği olmak üzere hayır ve kemâl yollarına irşad edecek peygamberler göndermiştir. Cenab-ı hak peygamberler göndermekle, insanın tabiatına ve halifeliğine uygun imtihan şartlarını tamamlamıştır. Neticede insan bu dünyada yaptıklarının hesabını öldükten sonra diriltilince verecek, imanlı olan, iyilik ve sevab terazileri ağır gelenler cennete girecektir. Bunları kendilerine öğretip ikaz etmek için peygamberlere ihtiyaç vardır. İlk insanlara peygamber olmaya en lâyık olan zât, Allah’ın doğrudan doğruya vâsıtasız konuştuğu ataları Hz. Adem’di.

Hz. Adem’in peygamberliği, Kur’an âyetleriyle sâbittir. Kur’an, Adem’e Allah’ın emir ve nehiylerini haber verir. Kendisine gelen o emir ve yasaklar, vahiy vasıtasıyla bildirilmiştir. Yine Kur’an’da geçen Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim etmeleri, ikisinden birinin kurbanının kabul olunduğunun bildirilmesi (5/Mâide, 27) Hz. Adem’e vahiy ile bildirilmiştir. Kur’an’da Hz. Âdem’in peygamliğe seçildiğinin anlatılması için “ıstafâ” -seçti- (3/Âl-i İmran, 33) kelimesi ile “ictebâ” -seçkin kıldı- (20/Tâhâ, 122) kelimeleri kullanılıyor. Bu kelimeler Kur’an’da diğer peygamberler için de kullanılmaktadır. Hz. Adem’in peygamber olduğunu açıkça bildiren hadisler de vardır. Ebu Zerr, Peygamberimiz’e “Ya Nebiyyallah, peygamberlerden ilk peygamber kimdir?” diye sorduğunda, Peygamberimiz (s.a.s.): “Âdem’dir.” dedi. Ebu Zerr, “Ya Rasülallah, o nebî oldu mu?” diye sorunca, Hz. Peygamber: “Evet o mükellem bir nebî (Allah’ın kendisiyle vâsıtasız konuştuğu peygamber) idi” dedi. (Müsned-i Ahmed bin Hanbel, V/265) Diğer bir hadis-i şerifte de Kıyâmet gününde, diğer nebîler gibi Hz. Adem’in de bir peygamber olarak Rasulullah’ın sancağı altında bulunacağı haber verilmiştir (Tirmizî, II/202) Hz. Âdem’in peygamberliği hususunda bütün müslümanlar ittifak etmişlerdir.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | 1 Yorum »

Hz. Âdem’e Ruh Verilmesi

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

Hz. Âdem’e Ruh Verilmesi

Cenâb-ı Allah, Hz. Adem’i yaratırken, maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak, canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsait bir hale getirdi. Nihayet şekil ve sûretinin tesviyesini/düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan üflemiştir. “Rabbin o zaman meleklere demişti ki: ‘Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek (hilkatini) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın.’ Bunun üzerine İblis’ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O (İblis) büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Allah: ‘Ey İblis, iki elimle (bizzat kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yücelerden mi oldun?’ buyurdu. İblis dedi: ‘Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.” (38/Sâd, 71-76)

Cenab-ı Allah, böylece Hz. Adem’i en mükemmel bir şekilde yarattı. Yaratılışı tamamlandıktan sonra Allah ona, haydi şu meleklere git, selâm ver ve onların selâmını nasıl karşıladıklarını dinle! Çünkü bu, hem senin, hem de zürriyetinin selâmlaşma örneğidir, buyurdu. Bunun üzerine Hz. Adem meleklere: “Es-selâmü aleyküm” dedi. Onlar da “Es-selâmü aleyke ve rahmetullah” diye karşılık verdiler. Adem, insanların büyük atası olduğu için, Cennete giren her kişi, Âdem’in bu güzel sûretinde girecektir. Hz. Âdem’in torunları, onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti. Nihayet bu eksiliş şimdi (Peygamberimiz zamanında) sona erdi. (Buhâri, Halk-ı Âdem 2 (IV/102); Tecrîd-i Sarih Terc. IX/76, hadis no: 1367)

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | 1 Yorum »

