GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

24 Sep 2007 için Arşiv

Norvec Hakkinda Genel bilgi

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

 

Norvec Hakkinda Genel bilgi

 Norveç, Kuzey Avrupa’da İskandinav Yarımadası’nda, Kuzey Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında, İsveç’in batısında yer alan bir ülkedir. Anayasal monarşi ile yönetilen ülkenin başkenti Oslo’dur. 324,220 km² alana yayılan Norveç’in, Finlandiya ile 729, İsveç ile 1.619, Rusya ile 167 kilmetre sınırı vardır ve 21.925 kilometrelik çok uzun bir sahil şeridi vardır.

Bölgede kıyı boyunca ılıman iklim görülür. Kuzey Atlas akımının etkisiyle sıcaklık de işiklikleri ortaya çıkar. Arazi buzulludur. Ço unlukla yüksek platolar ve dik da ların arasında verimli vadiler yer alır. Ovalar küçük ve da ınıktır. Kıyıda derinliklerden başlayan fiyortlar yer alır. Kuzeyde arktik tundra bölgesi vardır.

Deniz seviyesinden en yüksek noktası 2.469 metrelik rakımıyla Galdhøpiggen’dir. Petrol, bakır, do algaz, nikel, demir, çinko, kurşun, balık, kereste, hidro enerji başlıca do al kaynaklarıdır. Do al afetlerden en sık görülenler de heyelan ve çı dır.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: NORVEC HAKKINDA GENEL BiLGiLER | 8 Yorum »

Hz. İsmail (as)

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

 

Hz. İsmail (as)

 Kur’an-ı Kerîm’de adı zikredilen peygamberlerden. Kendisine “Allah’ın kurbanı” anlamına “Zebihatullah” da denir. Hz. İbrahim’in Hacer’den olan büyük oğludur. Kur’an’da on iki yerde ismi zikredilmekte ve aynı zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara, 2/136; Âlu İmran, 3/84; en-Nisa, 4/163). Hz. İsmail (a.s)’ın bir Resul ve Nebi olduğu, ümmetine Allah’ın emirlerinden olan namaz, zekât gibi emirleri bildirdiği anlatılmaktadır. Aynı şekilde Hz. İbrahim ve Hz. İshak ile birlikte Hz. Ya’kub (a.s)’ın ecdadından birisi olduğu (el-Bakara, 2/133) ve İsmail (a.s)’ın babası İbrahim (a.s) ile birlikte Kâbe’nin temelini yükselten ve O’nun temizliğinden sorumlu kimseler olarak anlatıldığı görülmektedir (el-Bakara, 2/125 ve 127).

Hz. İsmail Mekke’ye yerleşen Cürhümîlerin çocukları ile büyümüş ve onlardan ok atıcılığını öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup, yarış için ok atışırken, Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: “Ey İsmail oğulları! Ok atınız, sizin atanız da mahir bir ok atıcı idi” (Buhâri, Enbiyâ, 12). Hz. İsmail iyi bir atıcı ve avcıydı. Mekke’nin harem bölgesinin dışına çıkarak avlanır ve avlanmayı, ata binmeyi, yabani atları ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) “At edininiz! Onu miras olarak alın ve miras olarak bırakınız! Çünkü bu size babanız İsmail’in mirasıdır” (Ebu’l-Fidâ, el-Bidâye ve’n-Nihâye, I, 192) buyurmuştur. Hz. İsmail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandı.

Hz. İbrahim Allah Teâlâ’nın emriyle hanımı Hâcer ve oğlu İsmail’i Filistin’den alıp Hicaz’a götürdü. Hz. İsmail henüz sütte idi. Kâbe’nin daha sonra inşa edildiği yere yakın bir yerde büyük bir ağacın yanına bıraktı. Yanlarına bir dağarcık hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamıştı, her taraf ıssızdı. Hatta su da yoktu.

Hz. İbrahim dönüp giderken Hacer, “Ey İbrahim, bizi bu ıssız ve kimsesiz vadide bırakıp da nereye gidiyorsun?” dedi. Hacer tekrar, “Ey İbrahim! Bizi burada bırakmanı sana Allah mı, emretti?” diye seslendi. Hz. İbrahim, “Evet Allah emretti” deyince, Hacer, “Öyleyse Allah bize yeter, bizi o korur” diyerek Allah’a tevekkül etti. İbrahim Seniye mevkiine gelince Kâbe’nin bulunduğu tarafa yönelerek şöyle dua etmiştir: “Ey Rabbimiz, ben zürriyetimden bir kısmını senin mukaddes olan evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Şunun için ki, Rabbimiz (orada) namaz (ların)’ı dosdoğru kılsınlar. Artık sen insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve kendilerini bazı meyvelerle rızıklandır ki (verdiğin nimete) şükretsinler” (İbrahim, 14/37).

