GÖYNEM ( BEYSEHiR )

İLAHİ-KURAN-İSLAM-DİN-HABER-RESİM-VİDEO-TASAVVUF-BELGESEL-DUA-HADiS-TARİH-ŞİİR

Arşiv Mayıs 27th, 2007

Balık nasıl alınır ve saklanır?

Yazan: Admin Mayıs 27, 2007

Balık nasıl alınır ve saklanır?

Yapacağınız yemeğin tatlı ve sağlıklı olması için balığın alınmasının ve saklanmasının çok iyi bilinmesi gerekir, çünkü kırmızı etlerde olduğu gibi uzun süre dinlendirilmeye ve terbiyeye gelmez. Tazeyken veya tazeliğini muhafaza ederken tüketilmesi gereklidir. Bu nedenle dondurulacak balığın da satın alınırken taze olması gerekir. Taze balığın görünüşü son derece canlı olur. Taze balık ile bayat balığı aşağıdaki farklılıkları ile anlıyabiliriz.


1. Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri buğulanmaya başlar ve daha sonra içeri çöker


2. Taze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pulsuz balıklarda bayatlamaya başladıkça derisinin parlaklığı azalır ve özellikle karın tarafında buruşmalar meydana gelir. Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk anında düzelir. Halbuki bayatlamış balıklarda bu iz kalır. Balığın parlaklığıyla yetinmemek gerekir. Çünkü tezgahtaki balıklara devamlı su serpildiği için parlak görünebilirler.


3. Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu aynen tepsideki gibi dimdik kalkar. Halbuki bayat balığı bu şekilde kaldırınca kuyruk kısmı aşağı doğru sarkar.


4. Taze balığın solungaçları canlı kırmızı olur. Balık bayatladıkça bu renk değişir. Ancak bazı balıkçıların solungaçları kırmızı mürekkep ile boyadklarını belirtmek lazım. Solungaçlardan aşağı doğru akan kırmızı sıvıyı çok kişi kan zannedersede aslında bu mürekkeptir. Böyle bir aldatmacaya başvuran tezgahtan kesinlikle balık alınmamalıdır.


5. Taze balık hemen hemen kokusuzdur. Bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlarlar.


6. Pullu balıkların pulları tazeyken vücuda sıkıca yapışıktır. Elimizi kafadan kuyruğa doğru sürtünce pulların gelmemesi gerekir.
Balığın alınması kadar saklanması da çok önemlidir. Balıklar genelde oda sıcaklığında(20oC) 20 saat süre ile tazeliklerinden bir ºey kaybetmeden durabilirler. Bu kış ayları için geçerli olup yaz aylarında klimasız mahallerde bu süre oldukça kısalır. Eğer bu süre 20 saati geçecekse muhakkak temizlenip buzdolabına konulmalıdır. Buzdolabının +5oC’lık hacminde 3 gün, tek yıldızlı buzdolaplarının buzluklarında ki, buranın sıcaklığı 0 ila –5oC arasındadır, 14 gün saklanabilir. Daha uzun süreli saklamalar muhakkak üç yıldızlı buzdolaplarının –18oC’lık “deep-freeze”lerinde veya bağımsız “deep-freeze”lerde yapılmalıdır. Deep-freeze”lerde saklama süreleri hamsi, sardalya gibi küçük balıklar için 3 ay, 3 ila 4 adedi bir kilo gelen çipura,lüfer gibi balıklar için 5 ila 6 ay. Beheri 1 kilodan büyük balıklar için ise 6 ila 8 aydır. –25oC’lık “deep-freeze”lerde ise bu süre yaklaşık %50 artar.
Balıkların dondurulmadan önce temizlenmesi gerektiğini belirtmiştik. Ancak hamsi, sardalya ve gümüş gibi balıklar bunun istisnasıdır. Bu balıkların temizlenmeden saklanması gerekir. Dondurduğunuz balıkları çözdüğünüz taktirde tekrar dondurmamalısınız bakteri üremesi açısından sakıncalı olabilir. Bu nedenle donduracağınız balıkları aile nüfüsunuza göre iki veya üç kişilik porsiyonları içeren öğünlere bölerek dondurmak yukarıdaki problemin halli için tavsiye edilir. Balığı dondurmadan önce porsiyonlara bölüp aluminyum folyo veya asetat ile ambalajlamalı, ve üzerine balığın cinsini, dondurulduğu tarihi içeren bir etiket (stiker) yapıştırmalısınız. Ambalajları önce buzdolabının 0 ila +5oC’lık bölümünce birkaç saat soğutmalı, bilahare derin dondurucuya koymalısınız. Bu iºlem esnasında derin dondurucunuzu “ºoklama” konumuna getirmelisiniz.Balığı çözeceğiniz zaman ise, iri balıkları buzdolabının normal kısmına alıp bir gün dinlendirerek çözebilirsiniz. Haşlanmış küçük karidesleri ise hemen sıcak suya atabilirsiniz.
Balıkları dondurmadan önce hafifce tuzlamakta yarar vardır. Eti diriliğini muhafaza eder.
Balıkları donmuş olarak muhafaza ederken dikkat edilecek önemli bir husus ta çözülmüş balıkları tekrar dondurmamaktır.