Hz. Âdem’in Yaratılışı

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

Hz. Âdem’in Yaratılışı

Kur’an-ı Kerim’e göre Hz. Âdem’in yaratılışının diğer insanlarınki gibi olmadığı kesindir. “Allah nezdinde (yaratılış bakımından) İsa’nın durumu Âdem’e benzer. Allah, onu topraktan yarattı; sonra ona ‘ol!’ dedi ve oluverdi.” (3/Âl-i İmran, 59) Bu ayet, bu iki peygamberin yaratılışlarındaki olağan üstü duruma işaret eder. Allah, Hz. Adem’i topraktan yarattı (11/Hûd, 61; 20/Tâhâ, 55; 71/Nuh, 18). Yüce Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını meleklerine bildirdiği zaman; ilim, irâde ve kudret sıfatlarıyla donatacağı bu varlığın yeryüzüne uyum sağlaması için maddesinin de yeryüzü elementlerinden olmasını dilemiştir. “Sizi (aslınız Adem’i) topraktan yaratmış olması O’nun âyetlerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılır bir beşer oldunuz.” (30/Rûm, 20)

Genellikle sahih kabul edilen bir hadis-i şerife göre Allah, Âdem’i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Âdem’in nesli değişik karakterler taşır. “Allah Teâla Adem’i yeryüzünün her tarafından avuçladığı bir avuç topraktan yarattı. Bunun için Ademoğulları kendilerinde bulunan toprak miktarına göre, kimi kırmızı, kimi beyaz, kimi siyah, kimi bunların arasında bir renkte; (tabiat/huy bakımından da) kimi yumuşak, kimi sert, bazıları kötü, bazıları da iyi olarak geldiler.” (bkz. Ebû Dâvud, Sünnet 16; Tirmizî, Tefsir 1, 3; Müsned-i Ahmed, IV/400, 406).

Allah Teâlâ, Hz. Âdem’i yaratırken maddesi olan toprağı çeşitli hal ve safhalardan geçirmiştir:

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

“Ve Alleme Âdeme’l-Esmâe Külleha” Ayeti Neler Anlatmaktadır ?

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

“Ve Alleme Âdeme’l-Esmâe Külleha” Ayeti Neler Anlatmaktadır ?

Sure-i Bakara (31. Ayet)’daki bu ayetin meal-i münifi “Allah (cc) Hz. Adem’e bütün esmâyı talim etti” şeklindedir. Malum! İsimlerin Hz. Adem’e öğretilmesi, Kur’ân-ı Hakimde, Hz. Adem’in hilafetinin bahis mevzuu edildiği yerde ele alınır. Melekler, insanın cibilliyet ve mâhiyetindeki bir kısım unsurlardan ötürü, yeryüzünde fesat çıkaracağı, kan dökeceği istibsarı (önsezi) ile, Cenab-ı Hakk’a mukabelede bulunurlar. Yani: “Ya Rab insanın mâhiyetine bakınca, bu, kan döker, insan öldürür, nifak çıkarır gibi görünüyor…” derler. Tıpkı, insanın yüzündeki hatlardan onun ruh ve mahiyetini okuyan insanlar gibi; melekler de, Hz. Adem’in mânevî simasında bunu görürler. Çünkü, yerin çamurundan, hamurundan alınan bir varlığın simasında bunlar yazılıydı… Onda, ilâhî nefhaya ait başka şeyler de yazılıydı ama, Melâike-i Kiramın gözüne birinci şık ilişmişti. Evet, bir yönü toprak, diğer yönü nefha-i ilâhî olan insan. Toprak yönü ile onda, şehvetler, kaprisler, hırslar, kinler, nefretler vardı; nefha-i ilâhî yönüyle de, A’lâ-yı İlliyyîne çıkıp, ahsen-i takvim suretini alacak ve Mele-i A’lânın sâkinleri arasına girecek bir kabiliyeti bulunuyordu.

İşte, melekler, Adem’in cismâniyetine ait bu vaziyeti hissedip, Cenab-ı Hakk’a istifsârda bulundular. “Yeryüzünde nifak çıkaran, kan döken birisini mi yaratacaksın?” Allah (cc) da melekleri imtihan için önce Adem’e Esmayı talim buyurdu; (Esmâ, isimler demektir) yani, taş, ağaç, kandil, toprak, avize vs… gibi şeyleri. Fakat mücerred esmâ bir şey ifade etmeyeceğinden, esmânın verâsında mücmel olarak müsemmâyı da O’na öğretti. Esasen kâinatta her şey, isim ve ismin delalet ettiği müsemmâ itibariyle iki yönü olan bir vahittir. Bu itibarla, Hz. Adem’e isimleri öğretti demek, dolayısıyla isimlerin delalet ettikleri şeyleri de talim etti demektir. Hz. Adem’e icmalen öğretilen isimlerin tafsilini Allah, Hz. Muhammed’e (sav) talim buyurmuştur. Evet, Hz. Adem’e okutulan fihristin bir kitap olarak tafsilatı Peygamberimize (sav) anlatılmıştır.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

