28 May 2007 için Arşiv
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007
Bu yil besincisi duzenlenecek olan geleneksel Oslo Kermesi 1 ve 4 haziran 2007 Tarihleri arasinda basliyacaktir, ilgilenenlere duyurulur.

Bu yil besincisi duzenlenecek olan geleneksel Oslo Kermesi 1 ve 4 haziran 2007 Tarihleri arasinda basliyacaktir, ilgilenenlere duyurulur.
Turk mutfagindan øzenle secilmis ve herkesin damak tadina hitab eden cok leziz yemekler,Døner kebab,Adana kebab,icli køfte,cig køfte,Yøruk ayrani,Baklavalar,Diger Tatli ve Pasta cesitleri,Turk kahvesi,Øzenle yapilmis el emegi gøz nuru el isleri ve daha neler neler…..
TABiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
LAR SiRKETTEN
Kermesi organize eden Dernekler :Turk yardim ve dayanisma dernegi,Turk kadinlar dernegi,Turk genclik dernegi.
Yazı kategorisi: DUYURULAR, DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, MUHABBET, NORVEC`TEN RESiMLER, NORVEÇ RESiMLERi, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007

ONLAR BÖYLEYDİ
Sultan abdülmecit peygamber efendimiz`in türbesini tamir ettirmiş, mimarlar türbe kapısının üstüne sultanın adını tasıyan tugrasını asınca sultan bu olaya sinirlenmiş ve mimarlara su fermanı gondermiş;
siz utanmaz mısınız? benim adımın peygamber efendimizin türbe kapısının üstünde ne işi var hemen oradan tugrayı sökün ve kapının dibine ayak hizasına koyun
ve tugra ayak hizasına indirilmiş.
*****************************************************************************
Kanije kalesini 1601 yılında 9000 kişiyle 100000 e yakın avusturya ordusuna karsı savunarak büyük bir tarihi zafer kazanan Tiryaki hasan pasa`ya padisah sadrazamlık vermiş ve istanbula cagırmıstır.
Bu fermanı okuyan Hasan pasa 3 gün aglamıs, neden aglıyorsunuz sorusuna ise su cevabı vermiş.
Gormuyormusun ülkemiz için yaptıgımız su küçücük fedakarlıgı bi şey sanmıslarda bana sadrazamlık veriyorlar ben aglamayayımda kimler aglasın
işte bu insanlar sayesinde osmanlı devleti 6 asır dunyayı adaletle ve hukukla yonetti boyle ihtişamlı bir devlet ortaya cıktı
ALLAH onlardan razı olsun…
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, OSMANLILAR, TARİH, TEVAZU, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007