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z İSMAİL, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

H.Z LUT ( a.s ) HELAK ANSIZIN GELiR

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

 

LUT aleyhisselam “O ŞEHİRLER, İŞLEK YOLLAR ÜZERİNDE HALA DURMAKTADIR. BUNDA İNANANLAR İÇİN İBRET VARDIR.” Hicr; 77-78

Kur’ân-ı Kerîm’de kıssaları anlatılan toplumlardan birisi de “Lût Kavmi”dir. Bu isim, Lût aleyhisselamın o kavme peygamber olarak gönderilmesinden dolayı verilmiştir.

Lût aleyhisselam, çevresindeki insanları uzun süre hak yola davet ettiği halde, iki kızı hariç, hiç kimse, hatta karısı dahi kendisine inanmamıştı. Öylesine sapıtmışlardı ki, o zamana kadar hiç bir toplumda görülmeyen fenalıkları açıkça yapıyorlardı. Snuçta; Lût aleyhisselam ve iki kızından başka hepsi helak edildiler. Kur’ân-ı Kerîm’de, bu topluluğun yaşadığı beldeden; altüst olan anlamında el mü’tefika diye bahsedilmektedir. Bu kelimenin çoğulu “el mü’tefikat” olup, Tevrat’ta geçen mahpeka ile eş anlamlıdır.

Hazret-i Lût, İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. Enbiya suresinde, “İlim ve hikmet sahibi iyilerden ve Allahü tealanın rahmete erdirdiklerinden birisi” olarak tanıtılmaktadır. Ayrıca En’am suresinde bir ayet-i Kerîmede “dünyalara üstün kılındığı” buyurulmaktadır.

LÛT KAVMİNİN ÖZELLİKLERİ

Kadı Beydavi’nin bildirdiğine göre, Lût aleyhisselam, amcası Hazret-i İbrahim’in tavassutu ile Sodom şehrinin bulunduğu Ğor diyarına gider. Buranın ahalisi, dünyanın en şerli insanlarıydılar. Hiçbir toplumun yapmadığı kirli işleri yapmakla kalmıyor, yoldan gelip geçenlere de Mûsâllat oluyorlardı. Hâzin ve Medârik tefsirlerinde; “Yol kenarına oturup, gelip geçene yolculara çakıl taşları atarlardı. Taş kim değdi ise, onu atan, diğerlerinden daha fazla sarkıntılık etmeye hak kazanırdı. Yani çakıl sahibinin hissesine isabet etmiş nasibi olarak görülürdü.” A’raf ve Neml surelerinde de, bu kavmin erkeklerinin kadınları bırakıp, hem cinslerine meyleden cinsi sapıklar olduğu bildirilmektedir.

Lût aleyhisselam bu topluluğun arasında yıllarca mücadele verir. Onlara, Allah’tan korkmalarını, Ona itaat etmelerini söyler. Ancak Lût Kavmi de, öbür örneklerde olduğu gibi, peygamberlerini yalancılıkla suçlarlar. Bununla da yetinmeyip, kendisini şehirden kovmakla tehdit ederler. Lût aleyhisselam, Allahü tealanın azabı ile ikaz ettiği zaman ise Onunla alay ederek; “Azabı bir an evvel getir de görelim” derler.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z LUT, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

İbrâhim (a.s.)’in Hayatı ve Tevhid Mücâdelesi

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

 

“İbrâhîm”; Kelime Anlamı Ve Hz. İbrâhim’in Kimliği

“Bir zamanlar Rabbi İbrâhim’i birtakım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince; ‘Ben seni insanlara imam/önder yapacağım’ demişti. ‘Soyumdan da (imamlar/önderler yap, yâ Rabbi!)’ dedi. Allah: ‘Ahdim zâlimlere ermez (onlar için söz vermem)’ buyurdu.” (2/Bakara, 124)  

“İbrâhîm” ismi, elimizdeki Tevrat’ın bazı bölümlerinde Avraham (Abraham) olarak geçmektedir. Tevrat’a göre İbrâhim’in adı, önce “ulu ata” mânâsında Abram iken, daha sonra “milletlerin babası” anlamında Abraham’a dönüşmüştür. Bununla birlikte Abraham kelimesi menşei ve anlamı tam tesbit edilmiş değildir.

İbrâhim (a.s.) Keldânîler’in Ur şehrinde doğdu. Ur şehrinin, Aşağı Babilonya’da Fırat’ın batı yakasında, bugünkü Bağdat’ın 300 km. güneydoğusundaki Tel el-Mukayyer denilen bir yer olduğu belirtilmektedir. Bir başka yoruma göre ise, Hz. İbrâhim’in doğduğu yer, Kuzey Suriye’de Harran’a çok yakın olan Ufa’dır. Kitab-ı Mukaddes geleneği, İbrâhim (a.s.)’in memleketi olarak Kuzey Mezopotamya’yı, yani Güneydoğu Anadolu’ya tekabül eden bölgeyi gösterir. Bugün artık Hz. İbrâhim ve âilesinin anayurdunun, içinde Harran’ın da bulunduğu bu bölge olduğu kabul edilmektedir.