Hz Havva’nın, Hz. Adem’in (as) Eğe Kemiğinden Yaratılması

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

 

Hz. Havva’nın, Hz. Adem’in (as) Eğe Kemiğinden Yaratılması

İnsan, tekâmül neticesi şu hali iktisap etmiş bir varlık değildir. O müstakillen, bir nev’i olarak yaratılmıştır. Yoksa, nev’ilerin değişmesi neticesinde bir şeyler iktisap ede ede bu hâle gelmemiştir. İstifa-i tabii’ye (natürel seleksiyon) uğrayarak da bu hale gelmiş değildir. İnsan, nev’i olarak, Allah tarafından yaratılmıştır. Hz. Adem de bir bakıma, Hz. Mesih gibi mucize olarak yaratılmıştır. Sebepler alemi içinde mucizeyi izah etmeye de imkan yoktur. Doğrusu, canlının meydana gelişini, ne tabiatçılar, ne de tekamülcüler pozitif olarak ispat etmiş değillerdir. Ortaya attıkları nazariyeler, ilmî bir tarafı olmayan tutarsız şeylerdir ve çok zayıf payandalar üzerinde durmaktadırlar… Yapılan haklı tenkitler karşısında da, artık iflas etmiş sayılırlar. Bu hususta yazılmış eserler, yapılmış konuşmalar var; istifade için onlara başvurulabilir…

Sebepler alemi içinde bir meseleyi ele alırken, onu illet-malul (sebep-netice) dengesi içinde “tenâsüb-ü illiyet prensibi”ne göre ele alırız. Mesela diyoruz ki; bir tohumdan bir ağacın meydana gelmesi için, Allah’ın (cc) izniyle evvelâ buna zemin, toprak, vasat, atmosfer, tohumun ve tohumun da ukde-i hayatiyesinin müsait olması gibi şartlar lazımdır. İşte bu sebepler, omuz omuza verince “illet-i tâmme” dediğimiz şey meydana gelir. Bu illet (sebep), malûlün (netice) vücudunu zarurî kılar. Yani, Allah’ın izniyle bu sebepler toplanınca, bir ruşeym bir başak, bir yumurta da bir civciv olur.

İnsanın ilk yaradılışı bir mucizedir. Bu meseleyi sebep-netice münasebeti içinde şöyle ele alabiliriz. Diyelim ki; bir canlıdan, diğer bir canlı elde etmek için, bir kuşla bir tavuğu veya bir atla merkebi çiftleştirdiniz; birincisinden hiçbir şey olmaz. İkincisinden de nesli devam etmeyecek olan katır meydana gelir. Burada illet eksiktir; yani “tenâsüb-ü illiyet” prensibine göre neticeye gitmede kusur vardır. Ama, erkek ve kadından, bir insanın elde edilmesi için, erkek spermi, kadının rahminde yumurta ile bütünleşirse, mualece tam, sebepler eksiksiz ve her şey mükemmeldir. O zaman Allah’ın emri ve izniyle cenin teşekkül edebilir, büyür.. geçireceği safhaları geçirir ve dünyaya gelir. Burada, sebepler tam içtima ettiğinden, beklediğiniz neticeyi elde etmiş olursunuz. Vakıa, harikulâde kabilinden Allah (cc) onu da değiştirebilir ve ayrı bir kabiliyette, değişik mahiyette de dünyaya getirebilir…

Evet bu, işin esbap içinde îzahıdır. Mesele, illetle-ma’lûller, sebepler-neticeler üstü cereyan ederse, o zaman evolüsyonla, natürel seleksiyonla değil, Allah’ın (cc) ve Resulünün (sav) anlattığı şekilde kabul etmemiz iktiza eder.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z ADEM, PEYGAMBERLER | 2 Yorum »

Peygamberimizn Ayakizi

Yazan: Site - Yönetici Ekim 5, 2007

Peygamberimizn Ayakizi

PEYGAMBERİMİZİN AYAK İZİ *
Hz. Peygamber (s.a.s.)in ayak izi (Kadem-i Saâdet):
Hz. Peygambere izafe edilen altı tane ayak izi vardır. Bunlardan dördü taş, ikisi tuğla nevindendir. Hırka-i Saâdet Dairesinde mermer gömme dolapta muhafaza edilen 28×12 cm. ebadındaki, som altından bir çerçeve ve kapak içinde olanı Abdülmecid zamanında Trablusgarp tarafından getirtilmiştir. Miraç yolculuğunda bastıkları taş olduğu rivayet edilmektedir.

Yazı kategorisi: MUKADDES EMANETLER | » yorum bırak;