Nuşirevan’ın Adaleti
Hazreti Ömer ve Sa’d İbni Vakkas Hazretleri, İran’a at satmaya gitmişlerdi. İran’a vardıkları zaman şehrin girişinde cirit oynayan bir kısım genç görüp seyre daldılar. Bir ara yabancıların kendilerini seyretmekte olduğunun farkına varan gençlerden birisi yanlarına gelip “Bedeviler” gibi sözlerle hakaret ettikten sonra, satmak için getirdikleri ve üzerine bindikleri Arap atlarını ellerinden zorla aldılar.
Hazreti Ömer ve Sa’d ibni Ebi Vakkas Hazretleri ticaret maksadıyla geldikleri şehre meyüs ve mükedder vaziyette girdiler. Yanlarında yiyecek bir şeyleri olmadığı gibi paraları da kalmamıştı. Aç susuz akşam olmasını beklediler. Akşam olunca da bir hana vardılar. Kapıdan girer girmez hancı, misafirlerin yabancı olduğunu ve üzüntülü olduklarını anladı. Neden üzüntülü olduklarını sordu. Hazreti Ömer daha üzüntülü görünüyordu. O hiç konuşmadı. İbni Vakkas Hazretleri ise başından geçenleri hancıya dert yanarak anlattı. Hancı misafirlerini dinledikten sonra:
- Siz kederlenmeyin, bizim hükümdarımız son derece âdildir. Ya atlarınızı buldurur, yahut bedelini tazmin eder. Sizin anlattığınıza göre elinizden atları alan hükümdarın kendi oğludur. Ama o mutlaka bu meseleyi halleder, diyerek teselli verdikten sonra:
-Her sabah hükümdarımız pazar yerinde halkın önünden geçer ve halk ona dert ve dileklerini bildirirler. O da ne icab ediyorsa hemen yapar. Siz sabahleyin hemen pazar yerine gidin vaziyeti anlatın dedi.
Sabah, Hazreti Ömer ve arkadaşı pazar yerine çıkıp hükümdarı beklemeye başladılar. Biraz sonra hükümdar yanında tercümanları olduğu halde geldi. Herkes nesi varsa açık açık söylüyor o da gerekeni hemen orada yapıyor veya yapılmasını emrediyordu. Sıra Hz. Ömer ve İbni Vakkas’a geldi. Onlarda başlarından geçenleri anlattılar., atlarının bulunup geri veilmesini dilediler.
Hükümdar bunları dinleyince yüzü çok asıldı ve üzüntülü olduğu her halinden belli idi. Bir kese altın verdi ve atlarının da bulunacağını söyledi. Hükümdar tercüman vasıtası ile konuşuyordu, tercüman ise atı alanların hükümdarın oğlu olduğunu söylememişti. Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri yine akşam kaldıkları hana geldiler. Bu sefer yanlarında paraları da vardı, karınları da toktu. Hancının parasını verdiler, o gece de orada kalıp sabahleyin yola çıkmayı düşünüyorlardı. Hancı ne olduğunu sordu. Onlar hükümdarla görüştüklerini ve atları bulacağını söylediler, dedi.
Hancı birden öfkelendi ve :
-Demek kendi oğlu olduğu zaman iş değişiyor, dedi.
Sabah oldu bu sefer hükümdarın karşısına hancı çıkıp:
-Hükümdarım, suçu işleyen başkası olur ceza verirler de, sizin oğlunuz olursa cezasız kalır öyle mi? dedi.
Nuşirevan bunu duyunca rengi değişti ve çok sinirli olduğu besbelli idi:
-At sahipleri yarın şehir terketsinler… Fakat biri şehrin kuzey, biri güney kapısından çıksın dedi.
Sabah oldu ve atların değerinden fazla para verdi. Hazreti Ömer ve Ebû Vakkas Hazretleri şehri terkediyorlardı. Bir de ne görsünler, şehrin bir kapısına atı alan genç, diğer kapısına ise hükümdara yanlış bilgi veren tercüman asılmışlar ve ölmüşler bile…
Fakat ne yazıktır ki, adaletiyle meşhur bu hükümdara iman nasip olmamış ve Efendimiz (s.a.v.) imansız gittiklerine teessüf ettiği isimler arasında bunu da symıştır.
Aradan zaman geçti, Hazreti Ömer Halife-i İslâm , Sa’d ibni Ebi Vakkas ise Mısır valisi oldu. Mısır’i İslamlaştırma ameliyesinde bir de cami yapılacaktı. Bu camiye en müsait yer ise bir yahudinin yeri idi. Mısır valisi yahudinin yerine cami yapımına başladı. Yahudi çaresiz bir şekilde düşünürken müslümanlardan bir zat:
-Nedir senin bu halin? diye sordu.
O:
-Bir evim vardı, başka bir şeyim yoktu. Vali şimdi oraya cami yapıyor. Ben ne yapabilirim? Şimdi açıkta kaldım, dedi.
Müslüman ona:
-Sen git Medine’ye… Orada Halife Ömer vardır. Derdinei ona anlat. Senin derdine mutlaka çare bulur, dedi.
Yahudi daha islamiyetin nasıl bir din olduğunu bilmiyordu. Medine’ye vardı. Halife’yi sordu, bahçede olduğunu söylediler. Gitti Bahçeyi buldu. Baktı ki, oarad bir adam çalışıyorYanına yaklaşıp:
-Ben Halife Ömer’le görüşmek istiyorum, dedi.
Ona göre hükümdarın tarlada ne işi vardı. Karşısındaki:
-Derdini anlat! Ömer benim, dedi.
Yahudi derdini anlatıp, bir çare bulunmasını söyleyince Hazreti Ömer, öfkelibir şekilde , bir kemiğin üzerine bir şeyler yazıp adamın eline verdi:
-Götür bunu valiye ver, dedi.
Yahudi bu yazışmadan pek bir şey anlamamıştı. Bundan bir şey çıkmaz, diyordu kendi kendine…
Mısır’a gelip kemiği Sa’d ibni Ebi Vakkas’a verince, vali çok korkmuştu. Hemen evi eskisinden daha güzel bir şekilde tamir etti ve yahudiye verdi. Hemde memnun etmek için bir miktar yardımda bulundu. Hazreti Ömer’in gönderdiği kemiğin üzerinde sadece şu iki kelime yazılı idi:
-Ben Nuşirevan’dan daha adilim!…
Yazı kategorisi: ADALET, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, H.Z ÖMER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | 2 Yorum »
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007
Onlar Oruç Tutmadılar
Peygamberimiz bir gün ashabına oruç tutmalarını emrederek:
- Ben izin vermeden kimse orucunu açmasın, buyurur.
Herkes orucunu tutar. Akşam olunca, teker teker müracaat edenlere, iftar müsaadesi verir. Bu arada bir adam gelerek:
- Ya Resulullah! İki genç kız oruç tuttu ve yoruldular. Zat-i alinize gelmeğe utanıyorlar. Müsaade buyurursanız iftar etsinler, dedi. Resul-i Ekrem (s.a.v.) müsaade etmedi. Adam iki defa daha geldi. Sonunda Resulullah (s.av.)
- Onlar oruç tutmadılar. Bütün gün insanların etini yiyenler, nasıl oruçlu olurlar? Git onlara söyle: Oruç tuttularsa, istifra etsinler bakalım, buyurdu.
Adamcağız gitti, gerekeni söyledi. Onlar da denileni yaptı ve kan parçaları kustular. Adam Resülullah Efendimize dönerek vaziyeti bildirdi. Bunu üzerine Peygamberimiz (s.a.v.):
- Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki; eğer kusmayıp bu kan parçaları midelerinde kalsaydı, onalrı cehennem ateşi yerdi.
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GIYBET DEDİKODU, GÜNCEL, GÜNDEM, ORUC, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ, İSLAM | 1 Yorum »
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007