Ali Metin usta`ya Tesekkur ederiz. 

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR | Yorum Yok »

Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in sıkça yaptığı dua

Yazan: Admin Mayıs 27, 2007

 

 

Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in sıkça yaptığı dua


Enes b. Mâlik (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) şu duayı çok yapardı:
“Allâhümme sebbit kalbî alâ dînike / Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl!”
Bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz sana iman ettiğimiz ve senin getirdiklerini tasdik ettiğimiz halde bizim (akıbetimiz) için korkuyor musun?” dedi. Rasûlullah (s.a.v) (cevaben şöyle) dedi:

“Kalpler, muhakkak ki Rahmân’ın parmaklarından iki parmağı arasındadır, onu (dilediği şekilde) döndürür.”

Ravi der ki: “A’meş iki parmağını gösterdi.”(Tirmizî, Kader 7, 2141)

Hadisten çıkarılan dersler:

1- Kalp yaratılış itibariyle hem iman ve küfre, hem de ayıklık ve gaflete karşı yatkındır.

2- Kişi imanının sebatı için kullukta gayret göstermez ve Allah’ın yardımı da okula erişmezse imanın muhafazası pek zordur.

3- Kadir-i Mutlak olan Allah (c.c) kalpleri dilediği yöne çevirmeye kadirdir. Ancak O, kulu için daima hayır ister. Kul, şer kapısını çalmadığı ve bu kapıdan içeri girmede ısrar etmediği müddetçe o kapı açılmaz. Kul şerri ister ve işlemede ısrar ederse o vakit şer yaratılır. Dolayısıyla şerri yaratmak şer değil; şerri yapmak şerdir. Çünkü Allah kulu için şerre razı olmaz.

4- Allah bir kişinin kalbini bir halden diğer bir hale döndürdüğü zaman, o kalbi geri çevirmeye O’ndan başka hiç kimsenin gücü yetmez.

5- İman-küfür hususunda itibar edilen son hâldir. Kişi ölürken iman üzere ölmez ise, daha önce imanlı olarak yaşadığı müddetin kıymeti kalmaz.

6- İman sahibi kullar, hallerinden emin olup da itaati bırakmamalı; imanı zayıf olanlar ise Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyerek sâlihlerden olmak için gayret göstermelidirler.

7- Her daim iman halinin muhafazası için Allah’tan yardım dilenmelidir.

8- Kalbin hayır veya şer üzere olmasının, imanın kuvvetli veya zayıf olmasının alameti kişinin amelleridir.