Hz. İbrâhim’in yaşadığı dönem, tam olarak bilinmemektedir. Milâttan önce 22-20. yüzyıllarda yaşadığı anlaşılmaktadır. 

“Allah’ın dostu” anlamına gelen “Halîlullah” ünvanına sahip İbrâhim (a.s.) “ulü’l-azm” denilen büyük peygamberlerden biridir. Ulü’l-azm pâyesine erişen diğer peygamberler ise Nûh (a.s.), Mûsâ (a.s.), İsa (a.s.) ve Muhammed (a.s.)’dır. Hz. İbrâhim’in Halîlullah lakabını alması, Allah’a olan sevgi ve bağlılığındandır. Bir rivâyete göre Hz. İbrâhim, insanlara karşı çok cömert olduğu ve onlardan hiçbir şey istemediği için “Halîlullah” diye nitelendirilmiştir.

İbrâhim (a.s.)’in Hayatı ve Tevhid Mücâdelesi 

Hz. İbrâhim, Kur’an’da ismi geçen kendinden sonraki bütün peygamberlerin babasıdır. O, iki nûrânî silsilenin ilk halkasını teşkil eder. Küçük oğlu İshak’la başlayan silsile, torunu Ya’kub’la devam etmiş; Ya’kub’un neslinden ise, başta Yusuf olmak üzere, Mûsâ, Hârun, Yûşâ, Dâvud, Süleyman, Zekeriyyâ, Yahyâ ve İsa’ya dek uzanan nebevî bir zincir devam etmiştir. Büyük oğlu İsmâil ile başlayan nuranî silsilenin ortasında ise nebîlerin sonuncusu ve en ekremi olan Muhammed Mustafa (s.a.s.) vardır. Ki, bu silsile, Rasûl-i Ekrem’in kızı Fâtıma ile damadı Ali’nin oğulları olan Hz. Hasan ve Hüseyin’le devam edip bugünlere ulaşmıştır. Böylesi iki nuranî ve mübârek silsilenin başında İbrâhim (a.s.) vardır. Dört semâvî/ilâhî kitabın elçisi olan dört rasûl de onun soyundandır. Mûsâ da onun zürriyetindendir; Dâvud, İsa ve Muhammed de… (Salevâtullahi aleyhim ecmaîn).    

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z İBRAHİM, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

Hz. SALİH (a.s)

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

 

Hz. SALİH (a.s)

Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerden biri. Semud kavmine gönderilmiştir. Allah Teâlâ onu, önceki peygamberlerin getirmiş olduğu tevhid dininden sapıp kendilerine ilâhlar edinen Semud kavmini uyarmak için bu kavme peygamber olarak göndermiştir. Ancak Semud kavmi, öteki azgın kavimlerde olduğu gibi onu dinlememişler ve eziyet ederek, yanlarından kovmuşlardır. Semud kavminin ileri gelenleri onunla alay ederek küçümsemeye çalışmış ve kendilerini tehdit ettiği azabın gelmesini istemişlerdir. Bunun üzerine Allah Teâlâ, onları şiddetli bir şekilde cezalandırarak yok etmiştir. Salih (a.s)’ın ve Semud kavminin kıssası sonraki nesillere ibret olsun diye Kur’an-ı Kerim’de yer almıştır.

Hz. Hud’un vefatından sonra, Semud’un torunları Kuzey Arabistan bölgesine yerleştiler. Kendilerine köşkler, saraylar inşa ettiler. Taşları oydular, onlara yeni şekiller verdiler. Köşklerini ve saraylarını bu şekillerle süslediler.

Semud kavmi, tevhit inancını unutup Allah’a ortak koştular ve yapmış oldukları putlardan kendilerine tanrılar edindiler.

Bu kâvmin ahlak ve fazilet bakımından en üstünü olan Salih’e kırk yaşına geldiği zaman peygamberlik görevi verildi.

Hz. Salih, kavmine gerçeği bildirdi. Onları doğru olan yola çağırdı. Tebliğde bulundu;

“Şüphesiz ben, size gönderilmiş emin bir peygamberim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Ben sizden tebliğim için bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbına aittir” dedi.

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: H.Z SALİH, PEYGAMBERLER | » yorum bırak;

malezya ilahi grubu

Yazan: Site - Yönetici Eylül 24, 2007

MALEZYA iLAHi GRUBU

Ya  ALLAH

Yazı kategorisi: ARAPCA iLAHiLER, ÇOCUKLAR iCiN iLAHiLER | 10 Yorum »