O Senin Ailenden Değil
Hz.Nuh’un kafirlerle beraber bulunan bir oğlu vardı. Hz. Nuh oğlunu dalgalardan kurtulmaya çalışırken görünce selendi:
- Ey oğulcağızım! Bizimle gemiye bin. Sakın kafirlerle beraber olma!
- Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım!
- Allah dilemedikçe, bugün O’nun azabından koruyacak hiçbir şey yoktur.
Hz.Nuh ile oğlunun arasına dalgalar girdi. Hz.Nuh’un oğlu da boğulanlardan oldu. Hz.nuh oğlu için çok üzülmüştü. Nasıl üzülmesinki? O kendi oğlu değil miydi? Hz.Nuh dünyada sudan kurtulamayan oğlunu hiç değilse kıyamet günü kurtarmayı arzu etti!
Muhakkak ki, ateş sudan daha şiddetlidir. Ahiret alemindeki azap daha korkunçtur. Acaba Allah, kulu Nuh’a aile efradını kurtaracağına dair bir söz vermemiş miydi? Elbette vermişti. Allah Teala sözünden caymayacağı için Hz.Nuh Allah katında oğlu için şefaatte bulunmayı istedi.
Hz.Nuh rabbine şöyle yalvardı:
- Şüphesiz oğlum benim aile efradımdandır. Muhakkak ki, senin aile efradımı kurtaracağına dair verdiğin sözün haktır. Sen hakimlerin hakimisin!
Fakat Allah, soylara, soplara değil sadece amellere bakar. Allah kendisine ortak koşanlar hakkında yapılan şefaati kabul etmez. Allah’a ortak koşan bir kimse peygamberin ailesinden biri olamaz. İsterse öz oğlu olsun! Allah, Nuh kulunun dikkatini bu hususa çekerek şöyle buyurdu:
- Ey nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü o iyi olmayan amellerin sahibidir. O halde bilmediğinm birşeyi benden isteme. Seni cahillerden olmaktan menederim.
Hz.Nuh (a.s.) hemen hatasını anladı ve derhal Allah’a yönelerek tevbe etti ve yalvardı:
- Ey rabbim! Bilmediğim bişeyi senden istemekten sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, hüsrana düşenlerden olurum.
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, PEYGAMBERLER, TARİH, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007