9- “Rahmân’ın parmağı” ibaresinden muradı selef uleması müteşabihattan sayarak açıklamamışlar, müteahhirîn uleması ise bunu Allah’ın meşieti, iradesi ve kudreti olarak açıklamışlardır.

Yazı kategorisi: DUALAR, DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HADIS-i SERIFLER, HADİS, TÜRKİYE, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM | Yorum Yok »

Borç ve sıkıntı üzerine bir hadis

Yazan: Admin Mayıs 27, 2007

 

Borç ve sıkıntı üzerine bir hadis


el-Hudrî (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) bir gün Mescid’e girdi. Orada Ensâr’dan Ebû Ümâme (r.a) denen kimse ile karşılaştı. Ona: “Ey Ebû Ümâme, niçin seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?” diye sordu. “Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Rasûlü!” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): “Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu öder.” “Evet, ey Allah’ın Rasûlü, öğret!” dedim. “Öyleyse, akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku:
“Allah’ım üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Aczden ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım.”

(Ebû Ümâme) der ki: “Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödedi.”
(Ebû Dâvûd, Salât 367, 1555)

Hadisten çıkarılan dersler:

1. İnsanı yalancı duruma düşürecek veya gücünün fevkinde oluşacak borçtan Allah’a sığınmak gerekir. Zira Rasûlullah (s.a.v)’e, Ashâb’dan biri; “Borçtan ne çok Allah’a sığınıyorsunuz!” deyince, Rasûlullah (s.a.v) cevaben; “Kişi borçlandı mı, konuşur yalan söyler, söz verir yerine getirmez.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, 880) Yani bir kişi borçlandı mı, borcunu ödemek için bir bedel veya bir vakit tayin eder; ama zamanı gelince vaat ettiği bedeli bulup veremez yahut vaat ettiği zamanda bor¬cunu ödemeye gücü yetmez ve böylece yalancı durumuna düşer.

2. Borç veya dünyalık herhangi bir sebepten dolayı kederlenip ümitsizliğe düşmek, tembellik ve atalet göstermek Allah’ın razı olmadığı hallerdendir.

3. Hadîs-i şeriften, hiçbir gayret olmaksızın sadece dua ile borcun kapanacağı manasını çıkarmak doğru değildir. Allah’tan, kavlî duanın yanı sıra, fiilî dua dediğimiz, sebeplere sarılıp gayret ve çalışmakla da yardım istemeli, rızkın temini hususunda helal yollar araştırılmalı, cesur olmalıdır.

4. Kişinin maddî durumu ne olursa olsun cimrilikten sakınmalıdır. Zira cimrilik, zemm olunan çirkin ahlâklardandır.

5. Borç alırken, kesin olarak vereceği vakit üzerine söz vermelidir. Aksi takdirde bu yalana girer.

6. Zaruri bir durum yoksa gücünün üzerinde borç almamalıdır. Peygamberimiz (s.a.v), kişinin gücünün üzerinde borç almasını gaflet olarak vasfetmiştir.

Yazı kategorisi: DiGER KONULAR, DiNi KONULAR, DİN, GENEL, GÜNCEL, GÜNDEM, HADIS-i SERIFLER, HADİS, YORUMLAR, YORUMSUZ, İSLAM | Yorum Yok »

Antepfıstığı kalbinizin dostu, kanserin düşmanı

Yazan: Admin Mayıs 27, 2007

 

Antepfıstığı kalbinizin dostu, kanserin düşmanı

Antepfıstığı, içerdiği birçok yararlı madde sayesinde kalp rahatsızlıkları ve kanserin yanı sıra hücre tahribatını önlemesi, kolesterolü azaltması gibi çok sayıda rahatsızlığa şifa.

Kronik kalp rahatsızlıkları ve kanser riskini azaltan ”resveratrol” maddesinin antepfıstığında da bulunduğunu tespit eden Yrd. Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu’nun Gaziantep Ticaret Odasının (GTO) desteğiyle ”Yeşil Altın Antepfıstığı” adlı kitabı çıktı.