Öğüt
Birgün Emir Süleyman Pervane, Mevlana’dan kendisine öğüt vermesi için ricada bulumuştu.
Mevlana, bir zaman düşündükten sonra:
- Emir Pervane, Kur’anı ezberlediğini duyuyorum, doğru mu? Dedi.
Pervane:
- Evet.
- Ayrıca, Şeyh Sadreddin’den hadis ilmi okuduğunu da duydum.
- Evet doğrudur.
Bunun üzerine Mevlana şöyle buyurmuştu:
- Mademki, Allah`ın ve onun peygamberinin sözlerini okuyorsun… O sözlerden öğüt alamıyorsan, hiçbir ayet ve hadis’in emrine uyamıyorsan, benim nasihatimi nasıl dinler ve ona uyarsın.
Pervane, bu sözler üzerine ağlıyarak dışarı çıkar.
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİNİ HİKAYELER, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, H.Z MEVLANA, SORU ve CEVAPLAR, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İLGİNÇ, İSLAM, İSLAM ALİMLERİ | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007
Chat yapan bütün kızlara!!!!!!

(Bir ailenin dağılmasına sebep olan yaşanmış acı veren bir olay)
Bu olay sizlere sahibinin dilinden anlatılıyor.Uzun olmasına rağmen dikkatle okunması gereken bir ailenin sebepsiz yere üzücü bir şekilde viran oluşunu anlatan bir olay… Olayı yaşayan kız diyor ki: ” Kardeşlerim, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh İşte sizlere gerçek,acı veren,üzücü,hayatımı yok eden,geleceğimi parçalayan,aile hayatımı öldüren,eşimle yollarımızı ayıran hiyake… Ben muhafazakar ve bilinen bir ailenin ahlak ve İslam terbiyesi üzerine yetiştirilmiş kızıyım.Hiçbir zaman düşüncesiz yada eğlence arayan bir kız olmadım.Allah’ı kızdıracak bir iş yaptığımı hiç bilmem. Beni seven benimde onu sevdiğim bana fazlasıyla güvenen iyi bir insanla evlendim.Onun şımarık eşiydim hatta ailem ve akrabalarımdan bir çoğu bana eşimin beni daha önce hiçbir kızın görmediği kadar şımarttığını söylüyorlardı.
Benim eşimden birşey isteyipte onun reddedip”hayır” dediğini hatırlamam ondan ne istesem getirirdi.Birgün ona internet kullanmak istediğimi söyledim ilk önce bunun iyi olmadığını,benim için uygun olmadığını söyledi.Kurnazlıklarla ona interneti aldırdım ve kötü yönde kullanmayacağıma dair söz verdim o da kabul etti.(keşke kabul etmeseydi.)
Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HABERLER, TV, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ | 2 Yorum »
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007

Ayyaşın sonu!!!
Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisine antipati duyuyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı.
Cenazesi ortada kaldı Adamın karısı kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü Ardından herkes “Cehennemi boylamıştır” diye dünüşünüyordu. Aradan bir müddet geçti. Beldenin ileri gelenlerin den biri rüyasında ayyaş adamı cennette gördü, “Adam canım rüyadır, rüyada herşey görülür” diye geçiştirdi. Ama her gece aynı rüya tekrarlanıyordu. Hemen imama gidip durumu açtı İmam da aynı rüyayı epeydir kendisinin de görmekte olduğunu söyledi. Bunun üzerine akıllarına bu adamı gömen çobana gidip nasıl gömdüğünü, arka sından ne söylediğini sormak geldi. Birlikte çobana gittiler Selam sabahtan sonra hemen konuya girdiler:
- Bir süre önce defnetmen için karısı tarafından sana bir cenaze getirildi Sen onu nasıl gömdün? Gömerken ne dedin?
- Valla merakınızı anlamıyorum, Biliyorsunuz ben cahil biriyim Bir çukur açtım, adamı koyup üstünü kapatıverdim
- Peki bu sırada hiç birşey söylemedin mi? Bir dua falan?
- Ben pek dua mua bilmem Yalnız şunu söyledim:
“Rabbim, şimdiye kadar sen bana birçok misafir gönderdin Allah misafiriyiz diye bana geleni senin rızan için ağırlamaya memnun etmeye çalıştım. Kırk yılda bir, bir misafir de ben sana gönderiyorum. Sen de onu şanına uygun bir şekilde ağırla”
Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | » yorum bırak;
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007
Yazı kategorisi: BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, GÜZEL SÖZLER, HADIS-i SERIFLER, HADİS, TAVSİYELER, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İBRETLİK, İLGİNÇ, İSLAM | 1 Yorum »
Yazan: Site - Yönetici Mayıs 28, 2007
EMiR SULTAN

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, GENEL, GÜNCEL, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM, İSLAM ALİMLERİ | » yorum bırak;